HMK Madde 85 Kapsamında Teminat Gerektirmeyen Hâller

by Avukat Erdal Ersoy
HMK Madde 85 Kapsamında Teminat Gerektirmeyen Hâller

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 85. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, davacının adli yardımdan yararlanması, yurt içinde istenen teminatı karşılamaya yeterli taşınmaz malının veya ayni teminatla güvence altına alınmış bir alacağının bulunması, davanın sırf küçüğün menfaatlerini korumaya yönelik olarak açılmış olması ya da ilama bağlı bir alacak için ilamlı icra takibi yapılması hâllerinde teminat istenemez.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 85Kaynağı aç
MADDE 85- (1) Aşağıda sayılan hâllerde teminat istenemez: a) Davacının adli yardımdan yararlanması. b) Davacının, yurt içinde istenen teminatı karşılamaya yeterli taşınmaz malının veya ayni teminatla güvence altına alınmış bir alacağının bulunması. c) Davanın, sırf küçüğün menfaatlerini korumaya yönelik olarak açılmış olması. ç) İlama bağlı alacak için ilamlı icra takibi yapılmış olması. Teminat kararı

Dava Şartı Olarak Teminat Gösterme Kararının Yerine Getirilmesi

Hukuk yargılamasında mahkemece verilen teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin süresinde yerine getirilmesi, 6100 sayılı Kanun'un 114. maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi uyarınca tamamlanabilir bir dava şartıdır. Buna karşılık kanunun 85. maddesinde açıkça düzenlenen istisnalardan birinin gerçekleşmesi durumunda, ilgiliden teminat talep edilemeyeceğinden bu dava şartı teminat aranmaksızın sağlanmış olur.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 114Kaynağı aç
MADDE 114- (1) Dava şartları şunlardır: a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması. b) Yargı yolunun caiz olması. c) Mahkemenin görevli olması. ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması. d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması. e) Dava takip yetkisine sahip olunması. f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması. g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması. ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi. h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması. ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması. i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması. (2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır. Dava şartlarının incelenmesi

Yurt İçinde Taşınmaz Mal veya Ayni Teminatla Güvenceli Alacak Bulunması

6100 sayılı Kanun'un 85. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi doğrultusunda, davacının yurt içinde istenen teminat miktarını karşılamaya yeterli bir taşınmaz malı mevcutsa teminat istenemez. Benzer şekilde, davacının Türkiye sınırları içerisinde ayni teminatla güvenceye alınmış bir alacağı bulunuyorsa, bu ayni teminat karşı tarafın muhtemel zarar ve yargılama giderlerini güvence altına aldığından ayrıca teminat gösterilmesi gerekmez.

İlama Bağlı Alacaklar İçin İlamlı İcra Takibi Yapılması

Kanun'un 85. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan düzenlemeyle ilama bağlı alacaklar için ilamlı icra takibi yapılmış olması teminattan muafiyet sebebi sayılmıştır. Bu muafiyetten yalnızca mahkeme ilamına bağlanmış alacaklar yararlanabilmektedir. İlam niteliğindeki belgelere dayalı olarak icra takibi başlatılması durumunda ise bu istisna kuralı uygulanamaz ve teminat muafiyeti doğmaz.

Adli Yardımdan Yararlanmanın Teminata Etkisi

6100 sayılı Kanun'un 85. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 335. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince, hakkında adli yardım kararı verilen kişi yargılama ve takip giderleri için teminat göstermekten muaftır. Adli yardım kararı bulunması hâlinde mahkeme veya icra dairesi tarafından ilgiliden teminat göstermesi talep edilemez.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 335Kaynağı aç
MADDE 335- (1) Adli yardım kararı, ilgiliye, aşağıdaki hususları sağlar: a) Yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet. b) Yargılama ve takip giderleri için teminat göstermekten muafiyet. c) Dava ve icra takibi sırasında yapılması gereken tüm giderlerin Devlet tarafından avans olarak ödenmesi. ç) Davanın avukat ile takibi gerekiyorsa, ücreti sonradan ödenmek üzere bir avukat temini. (2) Mahkeme, talepte bulunanın, yukarıdaki bentlerde düzenlenen hususlardan bir kısmından yararlanmasına da karar verebilir. (3) Adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder. Adli yardım talebi

Sırf Küçüğün Menfaatlerini Korumaya Yönelik Davalar

Davanın sırf küçüğün, yani henüz onsekiz yaşını doldurmamış olan gerçek kişinin menfaatlerinin korunması amacıyla açılmış bulunması, 6100 sayılı Kanun'un 85. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca teminat istenemeyecek hâller arasında yer alır. Kanun koyucu, onsekiz yaşını doldurmamış kişilerin hak arama süreçlerinde zarara uğramasını engellemek amacıyla salt küçüğün menfaatine açılan bu tür davalarda teminat şartını aramamıştır.

Uluslararası Koruma Kapsamındaki Kişilerin Teminat Yükümlülüğü

6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 88. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, uluslararası koruma statüsü sahibi kişiler karşılıklılık şartından muaftır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2022/16786 Esas ve 2025/579 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, uluslararası koruma kapsamında şartlı mülteci veya ikincil koruma statüsünün varlığı hâlinde, aynı Kanun'un 88. maddesinin birinci fıkrası uyarınca davacılar karşılıklılık esasından ve teminat göstermekten muaf tutulmalıdır. Bununla birlikte Kanun'un 88. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, başvuru sahibine veya uluslararası koruma statüsü sahibine tanınan hak ve imkânlar Türk vatandaşlarına sağlanan hak ve imkânlardan fazla olacak şekilde yorumlanamaz.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/16786, K. 2025/579Kaynağı aç
4. Hukuk Dairesi         2022/16786 E.  ,  2025/579 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/987 Değişik İş-2022/987 Karar SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2022/İHK-57008 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2022/215114 İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 01.08.2021 tarihinde davacıların desteğinin yolcu olduğu davalıya Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu davacıların desteğinin vefat ettiğini, müvekkillerinin destekten yoksun kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla her bir davacı için 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacılar vekili, talebini 430.000,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvurunun usule uygun yapılmadığını, kaza tespit tutanağında desteğin isminin yer almadığını, müterafik kusur ve hatır indirimi uygulanması gerektiğini, kusur yönünden inceleme yapılması gerektiğini, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz yöntemiyle tazminatın hesaplanması gerektiğini ve vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenecek miktarın beşte biri oranında olması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kabulü ile davacı eş …için 244.874,07 TL, baba… için 70.476,62 TL ve anne … için 114.649,31 TL olmak üzere toplam 430.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının itirazının vekalet ücreti yönünden kısmen kabulüne ve kararın düzeltilmesine, diğer itirazların reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; tazminat hesabında hesaplama tekniğinin hatalı olduğunu, desteğin sürücü olup olmadığının belli olmadığını ve vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını belirtmiştir. B. Gerekçe Uyuşmazlık; davalı … tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir. 1. Dosyadaki bilgi ve belgelerden davacıların Suriye Arap Cumhuriyeti uyruklu olduğu anlaşılmaktadır. 5718 sayılı MÖHUK'un 48 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadırlar. Anılan Kanun, teminat gösterme yükümlülüğü konusunda “yabancılık” ölçütünü esas almış, yabancılar için karşılıklılık esasını ise teminatın istisnası olarak kabul etmiştir. Bu nedenle öncelikle yabancı gerçek veya tüzel kişinin uyruğunda bulunduğu Devlet ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti arasında akdi, fiili veya kanuni karşılıklılık bulunup bulunmadığının araştırılması gerekir. Öte yandan, HMK'nın 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi uyarınca, teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi tamamlanabilir dava şartlarındandır. Dava şartı eksikliği davanın usulden reddini gerektiren bir usul kuralı olduğundan dava şartlarının mevcut olup olmadığı, davanın her aşamasında re'sen araştırılacağı gibi taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Yine, HMK'nın 85 inci maddesi uyarınca davacının adli yardımdan yararlanabilecek olması, teminat istenmesinin istisnasını teşkil etmekte olduğu gibi, aynı şekilde HMK'nın 335 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca yargılama ve takip giderleri için teminat göstermekten muafiyetin de adli yardımın kapsamında olduğu kabul edilmiştir. Bu itibarla, adli yardım konusunda karşılıklılığın bulunduğu devletin vatandaşlarının açacakları veya katılacakları davalarda ve başlatacakları icra takiplerinde teminattan muaf tutulmaları gerekir. Adli yardım müessesesi, HMK'nın 334 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimselerin, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilecekleri şeklinde belirtilmiştir. Aynı Kanun'un 334 üncü maddesinin son fıkrasında karşılıklılık şartına bağlı olmak kaydıyla yabancıların da adli yardımdan yararlanabilecekleri belirlenmiştir. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir. Türkiye ile davacının uyruğunda bulunduğu Suriye Arap Cumhuriyeti arasında akdedilen Hukuki ve Ticari Konularda Adli Yardımlaşma Anlaşması 09.04.2009 tarihinde imzalanmış, 02.11.2010 tarihli ve 6040 sayılı Kanun'la onaylanması uygun bulunmuş ve 15.06.2011 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Ancak 2011 yılından itibaren Suriye Arap Cumhuriyetinde meydana gelen iç karışıklıklar ve sınırlarımıza yönelen terör eylemleri dolayısıyla iki ülke arasında yaşanan diplomatik sorunlar neticesinde Türkiye açısından bu iki taraflı anlaşmanın uygulaması askıya alındığından karşılıklılık esası söz konusu değildir. Belirtmek gerekir ki Suriye Arap Cumhuriyeti, 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi'ne taraf olmadığından davacılar bakımından bu sözleşmenin uygulanma kabiliyeti yoktur. Bunun yanında Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda kabul edilen 1951 tarihli Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin Cenevre Sözleşmesini ve eki Protokolü, mülteci tabirinin tanımlanması noktasında coğrafi bakımından (Türkiye, sadece Avrupa’da yaşanan olaylar nedeniyle gelen kişilerin mülteci olarak kabul edilebileceğini belirterek çekince koymuştur.) ihtirazı kayıtla onayladığından ve 6458 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi uyarınca Avrupa ülkelerinden gelmediğinden mülteci statüsü bulunmayan davacı bakımından bu Sözleşme ve eki Protokollerin uygulanması da mümkün değildir. Bu durumda davacının konumu ile ilgili olarak 6458 sayılı Kanun'a bakmak gerekir. Anılan Kanun'un 61, 62 ve 63 üncü maddeleri uyarınca uluslararası koruma çeşitleri; "mülteci", "şartlı mülteci" ve "ikincil koruma" statüleri şeklinde tanımlanmış, yine aynı Kanun'un 88 inci maddesinde ise uluslararası koruma statüsü sahibi kişilerin, karşılıklılık şartından muaf tutulacakları hükme bağlanmıştır. 6458 sayılı Kanun'un 91 inci maddesinin birinci fıkrasında ise uluslararası koruma statüsü kazanamamış kişiler bakımından geçici koruma statüsü belirlenmiştir. Anılan madde ve bu maddenin uygulama esaslarını belirleyen Geçici Koruma Yönetmeliği'nin 7 inci maddesinde; ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye geri dönemeyen, acil ve geçici koruma bulmak amacıyla kitlesel veya bu kitlesel akın döneminde bireysel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı geçen yabancılardan haklarında bireysel olarak uluslararası koruma statüsü belirleme işlemi yapılamayan yabancılara uygulanacağı öngörülmüştür. Aynı Yönetmelik'in 7 inci maddesinin üçüncü fıkrasında da geçici korunanların, Kanuna göre belirlenen uluslararası koruma statülerinden herhangi birini doğrudan elde etmiş sayılamayacağı belirlenmiştir. 6458 sayılı Kanun'da ve Geçici Koruma Yönetmeliği'nde, geçici koruma sağlananların teminat gösterme yükümlülüğünden ya da karşılıklılık şartından muaf olduklarına dair bir düzenleme yer almadığından geçici koruma sağlananlar, teminat gösterme yükümlülüğünden ve karşılıklılık şartından muaf değildir. Bu bağlamda Suriye Arap Cumhuriyetinden gelenler, Ekim 2011 tarihinden itibaren İçişleri Bakanlığının 1994 sayılı Yönetmeliği’nin 10 uncu maddesi gereğince “geçici koruma statüsüne” alınmış, 30.03.2012 tarih ve 62 sayılı “Yönerge” ile de “geçici koruma” altında oldukları kabul edilmiştir. Öte yandan Anayasa Mahkemesi; HMK'nın 334 üncü maddesinin üçüncü fıkrasındaki karşılıklılık şartının, kişilerin öznel durumlarını (statü, ödeme gücü vs.) dikkate almadan kategorik bir yaklaşımla yabancıların adli yardımdan yararlanmalarına sınırlama getirdiğini, söz konusu yaklaşımın sosyal ve ekonomik durumları itibarıyla ödeme gücü bulunmadığı açıkça anlaşılan yabancı kişilerin sırf karşılıklılık şartı yerine getirilmediği gerekçesiyle dava açma hakkından yoksun bırakılmaları sonucunu doğuracağını, bunun ise mahkemeye erişim hakkı bağlamında ciddi sorunlara yol açabileceğini tespit etmiştir. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi; mütekabiliyet şartının kategorik olarak uygulanması zorunluluğu getirilmek suretiyle hâkime, dava açmak isteyen yabancıların her somut olay özelinde ekonomik ve sosyal durumlarını dikkate alarak gerçekten ödeme gücünden yoksun olup olmadığını değerlendirmesi konusunda herhangi bir takdir yetkisi tanınmamış olması nedeniyle herhangi bir geliri bulunmayan başvurucuların ülke şartlarına göre oldukça yüksek olan mahkeme harç ve masraflarını ödemek zorunda bırakılmalarına, ayrıca devam eden yargılamada gider avansını aşan miktarlardaki masrafları ödeme zorluğuyla karşı karşıya kalmalarına yol açarak tazminat taleplerini yargı mercileri önünde dava konusu yapma ya da devam eden davayı sürdürme imkânlarının ortadan kaldırılması veya bunun ciddi ölçüde zorlaştırılması sonucunu doğurduğu kanaatine ulaşmıştır (Mohamma Salem Pashto ve Nazı Salem [GK], B. No: 2019/26339, 17.05.2023, § 75, 78). Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, davacıların mülteci statüsünde olmadığı sabit olup mahkemece; öncelikle davacılara 6458 sayılı Kanun'un 62 ve 63 üncü maddeleri uyarınca uluslararası koruma kapsamında "şartlı mülteci" veya "ikincil koruma" statüsünün verilip verilmediği araştırılarak uluslararası koruma statüsü var ise aynı Kanun'un 88 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca davacılar karşılıklılık esasından ve teminat göstermekten muaf tutulmalıdır. Davacılar geçici koruma altında ise bu kez ekonomik ve sosyal durumu araştırılmak suretiyle adli yardımdan yararlanıp yararlanamayacağı, dolayısıyla teminat göstermekten muaf tutulup tutulmayacağı belirlenmelidir. Adli yardımdan yararlanamayacak durumda ise ve teminat göstermekten muaf olmadığının anlaşılması hâlinde ise MÖHUK'un 48 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere İtiraz Hakem Heyetince takdir olunacak teminatı göstermek üzere, davacılara gerekli ihtarat yapılarak kesin süre verilip verilecek kesin süre içerisinde teminatın gösterilmesi hâlinde davanın esasına girilmesi, aksi hâlde dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir. 2.Bozma ilamının kapsam ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir. VI. KARAR 1-Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, 2-Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 14.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
6458 sayılı YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU m. 88Kaynağı aç
MADDE 88 – (1) Uluslararası koruma statüsü sahibi kişiler, karşılıklılık şartından muaftır. (2) Başvuru sahibine, başvurusu reddedilen veya uluslararası koruma statüsü sahibi kişilere sağlanan hak ve imkânlar, Türk vatandaşlarına sağlanan hak ve imkânlardan fazla olacak şekilde yorumlanamaz. Yardım ve hizmetlere erişim
Adli yardımdan yararlanan kişiden teminat istenir mi?

Hayır, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 85. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 335. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince adli yardım kararı ilgiliye yargılama ve takip giderleri için teminat göstermekten muafiyet sağlar.

Küçüğün taraf olduğu her davada teminat muafiyeti uygulanır mı?

Hayır, 6100 sayılı Kanun'un 85. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereğince davanın sırf küçüğün, yani henüz onsekiz yaşını doldurmamış gerçek kişinin menfaatlerini korumak amacıyla açılmış olması şarttır.

İlam niteliğindeki belgelere dayalı takiplerde HMK madde 85 muafiyeti geçerli midir?

Hayır, 6100 sayılı Kanun'un 85. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde öngörülen istisnadan yalnızca ilama bağlı alacaklar yararlanabilir; ilam niteliğindeki belgelere dayalı takipler bu kapsamda değerlendirilmez.

Şartlı mülteci veya ikincil koruma statüsündeki yabancılar teminat gösterir mi?

6458 sayılı Kanun'un 88. maddesinin birinci fıkrası ile yargı kararları uyarınca, şartlı mülteci veya ikincil koruma statüsüne sahip yabancılar karşılıklılık şartından ve teminat gösterme yükümlülüğünden muaftır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu