HMK Madde 215: Belgelerin Halefler ve Üçüncü Kişilere Etkisi

by Avukat Erdal Ersoy
HMK Madde 215: Belgelerin Halefler ve Üçüncü Kişilere Etkisi

Belgelerin Halefler Aleyhine Delil Teşkil Etmesi

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 215. maddesinin ilk fıkrası uyarınca, bir kimsenin aleyhine delil olarak ileri sürülebilen belgeler, o kişinin halefleri aleyhine de delil teşkil eder. Bu kural gereğince bir hakkın veya borcun intikal ettiği durumlarda halefler, selefleri aleyhine delil niteliği taşıyan belgelerin bağlayıcılığına tabi olur.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 215Kaynağı aç
MADDE 215- (1) Bir kimsenin aleyhine delil olarak kullanılabilecek belgeler, o kimsenin halefleri aleyhine de delil teşkil eder. (2) (Ek:22/7/2020-7251/22 md.) Bir adi senet bakımından, kendisine ibraz olunduğu noter veya yetkili memur tarafından usulüne uygun olarak onaylanmış ise ibraz tarihi, resmi bir işleme konu olmuşsa işlem tarihi, imza edenlerden biri ölmüşse ölüm tarihi, imza edenlerden birinin imza etmesine fiilen imkân kalmamışsa bu imkânı ortadan kaldıran olayın meydana geldiği tarih üçüncü kişiler hakkında da hüküm ifade eder. Adi senette bahsedilen diğer senetlerin tarihleri, üçüncü kişiler hakkında ancak son senet tarihinin onaylanmış olduğunun kabul edildiği tarihte hüküm ifade eder. Mahkemece belge aslının istenmesi ve geri verilmesi

1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda yalnızca özel belgelere ilişkin olarak düzenlenen bu sorumluluk, 6100 sayılı Kanun ile tüm belgeleri kapsayacak biçimde genişletilmiştir. Kanun koyucu, düzenlemenin senet vasfı taşısın veya taşımasın bütün belgeler yönünden geçerlilik taşımasını amaçladığından metinde senet sözcüğü yerine belge kavramını kullanmıştır.

Adi Senet Tarihinin Üçüncü Kişiler Bakımından Hüküm İfade Etmesi

Adi senetler kural olarak yalnızca onları imzalayan taraflar arasında hukuki sonuç doğurur. 6100 sayılı Kanun'un 215. maddesinin ikinci fıkrasına göre bir adi senedin tarihi, üçüncü kişileri ancak belirli olayların gerçekleşmesiyle bağlar. Senedin yetkili memur veya noter eliyle usulünce tasdik edilmesi halinde ibraz anı; resmi bir muameleye esas alınması durumunda işlem anı üçüncü kişiler için esas alınır. Bunun yanında, imza atan kimselerden birinin vefat etmesi halinde ölüm günü veya imza koyma fiili imkanının ortadan kalkması halinde bu engelin doğduğu tarih, senet tarihinin üçüncü kişiler hakkında hüküm ifade etmeye başladığı an kabul edilir.

Adi nitelikteki bir metinde evvelce düzenlenmiş başka senetlere yollama yapılmış olması, o senetlerin tarihlerini üçüncü kişilere karşı kendiliğinden geçerli kılmaz. HMK m. 215/2'nin açık hükmü gereğince, adi senette bahsi geçen diğer senetlerin tarihleri, ancak son senedin onaylanmış sayıldığı tarihte üçüncü şahıslar hakkında hüküm doğurur.

Yargı Kararlarında Üçüncü Kişilere Karşı Adi Belgelerin İspatı

Sıra cetveline itiraz süreçlerinde davalı alacaklının dayandığı kambiyo senedi veya bonoda yazılı keşide ve vade tarihleri, HMK m. 215 uyarınca uyuşmazlığın tarafı olmayan diğer alacaklıları bağlamaz. Taraflar arasında her zaman sonradan tanzim edilebilmesi mümkün olan bu tür kambiyo senetlerine karşı, davalı tarafın takip konusu yaptığı alacağın gerçekliğini diğer alacaklılara karşı ispatlaması gerekir.

Sulh ile sonuçlanan davalarda avukat ile müvekkil arasındaki adi yazılı ücret sözleşmelerinde de benzer bir ispat zorunluluğu bulunur. Hasmın kabul etmediği bir adi vekalet ücret sözleşmesine dayanılarak hasımdan tahsilat talep edilebilmesi için, sözleşmenin HMK m. 215'te öngörülen resmi onay, resmi işleme esas tutulma veya imza imkanını kaldıran bir olguyla doğrulanması ve sulh işleminden önce düzenlendiğinin vekil tarafından kanıtlanması gerekir.

Trafik kazası sonrasında tazminat sorumluluğundan kaçınmak amacıyla sonradan danışıklı olarak eski tarihli araç kiralama sözleşmesi düzenlenmesi ihtimaline karşı da aynı ilkeler gözetilir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2010/14134 Esas, 2012/2973 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, üçüncü kişi durumundaki mağdurların zarara uğramasını önlemek adına adi yazılı kiralama sözleşmelerinin üçüncü kişilere karşı sonuç doğurabilmesinde HMK m. 215 benzetme yolu ile kıyasen uygulanır.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/14134, K. 2012/2973Kaynağı aç
4. Hukuk Dairesi         2010/14134 E.  ,  2012/2973 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … ve diğerleri aleyhine 14/04/2008 gününde verilen dilekçe ile davalı … Su Ürünleri San. ve Tic. A.Ş aleyhine 12/05/2009 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; asıl davanın ve birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen 05/10/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-) Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince; Dava, trafik kazası sonucu yaralanma nedenine dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davalı … Turizm Oto. San. Tic. AŞ yönünden işleten sıfatı bulunmadığından husumetten reddine, davalı … Anonim Türk Sigorta Şirketi yönünden dava atiye bırakıldığından karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. a-)Borçlar Yasası'nın 47. maddesi gereğince yargıcın, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden yargıç, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir. Dava konusu olayda, olayın oluş şekli, kusur durumu, olayın gerçekleştiği tarih ve davacının yaralanma derecesi ile yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde davacı yararına takdir edilen manevi tazminat tutarı azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir. b-)Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davalılardan … Turizm Oto. San. Tic. AŞ ile diğer davalı … Su Ürünleri San. Ve Tic. AŞ arasında imzalanan oto kiralama sözleşmesinin adi yazılı belge niteliğinde olduğu anlaşılmıştır. Zarara yol açan olaya karışan araç, trafikte davalı … Turizm Oto. San. Tic. AŞ adına kayıtlıdır. Davacı, bu kaydı esas alarak davasını işleten sıfatıyla ona yöneltmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası’nın 3 ve 19. maddelerine göre trafik kaydı “işleteni” kesin olarak gösteren bir belirti (karine) değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin üçüncü kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasal düzenleme de yoktur. İşletenlik, trafik kaydı adına olan kişiden mülkiyeti muhafaza kaydı ile satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süre ile kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişiye geçmiş olur. Bu bakımdan işletenliğin kayda rağmen başkasına geçmiş bulunduğu her zaman kanıtlanabilir. Fakat bu konuda getirilecek kanıtların üçüncü kişiler yönünden bağlayıcı nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını ortadan kaldıracak (halele uğratacak) bir sonuç yaratmaması gerekir. Öte yandan, Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası’nın 299. (HMK 215.) maddesinde yer alan düzenlemeler, birbiriyle hiç bağlantısı bulunmayan, birbirine karşı tam anlamıyla üçüncü kişi durumunda bulunan kişiler hakkında uygulama alanı bulamaz. Çünkü haksız eylem nedeniyle zarar gören kişi, üzerinde işletenlik niteliği bulunmayan kişinin hukuki halefi değildir. Ancak, özellikle trafik olaylarına karışan araçların oluşturdukları zararların ödetilmesini olanaksız bırakmak için olaydan sonra danışıklı (muvazaalı) olarak eski tarihle düzenlenen sözleşmelerde, üçüncü kişi durumunda bulunan zarar görenlerin, zarara uğramasını önlemek amacıyla bu gibi belgelerin onlara karşı sonuç doğurabilmesi için sözü edilen maddede öngörülen koşulların benzetme yolu ile (kıyasen) aranması hak ve adalete uygun düşmektedir. Yargıtay'ın uzun yıllardan beri uygulaması bu doğrultudadır. Dava konusu olayda davalı … Turizm Oto. San. Tic. AŞ; aracını, başka bir kişinin kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiğini ve araç üzerinde eylemli kullanımı (tasarrufu) bulunduğunu geçerli kanıtlarla kanıtlamış değildir. Bu olgunun adi yazılı belge ile doğrulanması yukarıda anılan ilke karşısında davacının hukuki durumunu etkilemez. O halde, davalılardan … Turizm Oto. San. Tic. AŞ yönünden de işin esasının incelenmesi gerekirken, davanın onun yönünden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. Karar açıklanan nedenle de yerinde görülmemiş ve bozulması gerekmiştir. SONUÇ : Temyiz edilen kararın yukarıda (2/a-b) sayılı bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının ilk bentte açıklanan nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 28/02/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bir kimsenin aleyhine delil olan belge haleflerini bağlar mı?

Evet, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 215. maddesinin ilk fıkrası uyarınca bir kimsenin aleyhine delil teşkil eden belgeler, senet vasfı taşısın veya taşımasın o kimsenin halefleri aleyhine de delil niteliğindedir.

Adi bir senedin tarihi üçüncü kişiler için ne zaman hüküm ifade eder?

Adi senet tarihi; yetkili memur veya noterce usulünce onaylandığında ibraz tarihi, resmi bir muameleye konu olduğunda işlem tarihi, imzalayanlardan birinin vefatında ölüm anı ya da imza atma fiili imkanının kalmadığı hallerde bu olayın gerçekleştiği tarih itibarıyla üçüncü kişiler hakkında hüküm ifade eder.

Adi senette anılan diğer senetlerin tarihleri üçüncü kişileri nasıl etkiler?

Adi bir senet metninde bahsedilen diğer senetlerin tarihleri, ancak bahsi geçen son senedin onaylanmış kabul edildiği tarihte üçüncü kişiler hakkında hüküm ifade eder.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu