HMK Madde 195 Başka Yerden Getirtilecek Deliller

by Avukat Erdal Ersoy
HMK Madde 195 Başka Yerden Getirtilecek Deliller

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 195. maddesi uyarınca tarafların ellerinde bulunmayan ve incelenmesine mahkemece karar verilen delillerin getirtilmesi için resmî makam ve merciler ile üçüncü kişilere mahkemece bildirim yapılır. Mahkemeye fiziken getirtilmesi mümkün olmayan deliller ise bulundukları yerde incelenebilir veya dinlenebilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 195Kaynağı aç
MADDE 195- (1) Tarafların ellerinde bulunmayan ve incelenmesine karar verilen delillerin getirtilmesi için, mahkemece ilgili resmî makam ve mercilerle üçüncü kişilere bu husus bildirilir. Mahkemeye getirtilmesi mümkün olmayan deliller, bulunduğu yerde incelenebilir veya dinlenebilir. Delilden vazgeçme

Tarafların Delil Bildirme Yükümlülüğü ve Mahkemenin Rolü

Medeni usul hukukunda taraflar, ellerinde bulunan delilleri mahkemeye ibraz etmekle, ellerinde bulunmayan delillerin ise nerede ve kimin nezdinde olduğuna dair açıklayıcı bilgi vermekle yükümlüdür. Üçüncü şahısların ya da kamu kurum ve kuruluşlarının elinde yer alan belgelerin taraflarca bizzat temin edilerek sunulması kendilerinden beklenemez. Mahkeme, tarafların incelenmesini talep ettiği ve elinde bulunmadığını bildirdiği bu belgeler için ilgili mercilere müzekkere yazarak delilleri celbeder.

Ön İnceleme Aşaması ve İki Haftalık Kesin Süre

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 139. maddesi gereğince, dilekçeler aşamasının tamamlanmasından ve ilk incelemenin yapılmasından sonra mahkeme ön inceleme duruşma günü tespit ederek taraflara bildirir. Çıkarılacak duruşma davetiyesinde sulh hazırlığı yapılması, mazeretsiz duruşmaya gelinmemesi hâlinde yoklukta yapılan işlemlere itiraz edilemeyeceği ve tarafların dilekçelerinde belirttikleri ancak henüz sunmadıkları delilleri sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin temini için gereken açıklamayı yapmaları ihtar olunur.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 139Kaynağı aç
MADDE 139- (1) Mahkeme, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden ve yukarıdaki maddelerde belirtilen incelemeyi tamamladıktan sonra, ön inceleme için bir duruşma günü tespit ederek taraflara bildirir. (Değişik cümle:22/7/2020-7251/13 md.) Çıkarılacak davetiyede aşağıdaki hususlar ihtar edilir: a) Duruşma davetiyesine ve sonuçlarına ilişkin diğer hususlar. b) Tarafların sulh için gerekli hazırlığı yapmaları. c) Duruşmaya sadece taraflardan birinin gelmesi ve yargılamaya devam etmek istemesi durumunda gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği. ç) Davetiyenin tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içinde tarafların dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları, bu hususların verilen süre içinde yerine getirilmemesi hâlinde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarına karar verileceği. Ön inceleme duruşması[15]

Ön inceleme duruşma davetiyesinin tebliğinden itibaren verilen iki haftalık kesin süre içinde başka yerden getirtilecek delillere ilişkin açıklamanın yapılmaması veya henüz sunulmamış belgelerin sunulmaması hâlinde, ilgili delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilir.

Sağlık ve Malpraktis Davalarında Tıbbi Kayıtların Celbi

Tıbbi kusur, malpraktis ve tedavi sürecinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, iddiaların açıklığa kavuşturulabilmesi için hastane ve kliniklerde bulunan sağlık evrakının toplanması zorunludur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2016/10322 Esas ve 2017/1800 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, murisin ilk rahatsızlandığı andan itibaren tüm tedavi sürecine dair tahlil, tetkik, film, rapor, CD ve hasta tabela müşahede kayıtlarının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 195. maddesi uyarınca hastanelerden müzekkere ile getirtilerek uzman bilirkişi kuruluna inceletilmesi gerekir. Tarafların elinde bulunmayan bu tür tıbbi deliller toplanmadan ispat yokluğundan bahisle davanın reddedilmesi usul ve yasaya aykırı görülmektedir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2016/10322, K. 2017/1800Kaynağı aç
4. Hukuk Dairesi         2016/10322 E.  ,  2017/1800 K. "İçtihat Metni" Davacı … ve diğerleri vekili Avukat … ve arafından, davalı … aleyhine 19/06/2008 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; mahkemece açılan davanın reddine dair verilen 19/01/2016 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 21/02/2017 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili ile karşı taraftan davalı vekili Avukat … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, yanlış teşhis ve tedaviden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacılar, ortak murislerinin davalı doktorun uyguladığı hatalı tedavi sonucu vefat ettiğini iddia ederek, oluşan zararın davalıdan tazmini isteminde bulunmuşlardır. Davalı, yapılan tıbbi müdahale konusunda hasta ve yakınlarının aydınlatılmış olduğunu, rızalarının alındığını, tedavide gereken dikkat ve özenin gösterildiğini, kendisine atfedilebilecek bir kusur bulunmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, davalının kusuru olup olmadığının tespiti için tedavi evraklarının dosya içine alınması gerektiği, ameliyat kayıtları ve öncesinde yapılan tetkik ile tahliller ve çekilen filmlere ulaşılamadığı, davacı tarafça da bu belgelerin dosyaya sunulmadığından davalının kusurunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK. 195. maddesinde tarafların ellerinde bulunmayan ve incelenmesine karar verilen delillerin getirtilmesi için, mahkemece ilgili resmî makam ve mercilerle üçüncü kişilere bu hususun bildirileceği, mahkemeye getirtilmesi mümkün olmayan delillerin, bulunduğu yerde incelenebileceği ve dinlenebileceği düzenlenmiştir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacılar murisinin tedavi sürecinde pek çok hastanede tetkik ve tahlil yaptırdığı anlaşılmaktadır. Olay günü müteveffa ağzından ve burnundan kan gelmesinin ardından öncelikle sevk edilmiştir. Bu aşamada davalı doktora başvurulmuş özel muayenehanesinde gerçekleştirilen görüşmede önceki film ve tetkikler kendisine teslim edilmiş,olan davalı, bu hastanede enfeksiyon riski olduğu gerekçesiyle ameliyatı gerçekleştirmiştir. Görüldüğü üzere; davacılar murisinin aniden rahatsızlanması sonucu birden çok hastanede tetkik ve tedavi uygulanmıştır. Ayrıca, gerçekleştirilen ameliyat sonrası tekrar rahatsızlanmasından sonra yapılan başvuruya dair belgeler talep edilmiştir. Oysa dosya kapsamından gerçekleştirilen ameliyat öncesinde de murisin tetkik ve tahliler yaptırdığı anlaşılmaktadır. Ayrıca davalı vekili 14.04.2015 tarihli duruşmada davalının muayenehanesini 31.01.2008 tarihinde kapattığını ve bilgi ve belgeleri 5 yıllık saklama süresinin dolduğunu beyan etmiş ise de mahkeme daha önce 16.02.2011 tarihli müzekkere ile müteveffanın kayıtlarını davalıdan sorduğunda da muayenehanesini kapattığı ve halen çalışmakta olduğu bildirilmiş, gerekli bilgi ve belgeler dosyaya sunulmamıştır. Şu halde; mahkemece, murisin ilk rahatsızlandığı andan itibaren tarih aralığı da belirtilerek, yukarıda sayılan hastanelerden tetkik, tahlil, film, rapor, CD ve hasta tabela müşahede kayıtları istenerek dosya içine alınması ve oluşturulacak uzman bilirkişi kurulu ile gerekirse mahallinde evraklar üzerinde inceleme yapılması bu inceleme ve araştırma sonucu toplanan delilerle birlikte davalı doktorun kusur oranı konusunda düzenlenecek bilirkişi raporu sonucuna ve dosya kapsamına göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile davanın ispat edilemediği gerekçesiyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamış ve bu durum kararın bozulmasını gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar yararına BOZULMASINA ve davacılar yararına takdir olunan 1.480,00 TL. duruşma avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine, peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 20/03/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

İşçilik Alacakları ve Sosyal Güvenlik Kayıtlarının İncelenmesi

Eser sözleşmelerinde veya iş ilişkilerinde prim borçlarının bulunup bulunmadığı ve alacaktan mahsup edilmesi gerekip gerekmediği araştırılırken Sosyal Güvenlik Kurumu nezdindeki işyeri kayıtları önem taşır. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2018/2184 Esas ve 2018/2013 Karar sayılı ilamı uyarınca, tarafların elinde olmayan prim borçlarına ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarının Kanun'un 195. maddesi gereğince mahkemece celbedilip incelenmesi gerekmektedir.

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2018/2184, K. 2018/2013Kaynağı aç
15. Hukuk Dairesi         2018/2184 E.  ,  2018/2013 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış, eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmâl edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: – K A R A R – Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeli alacağının tahsili için yürütülen icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptâli, takibin devamı ve icra inkâr tazminatının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların sair temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı ve davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; Davacı, davalının yüklenicisi olduğu…Center dekerasyon işinin bir kısmı olan seramik zemin kaplama işini taşeron olarak yapmayı üstlendiklerini, işin yapılıp teslim edilmesine rağmen bakiye iş bedelinin ödenmediğini, davalı tarafın ödenmemiş prim borçlarından söz etmiş ise de ödenmemiş prim borçları bulunmadığını, … 11. İcra Müdürlüğü'nün 2015/8724 Esas sayılı dosyasında ilâmsız takip yapıldığını, takibe haksız olarak itiraz edildiğini belirterek, İcra İflas Kanunu 67. maddeye dayalı olarak itirazın iptâline, takibin devamına ve icra inkâr tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiş, davalı taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 15.1 maddeye göre yüklenicinin her ay muntazam olarak imzalı ücret bordrolarından, aylık sigorta prim bildirgelerinden, aylık sosyal güvenlik bildirgelerinden ve aylık sosyal güvenlik destek primi bordrolarından, aylık muhtasar beyannamelerinden ve bunlara ait ödeme makbuzlarından birer adet dosyalanmış olarak vermek zorunda olup bu hükme aykırı davrandığı, uyarılmasına rağmen bunları vermediği için asgari işçilik hususunda hesaplanacak tutarın firma adına yatırılarak hakedişten düşüleceğinin bildirildiğini, davacının ödemesi gereken bu primler nedeniyle SGK'ya ödeme sorumluluğu doğacağını, alacak olduğu varsayılsa bile ortada açık ve net hesap sonucua dayalı durum olmadığından inkâr tazminatı ve faiz talebinin de yerinde olmadığını belirterek davanın reddini savunmuş ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiş, mahkemece davanın kısmen kabulü ile 7.426,00 TL üzerinden itirazın iptâline, takibin devamına, inkâr tazminatı ve kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık sözleşme tarihine göre uygulanması gereken 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu 355 ve devamı maddelerde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır. Tarafların elinde olmayan başka yerden getirtilecek deliller konusunda HMK 195. maddede; tarafların ellerinde bulunmayan ve incelenmesine karar verilen delillerin getirtilmesi için, mahkemece ilgili resmî makam ve mercilerle üçüncü kişilere bu husus bildirileceği, mahkemeye getirtilmesi mümkün olmayan delillerin, bulunduğu yerde incelenebileceği düzenlenmiş olup, ödenmeyen prim borçları bulunduğu iddiası yönünden SGK kayıtlarının getirtilerek incelenmesi gerekir. Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde: mahkemece dava kısmen kabul edilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme yeterli değildir. Öte yandan davalı şirket verilen süreye rağmen ticari defterlerini brez etmediği anlaşıldığından cari hesap alacağı kadar davacının alacağı olduğu anlaşılmakta olup esasında davalı vekili de bilirkişi raporuna bu yönde itiraz etmemiş olduğundan davacı alacağı 29.378,00 TL olduğu dasabittir. Ancak davalı taraf işçilerin sigorta primlerinin ödenmediğini bildirdiğine göre bu husus üzerinde durularak sigorta kayıtları (işyeri dosyası) getirtilip mali müşavir bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle sözleşmede işçilik haklarından ve primlerinden davacının sorumlu olduğu gözetilerek davacı alacağından bu işle ilgili ödenen prim miktarı varsa davacı alacağından mahsubu ile hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış ve kararın temyiz eden taraflar yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle davacı ve davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca tarafların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden taraflar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 16.05.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Asıl işveren ile alt işveren arasındaki ilişkinin niteliğinin tespiti ile işçilik alacaklarının denetiminde de yüklenici firmalara ait Sosyal Güvenlik Kurumu belgeleri, hizmet alım sözleşmeleri, teknik ve idari şartnameler ile işçinin şahsi işyeri sicil dosyasında bulunan yıllık izin kayıtları tarafların elinde değilse mahkemece ilgili yüklenicilerden ve resmî mercilerden müzekkere ile talep edilir.

Üçüncü Kişilerin Defterleri ve Meslek Kuruluşları Kayıtları

Destekten yoksun kalma tazminatı davalarında murisin gelir durumunun ve gelecekte elde edeceği muhtemel kazancın usulünce saptanabilmesi için çalışacağı iddia edilen dava dışı şirketin ortaklar kurulu kararları ile geriye dönük ticari defter ve kayıtları Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 195. maddesi kapsamında celbedilerek değerlendirilir.

Trafik kazalarından doğan tazminat taleplerinde işleten sıfatının tespiti amacıyla, üçüncü kişi konumundaki şirketin ticari defter ve kayıtları ile fatura, ruhsat ve cari hesap hareketleri Kanun'un 195 ve 221. maddeleri kapsamında bilirkişi marifetiyle incelenebilmektedir.

Eser sözleşmesinden kaynaklanan bedel ve kusur incelemelerinde ise sözleşme tarihindeki gerçek piyasa fiyatlarının belirlenmesi için ticaret ve sanayi odaları ile ilgili meslek kuruluşlarına müzekkere yazılarak emsal fiyat araştırması yapılması gerekmektedir.

Mahkemeye Getirtilemeyen Belgelerin Yerinde İncelenmesi

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 195. maddesinin açık hükmü karşısında mahkemeye getirtilmesi mümkün olmayan deliller bulunduğu yerde incelenebilir veya dinlenebilir. Kapsam ve miktar itibarıyla dosyaya fiziken sunulamayacak boyuttaki ücret bordroları, muhasebe evrakı ve bilgisayar kayıtları gibi delillerin yerinde bilirkişi aracılığıyla tetkik edilmesi mümkündür.

Ticari davalarda bir tarafın kendi ticari defterlerine delil olarak dayanması hâlinde karşı taraf dayanmamış olsa dahi karşı tarafın defterlerinin incelenmesi gerekir. Zira ticari defterler ancak karşı taraf kayıtları ile uyumlu olduğu ölçüde lehe delil teşkil edebilmektedir. Kanuni yükümlülüğe rağmen defterlerin ibraz edilmemesi durumunda mahkemece Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca karşı taraf kayıtlarının doğruluğu kabul edilebilmektedir.

Tarafların elinde bulunmayan delilleri kim temin eder?

Taraflar elinde bulunmayan delilin nerede ve kimde olduğunu açıklamakla yükümlü olup, bu deliller mahkemenin resmî makam veya üçüncü kişilere yapacağı bildirim ve müzekkere yoluyla temin edilir.

Başka yerden celbedilecek deliller için verilen sürede açıklama yapılmazsa ne olur?

Ön inceleme duruşma davetiyesiyle verilen iki haftalık kesin süre içinde gerekli açıklama yapılmazsa ilgili delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilir.

Mahkemeye getirilmesi çok güç olan deliller nasıl incelenir?

Miktarının fazlalığı veya fiziki niteliği gereği mahkemeye celbi mümkün olmayan kayıt ve belgeler Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 195. maddesi uyarınca bulunduğu yerde bilirkişi marifetiyle incelenebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu