HMK Madde 401 Delil Tespitinde Görevli ve Yetkili Mahkeme

by Avukat Erdal Ersoy
HMK Madde 401 Delil Tespitinde Görevli ve Yetkili Mahkeme

Dava Açılmadan Önce Delil Tespitinde Görev ve Yetki Kuralları

Henüz dava açılmamış olan durumlarda delil tespiti istemi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 401. maddesinin birinci fıkrası uyarınca uyuşmazlığın esası hakkındaki davaya bakacak olan mahkemeden talep edilebilir. Bunun yanı sıra incelemenin niteliğine göre keşif veya bilirkişi incelemesi yapılacak şeyin bulunduğu yerdeki ya da tanık olarak dinlenecek kişinin oturduğu yerdeki sulh mahkemesinden de delil tespiti istenebilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 401Kaynağı aç
MADDE 401- (1) Henüz dava açılmamış olan hâllerde delil tespiti, esas hakkındaki davaya bakacak olan mahkemeden veya üzerinde keşif yahut bilirkişi incelemesi yapılacak olan şeyin bulunduğu veya tanık olarak dinlenilecek kişinin oturduğu yer sulh mahkemesinden istenir. (2) Noterlerin, 18/1/1972 tarihli ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu uyarınca yapacağı vakıa tespitine ilişkin hükümler saklıdır. (3) Esas hakkında açılan davada, delil tespiti yapan mahkemenin yetkisiz ve görevsiz olduğu ileri sürülemez. (4) Dava açıldıktan sonra yapılan her türlü delil tespiti talebi hakkında sadece davanın görülmekte olduğu mahkeme yetkili ve görevlidir. Delil tespiti talebi ve karar

Dava açılmadan önceki delil tespiti talepleri çekişmesiz yargı işi niteliğindedir. 6100 sayılı Kanun'un 383. maddesinin birinci fıkrası uyarınca çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece sulh hukuk mahkemesidir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2013/10039 Esas, 2013/11147 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, henüz açılmış bir dava bulunmadığı evrede delil tespitine ilişkin uyuşmazlıkların sulh hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekir.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2013/10039, K. 2013/11147Kaynağı aç
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi         2013/10039 E.  ,  2013/11147 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Delil tespitine ilişkin istem neticesinde Karapınar Sulh Hukuk ve Karapınar Asliye Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Dava, delil tespiti istemine ilişkindir. Karapınar Sulh Hukuk Mahkemesince, istemin el atmanın önlenmesi,ecri misil ve tazminat istemine ilişkin olup değere bağlı dava mahiyetinde olması nedeniyle HMK'nun 2.maddesi göre görevin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Karapınar Asliye Hukuk Mahkemesi ise,delil tespitine ilişkin istemin HMK'nun 382. maddesi gereğince çekişmesiz yargı işlerinden sayıldığı,aynı yasanın 383 .maddesi gereğince çekişmesiz yargı işlerinde Sulh hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu,aynı yasanın 401/1 maddesi gereğincede görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olarak düzenlenmesi karşısında karşı görevsizlik yönünde hüküm kurmuştur. Kanunda çekişmesiz yargı işlerinin neler olduğu düzenlenmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 382/1 maddesinde "Çekişmesiz yargı, hukukun, mahkemelerce, aşağıdaki üç ölçütten birine veya birkaçına göre bu yargıya giren işlere uygulanmasıdır…" hükmü ile "ilgililer arasında uyuşmazlık olmayan haller, ilgililerin ileri sürebileceği herhangi bir hakkın bulunmadığı haller ve hakimin re’sen harekete geçtiği haller … " olmak üzere çekişmesiz yargının genel çerçevesi belirlenerek, mümkün olduğunca çekişmesiz yargı işleri sayılarak belirtilmiştir. Ancak bu sayma sınırlı olmadığından yasa maddesinde sayılmayan fakat çekişmesiz yargı ölçütlerini taşıyan diğer işlerin de çekişmesiz yargı işi olarak kabulü gerekir. Yani, 382. maddede sayılmamakla beraber çekişmesiz yargının ölçütlerinden birini veya birkaçını taşıyan bir iş de çekişmesiz yargı işi olarak değerlendirilmelidir. Somut olayda, davacı vekili, müvekkili ile davalının paydaş olduğu taşınmazı davalının tek başına kullanması nedeniyle anılan taşınmazdaki ekili ürünlerin ve değerinin ileride açacakları el atmanın önlenmesi,ecrimisil ve tazminat davalarına delil olmak üzere bilirkişi marifetiyle tespitini talep etmiştir. Delil tespitine ilişkin taleplerin 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 382. maddesinde belirtilen çekişmesiz yargı işlerinden sayılmalıdır. Aynı yasanın 383. maddesinde, çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkemenin aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece sulh hukuk mahkemesi olacağı hükmüne yer verilmiştir. Yine, HMK.'nun 401/1 maddesinde “Henüz dava açılmamış olan hâllerde delil tespiti, esas hakkındaki davaya bakacak olan mahkemeden veya üzerinde keşif yahut bilirkişi incelemesi yapılacak olan şeyin bulunduğu veya tanık olarak dinlenilecek kişinin oturduğu yer sulh mahkemesinden istenir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu durumda, delil tespitine ilişkin uyuşmazlığın Sulh Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 Sayılı HMK.’nun 21. ve 22.(1086 sayılı HUMK.’nun 25. ve 26.) maddeleri gereğince Karapınar Sulh Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 11/7/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 383Kaynağı aç
MADDE 383- (1) Çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece sulh hukuk mahkemesidir. Çekişmesiz yargı işlerinde yetki

Yetki İtirazı ve Esas Davada Görevsizlik İddiası Yasağı

Uyuşmazlığın esası hakkında dava açıldığında, delil tespitini gerçekleştirmiş olan mahkemenin yetkisiz ya da görevsiz olduğu ileri sürülemez. 6100 sayılı Kanun'un 401. maddesinin üçüncü fıkrası, delil tespitini yapan mahkemenin yetki ve görevine yönelik itirazların sonradan esas davada ileri sürülmesini açık bir dille engellemektedir.

Dava açılmadan önce delil tespiti isteminin yetkisiz bir mahkemeye sunulması hâlinde, yetki itirazının bizzat bu aşamada öne sürülmesi zorunludur. Delil tespiti aşamasında yetki itirazında bulunulmaması durumunda, kanunun amir hükmü gereğince esas davaya bakan mahkeme önünde delil tespitinin yetkisiz veya görevsiz mahkemede icra edildiği iddiası dinlenmez.

Dava Açıldıktan Sonra Münhasır Görev ve Yetki

Dava açıldıktan sonra iletilen her türlü delil tespiti talebi hakkında 6100 sayılı Kanun'un 401. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca yalnızca davanın görülmekte olduğu mahkeme yetkili ve görevlidir. Bu kural davanın derdest olduğu süreç boyunca emredici nitelik taşır. Örneğin derdest bir dava devam ederken yapılan delil tespiti istemleri, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2013/5421 Esas, 2013/7170 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere davanın görülmekte olduğu mahkemede sonuçlandırılmalıdır.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2013/5421, K. 2013/7170Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2013/5421 E.  ,  2013/7170 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Taraflar arasındaki davada İstanbul 13. İş Mahkemesi ve Kadıköy(Kapatılan) 3. İş Mahkemelerince ayrı ayrı etkisizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: – K A R A R – Dava, delil tespiti istemine ilişkindir. İstanbul 13. İş Mahkemesince, dava açıldıktan sonra delil tespitinin ancak davanın görüldüğü mahkemeden istenebileceği gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir. Kadıköy 3. İş Mahkemesi ise, uyuşmazlığın iş kazasının meydana geldiği yer olan Kağıthane'nin bağlı olduğu İstanbul İş Mahkemesince görülmesi gerektiğini belirterek yetkisizlik yönünde hüküm kurmuştur. HMK.'nın 401/1 maddesine göre “Henüz dava açılmamış olan hâllerde delil tespiti, esas hakkındaki davaya bakacak olan mahkemeden veya üzerinde keşif yahut bilirkişi incelemesi yapılacak olan şeyin bulunduğu veya tanık olarak dinlenilecek kişinin oturduğu yer sulh mahkemesinden istenir.” Aynı maddenin 4. fıkrasında ise “ Dava açıldıktan sonra yapılan her türlü delil tespiti talebi hakkında sadece davanın görülmekte olduğu mahkeme yetkili ve görevlidir.” hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda …'in maluliyet oranının da araştırıldığı derdest davanın Kadıköy 3. İş Mahkemesi'nin 2008/897 esas sayılı dosyasında devam ettiği anlaşıldığından, yasanın amir hükmü uyarınca delil tespitine ilişkin uyuşmazlığın Kadıköy(Kapatılan) 3. İş Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 Sayılı HMK.’nın 21. ve 22. maddeleri gereğince Kadıköy(Kapatılan) 3. İş Mahkemesi Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 17.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Davanın açılmasından sonra asıl mahkemenin bir yetkilendirmesi veya görevlendirmesi bulunmaksızın başka bir mahkeme aracılığıyla delil tespiti yaptırılması usul hükümlerine aykırıdır. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2014/5173 Esas, 2015/842 Karar sayılı ilamında işaret edildiği üzere, davanın görüldüğü mahkemenin görevlendirmesi olmaksızın başka mahkemeden yapılan bu tür tespitlere dayanılarak hüküm kurulamaz.

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2014/5173, K. 2015/842Kaynağı aç
15. Hukuk Dairesi         2014/5173 E.  ,  2015/842 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı-birleşen dosya davacısı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı-birleşen dosya davalısı vekili Avukat … ile davalı-birleşen dosya davacısı vekili Avukat … geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmâl edilerek gelmiş dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü: – K A R A R – Asıl davada, satışa konu malzemelerin ve ekipman bedelinin ödenmediği, takibe de ayıplı olduğundan bahisle itiraz edildiğinden itirazın iptâline, takibin devamına, %40'dan az olmamak üzere tazminata hükmedilmesi istenmiştir. Davalı savunmasında, davacının yapımını üstlendiği sondaj makinası ve bir takım çamur tankının ayıplı olduğunu, ayıplar giderilmediğinden takibe konu iş bedelinden kalan alacağın ödenmediğini, bu nedenle davanın reddiyle %40 tazminata hükmedilmesini, birleşen davasında da, yaptırılan tesbitte makina ve ekipmanların kullanılamayacak derecede ayıplı olduğu anlaşıldığından davalıya iadesiyle iş bedeli karşılığı ödenen 2.208.015,74 TL'nin reeskont faiziyle istirdadına karar verilmesini istemiştir. Mahkemece asıl davanın kabulüne, birleşen dava ile tazminat istemlerinin reddine karar verilmiş, karar davalı ve birleşen dosyada davacı vekilince temyiz edilmiştir. Taraflar arasında düzenlenen 02.04.2008 tarihli sözleşmede, bir adet sondaj makinesi ile bir adet çamur tankının ekli teknik şartnameye uygun anahtar teslimi imâli kararlaştırılmış, 8. madde ile her türlü ayıba karşı kabulden itibaren 24 ay süreyle garanti verilmiştir. Davalı elemanlarınca 22.07.2009 tarihinde geçici kabulünün yapıldığı, 29.12.2009 tarihli tutanakla da bir kısım malzemenin kabulünün yapıldığı belirtilerek sondaj makinasının sahaya nakil sonrası sondaja hazır hale getirilmesiyle kesin kabulünün yapılmasına karar verilmiştir. Davalı tarafça davacıya gönderilen 18.05.2010 tarihli yazıda, makina ve ekipmanların sık sık ve defalarca arızalar meydana getirdiğini, arızanın giderilerek kesin kabule hazır hale getirilmesi istenmiştir. Ancak arızaların giderilmediğinden bahisle mahkemeden tespit istenmiş, üç kişilik uzman heyetle mahallinde yapılan incelemede sondaj makinasının ekipmanlarıyla uyumlu olmadığı, deneyimli elemanlarca çalıştırılması ve eğitim verilmesi gereğine değinilmiş, ayrıca petrol sektöründe bilinen standartlara göre imâl edilmediğinden ve sahada çalıştırılarak fonksiyon testleri yapılamadığından dolayı makinanın kapasitesinin belirlenemediği görüşüne yer verilmiştir. Mahkemece hukukçu, mali müşavir ve makina mühendisinden oluşan bilirkişi kurulundan alınan raporda, makina üzerinde yapılan inceleme sonucu, sondaj makinası ve ekipmanının sözleşme ve teknik şartnamedeki koşullara uygun olduğu, ayıp ve arızasının bulunmadığı bildirilmiş, tarafların itirazları üzerine alınan ek raporda da sonuç değişmemiştir. Davalı ve karşı davacı tarafından ….. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde yaptırılan tespite, 1086 sayılı HUMK'nın 370. madde ve 6100 sayılı HMK'nın 401/4. maddeleri hükmünce, dava açıldıktan sonra başka mahkemeden, asıl mahkemesince görevlendirmeden tespit yapıldığından itibar edilemez. Ne var ki, hükme dayanak bilirkişi raporunda yer alan hukukçu ve mali müşavirin de konunun uzmanı olduğu söylenemez. Oysa sondaj makinesi ve ekipmanın incelenmesi özel teknik bilgiyi gerektirmektedir. Sadece bir makina mühendisinin heyette yer alması yeterli değildir. O halde mahkemece yapılması gereken iş, 6100 sayılı Yasa'nın 266 ve devamı maddelerince ……… makina kürsüsü öğretim üyelerinden oluşan sondaj makinası ve ekipmanı konusunda uzman üç kişilik bilirkişi heyetine yeniden inceleme yaptırmak, taraf itirazlarını cevaplandırmak, anılan Yasa'nın 281/3. maddesince gerçeğin ortaya çıkmasını sağlamak, gerektiğinde ve çelişkili olduğunda yeniden oluşturulacak aynı nitelikteki başka heyetten inceleme istemek ve Yargıtay denetimine elverişli rapor almak, sonucuna göre ayıplı ise mülga 818 sayılı BK'nın 360. maddesine göre değerlendirme yapılarak, ayıplı değilse şimdiki gibi hüküm kurmaktan ibarettir. Bu hususlar üzerinde durulmadan yetersiz bilirkişi raporuyla hükme varılması usul ve yasaya aykırı olmuş, kararın bozulması uygun bulunmuştur. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ve karşı davacının temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün yararına BOZULMASINA, 1.100,00 TL vekâlet ücretinin davacı-birleşen dosya davalısından alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalı-birleşen dosya davacısına verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalı-birleşen dosya davacısına geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 19.02.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Dava açıldıktan sonra başka bir mahkemenin değişik iş dosyası üzerinden ya da tarafların yokluğunda icra edilen delil tespiti dosyaları ve düzenlenen bilirkişi raporları davanın görüldüğü mahkemece hükme esas alınamaz. Kanunun amir hükmü karşısında davanın görüldüğü mahkemenin delilleri bizzat toplaması, gerekli keşif ve incelemeleri dosya kapsamında icra ederek karar vermesi gerekir.

Noterlik İşlemleri ve Şirketlerde Değer Biçme Ayrımı

6100 sayılı Kanun'un 401. maddesinin ikinci fıkrası, 1512 sayılı Noterlik Kanunu uyarınca noterlerin yapacağı vakıa tespitine ilişkin hükümleri saklı tutmaktadır. Noterlerin anılan kanun çerçevesindeki vakıa tespiti işlemleri, mahkemelerden talep edilen delil tespiti usulünden ayrı tutulmuştur.

Şirketlerde sermaye olarak konulan ya da kuruluşta devralınacak işletme ve taşınmaz gibi malvarlığı unsurlarına değer biçilmesi istemleri delil tespiti niteliğinde sayılmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 343. maddesi uyarınca şirket merkezinin bulunacağı yerdeki asliye ticaret mahkemesi bilirkişiler tayin ederek bu değerlemeyi yürütür. Düzenlenen bilirkişi raporuna kurucuların ve menfaat sahiplerinin itiraz hakkı bulunmakta olup mahkemece onaylanan bilirkişi kararı kesindir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 343Kaynağı aç
MADDE 343- (1) Konulan ayni sermaye ile kuruluş sırasında devralınacak işletmelere ve ayınlara, şirket merkezinin bulunacağı yerdeki asliye ticaret mahkemesince atanan bilirkişilerce değer biçilir. Değerleme raporunda, uygulanan değerleme yönteminin somut olayın özellikleri bakımından herkes için en adil ve uygun seçim olduğu; sermaye olarak konulan alacakların gerçekliğinin, geçerliğinin ve 342 nci maddeye uygunluğunun belirlendiği, tahsil edilebilirlikleri ile tam değerleri; ayni olarak konulan her varlık karşılığında tahsis edilmesi gereken pay miktarı ile Türk Lirası karşılığı, tatmin edici gerekçelerle ve hesap verme ilkesinin icaplarına göre açıklanır. Bu rapora kurucular (…)[47] ve menfaat sahipleri itiraz edebilir. Mahkemenin onayladığı bilirkişi kararı kesindir. VII – Pay bedellerinin ödenmesi 1. Nakdî sermaye
Dava açıldıktan sonra sulh hukuk mahkemesinden delil tespiti istenebilir mi?

Hayır, dava açıldıktan sonraki her türlü delil tespiti talebinde münhasıran davanın görülmekte olduğu mahkeme yetkili ve görevlidir. Bu aşamada sulh hukuk mahkemesinden yaptırılan delil tespitleri davanın esasına bakan mahkemece hükme esas alınamaz.

Dava açılmadan önceki delil tespitine karşı yetkisizlik iddiası esas davada öne sürülebilir mi?

Hayır, esas hakkında açılan davada delil tespitini gerçekleştiren mahkemenin yetkisiz veya görevsiz olduğu ileri sürülemez. Yetki itirazının tespitin talep edildiği mahkemede ve henüz tespit aşamasındayken öne sürülmesi gerekmektedir.

Dava sürerken başka mahkemede yaptırılan delil tespiti raporuna dayanılarak karar verilebilir mi?

Hayır, davanın açılmasından sonra asıl mahkemenin görevlendirmesi bulunmaksızın başka bir mahkemeden temin edilen tespite dayanılarak hüküm verilemez. Araştırma ve bilirkişi incelemesinin davanın görüldüğü mahkemece bizzat yapılması zorunludur.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu