HMK Madde 272 Bilirkişinin Yasaklılığı ve Reddi

by Avukat Erdal Ersoy
HMK Madde 272 Bilirkişinin Yasaklılığı ve Reddi

Bilirkişinin Yasaklılığı ve Görevden Alınması Esasları

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 272. maddesinin birinci fıkrası gereğince hâkimlerin yasaklılığına ve reddine dair kurallar bilirkişiler yönünden de geçerlidir. Ancak bilirkişinin aynı dava veya işte daha evvel tanık sıfatıyla dinlenmiş bulunması ret gerekçesi oluşturmaz. Kanun'un 34. maddesinde sayılan durumlar bilirkişinin görevi bakımından yasaklılık hallerini meydana getirir. Bu çerçevede bilirkişinin şahsına ait olan ya da doğrudan yahut dolaylı ilgisinin bulunduğu uyuşmazlıklar ile boşanma gerçekleşmiş olsa dahi eşinin, kendisinin veya eşinin altsoy yahut üstsoyunun, evlatlığının, üçüncü derece dahil kan ya da evlilik bağı kalksa bile kayın hısımlarının, nişanlısının ve taraflardan birinin kanuni temsilcisi, vekili, vasisi, kayyımı veya yasal danışmanı olduğu davalarda görev üstlenilemez.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 272Kaynağı aç
MADDE 272- (1) Hâkimler hakkındaki yasaklılık ve ret sebepleriyle ilgili kurallar, bilirkişiler bakımından da uygulanır. Ancak, bilirkişinin, aynı dava veya işte daha önceden tanık olarak dinlenmiş bulunması, bir ret sebebi teşkil etmez. (2) Hâkimler hakkındaki yasaklılık sebeplerinden biri, bilirkişinin şahsında gerçekleşmişse, mahkeme, hüküm verilinceye kadar, her zaman bilirkişiyi resen görevden alabileceği gibi, bilirkişi de mahkemeden, görevden alınma talebinde bulunabilir. (3) Ret sebeplerinden birinin bilirkişinin şahsında gerçekleşmesi hâlinde taraflar, bilirkişinin reddini talep edebileceği gibi, bilirkişi de kendisini reddedebilir. Ret talebi veya bilirkişinin kendisini reddetmesinin, ret sebebinin öğrenilmesinden itibaren en geç bir hafta içinde yapılmış olması şarttır. Ret sebeplerinin ispatı için, yemin teklif edilemez. (4) Görevden alınma, ret ve bilirkişinin kendisini reddetmesine yönelik talep, bilirkişiyi görevlendiren mahkemece dosya üzerinden incelenir ve karara bağlanır. Kabule ilişkin kararlar kesindir. Redde ilişkin kararlara karşı ise ancak esas hakkındaki kararla birlikte kanun yoluna başvurulabilir. Bilirkişinin görev alanının belirlenmesi
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 34Kaynağı aç
MADDE 34- (1) Hâkim, aşağıdaki hâllerde davaya bakamaz; talep olmasa bile çekinmek zorundadır: a) Kendisine ait olan veya doğrudan doğruya ya da dolayısıyla ilgili olduğu davada. b) Aralarında evlilik bağı kalksa bile eşinin davasında. c) Kendisi veya eşinin altsoy veya üstsoyunun davasında. ç) Kendisi ile arasında evlatlık bağı bulunanın davasında. d) Üçüncü derece de dâhil olmak üzere kan veya kendisini oluşturan evlilik bağı kalksa dahi kayın hısımlığı bulunanların davasında. e) Nişanlısının davasında. f) İki taraftan birinin vekili, vasisi, kayyımı veya yasal danışmanı sıfatıyla hareket ettiği davada. Çekinme kararının sonuçları

Hâkimler hakkındaki yasaklılık sebeplerinden birinin bilirkişinin şahsında gerçekleşmesi durumunda mahkeme, hüküm verilinceye kadar her zaman bilirkişiyi resen görevden alabileceği gibi bilirkişi de görevden alınmasını talep edebilir. Ret hallerinde mahkemenin resen hareket etmesi öngörülmemişken, yasaklılık durumunda mahkemenin hüküm verilinceye kadar kendiliğinden müdahale yetkisi bulunmaktadır.

Bilirkişinin Reddi Sebepleri ve Talebin İleri Sürülmesi

Hâkimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması hâlinde taraflar hâkimi reddedebileceği gibi hâkim de bizzat çekilebilir. 6100 sayılı Kanun'un 36. maddesinde özellikle belirtilen ret sebepleri arasında davada iki taraftan birine öğüt verilmiş ya da yol gösterilmiş olması, kanunen gerekmediği hâlde görüş açıklanması, tanık veya bilirkişi olarak dinlenmiş ya da hâkim, hakem, arabulucu veya uzlaştırmacı sıfatıyla hareket edilmiş bulunması, davanın dördüncü derece de dâhil yansoy hısımlarına ait olması veya taraflardan biriyle dava ya da düşmanlık bulunması yer alır. 272. maddenin birinci fıkrasındaki özel istisna gereğince, bilirkişinin aynı davada daha önce tanık olarak dinlenmiş bulunması bu kapsamda bir ret sebebi oluşturmaz.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 36Kaynağı aç
MADDE 36- (1) Hâkimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması hâlinde, taraflardan biri hâkimi reddedebileceği gibi hâkim de bizzat çekilebilir. Özellikle aşağıdaki hâllerde, hâkimin reddi sebebinin varlığı kabul edilir: a) Davada, iki taraftan birine öğüt vermiş ya da yol göstermiş olması. b) Davada, iki taraftan birine veya üçüncü kişiye kanunen gerekmediği hâlde görüşünü açıklamış olması. c) Davada, tanık veya bilirkişi olarak dinlenmiş veya hâkim ya da hakem sıfatıyla hareket etmiş olması; uyuşmazlıkta arabuluculuk veya uzlaştırmacılık yapmış bulunması.[5] ç) Davanın, dördüncü derece de dâhil yansoy hısımlarına ait olması. d) Dava esnasında, iki taraftan birisi ile davası veya aralarında bir düşmanlık bulunması. Hâkimin bizzat çekilmemesi hâli

Bilirkişinin şahsında ret sebeplerinden birinin bulunması halinde taraflarca ret istenebileceği gibi bilirkişi de bizzat çekilebilir. Bu doğrultudaki talebin sebebin öğrenilmesinden itibaren bir hafta içinde ileri sürülmesi aranmakta olup ret sebeplerinin ispatında yemin deliline başvurulamaz. Ret isteminde 36. maddede öngörülen nedenlerin somut olarak ortaya konulması gerekir.

Taleplerin İncelenmesi Usulü ve Kanun Yolu

Bilirkişinin görevden alınması, ret ve bilirkişinin kendisini reddetmesine yönelik talep, bilirkişiyi görevlendiren mahkemece dosya üzerinden incelenir ve karara bağlanır. Kabule ilişkin kararlar kesindir. Redde ilişkin kararlara karşı ise ancak esas hakkındaki kararla birlikte kanun yoluna başvurulabilir.

Yargılama sırasında taraflar sonradan öğrendikleri veya yeni meydana çıkan ret sebebine dayanarak bilirkişi raporuna itiraz edebilir ve yeni bir bilirkişi seçilmesini isteyebilirler. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2021/8348 Esas, 2022/3742 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, mahkemenin bilirkişinin reddi mahiyetindeki bu itirazları incelemesi ve yerinde gördüğü takdirde başka bir bilirkişiden usulüne uygun şekilde yeniden rapor alarak karar vermesi gerekir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2021/8348, K. 2022/3742Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2021/8348 E.  ,  2022/3742 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ DAVACILAR : Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda; davanın reddine yönelik olarak verilen hüküm, davacılar vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; duruşma günü olarak belirlenen 19/04/2022 tarihinde davacı vekili Av. … geldi. Davalılar adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunan vekilin sözlü açıklaması dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00'e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacılar, 1997 yılında Bingöl İlinden Diyarbakır ili Çınar İlçesine arı nakil ederken yolda güvenlik güçlerinin konvoyu olması sebebi ile geçişlerine izin verilmemesinden kaynaklı olarak arıların boğulduğunu ve 29 adet arılı kovanın tamamıyla söndüğünü, bu durumun 26/08/1997 tarihinde Türkiye Kalkınma Vakfı tarafından tutanak altına alındığını, bu olaydan doğan zararın tahsili amacıyla davalı avukatların 5233 sayılı yasa çerçevesinde Diyarbakır Valiliği Zarar tespit Komisyonu Başkanlığı'na tazminat talebinde bulunduğunu, yapılan başvurunun Diyarbakır Valiliği Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığı'nın 16/06/2008 tarihli işlemi ile reddedildiğini, anılan red kararına karşı davalılarca idari yargıda açılan davanın süre aşımı nedeni ile reddedildiğini, davalıların süresinde dava açmamaları nedeniyle hem maddi zarara uğramalarına hem de ruhsal anlamda büyük bir çöküş yaşamalarına sebebiyet verdiklerini ileri sürerek; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 30.460,00 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminatın 26/08/2008 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemişlerdir. Davalı …; davacıların zarara uğradığı hususu kabul edilse bile bu zararın doğmasında herhangi bir kusurunun bulunmadığını, çok yoğun olduğu için davayı takip etmek üzere o dönemki ortağı diğer davalı …'a yönlendirdiğini savunarak davanın reddini dilemiştir. Davalı …; diğer davalı … tarafından yetki belgesi ile yetkilendirildiğini, Diyarbakır Valiliği Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığınca verilen red kararının elden 29/07/2008 tarihinde sekreterine tebliğ edildiğini, ancak sekreterinin bu tebliğ tarihini sehven 09/07/2008 olarak kendilerinde olan nüshaya yazdığını, davayı açarken bu tarihi esas alarak davayı açtığını fakat daha sonra Diyarbakır 1. İdare Mahkemesinin davayı süre yönünden reddetmesi üzerine yapılan araştırmada kararın tarafına 29/07/2008 tarihinde tebliğ edildiğini fark ettiğini, bu nedenle kusuru bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir. 1-Davacılar, 17/06/2019 tarihli bilirkişi raporuna itirazlarını bildiren dilekçelerinde, raporu düzenleyen bilirkişinin tarafsız olmayıp davalı …’ın vekili … ile sıhri hısım olduğunu, bu nedenle bilirkişinin reddi gerektiğini belirtilerek de rapora itiraz etmişlerdir. Mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Bilirkişi, bir davada çözümü yargıç tarafından bilinmeyen özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde, mahkemece oy ve görüşüne başvurulan üçüncü kişi veya kişilere denilmektedir. Bilirkişi veya bilirkişilerin de tarafsız olması asıldır. Bu nedenle, yasa koyucu bilirkişilerin tarafsızlığını sağlamak için bilirkişilerin de reddedilebileceğini HMK'nın 272 Maddesinde açıkça hükme bağlamıştır. Davacılar bilirkişinin tarafsızlığı ile ilgili iddialarını dile getirerek rapora itiraz ederek bilirkişinin reddini talep etmiş, temyiz dilekçesinde bu beyanlarını tekrar etmişlerdir. Taraflar sonradan öğrendikleri veya yeni meydana çıkan ret sebebine dayanarak (mesela bilirkişinin tarafsız olmadığını ileri sürerek ) bilirkişi raporuna itiraz edebilirler ve yeni bir bilirkişi seçilmesini isteyebilirler. Mahkemece, davacıların bilirkişinin reddi mahiyetindeki dilekçelerinde yer alan itirazlar dikkate alınıp bu konuda bir değerlendirme yapılarak yapılan itiraz yerinde görüldüğü takdirde usulüne uygun şekilde yeniden başka bir bilirkişiden rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, şahsına itiraz edilen bilirkişiden alınan rapora dayanılarak karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Bununla birlikte mahkemece gerekçede davalı vekillerin özen yükümlülüğüne aykırı olarak görevini gerçekleştirmesi kusurlu davranış olmakla birlikte, tazminata karar verebilmek için davacının malvarlığında eksilmenin olması gerektiği, 29 adet arılı kovanın değer tespiti hususunda alınan bilirkişi raporunda salt telef olan hayvanların sayılarına göre değer hesaplaması yapıldığı, telef olan hayvanların nakil koşulları ve telef olmalarına sebep olan bekleme süreleri ile bekleme koşullarının değerlendirilmediği belirtilerek davanın reddine karar verilmiş ise de bilirkişi raporunun yetersiz görüldüğü durumlarda yeniden rapor alınarak sonuca gidilmesi gerekir. Bu yön de usul ve yasaya aykırıdır. 2-Bozma nedenine göre, davacıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacıların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 3.815 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacılara verilmesine, 6100 sayılı HMK'nın Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nın 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19/04/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Tarafsızlığın Zedelenmesi ve Vekillik Durumu

Bilirkişinin davanın taraflarından biri aleyhine diğer mahkemelerde vekil sıfatıyla davalarının bulunması durumunda, davanın taraflarıyla ilişkisi bulunmayan başka bir bilirkişinin seçilmesi gerekmektedir. Kanun'un 272. maddesinin üçüncü fıkrasında ret talebinin öğrenilmeden itibaren en geç bir hafta içinde yapılması şartı düzenlenmiş olmakla birlikte, yargılama aşamasında ret istenmemiş olsa dahi bilirkişinin taraf aleyhine vekilliği nedeniyle tarafsızlığının zedelendiği iddiasının kanun yolunda ileri sürüldüğü somut uyuşmazlıklarda da tarafsızlık ilkesi kapsamında bozma yönüne gidilebilmektedir.

Bilirkişinin aynı davada daha önce tanık dinlenmiş olması ret sebebi midir?

Hayır, HMK m. 272/1 uyarınca bilirkişinin aynı dava veya işte daha önceden tanık olarak dinlenmiş bulunması ret sebebi teşkil etmez.

Bilirkişinin reddi talebi hangi süre içinde yapılmalıdır?

Ret talebinin veya bilirkişinin kendisini reddetmesinin, ret sebebinin öğrenilmesinden itibaren en geç bir hafta içinde yapılmış olması şarttır.

Ret sebeplerinin ispatında yemin teklif edilebilir mi?

Hayır, HMK m. 272/3 uyarınca bilirkişinin ret sebeplerinin ispatı için yemin teklif edilemez.

Bilirkişinin reddi talebinin reddedilmesi halinde ayrı bir kanun yoluna başvurulabilir mi?

Hayır, ret talebinin reddine ilişkin kararlara karşı tek başına başvurulamaz; bu kararlara karşı ancak uyuşmazlığın esası hakkındaki kararla birlikte kanun yoluna başvurulabilir.

Bilirkişi raporu geldikten sonra öğrenilen ret sebebi ileri sürülebilir mi?

Evet, taraflar sonradan öğrendikleri veya yeni meydana çıkan ret sebebine dayanarak bilirkişi raporuna itiraz edebilir ve itiraz haklı görülürse mahkemece başka bir bilirkişiden yeniden rapor alınması gerekir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu