Kabulle Yükümlülüğün Genel Çerçevesi
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 270. maddesi, bilirkişilik görevini kabulün belirli kişiler için hukuki bir zorunluluk olduğunu ortaya koymaktadır. Mahkemelerin bilirkişi olarak görevlendirdiği her kişi bu yükümlülük kapsamına girmez; kanun üç ayrı kategori belirlemiştir ve bu kategorilerden birine dahil olan kişiler, geçerli bir çekinme sebebi olmadıkça görevi reddedemez.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 270Kaynağı aç
Bilirkişiye başvurunun kendisi de bir ön koşula bağlıdır. HMK m. 266/1 uyarınca mahkeme, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişi görevlendirmesine karar verebilir. Genel bilgi ya da tecrübeyle, ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle yanıtlanabilecek konularda ise bilirkişiye başvurulamaz. Bunun yanı sıra hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığı belgelendirmedikçe bilirkişi olarak görevlendirilemez.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 266Kaynağı aç
Yükümlü Tutulan Üç Kategori
HMK m. 270/1'in ilk bendi, resmî bilirkişiler ile HMK m. 268'de düzenlenen bilirkişi listelerinde kayıtlı olanları kapsamaktadır. Bilirkişi listeleri, bölge adliye mahkemelerinin yargı çevreleri esas alınarak bilirkişilik bölge kurulunca hazırlanır ve mahkemeler bilirkişileri bu listeler arasından seçer. Listede yer almak, aynı zamanda görevi kabul yükümlülüğünü de beraberinde getirir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 268Kaynağı aç
İkinci bent, bilgisine başvurulacak konuyu bilmeksizin meslek veya zanaatını icra etmesi mümkün olmayan kişileri kapsar. Bu bent, belirli bir mesleğin doğasında var olan teknik bilgiyi yansıtır: söz konusu kişi o bilgi olmadan zaten mesleğini sürdüremeyeceğinden, aynı bilgiyi bilirkişi olarak paylaşmayı reddetmesi kural olarak kabul görmez.
Üçüncü bent ise bilgisine başvurulacak konu hakkında meslek veya sanat icrasına resmen yetkili kılınmış olanları kapsar. Kanun gerekçesinde bu gruba örnek olarak doktorlar, ebeler, mühendisler, muhasebeciler, mali müşavirler ve mimarlar sayılmıştır; ancak bu sayım kanun metninde yer almayıp gerekçeye dayanmaktadır ve kapsamlı ya da bağlayıcı bir liste niteliği taşımamaktadır.
Bilirkişi Listesi, Öncelik Kuralı ve Kamu Görevlisi Yasağı
HMK m. 268/1 uyarınca bilirkişiler, bölge adliye mahkemelerinin yargı çevreleri esas alınarak bilirkişilik bölge kurulunca hazırlanan listede yer alan kişiler arasından seçilir. Kendi bölge listesinde ilgili uzmanlık alanında bilirkişi bulunmasına karşın başka bir bölgedeki bilirkişinin görevlendirme yapılan yere daha yakın mesafede bulunması durumunda o listeden de görevlendirme yapılabilir. Bu listelerin ilgili uzmanlık dalında yeterli uzman içermediği hâllerde diğer bölge kurullarının listelerine başvurulabilir; orada da uygun kişi bulunamaması durumunda ise belirli koşulları taşımak kaydıyla liste dışından bilirkişi görevlendirilebilir.
HMK m. 268/3, kanunların görüş bildirmekle yükümlü kıldığı kişi ve kuruluşlara görevlendirildikleri konularda bilirkişi olarak öncelikle başvurulacağını düzenlemektedir. Bununla birlikte kamu görevlilerine, bağlı bulundukları kurumlarla ilgili dava ve işlerde bilirkişilik görevi verilemez. Bu yasak, belirli bir kurumsal çakışma durumuna özgü olup söz konusu kişilerin başka alanlarda bilirkişilik yapmasını engellemez.
Yemin Usulü: Listedeki ve Liste Dışı Bilirkişiler
Listede kayıtlı kişiler arasından görevlendirilen bilirkişilere her dava veya iş için ayrıca yemin verdirilmez; yalnızca görevlendirme yazısında önceden ettikleri yemine bağlı kalarak oy ve görüş bildirmek zorunda oldukları hatırlatılır.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 271Kaynağı aç
Listede kayıtlı olmayan kişiler arasından bilirkişi görevlendirmesi yapılmışsa yemin usulü farklıdır: bu kişilere yemin, görevlendiren mahkemece, huzurda ve göreve başlamadan önce verdirilir. Yemine ilişkin tutanak hâkim, zabıt kâtibi ve bilirkişi tarafından imzalanır.
Çekinme Hakkı ve Kapsamı
HMK m. 270/2, yükümlü kategorisindeki kişilerin bilirkişilikten çekinebileceği hâlleri sınırlı tutmaktadır. Bu kişiler ancak tanıklıktan çekinme sebeplerine ya da mahkemece kabul edilebilir diğer bir sebebe dayanarak görevi reddedebilir. Mahkemece kabul edilebilir diğer sebeplerin sınırları kanunda tek tek sayılmamış olup bu konuda değerlendirme mahkemenin takdirine bırakılmıştır.
Tanıklıktan çekinme sebepleri arasında yakınlık ilişkisi öne çıkmaktadır. HMK m. 248 uyarınca taraflardan birinin nişanlısı, eşi (evlilik bağı kalkmış olsa dahi), kendisi veya eşinin alt ya da üstsoyu, evlatlık bağı bulunanlar, üçüncü dereceye kadar kan veya kayın hısımları ile koruyucu aile ve onların çocukları ya da koruma altındaki çocuk tanıklıktan çekinebilir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 248Kaynağı aç
HMK m. 250 kapsamında da çeşitli çekinme sebepleri düzenlenmiştir. Tanığın beyanının kendisine veya m. 248'de sayılan yakınlarından birine doğrudan maddi zarar verecek olması, şeref ya da itibarı ihlal etmesi ya da ceza soruşturması veya kovuşturmasına yol açması bu sebepler arasında yer almaktadır. Meslek veya sanatına ait sırların ortaya çıkmasına yol açacak beyan da ayrı bir çekinme gerekçesi olarak düzenlenmiştir. HMK m. 270/2 tanıklıktan çekinme sebeplerine genel bir atıf yapmaktadır; m. 248 ve m. 250'nin bu atfın kapsamına girdiği sistematik yorumdan çıkarılmakla birlikte bu konuda ihtiyatlı olmak gerekmektedir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 250Kaynağı aç
Bilirkişinin Reddi, Öz-Ret ve Yasaklılık
HMK m. 272/1 uyarınca hâkimler hakkındaki yasaklılık ve ret sebepleri bilirkişiler bakımından da uygulanır. Tek istisna, aynı dava veya işte daha önce tanık sıfatıyla dinlenmiş olmaktır; bu durum bilirkişi için ret sebebi oluşturmaz.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 272Kaynağı aç
Yasaklılık sebebinin gerçekleştiği hâllerde mahkeme, hüküm verilinceye kadar her zaman bilirkişiyi resen görevden alabilir; bilirkişi de mahkemeden görevden alınma talebinde bulunabilir. Ret sebeplerinden birinin bilirkişinin kendi şahsında gerçekleşmesi hâlinde taraflar bilirkişinin reddini talep edebileceği gibi, bilirkişi de kendisini reddedebilir. Ret talebi veya bilirkişinin kendisini reddetmesi, ret sebebinin öğrenilmesinden itibaren en geç bir hafta içinde yapılmış olmalıdır. Ret sebeplerinin ispatı için yemin teklif edilemez.
Görevden alınma, ret ve bilirkişinin kendisini reddetmesine yönelik talepler, bilirkişiyi görevlendiren mahkemece dosya üzerinden incelenir ve karara bağlanır. Kabule ilişkin kararlar kesindir. Redde ilişkin kararlara karşı ise ancak esas hakkındaki kararla birlikte kanun yoluna başvurulabilir.
Bilirkişilik Sicili ve Listeye Kayıt Koşulları
6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu m. 10, listede yer alacak gerçek kişiler için bir dizi koşul öngörmektedir. Bu koşullar arasında en az beş yıl fiilen ilgili uzmanlık alanında çalışmış olmak, mesleği icra etmek için gerekli diploma, mesleki yeterlilik belgesi veya uzmanlık belgesine sahip olmak, bilirkişilik temel eğitimini tamamlamış olmak ve bilirkişilik temel ile alt uzmanlık alanlarına göre belirlenen yeterlilik koşullarını taşımak sayılabilir.
6754 sayılı BİLİRKİŞİLİK KANUNU m. 10Kaynağı aç
Bunların yanı sıra bilirkişilik faaliyetinde bulunacak kişilerin kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olmamış olması gerekmektedir. Kanunda bu koşula ek olarak zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık, gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık yapma, yalan tanıklık ve yalan yere yemin gibi belirli suçlardan mahkûm olmama şartı da ayrıca aranmaktadır; bu koşul, ilgili suçlar bakımından af kararının verilmiş olması hâlinde de geçerliliğini korur. Ayrıca terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmama koşulu sonradan yapılan yasal düzenlemeyle bu listeye eklenmiştir.
Disiplin yönünden meslekten veya memuriyetten çıkarılmamış ya da sanat icrasından geçici veya sürekli olarak yasaklanmamış olmak, daha önce kendi isteği dışında bilirkişilik sicilinden çıkarılmamış olmak ve başka bir bölge kurulunun listesine kayıtlı bulunmamak da sicile ve listeye kaydın ön koşulları arasındadır.
Özel hukuk tüzel kişilerinin bünyesinde bilirkişi olarak çalışacak kişiler bakımından da gerçek kişiler için aranan koşullar aranır; düzenlenen raporlarda bu kişilerin adı, soyadı ve imzasının bulunması zorunludur. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler ise hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlıklarının bulunduğunu ve kanunun aradığı koşulları taşıdıklarını belgelendirmedikçe bilirkişilik siciline ve listesine kaydedilemez. Başvurusu mesleki olarak yeterli nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle reddedilenler, bir yıl geçmeden yeniden başvuruda bulunamaz.
Bilirkişi Raporunun Hâkimi Bağlayıp Bağlamadığı
Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz; hâkim raporu serbestçe takdir eder. Raporu yeterli bulmayan hâkim, bilirkişiden ek rapor isteyebilir ya da önceki veya yeni seçeceği bilirkişi aracılığıyla yeniden inceleme yaptırabilir.
Bilirkişilik görevini kabulle yükümlü olan kişiler kimlerdir?
HMK m. 270/1 uyarınca üç kategori belirlenmiştir: resmî bilirkişiler ile m. 268'de düzenlenen listelerde kayıtlı olanlar; bilgisine başvurulacak konuyu bilmeksizin meslek veya zanaatını icra etmesi mümkün olmayanlar; ve bilgisine başvurulacak konu hakkında meslek veya sanat icrasına resmen yetkili kılınmış olanlar. Bu üç kategoriden birine giren kişiler, geçerli bir çekinme sebebi olmadıkça görevi reddedemez.
Bilirkişi hangi durumlarda çekinme hakkını kullanabilir?
HMK m. 270/2 uyarınca yükümlü kategorisindeki bilirkişi, yalnızca tanıklıktan çekinme sebeplerine veya mahkemece kabul edilebilir diğer bir sebebe dayanarak çekinebilir. Tanıklıktan çekinme sebepleri arasında taraflarla belirli akrabalık bağı (HMK m. 248), beyanın doğrudan maddi zarar, şeref ihlali ya da cezai soruşturma riski doğurması ile meslek veya sanatına ait sırları açığa çıkaracak olması sayılabilir; ancak bu sebeplerin m. 270/2 kapsamına girip girmediği m. 270/2'nin tanıklıktan çekinme sebeplerine yaptığı genel atıftan çıkarılmaktadır. Mahkemece kabul edilebilir diğer sebeplerin sınırları kanunda tek tek sayılmamıştır.
Kamu görevlileri hangi davalarda bilirkişi olamaz?
HMK m. 268/3 uyarınca kamu görevlilerine, bağlı bulundukları kurumlarla ilgili dava ve işlerde bilirkişilik görevi verilemez. Bu yasak, belirli bir kurumsal çakışma durumuna özgüdür; söz konusu kişiler başka alanlarda bilirkişilik yapabilir.
Bilirkişinin reddi için süre var mı?
HMK m. 272/3 uyarınca ret talebi veya bilirkişinin kendisini reddetmesi, ret sebebinin öğrenilmesinden itibaren en geç bir hafta içinde yapılmış olmalıdır. Ayrıca ret sebeplerinin ispatı için yemin teklif edilemez.
Bilirkişi kendisini reddedebilir mi?
HMK m. 272/3 uyarınca ret sebeplerinden birinin bilirkişinin kendi şahsında gerçekleşmesi hâlinde taraflar bilirkişinin reddini talep edebileceği gibi, bilirkişi de kendisini reddedebilir. Yasaklılık sebebinin gerçekleştiği hâllerde ise bilirkişi mahkemeden görevden alınma talebinde de bulunabilir.
Hukuk mezunları bilirkişi olarak görevlendirilebilir mi?
HMK m. 266/1 uyarınca hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı ve belgeli bir uzmanlıkları olmadıkça bilirkişi olarak görevlendirilemez. 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu m. 10/4 de aynı doğrultuda bu kişilerin söz konusu koşulu taşımadıkça bilirkişilik siciline ve listesine kaydedilemeyeceğini hükme bağlamaktadır.
Listede kayıtlı bilirkişiye her davada yemin yaptırılır mı?
Hayır. HMK m. 271/1 uyarınca listede kayıtlı bilirkişilere görevlendirildikleri her dava veya iş için ayrıca yemin verdirilmez; yalnızca görevlendirme yazısında daha önce ettikleri yemine bağlı kalarak oy ve görüş bildirmek zorunda oldukları hatırlatılır. Liste dışından görevlendirilen bilirkişilere ise yemin, görevlendiren mahkemece huzurda ve göreve başlamadan önce verdirilir; yemine ilişkin tutanak hâkim, zabıt kâtibi ve bilirkişi tarafından imzalanır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

