HMK Madde 123 Davanın Geri Alınması

by Avukat Erdal Ersoy
HMK Madde 123 Davanın Geri Alınması

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 123. maddesi, davacıya hüküm kesinleşinceye kadar davasını geri alma hakkı tanır. Bu hakkın kullanılabilmesi için davalının açık rızası zorunludur. Davalının açık rızasının alınmasının ardından mahkeme, davanın açılmamış sayılmasına karar verir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 123Kaynağı aç
MADDE 123- (1) Davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabilir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/10 md.) Bu takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilir. Tarafta iradî değişiklik

Geri Alma Hakkının Koşulları

HMK m. 123/1 uyarınca davacı, davasını yalnızca davalının açık rızasıyla geri alabilir. Hükmün kesinleşmesi bu hakkın kullanılabileceği son noktadır; kesinleşmeden sonra geri alma yolu kapalıdır. Davalının rızası açık olmalıdır; davalının açık muvafakati bulunmadığı hâllerde geri alma gerçekleşmez ve davanın esası hakkında karar verilmeye devam edilir.

Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2016/18093, K. 2017/3302Kaynağı aç
16. Hukuk Dairesi         2016/18093 E.  ,  2017/3302 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen 09.02.2016 gün ve saatte temyiz eden … vekili Avukat … geldi. Aleyhine temyiz istenilen taraftan gelen olmadı. Gelenin yüzüne karşı duruşmaya başlandı. Sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirilip, süresinde yapılan inceleme sonucu verilen geri çevirme kararı ile istenilen belgeler de getirtilip dosyasına konulduktan sonra yeniden inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Kadastro sonucu … Mahallesi çalışma alanında bulunan 123 ada 51 parsel sayılı 1.629,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 123 ada 21 parsel sayılı taşınmazdan ifraz görerek 01.03.2006 tarihinde hükmen davalı … adına tescil edilmiştir. Davacı … miras yoluyla gelen hakka dayanarak miras payı oranında tapu kaydının iptali ve adına tescil istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı … vekili karar tarihinden sonra 23.12.2016 tarihli dilekçe ile davasını geri aldığını bildirmiş olup davalı … da 23.12.2016 tarihli dilekçe ile davacı tarafın davayı geri alma talebini kabul ettiğini beyan etmiştir. Davanın geri alınabilmesinin koşulları 6100 sayılı HMK’nın 123. maddesinde belirtilmiştir. Anılan madde uyarınca, “Davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabilir”. Davalının açık rızası dışında, davayı geri alma yasağı bulunmaktadır. Davalının açık muvafakatinin bulunması halinde ise, davanın esası hakkında bir karar verilmez. Mahkemece bir karar verilip, davadan el çekildikten sonra temyiz aşamasında davacı yan tarafından davanın geri alındığı bildirildiğine ve bu aşamada karar verme yetkisi yerel mahkemeye ait bulunduğuna göre, davacının davayı geri alma beyanı hakkında bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmektedir. Açıklanan nedenle, davacının geri alma beyanı ile ilgili karar verilmek üzere hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için belirlenen 1.350,00 TL vekalet ücretinin aleyhine temyiz olunandan alınarak, duruşmada kendisini vekil ile temsil ettiren davacıya verilmesine, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 09.05.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Geri alma beyanı, feragat, kabul veya sulh beyanı gibi yapıldığı anda kesin hükmün hukuki sonuçlarını doğurmaz. Davalının açık muvafakatinden önce davacı, geri alma beyanından dönebilir; bu durumda yargılamaya devam edilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/200, K. 2022/2573 sayılı kararında bu ilkeyi böyle belirlemiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/200, K. 2022/2573Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2022/200 E.  ,  2022/2573 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından davacı kadının davadan feragat beyanının değerlendirilmemesi, kusur belirlemesi, nafakalar ve tazminatlar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle davacı kadın tarafından dosyaya sunulan 23.09.2016 havale tarihli dilekçenin davadan feragat beyanı olarak değerlendirilemeyeceğinin, zira davayı sona erdiren ve kesin bir usûl işlemi niteliğinde olan davadan feragatin açık, kesin ve koşulsuz olmasının kanun gereği olduğunun (HMK m.309/4), davacı kadının bu dilekçesinin 6100 sayılı HMK'nın 123. maddesinde düzenlenen davanın geri alınması mahiyetinde olduğunun, davacının hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızasıyla davasını geri alabileceğinin (HMK m.123), davacı tarafından yapılan davanın geri alınması beyanının feragat, kabul veya sulh beyanı gibi yapıldığı anda kesin hükmün hukuki sonuçlarını da doğurmadığının, bu nedenle karşı tarafın açık muvafakatinden önce davacı tarafından geri alma beyanından dönülmesinin her zaman mümkün bulunduğunun, hal böyle olunca davacı kadının davalı tarafın açık muvafakatinden önce gerek hükmü istinaf etmek suretiyle gerekse de duruşmadaki beyanıyla davayı geri alma beyanınından döndüğünün, sonuç olarak mahkemece yargılamaya devamla işin esasına girilerek hüküm verilmesinin doğru olduğunun anlaşılmasına göre yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden İsmail'e yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 292.10 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.17.03.2022 (Per.)

Geri Alma Üzerine Verilen Karar: Davanın Açılmamış Sayılması

Davalının açık rızasının alınmasıyla birlikte mahkeme, davanın açılmamış sayılmasına karar verir. Bu sonuç, 22 Temmuz 2020 tarihinde yürürlüğe giren ek cümleyle HMK m. 123/1'e açıkça eklenmiştir. Mahkemenin bu durumda 'karar verilmesine yer olmadığına' biçiminde hüküm kurması usul ve kanuna aykırıdır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2020/12082, K. 2021/3843 sayılı kararında ilgili bölge adliye mahkemesi kararındaki 'karar verilmesine yer olmadığına' ibaresini çıkararak yerine 'davanın açılmamış sayılmasına' ibaresini yazmış ve hükmü düzeltilmiş bu şekliyle onamıştır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2020/12082, K. 2021/3843Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2020/12082 E.  ,  2021/3843 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ İLK DERECE MAHKEMESİ : … 19. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen vasiyetnamenin iptali, olmadığı takdirde tenkis davasının reddine dair verilen hüküm hakkında, bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile karar verilmesine yer olmadığına dair yeniden esas hakkında verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı; muris … tarafından düzenlenen … 1.Noterliğinin 04/06/2015 tarihli ve 17006 yevmiye numaralı vasiyetnamenin iptalini, olmadığı takdirde saklı payını aşan şekilde yapılan tasarrufunun tenkisini talep etmiştir. Davalı, davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince; davacı vekilinin 26/12/2017 tarihli dilekçe ile davacı asilden aldığı yazılı talimat uyarınca davadan vazgeçtiğini, davayı takip etmeyeceğini belirterek, dosyanın işlemden kaldırılmasını talep ettiği, davalı tarafın ise vazgeçmeye bir diyeceğinin olmadığını beyan ettiği gerekçe gösterilerek, vazgeçme nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Bölge adliye mahkemesince; davacı vekilinin 26/12/2017 tarihli beyanının HMK'nın 123 üncü maddesi kapsamında davanın geri alınması amacına yönelik olduğu, davalının da bu geri almaya açık muvafakat ettiği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacı tarafından davadan vazgeçilmesi ve davalı tarafın da muvafakat etmesi nedeniyle dava hiç açılmamış sayılacağından, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir. 1) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı bilgi ve belgelere, özellikle temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2) Davanın geri alınması müessesesi, 6100 sayılı HMK'nın 123 üncü maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabilir. Davacının davasını geri alması ve davalının da bu geri almaya açık rıza göstermesi durumunda, mahkemece "davanın açılmamış sayılmasına" karar verileceği yerleşmiş Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiştir. Nitekim, 22/07/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi ile 6100 sayılı HMK’nın 123 üncü maddesine; "Bu takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilir." ek cümlesi eklenerek, mahkemece verilecek kararın mahiyeti, yerleşmişYargıtay içtihatları doğrultusunda düzenlenmiştir. Hal böyle olunca, bölge adliye mahkemesince; geri alma nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ile karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının düzeltilerek onanması, HMK'nın 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereğidir. SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının REDDİNE, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (1) nolu bendinde yer alan "… dava hiç açılmamış sayılacağından, karar verilmesine yer olmadığına," ifadesinin çıkartılarak yerine "davanın açılmamış sayılmasına," ifadesinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 08/04/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Temyiz Aşamasında Geri Alma

Hüküm kesinleşmediği sürece geri alma hakkı varlığını sürdürür. Mahkeme kararı verip davadan el çektikten sonra temyiz aşamasında davacının geri alma beyanında bulunması ve davalının da buna açıkça muvafakat etmesi hâlinde, o aşamada karar verme yetkisi yerel mahkemeye ait olduğundan geri alma beyanı hakkında bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekir. Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2016/18093, K. 2017/3302 sayılı kararı bu ilkeyi böyle belirlemiştir.

Geri Alma ile Feragat Arasındaki Ayrım

Feragat, HMK m. 307/1 uyarınca davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. HMK m. 309/4 ise feragatin kayıtsız ve şartsız olmasını zorunlu kılar. Bu koşulları taşımayan bir irade beyanı feragat olarak nitelendirilemez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2017/2909, K. 2018/3968 sayılı kararında davacının 'davaya devam etmek istemediğini, davadan vazgeçtiğini' bildiren beyanının açık, kesin ve koşulsuz feragat niteliği taşımadığını saptamış ve bu beyanın HMK m. 123 kapsamında davanın geri alınması olarak değerlendirilmesi gerektiğine hükmetmiştir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 309Kaynağı aç
MADDE 309- (1) Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. (2) Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. (3) Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. (4) Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır. Feragat ve kabulün zamanı
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 307Kaynağı aç
MADDE 307- (1) Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Davayı kabul
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2017/2909, K. 2018/3968Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2017/2909 E.  ,  2018/3968 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Davalı kadın temyiz dilekçesinde adli yardım talebinde bulunmuştur. Adli yardıma ilişkin usul ve esaslar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 334-340. maddelerinde düzenlenmiş olup, aynı Kanunun 336/3. maddesine göre adli yardım talebi kanun yollarına başvuru sırasında Yargıtay'a yapılabilir ve Hukuk Muhakemeleri Kanununun 337/1. maddesi uyarınca da duruşma yapılmaksızın talep hakkında karar verilebilir. Davalının adli yardım talebini içeren dilekçesi ve dosya kapsamındaki belge ve bilgiler birlikte değerlendirildiğinde; davalı kadının kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken kanun yoluna başvuru giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu kanaatine varıldığından davalı kadının adli yardım talebinin temyiz harç ve giderlerine münhasır olarak kabulüne karar vermek gerekmiştir. 2-Davacı asil 28.06.2016 tarihli beyanın da "davalı ile barışmak istemediğini, ancak davaya devam etmekte istemediğini, davadan vazgeçtiğini" beyan etmiş, davalı geri almaya açıkça muvafakat etmemiş, yargılamaya devamla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece feragat (HMK m. 309) sebebiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davayı sona erdiren kesin bir usul işlemi niteliğinde olan davadan feragatin açık, kesin ve koşulsuz olması, yasa gereğidir (HMK m.309/4). Bu haliyle, davacının 28.06.2016 tarihli beyanı açık, kesin ve koşulsuz feragat ettiğini gösterecek nitelikte bir irade beyanı niteliğinde olmayıp, 6100 sayılı HMK'nın 123. maddesinde düzenlenen davanın geri alınması niteliğindedir. Davacının 28.06.2016 tarihli beyanının HMK 123. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 26.03.2018(Pzt.)

Aynı davada mahkemenin bu beyanı feragat kabul ederek davayı reddetmesi, beyanın gerçek hukuki niteliğinin HMK m. 123 çerçevesinde ele alınmaması nedeniyle bozma sebebi oluşturur.

Feragat ile davanın geri alınması arasındaki bu ayrım pratik sonuçları bakımından önemlidir. HMK m. 307/1'e göre feragat talep sonucundan vazgeçme anlamına gelirken, geri alma davayı usul hukuku düzleminde sona erdirir ve dava açılmamış sayılır.

Kamu Düzenine İlişkin Davalarda Geri Alma ve Feragat Yasağı

Sosyal güvenlik hakkını doğrudan ilgilendiren sigortalılık tespiti davaları kamu düzenine ilişkin olduğundan bu tür davalarda HMK m. 307 kapsamında feragat mümkün değildir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2017/1251, K. 2017/2667 sayılı kararı, bu tür davalarda davacının HMK m. 123'te düzenlenen geri alma hakkını kullanabileceğini belirlemiş; bunun yanı sıra HMK m. 150 uyarınca davayı takip etmeyerek dosyanın işlemden kaldırılması ve davanın açılmamış sayılması sonucuna ulaşılabileceğini de göstermiştir. Bu sınırlama sigortalılık tespiti davalarına özgü olup diğer dava türlerine genelleştirilemez.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2017/1251, K. 2017/2667Kaynağı aç
10. Hukuk Dairesi         2017/1251 E.  ,  2017/2667 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava,… sigortalılığının tespiti ile 6552 sayılı Kanunun yapılandırma hükümlerinden yararlandırılması istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Mahkemece, yazılı şekilde karar verildikten sonra davacı asilin, davadan feragat ettiğini belirten 12.01.2017 tarihli dilekçeyle Mahkemeye başvurduğu anlaşılmaktadır. Davanın yasal dayanağı olan 2926 sayılı Kanunun “sigortalılığın başlangıcı ve zorunlu oluşu” başlığını taşıyan 5. maddesinin birinci fıkrasında, “2. madde kapsamına girenler, on sekiz yaşını doldurdukları tarihi takip eden yıl başından itibaren sigortalı sayılırlar. Ancak, 7. maddede belirtilen süre içinde kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülükleri kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden ay başından itibaren başlar.”, ikinci fıkrasında, “Bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemez ve kaçınılamaz.” hükmü öngörülmüş olup; sigortalı olmak, kamu düzenine ilişkin, kişiye bağlı, vazgeçilemez ve kaçınılamaz hak ve yükümlülük doğuran bir hukuksal statü meydana getirmektedir. Kişilerin ve sosyal güvenlik kuruluşlarının bu statünün oluşumundaki rolü, yenilik doğurucu ve iradi bir durum değil, kanun gereği kendiliğinden oluşan statüyü belirlemekten ibarettir. Dolayısıyla, sosyal güvenlik hakkından HMK. 307. (HUMK. 91.) maddesi kapsamında feragat olanaksızdır ve açılan sigortalılığın ve sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davadan da vazgeçilemez. Davacı ancak, HMK. 123. maddesinde düzenlenen hakkını kullanabilir ve ileride yeniden dava açabilme hakkını saklı tutarak, davalının rızası ile davanın takibinden vazgeçebilir veya HMK. 150. maddesi hükmü gereğince davayı takip etmeyerek yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılması ve giderek davanın açılmamış sayılması sonucunu elde edebilir. Bu nedenle; inceleme konusu davada, davacı asilin davadan feragat ettiğini bildirdiğine göre Mahkemece, HMK. 123. veya duruma göre HMK. 150. maddelerinde öngörülen prosedür işletilmeli, sonuca göre dava konusu istem hakkında karar verilmelidir. Yukarıda açıklanan ve hükümden sonra ortaya çıkan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulduğunda, Mahkemece verilen kararın, usul ve yasaya aykırı olduğu belirgin olup, bozulması gerekmektedir. O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28.03.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi

Sık Sorulan Sorular

Davanın geri alınması için davalının rızası neden aranır?

HMK m. 123/1, geri alma hakkını davalının açık rızasına bağlamıştır. Dava açıldıktan sonra geri alınabilmesi bu koşula tabidir; davalının açık rızası olmaksızın davayı geri alma yasağı mevcuttur.

Geri alma beyanından sonra davacı vazgeçebilir mi?

Davalının açık muvafakatinden önce davacı geri alma beyanından dönebilir; bu durumda yargılamaya devam edilir. Geri alma beyanı, feragat, kabul veya sulh beyanı gibi yapıldığı anda kesin hükmün hukuki sonuçlarını doğurmaz.

Mahkeme geri alma kararını hangi şekilde vermelidir?

HMK m. 123/1 uyarınca mahkeme, davanın açılmamış sayılmasına karar vermelidir. Geri alma nedeniyle 'karar verilmesine yer olmadığına' şeklinde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2020/12082, K. 2021/3843 sayılı kararında bu yanlışlık tespit edilmiş; söz konusu ibare çıkarılarak yerine 'davanın açılmamış sayılmasına' ibaresi yazılmış ve hüküm düzeltilmiş şekliyle onanmıştır.

Temyiz aşamasında davayı geri almak mümkün müdür?

Hüküm kesinleşmediği sürece geri alma hakkı devam eder. Temyiz aşamasında geri alma beyanı yapılıp davalı da açıkça muvafakat ederse, karar verme yetkisi yerel mahkemeye ait olduğundan geri alma beyanı hakkında karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekir.

Geri alma ile feragat arasındaki fark nedir?

Feragat, HMK m. 307/1 uyarınca talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmedir ve HMK m. 309/4 gereği kayıtsız ve şartsız olmalıdır. Koşulları taşımayan bir beyan feragat sayılmayıp HMK m. 123 kapsamında geri alma olarak nitelendirilebilir. Geri alma davayı usul hukuku düzleminde açılmamış saydırırken feragat talep sonucu üzerinde sonuç doğurur.

Sigortalılık tespiti davasında feragat mümkün müdür?

Sosyal güvenlik hakkı kamu düzenine ilişkin olduğundan sigortalılık tespiti davasında HMK m. 307 kapsamında feragat mümkün değildir. Bu tür davalarda davacı, HMK m. 123 kapsamında geri alma yoluna başvurabilir; ayrıca HMK m. 150 uyarınca davayı takip etmeyerek dosyanın işlemden kaldırılması ve davanın açılmamış sayılması sonucuna da ulaşılabilir. Bu kural sigortalılık tespiti davalarına özgüdür.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu