HMK Madde 233 Yeminin Şekli ve Uygulama Usulü

by Avukat Erdal Ersoy
HMK Madde 233 Yeminin Şekli ve Uygulama Usulü

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 233. maddesinin birinci fıkrasına göre yemin mahkeme huzurunda eda olunur. Yemin delili kesin delil niteliğinde olup kanunun öngördüğü özel usul kurallarına ve merasime tabidir. Bu merasimin usulüne uygun şekilde yerine getirilmesi, yemin delilinin hükme dayanak yapılabilmesi bakımından önem taşır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 233Kaynağı aç
MADDE 233- (1) Yemin, mahkeme huzurunda eda olunur. (2) Hâkim, yeminin icrasından önce yemin edecek kimseye, hangi konuda yemin edeceğini açıklar, yeminin anlam ve önemini anlatır ve yalan yere yemin etmesi hâlinde cezalandırılacağı hususunda dikkatini çeker. (3) Yemin edecek kimse, yemin konusunun yeterli açıklıkta olmadığını ileri sürerse; hâkim, karşı tarafın görüşünü aldıktan sonra derhâl bu konuda kararını verir. (4) Sonra "Size sorulan sorular hakkında, gerçeğe uygun cevap vereceğinize ve hiçbir şey saklamayacağınıza namusunuz, şerefiniz ve kutsal saydığınız bütün inanç ve değerler üzerine yemin eder misiniz?" diye sorar. O kimse de "Bana sorulan sorular hakkında gerçeğe uygun cevap vereceğime ve hiçbir şey saklamayacağıma namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum." demekle yemin eda edilmiş sayılır. (5) Yemin eda edilirken, hâkim de dâhil olmak üzere hazır bulunan herkes ayağa kalkar. Sağır ve dilsizlerin yemini
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2020/3041, K. 2020/5779Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2020/3041 E.  ,  2020/5779 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Müdahalenin Men'i, Ecrimisil, Tapu İptal Tescil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine dair kararın davalı-birleşen dosya davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 12.03.2020 tarihli ve 2018/7232 Esas, 2020/2515 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. davalı-birleşen dosya davacılar vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: K A R A R Davacı-birleşen dosyada davalı vekili, davaya konu 248 ada 6 parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde davalıların müdahalelerinin önlenmesini ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 15.000 TL ecrimisilin işgal tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı-birleşen dosyada davacı vekili, davaya konu taşınmazın müvekkili Ayşegül adına kayıtlıyken, karşılıklı iş ilişkisi sebebiyle kredi çekilerek her iki tarafın nakit ihtiyacının karşılanması için davacıya devredildiğini, gerçek bir satış olmadığını, bu nedenle davacı birleşen dosyada davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davalı-birleşen dosyada davacı adına tescilini talep etmiştir. Mahkemece, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmesi üzerine , hüküm davalı birleşen dosyada davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2013/6777 Esas, 2014/6872 Karar sayılı ilamıyla, birleşen dava dosyasında ileri sürülen iddianın içeriği itibariyle, taraflar arasındaki ilişkinin inançlı işlemden kaynaklandığı ve bu ilişkinin 5.2.1947 tarihli ve 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı kapsamında yazılı delille kanıtlanamadığı fakat birleşen davanın 05.05.2010 tarihinde, 1086 sayılı HUMK'un yürürlükte bulunduğu dönemde açıldığı ve dava dilekçesinin deliller kısmında davacının “diğer yasal deliller” demek suretiyle yemin deliline de dayandığı, bu nedenle iptal tescil davacısının yemin deliline başvurup vurmayacağı hususunun hatırlatılması, başvurması halinde usûli işlemlerin tamamlanması, sonucuna göre iptal tescil isteği bakımından bir hüküm kurulması, taraflar arasındaki mülkiyet uyuşmazlığı çözüldükten sonra da asıl davadaki elatmanın önlenmesi isteği konusunda bir karar verilmesi gerekirken, değinilen hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığına işaret edilerek bozma kararı verilmiştir Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda birleşen davanın reddine, asıl davanın kabulü ile elatmanın önlenmesine, 15.000 TL ecrimisilin dava tarihinden, 45.138,62 TL ecrimisilin ıslah tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmiş, hükmün süresi içinde davalı birleşen dosyada davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 12.03.2020 tarihli ve 2018/7232 Esas, 2020/2515 Karar sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiş, davalı birleşen dosyada davacı vekili tarafından süresi içinde karar düzeltme isteminde bulunulmuştur. Asıl dava elatmanın önlenmesi ve ecrimisil, birleşen dava inanç sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Hukuk yargılamasında ispat araçlarından olan “Yemin” 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 225 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Yasa’nın 225. maddesine göre, yeminin konusunu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalar teşkil eder. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalar, bir işlemin geçerliliği için, kanunen iki tarafın irade açıklamalarının yeterli görülmediği hâller ve yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak konular yemin konusu olamaz (6100 sayılı HMK mad. 226). Uyuşmazlık konusu vakıanın ispatı için yeminden başka delili olduğunu beyan etmiş olan taraf da yemin teklif edebilir. Yemin teklif olunan kimse, yemini edaya hazır olduğunu bildirdikten sonra, diğer taraf teklifinden vazgeçerek başka bir delile dayanamaz ve yeni bir delil de gösteremez. Yemin teklif edilen kimse, duruşmada bizzat hazır bulunmadığı takdirde, kendisine yemin için bir davetiye çıkarılır. Yemin davetiyesine, yemine konu hususlar hakkında sorulacak sorular ile geçerli bir özrü olmaksızın yemin için tayin olunan gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediği veya gelip de yemini iade etmediği yahut yemini eda etmekten kaçındığı takdirde, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı yazılır (6100 sayılı HMK mad. 227-228). Yemin için davet edilen kimse, tayin edilen gün ve saatte mahkemede geçerli bir özrü olmaksızın bizzat hazır bulunmaz yahut hazır bulunup da yemini iade etmez ya da yemini eda etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır. Kendisine yemin iade olunan kimse, yemin etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıa ispat edilememiş sayılır. Yeminin konusunu oluşturan vakıa, her iki tarafın değil, yalnızca kendisine yemin teklif edilen tarafın şahsından kaynaklanıyorsa yemin iade edilemez. HMK’nin 233. maddesi uyarınca, yemin mahkeme huzurunda eda olunur. Hâkim, yeminin icrasından önce yemin edecek kimseye, hangi konuda yemin edeceğini açıklar, yeminin anlam ve önemini anlatır ve yalan yere yemin etmesi hâlinde cezalandırılacağı hususunda dikkatini çeker. Yemin edecek kimse, yemin konusunun yeterli açıklıkta olmadığını ileri sürerse; hâkim, karşı tarafın görüşünü aldıktan sonra derhâl bu konuda kararını verir. Değinilen madde gereğince yemin, "Size sorulan sorular hakkında, gerçeğe uygun cevap vereceğinize ve hiçbir şey saklamayacağınıza namusunuz, şerefiniz ve kutsal saydığınız bütün inanç ve değerler üzerine yemin eder misiniz?" şeklinde yöneltilir ve yemin teklif edilen kimse tarafından "Bana sorulan sorular hakkında gerçeğe uygun cevap vereceğime ve hiçbir şey saklamayacağıma namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum." denilmek suretiyle eda edilmiş sayılır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 237 ve müteakip maddeleri uyarınca, hâkim, eksik olan noktaları tamamlamak veya açık olmayan hususları aydınlatmak için yeminin konusu ile bağlantılı gördüğü soruları yemin eden kimseye sorabilir. Hâkim, yemin eden kimsenin beyanını dinleyip tutanağa geçirir ve yazılanları yüksek sesle huzurunda okur; beyanında ısrar edip etmediğini sorar ve verilen cevabı tutanağa kaydeder. Yemin kesin delil olup özel usul kurallarına ve merasime tabidir. Somut olaya gelince, davalı-birleşen dosya davacı vekili tarafından yemin metni hazırlanıp, asıl dosya davacısına tebliğ edildikten sonra, 07.01.2016 tarihli celsede hakim tarafından yemin metni okunduktan sonra, yemini eda edecek olan davacının iş ilişkileriyle ilgili yemin metninde yer alan bir kısım vakıalarla ilgili bilgisi olmadığından bu vakıalara ilişkin yemin eda edemeyeceğini bildirdiği, daha sonra mahkemece yemin metni aynen tekrar ettirilmeden ‘’Bana sorulan sorulara gerçeğe uygun cevap verdiğime, hiç bir şey saklamadığıma namusum şerefim ve kutsal saydığım tüm inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum.’’ şeklinde beyanı alınmak suretiyle yemin merasiminin tamamlandığı, yapılan yeminin uyuşmazlığı çözmeye elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre,yukarıda açıklanan hususlar göz önünde bulundurularak mahkemece, öncelikle yemin teklif eden davalı tarafa kesin süre verilerek, taraflar arasındaki inançlı işlem iddiasıyla ilgili yemin metni hazırlanmasının istenmesi, hazırlanacak yemin metni mahkeme hakimince denetlenerek davacı tarafın itirazları da dikkate alınıp davacının bilgisi dahilinde olabilecek hususlar dikkate alınarak yemin metninin düzenlenmesi, karşı tarafın yemini kendisine teklif edilen yemin metni çerçevesinde eda etmesinin sağlanması, ondan sonra hasıl olacak sonuca göre asıl dava ve birleşen dava hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde usulüne uygun eda ettirilmeyen yemine göre birleşen davanın ispat edilemediği gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Mahkeme kararının, yukarıdaki gerekçeyle bozulmasına karar verilmesi gerekirken, onanmasına karar verilmesi doğru olmadığından davalı birleşen dosyada davacı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davalı birleşen dosyada davacı vekilinin karar düzeltme talebi yerinden görüldüğünden kabulüyle, Dairemizin 12.03.2020 tarihli ve 2018/7232 Esas, 2020/2515 Karar sayılı onama kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, Yerel Mahkeme hükmünün yukarıda yazılı nedenlerle 6100 sayılı HMK’nin geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 05.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yeminin İcrasından Önce Hâkim Tarafından Yapılacak İhtaratlar

HMK m. 233/2 uyarınca hâkim, yeminin icrasından önce yemin edecek kimseye hangi konuda yemin edeceğini açıklar. Hâkim ayrıca yeminin anlam ve önemini anlatır ve yalan yere yemin edilmesi hâlinde cezalandırılacağı hususunda kişinin dikkatini çeker.

Yemin edecek kişinin cezai yaptırımlar konusunda dikkatinin çekilmesi, kanuni merasimin kurallarına uyulması açısından gözetilir. Yemin merasimi sırasında gerekli ihtaratların usulünce yapılması ve kanunda belirtilen sıranın takip edilmesi aranır.

Yemin Formülü ve Ayağa Kalkma Kuralı

Hâkim tarafından yapılan ihtaratların ardından HMK m. 233/4 gereğince kanuni soru yöneltilir. Hâkim, yemin edecek kişiye yönelttiği soruda tarafa sorulan sorular hakkında gerçeğe uygun cevap vereceğine ve hiçbir şey saklamayacağına namusu, şerefi ve kutsal saydığı bütün inanç ve değerleri üzerine yemin edip etmediğini sorar.

Yemin eden kimsenin de sorulan sorular hakkında gerçeğe uygun cevap vereceğine ve hiçbir şey saklamayacağına namusu, şerefi ve kutsal saydığı bütün inanç ve değerleri üzerine yemin ettiğini beyan etmesiyle yemin eda edilmiş sayılır. Merasimin geçerliliği için kanuni sözlerin söylenmesi ve uyuşmazlığı çözmeye elverişli şekilde uygulanması gerekir.

HMK m. 233/5 uyarınca yemin eda edilirken, hâkim de dâhil olmak üzere hazır bulunan herkes ayağa kalkar.

Yemin Konusu ve Yemin Konusunun Açıklığı

HMK m. 225/1 çerçevesinde yemin, uyuşmazlığın çözümünde rol oynayan, çekişmeli bulunan ve kişinin kendi eyleminden doğan vakıalara ilişkindir; bir hususun bilinmesi de kişinin kendisinden kaynaklanan vakıa niteliğinde kabul edilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 225Kaynağı aç
MADDE 225- (1) Yeminin konusu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır. Yemine konu olamayacak vakıalar

HMK m. 233/3 uyarınca yemin edecek taraf, yemin konusunun yeterince açık olmadığını iddia ettiğinde hâkim diğer tarafı dinleyerek gecikmeksizin bu talebi karara bağlar.

Yemin konusu vakıaların bir kısmına dair bilgisi olmadığını bildiren tarafa yönelik yemin metninin hâkimce denetlenmesi ve uyuşmazlığı çözecek şekilde düzenlenmesi gerekir. Yemin metni uyuşmazlığa uygun hâle getirilmeden genel bir formülle beyan alınması uyuşmazlığı çözmeye elverişli görülmemektedir.

Yemin Sorularının Hazırlanması ve Sorgu Sırası

Yemin soru ve formülünü mahkeme hâkimi hazırlar. Yemin teklif edilen tarafın, teklif eden tarafın sunduğu ve hâkimin denetlediği metin yerine kendi vekilinin hazırladığı metne göre yemin etmesi kanuni usule aykırılık oluşturur.

HMK m. 237/1 kapsamında hâkim, belirsiz kalan kısımları aydınlatmak veya eksik yönleri tamamlamak hedefiyle yeminin konusuyla irtibatlı bulduğu soruları yemin eden tarafa yöneltebilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 237Kaynağı aç
MADDE 237- (1) Hâkim, eksik olan noktaları tamamlamak veya açık olmayan hususları aydınlatmak için yeminin konusu ile bağlantılı gördüğü soruları yemin eden kimseye sorabilir. Yemin tutanağının düzenlenmesi

Yemin merasiminde tarafın dikkatinin çekilmesi, kanuni formülün hâkimce okunup tekrar ettirilmesi, yemin teklif eden tarafın sorularına ilişkin sorgunun yapılması, varsa mahkeme hâkimi tarafından başka sorular da sorulması ve tutanağa geçen beyanın okunup imzalatılmasından sonra yeminde sebat edilip edilmeyeceğinin sorulması aranır. Yemin eden kimsenin beyanı tutanağa geçirildikten sonra yüksek sesle huzurunda okunmadan ve beyanında ısrar edip etmediği sorulmadan yemin merasimi tamamlanmış sayılmaz.

Birden Fazla Tarafa Yemin Yaptırılması ve İspat Yükü

Birden fazla tarafa yemin eda ettirilecek durumlarda kanuni ihtaratların usulünce yapılması ve bu kişilere birlikte değil, ayrı ayrı yemin eda ettirilmesi gerekir.

Yeminin hüküm doğurabilmesi ispat yükü kurallarıyla da bağlantılıdır. İspat yükü kendisine düşmeyen taraf diğer tarafa yemin teklif ederse, karşı taraf yemin etmiş olsa dahi bu yemin geçersiz kabul edilir ve kesin delil teşkil etmez.

Yeminden Kaçınma ve Yeminin İadesi

HMK m. 229/1 uyarınca, yemin davetine muhatap olan kişi geçerli bir mazeret sunmaksızın tayin edilen oturumda bizzat bulunmaz, bulunmasına karşın yemini diğer tarafa bırakmaz veya yemin etmekten çekinirse yemin konusunu oluşturan vakıaları kabul etmiş sayılır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 229Kaynağı aç
MADDE 229- (1) Yemin için davet edilen kimse, tayin edilen gün ve saatte mahkemede geçerli bir özrü olmaksızın bizzat hazır bulunmaz yahut hazır bulunup da yemini iade etmez ya da yemini eda etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır. (2) Kendisine yemin iade olunan kimse, yemin etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıa ispat edilememiş sayılır. Yeminin iade olunamayacağı hâller

Yeminin konusunu oluşturan vakıa yalnızca kendisine yemin teklif edilen tarafın şahsından kaynaklanıyorsa yemin iade edilemez. Yeminin iade edilebildiği hâllerde ise HMK m. 229/2 uyarınca, kendisine yemin iade olunan kimse yemin etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıa ispat edilememiş sayılır.

Yemin nerede eda olunur?

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 233. maddesinin 1. fıkrası uyarınca yemin mahkeme huzurunda eda olunur.

Yemin eda edilirken kimler ayağa kalkar?

HMK m. 233/5 gereğince yemin eda edilirken hâkim de dâhil olmak üzere duruşmada hazır bulunan herkes ayağa kalkar.

Yemin konusu açık değilse ne yapılır?

Yemin edecek kişi konunun yeterli açıklıkta olmadığını ileri sürerse HMK m. 233/3 uyarınca hâkim, karşı tarafın görüşünü aldıktan sonra derhâl bu konuda kararını verir.

İspat yükü kendisinde olmayan taraf yemin teklif ederse ne olur?

İspat yükü kendisine düşmeyen tarafın teklifi üzerine karşı taraf yemin etmiş olsa dahi bu yemin geçersizdir ve kesin delil teşkil etmez.

Yemin etmekten kaçınmanın sonucu nedir?

HMK m. 229 uyarınca yemin için davet edilen kişi mazeretsiz gelmez, yemini iade etmez veya edadan kaçınırsa vakıayı ikrar etmiş sayılır; kendisine yemin iade olunan kimse kaçınırsa yemin konusu vakıa ispat edilememiş sayılır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu