HMK Madde 271 Kapsamında Bilirkişiye Yemin Verdirilmesi

by Avukat Erdal Ersoy
HMK Madde 271 Kapsamında Bilirkişiye Yemin Verdirilmesi

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 271. maddesi uyarınca bilirkişilere görevlerini icra etmeden önce yemin verdirilmesi kanuni bir zorunluluktur. Yeminin yerine getirilme şekli ve usulü ise bilirkişinin listeye kayıtlı bulunup bulunmamasına göre farklı düzenlenmiştir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 271Kaynağı aç
MADDE 271- (1) Listelere kaydedilmiş kişiler arasından görevlendirilmiş olan bilirkişilere, bilirkişilik bölge kurulu veya bulunduğu yer il adli yargı adalet komisyonu huzurunda, “Bilirkişilik görevimi sadakat ve özenle, bilim ve fenne uygun olarak, tarafsız ve objektif bir biçimde yerine getireceğime, namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ederim.” şeklindeki sözler, tekrarlattırılmak suretiyle yemin verdirilir. Bu bilirkişilere, görevlendirildikleri her dava veya işte ayrıca yemin verdirilmez; sadece görevlendirme yazısında, bilirkişilere önceden etmiş bulundukları yemine bağlı kalmak suretiyle oy ve görüş bildirmek zorunda oldukları hususu hatırlatılır.[31] (2) Listelere kaydedilmemiş olan kişiler arasından bilirkişiler görevlendirilmişse, kendilerine, görevlendiren mahkemece, huzurda, göreve başlamadan önce, birinci fıkrada belirtilen şekilde yemin verdirilir. Yemine ilişkin tutanak, hâkim, zabıt kâtibi ve bilirkişi tarafından imzalanır. Bilirkişinin görevini yapmaktan yasaklı olması ve reddi

Bilirkişiye Yemin Verdirilmesinin Hukuki Niteliği ve Yükümlülüğü

Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 276. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan ve bilirkişiye yemin verdirilmesini hâkimin takdirine bırakan anlayıştan vazgeçilerek yemin verdirilmesi zorunlu kılınmıştır. Bu zorunluluk, bilirkişi açısından yemin etme yükümlülüğü olarak somutlaşır.

Kanun gerekçesinde belirtildiği üzere bu yükümlülük, bilirkişilik görevinin bir kamu görevi olduğunu teyit etmekte; görevin sadakatle icra edilmesi yükümlülüğünün ayrılmaz bir parçasını oluşturmaktadır. Aynı zamanda bilirkişi üzerinde manevi bir baskı kurarak tarafsızlığın ve objektifliğin sağlanması işlevini görmektedir.

Listeye Kayıtlı Bilirkişilerde Yemin Usulü

Listelere kaydedilmiş kişiler arasından görevlendirilen bilirkişilere; bilirkişilik bölge kurulu veya bulunduğu yer il adli yargı adalet komisyonu huzurunda, bilirkişilik görevini sadakat ve özenle, bilim ve fenne uygun olarak, tarafsız ve objektif bir biçimde yerine getireceğine, namusu, şerefi ve kutsal saydığı bütün inanç ve değerleri üzerine yemin ettiğine dair sözler tekrarlattırılmak suretiyle yemin verdirilir.

Listede kayıtlı bilirkişilere görevlendirildikleri her dava veya işte ayrıca yemin verdirilmez. Mahkemece çıkarılan görevlendirme yazısında, önceden etmiş bulundukları yemine bağlı kalmak suretiyle oy ve görüş bildirmek zorunda oldukları hususunun hatırlatılmasıyla yetinilir.

Listede Yer Almayan Bilirkişilerde Yemin Usulü ve Tutanak Düzeni

Listelere kaydedilmemiş kişiler arasından bilirkişi görevlendirilmesi halinde, bu kişilere görevlendiren mahkeme huzurunda ve göreve başlamadan önce kanunda öngörülen şekilde yemin verdirilir. Yemine ilişkin tutanak hâkim, zabıt kâtibi ve bilirkişi tarafından imzalanır.

Bilirkişinin Kimlik ve Uzmanlık Denetimi ile Yargıtay Uygulaması

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2015/8038 Esas ve 2016/5948 Karar sayılı ilamında; açık kimlik bilgileri bulunmayan ve uzmanlık alanı belli olmayan bir kişinin bilirkişi olarak atanmasının Hukuk Muhakemeleri Kanununun 271. maddesine uygunluğunun denetlenememesi, dosyada çelişkili raporlar bulunması ve bu çelişkinin giderilmemesi usul ve kanuna aykırı bulunarak bozma gerekçesi yapılmıştır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/8038, K. 2016/5948Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2015/8038 E.  ,  2016/5948 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasındaki ziynet alacağı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, dava dilekçesi ile; düzenlenen mehir senedindeki eşyaların davacıya teslim edilmediğini, davalının 5.000.00.- TL de mehri müeccel borcu olduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, mehir senedindeki eşyaların aynen; olmaz ise, bedeli olan 22.900.00.- TL nin, 22 ayar 200 gr altının aynen; olmaz ise, bedeli olan 20.460.00.- TL nin ve 5.000.00.- TL nin dava tarihinden yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, cevap dilekçesi ile; davanın reddini istemiştir. Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, 200 gr altın karşılığı 19.926,00 TL altının aynen veya bedelinin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dava konusu yapılan ve keşif mahallinde bulunan senetli eşyalar; 1-Mobilya takımı a)Yatak odası takımı 1 Takım 1.300,00 TL b)Yemek odası takımı 1 Takım 1.500,00 TL 2-Buzdolabı (Arçelik 2 kapılı)1 adet 1.200,00 TL 3-Çamaşır Makinesi (Arçelik)1 adet 700,00 TL 4-Fırın 1 adet 650,00 TL 5-Bulaşık makinesi 1 adet 700,00 TL 6-Halı 2 adet 1.000,00 TL Olan eşyaların aynen veya bedeli olan 7.050,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Dava konusu yapılan ve keşif mahallinde bulunmayan eşyalar; 1-Plazma TV (Arçelik) 1 adet 700,00 TL 2-Mutfak takımı 1 adet 550,00 TL 3-Halı 4 adet 2.000,00 TL 4-Giyim eşyası 15 adet 2.250,00 TL 5-Vitrin içi cam eşyası 30 parça 600,00 TL Olan eşyaların bedeli olan 6.100,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince süresinde temyiz edilmiştir. …nun 266 ve devamı maddeleri gereğince; çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınması gerekir. Ancak, bilirkişi seçimi yapılırken düşüncesine başvurulacak kişi veya kişilerin özel ve teknik bilgilerinin yeterli olup olmadığı üzerinde durulması gerekir. Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim raporu serbestçe takdir eder. Hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Bilirkişi raporları arasındaki çelişki varsa hakim çelişkiyi gidermeden karar veremez. Somut olayda; mahkemece, keşif yapılmış, keşfe katılan yazı işleri müdürü bilirkişi raporunu sunmuş, taraf vekilleri bu bilirkişi raporuna itiraz etmiştir. Dosya üzerinden inceleme yapan ve uzmanlık alanı yazılmayan bilirkişi ise, raporunu hazırlamış ve bu rapora da davalı vekili itiraz etmiştir. Mahkemece benimsenerek hükme dayanak alınan önceki bilirkişi raporu ile daha sonra alınan bilirkişi raporunun çeliştiği, bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulduğu anlaşıldığı gibi; hükme esas alınan raporu düzenleyen bilirkişi yazı işleri müdürü olduğundan, uyuşmazlığın doğru olarak tespiti ve çözümlenmesi için gerekli uzmanlığa sahip de değildir. Sonraki bilirkişinin ise uzmanlık alanı belli değildir ,açık kimlik bilgileri bulunmamaktadır; bilirkişi olarak atanmasının HMK .271 . maddesine uygun olup olmadığı da denetlenememektedir. Bu durumda, mahkemece; önceki bilirkişiler dışında konunun uzmanı olan bir bilirkişiye, alınan iki rapordaki çelişkileri de giderecek, itirazları karşılayacak biçimde rapor hazırlatılarak; varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken; birbiriyle çelişen raporlardan ilkine (uzman olmayan bilirkişi tarafından hazırlanan rapor) dayanılarak, raporlar arasındaki çelişki de giderilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm oluşturulması usul ve yasaya aykırı görülmüş; bu husus bozmayı gerektirmiştir. Bozma nedenine göre, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Listeye kayıtlı bilirkişiye her davada ayrıca yemin verdirilir mi?

Hayır, listeye kayıtlı bilirkişilere her dava veya işte ayrıca yemin verdirilmez; görevlendirme yazısında önceden edilen yemine bağlı kalarak oy ve görüş bildirme zorunluluğunun hatırlatılması yeterlidir.

Listede yer almayan bilirkişi nerede yemin eder?

Listede yer almayan bilirkişi, göreve başlamadan önce kendisini görevlendiren mahkeme huzurunda yemin eder ve bu işlem hâkim, zabıt kâtibi ile bilirkişinin imzaladığı bir tutanağa bağlanır.

Bilirkişi yemin metninde hangi taahhütler yer alır?

Bilirkişi; görevini sadakat ve özenle, bilim ve fenne uygun, tarafsız ve objektif biçimde yerine getireceğine namusu, şerefi ve kutsal saydığı inanç ve değerleri üzerine yemin eder.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu