HMK Madde 170 Uyarınca İsticvap Olunacak Kişiler

by Avukat Erdal Ersoy
HMK Madde 170 Uyarınca İsticvap Olunacak Kişiler

Hukuk yargılamasında isticvap, davanın temelini oluşturan vakıalar ve bu vakıalarla ilişkisi bulunan hususlar hakkında mahkemece kendiliğinden veya talep üzerine taraflardan her birinin dinlenmesidir. İsticvap kural olarak davanın tarafları hakkında uygulanan bir usul işlemidir. Davanın taraflarının tüzel kişi olması ya da fiil ehliyetinin sınırlandığı durumlarda isticvabın kimin şahsında gerçekleştirileceği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 170. maddesinde özel olarak düzenlenmiştir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 169Kaynağı aç
MADDE 169- (1) Mahkeme, kendiliğinden veya talep üzerine taraflardan her birinin isticvabına karar verebilir. (2) İsticvap, davanın temelini oluşturan vakıalar ve onunla ilişkisi bulunan hususlar hakkında olur. İsticvap olunacak kişilerin belirlenmesi
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2013/1606, K. 2015/1142Kaynağı aç
Hukuk Genel Kurulu         2013/1606 E.  ,  2015/1142 K.ALACAK DAVASIESER SÖZLEŞMESİİSTİCVAPTANIK SIFATI HAKİMİN DAVAYI AYDINLATMA ÖDEVİHUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) (1086) Madde 289HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) (1086) Madde 288BORÇLAR KANUNU(MÜLGA) (818) Madde 32BORÇLAR KANUNU(MÜLGA) (818) Madde 38BORÇLAR KANUNU(MÜLGA) (818) Madde 366HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 169HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 170HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 31 "İçtihat Metni" Taraflar arasındaki “alacak” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 6.Asliye Ticaret Mahkemesince davanın reddine dair verilen 30.11.2011 gün ve 2009/219 E.-2011/540 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 15.Hukuk Dairesinin 10.07.2012 gün ve 2012/485 E.-2012/5262 K. sayılı ilamı ile; (…Dava, sözlü anlaşma uyarınca 2006/2007 yılları içerisinde malzemesi davalıya ait olmak üzere davalının kiraladığı üç ayrı bloktan oluşan binaların demir, doğrama, çelik çatı, oluk vs. işlerini yaptığı halde bedeli ödenmediğinden davalıdan tahsiline karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Davalı zamanaşımı itirazında bulunmuş, akdî ilişkinin kurulmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, akdî ilişkinin varlığı davacı tarafından usulen kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz olunmuştur. Kural olarak arsa payı devrini içermeyen eser sözleşmelerinin yazılı olarak düzenlenmesi zorunlu değildir. Kuşkusuz yazılı biçim, ispat kolaylığı sağlar. Eldeki davada sözlü anlaşma yapıldığı hususunda, faturalar, delil tesbiti ve tanık anlatımlarına dayanılmıştır. HUMK’nın 289.maddesi hükmünce davalının açık onayı bulunmadığından tanık anlatımına itibar olunamaz ise de davalının mimarı olarak çalışanı bulunan Y.K. A. imzalı 01.01.2006 ila 30.06.2007 tarihleri arasında davacı tarafından yapılan işlerin listesi başlıklı belgeler dosyaya sunulmuştur. Davalı da 22.03.2011 tarihli dilekçesinde adı geçen mimarın şirketlerinde çalıştığını, ancak belgede geçen tarihlerde çalışmadığından sonradan düzenlenmiş olabileceğini, çalışma döneminin SGK kayıtlarıyla sabit olduğunu, eldeki davanın dayanağı işlerden önce davacının yapmış olduğu imalât bedelinin ödendiği konusunda da taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığını bildirmiştir. Bu dilekçede davalı, Y. K. A.’ın şirket çalışanı olduğunu kabul etmekte ancak belgenin sonradan düzenlendiğinden bahisle itiraz etmektedir. Yine taraflar arasında daha önce başlayan sözleşme ilişkisinin varlığı da çekişmesizdir. Bu durumda anılan belgenin mahkemece BK’nın 32 ve 38. madde hükümlerince değerlendirilmesi gerekir. O halde yapılması gereken iş, yukarıda sözü edilen belgelerde düzenleyen olarak imzası bulunan Y. K. A.’ı HMK’nın 169 ve devamı maddeleri uyarınca isticvap etmek, imzanın ve içeriğinin kabul edilmesi durumunda, BK 366. maddeye göre uzman bilirkişilere imalâtın gerçekleştiği 2006-2007 piyasa fiyatlarıyla bedelini hesaplatıp hüküm altına almak, imzanın inkârı halinde şimdiki gibi davanın reddine karar vermekten ibarettir. Bu hususlar üzerinde durulmadan eksik incelemeyle davanın reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır…) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir. TEMYİZ EDEN : Davacı vekili HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirketin 2005 yılından bu yana karşılıklı ticari faaliyet içinde bulunduğunu, aralarında yazılı sözleşme olmaksızın müvekkilince davalıya ait demir doğrama işlerinin yapıldığını ve ücretinin de alındığını, bu güven ortamı nedeniyle taraflar arasında yapılan sözlü anlaşma uyarınca, müvekkilinin davalının kiralamış olduğu üç ayrı bloğun demir doğrama, profillerden duvar, tavan, çeşitli bölme işleri, rögar kapakları, çelik çatı ve oluk işleri imalat ve montajları, profil korkuluk, kapı imalat ve montajları ve sair işleri 2006- 2007 yılları içerisinde malzemesi karşı tarafa ait olmak üzere yaptığını ancak davalı tarafça 102.559.00 TL iş bedelinin, böyle bir işin yapılıp yapılmadığının belli olmadığı gerekçesiyle ödenmeyerek yapılan işin ve bu alacağa ilişkin düzenlenen faturanın kabul edilmediğini, yapılan imalatların bedelinin 72.998.00 TL olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 72.998.00 TL alacağın, davalıya gönderilen ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 29.07.2008 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, davacı tarafça müvekkiline gönderilen ihtarname ve faturalara, fatura konusu işlerin neye dayanılarak, ne zaman ve nerede yapıldığı ile işlerin/malzemelerin kime teslim edildiğinin belli olmaması nedeniyle itiraz edildiğini, taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin mevcut olmadığını, yapıldığı iddia edilen işlerin sözlü anlaşmaya istinaden yapılmasının basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğüne uygun olmadığını, tespit bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, mülkiyeti kendisine ait olmayan bir yere müvekkilince böyle bir harcama yapılmayacağını, 2006- 2007 yıllarında yapılan işlerle ilgili olarak 11.07.2008 tarihinde fatura düzenlenmesinin mantıklı olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, yanlar arasındaki akdi ilişkinin varlığının sabit olmadığı, davacı tarafça, sunulan ve davalının mimarı olan Y.K. A. isimli kişinin, davacının davalı için yaptığı işleri açıklayan yazısına davalı vekilince iddianın genişletilmesi olarak karşı çıkıldığı, ayrıca anılan kişinin davalı şirketin temsilcisi olmayıp bir dönem çalışanı olduğunun ve düzenlediği belgenin yazılı delil başlangıcı olamayacağının bildirildiği, davacı tarafça bu şahsın tanık sıfatıyla dinlenilmesinin istenildiği, alınan bilirkişi raporu ile bu kişinin davalı şirket çalışanı olduğuna dair bir tespitin yapılamadığı, davalı şirketin temsilcisi olmayan bir şahsın düzenlediği belgenin yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilemeyeceği, davacı tarafça davalıya yemin de teklif edilmediği, buna göre HUMK’nın 288. maddesi anlamında davalıdan sadır olmuş yazılı bir belge ile akdi ilişkinin varlığının ispatlanamadığı, davalı tarafın tanık dinlenilmesine muvafakat etmemesi ve tanık dinlenilmesini mümkün kılacak türden yazılı delil başlangıcı bulunmaması nedeniyle davacı tarafın tanık dinletme talebi kabul edilmediğinden bahisle, davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, Özel Dairece yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmuştur. Mahkemece, şirket temsilcisi olmayan, sadece bir dönem şirket çalışanı olan bir kişinin düzenlediği belgenin şirket için bağlayıcı olmasının ve bu belge dolayısıyla anılan kişinin isticvabının mümkün bulunmadığı, HMK'nın 169. maddesi uyarınca isticvabın davada taraf olanlar için sözkonusu olabileceği, yine HMK'nın 170.maddesi uyarınca tüzel kişiler adına temsil yetkisine sahip kimselerin isticvap olunabileceğinden, davalı tüzel kişiliğin temsilcisi olmayan Yasemin Kıcıman Aras isimli kişinin isticvabının hukuken mümkün bulunmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; “İTEM Mimarı Y. K. A.” imzalı belge altında imzası bulunan ve bir dönem davalı şirket çalışanı olup davanın taraflarından olmayan Y. K. A.’ın isticvap edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Mevzuatımızda isticvabın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 169.maddesi; “Mahkeme, kendiliğinden veya talep üzerine taraflardan her birinin isticvabına karar verebilir. İsticvap, davanın temelini oluşturan vakıalar ve onunla ilişkisi bulunan hususlar hakkında olur” hükmünü içermektedir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere, davanın tarafları dışındaki üçüncü kişilerin isticvap edilmeleri mümkün değildir. Üçüncü kişilerin davada bilgilerine başvurulması istenirse, onlar ancak tanık olarak dinlenebilirler (TERCAN, Erdal; Medeni Usul Hukukunda Tarafların İsticvabı, Ankara 2001, s. 138; YILMAZ, Ejder; Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Ankara 2012, s. 945 vd.). Yargıtay uygulamasında da, davanın tarafları dışındaki üçüncü kişilerin isticvap olunamayacağı ancak tanık sıfatıyla dinlenebileceği kabul edilmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.03.2010 gün ile 2010/14-154 E., 2010/177 K. ile 25.02.2015 gün ve 2013/ 15- 1523 E., 2015/853 K. sayılı kararları). Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, davacı tarafından dava konusu edilen alacağın varlığını ispatlamak için ibraz edilen delillerden olan “Angora Evlerindeki Villaya Yapılan İşler”, “B Blok Yapılan İşler” ve “C Blok Yapılan İşler” başlıklı, “İTEM’in mimarı Yasemin Kıcıman Aras” imzalı, 01.01.2006 ile 30.06.2007 tarihleri arasında davacı tarafından yapılan işlerin listesini gösteren belgeler dosyaya sunulmuş, davalı tarafça 22.03.2011 tarihli dilekçesinde anılan mimarın şirketlerinde çalıştığı kabul edilmiş, ancak belgede geçen tarihlerde çalışmadığı, bu nedenle belgelerin sonradan düzenlendiği belirtilerek itiraz edilmiştir. Tüm bu hususlar gözetildiğinde, davanın tarafı olmayan Yasemin Kıcıman Aras’ın isticvap hükümlerine göre celbi mümkün olmadığından ancak tanık olarak dinlenebilecektir. Bunun yanında taraflar arasında davaya konu uyuşmazlıktan daha önce başlayan sözleşme ilişkisinin varlığı da çekişmesizdir. Davacı tarafça 23.07.2009 tarihli dilekçe ile anılan mimarın, tanık olarak dinlenilmesi talep edilmiş, mahkemece bu talep yerinde görülmeyerek reddedilmiştir. Bu nedenlerle, hakimin davayı aydınlatma ödevi (HMK, m. 31) bulunduğu hususu da gözetildiğinde mahkemece; davacı taraf delilleri arasında bulunan “Angora Evlerindeki Villaya Yapılan İşler”, “B Blok Yapılan İşler” ve “C Blok Yapılan İşler” başlıklı belgelerde düzenleyen olarak imzası bulunan davalı çalışanı mimar Yasemin Kıcıman Aras’ın, belgeler altındaki imzanın kendisine ait olup olmadığı ile dava konusu alacağın dayanağı olan işlerin davacı tarafça yapılıp yapılmadığı konusunda tanık sıfatıyla beyanı alınarak uyuşmazlığın buna göre değerlendirilmesi gereklidir. O halde, davalı çalışanı Yasemin Kıcıman Aras’ın üzerinde imzasının bulunduğu ileri sürülen belgeyle ilgili olarak tanık sıfatıyla dinlenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden kararının bu değişik gerekçe ile bozulması gerekmiştir. Direnme kararı açıklanan bu değişik nedenlerle bozulmalıdır. S O N U Ç : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen değişik nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 01.04.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.

Tüzel Kişiler Adına İsticvap Usulü

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 170. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, tüzel kişiler adına yapılacak isticvapta temsil yetkisine sahip kimseler isticvap olunur. Davada taraf konumundaki tüzel kişi adına beyanda bulunacak kişinin temsil yetkisini haiz olması kanuni bir zorunluluktur.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 170Kaynağı aç
MADDE 170- (1) Tüzel kişiler adına, temsil yetkisine sahip kimseler isticvap olunur. (2) Ergin olmayan veya kısıtlı bir kimse adına yapılmış bir işleme ilişkin olarak, o kişinin kanuni mümessili isticvap olunur. (3) Ergin olmayan veya kısıtlı kimselere bizzat dava hakkı tanınan hâllerde, ikinci fıkra hükmü uygulanmaz. İsticvap olunacak tarafın davet edilmesi

Davanın tarafları dışındaki üçüncü şahısların isticvap edilmesi hukuken mümkün değildir. Tüzel kişiliği temsil yetkisi bulunmayan çalışanların veya üçüncü kişilerin uyuşmazlığa ilişkin bilgilerine başvurulması gerektiğinde, bu kişiler isticvap usulüyle çağrılamaz; mahkemece ancak tanık sıfatıyla dinlenebilirler. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/1606 E., 2015/1142 K. sayılı kararında da tüzel kişiliği temsil yetkisi taşımayan ve davanın tarafı olmayan kişilerin isticvap hükümleri uyarınca celbinin mümkün olmadığı, bu kişilerin ancak tanık olarak dinlenebileceği kabul edilmiştir.

Ergin Olmayanlar ve Kısıtlıların İsticvabı

6100 sayılı Kanun'un 170. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ergin olmayan ya da kısıtlı bir kimse adına yapılmış işlemlerde isticvap o kimsenin kanuni temsilcisine yöneltilir. 1086 sayılı mülga Kanun'un 231. maddesinde yer alan ve hâkime kanuni temsilcinin yanı sıra küçüğü veya kısıtlıyı bizzat dinleme yetkisi veren takdir imkânına 6100 sayılı Kanun'da yer verilmemiştir.

1086 sayılı HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU m. 231Kaynağı aç
Madde 231 – İsticvap olunacak şahıs, mahcur veya yaşı on altıdan küçük ise hakimin takdirine göre ya kendisi veya velisi veya vasisi ve hükmi şahıs ise mümessili isticvap olunur.

Kanuni temsilcinin dinlenmesi kuralına Kanun'un 170. maddesinin üçüncü fıkrasında istisna getirilmiştir. Ergin olmayan veya kısıtlı kimselere bizzat dava hakkı tanınan hâllerde, kanuni mümessilin isticvap olunacağına ilişkin hüküm uygulanmaz; bu durumlarda bizzat dava hakkına sahip olan ergin olmayan veya kısıtlı kimselerin isticvabı söz konusu olur.

İsticvabın Uygulama Alanı ve Taraf Vekilinin Durumu

İsticvap, usul hukukunda taraflarca getirilme ilkesine tabi davalarda uygulanır. Tarafların ikrarının hâkimi bağlamadığı kendiliğinden araştırma ilkesine tabi davalarda ise isticvap hükümleri uygulanmaz. İsticvap ancak tarafın kendi aleyhine olan vakıalar hakkında gerçekleştirilebilir; taraf kendi lehine olan vakıalar için isticvap olunamaz. Bu kapsamda davacının iddiasını dayandırdığı vakıa hakkında davalı, davalının savunmasını dayandırdığı vakıa hakkında ise davacı isticvap edilir.

İsticvapta tarafın bizzat dinlenmesi gerekir. Taraf davayı bir vekil aracılığıyla takip etse dahi taraf vekili isticvap olunamaz. Kanun gereğince isticvabına karar verilen kimseye bizzat davetiye gönderilir ve belirlenen gün ve saatte hazır bulunması istenir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 171Kaynağı aç
MADDE 171- (1) İsticvabına karar verilen kimseye bizzat davetiye gönderilir ve belirlenen gün ve saatte isticvap olunmak üzere hazır bulunması gerektiği belirtilir. Davetiyede, ayrıca, isticvap konusu vakıalar gösterilir; ilgili tarafın geçerli bir özrü olmaksızın gelmediği veya gelip de sorulara cevap vermediği takdirde, isticvap konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı ihtarı da yapılır. (2) Çağrılan taraf özürsüz olarak gelmediği veya gelip de soruları cevapsız bıraktığı takdirde, mahkemece sorulan vakıalar ikrar edilmiş sayılır. Bizzat isticvap olunma

İsticvap Davetiyesi ve Mazeretsiz Gelmemenin Sonuçları

6100 sayılı Kanun'un 171. maddesi gereğince, isticvaba çağrılan tarafa çıkarılan davetiyede isticvap konusu vakıalar açıkça gösterilir. Ayrıca ilgili tarafın geçerli bir özrü bulunmaksızın duruşmaya gelmediği veya gelip de sorulara cevap vermediği takdirde isticvap konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı ihtarı davetiyeye yazılır.

İsticvaba çağrılan tarafın özürsüz olarak gelmemesi veya gelip de mahkemece yöneltilen soruları cevapsız bırakması hâlinde, sorulan vakıalar kanun uyarınca ikrar edilmiş sayılır.

Tüzel kişiler adına kimler isticvap olunur?

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 170. maddesi uyarınca tüzel kişiler adına yalnızca temsil yetkisine sahip kimseler isticvap olunur; temsil yetkisi bulunmayan kişiler taraf sıfatıyla isticvap edilemez.

Ergin olmayan veya kısıtlıların davasında kim isticvap edilir?

Ergin olmayan veya kısıtlı bir kimse adına yapılmış işlemlerde kanuni mümessil isticvap olunur; ancak ergin olmayan veya kısıtlı kimseye bizzat dava hakkı tanınan hâllerde kanuni mümessilin isticvabına dair kural uygulanmaz.

Tarafın vekili varsa isticvap davetiyesi kime çıkarılır?

Taraf davayı vekille takip etse dahi taraf vekili isticvap edilemeyeceğinden, davetiye bizzat isticvabına karar verilen kimseye gönderilir.

İsticvap davetiyesine mazeretsiz uyulmamasının sonucu nedir?

Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelinmemesi ya da gelinmesine rağmen soruların cevapsız bırakılması durumunda, mahkemece sorulan vakıalar kanunen ikrar edilmiş sayılır.

Kendiliğinden araştırma ilkesine tabi davalarda isticvap uygulanır mı?

İsticvap kural olarak taraflarca getirilme ilkesinin geçerli olduğu uyuşmazlıklarda uygulanır; taraf ikrarının hâkimi bağlamadığı kendiliğinden araştırma ilkesine tabi davalarda ise bu hükümlerin işletilmeyeceği kabul edilmektedir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu