HMK Madde 219 Tarafların Belgeleri İbrazı Zorunluluğu

by Avukat Erdal Ersoy
HMK Madde 219 Tarafların Belgeleri İbrazı Zorunluluğu

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219. maddesi uyarınca taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandığı ve ellerinde bulunan bütün belgeleri mahkemeye ibraz etmekle yükümlüdür. Medeni usul hukukunda gerçeğin ortaya çıkarılması ve davanın aydınlatılması amacıyla öngörülen bu kural, yalnızca kendi iddiasını ispatlamaya çalışan tarafı değil, ispat yükü üzerinde bulunmayan tarafı da karşı tarafın dayandığı elindeki belgeleri mahkemeye ibraz etmekle yükümlü kılmaktadır. Elektronik ortamdaki belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye sunulur.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 219Kaynağı aç
MADDE 219- (1) Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir. (2) Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir. Tarafın belgeyi ibraz etmemesi

HMK Kapsamında Belge Kavramı ve İbraz Yükümlülüğü

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 199. maddesine göre dava konusu vakıaların aydınlatılmasına yarayan her türlü yazılı metin, senet, plan, çizim, görsel veya ses verisi ile dijital ortama aktarılmış kayıtlar usul hukuku bakımından belge niteliğindedir. Davada ileri sürülen iddia ve savunmaların ispatına elverişli bu nitelikteki bütün araçlar HMK m. 219 uyarınca ibraz zorunluluğunun kapsamına girmektedir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 199Kaynağı aç
MADDE 199- (1) Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir. Senetle ispat zorunluluğu
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2014/1025, K. 2014/4688Kaynağı aç
23. Hukuk Dairesi         2014/1025 E.  ,  2014/4688 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul 45. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 15/02/2013 NUMARASI : 2011/12-2013/16 Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Davacı vekili, müvekkili firma tarafından davalı şirkete Diva yazılımın entegre edildiğini ve kullanıma hazır hale getirildiğini, davalı şirketin yazılımı kabul ederek mağazalarında kullandığını, ayrıca yazılım üzerinde yeni istekler oldukça değişmeler ve eklentiler yapılarak teslim edildiğini ve faturalandırıldığını, fakat davalı şirketin 01.01.2008-01.04.2009 tarihleri arası hesap dönemine ilişkin 9.843,70 TL cari hesap borcunu ihtarnameye rağmen ödemediğinden temerrüde düşüldüğünü, davalının ihtarnameye cevap vererek yazılımın ayıplı olduğunu bundan dolayı ödemelerin yapılmadığını iddia ettiğini, ancak davalı şirketin yazılımların kusurlu olduğu yönünde müvekkili firmaya bildirimde bulunmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 9.843,70 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yıllık ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkili ile davacı arasında herhangi bir sözleşme akdedilmediğini, bu nedenle davanın ikametinde açılması gerektiğini, davacının dilekçesinde bildirdiği hususlar ve ihtar çektiği şirketin dava dışı L…. Mağazaları A.Ş. olduğunu, müvekkili şirkete ihtarname gönderilmediği gibi haliyle bir cevap da verilmediğini, davacının öncelikle davacının müvekkili şirket ile olan ticari ilişkisini ve bu ilişkinin borç doğurduğunu ispatlaması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, dosya kapsamı ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davalı tarafın dava dilekçesi ile duruma muttali olduğu, davacının davasını ispat etme aracı olan ticari defterlerindeki cari alacak hesabında 9.843.70 TL alacaklı gözüktüğü ancak defterlerinde envanter kaydının bulunmadığı, HMK'nın 222. maddesi uyarınca bu kaydın teyit edilmesi için davalı şirketin defter incelemesi yaptırılması için yazılan talimatta davalı tarafın dosyaya sundukları dilekçede "defterleri ibraz etmeyecekleri" yönünde beyanının bulunduğu, davalı tarafın ticari ilişkinin varlığı veya yokluğu iddiasının kolayca ispatlanmaya muktedir olan bu incelemeye katılmayarak davacı tarafın lehine delil vasfı taşımayan defterlerinin delil kuvvetini güçlendirdiği, davalı taraf her ne kadar ticari ilişkinin varlığının saptanması halinde beyanda bulunacaklarını söylemiş ise de, ek raporda 2008-2009 yılına ait hesap hareketleri içinde davalı şirketin ödemelerinin bulunduğu, bu nedenle de ticari ilişkinin varlığının saptandığı, bunun aksinin kendi defterlerinin ibrazı ile çözüme kavuşturulması mümkün iken ibraz etmeyeceklerini bildirdikleri de gözönüne alınarak davacı şirketin ticari defter kayıtlarına göre, davacının davalıdan, dava tarihi itibariyle alacağının bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 9.843,70 TL'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı kanun gereğince avans faizi uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.03.2012 tarih ve 2011/11-862 Esas, 2012/51 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 1086 sayılı HUMK’nın 326. maddesine göre (6100 sayılı HMK'nın m. 219) her iki taraf kendi ellerindeki vesikaları (belgeleri) mahkemeye ibraz etmek zorundadır. Bir davada ispat yükü kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın ticari defterlerine de dayandığı, diğer anlatımla, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği, dolayısıyla da, uyuşmazlığa 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 83/2. maddesindeki (6100 sayılı HMK'nın m. 222/5.) özel hükmün uygulanamayacağı durumlarda; karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçlar, HUMK'nın 330 ve ardından gelen maddelerindeki (HMK'nın m. 220.) konuya ilişkin genel düzenlemelere tabidir. HUMK'nın 332. maddesi (HMK'nın m. 220.), bir tarafın, mahkemece kendisine verilen süre içerisinde ilgili belgeyi ibraz etmemesi halinde, mahkemenin, o tarafın maksadını gözeterek, diğer tarafın o belgeye ilişkin açıklamasını kabul edebileceğini öngörmektedir. Önemle vurgulanmalıdır ki; HUMK'nın 332. maddesindeki (HMK'nın m. 220.) bu hüküm, taraflardan birinin delillerini salt karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği hallerde, ticari defterlerin mahkemeye sunulması bakımından da uygulanır. Diğer anlatımla, belirtilen bu durumda ticari defterler de, HUMK'nın 330 ve sonraki maddeleri (HMK'nın m. 220.) anlamında “vesika” niteliğindedir. Öte yandan, ticari defterlerin ispat kuvvetini düzenleyen 6762 sayılı TTK'nın 82. maddesindeki (HMK'nın m. 222.) hüküm, “I -Kati delil” şeklindeki kenar başlığı ile birlikte değerlendirildiğinde ve aynı Kanun’un 1474. maddesi uyarınca kenar başlıklarının metne dahil bulunduğu da gözetildiğinde; ticari işlerden dolayı tacirler arasında çıkan uyuşmazlıklarda ticari defterlerin (maddede gösterilen koşulların mevcut olması kaydıyla), kesin delil niteliğinde bulunduğunu öngörmektedir. 6762 sayılı TTK'nın 69. vd. maddeleri (6102 sayılı TTK'nın m. 64.) uyarınca da defterlerini yöntemince tasdik ettirmeyen tacirin bu gibi defterleri lehine delil olamaz. Ancak kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhinde delil sayılır (HMK m. 222/4). Somut uyuşmazlıkta davacı alacaklı tarafından her iki tarafın ticari defterlerine açıkça delil olarak dayanılmasına rağmen talimat mahkemesince davalı vekiline müvekkilinin ticari defterlerini mahkemeye ibraz etmesi, ticari defterlerin ibraz edilmemesi halinde HUMK'nın 332 (HMK'nın m.220) ve 6762 sayılı TTK'nın 83. (HMK'nın m. 222/5) maddeleri uyarınca işlem yapılacağı hususu hatırlatılmak suretiyle kesin süre verilmemiş, ihtar içeriğine yazılan TTK'nın 80 ve HUMK'nın 326. maddelerinin ise yukarıda açıklanan hususları kapsamadığı anlaşılmıştır. Ancak davalı vekilinin 14.01.2011 havale tarihli dilekçesi ile müvekkil şirket defterlerini ibraz etmeyeceğini belirtmiş olması karşında bu eksiklik sonuca etkili bulunmamıştır. Bu açıklamalara ve dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 18.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Elektronik belgelerin mahkemeye sunulmasında güvenli elektronik imza veya basit elektronik imza bulunması zorunlu bir geçerlilik koşulu teşkil etmez. Belgenin güvenli ya da basit elektronik imza taşıyıp taşımaması veya imzasız olması ibraz mükellefiyetini ortadan kaldırmaz. Usul hukukunda belgenin ibraz edilmesi zorunluluğu ile ibraz edilen belgenin uyuşmazlığı çözmedeki delil değeri birbirinden bağımsız olarak değerlendirilir.

Tarafların mahkemeye ibraz etmekle yükümlü tutulacağı belgelerin çerçevesi sınırsız değildir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 194. maddesi gereğince taraflar dayandıkları vakıaları ispata elverişli şekilde somutlaştırmak ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmek zorundadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/328 Esas ve 2022/154 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, ibraz yükümlülüğünün sınırları somutlaştırma yükü ile belirlenir ve taraf yalnızca ileri sürülen hususların ispatıyla ilgili belgeleri sunmakla yükümlü tutulabilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 194Kaynağı aç
MADDE 194- (1) Taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmalıdırlar. (2) Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur. Başka yerden getirtilecek deliller

Devamlı Kullanılan Belgeler ve Ticari Defterlerin İbrazı

Ticari defterler gibi sürekli kullanılması gereken belgelerin tamamının mahkemeye sunulması ticari hayatın olağan akışını aksatabileceğinden, HMK m. 219/2 özel bir ibraz kolaylığı getirmiştir. Düzenlemeye göre ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin tamamı yerine yalnızca uyuşmazlıkla ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye sunulabilir. Ayrıca HMK m. 218 uyarınca mahkemeye getirilmesi zor veya sakıncalı olan belgeler hâkim veya görevlendireceği bilirkişi tarafından yerinde incelenir ya da örnekleri asıllarıyla karşılaştırılır. Bu emrin yerine getirilmesine haklı sebep olmaksızın engel olunması durumunda disiplin para cezasına ve sebep olunan giderlere hükmolunur, gerektiğinde zor kullanılabilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 218Kaynağı aç
MADDE 218- (1) Mahkemeye getirilmesi zor veya sakıncalı olan belgeler, hâkim veya görevlendireceği bilirkişi tarafından yerinde incelenir ya da bu belgelerin mahkemeye sunulmuş örnekleri asıllarıyla karşılaştırılır. İnceleme sonunda bir tutanak düzenlenir ve gerekli görülürse uygun teknik araçlarla belgenin aslı kaydedilir. (2) Mahkemenin bu yöndeki emrinin yerine getirilmesine haklı bir sebep olmaksızın engel olunması hâlinde hâkim tarafından, engel olan kişi hakkında sebep olduğu giderlere ve beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar disiplin para cezasına hükmolunur. Gerektiğinde zor kullanılmasına da karar verilebilir. Tarafların belgeleri ibrazı zorunluluğu

Türk Ticaret Kanunu'nun 64/1. maddesi uyarınca her tacir, işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ortaya koyacak ticari defterleri usulünce tutmak ve saklamakla yükümlüdür. HMK m. 199 uyarınca ticari defterler de belge vasfında kabul edildiğinden ibraz süreçlerinde belge ibrazına dair kurallar uygulanır. İspat yükü kendisinde olan tarafın başka delillerle birlikte karşı tarafın ticari defterlerine de dayandığı hallerde, defterlerin ibrazı veya ibrazdan kaçınılması HMK m. 219 ve devamı hükümlerine tabidir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/328, K. 2022/154Kaynağı aç
Hukuk Genel Kurulu         2019/328 E.  ,  2022/154 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “alacak” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi: 4. Davacı vekili; davalının müvekkilinden çeşitli turizm hizmetleri aldığını, bunun karşılığında cari hesap bakiyesini ödemediğini, davalı aleyhine İstanbul 12. İcra Müdürlüğünün 2009/36846 E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin itiraz ile durdurulduğunu ileri sürerek 19.414,29TL cari hesap alacağının icra takibinde ödeme emrinin tebliğinden itibaren 10 gün sonrasından başlayacak şekilde işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: 5. Davalı, usulüne uygun tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır. Mahkeme Kararı: 6. İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.11.2014 tarihli ve 2014/1609 E., 2014/484 K. sayılı kararı ile; alacağın dayanağı davalı adına düzenlenmiş on üç adet faturadan kaynaklı olup anılan faturaların davalı adına davalı şirketin kurucu ortağı ve yetkilisi Yiğit Bulut'un asistanı olan … isimli şahsa teslim edildiğinin ileri sürüldüğü, davalının davaya cevap vermediği, ancak isticvap davetiyesi üzerine duruşmaya katılan davalı şirket tasfiye memurunun taraflar arasında turizm hizmeti alınmasına dair ticarî ilişki bulunmakla birlikte alacağın dayanağını oluşturan faturalar kapsamı hizmetin alınmadığını ve … isminde davalı şirket çalışanın olmadığının beyan edildiği, dosyada toplanan deliller itibariyle ve …'un kendi beyanı ile davacının dayandığı faturaların teslimine dair 08.05.2008 tarihli belgedeki imzanın anılan şahsa ait olmakla birlikte …'un şirket çalışanı olmadığı gibi bir an faturaların bu şahsa verilmiş olduğu kabul edilse dahi faturanın tebliğinin tek başına hizmetin verildiğini ispata yeterli olmadığı, davacının fatura kapsamı hizmetleri verdiğini sunulan deliller itibariyle ispatlayamadığı, davacı vekilince sunulan bila tarihli dilekçe ile fatura içeriklerinin uçak bilet bedelleri ve otel konaklamaları gibi hizmetlere ilişkin olması ve bu hizmetlerin davalı şirket vekili Av…. ve …t tarafından kullanılmış olması nedeniyle çağrılıp dinlenmeleri talep edilmiş ise de; davalı vekilince iddianın genişletilmesine muvafakat edilmediğinden talebin reddinin gerektiği, bu nedenle davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur. 8. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 07.02.2017 tarihli ve 2015/12365 E., 2017/648 K. sayılı kararı ile; “…Dava, taraflar arasında turizm hizmetine ilişkin alacak davasıdır. Mahkemece yazılı gerekçeyle faturaların davalının yetkilisine tebliğ edilmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve değerlendirme yeterli olmamıştır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan HMK'nın 219. maddesi "Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar." hükmünü haizdir. Bu madde uyarınca taraflar ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadır. Mahkemece verilen kesin süre üzerine davalı tarafça ticari defter ve belgeler sunulmamıştır. Davacı tarafın usulüne uygun olarak tuttuğu ticari defterler dosyaya sunulmuş ve davaya konu alacağa ilişkin 9 adet faturanın davacı defterinde kayıtlı olduğu bilirkişi raporuyla belirlenmiştir. HMK'nın 220. maddesi "İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir. (2) Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir. (3) Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir." hükmünü haizdir. HMK'nın bu maddesinde, bir tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesinin sonuçları düzenlenmiştir. Belgeyi ibraz etmesine karar verilen tarafın, kendisine verilen sürede ibraz etmemesi halinde mahkemenin, belgenin içeriğine göre diğer tarafın beyanını kabul edebileceği hükmü yer almaktadır. Mahkemece HMK'nın ticari defterlerle ispata ilişkin madde hükümleri değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir…” gerekçesi ile karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 9. İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.11.2017 tarihli ve 2017/582 E., 2017/1145 K. sayılı kararı ile önceki gerekçeye ek olarak; ticarî defterlerle ispatın 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı TTK) 64 ve devamı maddelerinde düzenlendiği, bir tarafın ticarî defterlerinin ibrazının istenebilmesi ve talep edilmesine rağmen ticarî defterlerin ibraz edilmemesinin defter sahibinin aleyhine sonuç doğurmasının anılan Kanun’un 83. maddesi uyarınca ancak karşı tarafın münhasır delil olarak bunlara dayanmasına bağlı olduğu, davacının davalının defterlerine münhasıran dayanmadığı, bu sebeple davalının ticarî defterlerini hazır etmemesinin davanın ispatı için yeterli olmadığı, faturaya dayalı alacağın ispatı için faturada yazılı malların teslim edildiğinin veya hizmetin sunulduğunun ispatının gerektiği, bu konudaki ispat yükünün davacıda olduğu, davaya konu alacağın, davacı defterlerinde kayıtlı, alacağa ilişkin faturaların sunulmuş ve davalı tarafça ticarî defterlerin sunulmamış olmasının faturaya dayalı hizmet olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin ispatı için yeterli olmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 10. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 11. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davalının ticarî defterlerini incelenmek üzere mahkemeye sunmaması sonucu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 220. maddesi kapsamında değerlendirme yapılabilmesi için davacı tarafça delil olarak münhasıran davalının ticarî defterlerine dayanılmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 12. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuya ilişkin yasal düzenlemeler ile hukukî kavram ve kurumların ortaya konulmasında yarar bulunmaktadır. 13. İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir. HMK’nın 189/1. maddesine göre; taraflar, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptirler. İspatın konusunu; tarafların üzerinde anlaşamadıkları, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için taraflarca delil gösterilir. 14. Taraflarca ileri sürülen vakıaların ispatında ortaya çıkan çekişmeyi gidermede kullanılacak olan en önemli vasıtalardan biri de belgelerdir. Belge, HMK’nın 199. maddesinde “Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Bu doğrultuda belgenin sahip olması gereken ilk unsur, taraflar arasında uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişlilik olup diğer unsur ise niteliği itibariyle ispata yarar bilgiyi ihtiva etmesidir. 15. Belirtilen iki unsuru haiz tüm bilgi taşıyıcıları, HMK’nın 199. maddesi kapsamında belge niteliğindedir. Buna ek olarak tarafların belge ibraz zorunluluklarının düzenlendiği HMK’nın 219. maddesinin 2. fıkrasında “Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir.” şeklindeki düzenlemeden de anlaşılacağı üzere ticarî defterler de kanundaki belge tanımının kapsamı içerisindedir. Dolayısıyla belge, ticarî defterleri de içine alan genel ve kapsamı geniş bir kavram olup kanundaki belge hakkında ihdas edilen tüm düzenlemeler, somut olayın niteliğine uygun düştüğü ölçüde ticarî defterler için de uygulama alanı bulurlar. 16. Medeni usul hukukunun amacı, yargı önüne gelen dava ve taleplerin hukuka uygun bir biçimde karara bağlanmasını sağlamaktır. Salt tarafların haklarını elde etmelerini mümkün kılmak yanında medeni usul hukuku, gerçeğe ve hakkaniyete uygun kararların ortaya çıkışını sağlama işlevine de sahiptir. Usul hükümleri çerçevesinde hakkaniyete uygun karar tesisi için yargılama aşamasındaki delillerin toplanması sürecine tarafların azamî suretle katılımları sağlanır. Bu bağlamda taraflar ileri sürdükleri iddia veya savunmalarının ispatı için ellerindeki tüm belgeleri yargılama sırasında ibraz etme yükümlülüğü altındadırlar. Bu yükümlülük, doğal olarak tarafın kendi aleyhine ve karşı tarafın lehine olan belgeyi mahkemeye ibrazına dair bir zorunluluğu kapsamaz. Ancak Kanun, belirli şartlar dâhilinde ve davayı aydınlatma ödevinin de bir gereği olarak taraflardan birinin karşı taraf lehine olan belgeyi ibrazını zorunlu kılmıştır (Pekcanıtez, Hakan/Özekes, Muhammet/Akkan, Mine/Korkmaz, Hülya Taş; Medeni Usûl Hukuku, C. II, İstanbul 2017, s. 1813, 1814). 17. Tarafların ellerindeki belgeleri yargılama sırasında mahkemeye ibraz yükümlülüklerine ilişkin genel kurallar HMK’nın 219 ve devamındaki maddelerde düzenlenmiş olup anılan Kanun’un 219/1. maddesi; “Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir.” hükmünü içermektedir. Anılan hüküm ile taraflar, ileri sürdükleri vakıaların ispatına ilişkin sadece kendi ellerindeki belgeleri ibrazın yanında karşı tarafça delil olarak dayanılan belgeleri de ibraz yükümlülüğü altındadırlar. Anılan düzenleme ile ispat yükü üzerinde olmayan tarafın da belirli koşullarda belge ibrazı ile yükümlülük altına alınarak davanın aydınlatılmasına katkıda bulunması sağlanmakta, bu suretle gerçeğe ve hakkaniyete uygun karar tesisine imkân tanınmaktadır. 18. Öte yandan tarafların mahkemeye ibraz ile yükümlü oldukları belgeler, ileri sürülen hususların ispatı ile ilgili olanlardan ibaret olup bunun belirlenmesi ise HMK’nın 194. maddesi çerçevesinde taraflarca gerçekleştirilecek somutlaştırma faaliyeti ile mümkündür. Bu doğrultuda taraflar, ileri sürdükleri vakıayı ispata elverişli bir biçimde somutlaştırmanın yanında delil olarak dayandıkları belgeleri ve hangi belgenin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıklamakla yükümlüdürler. Anılan yükümlülüğün ifası ile belgenin içerik ve niteliği hakkında bilgi sahibi olunarak ispat konusu vakıaya ilişkin olarak ibrazı istenen belgenin gerekli olup olmadığı yahut belgedeki hangi kısımların gerekli olduğu belirlenebilecektir. Bu sayede ileri sürülen hususların ispatıyla ilgili olmayan belgelerin gereksiz yere ibrazı önlenebileceği gibi HMK’nın 219/2. maddesi gereğince devamlı kullanılan ve içeriği bölünebilen belgelerin tamamı yerine sadece ispat konusu vakıa ile ilgili kısımları belirlenerek tarafların mahkemeye belge ibraz yükümlülüklerinin sınırları tespit edilebilecektir (Pekcanıtez/Özekes/Akkan/Korkmaz, s. 1814, 1815). 19. Taraflardan birinin ileri sürdüğü vakıanın ispatı için dayanılan belgenin, davanın karşı tarafının elinde bulunması durumunda ise, karşı tarafın anılan belgeyi ibrazı HMK’nın 220/1. maddesinde; “İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir.” şeklinde düzenlenmiştir. 20. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 220/1. maddesinin uygulanması için gereken ilk koşul, karşı taraf elinde olan belgenin ileri sürülen vakıanın ispatına elverişli olup bu isteğin Kanun’a uygun olduğuna dair kanaatin mahkeme nezdinde ortaya çıkmasıdır. Bu kapsamda ileri sürdüğü vakıanın ispatı için delil olarak HMK’nın 220/1. maddesi çerçevesinde karşı tarafın elindeki belgeye dayanan tarafın, HMK’nın 194. maddesinde düzenlenen somutlaştırma yükünü ifa ederek karşı tarafın elindeki belge ile ileri sürülen vakıanın ispatının zorunlu ve bu talebin Kanun’a uygun olduğuna dair mahkeme nezdinde bir kanaat uyandırması gerekir. 21. Bu şartın varlığı hâlinde gözetilecek diğer bir koşul ise ibrazı istenen belgenin karşı tarafın elinde olmasıdır. Burada karşı tarafın elinde olmasından kasıt, belgenin ibraz edilebilecek surette tarafın hâkimiyet alanı içerisinde olmasıdır. Bu bağlamda madde hükmünde; karşı tarafın belgenin elinde olduğunu ikrar etmesi, ileri sürülen talep üzerine susması yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşılması veya başka bir belgede ikrar olunması gibi durumlarda belgenin istenen tarafın elinde olduğu kabul edilir. Öte yandan HMK’nın 220/2. maddesi gereğince ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir. 22. Belirtilen koşulların mevcudiyeti hâlinde mahkemece, taraftan karşı tarafın delil olarak dayanmış olduğu belgenin ibrazı için kesin süre verilir. Belirtilen kesin süre içerisinde ibraz istenen tarafça belgenin ibraz edilmemesi ve ibraz edilmemeyle alakalı kabul edilebilir bir mazeretin delilleriyle birlikte gösterilmemesi yahut belgenin elinde bulunduğunu inkâr edilmesi ve teklif edilen yeminin kabul veya icra edilmemesi hâlinde mahkemece, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanı kabul edilebilir (HMK m. 220/3). 23. Bir davada ispat yükü kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın ticarî defterlerine de dayandığı, eş söyleyişle delillerini karşı tarafın ticarî defterlerine hasretmediği durumlarda; karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçlar, HMK’nın 219 ve ardından gelen maddelerindeki genel düzenlemelere tabidir. Zira ticarî defterler, sahip olduğu fonksiyonlar itibariyle belge niteliğini haizdirler. Bu sebeple yargılama sırasında ileri sürülen hususların ispatı için münhasıran karşı tarafın defterlerine dayanılmaması durumunda ticarî defterlerin ibrazında, diğer belgelerde olduğu gibi HMK’nın 219 ve 220. maddelerindeki hükümler uygulama alanı bulurlar. 24. Dava tarihi itibariyle olaya uygulanacak olan 6762 sayılı TTK’nın 64/1. maddesinde; her tacirin, ticarî işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak münasebetlerini ve her iş yılı içinde elde edilen neticeleri tespit etmek maksadıyla, işletmesinin mahiyet ve öneminin gerektirdiği bütün defterleri ve bilhassa, diğer kanunların hükümleri mahfuz kalmak üzere, ticarî defterleri tutmaya mecbur oldukları düzenlenmiştir. 25. Ticarî defterlerle ispat ise 6762 sayılı TTK’nın 79 ve devamındaki maddelerde düzenlenmiş olup aynı Kanun’un 80/1. maddesinin “Muhakeme esnasında muhik bir menfaatin mevcudiyeti ispat olunur ve mahkeme ibraz edilmesini sübut bakımından zaruri addederse yalnız ihtilaflı meseleye mütaallik kayıtların sureti çıkarılmak veya ehlivukuf tetkikatı yaptırılmak üzere mahkeme re'sen veya taraflardan birinin talebi üzerine bunların birine yahut her ikisine ait defterlerle saklanması mecburi olan kâğıtların ibrazını emredebilir.” şeklinde düzenlemesi uyarınca uyuşmazlık hâlinde davaya bakan mahkeme, ilgililerin talebi üzerine yahut re’sen, ihtilafın çözümü için gerekli olan ticarî defter ve defterdeki kayıtların dayanakları olan belgelerin ibrazına karar verebilir. Belge niteliğini haiz ticarî defterlerin ibraz zorunluluğu hususunda 6762 sayılı TTK ile HMK’nın benzer mahiyette oldukları söylenebilir. Bunun yanında 6762 sayılı TTK’nın 81. maddesinde, 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (HUMK) muhasebeye muhtaç davalarda ihzari muamelelere ait hükümleriyle senetlerin ibrazı mecburiyetine dair olan hükümlerinin ticarî işlerde de uygulanacağı açıkça düzenlenmiştir (Doğanay, İsmail: Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C. I, 2004 s. 494 vd.). 26. Bu aşamada değinilmesi önem arz eden bir diğer hüküm ise 6762 TTK’nın 83/2. maddesi olup anılan düzenleme gereğince; tacir olmasa dahi taraflardan birinin, karşı tarafın ticarî defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtmesi hâlinde karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa mahkemece, ticarî defterlerin ibrazını isteyen tarafa yemin teklif edilir. Yeminin edası ile de delillerini karşı tarafın ticarî defterlerine hasreden tarafın iddiası ispatlanmış kabul edilir. Bu hükme göre iddiasını ispat edeceğini beyan ederek ticarî defterlerin ibrazını isteyen taraf, bu beyanı sonrasında artık ticarî defterlerdeki kayıtların aksini başka delillerle ispat edemez (Doğanay, s. 509 vd.). Ancak önemle belirtilmelidir ki; 6762 sayılı TTK’nın 83/2. maddesi, tarafın iddiasını ispat için delil olarak sadece karşı tarafın ticarî defterlerine münhasıran dayanmış olduğu durumlarda uygulama alanı bulacak bir hükümdür. Eş söyleyişle bir davada ileri sürülen hususun ispatı için karşı tarafın ticarî defterleri yanında başka delillere de dayanılmış olması durumunda 6762 sayılı TTK’nın 83/2. maddesi uygulanmaz. 27. Öte yandan taraflardan birinin diğer deliller yanında karşı tarafın ticarî defterlerine dayanmasıyla karşı taraftan ticarî defterlerin ibrazının istenilmesi, ancak ticarî defterlerin ibrazından kaçınılması durumunda, yukarıda da belirtildiği üzere HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uygulama alanı bulacaktır. Başka bir deyişle ileri sürülen iddianın ispatı için münhasıran karşı tarafın ticarî defterlerine dayanılmamış olması durumunda 6762 sayılı TTK’nın 83/2. maddesinden ziyade HMK’nın belgelerin ibraz zorunluluğunu düzenleyen hükümlerinin uygulanması gerekecektir. Bu çerçevede HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda hâkime takdir hakkı tanınmış olup hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticarî defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilemeyeceğine karar verecektir (Pekcanıtez, Özekes, Akkan, Korkmaz, s. 1834). 28. Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafça, davalıya sunulduğu iddia olunan turizm hizmet bedellerine ilişkin taraflar arasındaki cari hesap bakiyesinin ödenmediği ileri sürülerek anılan hususların ispatı için diğer deliller yanında her iki tarafın da ticarî defterlerine dayanıldığı, yargılama sırasında ticarî defterlerin ibrazı için mahkemece verilen süreler sonrasında ise davalı tarafça, herhangi bir mazeret ileri sürülmeksizin ticarî defterlerin dosyaya ibraz edilmediği anlaşılmaktadır. 29. Davacı tarafça ileri sürülen iddiaların ispatı için davalının ticarî defterleri yanında diğer delillere de dayanılmış olup davalının ticarî defterlerinin ibrazı ve bundan kaçınmanın sonuçlarına ilişkin olarak uygulama alanı bulacak olan düzenlemeler, HMK’nın 219 ve 220. maddeleridir. Her ne kadar mahkemece, delil olarak davalı defterlerine münhasıran dayanılmadığından bahisle davalının ticarî defterini ibrazından kaçınmasının davalı aleyhine sonuç doğurmayacağı belirtilmiş ise de; davacının ileri sürdüğü iddiaların ispatı için delil olarak münhasıran davalının ticarî defterlerine dayanmamış olması, belgelerin/ticarî defterlerin mazeretsiz olarak ibraz edilememelerinin sonuçlarını düzenleyen HMK’nın 220. maddesinin uygulanmasına engel teşkil etmez. Zira ileri sürülen hususların ispatında münhasıran davalı defterlerine dayanılmamış olması durumunda uygulanmayacak hüküm TTK’nın 83/2. maddesi olup somut olay bakımından HMK’nın 220. maddesi geçerliliğini korur. 30. Yargılama sırasında davacının ticarî defterleri ve diğer deliller üzerinde gerçekleştirilen bilirkişi incelemesi sonucu dosya arasına alınan 15.03.2013 tarihli raporda; davacının ticarî defterlerine göre alacaklı olduğu belirlenmiştir. Öte yandan dava konusu turizm hizmetinin sunumuna dair faturaların davalı tarafın ticarî defterlerinde kayıtlı olup olmadığı hususu ile taraflar arasındaki ticarî ilişkinin mahiyetinin belirlenmesi amacıyla davalının ticarî defterlerinin ibrazı istenmiş olmakla birlikte davalı tarafından ticarî defterler ibraz edilmediği gibi buna ilişkin herhangi bir mazeret de ileri sürülmemiştir. Mevcut durum itibariyle davalıya sunulduğu iddia olunan turizm hizmetlerine ilişkin bilgi ve belgelerin davalının ticarî defterlerinde kayıtlı olup olmadığı hususunun, taraflar arasında çekişme konusu vakıalar ve davanın aydınlatılması kapsamında belirlenmesi zorunludur. Dolayısıyla HMK’nın 220/1. maddesi çerçevesinde davalının ticarî defterlerinin, davacı tarafça ileri sürülen hususların ispatına elverişli olduğu ve ibrazına dair talebin kanuna uygun olduğu açıktır. 31. Neticeten davalı tarafa gönderilen tebligatlarda, ticarî defterlerin ibraz edilmemesi hâlinde ortaya çıkacak sonuçların ihtar edilmiş olması ve davalı tarafça ibraz etmeme nedenine ilişkin herhangi bir mazeretin sunulmamış olması karşısında mahkemece, HMK’nın 220/3. maddesi ve ticarî defterlerin ibrazı ile ticarî defterlerle ispata ilişkin hükümler çerçevesinde yapılacak değerlendirme sonrasında hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. 32. Hâl böyle olunca; mahkemece, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 33. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. IV. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, Aynı Kanun'un 440-III/1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 17.02.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 64Kaynağı aç
MADDE 64- (1) (Değişik: 26/6/2012-6335/8 md.) Her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır. Defterler, üçüncü kişi uzmanlara, makul bir süre içinde yapacakları incelemede işletmenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında fikir verebilecek şekilde tutulur. İşletme faaliyetlerinin oluşumu ve gelişmesi defterlerden izlenebilmelidir. (2) Tacir, işletmesiyle ilgili olarak gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklamakla yükümlüdür. (3) (Değişik: 26/6/2012-6335/8 md.) Fiziki ortamda tutulan yevmiye defteri, defteri kebir ve envanter defteri ile dördüncü fıkrada sayılan defterlerin açılış onayları, kuruluş sırasında ve kullanılmaya başlanmadan önce noter tarafından yapılır. Bu defterlerin izleyen faaliyet dönemlerindeki açılış onayları, defterlerin kullanılacağı faaliyet döneminin ilk ayından önceki ayın sonuna kadar notere yaptırılır. Pay defteri ile genel kurul toplantı ve müzakere defteri yeterli yaprakları bulunmak kaydıyla izleyen faaliyet dönemlerinde de açılış onayı yaptırılmaksızın kullanılmaya devam edilebilir. (Değişik dördüncü cümle: 28/3/2013-6455/78 md.) Yevmiye defterinin kapanış onayı, izleyen faaliyet döneminin altıncı ayının sonuna kadar, yönetim kurulu karar defterinin kapanış onayı ise izleyen faaliyet döneminin birinci ayının sonuna kadar notere yaptırılır. (Mülga beşinci cümle: 15/2/2018-7099/22 md.) (…) Açılış onayının noter tarafından yapıldığı hâllerde noter, ticaret sicili tasdiknamesini aramak zorundadır. (Ek cümle: 15/2/2018-7099/22 md.) Ancak anonim ve limited şirketlerin ticaret siciline tescili sırasında defterlerin açılış onayları ticaret sicili müdürlükleri tarafından yapılır. Ticari defterlerin elektronik ortamda tutulması hâlinde bu defterlerin açılışlarında ve yevmiye defteri ile yönetim kurulu karar defterinin kapanışında noter veya ticaret sicili müdürlüğü onayı aranmaz. Fiziki ortamda veya elektronik ortamda tutulan ticari defterlerin nasıl tutulacağı, defterlere kayıt zamanı, onay yenileme ile açılış ve kapanış onaylarının şekli ve esasları Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Maliye Bakanlığınca müştereken çıkarılan tebliğle belirlenir.[22] (4) Pay defteri, yönetim kurulu karar defteri ve genel kurul toplantı ve müzakere defteri gibi işletmenin muhasebesiyle ilgili olmayan defterler de ticari defterlerdir. (Ek cümleler:27/12/2020-7262/27 md.) Ticaret Bakanlığı, pay defteri, yönetim kurulu karar defteri ile genel kurul toplantı ve müzakere defterinin elektronik ortamda tutulmasını zorunlu kılabilir. Sermaye Piyasası Kanunu hükümleri saklıdır. (5) (Değişik: 26/6/2012-6335/8 md.) Bu Kanuna tabi gerçek ve tüzel kişiler, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun defter tutma ve kayıt zamanıyla ilgili hükümleri ile aynı Kanunun 175 inci ve mükerrer 257 nci maddelerinde yer alan yetkiye istinaden yapılan düzenlemelere uymak zorundadır. Bu Kanunun defter tutma, envanter, mali tabloların düzenlenmesi, aktifleştirme, karşılıklar, hesaplar, değerleme, saklama ve ibraz hükümleri 213 sayılı Kanun ile diğer vergi kanunlarının aynı hususları düzenleyen hükümlerinin uygulanmasına, vergi kanunlarına uygun olarak vergi matrahının tespit edilmesine ve buna yönelik mali tabloların hazırlanmasına engel teşkil etmez. II – Defterlerin tutulması

İspat yükü kendisine ait olan taraf delillerini münhasıran karşı tarafın ticari defterlerine hasretmeyip diğer delillerle birlikte bu kayıtlara dayanmışsa, karşı tarafın defterlerini mazeretsiz olarak ibraz etmemesi hâlinde HMK m. 219 ve m. 220 uygulanır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/328 Esas ve 2022/154 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, delillerin münhasıran hasredilmediği hallerde genel düzenleme olan HMK m. 220 geçerliliğini korur.

Ticari Defterlerin Delil Niteliği ve İbraz Usulü

HMK m. 222 uyarınca mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Defterlerin sahibi lehine delil kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz tutulması, açılış ve kapanış onaylarının yapılmış olması, defter kayıtlarının birbirini teyit etmesi ve karşı tarafın aynı şartlara uygun tutulmuş ticari defter kayıtlarına aykırı düşmemesi veya karşı tarafın defterlerini ibraz etmemiş olması gerekir. Bununla birlikte HMK m. 222/4 uyarınca kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş ticari defter kayıtları sahibi ve halefleri aleyhinde delil sayılır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 222Kaynağı aç
MADDE 222 – (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.[24] (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. Yabancı dilde yazılmış belgeler

HMK m. 222/3 hükmü gereğince, diğer tarafın kanuni şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin uyuşmazlık konusu hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler sahibi lehine delil olarak değerlendirilemez. Ayrıca şartlara uygun tutulan defterlerdeki lehe ve aleyhe kayıtların birbirinden ayrılması mümkün değildir.

Ticari defterlerin mahkemeye ibrazında usul kurallarına titizlikle uyulmalıdır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2014/6114 Esas ve 2014/12050 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, duruşmada bulunmayan tarafa defter ibrazı için kesin mehil verilmiş olsa bile bu hususta usulüne uygun davetiye çıkarılmadan eksik incelemeyle karar tesis edilemez. Buna karşılık Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2014/1025 Esas ve 2014/4688 Karar sayılı kararında ifade edildiği üzere, defterlerin ibraz edilmemesi ihtarı usulünce hatırlatılmamış olsa dahi ilgili taraf açıkça vereceği dilekçeyle defterlerini ibraz etmeyeceğini beyan etmişse bu usuli eksiklik sonuca etkili kabul edilmez.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2014/6114, K. 2014/12050Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2014/6114 E.  ,  2014/12050 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/12/2013 NUMARASI : 2011/9-2013/434 Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05/12/2013 tarih ve 2011/9-2013/434 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirketin, menajerliğini yaptığı oyuncu Leyla Başak ile davalı arasında oyuncunun 'Ayrılık' adlı yapımda görev alması amacıyla sözleşme imzalandığını, sözleşmede oyuncunun rol alması karşılığında bölüm başına %20 ajans komisyonu dahil 1500 TL + STP + KDV, bölümün televizyonda yayınlanmasına takip eden 7 gün içinde müvekkili şirket tarafından düzenlenecek fatura karşılığında ödenmesinin kararlaştırıldığını, sözleşme gereğince doğan alacakların tahsili amacıyla oyuncunun görev aldığı 11 bölüm için düzenlenen faturanın davalı şirkete gönderildiğini, bunun üzerine davalı şirketin bir kısım ödemelerde bulunduğnu, bakiye 7.987,50 TL borcunu ödemediğini, bunun üzerine ödenmeyen alacağın tahsili için icra takibi yapıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazının iptali ile takibin devamına, %40'tan aşağı olmamak üzere icra-inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacı tarafından müvekkili ile yapıldığı iddia edilen sözleşmenin taraflarına tebliğ edilmediğini, taraflar arasında bir sözleşmenin var olduğu kabul edilse dahi davacı veya oyuncusu tarafından müvekkili şirkete 7.987,50 TL tutarında bir hizmet sağlanmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının oyuncusunun dava konusu dizide kaç bölüm oynadığını isapt edemediği gibi ticari defter ve kayıtlar ile de davanın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, “oyunculuk ve komşu mali hakların devri” sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere davacının, oyuncusunun dava konusu dizide kaç bölüm oynadığını ispat edemediği gibi iddiasını ticari defter ve kayıtlarla ile de ispat edemediği gerekçesiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Ancak davacı, iddiasını ispat için diğer delillerinin yanında davalı şirketin defterlerine dayandığı halde hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalının defterleri incelenmemiştir. Mahkemece, davalıya defterlenin ibrazı için, davalının hazır olmadığı 19.04.2011 tarihli celse de kesin süre verilmişse de dosya kapsamından davalıya bu hususta davetiye çıkarılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda zaman itibariyle uygulanması gereken 6762 sayılı TTK'nın 80ve 81. ve HMK'nın 219. vd maddeleri (HUMK'nın 326. vd maddeleri) uyarınca davalının tutmak zorunda olduğu ticari defterlerin ibrazı için davalı tarafa mehil verilerek oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken eksik incelemeye dayalı, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Belgenin İbraz Edilmemesi Halinde Uygulanacak Yaptırımlar

HMK m. 220/1 uyarınca ibrazı istenen belgenin ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna kanaat getirilirse; karşı tarafın belgenin elinde olduğunu ikrar etmesi, talep üzerine sükut etmesi yahut belgenin varlığının resmi bir kayıt veya başka bir belgedeki ikrarla sabit olması durumunda mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 220Kaynağı aç
MADDE 220- (1) İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir. (2) Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir. (3) Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir. Üçüncü kişinin belgeyi ibraz etmemesi

İbrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa HMK m. 220/2 uyarınca mahkemece işlem yapılır. Bu kapsamda mahkeme, inkâr eden tarafa belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif eder. Bu yemin, tarafın dayandığı yemin delili niteliğinde olmayıp belge lehine olan taraf yemin deliline dayanmamış olsa bile, dayanılan belgenin değerlendirilebilmesi için mahkemece kanun hükmü gereği olarak maddeye uygun biçimde yemine ilişkin işlemlerin yaptırılması gerekir.

Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf verilen kesin sürede belgeyi sunmaz ve delilleriyle birlikte kabul edilebilir bir mazeret göstermezse ya da belgeyi inkâr edip teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse HMK m. 220/3 devreye girer. Bu halde mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir. Hâkim, ibraz edilmeyen belgenin somut olaya etkisini değerlendirerek ibrazı talep eden tarafın beyanlarını doğru sayıp saymama hususunda takdir yetkisine sahiptir.

Özel Uyuşmazlıklarda Belge İbrazı Yükümlülüğü

Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca aksine yasal bir kural bulunmadıkça her iki taraf dayandığı olguları ispatla yükümlüdür. Bununla beraber mevzuatın bir tarafa açık kayıt tutma borcu yüklediği uyuşmazlıklarda belge ibrazı özellik arz eder. İş mevzuatında kayıt tutma yükümlülüğü kural olarak işverendedir. İşçilik alacaklarına ilişkin uyuşmazlıklarda işyeri ve çalışma kayıtlarına dayanıldığında bu belgelerin HMK m. 219 gereğince ibraz edilmesi gerekir; işverenin belgeleri ibraz etmemesi hâlinde ise HMK m. 220 prosedürü tatbik edilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 6Kaynağı aç
Madde 6 – Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. II. Resmî belgelerle ispat

Banka işlemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda da kredi sözleşmeleri, dekontlar ve kesinti belgeleri gibi bilgi taşıyıcıları HMK m. 219/1 uyarınca mahkemece taraflardan sorulup toplanmalı; ibrazdan mazeretsiz kaçınılması durumunda HMK m. 220'deki usul ve sonuçlar dikkate alınarak karar verilmelidir.

Üçüncü Kişilerin Belge İbraz Yükümlülüğü

HMK m. 221 gereğince mahkeme, davanın tarafları dışında kalan üçüncü kişi veya bir kurumun elinde bulunan belgenin ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu olduğuna kanaat getirirse bu belgenin ibrazını emreder. Belgeyi ibraz etmesine karar verilen herkes elindeki belgeyi sunmak, sunamıyorsa gerekçesini delilleriyle birlikte açıklamak zorundadır. Mahkeme bu açıklamayı yeterli görmezse ilgili kişiyi tanık olarak dinleyebilir. Ayrıca HMK m. 221/3 uyarınca belgeyi ibraz etmek veya bu hususta tanıklık yapmak zorunda olanlar hakkında tanıklara ilişkin hükümler uygulanır ve ilgililer tanıklıktan çekinme kuralları dairesinde ibrazdan veya tanıklıktan çekinebilirler.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 221Kaynağı aç
MADDE 221- (1) Mahkeme, üçüncü kişi veya kurumun elinde bulunan bir belgenin taraflarca ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu olduğuna karar verirse, bu belgenin ibrazını emreder. (2) Belgeyi ibraz etmesine karar verilen herkes, elindeki belgeyi ibraz etmek; belgeyi ibraz edememesi hâlinde ise bunun sebebini delilleri ile birlikte açıklamak zorundadır. Mahkeme yapılan açıklamayı yeterli görmezse, bu kimseyi tanık olarak dinleyebilir. (3) Belgeyi ibraz zorunda olanlar, tanıklıktan çekinmeye ilişkin hükümlere göre, belgeyi ibrazdan veya bu konudaki tanıklıktan çekinebilirler. Belgeyi ibraz veya bu konuda tanıklık yapmak zorunda olanlar hakkında, tanıklara ilişkin hükümler uygulanır. Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması
İspat yükü kendisinde olmayan taraf elindeki belgeyi sunmak zorunda mıdır?

Evet, HMK m. 219/1 gereğince taraflar karşı tarafın dayandığı ve kendi ellerinde bulunan delil niteliğindeki belgeleri de mahkemeye sunmakla yükümlüdür.

Ticari defterlerin tamamı yerine sadece ilgili kısımları sunulabilir mi?

Evet, HMK m. 219/2 uyarınca ticari defterler gibi sürekli kullanılan belgelerin tamamı yerine yalnızca uyuşmazlıkla ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir.

Belgeyi elinde bulundurmadığını iddia eden tarafa mahkemece ne yapılır?

HMK m. 220/2 uyarınca belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu bilmediğine ilişkin mahkemece yemin teklif edilir.

Belge mahkemeye ibraz edilmezse ne gibi sonuç doğar?

HMK m. 220/3 uyarınca süresi içinde mazeretsiz olarak belgeyi ibraz etmeyen ya da inkâr edip yeminden kaçınan taraf karşısında mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını doğru kabul edebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu