HMK Madde 369 Temyiz İncelemesi ve Duruşma Usulü

by Avukat Erdal Ersoy
HMK Madde 369 Temyiz İncelemesi ve Duruşma Usulü

HMK Madde 369 Kapsamında Temyiz İncelemesinin Esasları

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesi uyarınca Yargıtay temyiz incelemesinde taraflarca ileri sürülen temyiz sebepleriyle bağlı değildir. Yargıtay, tarafların dilekçelerinde belirttikleri hususların yanı sıra kanunun açık hükmüne aykırı gördüğü diğer hususları da kendiliğinden inceleme yetkisine sahiptir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 369Kaynağı aç
MADDE 369- (1) Yargıtay, tarafların ileri sürdükleri temyiz sebepleriyle bağlı olmayıp, kanunun açık hükmüne aykırı gördüğü diğer hususları da inceleyebilir. (2) Yargıtay temyiz incelemesini dosya üzerinde yapar. Ancak, tüzel kişiliğin feshine veya genel kurul kararlarının iptaline, evlenmenin butlanına veya iptaline, boşanma veya ayrılığa, velayete, soybağına ve kısıtlamaya ilişkin davalarla miktar veya değeri altmışbin Türk Lirasını aşan alacak ve ayın davalarında taraflardan biri temyiz veya cevap dilekçesinde duruşma yapılmasını talep etmiş ise Yargıtayca bir gün belli edilerek taraflara usulen davetiye gönderilir. Tebliğ tarihi ile duruşma günü arasında en az iki hafta bulunması gerekir; taraflar gelmişlerse bu süreye bakılmaz. Tebligat gideri verilmemişse duruşma talebi dikkate alınmaz. Duruşma giderinin eksik ödenmiş olduğu anlaşılırsa, dairenin başkanı tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi hâlde duruşma talebinden vazgeçilmiş sayılacağı, duruşma isteyene yazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde giderler tamamlanmadığı takdirde, Yargıtay incelemesini dosya üzerinde yapar.[60] (3) Altmışbin Türk Liralık duruşma sınırının belirlenmesinde 362 nci maddenin ikinci fıkrası kıyas yoluyla uygulanır.60 (4) Yargıtay, ikinci fıkra hükmü ile bağlı olmaksızın, bilgi almak üzere resen de duruşma yapılmasına karar verebilir. (5) Duruşma günü belli edilen hâllerde Yargıtay, tarafları veya gelen tarafı dinledikten sonra, taraflardan hiçbiri gelmemiş ise dosya üzerinde inceleme yaparak kararını verir. (6) Duruşma günü kararı verilemeyen işlerin en geç bir ay içinde karara bağlanması zorunludur. (7) Kanunda ivedi olduğu bildirilen dava ve işlere ait temyiz incelemesi öncelikle yapılır. Onama kararları

Kanunun Açık Hükmüne Aykırılık ve Resen Bozma Halleri

Temyiz incelemesinde tarafların ileri sürmediği bir aykırılığın Yargıtay tarafından dikkate alınabilmesi, ilgili durumun kanunun açık hükmüne aykırılık teşkil etmesine bağlıdır. Kanunun açık hükmüne aykırı uygulamalar tespit edildiğinde bu hususlar temyiz incelemesinde resen inceleme konusu yapılır.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 2020/9770 Esas ve 2021/6616 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, taraflarca gösterilen ve ilk derece mahkemesince toplanan deliller davanın esası hakkında karar vermeye yeterli olduğu hâlde, bölge adliye mahkemesinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (6) numaralı alt bendi uyarınca eksik hususların giderilmesi için dosyayı ilk derece mahkemesine geri göndermesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesi anlamında kanunun açık hükmüne aykırılık oluşturur ve bu karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2020/9770, K. 2021/6616Kaynağı aç
5. Hukuk Dairesi         2020/9770 E.  ,  2021/6616 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne ilişkin verilen ilk derece mahkemesi kararına karşı davalı idareler vekillerince yapılan istinaf başvurusunun İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesince kabulü ile Büyükçekmece 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/492 E.-2017/385 K.sayılı ilamının kaldırılmasına, eksikliklerin tamamlanarak davanın yeniden karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine HMK'nun 353/1-a maddesi uyarınca kesin olarak karar verilmiş; bu kararın, davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine HMK'nun 346/1.maddesi uyarınca kararın kesin olduğu gerekçesiyle, davacılar vekilinin temyiz talebi İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesinin 01/09/2020 tarihli ek kararı ile reddedilmiş; bu ek kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü: – K A R A R – Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karara karşı, davalı idareler vekillerince yapılan istinaf başvurusunun İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesince kabulü ile Büyükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/492 E. ve 2017/385 K. sayılı ilamının kaldırılmasına, eksikliklerin tamamlanarak davanın yeniden karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine HMK'nun 353/1-a maddesi uyarınca kesin olarak karar verilmiş; bu kararın, davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine HMK'nun 346/1 maddesi uyarınca kararın kesin olduğu gerekçesiyle, davacılar vekilinin temyiz talebi İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesinin 01.09.2020 tarihli ek kararı ile reddedilmiş; bu ek karar, yine davacılar vekilince süresi içerisinde temyiz edilmiştir. Her ne kadar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a maddesi uyarınca kararın kesin olarak verildiği belirtilmiş ise de; öncelikle, bölge adliye mahkemesince verilen bu karara karşı temyiz yoluna başvurulmasının mümkün olup olmadığı ön sorun olarak incelenmelidir. Şöyle ki; Bölge adliye mahkemesinin dosyayı geri gönderme kararının yasal dayanağı 6100 sayılı HMK'nun 353. maddesidir. Bölge Adliye Mahkemesince davalı idareler vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile eksik inceleme sebebiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair hüküm kurulduğundan HMK 353/1-a maddesi uyarınca karar verildiği görülmektedir. HMK'nun 353/l-a-6 maddesinde ise, İlk derece mahkemesince, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması halinde, esasa ilişkin inceleme yapılmadan kararın kaldırılmasına kesin olarak karar verileceği düzenlenmiştir. HMK'nun 369.maddesinde ''Yargıtay, tarafların ileri sürdüğü temyiz sebepleri ile bağlı olmayıp, kanunun açık hükmüne aykırı gördüğü diğer hususları da inceleyebilir'' hükmü bulunmaktadır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353.maddesinde, bölge adliye mahkemesinin dosyayı ilk derece mahkemesine geri gönderme sebepleri tahdidi olarak sayılmıştır. Kanunda sayılan geri gönderme sebepleri arasında "delillerin eksik toplanması" bulunmamakta olup “uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş “olması vardır. Taraflarca gösterilen ve ilk derece mahkemesince toplanan deliller davanın esası hakkında hüküm kurmaya yeterli olduğundan Bölge Adliye Mahkemesince Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/l-a-6 maddesi uyarınca eksik hususların ikmali için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair kesin verilen kararın HMK'nun 369. maddesinde belirtilen 'Kanunun açık hükmüne aykırılık' teşkil ettiği, bu itibarla bölge adliye mahkemesince verilen kararın temyizinin mümkün olduğu sonucuna varıldığından İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesinin 01.09.2020 tarihli temyiz isteminin reddine ilişkin ek kararın kaldırılmasına karar verildikten sonra işin esasının incelenmesinde; İlk derece mahkemesince tarafların gösterdikleri delillerin çoğu toplandığından Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/l-a-6. maddesi uyarınca eksik hususların ikmali için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, eksik delillerin toplanması konusunda özellikle HMK’nun 353, 354 ve 373. maddeleri ele alındığında da, kanundaki düzenleme karşısında bölge adliye mahkemesince verilen kararın yerinde olmadığı anlaşılmaktadır. Yukarıda belirtilen hükümler değerlendirildiğinde; uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli deliller ilk derece mahkemesince toplanmış olup bunun dışında kalan delillerin bölge adliye mahkemesince toplanması ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması, Doğru görülmemiştir. Davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesinin hükmünün açıklanan nedenlerle HMK'nun 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 28/04/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi. ŞGŞ

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2022/4796 Esas ve 2022/6769 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, boşanma davası reddedildiği hâlde davacı aleyhine Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesine aykırı biçimde yoksulluk nafakasına hükmedilmesi kanunun açık hükmünün ihlali niteliğindedir. Yoksulluk nafakası boşanmanın ferisi niteliğinde olduğundan, boşanma talebi reddedilen taraf aleyhine bu nafakaya hükmedilmesi Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası uyarınca resen bozma nedeni yapılır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/4796, K. 2022/6769Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2022/4796 E.  ,  2022/6769 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Mahkemece; "davacı tarafından açılan boşanma davasının reddine, davalı kadın lehine tedbir ve yoksulluk nafakasına karar verilmiştir. Verilen karar davacı erkek tarafından tüm yönlerden istinaf edilmekle, bölge adliye mahkemesince erkeğin istinaf itirazları esastan reddedilmiştir. Karar davacı erkek tarafından tüm yönlerden temyiz edilmiştir. Her ne kadar bölge adliye mahkemesince; "erkeğin istinaf başvuru dilekçesinde davalı yararına hükmedilen tedbir ve yoksulluk nafakasına yönelik bir istinaf başvurusunun bulunmadığı"ndan bahisle itirazların esastan reddine karar verilmiş ise de, erkeğin davanın reddine yönelik olan istinaf dilekçesindeki beyanları, içeriği itibariyle nafakaları da kapsamaktadır. Buna göre bölge adliye mahkemesince tedbir ve yoksulluk nafakasına ilişkin itirazın incelenmesi gerekirken "istinaf başvurusunun bulunmadığı"ndan bahisle itirazların esastan reddine karar verilmiş olması hatalı görülmekle bozmayı gerektirmiştir. Diğer taraftan Yargıtay tarafların ileri sürdükleri temyiz sebepleriyle bağlı olmayıp kanunun açık hükmüne aykırılık gördüğü diğer hususları da inceleyebilir (HMK. Mad. 369/1). TMK'nun 175. maddesi boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir hükmüne amirdir. Yoksulluk nafakası kanunun emredici düzenlemesi ile boşanmanın ferisi olarak belirlenmiş olup, boşanma talebi reddedilen davacı aleyhine yoksulluk nafakasına hükmedilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer yönlerin incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oy birliğiyle karar verildi.05.07.2022(Salı)

Davada birden fazla davacı yer almasına karşın davacılardan biri hakkında hükmün sonuç fıkrasında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinin ikinci fıkrasına ve dolayısıyla kanunun açık hükmüne aykırılık teşkil ederek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası gereğince bozma sebebi oluşturur.

Bölge adliye mahkemesi karar başlığında başkan, üyeler ve zabıt kâtibinin ad, soyad ve sicil numaralarına yer verilmemesi Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359. maddesine aykırılık oluşturur. Bu eksiklik, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası çerçevesinde kanunun açık hükmüne aykırılık sayılarak kararın bozulmasını gerektirir.

Mahkeme kararlarının gerekçeli yazılması zorunludur. Kararın gerekçesiz bırakılması, hükmün usul ve kanuna uygunluğunun temyiz mercii tarafından incelenmesi olanağını ortadan kaldırdığından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesi uyarınca bozma nedenidir.

Temyizde Duruşma Yapılmasının Şartları ve Dava Türleri

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin ikinci fıkrasına göre Yargıtay temyiz incelemesini kural olarak dosya üzerinde yürütür. Ancak tüzel kişiliğin feshine, genel kurul kararlarının iptaline, evlenmenin butlanına veya iptaline, boşanma veya ayrılığa, velayete, soybağına, kısıtlamaya ilişkin davalarla miktar veya değeri altmış bin Türk lirasını aşan alacak ve ayın davalarında duruşma yapılabilir. Duruşma açılabilmesi için taraflardan birinin temyiz dilekçesinde veya cevap dilekçesinde duruşma yapılmasını açıkça talep etmiş olması şarttır. Şartlar sağlandığında Yargıtay bir gün tayin ederek taraflara usulüne uygun davetiye çıkarır.

Altmış bin Türk liralık duruşma sınırının tayin edilmesinde Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesinin ikinci fıkrası kıyas yoluyla uygulanır. Bununla birlikte Yargıtay, kanunda sayılan dava türleri ve duruşma şartlarıyla bağlı olmaksızın, bilgi almak amacıyla kendiliğinden de duruşma açılmasına karar verebilir.

Tebligat Gideri Usulü ve Duruşma Davetiyesi

Duruşma günü tayin edilen dosyalarda duruşma davetiyesinin tebliğ tarihi ile belirlenen duruşma günü arasında en az iki haftalık bir sürenin bulunması gerekir. Ancak taraflar duruşmaya gelmişlerse bu iki haftalık sürenin geçmiş olması koşulu aranmaz.

Temyiz incelemesinde tebligat gideri hiç verilmemişse duruşma talebi dikkate alınmaz. Duruşma giderinin eksik ödendiğinin anlaşılması durumunda ise ilgili daire başkanı tarafından duruşma isteyene bir haftalık kesin süre verilir ve bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde duruşma talebinden vazgeçilmiş sayılacağı yazılı olarak ihtar edilir. Verilen kesin süre içinde giderler tamamlanmazsa Yargıtay incelemesini dosya üzerinde tamamlar.

Duruşmanın İcrası, Karar Süresi ve İvedilik Önceliği

Duruşma günü belirlenen dosyalarda Yargıtay, tarafları veya gelen tarafı dinledikten sonra kararını verir. Duruşmaya taraflardan hiçbiri gelmemişse inceleme dosya üzerinde yapılarak karara bağlanır.

Duruşma günü karara bağlanamayan temyiz incelemesi işlerinin en geç bir ay içinde hükme bağlanması kanunen zorunludur. Ayrıca kanunda ivedi olduğu belirtilen dava ve işlere dair temyiz incelemeleri Yargıtay tarafından öncelikli olarak sonuçlandırılır.

Yargıtay temyiz dilekçesinde ileri sürülmeyen sebepleri inceleyebilir mi?

Yargıtay tarafların temyiz sebepleriyle bağlı değildir; dilekçede ileri sürülmemiş olsa dahi kanunun açık hükmüne aykırı gördüğü hususları kendiliğinden inceleyebilir.

Hangi davalarda temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması istenebilir?

Tüzel kişiliğin feshi, genel kurul kararlarının iptali, evlenmenin butlanı veya iptali, boşanma veya ayrılık, velayet, soybağı ve kısıtlama davaları ile kanuni parasal sınırı aşan alacak ve ayın davalarında taraflar temyiz veya cevap dilekçesinde duruşma isteyebilir.

Yargıtay tarafların talebi olmadan kendiliğinden duruşma açabilir mi?

Yargıtay kanundaki dava türleri ve duruşma şartlarıyla bağlı olmaksızın bilgi almak üzere kendiliğinden de duruşma yapılmasına karar verebilir.

Temyiz duruşma gideri eksik ödenirse ne yapılır?

Gider eksikse daire başkanı bir haftalık kesin süre verir; süresinde tamamlanmazsa duruşma talebinden vazgeçilmiş sayılarak temyiz incelemesi dosya üzerinden yürütülür.

Temyiz duruşmasına taraflar katılmazsa inceleme nasıl sonuçlandırılır?

Belirlenen duruşma gününde taraflardan hiçbiri gelmemişse Yargıtay incelemesini dosya üzerinde tamamlayarak hüküm verir.

Duruşma günü karara bağlanamayan dosyalar ne kadar sürede sonuçlandırılır?

Duruşma günü kararı verilemeyen temyiz işlerinin en geç bir ay içinde karara bağlanması zorunludur.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu