HMK M. 119: Dava Dilekçesinin Zorunlu Unsurları

by Avukat Erdal Ersoy
HMK M. 119: Dava Dilekçesinin Zorunlu Unsurları

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 119. maddesi, bir davan ın usule uygun biçimde açılabil lmesi için dilekçede yer al unsurları sekiz bent hâlinde düzenler. Bu unsurların bir kısmı eksik bırakıldığında hâkim davacıya bir haftalık kesin süre verir; süre içinde eksiklik giderilmezse d ava açılmamış sayılır. Bazı bentlerdeki eksiklik ise bu süre mekanizmasının dışında tutulmuştur.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 119Kaynağı aç
MADDE 119- (1) Dava dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur: a) Mahkemenin adı. b) Davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri. c) Davacının Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası. ç) Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin ve davacı vekilinin adı, soyadı ve adresleri. d) Davanın konusu ve malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, dava konusunun değeri. e) Davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri. f) İddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği. g) Dayanılan hukuki sebepler. ğ) Açık bir şekilde talep sonucu. h) Davacının, varsa kanuni temsilcisinin veya vekilinin imzası. (2) Birinci fıkranın (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan hususların eksik olması hâlinde, hâkim davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde dava açılmamış sayılır. Harç ve gider avansının ödenmesi[10][11]

Dilekçede Bulunması Gereken Unsurlar

HMK m. 119/1'in (a) bendi uyarınca dilekçede mahkemenin adı gösteril ir. (b) bendi uyarınca davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri yer alır. (c) bendi uyarınca davacının Türkiye Cumhuriyet i kimlik numaras ı bildir ilir. (ç) bendi uyarınca varsa tarafların kanuni temsilcileri ile davacı vekilinin adı, soyadı ve adresleri eklenir.

Madde gerekçesi, tarafların niteliğine göre bir ayrım yapar: davacı ve davalı gerçek kişiyse ad, soyadı ve adres; t üzel kişiyse türü, unvanı ve adres belirtilir. Türk vatandaşı gerç ek kişi davacının kimlik numarasını dilekçeye yazması da bu gerekçeyle maddede yer alır. Gerekçenin açıklaması hüküm metninin yer ine geçmez; belirleyici olan kanun metnidir.

Davanın konusu (d) bendi kapsamında her dilekçede yer alır. Dava malvarlığı haklarına iliş kinse d ava konusunun değeri de ay nı bentte aranır. Madde gerekçesinde, konusu para alacağı olmayan malvarlığı davalarında bu değerin harca esas miktarın belirlenmesi açısından z orunlu bir unsur olduğ u vurgulanmıştır; ancak bu açıklama gerekçe düz eyinde kalır. Hükmün kendisi, değeri bütün malvarlığı davaları için öngörür.

Vakıalar, Deliller ve Hukuki Sebepler

HMK m. 119/1'in (e) bendi uyarınca davacı, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numar ası altında açık ö zetler ini dilekçeye yazar. (f) bendi uyarınca her bir vakıan ın hangi delille ispat edileceği ayrıca gösterilir. (g) bendi uyarınca dayanılan hukuki sebepler belirtilir.

HMK m. 194/1, tarafların dayandıkları vakıalar ı ispat a elverişli biç imde somutlaştırmasını düzenler. HMK m. 194/2, tarafların dayandıkları deliller i ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmelerini zorunlu kılar. Madde gerekçesinde, her vakıanın hangi delille ispat edileceğinin dilekçede gösteril mesi HMK m. 198'e yap ılan atıfla açıklanmıştır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 194Kaynağı aç
MADDE 194- (1) Taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmalıdırlar. (2) Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur. Başka yerden getirtilecek deliller

Dava dilekçesinde talep sonucu açık bir biçimde göster ilir. Davacının, varsa kanuni temsilcisinin veya vekilinin imzası da dilekçede bulunur.

Bir Haftalık Kesin Süre ve Açılmamış Sayılma

HMK m. 119/2, süre verilmesini (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışındaki eksikliklerle sınırlar. Hâkim, bu kapsama giren bir eksikliği tamamlaması için davacıya bir haftalık kesin süre verir. Süre sona erene kadar eksiklik giderlanmazsa d ava açılmamış sayılır. Aynı fıkra, anılan beş bentteki eksikliğe bağlanacak sonucu ayrıca düzenlemez.

Madde gerekçesi, bir haftalık kesin süreye tâbi bentleri (b), (c), (ç), (ğ) ve (h) olar ak sıralar. B u sayım, maddedeki (a), (d), (e), (f) ve (g) dışında kalanlar ifadesiyle aynı k üm eyi tanımlar. İki anlatım arasında maddi bir ç elişki bulunmamakla birlikte, belirleyici olan hüküm metni olan ikinci fıkrad ır.

HMK m. 94 uyarınca kesin süreye iliş kin ara kararının duraksamaya yer vermeyecek açıklıkta olması, taraflara yüklenen yüküml ülüklerin ve yapılacak işlemlerin göster ilmesi gerekir. Bu açıklama, kesin sürenin davanın reddi amacına araç say ılmasına karşı yapılan değerlendirmeyle birlikte ele alınmıştır.

Kararlarda Ortaya Çıkan Ayrımlar

Davacının adresinin dosya içeriğinden tereddüt uyandırmayacak biçimde anlaş ıldığı bir somut olayda, adresin dilekçede ayrıca yaz ılım amış olması HMK m. 119/1-b anlamında eksiklik sayılmam ıştır. Sonuç, adresin vekâletname ve i cra takip talebi gibi belgelerden açıkça saptanabildiği olayla sınırlıdır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1310, K. 2020/567Kaynağı aç
Hukuk Genel Kurulu         2017/1310 E.  ,  2020/567 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “itirazın iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 19. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I.YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi: 4. Davacı vekili 27.01.2015 tarihli dilekçesinde; müvekkili banka ile davalı arasında 12.11.2012 tarihli ticari kredi kartı sözleşmesi ve 13.11.2012 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığını, ancak davalının kredi kartı borcunu ödememesi üzerine hesabın kat edilerek icra takibi yapıldığını, davalının ise icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazının iptali ile icra takibinin devamına ve %20 oranından az olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: 5. Davalı davaya cevap vermemiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: 6. Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.03.2015 tarihli ve 2015/141 E., 2015/215 K. sayılı kararı ile; dava dilekçesinde davacının adresinin eksik olduğu, bu nedenle davacı vekiline 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 119/2. maddesi uyarınca davacının adresinin bildirilmesi için bir haftalık kesin süre verildiği, verilen kesin süreye rağmen bu hususa ilişkin eksikliğin giderilmediği, 6100 sayılı HMK’nın 119. maddesinin yoruma gerek olmayacak kadar açık ve emredici nitelikte olduğu gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 7. Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 8. Yargıtay 19. Hukuk Dairesince 01.02.2016 tarihli ve 2015/8152 E., 2016/1246 K. sayılı kararı ile; Dava dilekçesinde davacı bankanın adresinin bildirilmediği ancak icra dosyasındaki takip talebi ile icra dosyası ve eldeki dava dosyasındaki vekâletnamelerde davacı bankanın adresinin yazılı olduğu, mahkemece bu bilgilerden hareketle davacı bankanın adresinin tespiti gerekirken usul ekonomisine uygun olmayan gerekçe davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 9. Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.05.2016 tarihli ve 2016/234 E., 2016/475 K. sayılı kararı ile; önceki gerekçeler yanında karar gerekçesinin dava dilekçesindeki eksikliğe ilişkin olduğu yoksa davacıların adresinin neresi olduğunun belirlenmesine yönelik olmadığı, bu nedenle bozma kararının emredici kuralla ilgisinin bulunmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 10. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 11. Somut olayda dava dilekçesinde davacının adresinin yer almaması nedeniyle mahkemece 6100 sayılı HMK’nın 119/2. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 12. Öncelikle konuya ilişkin yasal düzenlemelerin incelenmesinde yarar vardır: 6100 sayılı HMK’nın “dava dilekçesinin içeriği” başlıklı 119. maddesi; “(1) Dava dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur: a) Mahkemenin adı. b) Davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri. c) Davacının Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası. ç) Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin ve davacı vekilinin adı, soyadı ve adresleri. d) Davanın konusu ve malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, dava konusunun değeri. e) Davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri. f) İddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği. g) Dayanılan hukuki sebepler. ğ) Açık bir şekilde talep sonucu. h) Davacının, varsa kanuni temsilcisinin veya vekilinin imzası (2) Birinci fıkranın (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan hususların eksik olması hâlinde, hâkim davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde dava açılmamış sayılır” şeklinde düzenlenmiştir. 13. Dava dilekçesinde bulunması gereken hususlar 6100 sayılı HMK’nın 119/1. maddesinde gösterilmiş olup, bu unsurların bir kısmı dava dilekçesinde bulunması gereken “zorunlu” unsurlar iken bazılarının dava dilekçesinde bulunması zorunlu olmayıp, ihtiyari niteliktedir. Dava dilekçesindeki bazı öğelerin zorunlu olmasının sebebi, davanın başından itibaren sübjektif ve objektif bakımdan açık bir temeli olmasıdır. Bu husus hukuki güvenlik ve hukuki açıklığa hizmet etmesi sebebiyle kamu yararı taşımaktadır. Böylelikle bir taraftan mahkemenin talep doğrultusunda doğru ve işin esasına uygun bir inceleme yapması ve dolayısıyla karar verebilmesi, diğer taraftan mahkemenin gereksiz ve istenmeyen bir konuda karar vermesini önlemek amaçlanmaktadır. Böylelikle etkili savunma yapılabilmesi de sağlanarak davalı tarafın menfaati korunmuş olmaktadır (Pekcanıtez H./ Özekes M./ Akkan M./ Korkmaz H.T.: Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt II, İstanbul 2017, s. 1115). 14. 6100 sayılı sayılı HMK’nın 119/2. maddesinde belirtildiği üzere, davacı ve davalının ad, soyad veya tarafın tüzel kişi olması hâlinde unvanları, davacının Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa yasal temsilcinin veya vekilin adı, talep sonucu ve davacı veya vekilinin imzası dava dilekçesinde bulunmuyorsa, hâkimin davacıya vereceği kesin süre içinde bunların tamamlamasını istemesi, tamamlanmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar vermesi gerekmektedir. 15. 6100 sayılı HMK’nın 119/1. maddesinin (b) alt bendinde; davacıya, davacının adı, soyadı ve adreslerini dava dilekçesinde göstermek yükümlülüğü getirilmiştir. 16. Şüphesiz Kanun’un açık hükmü gereğince, dilekçede davacı ve davalının açık adreslerinin yazılması zorunludur. Davacı vekille temsil edilse dahi davacının adresinin bilinmesi gerekir. Çünkü en azından tarafın avukatının temsil görevinin bir şekilde sona ermesi hâlinde, tebligatların asıl tarafa çıkartılabilmesi için bu adres bilinmelidir; keza vekille temsil edilse dahi doğrudan tarafa yönelik işlemlerde de yine bu adresin bilinmesi önemlidir (Özekes, M.: HMK Bakımından Dava Dilekçesinde Eksiklik Halinde Yapılması Gereken İşlemler, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2014, s. 271). Ancak davacının adresi bir şekilde dosyada yer almış, bununla birlikte dilekçede davacı taraf kısmında açıkça gösterilmemesi hâlinde dava dilekçesinde davacının adresi açıkça yazılı olmasa dahi, dava dosyasından kolayca ve tereddüt uyandırmayacak şekilde anlaşılıyorsa o zaman eksiklikten söz edilemez ( Özekes M., s. 272). 17. Öte yandan dava bir vekil aracılığıyla açılır ve dava dilekçesi ile birlikte mahkemeye sunulan vekâletnamede davacının adresi yazılı ise ayrıca dava dilekçesinde davacının adresinin yazılı olmaması bir eksiklik değildir (Pekcanıtez/ Özekes/ Akkan/ Korkmaz:, s.1120). Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 20.06.2019 tarihli ve 2017/23-3007 E., 2019/745 K., sayılı kararında da benimsenmiştir. 18. Bu ilke ve açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 27.01.2015 havale tarihli dava dilekçesinde davacının adresi yer almamaktadır. Ancak davacı vekili tarafından, dava dilekçesi ekinde sunulan 11.04.2014 tarihli vekâletname ile icra dosyasındaki takip talebi ve ekindeki 08.12.2009 tarihli vekâletnamede davacının adresinin yer aldığı anlaşılmaktadır. 19. Bu durumda dosya içeriğinden davacının adresinin neresi olduğu tereddüt uyandırmayacak şekilde belli olmakla, dava dilekçesinde 6100 sayılı HMK’nın 119/1-b maddesi anlamında eksiklikten söz edilemeyeceği kabul edilmelidir. 20. Hâl böyle olunca tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 21. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. IV. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. gereğince BOZULMASINA, İstek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, Aynı Kanun'un 440-III/3. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 09.07.2020 gününde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.

Bir somut olayda, dilekçedeki eksikliğin kesin süre içinde de giderilmemesi üzerine davan ın açılmamış sayılması usul ve yasaya uygun bulunmuştur. Aynı değerlendirmede, vakıalar ın, her vakıanın delil inin, hukuk i sebeplerin ve taleplerin göster ilmesi gerektiği; bildirilmemiş vakıaların kendiliğinden incelene meyeceği belirtilmiştir.

Talep sonucunun dilekçede açıkça gösterilmesi yeterli görülm üştür. Maddi veya hukuki açıdan bel irs iz ya da ç elişkili hususlarda HMK m. 31 uyarınca açıklama yaptırılabileceği belirtilmiştir. Talebin açık olduğu bir somut olayda davanın açılmamış sayılması usul ve yasaya aykırı bulunmuş ve hükmün bozulması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Bir somut olayda, dosyaya yansıyan taşın maz bilgiler i üzerinden tapu müd ürlüğüne sorulması ve gerek irse keşif ile bilirkişi incelemesi yapılması gerekirken HMK m. 119/2 kapsamında davanın açılmamış sayılması doğru bulunmamıştır. B aşka bir somut olayda ise kök parselin bildir ilmesi üzerine HMK m. 119'un (d), (e) ve (ğ) bentleri bakımından açılmamış sayılma koş ullarının oluşmadığ kabul edilmiş; tapu kayıtlarının getirtilerek işin es asına girilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2022/1376, K. 2022/2862Kaynağı aç
1. Hukuk Dairesi         2022/1376 E.  ,  2022/2862 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, bedel ve ecrimisil davası sonunda Çayeli Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 24/03/2016 tarihli ve 2015/173 Esas, 2016/63 Karar sayılı karar yasal süre içerisinde davacılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma isteği değerden reddedildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar, kök mirasbırakanları …’in 65 ada 80, 81 ve 82 parsel sayılı taşınmazlarını davalı oğlu…’e satış suretiyle temlik ettiğini, temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olup, ayrıca davalının hile ve baskısı ile yapıldığını, taşınmazlar üzerine kat mülkiyeti tesis edildiğini, oluşan bağımsız bölümlerden bir kısmının davalı … tarafından üçüncü kişilere devredildiğini ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına kayıt ve tesciline, elden çıkarılan taşınmazlar yönünden miras payları oranında bedele ayrıca haksız kullanım nedeniyle ecrimisile karar verilmesini istemişlerdir. II. CEVAP 2.1. Davalı …, dava dilekçesindeki taleplerin açık olmadığını, hak düşürücü sürelerin geçtiğini, iddiaların haksız ve yersiz olup taşınmazların kıymetinin artması nedeniyle kötü niyetli olarak eldeki davanın açıldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. 2.2. Davalı … davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece,davacılara, hangi hukuki nedene dayanıldığı, hangi taşınmazlar yönünden iptal-tescil, hangi taşınmazlar yönünden tazminat talep edildiği, ayrıca iptal-tescil talep edilen taşınmazların parsel numaralarının belirtilmesi ve tescil ve tazminat istekleri yönünden talep sonucunun açıkça bildirilmesi için 2 hafta kesin süre verilerek muhtıra gönderildiği ve muhtıranın davacı tarafa tebliğ edilmesine rağmen anılan eksikliklerin giderilmediği gerekçesiyle HMK'nın 119/2. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. IV. TEMYİZ 1. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz isteğinde bulunulmuştur. 2. Temyiz Nedenleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde, dava konusu 65 ada 80, 81 ve 82 parsel sayılı taşınmazların kök mirasbırakanlarına ait iken, mirasbırakan tarafından mal kaçırmak amacıyla davalıya devredildiğini, yapılan temliklerin muvazaalı olduğunu, davalının davacılara haklarını vereceğini söylemesine rağmen, davacıları oyaladığını ve devirleri yapmadığını,dava dilekçesinde kanunun aradığı tüm esaslı unsurların bulunduğunu, bu nedenle Mahkemece HMK’nın 119/2. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 3. Gerekçe 3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, ecrimisil ve üçüncü kişilere devredilen taşınmazlar yönünden bedel isteklerine ilişkindir. 3.2. İlgili Hukuk Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK'nın 119. maddesinde ''(1) Dava dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur: a) Mahkemenin adı. b) Davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri. c) Davacının Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası. ç) Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin ve davacı vekilinin adı, soyadı ve adresleri. d) Davanın konusu ve malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, dava konusunun değeri. e) Davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri. f) İddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği. g) Dayanılan hukuki sebepler. ğ) Açık bir şekilde talep sonucu. h) Davacının, varsa kanuni temsilcisinin veya vekilinin imzası. (2) Birinci fıkranın (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan hususların eksik olması hâlinde, hâkim davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde dava açılmamış sayılır.'' hükmüne yer verilmiştir. 3.3.Değerlendirme 3.3.1. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; eldeki tapu iptali-tescil, ecrimisil ve üçüncü kişilere satılan taşınmazlar yönünden bedel istekli dava 10.04.2015 tarihinde açılmış olup, davacılar vekiline; dava konusunun ne kadarının tazminat, ne kadarının tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu, 6100 sayılı HMK’nın 119/1, d, f, g, ğ bentleri gereğince davanın muvazaa, hile, ikrah nedenlerinden hangisine hasredildiğini, iptali istenen taşınmaz tapu kayıtlarının açık bir şekilde ada ve parsel numaları ile iptali istenen ve tapuda yapılan işlemlerin tarihi ve yevmiye numarası ile taraflarının buna göre belirlenecek tescil ve tazminata ilişkin açık şekilde talep sonucunun bildirilmesi için 2 haftalık kesin süre verildiği, eksiklikler giderilmediği takdirde, HMK'nın 119/2. maddesi kapsamında dosyanın re'sen ele alınıp, dosya üzerinden karar verileceği hususlarını bildirir ara kararı ve ihtarı içerir tebligatın 14.12.2015 tarihinde davacılar vekiline tebliğ edildiği, davacılar vekilinin 11.12.2015 tarihli dilekçesi ile; tapu iptali ve tescil istekleri için dava değerinin 8.000,00 TL, üçüncü kişilere devredilen taşınmazlar ile ecrimisil bedelleri için dava değerinin 2.000,00 TL olduğu, davada muris muvazaası, hile ve ikrah hukuksal nedenlerine dayandıklarını, dava konusu taşınmazların geldi tüm tapu kayıtları için iptal taleplerinin bulunduğunu, tapu kayıtları ve akit tablolarının dosyaya girmesi ve taraflarına tebliğinden sonra detaylı beyanda bulunmak üzere ek süre talep ettiklerini bildirdiği, ayrıca davacılar vekilince 24.03.2016 tarihli celsede, kök kayıtları dosyaya girmediği için anılan kayıtlarla ilgili beyanda bulunulmasının imkansız olduğunun belirtildiği,Mahkemece aynıcelsede HMK’nın 119/2.maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. 3.3.2. Somut olayda dava dilekçesinde kök taşınmazların parsel numaraları bildirildiğine göre, Mahkemece tapu kayıtlarının celbi ile hangi taşınmazlara gittiği tespit edilebilecektir. Gitti kayıtları incelendiğinde ise hangi taşınmaz üzerinde kat mülkiyeti kurulduğu, hangi bağımsız bölümlerin oluştuğu ve davalı adına tescil edildiği, hangi bağımsız bölümlerin davalı tarafından üçüncü kişilere temlik edildiği anlaşılacaktır. 3.3.3. Diğer yandan, davacılar vekili mahkemeye sunduğu 11.12.2015 tarihli dilekçesinde davada hangi hukuki sebebe dayandığını açıkça belirtmiş olup, Hukuk Genel Kurulu’nun 11.04.1990 tarihli, 1990/1-152-236 sayılı kararında da belirtildiği üzere bir davada birden fazla hukuki sebebe dayanılması olanaklıdır. Bu halde, Mahkemece önem sırası dikkate alınmak suretiyle her bir hukuki sebep yönünden araştırma yapılması gerektiği yasal ve yargısal uygulamalar sonucudur. 3.3.4. Yukarıda belirtilen nedenlerle, HMK'nın 119/d-e-ğ maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine ilişkin koşulların oluşmadığı açıktır. 3.3.5. Hâl böyle olunca, dava konusu taşınmazların dayanakları ile birlikte tüm tapu kayıtları ilgili Tapu Müdürlüğünden getirtilerek, işin esasına girilmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir. 3.3.6. Kabule göre de; mahkemece Harçlar Kanunu’nun 16., 30. ve 32. maddelerinin nazara alınmaması doğru olmamıştır. V. SONUÇ Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin değinilen yönlerden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasa'nın geçici 3. maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edenlere geri verilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06/04/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Boşanma davalarında, dava dilekçesine vakıa olarak yansıt ılma mış davranışlar ın davalıya kusur olarak yüklenemeyeceği kabul edilmiştir. Dava dilekçesinde tanık deliline dayanılmamışsa, sonradan bildir ilen tan ıkların beyanlarının kusur belirlemesinde dikkate alınamayacağı da kabul edilmiştir.

Talep sonucu açık olmakla birlikte davanın bel irs iz alacak davası mı yoksa kısmi dava mı olduğunun anla şılamadığı muğlak durumlarda, bir h a ftalık kesin süre ver ile bileceği ve süre sonunda davacının açıklamasına göre hareket edileceği kabul edilmektedir. Talebin açık olduğu ve belirsiz alacak davası şartlarının bulunmadığı hâllerde i se HMK m. 119/1-ğ uygulanarak s üre verile meyeceği, eksikliği n s üreyle tamaml anamayacağı ve davanın hukuki yarar yokluğ undan reddedilmesi gerektiği belirtilmiştir. B u değerlendirme her olayın somarına bağlıdır.

Birden fazla kalem içeren bir somut talepte, hangi kalemin hangi isteme ait olduğu açıklattır ılma dan hüküm kurulması bozma n ed eni sayılmıştır. Değerlendirme HMK m. 26/1, m. 31/1 ve m. 119/1-ğ hükümlerine birlikte dayandırılmıştır. Gerekçede bir kalemin reddinden söz edilmesine rağmen hüküm fıkrasının farklı kurulması da ayrı bir bozma n ed en i olarak ele alınmıştır.

HMK m. 119/1-ğ kapsamında verilen bir h a ftalık kesin sürenin son g ününün 1 Mayıs resmi tatiline rastladığı bir somut olayda, tatil sonrası ilk mesai günü h avale edilen açıklama süresin de kabul edilmiş ve davanın reddi bozulmuştur.

Bir kararda, talep sonucunun açıklatılmasına iliş kin sürenin ön inceleme aşamasında ve HMK m. 31'deki davay aydınlatma ödevi çerçevesinde verile bileceği belirtilm iştir. Yaptırımın, bu sürece uyulmaması hâlinde uygul anacağı; süreç işletilmeden aç ılma mış sayılma hükmünün usul ve yasaya aykırı olduğu kabul edilmiştir.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2016/28425, K. 2017/1470Kaynağı aç
13. Hukuk Dairesi         2016/28425 E.  ,  2017/1470 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın açılmamış sayılmasına yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı vekili; müvekkilinin davalı donatan ile imzaladığı iş akdi ile güverte lostromosu olarak 03/06/2013 tarihinde işe başladığını, 1.600 USD maaş aldığını, görevini en iyi şekilde yerine getirmesine rağmen 25/07/2013 tarihinde iş akdinin süresinden önce haksız feshedildiğini ve müvekkilinin işine son verildiğini, müvekkilinin iş akdinin süresinden önce tek taraflı feshedilmesinden dolayı … IMO numaralı … … … Sea … … Ltd'e İzafeten Kendi Adına Asaleten İşleteni/İşvereni … … Ltd Şti aleyhine … …. …. İcra Müdürlüğünün 2013/4289 sayılı dosyası ile menkul rehninin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığını, borçlunun takip alacağına ve fer'ilerin yapmış olduğu itiraz neticesinde takibin durduğunu belirterek borca yapılan itirazın iptali ile takibin devamına talep etmiştir. Davalı davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın HMK 119/1-ğ, 2. Maddesi gereğince açılmamış sayılmasına, karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. HMK 31.madde uyarınca hakimin davayı aydınlatma ödevi olup, bu doğrultuda Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Eldeki davada, mahkemece; "Davacı vekiline tensip zaptı 9. Numaralı ara kararı gereğince talep edilen alacaklar ve karşılığı değerler hususunda açıklamada bulunmasına ilişkin davetiyenin 01/07/2015 tarihinde tebliğ edildiği halde HMK 119/1-ğ, 2. Maddesinde belirtilen 1 haftalık kesin süreden sonra 14/07/2015 tarihinde dilekçe sunduğu gibi dilekçesinde bu defa takip talebinde olmayan ambar temizliği alacağını eklediği ancak takip talebinde belirtilen prim, fazla çalışma ve diğer alacaklar hakkında bir açıklama da bulunmadığı anlaşıldığından, talep sonucu açık olmaması" gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmişse de, mahkemece ön inceleme duruşması yapılmamış olup, HMK 31.maddesindeki hâkimin davayı aydınlatma ödevi doğrultusunda, talep açıklanmasına ilişkin söz konusu mehilin ön inceleme aşamasında davacıya verilebileceği, süreye uyulmaması durumunda bu halde yaptırımın uygulanması gerekirken, bu sürece uyulmadan yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-3 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 07/02/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Devam eden bir tapu iptal ve tescil davasında, son radan eklenen menfi tespit ve icra takibinin iptali istemleri ıslah kapsamında değerlendirile meye; HMK m. 119 ve devam ındak i dava açma şartlarını taşımadıkları için ek d ava olarak da kabul edilmemiştir. Bu nedenle hüküm bozulmuştur.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2018/249, K. 2018/11336Kaynağı aç
1. Hukuk Dairesi         2018/249 E.  ,  2018/11336 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …'nun raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Davacı, davalıdan 2009 yılında borç para aldığını, bu borca karşılık kendisine boş senet imzalatıldığını, borcunu ödemesine rağmen davalının bu senedi 60.000,00-TL bedelli olarak doldurup takibe koyduğunu, bu takibe karşı şikayet yoluna başvurduğunu, şikayet dosyasındaki duruşma gününün tarafına usulsüz olarak tebliğ edildiğini, icra takibinin hukuka aykırı şekilde kesinleşmesi sonucu maliki olduğu 7 adet taşınmazın ihale ile davalı tarafından alındığını, icra süreci devam etmekte iken tarafından yapılan şikayet üzerine … Asliye Ceza Mahkemesinde davalı hakkında tefecilik suçu nedeniyle mahkumiyet kararı verildiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini, yargılama sırasında yapılan ıslah ile tapu iptal tescil istemine ek olarak borçlu olmadığının tespiti ile … İcra Müdürlüğünün 2009/13 sayılı dosyasındaki takibin iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalı davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddianın sabit olduğu gerekçesiyle davanın dava konusu 6 adet taşınmaz bakımından kabulüne, davacının borçlu olmadığının tespitine, … İcra Müdürlüğü'nün 2009/13 takip sayılı dosyasındaki takibinin iptaline, … parsel sayılı taşınmazın davacı ile bir ilgisinin bulunmadığı gerekçesiyle bu taşınmaza yönelik davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan dellillerden; davalının, borçlusu davacı olan 10.10.2007 keşide, 10.10.2008 vade tarihli senet bakımından icra takibi başlattığı borcun ödenmemesi üzerine dava konusu …, …, …, … , … ve … parsel sayılı taşınmazların … İcra Dairesinin 2009/13 takip sayılı dosyasında yapılan 05.04.2010 tarihli ihale ile davalı tarafından alacağına mahsuben edinildiği ve 20.04.2010 tarihinde taşınmazların tapuda davalı adına tescil edildiği dava konusu … parsel sayılı taşınmazın ise ½ payının davacı, kalan ½ payının da dava dışı … adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki; borçlu taraf İcra İflas Kanunu'nun 72. maddesi hükmü çerçevesinde; icra takibi öncesinde ve icra takibi sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Öte yandan, HMK'nın 176 ve devam maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah müessesesi, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunun veya istem sonucunun değiştirebilmesi imkanı sağlamaktadır. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır. Bu hale göre yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir talepte bulunma olanağı bulunmamaktadır. Davacı isterse dava dilekçesini tamamen ıslah ederek dava konusunu değiştirebilirse de, yeni dava konusu önceki dava konusunun yerine geçer ve yine tek bir dava söz konusu olur. Islahta dava konusu olmayan bir istemin dava kapsamına alınması mümkün olmayıp başından beri dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla dava konusuna dahil edilmesine yasal açıdan olanak bulunmamaktadır. (HGK’nın 29.06.2011 gün, 2011/1-364 E.-2011/453 K., 15.06.2016 gün, 2014/4-1193 E.-2016/800 ve 2015/7-917 E-2017/265 K. sayılı İlâmları) Somut olaya gelince, davacı vekilinin 08.12.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile; tapu iptal ve tescil talebinin yanında dava dilekçesinde dile getirilmeyen menfi tespit ve takibin iptali isteklerinin de hükme bağlanmasını istediği, mahkemece davacının menfi tespit ve takibin iptali istemleri de kabul edilmek suretiyle tapu iptal ve tescil hükmü kurulduğu anlaşılmaktadır. Eldeki davada, davacı, takibe konulan 60.000-TL bedelli senedin davalı tarafından sonradan doldurulduğunu, davalıya olan borcunu ödemesine rağmen senedin takibe koyularak maliki olduğu taşınmazların cebri satış suretiyle usulsüz olarak edinildiği iddiasını ileri sürmüş, davalı taraf ise davacının borcunu ödemediği savunmasına bulunmuştur. Bu durumda, uyuşmazlığın davacının davalıya borcu bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı açık olup, bu hususun da ancak usulüne uygun olarak açılmış bir menfi tespit davası ile çözümleneceğin de kuşku yoktur. Hal böyle olunca; davacı vekilinin 08.12.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile ileri sürdüğü yeni istekler ıslah kapsamında değerlendirilemeyeceği gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 119 vd. maddelerinde düzenlenen dava açma prosedürüne ilişkin usuli şartları taşımaması nedeniyle ek dava olarak da kabul edilemeyeceğinden davacı tarafa menfi tespit davası açması için süre verilmesi ve bu davanın sonucuna göre tapu iptal ve tescil istekli eldeki davanın çözüme kavuşturulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Davalının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 20/06/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

S ık Sorulan Sorular

Dava dilekçesinde hangi bilgiler bulunur?

HMK m. 119/1 uyarınca dilekçede mahkemenin adı; davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri; davacının Türkiye Cumhuriyet i kimlik numaras ı; varsa tarafların kanuni temsilcileri ile davacı vekilinin adı, soyadı ve adresleri; davanın konusu ve malvarlığı davalarında değeri; vakıaların sıra numaralı açık ö zetler i; her vakıan ın delili; dayanılan hukuku i sebepler; açık talep sonucu ve imza bulunur alır.

H angi eksiklikler için bir h a ftalık s ü ver ilir?

HMK m. 119/2 uyarınca bir h a ftalık kesin süre, (a), (d), (e), (f) ve (g) b entleri dışın da kalan hususların eksik olması hâlinde uygulanır. Mahkeme adı, davanın konusu ve değeri, vakıaların ö zeti, vakıalar ın deliller i ve hukuk i sebepler bu istisna kapsamında olduğ undan bu bentlerdeki eksik liğe uygul anacak yaptırım maddenin ikinci fıkrasın da ayrıca düzenlenmemiştir.

Kesin sürede eksiklik tamamlan mazsa ne olur?

HMK m. 119/2 uyarınca bir h a ftalık kesin süre içinde eksiklik tamaml anmazsa d ava açılmamış sayılır. Bu s onuç, süre mekanizmasının kapsadığı bentlerdeki eksiklikler bakımından geçerlidir.

D ilekçede dayan ılma mış vakıa veya delil sonradan kullanılılab ilir mi?

Dava dilekçesinde vakıa olarak gösterilmemiş davranışlar ın davalıya kusur olarak yüklenemeyeceği kabul edilmiştir. Dilekçede t anık deliline dayan ılmam ışsa, sonradan bildir ilen tan ıkların beyanları kusur belirlemesinde dikkate alınmamıştır. Bu sonuçlar ilgili olayların koşullarıyla sınırlıdır.

Belirsiz alacak davasının şartları yoksa ve talep açıksa ne olur?

Talebin açık olduğu ve belirsiz alacak davasının şartlarının bulunmad ığı hâllerde HMK m. 119/1-ğ uygul anarak süre verile meyeceği, eksikliğ in de s üreyle tamamlanamayacağı belirtilmiştir. Aynı gerekçede davanın hukuki yarar yokluğ undan reddedilmesi gerektiği de ifade edilmiştir; bu sonuca karşı oy bildir ilmiş. Somut hükümde esastan ret yerine usulden ret gerekmesi hatalı görülmekle birlikte hüküm farklı gerekçeyle onanmıştır. Talebin muğlak olduğu ve belirsiz alacak davası mı yoksa kısmi dava mı açıldığının ança anlaşılamadığı durumda ise bir h a ftalık kesin süre verilmesi gerektiği açıklanmıştır.

Dava dilekçesinde adres eksikse her zaman eksiklik sayılır mı?

Dosya içeriğinden davacının adresinin tereddüt bırakmayacak biçimde anlaşılabildiği durumlarda HMK m. 119/1-b anlamın da eksiklik bulunmadığı kabul edilmiştir. Bu sonuç, adresin dosyadaki başka belgel erden açıkça belirlenebildiği somut koşullarla sınırlıdır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu