HMK Madde 69: Feri Müdahalenin Etkisi ve Hüküm Sınırı

by Avukat Erdal Ersoy
HMK Madde 69: Feri Müdahalenin Etkisi ve Hüküm Sınırı

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 69. maddesi, feri müdahilin de yer aldığı bir davada hükmün yalnızca taraflar hakkında verileceğini açıkça düzenler. Bu kural gereği feri müdahil hakkında ayrı ve bağımsız bir hüküm kurulamaz.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 69Kaynağı aç
MADDE 69- (1) Müdahilin de yer aldığı asıl davada hüküm, taraflar hakkında verilir. (2) Fer’î müdahilin, tarafla rücu ilişkisinde, asıl davadaki uyuşmazlık hakkında yanlış karar verildiği iddiası dinlenilmez. Ancak, müdahil, zamanında ihbar yapılmadığı için davaya geç katıldığını veya yanında katıldığı tarafın iddia ve savunma imkânlarını kullanmasını engellediğini ya da kendisince bilinmeyen iddia ve savunma imkânlarının, tarafın ağır kusuru sebebiyle kullanılamadığını belirterek, yanında katıldığı tarafın yargılamayı hatalı yürüttüğünü ileri sürebilir. Cumhuriyet savcısının davada yer alması
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2021/1964, K. 2022/2283Kaynağı aç
7. Hukuk Dairesi         2021/1964 E.  ,  2022/2283 K. "İçtihat Metni" 7. Hukuk Dairesi MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi … … Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 17.06.2015 tarihinde verilen dilekçeyle mirasçılık belgesinin iptali ile yeni mirasçılık belgesi verilmesi talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 28.11.2017 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davacı vekili tarafından talep edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesince istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü. K A R A R Dava, mirasçılık belgesinin iptali ile yeni mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkindir. Davacı vekili, miras bırakan …'un mirasçılarını gösteren Gaziosmanpaşa 1. Sulh Hukuk Mahkemesince 20/02/2014 tarihinde verilen 2013/740 Esas, 2014/311 Karar sayılı mirasçılık belgesinin yanlış olduğunu, mirasçılık belgesinde mirasçıların ve miras paylarının doğru gösterilmediğini, davacının ölü babası …'nın murisin evlat edindiği çocuğu olarak miras hakkı bulunduğunu, bu nedenle bahse konu mirasçılık belgesinin iptali ile yeni bir mirasçılık belgesi verilmesini istemiştir. Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin istinaf talebi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesince, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir. 1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiş; reddi gerekmiştir. 2- Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun: “Feri müdahale başlıklı” 66. maddesinde; (1) Üçüncü kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer’î müdahil olarak davada yer alabilir. “Feri müdahale talebi ve incelenmesi” kenar başlıklı 67. maddesinde; (1) Müdahale talebinde bulunan üçüncü kişi, yanında katılmak istediği tarafı, müdahale sebebini ve bunun dayanaklarını belirten bir dilekçeyle mahkemeye başvurur. (2) Müdahale dilekçesi, davanın taraflarına tebliğ edilir. Mahkeme, gerekirse taraflarla birlikte üçüncü kişiyi de dinlemek üzere davet eder, gelmeseler dahi müdahale talebi hakkında karar verir. “Feri müdahilin durumu” kenar başlıklı 68. maddesinde; (1) Müdahale talebinin kabulü hâlinde müdahil, davayı ancak bulunduğu noktadan itibaren takip edebilir. Müdahil, yanında katıldığı tarafın yararına olan iddia veya savunma vasıtalarını ileri sürebilir; onun işlem ve açıklamalarına aykırı olmayan her türlü usul işlemlerini yapabilir. (2) Mahkeme, katıldığı noktadan itibaren, taraflara bildirilen işlemleri müdahile de tebliğ eder. “Feri müdahalenin etkisi” kenar başlıklı 69. maddesinde; (1) Müdahilin de yer aldığı asıl davada hüküm, taraflar hakkında verilir. (2) Fer’î müdahilin, tarafla rücu ilişkisinde, asıl davadaki uyuşmazlık hakkında yanlış karar verildiği iddiası dinlenilmez. Ancak, müdahil, zamanında ihbar yapılmadığı için davaya geç katıldığını veya yanında katıldığı tarafın iddia ve savunma imkânlarını kullanmasını engellediğini ya da kendisince bilinmeyen iddia ve savunma imkânlarının, tarafın ağır kusuru sebebiyle kullanılamadığını belirterek, yanında katıldığı tarafın yargılamayı hatalı yürüttüğünü ileri sürebilir.” hükmüne yer verilmiştir. Somut olaya gelince; 6100 sayılı HMK’nun yukarıda bahsi geçen maddeleri uyarınca, üçüncü kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer’î müdahil olarak davada yer alabilir. Fer’i müdahil, tek başına hareket edemez, lehine katıldığı tarafla birlikte hareket eder, yani lehine katıldığı tarafın yardımcısıdır. HMK’nın 69. maddesi gereğince feri müdahil hakkında hüküm kurulamaz. Hüküm, ancak davanın tarafları hakkında kurulabilir. Somut olayda, … davalı yanında davaya fer'i müdahil olarak katılmayı talep etmiş, mahkemece de bu talebi kabul edilerek yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen hükümde fer'i müdahil lehine de vekalet ücretine hükmedilmiştir. Hüküm, sadece davanın tarafları hakkında kurulabileceğinden, mahkemece feri müdahil lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş; bu husus hükmün bozulmasını gerektirmiş ise de yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HMK’nun 370/2. maddesi gereğince temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılmasına ve ilk derece mahkemesi kararının aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1.) bentte açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (2.) bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin feri müdahil lehine hükmedilen vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA ve Bakırköy 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/277 Esas ve 2017/370 Karar sayılı kararının hüküm sonucunun 6. bendinin hükümden çıkarılmasına, hükmün DEĞİŞTİRİLMİŞ ve DÜZELTİLMİŞ bu şekliyle ONANMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, karardan bir örneğin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesine, dosyanın İLK DERECE MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 24.03.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Feri Müdahilin Davadaki Rolü ve Usul Yetkileri

Feri müdahil, HMK m. 66 uyarınca davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar davada yer alabilir. Müdahale talebinin kabulünün ardından davayı ancak bulunduğu noktadan itibaren takip edebilir. HMK m. 68/1 gereği, yanında katıldığı tarafın yararına olan iddia veya savunma vasıtalarını ileri sürebilir; o tarafın işlem ve açıklamalarına aykırı olmayan her türlü usul işlemini yapabilir. Asıl tarafın tutumuna aykırı düşen işlemleri yapma yetkisi ise bulunmamaktadır; bu aykırılığın hukuki sonucu kanun metninde açıkça belirlenmemiştir. Mahkeme, müdahilin katıldığı noktadan itibaren taraflara bildirilen işlemleri müdahile de tebliğ etmekle yükümlüdür.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/10869, K. 2017/2166Kaynağı aç
14. Hukuk Dairesi         2016/10869 E.  ,  2017/2166 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 15.07.2013 gününde verilen dilekçe ile ihdasen tescil mümkün değil ise tazminat, ayrıca tedbir kararı verilerek taşınmazın davacının fiilen kullanımına bırakılması talebi üzerine yapılan muhakeme sonunda; tescil talebinin ve bu yerle ilgili tazminat talebinin reddine, müdahalenin menni ve park (yeşil alan) olması itibariyle bu amaca uygun hale getirilmesi yönünden kabulüne dair verilen 01.12.2015 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı … vekili tarafından, duruşmasız olarak temyizi ise davalı … vekili ve feri müdahil … vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 28.02.2017 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av. … ile karşı taraftan davalı vekili Av. … ile feri müdahil vekili Av. … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: Davacı vekili 15.07.2013 tarihli dilekçesi ile; davacıya ait olan 2349 ve 2381 parsel sayılı taşınmazların 3194 sayılı Kanununun 16. maddesine göre 4.571,31 m2'lik bölümünün kamunun yararlanması amacıyla park, kıyı kenar ve yol olarak kullanılması koşuluyla bedelsiz olarak kamuya terk edilip bağışlanmasına rağmen davalı … tarafından bağışın amacı ve koşulları dışında ticari amaçla büfe yapılarak … adlı şahsa kiraya verildiği, kıyı kenarında bulunan taşınmazın duvarla çevrilip kamunun yararlanmasına engel olunduğu, davacıya ait taşınmazların denizle ve sahille olan bağlantısının kesildiğini ileri sürerek tedbiren davacının fiili kullanımına bırakılarak taşınmazın 4577 m2'lik bölümünün yeniden ve ihdasen davacı adına tesciline, mümkün olmazsa güncel değerinin tazminat olarak ödenmesine karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili daha sonra Belediye Encümeninin 02.04.2013 tarihinde park alanı içerisinde bulunan ruhsatsız yapıların yıkılmasına karar verdiğini bildirmiş, keşiften sonra dava konusu 3204 m2'lik taşınmazın değeri olan 448.656 TL üzerinden harcı ikmal etmiştir. Davalı … vekili, 02.12.1993 tarihli Belediye Encümeni Kararı ile mülkiyeti davacıya ait olan 2349 ve 2381 parsel sayılı taşınmazların 3194 sayılı Kanununun 16. maddesine göre tevhit edildiğini, davacının rızasıyla özel parselasyon işleminin gerçekleştirildiğini, 1336 m2'sinin bedelsiz olarak yol, 3204 m2'sinin bedelsiz olarak park, 35.72 m2'sinin kıyı kenar terki yapıldıktan sonra 4876 sayılı parselin arsa olarak 3371 m2 yüzölçümüyle davacı adına, yine 4877 sayılı parselin 2698 m2'nin arsa cinsi ile davacı adına tescil edilip beyanlar hanesine (günübirlik tesis alanıdır) şeklinde 13.01.1994 tarihinde şerh verildiğini, davacıya kalan parsellerin değerinin çok arttığını, dava konusu 3204 m2'lik park alanının 9.10.2009 tarihli Belediye Meclisi Kararı ile feri müdahil …'e kiraya verildiğini, ihale şartnamesinde tahsis edilen alanın herkesin kullanımına açık olacağının belirtildiğini, parkın giriş kapısının kapatılamayacağının yazılı bulunduğunu, ayrıca 2942 sayılı Kanunun 35. maddesine göre davacının mülkiyeti geri isteyemeyeceğini, keşif ve fotoğraflarda görüldüğü üzere park alanı üzerinde kamunun istifadesini sağlayacak düzenlemelerin yapıldığını, yasaya aykırı tasarruf bulunulmadığını, bu sebeplerle davanın reddinin gerektiğini savunmuştur. Feri müdahil … vekili, belediye meclis kararı ve 15.4.2011 tarihli yazılı kira sözleşmesi ile park alanını kiralamış bulunduğunu, bu alanı yeşillendirerek oturma ve kullanma alanı yaratıp, çevrede bulunanların kullanımına ve denizden faydalanmalarına uygun hale getirdiğini, davacının bu alanın kamuya kullandırılmadığı yönündeki iddialarının doğru olmadığını ve belediyenin savunmalarını tekrar ile davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, 19.6.2015 tarihinde yapılan keşif sonucu alınan şehir plancısı, inşaat mühendisi ve fen memurunun müşterek rapor ve krokisinde ve mahkeme gözlemine göre, dava konusu taşınmazın park olarak ayrılan 3204,69 m2'lik kısmında Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği'ne ve Kıyı Kanunu'na aykırı uygulama yapıldığı, yeşil alan niteliğindeki bu yerde amaç dışı kullanım olduğu anlaşıldığından davalı …'nin ve Feri müdahil …'in bu yere müdahalesinin menine, bu yerin park (yeşil alan) olması itibariyle amaca uygun hale getirilmesine, davacı tarafın dava konusu taşınmazla ilgili tescil talebinin ve bu yerle ilgili tazminat talebinin reddine, davacı vekille temsil edildiğinden 31.346 TL avukatlık ücretinin davalıdan ve feri müdahilden alınarak davacıya verilmesine, davalı ve feri müdahil vekille temsil edildiklerinden 31.346 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya ve feri müdahile verilmesine karar verilmiştir. Hüküm, feri müdahil … vekili, davalı … vekili ve davacı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir. 1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre davacı vekili ve davalı … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir. 2- 6100 sayılı HMK'nun 297. maddesinin 2. fıkrası gereğince; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Ayrıca, HMK'nın 66, 68 ve 69. maddeleri gereğince feri müdahil asıl davanın kazanılmasında yararı bulunan taraf yanında ona yardımcı olmak için davada yer alabilir, tek başına hareket edemez. HMK'nın 69. maddesi gereğince feri müdahil hakkında bir hüküm kurulamaz. Hüküm, ancak davanın tarafları hakkında kurulabilir. Somut olaya gelince; mahkemece verilen karar 6100 sayılı HMK 297/2. maddesi hükmüne aykırıdır. Kararın hüküm sonucunda “dava konusu taşınmazın park olarak ayrılan 3204,69 m2'lik kısmında Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği'ne ve Kıyı Kanunu'na aykırı uygulama yapıldığı, yeşil alan niteliğindeki bu yerde amaç dışı kullanım olduğu anlaşıldığından davalı …'nin ve Feri Müdahil …'in bu yere müdahalesinin menine, Bu yerin park (yeşil alan) olması itibariyle bu amaca uygun hale getirilmesine” şeklinde karar verilmekle yetinilmiş; ancak, hüküm fıkrasında dava konusu taşınmazın infazına elverişli olacak şekilde keşif krokisine atıf yapılarak taşınmazın yeri belirtilmemiştir. Hükmün, infazında şüphe ve tereddüt oluşturacak şekilde oluşturulduğu, feri müdahil davalıymış gibi hakkında karar verildiği görülmüştür. Bu hali ile verilen karar 6100 sayılı HMK'nın 69 ve 297/2. maddesine aykırı olduğundan usulüne uygun şekilde hüküm sonucu oluşturulması için kararın bozulması gerekmiştir. Bunun yanısıra, davalının elatmasının önlenmesine ve park (yeşil alan) olması itibariyle bu amaca uygun hale getirilmesine karar verilen dava konusu taşınmazda davacının mülkiyet hakkı bulunmadığından, davalı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru görülmemiş, bu nedenlerle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bent uyarınca temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harçların istek halinde yatırana iadesine, 1480 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalı Belediyeden alınarak davacıya verilmesine, 1480 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı …'ye verilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.03.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2016/10780, K. 2017/1128Kaynağı aç
16. Hukuk Dairesi         2016/10780 E.  ,  2017/1128 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : UYGULAMA KADASTROSU Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Uygulama kadastrosu sırasında … Mahallesi çalışma alanında bulunan ve tapuda … adına kayıtlı bulunan eski 715 parsel sayılı 5190 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 192 ada 10 parsel numarasıyla ve 4.942,95 metrekare yüzölçümlü olarak; … adına tapuda kayıtlı bulunan eski 680 parsel sayılı 1000 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 192 ada 9 parsel numarasıyla ve 1077 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. Davacı …, uygulama kadastrosu sırasında kendisine ait taşınmazın yüzölçümünün eksildiği ve eksikliğin davalıya ait 192 ada 9 parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığı iddiasına dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında davacı …'in ölümü nedeniyle mirasçıları … ve arkadaşları davaya dahil edilmiş, … ise aynı nedenle davaya katılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacı … ile katılan …'in davalarının reddine ve çekişmeli taşınmazların uygulama tespiti gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, katılan … tarafından temyiz edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun fer'i müdahale başlığını taşıyan 66. maddesine göre ''üçüncü kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer'i müdahil olarak davada yer alabilir.'' Öte yandan; 69/1. maddesinde de açıkça; fer'i müdahilin de yer aldığı bir davada, hükmün ancak taraflar hakkında verileceği düzenlemesine yer verilmiş olup, asıl tarafın temyiz etmesi halinde taraf yanında yer alan yani müdahil olan da temyiz edebilir ve bu halde temyiz eden fer'i müdahilin temyiz eden asıldan ayrı olarak gerekli harç ve temyiz giderini yatırması halinde kararı temyiz etme hakkı doğar. Davanın tarafı olmayan fer'i müdahilin hükmü tek başına temyiz yetkisi bulunmamaktadır. Somut olayda çekişmeli 192 ada 10 parsel sayılı taşınmaz tapu kaydında davacı … adına kayıtlıdır. Mahkemece davanın reddine dair verilen karar yargılama sırasında davacı …'in vefatı nedeniyle davaya dahil edilen … ve arkadaşları tarafından temyiz edilmemiştir. Mahkeme kararını temyiz eden müdahil davacı …,dava dosyasında fer'i müdahil konumundadır. Bu halde davaya fer'i müdahil olarak dahil olan … kararı kendi adına temyiz edemeyeceği gibi diğer davacı adına da hükmü temyize yönelik bir yetki verilmediğine göre fer'i müdahil …'in temyiz inceleme isteğinin bu nedenlerle REDDİNE, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz eden fer'i müdahile iadesine, 24.02.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 68Kaynağı aç
MADDE 68- (1) Müdahale talebinin kabulü hâlinde müdahil, davayı ancak bulunduğu noktadan itibaren takip edebilir. Müdahil, yanında katıldığı tarafın yararına olan iddia veya savunma vasıtalarını ileri sürebilir; onun işlem ve açıklamalarına aykırı olmayan her türlü usul işlemlerini yapabilir. (2) Mahkeme, katıldığı noktadan itibaren, taraflara bildirilen işlemleri müdahile de tebliğ eder. Fer’î müdahalenin etkisi

Müdahalenin Etkisinin Kapsamı

HMK m. 69'un kanun gerekçesine göre müdahalenin etkisi, ilk davada verilen hüküm ne olursa olsun müdahil hem lehine hem de aleyhine uygulanır. Hükmün müdahil açısından sonucu, o hükmün davacı ya da davalı lehine olmasına göre değişmez.

Kanun gerekçesi, müdahalenin etkisinin önceki davada verilen hükmün yalnızca sonuç kısmıyla değil, hükmün dayandığı maddi ve hukuki unsurlarla da geçerli olacağını açıklar. Bu gerekçeye göre müdahalenin etkisi bu yönüyle kesin hükme nazaran daha geniştir. Ancak söz konusu genişlik sınırsız değildir: ilk davada hükümde bulunması gerekmeyen, yani taraflarca talep edilmemiş ve dava ile ilgisi bulunmayan konulardaki tespitler ikinci davada bağlayıcı nitelik taşımaz.

Kanun gerekçesi, müdahalenin etkisinin sonraki davada mahkeme tarafından kendiliğinden göz önünde tutulması gerektiğini belirtmektedir.

Rücu İlişkisinde Yanlış Karar İddiası ve İstisnalar

HMK m. 69/2, rücu ilişkisinde feri müdahilin asıl davadaki uyuşmazlık hakkında yanlış karar verildiği iddiasının kural olarak dinlenmeyeceğini öngörür. Bununla birlikte aynı fıkra, müdahilin belirli hâlleri ileri sürerek yanında katıldığı tarafın yargılamayı hatalı yürüttüğünü öne sürebileceğini düzenler. Bu hâller şunlardır: zamanında ihbar yapılmadığı için davaya geç katılmak; yanında katıldığı tarafın iddia ve savunma imkânlarını kullanmasının engellenmesi; kendisince bilinmeyen iddia ve savunma imkânlarının tarafın ağır kusuru nedeniyle kullanılamaması.

Kanun gerekçesi bu hâlleri somutlaştırmaktadır. Müdahil davaya geç katılmışsa geç katılmanın asıl taraftan kaynaklandığını, tarafın eksik veya yanlış iddia ve savunmalarla davayı yürüttüğünü ve bu nedenle davanın kısmen ya da tamamen kaybedildiğini ileri sürebilir. Bunun yanı sıra, asıl tarafın müdahilce bilinmeyen iddia ve savunma vasıtalarını kasten veya ağır kusuru ile ileri sürmediği hâlinde de müdahil ikinci davada ilk davanın iyi yönetilmediğini öne sürebilir; kanun gerekçesi bu iddianın ispat edilebildiği ölçüde müdahalenin etkisinden kurtulmayı mümkün kılacağını belirtmektedir.

Kanun gerekçesi ayrıca, asıl tarafın ikrarı nedeniyle müdahilin bazı savunma vasıtalarını ileri sürememesi hâlinde müdahalenin etkisinin sınırlandırılmasının talep edilebileceğini örnek olarak vermektedir.

Feri Müdahil Hakkında Hüküm Kurulmasının Usul Sonuçları

HMK m. 69/1, feri müdahilin de yer aldığı davada hükmün ancak taraflar hakkında verileceğini açıkça düzenler. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/7379 K. 2022/632 sayılı kararında, feri müdahilin asli müdahil olarak kabul edilerek hakkında taleplerinin reddi yönünde hüküm kurulmasını ve aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesini HMK m. 69/1'e aykırı bularak yerel mahkeme kararını bozmuştur.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/7379, K. 2022/632Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2020/7379 E.  ,  2022/632 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki davadan dolayı Aydın 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 18.06.2020 tarih ve 2017/202 E. – 2020/85 K. sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi asli müdahil Mega Varlık Yönetim A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Dava, davacının keşide ettiği üç adet çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Dava konusu çeklerden 30.03.2014 tarihli-6945513 nolu ve 8.500 TL'lik çek yargılama esnasında davalı şirket tarafından Yapı Kredi Faktoring A.Ş.'ye temlik edilmiş, Yapı Kredi Faktoring A.Ş. tarafından ise Mega Varlık Yönetim A.Ş.'ye temlik edilmiştir. Mahkemece dava konusu çeklerin ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilince Yapı Kredi Faktoring A.Ş. tarafından müdahil olarak ihtiyati tedbir kararının kaldırılması ve davanın reddi talep edilmiştir. Mahkemece, davalı şirket yönünden davanın kısmen kabulüne, Mega Varlık Yönetim A.Ş.’nin asli müdahale davasındaki taleplerinin reddine karar verilmiştir. Davaya asli müdahaleyi düzenleyen HMK’nın 65. maddesi gereğince ancak yargılama konusu hak veya şey üzerinde kısmen veya tamamen hak iddia edilmesi halinde asli müdahale mümkün olup HMK’nın 66. maddesi gereğince dava dışı 3. kişinin davanın taraflarından birinin yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla yer alması halinde fer'i müdahale söz konusu olur. Somut olayda, Mega Varlık Yönetim A.Ş.’nin kendisi için bir talepte bulunmadığı, davalı ile birlikte ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını ve davanın reddini talep ettiği gözetildiğinde, ancak fer’i müdahil olarak bu davada yer alabilir. Bu nedenle, mahkemece Mega Varlık Yönetim A.Ş.’nin asli müdahilliğine karar verilmesi doğru olmayıp esasen davada fer'i müdahil konumunda olduğundan, HMK’nın 68. maddesi gereğince ancak katıldığı yan ile birlikte kararı temyiz edebileceği gibi mahkemece hakkında hüküm tesis edilmişse kararı tek başına da temyiz edebilir. Somut uyuşmazlıkta yerel mahkemece fer'i müdahil Mega Varlık A.Ş.'nin hukuki durumu açıklanan yasal düzenlemelere aykırı bir şekilde asli müdahil olarak kabul edilmek suretiyle taleplerinin reddine ve 21.08.2020 tarihli tamamlama kararı ile de aleyhine vekalet ücretine hükmedilmiştir. Oysa HMK 69/1 maddesinde fer'i müdahilin de yer aldığı bir davada hüküm ancak taraflar hakkında verileceği düzenlemesine yer verilmiş olup, davanın taraf olmayan fer'i müdahil hakkında yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması nedeniyle karar bu yönüyle usul ve yasaya aykırı olduğu aşikardır. Mahkemece bu husus gözetilmeden kurulan kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle fer'i müdahil Mega Varlık Yönetim A.Ş.'nin temyiz isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde mümeyyiz fer'i müdahile iadesine, 26.01.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2021/1964 K. 2022/2283 sayılı kararında, hükmün yalnızca davanın tarafları hakkında kurulabileceğini belirterek feri müdahil lehine vekâlet ücretine hükmedilmesini doğru bulmamıştır.

HMK m. 297/2, hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık ve şüphe uyandırmayacak şekilde gösterilmesini zorunlu kılar. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/10869 K. 2017/2166 sayılı kararında hükmün infazında şüphe ve tereddüt oluşturacak biçimde kurulduğunu ve feri müdahil hakkında davalıymış gibi karar verildiğini saptayarak HMK m. 69 ve m. 297/2'ye aykırılık gerekçesiyle yerel mahkeme kararını bozmuştur.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 297Kaynağı aç
MADDE 297- (1) Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar: a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini. b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini. c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri. ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini. d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını. e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi. (2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Hükmün yazılması

Feri Müdahil ile Asli Müdahalenin Farkı

Asli müdahalede üçüncü kişi, HMK m. 65 uyarınca yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia ederek hüküm verilinceye kadar yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabilir. Asli müdahale davası ile asıl yargılama birlikte yürütülür ve karara bağlanır. Feri müdahalede ise kişi yanında katıldığı tarafı destekler; hüküm o taraf hakkında kurulur. Feri müdahilin asli müdahil olarak kabul edilerek hakkında hüküm kurulması usule aykırıdır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 65Kaynağı aç
MADDE 65- (1) Bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabilir. (2) Asli müdahale davası ile asıl yargılama birlikte yürütülür ve karara bağlanır. Fer’î müdahale

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2014/19978 K. 2017/1154 sayılı kararında, müdahale talebinde bulunanların bağımsız hak talebini harçlandırarak dava hâline dönüştürmeden feri müdahil sıfatıyla davada yer aldıklarını saptamış; bu kişiler hakkında HMK m. 69 gereğince esas yönünden karar verilemeyeceğini belirlemiştir. Aynı kararda, harçlandırılarak usulünce ileri sürülmüş bir asli müdahale isteminin mahkemece feri müdahale talebi olarak kabulünün, o müdahale davasının varlığını ortadan kaldırmadığı ilkesi de vurgulanmıştır.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2014/19978, K. 2017/1154Kaynağı aç
1. Hukuk Dairesi         2014/19978 E.  ,  2017/1154 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabul, kısmen reddine ilişkin olarak verilen karar davalı … vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Davacı, muris …’ın maliki bulunduğu 73 parsel sayılı taşınmazın 5080.53 m² kısmını ve 79 parsel sayılı taşınmazını davalı kardeşi bağış, 73 parsel sayılı taşınmazın 5174.14 m²’lik kısmını satış ve 99 parsel sayılı taşınmazın tamamını davalı …’e bağış yapmak suretiyle temlik ettiğini, davalı kardeşlerinin muris babalarını kandırarak taşınmazları devraldıklarını ileri sürerek, tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tescilini istemiştir. Davaya davacı yanında katılma talebinde bulunanlar, yapılan devirlerin muvazaalı olduğunu ileri sürmüşlerdir. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, murisin 99 parsel sayılı taşınmazı davalı …’e, 73 parsel sayılı taşınmazın bir kısmını ve 79 parsel sayılı taşınmazı davalı …’a bağışladığı, bağışlanan hisselere ilişkin muvazaa iddiasında bulunulamayacağı, 73 parsel sayılı taşınmazın davalı …’e satışını gerektirecek herhangi bir ekonomik sıkıntı içerisinde bulunmadığı gerekçesiyle, 99 ve 79 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın reddine, 73 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; davalının davacı …’e yönelik temyiz itirazı yerinde olmadığından reddine. Davalının, müdahillere yönelik temyiz itirazlarına gelince; Bilindiği ve 6100 sayılı HMK. nun 65. maddesinde düzenlendiği üzere " bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabilir.Asli müdahale davası ile asıl yargılama birlikte yürütülür ve karara bağlanır." ./.. Diğer bir deyişle iki kişi arasında belli bir şey veya hak konu edilerek açılmış ve derdest bir dava mevcut iken, üçüncü bir kişinin, dava konusu üzerinde hak sahibi olduğunu iddia edip aynı mahkemede harç yatırmak suretiyle dava açması halinde ortada asli bir müdahale talebinin (davasının) bulunduğundan söz edilmek gerekir. Böyle bir durumda, asli müdahale davasının ilk davadan bağımsız ve ayrı bir dava olduğu, davalıların ise ilk açılan davanın tarafları, bir başka deyimle davacı ve davalıları olduğu ve asli müdahale davası hakkında ayrıca bir karar verilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Bu şekilde açılmış bir müdahale davasına ilişkin dilekçenin tebliğe çıkarılmamış olmasından kaynaklanan usulü eksikliğin mahkemece müdahale talebinde bulunan yana önel verilmek suretiyle giderilmesi gerektiği gibi harcı yatırılarak usulünce dile getirilmiş bir asli müdahale isteminin mahkemece feri müdahale talebi olarak kabulü de mevcut müdahale davasının varlığını ortadan kaldırmaz. Somut olayda, müdahale talebinde bulunan … ve …, sunmuş oldukları dilekçeleri ile bağımsız hak talebinde bulunmuş iseler de, dilekçelerini harçlandırarak, dinlenebilecek dava haline dönüştürmemiştir. Müdahiller … ve … ise, davacı yanında fer'i müdahil olarak davaya müdahil olduklarından haklarında HMK'nın 69. maddesi gereğince karar verilmesi de doğru değildir. Hal böyle olunca, mahkemece yukarıda belirtildiği gibi müdahale talebinde bulunanlar hakkında esas yönünden karar verilmesi isabetsiz olduğundan, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir. Davalının temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 09.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Feri Müdahilin Temyiz Yetkisi

Davanın tarafı olmayan feri müdahilin hükmü tek başına temyiz etme yetkisi bulunmamaktadır. Asıl tarafın temyiz etmesi hâlinde, yanında yer alan feri müdahil de gerekli harç ve temyiz giderini asıldan ayrı biçimde yatırmak koşuluyla kararı temyiz edebilir. Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2016/10780 K. 2017/1128 sayılı kararında, asıl tarafın temyiz etmediği bir durumda feri müdahilin temyiz istemini bu gerekçeyle reddetmiştir.

Benzer bir ilke, dava ihbarı aracılığıyla davaya dahil olan kişiler bakımından da karşımıza çıkmaktadır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2016/21520 K. 2016/17447 sayılı kararında, dava ihbar olunan kişinin davada taraf sıfatı kazanamayacağını belirlemiş; taraf sıfatı bulunmayanların temyiz veya karar düzeltme yoluna başvurmasının mümkün olmadığını ve ihbar edilenin kendisini bağlamayan ilama karşı karar düzeltme talebinde bulunmasında hukuki yararının bulunmadığını hükme bağlamıştır.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2016/21520, K. 2016/17447Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2016/21520 E.  ,  2016/17447 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi İHBAR OLUNAN : Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu DAVA TÜRÜ : Şikayet Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının onanmasına dair … sayılı Daire ilâmının müddeti içinde tashihen tetkiki borçlu davacı ve ihbar olunan tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü: K A R A R 1- TMSF vekilinin karar düzeltme talebinin incelenmesinde; 6100 sayılı HMK'nun 69. maddesi ve Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 49-52. maddelerine göre müdahilin de yer aldığı asıl davada hüküm taraflar hakkında verilir. Dava ihbar olunan gerçek ve tüzel kişi, davada taraf sıfatını kazanamaz. Taraf sıfatı bulunmayanların temyiz yoluna gitmesi mümkün olmadığından davada taraf sıfatı bulunmayan TMSF vekilinin ihbar edileni bağlayıcı nitelikte bulunmayan daire ilamına karşı karar düzeltme talebinde bulunmasında hukuki yararı bulunmadığından karar düzeltme dilekçesinin reddine, 2- İng Bank vekilinin karar düzeltme talebinin incelenmesinde; Düzeltilmesi istenen Yargıtay ilamıyla bunda atıf yapılan mahkeme kararında yazılı gerekçeler ve dosyada mevcut belgeler karşısında karar düzeltme isteği yerinde görülmediği gibi HUMK'nun 440. maddesinde yazılı dört halden hiç birine de uymadığından İİK'nun 366. ve HUMK'nun 442. maddeleri uyarınca REDDİNE, takdiren 261,00'er TL para cezasının karar düzeltme isteyenlerden alınmasına ve 60,80 TL peşin harcın karar düzeltme harcına mahsubuna, 26.12.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Feri müdahil hakkında hüküm kurulabilir mi?

Hayır. HMK m. 69/1 uyarınca müdahilin de yer aldığı davada hüküm yalnızca taraflar hakkında verilir. Feri müdahil adına hüküm kurulması bu düzenlemeye aykırıdır.

Müdahalenin etkisi kesin hükümden neden daha geniştir?

Kanun gerekçesine göre müdahalenin etkisi, önceki davadaki hükmün yalnızca sonuç kısmıyla değil, hükmün dayandığı maddi ve hukuki unsurlarla da geçerlidir. Bu nedenle sonraki bir davada, özellikle rücu ilişkisinde, ilk davadaki tespitler daha geniş kapsamda dikkate alınabilir. Bununla birlikte taraflarca talep edilmemiş ve dava ile ilgisi bulunmayan konulardaki tespitler bu kapsama dahil değildir.

Feri müdahil rücu davasında ilk davanın hatalı yürütüldüğünü ileri sürebilir mi?

HMK m. 69/2, rücu ilişkisinde yanlış karar verildiği iddiasının kural olarak dinlenmeyeceğini öngörür. Ancak aynı fıkra üç hâl için istisna tanır: zamanında ihbar yapılmadığı için davaya geç katılındığının ileri sürülmesi, asıl tarafın iddia ve savunma imkânlarını kullandırmamasının gösterilmesi ya da müdahilce bilinmeyen savunma araçlarının tarafın ağır kusuru nedeniyle kullanılamamasının ortaya konması. Kanun gerekçesi, bu hâllerin ispat edilebildiği ölçüde müdahalenin etkisinden kurtulmayı mümkün kılacağını belirtmektedir.

Feri müdahil lehine vekâlet ücretine hükmedilebilir mi?

Hayır. Hüküm yalnızca davanın tarafları hakkında kurulabildiğinden, feri müdahil lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi HMK m. 69/1'e aykırıdır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2021/1964 K. 2022/2283 sayılı kararında bu kuralı açıkça ortaya koymuştur.

Feri müdahil tek başına temyize gidebilir mi?

Hayır. Feri müdahilin hükmü tek başına temyiz etme yetkisi bulunmamaktadır. Asıl tarafın temyiz etmesi hâlinde, yanında yer aldığı müdahil de gerekli harç ve giderleri asıldan ayrıca yatırmak koşuluyla temyiz yoluna başvurabilir.

Müdahalenin etkisi mahkemece kendiliğinden mi gözetilir?

Kanun gerekçesi, müdahalenin etkisinin sonraki davada mahkeme tarafından kendiliğinden göz önünde tutulması gerektiğini belirtmektedir.

Asli müdahil ile feri müdahil arasındaki fark nedir?

Asli müdahalede üçüncü kişi, yargılamanın konusu üzerinde hak iddia ederek taraflara karşı HMK m. 65 kapsamında bağımsız bir dava açar; bu dava asıl yargılamayla birlikte karara bağlanır. Feri müdahalede ise kişi yanında katıldığı tarafı destekler; hüküm o taraf hakkında kurulur. Bu iki statünün karıştırılması, feri müdahil hakkında hüküm kurulması sonucunu doğurur ve usule aykırılık oluşturur.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu