HMK Madde 207 Senette Çıkıntı, Kazıntı ve Silinti

by Avukat Erdal Ersoy
HMK Madde 207 Senette Çıkıntı, Kazıntı ve Silinti

Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 207 kapsamında, senet üzerinde yer alan kazıntı, silinti veya çıkıntılar ayrıca onaylanmamışsa, borçlu veya aleyhine delil getirilen tarafça inkâr edildiğinde dikkate alınmaz. Bu nitelikteki müdahalelerin belgenin anlamına ve sıhhatine tesir edecek ağırlıkta bulunması durumunda hâkim, senedin bir bölümünü veya tamamını geçersiz sayabilir. Kazıntı veya silinti suretiyle metinden çıkarılan ibarelerin mevcudiyeti hâlinde ise ortadan kaldırılan bu kısmın nazara alınması esastır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 207Kaynağı aç
MADDE 207- (1) Senetteki çıkıntı, kazıntı veya silinti ayrıca onanmamışsa, inkâr hâlinde göz önünde tutulmaz. Bu tür çıkıntı, kazıntı veya silinti mahkemece senedin geçerliliğine ve anlamına etkili olacak nitelikte görülürse, senet kısmen veya tamamen hükümsüz sayılabilir. Yazı veya imza inkârı

Senetteki Düzeltmelerin Geçerlilik Şartı Olarak İmza ve Paraf

Senet üzerinde mevcut olan çıkıntı veya senet metnindeki kazıntı ve silintilerin geçerli kabul edilebilmesi için düzenleyen tarafından imza veya paraf edilmek suretiyle onaylanması gerekir. Düzeltmenin onaylanmamış olması veya atılan imzanın düzenleyene ait olmadığının anlaşılması durumunda, inkâr hâlinde yapılan düzeltme yok hükmünde sayılır ve senet düzeltme öncesi durumuna göre değerlendirmeye tabi tutulur. İmzaya veya paraf imzasına itiraz edilmesi durumunda ise mahkemece usulünce imza incelemesi yapılması zorunludur.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2016/27928, K. 2018/1272Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2016/27928 E.  ,  2018/1272 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine başlandığı, borçluların icra mahkemesine başvurularında; senedin vade tarihinde tahrifat yapıldığı ve ayrıca ciro silsilesinin bozuk olduğu iddiasıyla takibin iptali isteminde bulundukları, mahkemece, senedin tanzim tarihinin tahrifattan önceki hali ile senedin kambiyo vasfını ortadan kaldırmayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. HMK'nun 207. maddesi hükmü gereğince, senetteki düzeltmelerin düzenleyen tarafından imza veya paraf edilmesi gereklidir. Yani, senette mevcut olan çıkıntı veya senet metni altındaki kazıntı veya silinti ayrıca tasdik edilmemiş ise inkâr halinde yok hükmündedir. Bu nedenle senet üzerinde yapılan değişikliklerin geçerli olabilmesi için, düzenleyen tarafından imza veya paraf edilmek suretiyle onaylanması gerekir. Düzeltmenin onaylı olmaması veya imzanın düzenleyene ait olmadığının anlaşılması halinde, düzeltme yok hükmünde olacağından, senedin düzeltme öncesi durumuna göre değerlendirme yapılır. 6102 sayılı TTK'nun 776/f maddesi uyarınca; bonolarda, düzenlenme tarihinin ve yerinin yazılması zorunludur. Yine aynı Kanun'un 778. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken aynı Kanun'un 703/c maddesi gereğince; bononun vade tarihinin, düzenlenme gününden belirli bir süre sonraya ait bulunması gerekmektedir. Somut olayda, Adli Tıp Kurumu'nca düzenlenen 23.02.2016 tarihli bilirkişi raporuna göre; dayanak bononun 05/01/2011 olan vade tarihinin, yıl hanesinde yazılı en sondaki (1) rakamının aynı kalemle düzeltilerek 05/01/2016 haline dönüştürüldüğü tespit edilmiştir. Bu durumda bononun tahrifattan önceki 05/01/2011 şeklinde yazılan vade tarihinin, senedin düzenleme tarihi olan 21/12/2011 tarihinden önce olduğu anlaşıldığından ve dolayısıyla senet kambiyo vasfını yitirdiğinden mahkemece, İİK'nun 170/a maddesi uyarınca takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Borçluların temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13/02/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2019/274, K. 2020/217Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2019/274 E.  ,  2020/217 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı tarafından çeke dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine mahsus icra takibinde borçluların icra mahkemesine yaptığı başvuruda, takibe dayanak çekin keşide tarihinin tahrif edilerek üzerine paraf imza atıldığını, bu düzeltmenin ve paraf imzanın keşideci borçluya ait olmadığını, çekin bu haliyle kambiyo senedi vasfını kaybettiğini ileri sürerek takibin iptali talebinde bulundukları, mahkemece menfi tespit davası açılmadığı gerekçesiyle istemin kısmen kabulüne karar verildiği, borçlu yanca istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin esastan reddine karar verildiği görülmektedir. HMK'nun 207. maddesi hükmü gereğince senetteki düzeltmelerin keşideci tarafından paraf edilmesi gereklidir. Yani, senette mevcut olan çıkıntı veya senet metni altındaki hak ve silinti ayrıca tasdik edilmemiş ise; inkâr halinde yok hükmündedir. Bu nedenle, senet üzerinde yapılan değişikliklerin geçerli olabilmesi için, düzenleyen tarafından imza veya paraf edilmek suretiyle onaylanması gerekir. İmzaya veya paraf imzasına itiraz halinde ise, mahkemece, yöntemince imza incelemesi yapılmalıdır. Düzeltmenin paraflı olmaması veya imzanın keşideciye ait olmadığının anlaşılması halinde, düzeltme yok hükmünde olup, senedin düzeltme öncesi durumuna göre değerlendirme yapılır. Borçlunun söz konusu itirazları sabit olduğu takdirde; çekin TTK'nun 796. ve 808. maddelerinde (Eski TTK'nun 708. ve 720. maddeleri) öngörülen yasal süreden sonra ibraz edildiği sonucuna varılacak ve İİK'nun 170/a-2. maddesi uyarınca takibin iptaline karar verilebilecektir. Çekin keşide tarihinde tahrifat yapıldığı, paraf imzasının da sahte olduğu yönündeki itirazlar, çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden HMK'nun 266. maddesi uyarınca bilirkişi incelemesi ile sonuçlandırılmalıdır. Çek keşideci tarafından düzenlenmiş olduğundan, çek üzerindeki çıkıntı ve değişikliklerin keşideci tarafından paraf edilmesi gerekir. Ayrıca bu durum çekin kambiyo vasfını etkileyen bir husus olduğundan keşideci dışındaki borçlular da itirazda bulunabilir. Hal böyle olunca, çekin keşide tarihinde değişiklik yapılmasına ilişkin parafın keşideciye ait olmadığı iddia edilmiş olmakla, dairemizin yerleşik içtihatlarına göre paraf imzanın sahteliği iddiası ve buna göre de keşide tarihinin önceki haliyle ibraz süresinin geçirilmiş olması senedin kambiyo vasfını etkileyeceğinden ve ciranta tarafından da bu husus ileri sürülebileceğinden, mahkemece, HMK'nun 266. maddesi uyarınca yöntemince bilirkişi incelemesi yaptırılarak keşide tarihi üzerindeki paraf imzasının keşideci imzası ile aynı el ürünü olup olmadığı belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yazılı gerekçe ile hüküm tesisi isabetsizdir. Öte yandan … Anadolu 11. İcra Hukuk Mahkemesi'nce 14.09.2017 tarihli celsede " Davacı yan takibe dayanak çekteki keşide tarihinin altındaki paraf imzanın keşideciye ait olmadığını iddia ettiğinden iş bu dosyada keşidecinin davanın taraf olmaması sebebi ile mahkememizce bu husus incelenemeyeceğinden davacı yana bu hususta ait olduğu hukuk mahkemesinde menfi tespit davası açması için 20 günlük kesin mehil verilmesine aksi halde iş bu dava dosyasında keşideci davanın tarafı olmadığından paraf imzanın keşideciye ait olup olmadığı yönünde bilirkişi incelemesinin mahkemece yapılamayacağı hususunun davacı vekiline ihtar edilmesine" şeklinde ara karar tesis edilmesi ve akabinde davacı tarafın verilen kesin sürede belirtilen husustaki iddiaları yönünden menfi tespit davası açmadığından bahisle yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir. SONUÇ : Borçluların temyiz itirazlarının kabulü ile ilk derece mahkemesince bir karar verilmek üzere Bölge Adliyesi Mahkemesi kararının, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15/01/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/1170 Esas ve 2019/8034 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, matbu sözleşmede elle doldurulan ve ilave edilen kayıtların tarafça imzası ile ayrıca onanmamış olması ve inkâr edilmesi hâlinde Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 207 gereğince bu kayıtlara itibar edilemez. Aynı doğrultuda, avukatlık ücret sözleşmelerinin sonuç bölümüne sonradan elle eklenen ücret miktarı ve kayıtları da Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 207 kapsamında denetlenmelidir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2019/1170, K. 2019/8034Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2019/1170 E.  ,  2019/8034 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 18/09/2018 tarih ve 2017/1086-2018/907 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan 03/11/2011 tarihinde işletme ihtiyaç kredisi kullandığını, kredinin ödenmesi sırasında başka bir alacaklının müvekkili hesabına haciz koyması nedeniyle banka yetkililerinin müvekkilini arayarak bir an önce krediyi kapatması gerektiği aksi halde icra yoluna başvuracaklarını ifade ettiklerini, bunun üzerine müvekkilinin krediyi tümüyle kapatmak zorunda kaldığını ve içerisinde bulunduğu zorunluluk nedeniyle kredi tutarı ile erken kapama komisyonu adı altında istenilen meblağı da ödediğini ancak, davalı banka tarafından erken kapama nedeniyle yapılan tahsilatın hiçbir yasal ve hukuki gerekçesi bulunmadığından müvekkiline iadesi gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 80.454,11 TL'nin avans faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında ıslah dilekçesi ile talebini 85.247,30 TL'ne yükseltmiştir. Davalı vekili, müvekkili tarafından yapılan tahsilatın taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmesinin 10/2 ve 36/6 maddelerine uygun olduğunu ayrıca, müvekkili ile diğer banka uygulamaları uyarınca kredinin erken kapatılması halinde komisyon alındığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu, bozma ilamı ve tüm dosya taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmesinin 36/6 maddesi kapsamında davacı borçlunun isteği üzerine kredinin erken kapatıldığı, kararlaştırılmış erken kapama komisyon tutarının davalı banka tarafından tahsilinde sözleşmeye aykırılık bulunmadığı, davacının bu oranın sözleşmeye daha sonradan eklendiği ve sözleşmenin anlaşmaya aykırı olarak banka tarafından ilgili yerlerin doldurulması sureti ile tamamlandığı yönündeki iddialarının geçerli belgelerle kanıtlanamadığı gerekçesi ile davacının davasının reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, erken kapama nedeniyle davalı banka tarafından alınan erken kapama ücretinin istirdadına ilişkin olup, mahkemece sözleşmenin 36/6 maddesinde oran belirtildiği ve bu oran kadar erken kapama komisyonu alındığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, sözleşmenin 36/6 maddesindeki oran belirtilen kısım “% ….” şeklinde sözleşmede matbu olarak gösterilmiş olup, elle bu oran “5,46959” olarak doldurulmuştur. HMK 207. maddesi gereğince, senetteki çıkıntı, kazıntı veya silinti ayrıca onanmamışsa, inkar halinde göz önünde tutulamaz. Somut olayda, elle yazılan kısım ayrıca davacı tarafından imzası ile onaylanmadığına göre, mahkemece burada yazılı orana itibar edilerek karar verilmesi doğru olmamıştır. 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan ve 2014/6 sayılı Tebliğ ile güncellenen 2006/1 sayılı Tebliğin 3. maddesinde, bankalarca mevduata uygulanacak sabit veya değişken faiz oranlarının serbestçe belirleneceği, 4. maddesinde ise reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz oranları ile faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırlarının, serbestçe belirleneceği kabul edilmiştir. Yine aynı Tebliğin 6/2. maddesine göre; bankalar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirdikleri azami oranları aşmamak kaydıyla, mevduat ve kredi işlemlerinde uygulayacakları faiz oranlarını ve katılma hesaplarında uygulayacakları kâr ve zarara katılma oranlarını vadelerine göre tüm şubelerinde halkın görebileceği şekilde ilan eder ve bu oranları internet sitelerinde yayımlar. Bu durumda, mahkemece, davalı bankanın, kredinin erken kapatıldığı tarih itibariyle davaya konu kredi türü için belirleyip ilan ettiği bir erken kapama komisyon oranı bulunup bulunmadığı araştırılarak varsa bu oran üzerinden erken kapama komisyonu tahsil edebileceğinin kabul edilmesi, bulunmadığı takdirde ise, alınan komisyon ve masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle bu davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 10/12/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tahrifat İddiasının İncelenmesi ve Bilirkişi İncelemesi

Senetteki tahrifat iddiasının çözümü, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 266 uyarınca özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiğinden, mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın tahrifatın varlığı veya yokluğu konusunda hüküm kurulamaz. Çekin keşide tarihinde tahrifat yapıldığı ve paraf imzasının sahte olduğu yönündeki itirazlar da bu kapsamda değerlendirilir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2019/274 Esas ve 2020/217 Karar sayılı ilamına göre, keşide tarihindeki paraf imzasının sahteliği yönündeki iddiada icra mahkemesince borçluya menfi tespit davası açması için kesin süre verilip dava açılmadığı gerekçesiyle itiraz sonuçlandırılamaz; mahkemenin Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 266 uyarınca bilirkişi incelemesi yaptırarak parafın keşidecinin eli ürünü olup olmadığını belirlemesi gerekir.

Kambiyo Senetlerinde Tahrifatın Hukuki Sonuçları

Takip dayanağı bononun bedel bölümünde tahrifat yapıldığının belirlenmesi durumunda, senet tahrifattan önceki miktar için geçerliliğini korur. Bu durumda İcra ve İflas Kanunu m. 169/a fıkra 5 uyarınca icra takibinin önceki bedeli aşan kısım yönünden durdurulmasına karar verilir; takibin tümden iptali yoluna gidilemez.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2016/27928 Esas ve 2018/1272 Karar sayılı ilamı doğrultusunda, bonoda tahrifattan önceki vade tarihinin senedin düzenleme tarihinden önceye ait olduğunun belirlenmesi hâlinde senet kambiyo vasfını kaybeder ve İcra ve İflas Kanunu m. 170/a uyarınca icra takibinin iptali gerekir. Senedin tanzim tarihi hanesindeki tahrifattan önceki tarihin belirlenememesi ve buna bağlı olarak vade tarihinin tanzim tarihinden sonraya ait olup olmadığının saptanamaması durumunda ise bu belirsizlik borçlu lehine değerlendirilerek senedin kambiyo vasfını yitirdiği kabul edilir. Ayrıca bonoda tahrifat öncesi tarihin esas alınması neticesinde senedin üzerinde çift vade oluşması hâlinde, Türk Ticaret Kanunu m. 778 yollamasıyla m. 703 uyarınca senet bono vasfını kaybeder.

Zorunlu unsurları tam olarak düzenlenen bir bonoda, ismin altına T.C. kimlik numarasının sonradan eklenmiş olması kanuni unsurları geçersiz kılmadığı gibi senedin bono vasfını da etkilemez; bu nedenle belgenin sahteliğinden veya sahteleştirildiğinden söz edilemez.

Çeklerde Keşide Tarihi Değişiklikleri ve Takip Hukuku Usulü

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2019/274 Esas ve 2020/217 Karar sayılı ilamı gereğince, çek düzenleyen tarafından keşide edildiğinden senet üzerindeki çıkıntı ve değişikliklerin keşideci tarafından paraf edilmesi gerekir; bu değişiklik çekin kambiyo vasfını etkileyebilecek nitelikte olduğundan paraf imzasının sahteliği keşideci dışındaki takip borçluları tarafından da ileri sürülebilir.

Borçlunun çekteki tahrifat ve paraf itirazının sabit görülmesi ve çekin Türk Ticaret Kanunu m. 796 ile m. 808 hükümlerinde öngörülen yasal süreden sonra ibraz edildiği sonucuna varılması durumunda, İcra ve İflas Kanunu m. 170/a fıkra 2 uyarınca takibin iptaline karar verilebilir.

Kambiyo senetlerine özgü haciz yolunda borçlunun icra mahkemesine sunduğu imza itirazı, İcra ve İflas Kanunu m. 170 gereğince kural olarak satıştan başka icra takip işlemlerini durdurmaz. Borca itiraz hâlinde ise icra mahkemesi hâkimi, İcra ve İflas Kanunu m. 169/a fıkra 2 uyarınca borçlunun dilekçesine ekli belgelerden borcun itfa veya imhal edildiği, zamanaşımına uğradığı, borçlunun borçlu olmadığı veya icra dairesinin yetkili olmadığı kanaatine varırsa takibin geçici olarak durdurulmasına karar verebilir. Duruşma sonucunda borcun bulunmadığının resmî veya imzası ikrar edilmiş bir belgeyle kanıtlanması hâlinde itiraz kabul edilir ve takip durur; itirazın esasa ilişkin nedenlerle kabulünde kötü niyeti veya ağır kusuru bulunan alacaklı, takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 170Kaynağı aç
Madde 170 – (Değişik: 9/11/1988-3494/33 md.) Borçlu,168 inci maddenin 4 numaralı bendine göre kambiyo senedindeki imzanın kendisine ait olmadığı yolundaki itirazını bir dilekçe ile icra mahkemesine bildirir. Bu itiraz satıştan başka icra takip muamelelerini durdurmaz. İcra mahkemesi duruşmadan önce yapacağı incelemede, borçlunun itiraz dilekçesi kapsamından veya eklediği belgelerden edindiği kanaata göre itirazı ciddi görmesi halinde alacaklıya tebliğe gerek görmeden itirazla ilgili kararına kadar icra takibinin geçici olarak durdurulmasına evrak üzerinde karar verebilir. (Değişik üçüncü fıkra: 17/7/2003-4949/47 md.) İcra mahkemesi, 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapacağı inceleme sonunda, inkâr edilen imzanın borçluya ait olmadığına kanaat getirirse itirazın kabulüne karar verir. İtirazın kabulü kararı ile takip durur. Alacaklının genel hükümlere göre dava açma hakkı saklıdır.  İnkâr edilen imzanın borçluya ait olduğu anlaşılırsa ve itiraz ile birlikte takip ikinci fıkraya göre durdurulmuşsa, borçlu sözü edilen senede dayanan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere inkâr tazminatına ve takip   konusu alacağın yüzde onu oranında para   cezasına mahkûm edilir   ve itiraz reddedilir. Borçlu menfi tespit veya istirdat davası açarsa, hükmolunan tazminatın ve para cezasının tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve davanın borçlu lehine sonuçlanması hâlinde daha önce hükmedilmiş olan tazminat ve para cezası kalkar.[66] (Değişik birinci cümle: 17/7/2003-4949/47 md.) İcra mahkemesi, itirazın kabulüne karar vermesi hâlinde, senedi takibe koymada kötü niyeti veya ağır kusuru bulunduğu takdirde alacaklıyı senede dayanan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata ve alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkûm eder. Alacaklı genel mahkemede dava açarsa, para cezasının tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve bu davayı kazanırsa hakkında verilmiş olan para cezası kalkar. Borçlunun kambiyo hukuku bakımından şikayeti:
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 169/aKaynağı aç
Madde 169/a – (Ek: 18/2/1965-538/83 md.) (Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/46 md.) İcra mahkemesi hâkimi, itiraz sebeplerinin tahkiki için iki tarafı en geç otuz gün içinde duruşmaya çağırır. Hâkim, duruşma sonucunda borcun olmadığının veya itfa veya imhal edildiğinin resmî veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispatı hâlinde itirazı kabul eder. İcra mahkemesi hâkimi yetki itirazının incelenmesinde taraflar gelmese de gereken kararı verir. (Değişik ikinci fıkra: 17/7/2003-4949/46 md.) İcra mahkemesi hâkimi, borçlunun itiraz dilekçesine ekli olarak ibraz ettiği belgelerden borcun itfa veya imhal edildiği veya senedin metninden zamanaşımına uğradığı veya borçlunun borçlu olmadığı yahut icra dairesinin yetkili olmadığı kanaatine varırsa, daha evvel itirazın esası hakkındaki kararına kadar icra takibinin muvakkaten durdurulmasına karar verebilir. (Değişik: 9/11/1988-3494/32 md.) Borçlunun ibraz ettiği belge altındaki imza alacaklı tarafından inkar edilirse, icra mahkemesi hakimi, 68/a maddesindeki usule göre yapacağı inceleme neticesinde imzanın alacaklıya ait olduğuna kanaat getirdiği takdirde, borçlunun itirazının kabulüne karar verir ve alacaklıyı, sözü edilen belgenin taalluk ettiği değer veya miktarın yüzde onu oranında para cezasina mahküm eder.Alacaklı birinci fıkra gereğince çağrıldığı duruşmaya gelmediği takdirde icra mahkemesi hakimi alacağın itiraz edilen kısmı için icranın muvakkaten durdurulmasına karar verir. Bunun üzerine alacaklı en geç altı ay içinde icra mahkemesi önünde duruşma talep ederek makbuz altındaki imzanın kendisine ait olmadığını ispat etmek suretiyle, takibin devamına karar alabilir. İcra mahkemesi, imzanın alacaklıya ait olmadığına karar verirse borçluyu, sözü edilen belgenin taalluk ettiği değer veya miktarın yüzde onu oranında para cezasına mahküm eder. İcra hakimi, borçlunun zamanaşımı itirazını alacaklının ibraz ettiği kambiyo senedindeki tarihe göre varit görür ve alacaklı da zamanaşımının kesildiğini veya tatil edildiğini resmi veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispat edemezse, itirazın kabulüne; aksi halde reddine karar verir. İtirazın kabulü kararı ile takip durur. Alacaklının genel hükümlere göre dava açmak hakkı mahfuzdur. Alacaklı, genel mahkemede dava açarsa, inkar tazminatı ve para cezasının tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve bu davayı kazanırsa hakkında verilmiş olan inkar tazminatı ve para cezası kalkar. (Ek fıkra: 9/11/1988-3494/32 md.) (Değişik birinci cümle: 17/7/2003-4949/46 md.) Borçlunun itirazının icra mahkemesince esasa ilişkin nedenlerle kabulü hâlinde kötü niyeti veya ağır kusuru bulunan alacaklı, takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere; takip muvakkaten durdurulmuş ise bu itirazın reddi hâlinde borçlu, diğer tarafın isteği üzerine takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir. Borçlu, menfi tespit ve istirdat davası açarsa yahut alacaklı genel mahkemede dava açarsa, hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine sonuçlanan taraf için, daha önce hükmedilmiş olan tazminat kalkar.[65] (Değişik son fıkra: 2/3/2005-5311/13 md.) İtirazın reddi kararına karşı istinaf yoluna başvurulması, hiçbir icra muamelesini durdurmaz. Şu kadar ki, borçlu 33 üncü maddenin üçüncü fıkrasına göre teminat gösterirse icra durur. b) İmzaya itiraz:
Senetteki çıkıntı ve silintiler hangi hâllerde dikkate alınmaz?

Senetteki çıkıntı, kazıntı veya silintiler ayrıca onaylanmamışsa, inkâr hâlinde göz önünde tutulmaz; mahkemece senedin geçerliliğine ve anlamına etkili nitelikte görülmesi hâlinde senet kısmen veya tamamen hükümsüz sayılabileceği gibi duruma göre düzeltme öncesi hâliyle de değerlendirilebilir.

Senetteki tahrifat iddiasında mahkemenin bilirkişi incelemesi yaptırması gerekir mi?

Evet, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 266 uyarınca tahrifat iddiasının çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden, mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın tahrifatın varlığı veya yokluğu hakkında hüküm kurulamaz.

Bononun bedel kısmında tahrifat yapılması takibin tümden iptalini gerektirir mi?

Bononun bedel hanesindeki tahrifatın tespiti durumunda senet tahrifat öncesi miktar için geçerli kabul edildiğinde, İcra ve İflas Kanunu m. 169/a fıkra 5 uyarınca takibin önceki bedeli aşan kısım yönünden durdurulmasına karar verilir ve takibin tümden iptali yoluna gidilmez.

Çekteki keşide tarihi parafının sahteliğini cirantalar ileri sürebilir mi?

Çek üzerindeki değişiklikler senedin kambiyo vasfını ve ibraz süresine bağlı sonuçlarını etkileyebileceğinden, keşide tarihindeki paraf imzasının sahteliği itirazı keşideci dışındaki borçlular tarafından da ileri sürülebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu