HMK Madde 209 Uyarınca Senette İmza ve Yazı İnkârı

by Avukat Erdal Ersoy
HMK Madde 209 Uyarınca Senette İmza ve Yazı İnkârı

Adi ve Resmî Senetlerde Yazı veya İmza İnkârının Sonuçları

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 209. maddesinin birinci fıkrasına göre, adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda mahkemece bir karar verilinceye kadar bahse konu senet herhangi bir işleme esas alınamaz. Senetteki imza veya yazının inkâr edilmesiyle birlikte belgenin işlemlere dayanak yapılması verilecek karara kadar durur.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 209Kaynağı aç
MADDE 209- (1) Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz. (2) Resmî senetlerdeki yazı veya imza inkâr edildiğinde, senetteki yazı veya imzanın sahteliği, ancak mahkeme kararıyla sabit olursa, bu senet herhangi bir işleme esas alınamaz. (3) Senede dayanılarak verilmiş olan ihtiyati tedbir, o senet hakkındaki sahtelik iddiasından etkilenmez ve gerektiğinde senet sahibi haklarının korunması için yeni tedbirler talep edebilir. Güvenli elektronik imzalı belgenin inkârı

Resmî senetler bakımından ise senedin kamu güvencesi altındaki ispat gücü korunmuştur. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 209. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, resmî senetlerdeki yazı veya imza inkâr edildiğinde, senetteki yazı veya imzanın sahteliği ancak mahkeme kararıyla sabit olduğu takdirde senet herhangi bir işleme esas alınamaz. Mahkeme kararıyla sahtelik saptanmadığı sürece resmî senet işleme esas alınmaya devam eder.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 209. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, senede dayanılarak verilmiş olan ihtiyati tedbir kararları, senet hakkındaki sahtelik iddiasından etkilenmez. Senedi elinde bulunduran senet sahibi, koşulları oluştuğunda haklarının korunması amacıyla yeni tedbir taleplerinde bulunabilir.

Sahtelik İddiasının İleri Sürülme Yöntemi

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 208. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bir belgenin sahteliğini ileri süren taraf, bu iddiasını belgenin delil olarak dayanıldığı davada ön sorun şeklinde ileri sürebileceği gibi ayrı bir sahtelik davası açarak da ileri sürebilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 208Kaynağı aç
MADDE 208- (1) Taraflardan biri, kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen bir belgedeki yazı veya imzayı inkâr etmek isterse, sahtelik iddiasında bulunmalıdır; aksi hâlde belge, aleyhine delil olarak kullanılır. (2) Bir belgenin sahteliği iddia edildiğinde, belgenin mahkemeye verildiği tarih yazılıp mühürlenerek, saklanması için mahkemece gerekli tedbirler alınır. (3) Bir belgenin sahteliğini iddia eden kimse, bunu aynı mahkemede ön sorun şeklinde ileri sürebileceği gibi, bu konuda ayrı bir dava da açabilir. (4) Resmî bir senetteki yazı veya imzayı inkâr eden tarafın bu iddiası, ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabilir. Asıl davaya bakan hâkim, gerekirse bu konuda imza veya yazıyı inkâr eden tarafa, dava açması için iki haftalık kesin bir süre verir. Yazı veya imza inkârının sonucu

Resmî senetlerdeki yazı veya imzanın inkârında ise farklı bir usul öngörülmüştür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 208. maddesinin dördüncü fıkrasına göre resmî bir senetteki imza veya yazıyı inkâr eden tarafın iddiası, evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanır. Asıl davanın hâkimi, gerek görmesi halinde inkârda bulunan tarafa bu davayı açması için iki haftalık kesin süre verir.

HMK Madde 209 Hükmünün İcra Takiplerine Etkisi

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 209. maddesi genel mahkemelerde açılan davalarda senedin delil olarak kullanılmasına yönelik bir kuraldır. Senetteki sahtelik iddiasının bulunması veya genel mahkemede sahtelik davası açılmış olması icra takiplerine etki etmez ve icra takibini durdurmaz. Takibin kesinleşmesinden önce veya sonra senedin sahteliğinin ileri sürülmesi takibin durması sonucunu doğurmaz.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2016/31754, K. 2018/3908Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2016/31754 E.  ,  2018/3908 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin alacaklı … ve temlik alacaklısı … tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Alacaklı …'ün duruşma isteminin incelenmesinde; İşin niteliği bakımından temyiz tetkikatının murafaalı olarak yapılmasına HUMK.nun 438. ve İİK.'nun 366. maddeleri hükümleri müsait bulunmadığından bu yoldaki isteğin reddi oybirliğiyle kararlaştırıldıktan sonra işin esası incelendi: 2-Alacaklı tarafından kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takipte, örnek 10 ödeme emrinin borçlular vekiline 22.01.2015 tarihinde tebliğ edildiği, borçlular vekilinin 17.03.2016 tarihinde icra müdürlüğüne başvurarak … Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği'nde düzenlenen 05.10.2015 tarihli raporda senedin rakamla belirtilen Türk Lirası hanesinde yazılı bulunan 972.000 ibaresi altında 1.500 ibaresinin yazılı olduğu, 1.500 ibaresinin silinmesini müteakiben farklı bir cins mürekkepli kalemle 972.000 ibaresinin yazıldığı, senedin metin içerisinde yazıyla belirtilen değer hanesinde bulunan dokuzyüzyetmişikibin ibaresinin altında binbeşyüz ibaresinin yazılı olduğu, binbeşyüz ibaresinin silinmesini müteakiben, farklı bir cins mürekkepli kalemle dokuzyüzyetmişikin ibaresinin yazılması suretiyle tahrifat yapıldığı tespit edildiğinden takibin 1.500 TL üzerinden devamına, bu nedenle oluşan taşkın haczilerin kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiği, bu talebin müdürlüğün 18.03.2016 tarihli kararı ile reddedilmesi üzerine, borçlular vekilinin icra mahkemesinden müdürlük kararının kaldırılmasını istediği, mahkemece HMK 209. maddesi gereğince şikayetin kabulüne, icra müdürlüğünün 18.03.2016 tarihli kararının iptaline, icra takibinin takip tarihi itibariyle 1.500 TL ana para ve ana paraya senedin vade tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte devamına, bu bedel dışında konmuş olan taşkın hacizlerin kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. İcra ve iflas hukuku, icra ve iflas takiplerinin usul hukuku niteliğindedir. Bu hukuk dalının amacı, bir yandan takip alacaklısının alacağına kavuşması için borçlu veya üçüncü kişilerin çıkarabilecekleri zorlukları ortadan kaldırmak, diğer yandan kötüniyetli takiplere karşı takip borçlusunun kendisini korumasını sağlayacak hukuki çareler bulmak, bu arada takipten etkilenen üçüncü kişilerin menfaatlerini korumak, takip işlemlerinin yapılması sırasında insan hak ve hürriyetlerinin ihlal edilmesini önlemektir. İcra iflas hukukunun en önemli kaynağı İcra ve İflas Kanunu olup, bu Kanun, icra ve iflas takibinden, tahsile kadar uygulanması gereken usul hükümlerini düzenlemektedir. Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile yapılan takipte, takibe konu kambiyo senedi altındaki imzaya itiraz, İİK'nun 170. maddesinde özel olarak düzenlendiğinden, imza inkarı nedenine dayalı sahtelik iddiası hakkında, sonraki genel kanun olan HMK'nun 209. maddesi uygulanamaz. İmza itirazı, İİK'nun 170/1. maddesi uyarınca satıştan başka icra takip muamelelerini durdurmaz. Ancak icra mahkemesi itirazla ilgili kararına kadar takibin geçici olarak durdurulmasına karar verebilir (İİK m. 170/2). Öte yandan sahtelik iddiasının imza itirazı dışındaki bir nedene (yazıda sahtelik) dayanması halinde Dairemiz, İcra ve İflas Kanunu'nda bir düzenleme bulunmadığından HMK'nun 209. maddesinin uygulanması gerektiği görüşünde iken, daha sonra içtihat değişikliğine gidilerek, senet üzerinde bulunan yazıdaki sahtelik iddiasının borca itiraz niteliğinde olup, bu konunun da İİK'nın 169/a maddesinde düzenlenmiş olması nedeniyle, HMK'nun 209. maddesinin bu yönden de uygulama yerinin olmadığı görüşü benimsenmiştir. İcra mahkemesi, önüne gelen itiraz ve şikayetleri, İcra ve İflas Kanunu'nda düzenlenen özel usul kurallarını uygulayarak takip hukuku bakımından kesin hükme bağladığından, anılan mahkemenin kararları kural olarak maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşımaz. Bu nedenle borca veya imzaya itirazın incelenmesi sırasında sahtelik iddiasına dayalı olarak genel mahkemelerde açılan davaları bekletici mesele yapamayacağı gibi takibin durdurulmasına da karar veremez. Sadece İİK'nun 169/a-2. maddesi uyarınca itirazın esası hakkındaki kararına kadar icra takibinin muvakkaten durdurulmasına karar verebilir. İcra mahkemesince takibe konu alacakla ilgili bir karar verilmiş olması, aynı alacak hakkında genel mahkemelerde dava açılmasına engel oluşturmaz. Borçlunun sahtelik nedenine dayalı olarak açtığı menfi tespit davası, İİK'nun 72. maddesi kapsamında bir dava olup, anılan maddedeki usule göre mahkemeden alınacak ihtiyati tedbir kararı ile icra takibi durdurulabilir. Sahtelik nedeniyle açılan menfi tespit davası gibi, cumhuriyet savcılığına aynı nedenle yapılan şikayet ve ceza mahkemesinde açılan dava da kendiliğinden icra takibini durdurmaz ve bekletici mesele yapılamaz. Ancak cumhuriyet savcılığı veya ceza mahkemesince tedbir kararı verilirse icra takibi durdurulabilir. Yukarıda açıklanan ilke ve kurallar ışığında, takibin kesinleşmesi öncesi veya sonrasında takibe konu senedin sahteliğinin iddia edilmesi, HMK'nun 209. maddesi uyarınca takibin durdurulması sonucunu doğurmaz. Anılan hüküm, genel mahkemelerde açılan davalarla ilgili olarak senedin hiçbir işleme esas alınamayacağını, başka bir anlatımla delil olarak kullanılamayacağını öngörmekte olup, icra takibine etkisi yoktur. Somut olayda, borçluların ödeme emri tebliği üzerine yasal sürede icra mahkemesine takibe konu bonoda tahrifat yapıldığına ilişkin bir başvurusu bulunmadığı gibi borçluların bu iddiası İİK'nun 169/a maddesindeki borca itiraz niteliğinde olup ödeme emrinin tebliğinden itibaren süresi içerisinde icra mahkemesine bu yönde yapılmış bir başvuru olması halinde icra mahkemesince incelenmesi mümkündür. Öte yandan, Didim Cumhuriyet Başsavcılığı'nca verilmiş takiplerin durdurulmasına yönelik tedbir kararı mevcut olmadığı icra takip dosyası içeriği ile sabittir. Bu durumda, mahkemece, itirazın reddine karar verilmesi gerekirken, HMK'nun 209. maddesi uyarınca icra takibinin durdurulması yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Alacaklı … ve temlik alacaklısı …'un temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.04.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 209. maddesinin birinci fıkrasındaki düzenlemenin işlerlik kazanabilmesi için imza inkârına ilişkin iradenin genel mahkemede dava açılması suretiyle açıklanması ya da görülmekte olan bir davada ön sorun şeklinde ortaya konulması şarttır. İcra mahkemesine yapılan imzaya itiraz başvurusu bu kapsamda bir dava niteliğinde değildir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 209. maddesinde yer alan hüküm, alacaklının talep edebileceği ihtiyati haciz kararlarına engel oluşturmaz ve sahtelik iddiası ihtiyati haciz verilmesini engellemez.

Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yolunda Sahtelik ve İtiraz Usulü

Kambiyo senetlerine özgü haciz takibinde borçlunun kambiyo senedi altındaki imzaya itirazı, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 170. maddesinde özel olarak düzenlenmiştir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2016/31754 Esas ve 2018/3908 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, takip konusu kambiyo senedindeki imzaya itiraz İcra ve İflas Kanunu'nun 170. maddesinde özel usule tabi kılındığından genel kanun niteliğindeki Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 209. maddesi bu takiplerde uygulanmaz.

Kambiyo senedi üzerindeki yazı veya tahrifata ilişkin sahtelik iddiaları ise imza inkârından farklı olarak borca itiraz sayılır. İcra ve İflas Kanunu'nun 169/a maddesinde borca itiraz ayrıca düzenlendiğinden, yazıdaki sahtelik bakımından da HMK m. 209 hükmünün icra takiplerinde yeri bulunmamaktadır. Borçlunun imza dışındaki tahrifat ve sahtelik iddialarını İcra ve İflas Kanunu'nun 168. maddesinin 5. bendi uyarınca ödeme emrinin tebliğinden itibaren beş gün içinde icra mahkemesine bildirmesi gerekir. Süresinde icra mahkemesine başvuru yapılmaması ve icra takibini durduran bir tedbir kararının bulunmaması halinde HMK m. 209'a dayanılarak icra takibi durdurulamaz.

Kambiyo takibinde icra mahkemesine yapılan imza itirazı, İcra ve İflas Kanunu'nun 170. maddesinin birinci fıkrası uyarınca satıştan başka icra takip işlemlerini durdurmaz. İcra mahkemesi, aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca itirazla ilgili nihai kararına kadar takibin geçici olarak durdurulmasına karar verebilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 170Kaynağı aç
Madde 170 – (Değişik: 9/11/1988-3494/33 md.) Borçlu,168 inci maddenin 4 numaralı bendine göre kambiyo senedindeki imzanın kendisine ait olmadığı yolundaki itirazını bir dilekçe ile icra mahkemesine bildirir. Bu itiraz satıştan başka icra takip muamelelerini durdurmaz. İcra mahkemesi duruşmadan önce yapacağı incelemede, borçlunun itiraz dilekçesi kapsamından veya eklediği belgelerden edindiği kanaata göre itirazı ciddi görmesi halinde alacaklıya tebliğe gerek görmeden itirazla ilgili kararına kadar icra takibinin geçici olarak durdurulmasına evrak üzerinde karar verebilir. (Değişik üçüncü fıkra: 17/7/2003-4949/47 md.) İcra mahkemesi, 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapacağı inceleme sonunda, inkâr edilen imzanın borçluya ait olmadığına kanaat getirirse itirazın kabulüne karar verir. İtirazın kabulü kararı ile takip durur. Alacaklının genel hükümlere göre dava açma hakkı saklıdır.  İnkâr edilen imzanın borçluya ait olduğu anlaşılırsa ve itiraz ile birlikte takip ikinci fıkraya göre durdurulmuşsa, borçlu sözü edilen senede dayanan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere inkâr tazminatına ve takip   konusu alacağın yüzde onu oranında para   cezasına mahkûm edilir   ve itiraz reddedilir. Borçlu menfi tespit veya istirdat davası açarsa, hükmolunan tazminatın ve para cezasının tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve davanın borçlu lehine sonuçlanması hâlinde daha önce hükmedilmiş olan tazminat ve para cezası kalkar.[66] (Değişik birinci cümle: 17/7/2003-4949/47 md.) İcra mahkemesi, itirazın kabulüne karar vermesi hâlinde, senedi takibe koymada kötü niyeti veya ağır kusuru bulunduğu takdirde alacaklıyı senede dayanan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata ve alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkûm eder. Alacaklı genel mahkemede dava açarsa, para cezasının tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve bu davayı kazanırsa hakkında verilmiş olan para cezası kalkar. Borçlunun kambiyo hukuku bakımından şikayeti:

İcra hâkimliğince yürütülen incelemede imzanın borçlu elinden çıktığı tespit edilir ve takibin ertelenmesine karar verilmiş bulunursa, borçlu takip konusu alacak tutarının en az yüzde yirmisi nispetinde inkâr tazminatına ve yüzde onu oranında para cezasına çarptırılır. Benzer şekilde, senedi takibe koyarken ağır kusuru veya kötü niyeti belirlenen alacaklı hakkında da itirazın kabulü durumunda aynı yasal oranlar üzerinden tazminat ve para cezası tatbik edilir.

İcra Mahkemesi Kararlarının Niteliği ve Menfi Tespit Davası

İcra mahkemesi, itiraz ve şikâyetleri takip hukuku kurallarına göre inceler. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2016/31754 Esas ve 2018/3908 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, icra mahkemesi kararları kural olarak maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşımaz. Bu nedenle borca veya imzaya itirazın incelenmesi esnasında genel mahkemelerde açılan sahtelik davaları icra mahkemesince bekletici mesele yapılamaz ve bu davalara dayanılarak icra mahkemesince takibin durdurulmasına karar verilemez. İcra mahkemesince takibe konu alacak hakkında karar verilmiş olması da tarafların genel mahkemelerde aynı alacak hakkında dava açmasına engel teşkil etmez.

Borçlunun sahtelik sebebine dayanarak genel mahkemede açtığı menfi tespit davası, Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı şikâyet veya ceza mahkemesinde açılan sahtecilik davası icra takibini kendiliğinden durdurmaz ve icra mahkemesinde bekletici mesele yapılamaz. Takibin durması, ancak mahkeme veya savcılık tarafından bu yönde açık bir tedbir kararı verilmesi halinde mümkündür. İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca, icra takibinden önce açılan menfi tespit davasında alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere teminat gösterilerek icra takibinin durdurulmasına karar verilebilirken; takipten sonra açılan menfi tespit davasında takibin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir verilemez, yalnızca icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi tedbiri talep edilebilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 72Kaynağı aç
Madde 72 – (Değişik: 18/2/1965-538/43 md.) Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir. (Değişik: 9/11/1988-3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. (Değişik: 9/11/1988-3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir. Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazımgelmediğini ispata mecburdur. Hususi hükümler:
Adi senetteki imza veya yazı inkâr edildiğinde senet nasıl işlem görür?

Adi bir senetteki imza veya yazı inkâr edildiğinde, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 209. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu konuda bir mahkeme kararı verilinceye kadar senet herhangi bir işleme esas alınamaz.

Resmî senetteki yazı veya imza inkâr edilirse senet geçerliliğini kaybeder mi?

Resmî senetlerdeki imza veya yazı inkâr edildiğinde senet ancak yazı veya imzanın sahteliği mahkeme kararıyla sabit olduğu takdirde herhangi bir işleme esas alınamaz.

Senet hakkında sahtelik iddiasında bulunulması mevcut ihtiyati tedbiri etkiler mi?

Senede dayanılarak verilmiş olan ihtiyati tedbir sahtelik iddiasından etkilenmez ve senet sahibi haklarının korunması için yeni tedbirler isteyebilir.

Sahtelik nedeniyle açılan ceza davası veya savcılık şikâyeti icra takibini durdurur mu?

Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan şikâyet veya ceza mahkemesinde açılan dava icra takibini kendiliğinden durdurmaz; takibin durması için savcılık veya ceza mahkemesince bu yönde açık bir tedbir kararı verilmesi gerekir.

Kambiyo takibinde imza veya yazı sahteliği iddiası nereye bildirilir?

Kambiyo takibinde imza itirazı İcra ve İflas Kanunu m. 170 uyarınca, metindeki yazı ve tahrifat iddiaları ise borca itiraz niteliğinde kabul edilerek m. 169/a kapsamında beş gün içinde icra mahkemesine bildirilir.

Senet hakkındaki sahtelik iddiası ihtiyati haciz kararı verilmesine engel midir?

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 209. maddesi hükmü, mahkemece ihtiyati haciz kararı verilmesine engel oluşturmaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu