HMK Madde 177: Islahın Zamanı ve Şekli

by Avukat Erdal Ersoy
HMK Madde 177: Islahın Zamanı ve Şekli

Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 177. maddesi ıslahın hangi aşamaya kadar ve hangi biçimde yapılabileceğini düzenlemektedir. Tahkikat bittikten sonra sözlü yargılama aşamasına geçilir ve bu noktadan itibaren ıslah yoluna başvurmak artık mümkün değildir; bununla birlikte Yargıtay bozma veya bölge adliye mahkemesi kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine dönerse, kanunda öngörülen koşulların varlığı hâlinde ıslah yeniden gündeme gelebilir. Bu sınırlar, tarafların ıslah hakkını kullanabilecekleri pencereyi belirlemesi bakımından uygulamada büyük önem taşır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 177Kaynağı aç
MADDE 177- (1) Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. (2) (Ek:22/7/2020-7251/18 md.) Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz. (3) Islah, sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. Karşı taraf duruşmada hazır değilse veya ıslah talebi duruşma dışında yapılıyorsa, bu yazılı talep veya tutanak örneği, haber vermek amacıyla karşı tarafa bildirilir. Islah sebebiyle ortaya çıkan yargılama giderleri ve karşı tarafın zararının ödenmesi
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 184Kaynağı aç
MADDE 184- (1) Hâkim, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir. (2) Mahkeme tarafların tahkikatın tümü hakkındaki açıklamalarından sonra, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder. Toplu mahkemelerde tahkikatın sona ermesi

Islahın Hukuki Niteliği ve Kapsamı

Islah, taraflardan her birinin daha önce yaptığı usul işlemlerini kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan bir usul kurumudur (HMK m. 176/1). Bir başka deyişle ıslah, iddia ve müdafaanın değiştirilmesi ya da genişletilmesi yasağını bertaraf eden bir imkândır. Taraflar ıslah yoluyla dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu ve talep sonucunu değiştirebilirler.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 176Kaynağı aç
MADDE 176- (1) Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir. (2) Aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir. Islahın zamanı ve şekli[20]
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2021/881, K. 2022/1135Kaynağı aç
Hukuk Genel Kurulu         2021/881 E.  ,  2022/1135 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “İşçilik alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, … İş Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar davacı ve davalı … vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davacı ve davalı … vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi: 4. Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan Orman Genel Müdürlüğünün orman yangınlarını söndürme işini alt işveren olan diğer davalılara verdiğini, müvekkilinin yangın söndürme helikopterlerinde observer pilot olarak çalıştığını, yabancı uyruklu pilotlara telsizden gelen emir ve talimatları verdiğini, alacaklarının ödenmediğini, bu nedenle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini belirterek bir kısım işçilik alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: 5. Davalı … vekili cevap dilekçesinde; hizmet alım sözleşmesine konu işin çıkabilecek orman yangınları ile havadan mücadele için genel maksat helikopterlerine yangınla mücadele hizmeti yaptırılması işi olduğunu, diğer davalıların müvekkiline karşı yüklenici konumunda bulunduğunu, davacı diğer davalılara ait helikopterlerde davalıların vekili sıfatıyla onlar adına iş gördüğünden davacı ile diğer davalılar arasındaki ilişkinin vekâlet ilişkisi olduğunu, aralarında işçi işveren ilişkisi bulunduğu kabul edilse bile müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, taraf sıfatı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, alacakların zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 6. Diğer davalılardan … Havacılık İşletmeleri Ltd. Şti., … Elektronik San. ve Tic. A.Ş., … Teknik Elekt. Müh. Yaz. Havacılık San. ve Tic. A.Ş. vekilleri cevap dilekçelerinde davanın reddini savunmuş, davalı … Uçakla Zirai İlaçlama Orman Yangını Söndürme Uçak ve Bakım Onarım Havacılık Tur. Akaryakıt Nak. Paz. Ltd. Şti. ise cevap dilekçesi sunmamıştır. Mahkemenin Birinci Kararı: 7. … İş Mahkemesinin 22.03.2016 tarihli ve 2014/394 E., 2016/107 K. sayılı kararı ile; davacı hava taşıma işinde çalıştığından somut olayda 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı, genel yetkili asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Özel Dairenin Birinci Bozma Kararı: 8. … İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 9. Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 19.09.2016 tarihli ve 2016/21734 E., 2016/19786 K. sayılı kararı ile; “…Somut olayda, davalılardan …, yılın belirli dönemlerinde çıkabilecek orman yangınlarına, genel maksat helikopterleri ile havadan müdahele işini, davalı şirketlerin oluşturduğu ortak girişime yaptırmıştır. Davacı, genel maksat helikopterlerinde gözlemci pilot olarak çalışmış yabancı uyruklu pilotlara telsizden gelen emir ve talimatları vermiştir. Mahkemece, yapılan işin hava taşıma işi kapsamında olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmişse de asıl iş, orman yangınlarını söndürmek olup hava taşıma işi kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. İşin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile görevsizlik kararı verilmiş olması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur. Mahkemenin İkinci Kararı: 10. … İş Mahkemesinin 25.02.2020 tarihli ve 2016/421 E., 2020/129 K. sayılı kararı ile; bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda ıslah edilmiş olan tutarlar dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı: 11. … İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı … vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 12. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 21.10.2020 tarihli ve 2020/6906 E., 2020/12836 K. sayılı kararı ile; davacı vekilinin tüm, davalı … Müdürlüğünün sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra “…2- Taraflar arasında bozmadan sonra ıslah yapılıp, yapılamayacağı ihtilaflıdır. Mahkemenin ilk kararı davacının temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi tarafından bozulmuştur. Bozma kararına uyularak yapılan yargılama sırasında davacı vekili ıslah dilekçesi ile talebini artırmış, Mahkemece ıslaha değer verilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Bozmadan sonra ıslah yapılıp, yapılamayacağı hususunda Yargıtay Hukuk Daireleri arasındaki içtihat uyuşmazlığının giderilmesi amacı ile içtihatların birleştirilmesi gündeme gelmiş, konu Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunda değerlendirilmiş ve Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu' nun 06.05.2016 tarih ve 2015/1 E. 2016/1 K. sayılı kararı ile “ Her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına dair 04.02.1948 tarih ve 1944/10 E. 1948/3 K. sayılı YİBK.nın değiştirilmesine gerek olmadığına” karar verilmiştir. Yargıtay Kanunu' nun 45/5. maddesi karşısında “Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu' nun bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına ilişkin 06.05.2016 tarih ve 2015/1 E. 2016/1 K. sayılı kararına göre bozmadan sonra yapılan ıslaha değer verilmesi hatalıdır.” gerekçesiyle karar bozulmuş, davacı vekilinin maddi hatanın düzeltilmesi talebi Özel Dairece reddedilmiştir. Direnme Kararı: 13. … İş Mahkemesinin 08.07.2021 tarihli ve 2020/1324 E., 2021/895 K. sayılı kararı ile; mahkemece verilen ilk karar görevsizlik kararı hatalı olduğu gerekçesiyle bozulduğundan bozma kararı sonrası davacı vekilinin ıslah hakkını kullandığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 177. maddesinde 28.07.2020 tarihinde yapılan değişiklik ile maddeye "Yargıtay'ın bozma kararından veya Bölge Adliye Mahkemesi'nin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması halinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir" hükmünün eklendiği, usul kuralları bakımından derhal uygulama ilkesinin geçerli olduğu, davacının usule ilişkin bozma kararı sonrasında ıslah hakkını kullanmasının uygun bulunduğu, somut olayda Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına ilişkin 06.05.2016 tarihli ve 2015/1 E., 2016/1 K. sayılı kararının uygulanamayacağı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 14. Direnme kararı süresi içinde davacı ve davalı … vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 15. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda mahkemece verilen görevsizlik kararının Özel Dairece bozulması sonrasında bozma kararına uyularak yapılan yargılamada davacı tarafından yapılan ıslaha değer verilerek hüküm kurulmasının mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE A. Davacı vekilinin temyizi yönünden: 16. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair 25.02.2020 tarihli ikinci kararın davacı ve davalı … vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Özel Dairece davacının tüm temyiz itirazları reddedilerek davalı … Müdürlüğünün temyizi yönünden karar bozulmuş, direnme kararı ise davacı ve davalı … vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. 17. Bilindiği üzere hukuki yarar, dava şartı olduğu gibi temyiz istemi için de gereken bir şarttır. 18. Mahkemenin 25.02.2020 tarihli kararını temyiz edip bu istemi Özel Dairece reddedilen tarafın direnme kararını temyiz etmesinde hukuki yararı bulunmamaktadır. 19. O hâlde davacı vekilinin direnme hükmüne yönelik temyiz isteminin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmelidir. B. Davalı … vekilinin temyizi yönünden: 20. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konu ile ilgili kavramların ve yasal mevzuatın irdelenmesinde yarar bulunmaktadır. 21. Kavram olarak ıslah; taraflardan birinin yapmış olduğu usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesidir (HMK m.176). Islah müessesesi, dava değiştirme, başka deyişle iddia ve müdafaanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağını bertaraf eden bir imkândır. Zira bu suretle, aslında yasal itiraz ile karşılaşılabilecek olan herhangi bir taraf muamelesi, ıslah kurumu yardımı ile artık bu itirazı davet etmeksizin yapabilmektedir. 22. Islah, mahkemeye yöneltilen tek taraflı ve açık bir irade beyanı olduğundan, yasal şartları yerine getirildiği takdirde karşı tarafın ya da mahkemenin kabulüne bağlı olmaksızın yapılabilir. İddia ve savunmayı değiştirme ya da genişletme sayılmayan hâllerde veya karşı tarafın genişletme ve değiştirmeye rıza gösterdiği hâllerde ıslaha başvurmaya gerek olmadığı açıktır. 23. Islahın konusu tarafların yaptıkları kendi usul işlemleridir. Taraflar ıslahla, dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu, talep sonucunu değiştirebilirler. Islahın amacı yargılama sürecinde şekil ve süreye aykırılık sebebiyle ortaya çıkabilecek maddi hak kayıplarını ortadan kaldırmak olduğundan, hak ve alacağı bu sürecin dışında ortadan kaldırmış olan işlemlerin, yani maddi hukuk işlemlerinin ıslah yoluyla düzeltilebilmesi mümkün değildir. Bir başka ifadeyle, maddi hakkı sona erdiren maddi hukuk işlemleri, ıslahla düzeltilemez. Feragat, kabul, sulh gibi işlemler velev ki dava içinde yapılsın, asıl hakkı ortadan kaldırdıklarından, usul işlemi olduğu kadar (davayı etkilediği için usul işlemidir) maddi hukuk işlemi mahiyetini de taşımaktadır ve bu sebeple, bu işlemlerin ıslah yoluyla düzeltilmesi imkânsızdır. Çünkü ıslah, yargılama hukukunun şekle ve süreye bağlılığından kaynaklanan zımni hak kayıplarının telafisi için öngörülmüş bir müessesedir. Açık bir irade beyanı ile terk edilen haklar, maddi gerçeğin şekle feda edilmesi gibi bir sonuç doğurmadığı için ıslahın konusu olamaz. 24. Davanın tamamen ıslahı mümkün olduğu gibi kısmen ıslahı da mümkündür. Ancak ıslahın yapılma zamanı HMK’da sınırlandırılmış ve HMK'nın “Islahın zamanı ve şekli” başlıklı 177. maddesinin 1. fıkrasında, tahkikatın sona ermesine kadar ıslahın yapılabileceği düzenlenmiştir. Yine ıslahın sayısı da sınırlandırılmış ve HMK'nın 176. maddesinin 2. fıkrasında aynı davada, tarafların ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilecekleri düzenlenmiştir. 