HMK Madde 270: Bilirkişilik Görevini Kabulle Yükümlü Olanlar

by Avukat Erdal Ersoy
HMK Madde 270: Bilirkişilik Görevini Kabulle Yükümlü Olanlar

Kabulle Yükümlülüğün Genel Çerçevesi

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 270. maddesi, bilirkişilik görevini kabulün belirli kişiler için hukuki bir zorunluluk olduğunu ortaya koymaktadır. Mahkemelerin bilirkişi olarak görevlendirdiği her kişi bu yükümlülük kapsamına girmez; kanun üç ayrı kategori belirlemiştir ve bu kategorilerden birine dahil olan kişiler, geçerli bir çekinme sebebi olmadıkça görevi reddedemez.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 270Kaynağı aç
MADDE 270- (1) Aşağıda sayılmış olan kişi ya da kuruluşlar, bilirkişilik görevini kabulle yükümlüdürler: a) Resmî bilirkişiler ile 268 inci maddede belirtilmiş bulunan listelerde yer almış olanlar. b) Bilgisine başvurulacak konuyu bilmeksizin, meslek veya zanaatlarını icra etmesine olanak bulunmayanlar. c) Bilgisine başvurulacak konu hakkında, meslek veya sanat icrasına resmen yetkili kılınmış olanlar. (2) Bu kişiler, ancak tanıklıktan çekinme sebeplerine veya mahkemece kabul edilebilir diğer bir sebebe dayanarak, bilirkişilikten çekinebilirler. Bilirkişiye yemin verdirilmesi

Bilirkişiye başvurunun kendisi de bir ön koşula bağlıdır. HMK m. 266/1 uyarınca mahkeme, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişi görevlendirmesine karar verebilir. Genel bilgi ya da tecrübeyle, ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle yanıtlanabilecek konularda ise bilirkişiye başvurulamaz. Bunun yanı sıra hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığı belgelendirmedikçe bilirkişi olarak görevlendirilemez.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 266Kaynağı aç
MADDE 266- (1) Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. (Değişik cümle: 3/11/2016-6754/49 md.) Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. (Ek cümle: 3/11/2016-6754/49 md.) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez. Bilirkişi sayısının belirlenmesi

Yükümlü Tutulan Üç Kategori

HMK m. 270/1'in ilk bendi, resmî bilirkişiler ile HMK m. 268'de düzenlenen bilirkişi listelerinde kayıtlı olanları kapsamaktadır. Bilirkişi listeleri, bölge adliye mahkemelerinin yargı çevreleri esas alınarak bilirkişilik bölge kurulunca hazırlanır ve mahkemeler bilirkişileri bu listeler arasından seçer. Listede yer almak, aynı zamanda görevi kabul yükümlülüğünü de beraberinde getirir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 268Kaynağı aç
MADDE 268- (Değişik : 3/11/2016-6754/50 md.) (1) Bilirkişiler, bölge adliye mahkemelerinin yargı çevreleri esas alınmak suretiyle bilirkişilik bölge kurulu tarafından hazırlanan listede yer alan kişiler arasından seçilir. Ancak kendi bölge listesinde ilgili uzmanlık alanında bilirkişi olmasına rağmen diğer bir bölgedeki bilirkişinin, görevlendirme yapılan yere daha yakın bir mesafede bulunması durumunda, bu listeden de görevlendirme yapılabilir. (2) Bölge kurulunun hazırladığı listede bilgisine başvurulacak uzmanlık dalında bilirkişi bulunmaması hâlinde, diğer bölge kurullarının listelerinden; burada da bulunmaması hâlinde, Bilirkişilik Kanununun 10 uncu maddesinin (d), (e) ve (f) bentleri hariç birinci fıkrasında yer alan şartları da taşımak kaydıyla listelerin dışından bilirkişi görevlendirilebilir. Listelerin dışından görevlendirilen bilirkişiler, bölge kuruluna bildirilir.[29] (3) Kanunların görüş bildirmekle yükümlü kıldığı kişi ve kuruluşlara görevlendirildikleri konularda bilirkişi olarak öncelikle başvurulur. Ancak kamu görevlilerine, bağlı bulundukları kurumlarla ilgili dava ve işlerde, bilirkişi olarak görev verilemez. Bilirkişilik görevinin kapsamı

İkinci bent, bilgisine başvurulacak konuyu bilmeksizin meslek veya zanaatını icra etmesi mümkün olmayan kişileri kapsar. Bu bent, belirli bir mesleğin doğasında var olan teknik bilgiyi yansıtır: söz konusu kişi o bilgi olmadan zaten mesleğini sürdüremeyeceğinden, aynı bilgiyi bilirkişi olarak paylaşmayı reddetmesi kural olarak kabul görmez.

Üçüncü bent ise bilgisine başvurulacak konu hakkında meslek veya sanat icrasına resmen yetkili kılınmış olanları kapsar. Kanun gerekçesinde bu gruba örnek olarak doktorlar, ebeler, mühendisler, muhasebeciler, mali müşavirler ve mimarlar sayılmıştır; ancak bu sayım kanun metninde yer almayıp gerekçeye dayanmaktadır ve kapsamlı ya da bağlayıcı bir liste niteliği taşımamaktadır.

Bilirkişi Listesi, Öncelik Kuralı ve Kamu Görevlisi Yasağı

HMK m. 268/1 uyarınca bilirkişiler, bölge adliye mahkemelerinin yargı çevreleri esas alınarak bilirkişilik bölge kurulunca hazırlanan listede yer alan kişiler arasından seçilir. Kendi bölge listesinde ilgili uzmanlık alanında bilirkişi bulunmasına karşın başka bir bölgedeki bilirkişinin görevlendirme yapılan yere daha yakın mesafede bulunması durumunda o listeden de görevlendirme yapılabilir. Bu listelerin ilgili uzmanlık dalında yeterli uzman içermediği hâllerde diğer bölge kurullarının listelerine başvurulabilir; orada da uygun kişi bulunamaması durumunda ise belirli koşulları taşımak kaydıyla liste dışından bilirkişi görevlendirilebilir.

HMK m. 268/3, kanunların görüş bildirmekle yükümlü kıldığı kişi ve kuruluşlara görevlendirildikleri konularda bilirkişi olarak öncelikle başvurulacağını düzenlemektedir. Bununla birlikte kamu görevlilerine, bağlı bulundukları kurumlarla ilgili dava ve işlerde bilirkişilik görevi verilemez. Bu yasak, belirli bir kurumsal çakışma durumuna özgü olup söz konusu kişilerin başka alanlarda bilirkişilik yapmasını engellemez.

Yemin Usulü: Listedeki ve Liste Dışı Bilirkişiler

Listede kayıtlı kişiler arasından görevlendirilen bilirkişilere her dava veya iş için ayrıca yemin verdirilmez; yalnızca görevlendirme yazısında önceden ettikleri yemine bağlı kalarak oy ve görüş bildirmek zorunda oldukları hatırlatılır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 271Kaynağı aç
MADDE 271- (1) Listelere kaydedilmiş kişiler arasından görevlendirilmiş olan bilirkişilere, bilirkişilik bölge kurulu veya bulunduğu yer il adli yargı adalet komisyonu huzurunda, “Bilirkişilik görevimi sadakat ve özenle, bilim ve fenne uygun olarak, tarafsız ve objektif bir biçimde yerine getireceğime, namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ederim.” şeklindeki sözler, tekrarlattırılmak suretiyle yemin verdirilir. Bu bilirkişilere, görevlendirildikleri her dava veya işte ayrıca yemin verdirilmez; sadece görevlendirme yazısında, bilirkişilere önceden etmiş bulundukları yemine bağlı kalmak suretiyle oy ve görüş bildirmek zorunda oldukları hususu hatırlatılır.[31] (2) Listelere kaydedilmemiş olan kişiler arasından bilirkişiler görevlendirilmişse, kendilerine, görevlendiren mahkemece, huzurda, göreve başlamadan önce, birinci fıkrada belirtilen şekilde yemin verdirilir. Yemine ilişkin tutanak, hâkim, zabıt kâtibi ve bilirkişi tarafından imzalanır. Bilirkişinin görevini yapmaktan yasaklı olması ve reddi

Listede kayıtlı olmayan kişiler arasından bilirkişi görevlendirmesi yapılmışsa yemin usulü farklıdır: bu kişilere yemin, görevlendiren mahkemece, huzurda ve göreve başlamadan önce verdirilir. Yemine ilişkin tutanak hâkim, zabıt kâtibi ve bilirkişi tarafından imzalanır.

Çekinme Hakkı ve Kapsamı

HMK m. 270/2, yükümlü kategorisindeki kişilerin bilirkişilikten çekinebileceği hâlleri sınırlı tutmaktadır. Bu kişiler ancak tanıklıktan çekinme sebeplerine ya da mahkemece kabul edilebilir diğer bir sebebe dayanarak görevi reddedebilir. Mahkemece kabul edilebilir diğer sebeplerin sınırları kanunda tek tek sayılmamış olup bu konuda değerlendirme mahkemenin takdirine bırakılmıştır.

Tanıklıktan çekinme sebepleri arasında yakınlık ilişkisi öne çıkmaktadır. HMK m. 248 uyarınca taraflardan birinin nişanlısı, eşi (evlilik bağı kalkmış olsa dahi), kendisi veya eşinin alt ya da üstsoyu, evlatlık bağı bulunanlar, üçüncü dereceye kadar kan veya kayın hısımları ile koruyucu aile ve onların çocukları ya da koruma altındaki çocuk tanıklıktan çekinebilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 248Kaynağı aç
MADDE 248- (1) Aşağıdaki kimseler tanıklıktan çekinebilirler: a) İki taraftan birinin nişanlısı. b) Evlilik bağı ortadan kalkmış olsa dahi iki taraftan birinin eşi. c) Kendisi veya eşinin altsoy veya üstsoyu. ç) Taraflardan biri ile arasında evlatlık bağı bulunanlar. d) Üçüncü derece de dâhil olmak üzere kan veya kendisini oluşturan evlilik bağı ortadan kalkmış olsa dahi kayın hısımları. e) Koruyucu aile ve onların çocukları ile koruma altına alınan çocuk. Sır nedeniyle tanıklıktan çekinme

HMK m. 250 kapsamında da çeşitli çekinme sebepleri düzenlenmiştir. Tanığın beyanının kendisine veya m. 248'de sayılan yakınlarından birine doğrudan maddi zarar verecek olması, şeref ya da itibarı ihlal etmesi ya da ceza soruşturması veya kovuşturmasına yol açması bu sebepler arasında yer almaktadır. Meslek veya sanatına ait sırların ortaya çıkmasına yol açacak beyan da ayrı bir çekinme gerekçesi olarak düzenlenmiştir. HMK m. 270/2 tanıklıktan çekinme sebeplerine genel bir atıf yapmaktadır; m. 248 ve m. 250'nin bu atfın kapsamına girdiği sistematik yorumdan çıkarılmakla birlikte bu konuda ihtiyatlı olmak gerekmektedir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 250Kaynağı aç
MADDE 250- (1) Aşağıdaki hâllerde tanıklıktan çekinilebilir: a) Tanığın beyanı kendisine veya 248 inci maddede yazılı kimselerden birine doğrudan doğruya maddi bir zarar verecekse. b) Tanığın beyanı kendisinin veya 248 inci maddede yazılı kimselerden birinin şeref veya itibarını ihlal edecek ya da ceza soruşturmasına veya kovuşturmasına sebep olacaksa. c) Tanığın beyanı, meslek veya sanatına ait olan sırların ortaya çıkmasına sebebiyet verecekse. Tanıklıktan çekinme hakkının istisnaları

Bilirkişinin Reddi, Öz-Ret ve Yasaklılık

HMK m. 272/1 uyarınca hâkimler hakkındaki yasaklılık ve ret sebepleri bilirkişiler bakımından da uygulanır. Tek istisna, aynı dava veya işte daha önce tanık sıfatıyla dinlenmiş olmaktır; bu durum bilirkişi için ret sebebi oluşturmaz.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 272Kaynağı aç
MADDE 272- (1) Hâkimler hakkındaki yasaklılık ve ret sebepleriyle ilgili kurallar, bilirkişiler bakımından da uygulanır. Ancak, bilirkişinin, aynı dava veya işte daha önceden tanık olarak dinlenmiş bulunması, bir ret sebebi teşkil etmez. (2) Hâkimler hakkındaki yasaklılık sebeplerinden biri, bilirkişinin şahsında gerçekleşmişse, mahkeme, hüküm verilinceye kadar, her zaman bilirkişiyi resen görevden alabileceği gibi, bilirkişi de mahkemeden, görevden alınma talebinde bulunabilir. (3) Ret sebeplerinden birinin bilirkişinin şahsında gerçekleşmesi hâlinde taraflar, bilirkişinin reddini talep edebileceği gibi, bilirkişi de kendisini reddedebilir. Ret talebi veya bilirkişinin kendisini reddetmesinin, ret sebebinin öğrenilmesinden itibaren en geç bir hafta içinde yapılmış olması şarttır. Ret sebeplerinin ispatı için, yemin teklif edilemez. (4) Görevden alınma, ret ve bilirkişinin kendisini reddetmesine yönelik talep, bilirkişiyi görevlendiren mahkemece dosya üzerinden incelenir ve karara bağlanır. Kabule ilişkin kararlar kesindir. Redde ilişkin kararlara karşı ise ancak esas hakkındaki kararla birlikte kanun yoluna başvurulabilir. Bilirkişinin görev alanının belirlenmesi

Yasaklılık sebebinin gerçekleştiği hâllerde mahkeme, hüküm verilinceye kadar her zaman bilirkişiyi resen görevden alabilir; bilirkişi de mahkemeden görevden alınma talebinde bulunabilir. Ret sebeplerinden birinin bilirkişinin kendi şahsında gerçekleşmesi hâlinde taraflar bilirkişinin reddini talep edebileceği gibi, bilirkişi de kendisini reddedebilir. Ret talebi veya bilirkişinin kendisini reddetmesi, ret sebebinin öğrenilmesinden itibaren en geç bir hafta içinde yapılmış olmalıdır. Ret sebeplerinin ispatı için yemin teklif edilemez.

Görevden alınma, ret ve bilirkişinin kendisini reddetmesine yönelik talepler, bilirkişiyi görevlendiren mahkemece dosya üzerinden incelenir ve karara bağlanır. Kabule ilişkin kararlar kesindir. Redde ilişkin kararlara karşı ise ancak esas hakkındaki kararla birlikte kanun yoluna başvurulabilir.

Bilirkişilik Sicili ve Listeye Kayıt Koşulları

6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu m. 10, listede yer alacak gerçek kişiler için bir dizi koşul öngörmektedir. Bu koşullar arasında en az beş yıl fiilen ilgili uzmanlık alanında çalışmış olmak, mesleği icra etmek için gerekli diploma, mesleki yeterlilik belgesi veya uzmanlık belgesine sahip olmak, bilirkişilik temel eğitimini tamamlamış olmak ve bilirkişilik temel ile alt uzmanlık alanlarına göre belirlenen yeterlilik koşullarını taşımak sayılabilir.

6754 sayılı BİLİRKİŞİLİK KANUNU m. 10Kaynağı aç
MADDE 10- (1) Bilirkişilik faaliyetinde bulunacak gerçek kişilerde aşağıdaki şartlar aranır: a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık, gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık yapma, yalan tanıklık ve yalan yere yemin suçlarından mahkûm olmamak. b) (Ek: 5/6/2017-KHK-691/10 md.; Aynen kabul: 31/1/2018-7069/10 md.) Terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmamak. 4 c) Daha önce kendi isteği dışında bilirkişilik sicilinden çıkarılmamış olmak. ç) Disiplin yönünden meslekten veya memuriyetten çıkarılmamış ya da sanat icrasından veya mesleki faaliyetten geçici ya da sürekli olarak yasaklanmamış olmak. d) Başka bir bölge kurulunun listesine kayıtlı olmamak. e) Bilirkişilik temel eğitimini tamamlamak. f) Bilirkişilik yapacağı uzmanlık alanında en az beş yıl fiilen çalışmış olmak ya da daha fazla çalışma süresi belirlenmiş ise bu süre kadar fiilen çalışmış olmak. g) Meslek mensubu olarak görev yapabilmek için mevzuat tarafından aranan şartları haiz olmak ve mesleğini yapabilmek için gerekli olan uzmanlık alanını gösteren diploma, mesleki yeterlilik belgesi, uzmanlık belgesi veya benzeri belgeye sahip olmak. ğ) Bilirkişilik temel ve alt uzmanlık alanlarına göre belirlenen yeterlilik koşullarını taşımak. (2) Özel hukuk tüzel kişilerinin bünyesinde bilirkişi olarak çalışacak kişiler bakımından da birinci fıkradaki şartlar aranır ve düzenlenen raporlarda bu kişilerin adı ve soyadı ile imzası bulunur. (3) Daha önce yaptığı başvurusu mesleki olarak yeterli nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle reddedilenler, bir yıl geçmedikçe yeniden bilirkişilik yapmak için başvuruda bulunamazlar. (4) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu ve birinci fıkradaki şartları taşıdığını belgelendirmediği takdirde, bilirkişilik siciline ve listesine kaydedilemez. Bilirkişiliğe başvuru, seçilme usulü ve sicile kayıt

Bunların yanı sıra bilirkişilik faaliyetinde bulunacak kişilerin kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olmamış olması gerekmektedir. Kanunda bu koşula ek olarak zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık, gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık yapma, yalan tanıklık ve yalan yere yemin gibi belirli suçlardan mahkûm olmama şartı da ayrıca aranmaktadır; bu koşul, ilgili suçlar bakımından af kararının verilmiş olması hâlinde de geçerliliğini korur. Ayrıca terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmama koşulu sonradan yapılan yasal düzenlemeyle bu listeye eklenmiştir.

Disiplin yönünden meslekten veya memuriyetten çıkarılmamış ya da sanat icrasından geçici veya sürekli olarak yasaklanmamış olmak, daha önce kendi isteği dışında bilirkişilik sicilinden çıkarılmamış olmak ve başka bir bölge kurulunun listesine kayıtlı bulunmamak da sicile ve listeye kaydın ön koşulları arasındadır.

Özel hukuk tüzel kişilerinin bünyesinde bilirkişi olarak çalışacak kişiler bakımından da gerçek kişiler için aranan koşullar aranır; düzenlenen raporlarda bu kişilerin adı, soyadı ve imzasının bulunması zorunludur. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler ise hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlıklarının bulunduğunu ve kanunun aradığı koşulları taşıdıklarını belgelendirmedikçe bilirkişilik siciline ve listesine kaydedilemez. Başvurusu mesleki olarak yeterli nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle reddedilenler, bir yıl geçmeden yeniden başvuruda bulunamaz.

Bilirkişi Raporunun Hâkimi Bağlayıp Bağlamadığı

Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz; hâkim raporu serbestçe takdir eder. Raporu yeterli bulmayan hâkim, bilirkişiden ek rapor isteyebilir ya da önceki veya yeni seçeceği bilirkişi aracılığıyla yeniden inceleme yaptırabilir.

Bilirkişilik görevini kabulle yükümlü olan kişiler kimlerdir?

HMK m. 270/1 uyarınca üç kategori belirlenmiştir: resmî bilirkişiler ile m. 268'de düzenlenen listelerde kayıtlı olanlar; bilgisine başvurulacak konuyu bilmeksizin meslek veya zanaatını icra etmesi mümkün olmayanlar; ve bilgisine başvurulacak konu hakkında meslek veya sanat icrasına resmen yetkili kılınmış olanlar. Bu üç kategoriden birine giren kişiler, geçerli bir çekinme sebebi olmadıkça görevi reddedemez.

Bilirkişi hangi durumlarda çekinme hakkını kullanabilir?

HMK m. 270/2 uyarınca yükümlü kategorisindeki bilirkişi, yalnızca tanıklıktan çekinme sebeplerine veya mahkemece kabul edilebilir diğer bir sebebe dayanarak çekinebilir. Tanıklıktan çekinme sebepleri arasında taraflarla belirli akrabalık bağı (HMK m. 248), beyanın doğrudan maddi zarar, şeref ihlali ya da cezai soruşturma riski doğurması ile meslek veya sanatına ait sırları açığa çıkaracak olması sayılabilir; ancak bu sebeplerin m. 270/2 kapsamına girip girmediği m. 270/2'nin tanıklıktan çekinme sebeplerine yaptığı genel atıftan çıkarılmaktadır. Mahkemece kabul edilebilir diğer sebeplerin sınırları kanunda tek tek sayılmamıştır.

Kamu görevlileri hangi davalarda bilirkişi olamaz?

HMK m. 268/3 uyarınca kamu görevlilerine, bağlı bulundukları kurumlarla ilgili dava ve işlerde bilirkişilik görevi verilemez. Bu yasak, belirli bir kurumsal çakışma durumuna özgüdür; söz konusu kişiler başka alanlarda bilirkişilik yapabilir.

Bilirkişinin reddi için süre var mı?

HMK m. 272/3 uyarınca ret talebi veya bilirkişinin kendisini reddetmesi, ret sebebinin öğrenilmesinden itibaren en geç bir hafta içinde yapılmış olmalıdır. Ayrıca ret sebeplerinin ispatı için yemin teklif edilemez.

Bilirkişi kendisini reddedebilir mi?

HMK m. 272/3 uyarınca ret sebeplerinden birinin bilirkişinin kendi şahsında gerçekleşmesi hâlinde taraflar bilirkişinin reddini talep edebileceği gibi, bilirkişi de kendisini reddedebilir. Yasaklılık sebebinin gerçekleştiği hâllerde ise bilirkişi mahkemeden görevden alınma talebinde de bulunabilir.

Hukuk mezunları bilirkişi olarak görevlendirilebilir mi?

HMK m. 266/1 uyarınca hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı ve belgeli bir uzmanlıkları olmadıkça bilirkişi olarak görevlendirilemez. 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu m. 10/4 de aynı doğrultuda bu kişilerin söz konusu koşulu taşımadıkça bilirkişilik siciline ve listesine kaydedilemeyeceğini hükme bağlamaktadır.

Listede kayıtlı bilirkişiye her davada yemin yaptırılır mı?

Hayır. HMK m. 271/1 uyarınca listede kayıtlı bilirkişilere görevlendirildikleri her dava veya iş için ayrıca yemin verdirilmez; yalnızca görevlendirme yazısında daha önce ettikleri yemine bağlı kalarak oy ve görüş bildirmek zorunda oldukları hatırlatılır. Liste dışından görevlendirilen bilirkişilere ise yemin, görevlendiren mahkemece huzurda ve göreve başlamadan önce verdirilir; yemine ilişkin tutanak hâkim, zabıt kâtibi ve bilirkişi tarafından imzalanır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu