HMK Madde 363 Uyarınca Kanun Yararına Temyiz

by Avukat Erdal Ersoy
HMK Madde 363 Uyarınca Kanun Yararına Temyiz

Kanun yararına temyiz, hukuki sonuçları kesinleşmiş bir kararı etkilemeksizin o karardaki hukuka aykırılığı tespit etmeye ve ileride benzer hataların önüne geçmeye yarayan olağanüstü bir kanun yoludur. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 363. maddesi bu yolu yalnızca Adalet Bakanlığı ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na açmış olup taraflara tanınan bir başvuru hakkı değildir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 363Kaynağı aç
MADDE 363- (1) (Değişik: 20/7/2017-7035/33 md.) İlk derece mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlar ile istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına ve bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla kesin olarak verdikleri kararlar ile yine bu sıfatla verdikleri ve temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek Adalet Bakanlığı veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyiz yoluna başvurulur. (2) Temyiz talebi Yargıtayca yerinde görüldüğü takdirde, karar kanun yararına bozulur. Bu bozma, kararın hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz. (3) Bozma kararının bir örneği Adalet Bakanlığına gönderilir ve Bakanlıkça Resmî Gazetede yayımlanır. Temyiz dilekçesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/7876, K. 2022/753Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2021/7876 E.  ,  2022/753 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ Taraflar arasındaki davanın İstanbul Anadolu 4. Tüketici Mahkemesi tarafından yukarıda sayı ve tarihi belirtilen kararın HMK 363. maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasının Adalet Bakanlığı tarafından istenilmesi üzerine, dava dosyası ve içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve diğer tüm dosya kapsamı delil ve belgeler incelendi. Gereği müzakere edilip düşünüldü. Davacı Banka vekili, müvekkili nezdinde kredi kullanan davalının kredi taksitlerini ödememesi nedeniyle aleyhine İstanbul Anadolu 22.İcra Müd. 2015/23578 E. – sayılı dosyasında başlatılan ilamsız icra takibine haksız ve hukuka aykırı olarak kısmi itiraz etmesiyle takibin durduğu ileri sürülerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Davalı cevap dilekçesinde, davacı bankadan çektiği bireysel krediden doğan borcun Mahkemenin 2018/277 E. – sayılı dosyasında dava konusu yapıldığını, bunun dışında bireysel kredi çekmediğini, ancak banka nezdinde kredili mevduat hesabının bulunduğunu, bu hesaptan kaynaklanan borcunun da icra müdürlüğüne ödeyerek kapattığını savunmuştur. Mahkemece, hükme esas bilirkişi raporuna istinaden, borcun 18.12.2013 tarihli kredili mevduat hesabı sözleşmesine dayalı olduğu, borcun 19.12.2015 tarihinde borcun 18 ay olarak yeniden yapılandırıldığı, ancak üç taksit üst üste ödenmemesi sebebiyle banka tarafından hesabın kat edildiği, davacı bankanın 2.767,39 TL asıl alacak, 50,15 TL temerrüt faizi ve 3,03 TL BSMV olmak üzere toplam 2.820,57 TL üzerinden takip başlatıldığı, davalının ise bu borcun 2.500 TL’lik kısmına itiraz etmediği, nitekim Bankanın da 267,39 TL üzerinden itirazın kaldırılması talebinde bulunduğu tespitine varılmış, ancak bilirkişi raporu uyarınca, 50,15 TL faiz ve 3,08 TL BSMV toplam 53,18 TL üzerinden itirazın iptaline, alacağın hesapla bulunabiliyor olması nedeniyle de icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, akabinde davacı vekilinin tavzih talebi üzerine, 1 no’lu hüküm fıkrası “Takibin itiraz edilmeyen 2.500 TL asıl alacak ile itiraz edilen miktarlar yönünden 2.500 TL’nin faizi olan 50,15 TL ve BSMV’si olan 3,03 TL olmak üzere toplam 2.553,18 TL üzerinde takibin devamına” şeklinde düzeltilmesine karar verilmiştir. Mahkemece verilen kararın miktar itibariyle istinafı kabil değildir. Karar aleyhine Adalet Bakanlığı tarafından HMK’nın 363. maddesi uyarınca Kanun Yararına Temyiz yoluna başvurulmuştur. HMK’nın 363.maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlar ile istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına ve bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla kesin olarak verdikleri kararlar ile yine bu sıfatla verdikleri ve temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek, hukukta birliğin sağlanması ve gelecekte benzer hataların önüne geçilmesi amacıyla ve kamu yararı mülahazasıyla, Adalet Bakanlığı veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından olağanüstü bir kanun yolu olan “kanun yararına temyiz” yoluna başvurulabilir. İncelemenin ileri sürülen temyiz sebepleriyle sınırlı olarak yapılması gerekir. Somut olayda Adalet Bakanlığınca, davacının 267,39 TL bakiye borç ve fer’ileri üzerinden itirazın iptalini talep ettiği, davayı aydınlatma görevi kapsamında hakimin süresi içerisinde davacıya talebinin açıklattırılarak gerektiğinde eksik harcın da tamamlatılması ve bunun sağlanması halinde davayı bu miktar üzerinden karara bağlaması gerektiği halde bu husus gözetilmeksizin davanın esası hakkında karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulması talebinde bulunmuştur. Somut olayda davacı vekili tarafından, 2.767,39 TL asıl alacak yönünden başlatılan icra takibinde davalı taraf asıl alacağın 2.500.-TL’lik kısmı yönünden borcu ödediğini ileri sürerek takipte yer alan 267,39 TL alacak, faiz ve fer’ilerine yönelik kısmı için itirazda bulunduğu, davacının da bu kısım yönünden itirazın iptalini talep ettiği, bu kısma ilişkin başvuru ve peşin harcın da eksiksiz olarak 27.11.2015 tarihli makbuzla mahkeme veznesine yatırıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece ilk başta, davanın kısmen kabulü ile 267,39 TL’lik müddeabih üzerinden değerlendirme yapılarak davanın kısmen kabulüne ve 53,18 TL faiz ile BSMV alacağı toplamı üzerinden itirazın iptaline karar verilmiş iken, daha sonra davacı Banka’nın tavzih istemi üzerine HMK’nın 305. maddesi uyarınca, takipte itiraz olunmayan 2.500.-TL asıl alacak ile itiraz olunan kısımda kalan 50,15 TL işlemiş faiz ve 3,03 TL BSMV olmak üzere toplam 2.553,18 TL üzerinden takibin devamına karar verildiği, davacının itirazda bulunmadığı 2.500.-TL’lik asıl alacak yönünden ödeme iddiasını takipten sonra da her türlü vasıtayla ispat edebileceği, Mahkemece infazda tereddüde yol açmamak için, itiraz olunmadığı için daha önce kesinleşen 2.500.-TL ile, itirazlı kısımda yer alan 267,39 TL’den kabul olunan 53,18 TL alacak toplamı 2.553,18 TL yönünden takibin devamına karar vermesine hukuka aykırılık bulunmadığı dikkate alınarak, Adalet Bakanlığı'nın yerinde görülmeyen kanun yararına temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda yer alan sebeplerle, mümeyyiz Adalet Bakanlığının kanun yararına temyiz isteminin REDDİNE, gereğinin yapılması için karar örneğinin ve dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmesine, 01/02/2022 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

Başvuru Yetkisi

HMK m. 363/1 uyarınca kanun yararına temyiz yoluna yalnızca Adalet Bakanlığı veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı başvurabilir. Davada taraf olan kişilerin bu yola başvurma hakkı bulunmamaktadır. Tarafların yetkili makama başvurarak bu yolun işletilmesini talep etmelerinin usulü ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bu alandaki uygulamadaki rolü HMK m. 363 metninde ayrıntılandırılmamıştır.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/2696, K. 2024/3071Kaynağı aç
4. Hukuk Dairesi         2024/2696 E.  ,  2024/3071 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/598 E., 2023/618 K. SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2023/İHK-30829 HÜKÜM/KARAR : Talebin kabulü/ İtirazın reddi SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : 2023/169710 KANUN YARARINA Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun kabulü ile 15.000,00 TL tazminata karar verilmiştir. Karara davacı vekili ve davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekilince temyiz edilmiş, Dairemizin 04.12.2023 tarihli, 2023/11224-2023/12999 sayılı ilamıyla temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararının kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: 6100 sayılı HMK'nın “temyiz edilebilen kararlar” başlıklı 361 inci maddesi “Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairelerinden verilen temyizi kabil nihai kararlar ile hakem kararlarının iptali talebi üzerine verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Davada haklı çıkmış olan taraf da hukuki yararı bulunmak şartıyla temyiz yoluna başvurabilir.” şeklindedir. Yine HMK’nın 363 üncü maddesi “İlk Derece Mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlar ile istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına ve Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairelerinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla kesin olarak verdikleri kararlar ile yine bu sıfatla verdikleri ve temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek Adalet Bakanlığı veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz talebi Yargıtayca yerinde görüldüğü takdirde, karar kanun yararına bozulur. Bu bozma, kararın hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz. Bozma kararının bir örneği Adalet Bakanlığına gönderilir ve Bakanlıkça Resmî Gazete'de yayımlanır.” hükmünü haiz olup kanun maddesinde kanun yararına temyiz yoluna başvurulabilecek kararlar sayılmıştır. Dosya kapsamından, Uyuşmazlık Hakem Heyetince yapılan tahkim yargılaması sonunda hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre zarar 164.040,24 TL olup taleple bağlılık gereği 15.000,00 TL tazminata hükmedildiği, davacı ve davalı tarafın itirazı üzerine İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verildiği, bu karara karşı davalı tarafça yapılan temyiz başvurusu sonunda Dairemizce temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verildiği, bunun üzerine kanun yararına temyiz yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklanan kanun hükmüne göre İlk Derece Mahkemelerince veya bölge adliye mahkemelerinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdikleri kararlara karşı kanun yararına temyiz yoluna başvurulabilecek, buna karşın İtiraz Hakem Heyeti kararlarına karşı kanun yararına temyiz yoluna başvurulamayacaktır. Şu halde, İtiraz Hakem Heyeti kararlarına karşı kanun yararına temyiz caiz olmadığından Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün kanun yararına temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir. KARAR Açıklanan sebeple; Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün kanun yararına temyiz isteminin REDDİNE, 25.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kanun Yararına Temyize Konu Olabilecek Kararlar

HMK m. 363/1, 20 Temmuz 2017 tarihli 7035 sayılı Kanun ile değiştirilmiştir. Yürürlükteki düzenlemeye göre dört karar grubu bu yola konu olabilir: ilk derece mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlar; istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlar; bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla kesin olarak verdikleri kararlar; ve yine bu sıfatla verdikleri ancak temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen kararlar. 7035 sayılı Kanun'dan önce açılmış işler bakımından değişiklik öncesi metnin uygulanması söz konusu olabilir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2023/8528, K. 2024/876Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2023/8528 E.  ,  2024/876 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 54. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın dosyası Dairemize gönderilmiş olup, dava dosyası için düzenlenen Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı tarafından, itirazın kaldırılması ve tahliye talebinde bulunulduğu, mahkemece; davanın kısmen kabulü ile itirazın kaldırılması talebinin reddine, davalının mecurdan tahliyesine karar verildiği, bu karara karşı davalı tarafından yapılan istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince, esastan kabulüne, ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına; yargılamadaki eksikliklerin tamamlanarak kaldığı yerden devamı için dosyanın ait olduğu mahkemeye iadesine kesin olarak karar verildiği, işbu karara karşı davalı tarafından 19/07/2023 tarihli dilekçe ile temyiz talebinde bulunulduğunun kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi tarafından alacaklının temyiz dilekçesinin reddine karar verildiği, davalı tarafından anılan karara karşı da temyiz başvurusunda bulunulduğu görülmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Kanun Yararına Temyiz” başlıklı 363. maddesinde; "…(1) (Değişik: 20/7/2017-7035/33 md.) İlk derece mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlar ile istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına ve bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla kesin olarak verdikleri kararlar ile yine bu sıfatla verdikleri ve temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek … Bakanlığı veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyiz yoluna başvurulur. (2) Temyiz talebi Yargıtayca yerinde görüldüğü takdirde, karar kanun yararına bozulur. Bu bozma, kararın hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz. (3) Bozma kararının bir örneği … Bakanlığına gönderilir ve Bakanlıkça Resmî Gazetede yayımlanır…" hükmü yer almaktadır. Somut olayda, davalının 19/07/2023 tarihli dilekçesinin sonuç ve istek bölümünde; "…HMK 363 madde gereği kanun yararına bozulması talebimdir…" denildiği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda dilekçenin kanun yararına temyiz dilekçesi olarak kabulü ile anılan madde gereğince gerekli işlemlerin yapılması gerekirken, temyiz dilekçesi olarak kabulü ile reddine dair ek karar verilmesi isabetsizdir. SONUÇ : Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz talebinin reddine dair 15/09/2023 tarih ve 2023/2350 E. – 2023/1395 K. sayılı ek kararının kaldırılmasına, Dairemizce bu aşamada yapılacak başkaca bir işlem olmadığından dosyanın (yapılmadıysa HMK 363. maddesi gereğince işlem yapılmak üzere) Bölge Adliye Mahkemesine İADESİNE, 02.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/2696, K. 2024/3071 sayılı kararında, sigorta tahkiminde oluşturulan itiraz hakem heyeti kararlarının HMK m. 363/1'de sayılan karar grupları arasında yer almadığını saptamış ve bu kararlara karşı kanun yararına temyiz yolunun kullanılamayacağına hükmederek başvuruyu reddetmiştir. Bu tespit sigorta tahkimine özgü bir saptamadır.

İncelemenin Amacı ve Kapsamı

Kanun yararına temyiz, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülen kararlar üzerinde hukukta birliği sağlamak, uygulamanın yurdun her yerinde aynı doğrultuda yürütülmesini güvence altına almak ve gelecekte benzer hataların önüne geçmek amacıyla kamu yararı gözetilerek başvurulan bir denetim yoludur. Yargıtay incelemeyi yalnızca ileri sürülen temyiz sebepleriyle sınırlı olarak yapar.

Bozma Kararının Hukuki Etkisi

Yargıtay, talebi yerinde bulduğunda kararı kanun yararına bozar; ancak bu bozma kararın hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz. Taraflar arasında o kararla kurulmuş hukuki durum varlığını sürdürür. Bozma kararının bir örneği Adalet Bakanlığı'na gönderilir ve Bakanlıkça Resmî Gazete'de yayımlanır; bu yayımın amacı uygulamanın yurdun her yerinde aynı doğrultuda yapılmasını sağlamaktır.

Başvuruda bulunulmuş olması Yargıtay'ın bozmaya hükmedeceğinin güvencesi değildir. Yargıtay, inceleme sonucunda hükmün hukuka aykırı olmadığı kanaatine varırsa talebi reddeder. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/7876, K. 2022/753 sayılı kararında Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına temyiz istemini yerinde görmeyerek reddetmiş; ret kararının ardından karar örneği ve dosyanın Adalet Bakanlığı'na gönderilmesine hükmetmiştir.

Dilekçenin HMK m. 363 Kapsamında Değerlendirilmesi

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2023/8528, K. 2024/876 sayılı kararında, HMK m. 363 uyarınca kanun yararına bozma talebini içerdiği anlaşılan bir dilekçenin olağan temyiz dilekçesi olarak kabul edilerek reddedilmesini isabetsiz bulmuş ve gerekli işlemlerin bu madde çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini hükme bağlamıştır. Bu sonuç, dilekçenin nitelendirilmesindeki usul hatasına ilişkindir; tarafın esastan haklı bulunduğu ya da kanun yararına bozmanın gerçekleşeceği anlamını taşımaz.

Sık Sorulan Sorular

Taraflar kanun yararına temyiz başvurusunda bulunabilir mi?

Hayır. HMK m. 363/1 bu yolu yalnızca Adalet Bakanlığı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na tanımaktadır. Taraf sıfatıyla Yargıtay'a kanun yararına temyiz başvurusu yapılamaz.

Kanun yararına bozma kararı hukuki durumu değiştirir mi?

Hayır. HMK m. 363/2'ye göre bozma, kararın hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz. Taraflar arasında kesinleşmiş kararla kurulan hukuki durum bozulmadan devam eder; bozma yalnızca hukuka aykırılığı tespit eder.

Her kesinleşmiş karar kanun yararına temyize konu olabilir mi?

Hayır. HMK m. 363/1'de sayılan karar grupları dışında kalan kararlar bu yolun kapsamı dışındadır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/2696, K. 2024/3071 sayılı kararında, sigorta tahkiminde oluşturulan itiraz hakem heyeti kararlarının bu sayıma girmediğini saptamış ve söz konusu kararlara karşı kanun yararına temyiz yolunun kullanılamayacağına hükmetmiştir.

Kanun yararına temyiz talebi her zaman bozmayla sonuçlanır mı?

Hayır. Yargıtay inceleme sonucunda talebi yerinde görmezse başvuruyu reddeder. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/7876, K. 2022/753 sayılı kararında Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına temyiz istemi yerinde görülmeyerek reddedilmiştir.

Kanun yararına bozma kararı Resmî Gazete'de yayımlanır mı?

Evet. HMK m. 363/3 uyarınca bozma kararının bir örneği Adalet Bakanlığı'na gönderilir ve Bakanlıkça Resmî Gazete'de yayımlanır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin E. 2021/7876, K. 2022/753 sayılı kararından, temyiz isteminin reddedilmesi hâlinde de karar örneği ve dosyanın Adalet Bakanlığı'na gönderildiği anlaşılmaktadır.

BAM kararları da kanun yararına temyize konu olabilir mi?

Evet, belirli koşullarla. Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla kesin olarak verdikleri kararlar ile bu sıfatla verdikleri ve temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen kararlar HMK m. 363/1 kapsamındadır. Bölge adliye mahkemesinin istinaf mercii sıfatıyla verdiği kararlar bu sayımda yer almamaktadır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu