HMK Madde 393 İhtiyati Tedbir Kararının Uygulanması

by Avukat Erdal Ersoy
HMK Madde 393 İhtiyati Tedbir Kararının Uygulanması

İhtiyati Tedbir Kararının Uygulanmasını Talep Süresi

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 393/1 uyarınca ihtiyati tedbir kararının uygulanması, kararın tedbir isteyen tarafa tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde talep edilmek zorundadır. Kanuni süre içinde dava açılmış olsa dahi, bir haftalık süre içinde tedbirin uygulanması talep edilmediği takdirde tedbir kararı kendiliğinden kalkar.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 393Kaynağı aç
MADDE 393- (1) İhtiyati tedbir kararının uygulanması, bu kararın, tedbir isteyen tarafa tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde talep edilmek zorundadır. Aksi hâlde, kanuni süre içinde dava açılmış olsa dahi, tedbir kararı kendiliğinden kalkar.[65] (2) Tedbir kararının uygulanması, kararı veren mahkemenin yargı çevresinde bulunan veya tedbir konusu mal ya da hakkın bulunduğu yer icra dairesinden talep edilir. Mahkeme, kararında belirtmek suretiyle, tedbirin uygulanmasında, yazı işleri müdürünü de görevlendirebilir. (3) İhtiyati tedbir kararının uygulanması için, gerekirse zor kullanılabilir. Zor kullanmak hususunda, bütün kolluk kuvvetleri ve köylerde muhtarlar, uygulamayı gerçekleştirecek memurun yazılı başvurusu üzerine, kendisine yardım etmek ve emirlerine uymakla yükümlüdürler. (4) İhtiyati tedbiri uygulayan memur, bir tutanak düzenler. Bu tutanakta, tedbir konusu ve bulunduğu yer gösterilir; tedbir konusu ile ilgili her türlü iddia bu tutanağa geçirilir. Tedbiri uygulayan memur, bu tutanağın bir örneğini tedbir sırasında hazır bulunmayan taraflara ve duruma göre üçüncü kişiye tebliğ eder. (5) İhtiyati tedbir kararları hakkında kanun yoluna başvurulması hâlinde, tedbire ilişkin dosya ve delillerin sadece örnekleri ilgili mahkemeye gönderilir. İhtiyati tedbir kararına karşı itiraz

İhtiyati tedbirin ayakta kalabilmesi bakımından tedbir isteyen tarafın kanuni süresi içinde yetkili merciye başvurarak tedbirin uygulanmasını talep etmesi yeterli kabul edilir. Taraf başvuru yükümlülüğünü süresinde tamamladıktan sonra ilgili merciin tedbiri geç uygulaması taraf aleyhine bir sonuç doğurmaz.

Tedbiri Uygulayacak Merci ve Görevlendirme

Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 393/2 hükmü gereğince tedbir kararının yerine getirilmesi, kararı veren mahkemenin yargı çevresinde bulunan veya tedbir konusu mal ya da hakkın yer aldığı bölgedeki icra dairesinden talep edilir. Mahkeme ayrıca kararında açıkça belirtmek koşuluyla tedbirin uygulanması için mahkeme yazı işleri müdürünü görevlendirebilir.

İhtiyati tedbir kararlarının yerine getirilmesi İcra ve İflas Kanunu m. 25/a maddesi kapsamında takip konusu yapılamaz. Bu kararların infazında icra müdürlüğü personeli, yazı işleri müdürü veya görevlendirilen adliye görevlisi infaz memuru sıfatıyla hareket eder.

Uygulama Esnasında Zor Kullanma Yetkisi ve Tutanak Düzeni

İhtiyati tedbir kararının yerine getirilmesi esnasında gerek duyulması hâlinde zor kullanılabilir. HMK m. 393/3 kapsamında, uygulamayı yapacak memurun yazılı başvurusu üzerine bütün kolluk kuvvetleri ile köylerde muhtarlar yardım etmek ve verilen emirlere uymakla yükümlüdür.

Tedbiri uygulayan memur işlem sırasında bir tutanak düzenlemekle mükelleftir. Düzenlenen tutanakta tedbir konusu ve bulunduğu yer açıkça gösterilir, tedbir konusuna ilişkin ileri sürülen her türlü iddia bu tutanağa kaydedilir. Memur, tutanağın bir örneğini işlem sırasında hazır bulunmayan taraflara ve durumun gerektirmesi hâlinde üçüncü kişiye tebliğ eder.

İnfaz İşlemlerine Yönelik İtiraz ve Şikayetlerin İncelenmesi

İcra ve İflas Kanunu m. 4/1 uyarınca icra ve iflas dairelerinin muamelelerine karşı yapılan şikayet ve itirazları inceleme görevi kural olarak icra mahkemesine verilmiştir. Ancak mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararlarının esasına ve infaz memurunun gerçekleştirdiği işlemlere yönelik şikayet ve itirazlar HMK m. 394 ve devamı maddeleri çerçevesinde tedbir kararını veren mahkemece incelenir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 4Kaynağı aç
Madde 4 – (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) (Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/1 md.) İcra ve iflâs dairelerinin muamelelerine karşı yapılan şikâyetlerle itirazların incelenmesi icra mahkemesi hâkimi yahut kanun gereğince bu görev kendisine verilmiş olan hâkim tarafından yapılır. İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü ile Adalet Bakanlığınca icra mahkemesinin birden fazla dairesi kurulabilir. Bu durumda icra mahkemesi daireleri numaralandırılır. İcra mahkemesinin birden fazla dairesi bulunan yerlerde iş dağılımı ve buna ilişkin esaslar, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir. Her icra mahkemesi hâkimi, kendisine Adlî Yargı Adalet Komisyonu Başkanlığınca dönüşümlü olarak bağlanan icra ve iflâs dairelerinin muamelelerine yönelik şikâyetleri ve itirazları inceler, icra daireleri başkanlığı kurulmayan yerlerde bu dairelerin gözetim ve denetimlerini yapar, idarî işlerine bakar.[5] İcra yetkisini haiz sulh mahkemelerinin muamelelerine karşı vuku bulacak şikayet ve itirazların icra mahkemesi o mahkemenin hakimidir. Sorumluluk:

Dava açılmadan önce ihtiyati tedbir kararını veren mahkeme ile sonrasında esas hakkında davanın açıldığı aynı yargı çevresindeki aynı tür mahkemenin farklı olması durumunda, ihtiyati tedbir kararına itirazın esas davaya bakan mahkeme tarafından incelenip karara bağlanması gerekir. Aynı yargı çevresinde birden fazla aynı nitelikteki mahkeme arasındaki ilişki iş dağılımı ilişkisi niteliğindedir.

Görevsizlik, Yetkisizlik ve Kanun Yolu Başvurusu

Mahkemenin görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermesi durumunda, HMK m. 20/1 uyarınca iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurularak dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesi talep edilmelidir; aksi takdirde dava açılmamış sayılır ve bu konuda mahkemece resen karar verilir. İki mahkemenin de görevsizlik kararı vermesi veya kesin yetki hâllerinde iki mahkemenin de yetkisizlik kararı verip bu kararların kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi durumunda ise görevli veya yetkili mahkeme, HMK m. 21 ve m. 22 hükümleri uyarınca bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca belirlenir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 20Kaynağı aç
MADDE 20- (1) Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde, taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, (…)[1] süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi takdirde dava açılmamış sayılır ve görevsizlik veya yetkisizlik kararı veren mahkemece bu konuda resen karar verilir.[2] (2) Dosya kendisine gönderilen mahkeme, kendiliğinden taraflara davetiye gönderir. Yargı yeri belirlenmesini gerektiren sebepler
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 21Kaynağı aç
MADDE 21- (1) Aşağıdaki hâllerde, davaya bakacak mahkemenin tayini için yargı yeri belirlenmesi yoluna başvurulur: a) Davaya bakmakla görevli ve yetkili mahkemenin davaya bakmasına herhangi bir engel çıkarsa. b) İki mahkeme arasında yargı çevrelerinin sınırlarının belirlenmesi konusunda bir tereddüt ortaya çıkarsa. c) İki mahkeme de görevsizlik kararı verir ve bu kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşirse. ç) Kesin yetki hâllerinde, iki mahkeme de yetkisizlik kararı verir ve bu kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşirse. İnceleme yeri
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 22Kaynağı aç
MADDE 22- (1) Yetkili mahkemenin bir davaya bakmasına herhangi bir engel bulunduğu yahut iki mahkeme arasında yargı çevrelerinin sınırlarının belirlenmesinde tereddüt ortaya çıktığı takdirde, yetkili mahkemenin tayininde, ilk derece mahkemeleri için bölge adliye mahkemelerine, bölge adliye mahkemeleri için Yargıtaya başvurulur. (2) İki mahkemenin aynı dava hakkında göreve veya yetkiye ilişkin olarak verdikleri kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği takdirde, görevli veya yetkili mahkeme, ilgisine göre bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca belirlenir. İnceleme usulü ve sonucu

İhtiyati tedbir kararlarına karşı kanun yoluna başvurulmuş olması tedbir kararının uygulanmasını durdurmaz. HMK m. 393/5 uyarınca tedbir kararları hakkında kanun yoluna başvurulması hâlinde, tedbire ilişkin dosya ve delillerin sadece örnekleri ilgili mahkemeye gönderilir.

İhtiyati tedbir kararının uygulanması ne kadar süre içinde talep edilmelidir?

İhtiyati tedbir kararının uygulanması, kararın tedbir isteyen tarafa tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde talep edilmelidir; süresi içinde talep edilmezse dava açılmış olsa bile tedbir kararı kendiliğinden kalkar.

İlgili merciin tedbiri geç uygulaması tedbiri düşürür mü?

İhtiyati tedbirin ayakta kalabilmesi için süresinde uygulanmasının talep edilmiş olması yeterli kabul edilmiş olup, taraf üzerine düşeni yaptıktan sonra ilgili merciin tedbiri geç uygulaması durumunda taraf aleyhine bir sonuç doğmaması amaçlanmıştır.

İhtiyati tedbiri uygulayan memurun işlemlerine karşı nereye başvurulur?

İhtiyati tedbirin infazına ve tedbiri uygulayan memurun işlemlerine yönelik şikayet ve itirazlar icra mahkemesine değil, tedbir kararını veren mahkemeye yöneltilir.

Tedbir kararına karşı kanun yoluna başvurulması uygulamayı durdurur mu?

Kanun yoluna başvurulmuş olması ihtiyati tedbir kararının uygulanmasını durdurmaz ve kanun yolu incelemesi için tedbire ilişkin dosya ve delillerin sadece örnekleri gönderilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu