HMK Madde 370: Yargıtay’da Onama ve Düzelterek Onama

by Avukat Erdal Ersoy
HMK Madde 370: Yargıtay'da Onama ve Düzelterek Onama

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesinin birinci fıkrasına göre Yargıtay, onama kararında onadığı kararın hukuk kurallarına uygunluk gerekçesini göstermek zorundadır. Maddenin sonraki fıkraları, belirli şartlarla düzelterek onamayı, kimlik ile yazı, hesap ve diğer açık ifade yanlışlıklarını ve gerekçenin değiştirilerek onanmasını düzenler.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 370Kaynağı aç
MADDE 370- (1) Yargıtay, onama kararında, onadığı kararın hukuk kurallarına uygunluk gerekçesini göstermek zorundadır. (2) (Değişik: 31/3/2011-6217/29 md.) Temyiz olunan kararın, esas yönünden kanuna uygun olup da kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş olmasından dolayı bozulması gerektiği ve kanuna uymayan husus hakkında yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde Yargıtay, kararı düzelterek onayabilir. Esas yönünden kanuna uygun olmayan kararlar ile hâkimin takdir yetkisi kapsamında karara bağladığı edalar hakkında bu fıkra hükmü uygulanmaz. (3) Tarafların kimliklerine ait yanlışlıklarla, yazı, hesap veya diğer açık ifade yanlışlıkları hakkında da bu hüküm uygulanır. (4) Karar, usule ve kanuna uygun olup da gösterilen gerekçe doğru bulunmazsa, gerekçe değiştirilerek ve düzeltilerek onanır. Bozma sebepleri

Onama kararında gösterilecek gerekçe

Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası, onama kararını gerekçesiz bırakmaz. Gösterilmesi gereken husus, onanan kararın hukuk kurallarına uygunluk gerekçesidir. Böylece onama sonucunun hangi hukuki uygunluk nedeniyle verildiği kararda açıklanır.

Düzelterek onamanın şartları ve sınırları

370. maddenin ikinci fıkrasının metni, 31/3/2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun'un 29. maddesiyle değiştirildiğini gösterir. Temyiz olunan karar esas yönünden kanuna uygun olmakla birlikte kanunun olaya uygulanmasında hata edilmişse ve kanuna uymayan husus için yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmuyorsa Yargıtay kararı düzelterek onayabilir.

Bu imkân sınırsız değildir. Esas yönünden kanuna uygun olmayan kararlar hakkında ikinci fıkra uygulanmaz. Hâkimin takdir yetkisi kapsamında karara bağladığı edalar da bu fıkranın dışındadır.

Açık yanlışlıklar ve gerekçenin değiştirilmesi

370. maddenin üçüncü fıkrası, tarafların kimliklerine ait yanlışlıklar ile yazı, hesap veya diğer açık ifade yanlışlıkları hakkında da bu hükmün uygulanacağını belirtir. Fıkra bu yanlışlıkları anılan hüküm kapsamında ele alır.

Dördüncü fıkraya göre karar usule ve kanuna uygun olup gösterilen gerekçe doğru bulunmazsa gerekçe değiştirilerek ve düzeltilerek onanır. Aranan uygunluk hem usule hem kanuna ilişkindir. Kararın usule veya kanuna uygun olmadığı bir durumda bu fıkraya dayanılarak aynı sonucun verileceği anlamı doğmaz.

İstinaf incelemesindeki benzer ama ayrı hükümler

Bölge adliye mahkemesinin incelemesi, Yargıtay'ın 370. madde kapsamındaki yetkisinden ayrı düzenlenmiştir. 353. maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendine göre incelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılırsa başvurunun esastan reddine karar verilir. Bu bent, davanın esasıyla ilgili olarak duruşma yapılmadan karar verilen hâllerdendir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 353Kaynağı aç
MADDE 353- (1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa; a) Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir: 1) Davaya bakması yasak olan hâkimin karar vermiş olması. 2) İleri sürülen haklı ret talebine rağmen reddedilen hâkimin davaya bakmış olması. 3) Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması (…)48 4) Diğer dava şartlarına aykırılık bulunması. 5) Mahkemece usule aykırı olarak davanın veya karşı davanın açılmamış sayılmasına, davaların birleştirilmesine veya ayrılmasına, (…)48 karar verilmiş olması. 6) (Değişik:22/7/2020-7251/35 md.) Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması. b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine, 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, 3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra başvurunun esastan reddine veya yeniden esas hakkında,[49] duruşma yapılmadan karar verilir. İnceleme

Aynı bendin (2) numaralı alt bendine göre yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş ve yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmamışsa bölge adliye mahkemesi düzelterek yeniden esas hakkında karar verebilir. Kararın gerekçesinde hata edilmiş olması da bu bentte ayrıca yer alır. Bu yetki istinaf merciine aittir ve Yargıtay'ın 370. maddenin ikinci fıkrasındaki düzelterek onaylama yetkisinin yerine geçmez.

Yargılamadaki eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikteyse, bunların tamamlanmasından sonra başvurunun esastan reddine veya yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilir. Bu düzenleme de istinaf merciine ilişkindir.

İstinaf incelemesinin kapsamı ayrıca belirlenmiştir. 355. maddenin birinci fıkrasına göre inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı yapılır. Bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık görürse bunu resen gözetir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 355Kaynağı aç
MADDE 355- (1) İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir. Duruşma yapılması ve karar verilmesi[50]

Kararlarda görülen onama uygulamaları

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin E. 2022/1184, K. 2022/3566 sayılı kararında davalı vekilinin temyizi yönünden bölge adliye mahkemesi kararı, 370. maddenin birinci fıkrası uyarınca onanmıştır. Aynı kararda davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Bu sonuç, ilgili dosyadaki temyiz istemlerine özgüdür.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/1184, K. 2022/3566Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2022/1184 E.  ,  2022/3566 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ İLK DERECE MAHKEMESİ : ANKARA 2. TÜKETİCİ MAHKEMESİ Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen tazminat davasının yapılan yargılamasında davanın kısmen kabulüne dair verilen hüküm hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine dair verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I 1)Davacı vekilinin, temyiz itirazının incelenmesinde; 6763 sayılı yasa ile 6100 sayılı HMK'na eklenen geçici 1. madde uyarınca, aynı Kanunun 362. maddesinde öngörülen kesinlik sınırı 01/01/2021 tarihinden itibaren 78.630 TL'ye çıkartılmıştır. İstinaf incelemesi sonucunda verilen hüküm, davacı talebinin reddedilen miktarı bakımından, karar tarihi itibariyle kesin niteliktedir. HMK'nın 366. maddesi atfıyla aynı Kanunun 352. maddesi uyarınca, kesin olan kararlar hakkında Yargıtay tarafından temyiz isteminin reddine karar verilebilir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin miktar itibariyle reddi gerekmektedir. 2-) Davalı vekilinin, temyiz istemi yönünden; Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı bilgi ve belgelere, özellikle temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan bölge adliye mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle bölge adliye mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 8.585,20 TL bakiye temyiz harcının mahallinde davalıdan alınmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 13/04/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Daire, istinaf sonucunda verilen hükmün davacı talebinin reddedilen miktarı bakımından karar tarihi itibarıyla kesin nitelikte olduğunu belirtmiştir. 366. maddenin atfıyla 352. madde uyarınca kesin olan kararlar hakkında temyiz isteminin reddine karar verilebileceğini ifade etmiş ve davacı vekilinin temyiz isteminin miktar itibarıyla reddi gerektiği sonucuna varmıştır.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin E. 2016/7965, K. 2018/15676 sayılı kararında Daire, tespit ettiği hususun yeniden yargılamayı gerektirmediğini belirterek hükmün 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438. maddesinin yedinci fıkrası ve 370. maddenin ikinci fıkrası uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermiştir. Sonuçta hüküm fıkrasındaki ibare değiştirilmiş, hüküm düzeltilmiş bu şekliyle onanmış ve davacı vekilinin diğer temyiz itirazları reddedilmiştir. Karar 13.09.2018 tarihinde oybirliğiyle verilmiştir. Bu uygulama, tek dosyadaki tespit ve sonuçla sınırlıdır; her hesap farklılığında düzelterek onama yapılacağı sonucu çıkarılmaz.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2016/7965, K. 2018/15676Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2016/7965 E.  ,  2018/15676 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı … vekili, …… birliği içerisinde edinilen malların tasfiyesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere menkul ve gayrimenkuller için 116.000,00 TL ve 12.180,00 TL kira alacağı olmak üzere toplam 128.180,00 TL alacağın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, 26.284,00 TL'nin karar tarihi itibarı ile yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, diğer taleplerinin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK m. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, mal rejimin tasfiyesinden kaynaklanan alacak isteğine ilişkindir. 1. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı vekilinin davalı yararına hükmedilen vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarına gelince; Dava dilekçesinde talep edilen toplam alacak miktarı 128.180,00 TL olarak belirlendiğine, Mahkemece davacı lehine 26.284,00 TL alacağa hükmedildiğine, buna göre reddedilen alacak miktarı 101.896,00 TL üzerinden kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT'nin 12/1. maddesi gereğince 10.901,00 TL nispi avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekirken, hatalı hesaplama ile 16.750,00 TL nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Ne var ki, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir (HUMK md. 438/7, HMK md. 370/2). SONUÇ: Temyiz olunan hükmün (2.) bentte açıklanan sebeple hüküm fıkrasının (6) nolu bendindeki ''16.750,00 TL'' ibaresi çıkarılarak yerine '' 10.901,00 TL'' ibaresinin yazımasına, HMK'nin 370/2. (HUMK'nin 438/7) maddesi uyarınca hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda 1. bentte gösterilen sebeplerle reddine, taraflarca HUMK'nin 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 13.09.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Aynı kararda maddi olayları ileri sürmenin taraflara, hukuki nitelendirme yapmanın ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemenin hâkime ait olduğu, 33. maddeye atıfla ifade edilmiştir. 33. maddenin birinci fıkrası ise hâkimin Türk hukukunu resen uygulayacağını düzenler. Karardaki daha geniş ayrım ile fıkranın açık hükmü aynı kapsamda tek kural hâline getirilemez.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 33Kaynağı aç
MADDE 33- (1) Hâkim, Türk hukukunu resen uygular. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Hâkimin Yasaklılığı, Reddi ve Hukuki Sorumluluğu BİRİNCİ AYIRIM Hâkimin Davaya Bakmaktan Yasaklılığı ve Reddi Yasaklılık sebepleri

Kesinleşen karar sonrası bildirim

302. maddenin beşinci fıkrasının metni, 20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanun'un 27. maddesiyle eklendiğini gösterir. Kanun yollarından geçerek kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ve bu kayıt yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimler ilk derece mahkemesince yapılır. Fıkra, onama kararının şartlarını değil, kanun yolundan geçerek kesinleşen kararlara ilişkin kayıt ve bildirim işlemini düzenler.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 302Kaynağı aç
MADDE 302- (1) Taraflar, harcının ödenmiş olup olmamasına bakılmaksızın ilamı her zaman alabilirler. (2) Bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olması, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmez. (3) 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu dâhil, diğer kanunların bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz. (4) Hükmün kesinleştiği, ilamın altına veya arkasına yazılıp, tarih ve mahkeme mührü konmak ve başkan veya hâkim tarafından imzalanmak suretiyle belirtilir. (5) (Ek: 20/7/2017-7035/27 md.) Kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimler de ilk derece mahkemesince yapılır. Kesin hüküm
Onama kararında gerekçe gösterilmesi zorunlu mudur?

Evet. 370. maddenin birinci fıkrasına göre Yargıtay, onama kararında onadığı kararın hukuk kurallarına uygunluk gerekçesini göstermek zorundadır.

Hangi hâlde karar düzeltilerek onanabilir?

Temyiz olunan karar esas yönünden kanuna uygun olup kanunun olaya uygulanmasında hata edilmişse ve kanuna uymayan husus hakkında yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde Yargıtay kararı düzelterek onayabilir. Esas yönünden kanuna uygun olmayan kararlar ile hâkimin takdir yetkisi kapsamında karara bağladığı edalar bu hükmün dışındadır.

Gerekçe yanlışsa karar bozulmadan onanabilir mi?

Karar usule ve kanuna uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçe doğru bulunmazsa, 370. maddenin dördüncü fıkrası uyarınca gerekçe değiştirilerek ve düzeltilerek onanır.

İstinafta esastan ret ile Yargıtay onaması aynı işlem midir?

Hayır. Bölge adliye mahkemesi, incelenen karar usul veya esas yönünden hukuka uygunsa 353. maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca başvurunun esastan reddine karar verebilir. Yargıtay'ın onama kararı ise 370. maddeye dayanır; iki hüküm ayrı mercilere ilişkin işlemlerdir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu