Dava Açılmadan Önce Delil Tespitinde Görev ve Yetki Kuralları
Henüz dava açılmamış olan durumlarda delil tespiti istemi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 401. maddesinin birinci fıkrası uyarınca uyuşmazlığın esası hakkındaki davaya bakacak olan mahkemeden talep edilebilir. Bunun yanı sıra incelemenin niteliğine göre keşif veya bilirkişi incelemesi yapılacak şeyin bulunduğu yerdeki ya da tanık olarak dinlenecek kişinin oturduğu yerdeki sulh mahkemesinden de delil tespiti istenebilir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 401Kaynağı aç
Dava açılmadan önceki delil tespiti talepleri çekişmesiz yargı işi niteliğindedir. 6100 sayılı Kanun'un 383. maddesinin birinci fıkrası uyarınca çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece sulh hukuk mahkemesidir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2013/10039 Esas, 2013/11147 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, henüz açılmış bir dava bulunmadığı evrede delil tespitine ilişkin uyuşmazlıkların sulh hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2013/10039, K. 2013/11147Kaynağı aç
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 383Kaynağı aç
Yetki İtirazı ve Esas Davada Görevsizlik İddiası Yasağı
Uyuşmazlığın esası hakkında dava açıldığında, delil tespitini gerçekleştirmiş olan mahkemenin yetkisiz ya da görevsiz olduğu ileri sürülemez. 6100 sayılı Kanun'un 401. maddesinin üçüncü fıkrası, delil tespitini yapan mahkemenin yetki ve görevine yönelik itirazların sonradan esas davada ileri sürülmesini açık bir dille engellemektedir.
Dava açılmadan önce delil tespiti isteminin yetkisiz bir mahkemeye sunulması hâlinde, yetki itirazının bizzat bu aşamada öne sürülmesi zorunludur. Delil tespiti aşamasında yetki itirazında bulunulmaması durumunda, kanunun amir hükmü gereğince esas davaya bakan mahkeme önünde delil tespitinin yetkisiz veya görevsiz mahkemede icra edildiği iddiası dinlenmez.
Dava Açıldıktan Sonra Münhasır Görev ve Yetki
Dava açıldıktan sonra iletilen her türlü delil tespiti talebi hakkında 6100 sayılı Kanun'un 401. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca yalnızca davanın görülmekte olduğu mahkeme yetkili ve görevlidir. Bu kural davanın derdest olduğu süreç boyunca emredici nitelik taşır. Örneğin derdest bir dava devam ederken yapılan delil tespiti istemleri, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2013/5421 Esas, 2013/7170 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere davanın görülmekte olduğu mahkemede sonuçlandırılmalıdır.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2013/5421, K. 2013/7170Kaynağı aç
Davanın açılmasından sonra asıl mahkemenin bir yetkilendirmesi veya görevlendirmesi bulunmaksızın başka bir mahkeme aracılığıyla delil tespiti yaptırılması usul hükümlerine aykırıdır. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2014/5173 Esas, 2015/842 Karar sayılı ilamında işaret edildiği üzere, davanın görüldüğü mahkemenin görevlendirmesi olmaksızın başka mahkemeden yapılan bu tür tespitlere dayanılarak hüküm kurulamaz.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2014/5173, K. 2015/842Kaynağı aç
Dava açıldıktan sonra başka bir mahkemenin değişik iş dosyası üzerinden ya da tarafların yokluğunda icra edilen delil tespiti dosyaları ve düzenlenen bilirkişi raporları davanın görüldüğü mahkemece hükme esas alınamaz. Kanunun amir hükmü karşısında davanın görüldüğü mahkemenin delilleri bizzat toplaması, gerekli keşif ve incelemeleri dosya kapsamında icra ederek karar vermesi gerekir.
Noterlik İşlemleri ve Şirketlerde Değer Biçme Ayrımı
6100 sayılı Kanun'un 401. maddesinin ikinci fıkrası, 1512 sayılı Noterlik Kanunu uyarınca noterlerin yapacağı vakıa tespitine ilişkin hükümleri saklı tutmaktadır. Noterlerin anılan kanun çerçevesindeki vakıa tespiti işlemleri, mahkemelerden talep edilen delil tespiti usulünden ayrı tutulmuştur.
Şirketlerde sermaye olarak konulan ya da kuruluşta devralınacak işletme ve taşınmaz gibi malvarlığı unsurlarına değer biçilmesi istemleri delil tespiti niteliğinde sayılmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 343. maddesi uyarınca şirket merkezinin bulunacağı yerdeki asliye ticaret mahkemesi bilirkişiler tayin ederek bu değerlemeyi yürütür. Düzenlenen bilirkişi raporuna kurucuların ve menfaat sahiplerinin itiraz hakkı bulunmakta olup mahkemece onaylanan bilirkişi kararı kesindir.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 343Kaynağı aç
Dava açıldıktan sonra sulh hukuk mahkemesinden delil tespiti istenebilir mi?
Hayır, dava açıldıktan sonraki her türlü delil tespiti talebinde münhasıran davanın görülmekte olduğu mahkeme yetkili ve görevlidir. Bu aşamada sulh hukuk mahkemesinden yaptırılan delil tespitleri davanın esasına bakan mahkemece hükme esas alınamaz.
Dava açılmadan önceki delil tespitine karşı yetkisizlik iddiası esas davada öne sürülebilir mi?
Hayır, esas hakkında açılan davada delil tespitini gerçekleştiren mahkemenin yetkisiz veya görevsiz olduğu ileri sürülemez. Yetki itirazının tespitin talep edildiği mahkemede ve henüz tespit aşamasındayken öne sürülmesi gerekmektedir.
Dava sürerken başka mahkemede yaptırılan delil tespiti raporuna dayanılarak karar verilebilir mi?
Hayır, davanın açılmasından sonra asıl mahkemenin görevlendirmesi bulunmaksızın başka bir mahkemeden temin edilen tespite dayanılarak hüküm verilemez. Araştırma ve bilirkişi incelemesinin davanın görüldüğü mahkemece bizzat yapılması zorunludur.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