25. Diğer taraftan, bozmadan sonra ıslah yapılıp yapılamayacağı hususunda farklı nitelikte Yargıtay kararlarının bulunması sebebiyle içtihadı birleştirme yoluna gidilmiş ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 06.05.2016 tarihli ve 2015/1 E., 2016/1 K. sayılı kararı ile “Dava açıldıktan sonra mevzuunda, sebebinde ve delillerde ve sair hususlarda usule müteallik olmak üzere yapılmış olan yanlışlıkları bir defaya mahsus olmak üzere düzeltmek ve eksiklikleri de tamamlamak imkânını veren ve mahkeme kararına lüzum olmadan tarafların sözlü ve yazılı beyanlarıyla yapılabilen ıslahın; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun seksen dördüncü maddesinin açık hükmü dairesinde tahkikat ve yargılama bitinceye kadar yapılabilip Yargıtay'ca hüküm bozulduktan sonra bu yoldan faydalanmanın mümkün olamayacağına” ilişkin 04.02.1948 tarihli ve 1944/10 E., 1948/3 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının değiştirilmesinin gerekmediğine karar verilmiştir. 26. 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 45. maddesinin 5. fıkrası ise “İçtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar.” şeklindedir. 27. Bununla birlikte 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un (7251 sayılı Kanun) 18. maddesi ile HMK’nın 177. maddesine eklenen 2. fıkrasında “Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz.” hükmüne yer verilmiştir. 28. Bu noktada usul kanunlarında yapılacak değişikliklerin zaman bakımından uygulanması ile ilgili açıklama yapılması faydalı olacaktır. 29. Usul hukuku alanında geçerli temel ilke, yargılamaya ilişkin usul hükümlerinin derhal yürürlüğe girmesidir. Bu ilkenin benimsenmesinin nedeni ise, bu kanun hükümlerinin kamu düzeni ile yakından ilgili olduğu, daima eskisinden daha iyi ve amaca en uygun olduğu fikri ile kanun koyucunun, fertlere ait olan hakların yeni usul hükümleri ile daha önce yürürlükte olan kanundan daha iyi ve daha adil bir şekilde korunacağına ilişkin inancıdır. 30. Usul kurallarının zaman bakımından uygulanmasında derhal uygulanırlık kuralı ile birlikte dikkate alınması gereken bir husus da, yeni usul kuralı yürürlüğe girdiğinde, ilgili “usul işleminin tamamlanıp tamamlanmadığı”dır. 31. Hemen belirtilmelidir ki, dava, dava dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlayan ve bir kararla (veya hükümle) sonuçlanıncaya kadar devam eden çeşitli usul işlemlerinden ve aşamalarından oluşmaktadır. Yargılama sırasındaki her usul işlemi, ayrı ayrı ele alınıp değerlendirmeye tabi tutulmalıdır. 32. Bir usul işlemi yargılama sırasında yapılmaya başlanıp tamamlandıktan sonra, yeni bir usul kuralı yürürlüğe girerse, söz konusu işlem geçerliliğini korur. Başka bir deyişle, tamamlanmış usul işlemleri, yeni yürürlüğe giren usul hükmünden (veya kanunundan) etkilenmez. Buna karşın, bir usul işlemine başlanmamış veya başlanmış olup da henüz tamamlanmamış ise, yeni usul hükmü (veya kanunu) hemen yürürlüğe gireceğinden etkilenir. Çünkü usule ilişkin kanunlar -tersine bir kural benimsenmediği takdirde- genel olarak hemen etkili olup, uygulanırlar (Üstündağ, Saim: Medeni Yargılama Hukuku, Cilt: I, İstanbul 1997, s. 73 ilâ 78). 33. Yapılan açıklama ve ilkelere uygun olarak HMK’nın “Zaman bakımından uygulanma” başlığını taşıyan 448/1. maddesi de “Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır” hükmünü içermektedir. Bu madde hükmüne göre kanunda aksine bir düzenleme getirilmediği takdirde yeni usul hükümlerinin tamamlanmış usul işlemlerine bir etkisi olmayacak, önceki kanuna veya hükümlere göre yapılmış ve tamamlanmış olan işlemler geçerliliğini koruyacaktır. Buna karşın, tamamlanmamış usul işlemleri yeni kanun hükümlerine göre yapılacaktır. Nitekim aynı hususlar Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.03.2021 tarihli ve 2017/4-1397 E., 2021/292 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır. 34. Bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde, davacı vekili bir kısım işçilik alacaklarının davalılardan müştereken tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemenin asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle verdiği görevsizlik kararı Özel Dairenin 19.09.2016 tarihli kararı ile somut olayda iş mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle karar bozulmuştur. 35. Bozma kararı sonrasında davacı vekili 07.12.2016 tarihinde ıslah suretiyle talep sonucunu artırmış, mahkemenin 25.02.2020 ikinci kararı ile de ıslah edilmiş olan tutarlar dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 36. Belirtmek gerekir ki bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına ilişkin Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 06.05.2016 tarihli ve 2015/1 E., 2016/1 K. sayılı kararı 7251 sayılı Kanun ile HMK’nın 177. maddesinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği 28.07.2020 tarihine kadar geçerlidir ve bu anlamda 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 45. maddesinin 5. fıkrası gereğince tüm mahkemeleri bağlayıcı niteliktedir. 37. Diğer taraftan 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun ile bozmadan sonra da ıslah yapılabileceğine ilişkin hüküm getirilmiş ise de, bu Kanun’un “geriye yürümeme ilkesi” ve ıslah işleminin yapılmakla tamamlanmış usuli işlem teşkil etmesi nedeniyle eldeki davada ıslah tarihi itibariyle bu yeni hükmün uygulanamayacağı açıktır. 38. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 26.04.2022 tarihli ve 2020/4-449 E., 2022/604 K. sayılı kararında da aynı sonuca varılmıştır. 39. Hâl böyle olunca direnme kararı Özel Daire bozma kararında belirtilen ve yukarıda açıklanan genişletilmiş gerekçe ve nedenlerle bozulmalıdır. IV. SONUÇ : Açıklanan nedenlerle; 1- Davacı vekilinin direnme kararına yönelik temyiz isteminin hukuki yarar yokluğundan REDDİNE (III-A), 2- Davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında belirtilen ve yukarıda açıklanan genişletilmiş gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA (III-B), İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 22.09.2022 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.

Islah mahkemeye yöneltilen tek taraflı ve açık bir irade beyanıdır; yasal şartları yerine getirildiği takdirde karşı tarafın ya da mahkemenin kabulüne bağlı olmaksızın sonuç doğurur. Aynı davada her taraf bu haktan yalnızca bir kez yararlanabilir (HMK m. 176/2).

Öte yandan feragat, kabul ve sulh gibi işlemler dava içinde yapılmış olsa bile ıslahla düzeltilemez. Bu işlemler usul işlemi niteliği taşıdıkları kadar maddi hukuk işlemi mahiyetini de taşıdıklarından, ıslah yoluyla geri alınmaları mümkün değildir.

Islahın Yapılabileceği Zaman Dilimi

HMK m. 177/1 uyarınca ıslah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. Tahkikat, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra başlar; taraflar tahkikat ve sözlü yargılama için duruşmaya davet edilir (HMK m. 147/1). Tahkikat ise hâkimin tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görüp bu durumu taraflara tefhim etmesiyle sona erer (HMK m. 184/2). Dolayısıyla ıslah hakkının kullanılabileceği dönem tahkikatın devam ettiği aralıkla sınırlıdır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 147Kaynağı aç
MADDE 147- (1) Taraflar, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra tahkikat ve sözlü yargılama için duruşmaya davet edilir. (2) Taraflara gönderilecek davetiyede, belirlenen gün ve saatte geçerli bir özrü olmadan mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde, duruşmaya yokluklarında devam edileceği ve yapılan işlemlere itiraz edemeyecekleri, tahkikatın sona erdiği duruşmada sözlü yargılamaya geçileceği, sözlü yargılama için duruşmanın ertelenmesi hâlinde taraflara ayrıca davetiye gönderilmeyeceği ve 150 nci madde hükmü saklı kalmak kaydıyla, yokluklarında hüküm verileceği bildirilir. Mahkemenin çalışma zamanı

Tahkikat sona erdikten sonra sözlü yargılama aşamasına geçilir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin E.2022/1703, K.2023/3047 sayılı kararında, HMK m. 177/1'e göre ıslahın tahkikat aşamasına kadar yapılabileceği, bu aşamanın sona ermesinden sonraki aşama olan sözlü yargılamada ıslah isteminde bulunulamayacağı ve bu aşamada yapılan ıslahın süresinde olmadığı belirtilmiştir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/1703, K. 2023/3047Kaynağı aç
7. Hukuk Dairesi         2022/1703 E.  ,  2023/3047 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaali Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın, davacı vekili ve asli müdahiller tarafından ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili ve asli müdahiller tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkilinin murisi …’nın 17.05.2013 tarihinde düzenleme şeklindeki vasiyetnamesi ile davalı … lehine davaya konu 133 ada 25 parsel sayılı taşınmazı vasiyet ettiğini, adı geçen murisin işlemin yapıldığı tarihte 100 yaşında olması sebebiyle aklî dengesinin yerinde olmadığını, okuma yazması olmadığı gibi işlemin içeriğini de bilemeyeceğini ve işlem içeriğinden de murise bahsedildiğinin şaibeli olduğunu belirterek vasiyetnamenin iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, cevap dilekçesinde; davacının iddialarının soyut olduğunu, iddiaların tamamının gerçek dışı olduğunu, vasiyetnameye ekli olan hastane raporundan da bunun anlaşılabileceğini, düzenleme şeklindeki vasiyetnamenin kesin delil niteliğinde olduğunu ve vasiyetname tarihinde murisin ayırt etme gücünün bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Kocaali Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli ve 2017/417 Esas, 2020/140 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve asli müdahiller ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. Gerekçe ve Sonuç Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 20.01.2022 tarihli ve 2021/1448 Esas, 2022/120 Karar sayılı kararıyla istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve asli müdahiller ayrı ayrı temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili yönünden; -Dava sırasında öne sürülen tüm iddiaları yinelediklerini, -Kararın hatalı olduğunu, -Muris 100 yaşında olduğundan vasiyetnameye ekli tek doktor raporunun yetersiz olduğunu, -Uzman doktorlardan oluşan bir heyet tarafından raporun alınması gerektiğini, -Saklı paylar konusunda davanın bu hususta geç açıldığı ve mahkemenin gerekçesinin de hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. 2. Asli müdahiller yönünden; -Dava sırasında öne sürülen tüm iddiaları yinelediklerini, -Kararın hatalı olduğunu, -Muris 100 yaşında olduğundan vasiyetnameye ekli tek doktor raporunun yetersiz olduğunu, -Uzman doktorlardan oluşan bir heyet tarafından raporun alınması gerektiğini, -Saklı paylar konusunda davanın bu hususta geç açıldığı ve mahkemenin gerekçesinin de hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 176, 177/1 ve 186 ncı maddesi. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacı vekili ile asli müdahillerin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Yargılama taraflarından birinin önceden yaptığı bir usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesi (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 176 ncı maddesi; ….,…; Medeni Usul Hukuku, Ankara, 2021, s.437) anlamına gelen ıslahın yargılamada hangi aşamaya kadar yapılabileceğinin cevabını aynı Kanun'un "Islahın zamanı ve şekli" başlıklı 177/1 inci maddesi vermektedir. Buna göre, "Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir." 3. Eldeki yargılamanın 16.06.2020 tarihli 8 inci oturumunda alınan 2 numaralı ara kararı gereğince tarafların HMK'nın 186 ncı maddesine göre "sözlü yargılama"ya çağrıldıkları anlaşılmıştır. 25.06.2020 tarihli 9 uncu oturumunda, HMK'nın 186/2 nci maddesine göre taraflara son sözleri sorulmasına rağmen davacının tenkise yönelik ıslah talebinde bulunduğu görülmüştür. HMK'nın 177/1 inci maddesine göre, ıslahın tahkikat aşamasına kadar yapılabileceği ortada olup bu aşamanın sona ermesinden sonraki aşama olan sözlü yargılamada, ıslah isteminde bulunulamayacağından yapılan ıslahın süresinde olduğunu söylemek imkân dahilinde değildir. Bu sebeple mahkemece, davacının ıslah isteminin reddi gerekirken eldeki davanın hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle reddi doğru değil ise de, bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin düzeltilerek onanması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekili ve asli müdahillerin ayrı ayrı verdikleri temyiz dilekçelerindeki diğer itirazlarının REDDİNE, 2. Yukarıdaki (3.3) doğrultusunda Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin DEĞİŞTİRİLEREK ve DÜZELTİLEREK ONANMASINA, İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

HMK m. 177/1, tahkikat devam ettiği sürece ıslah yapılabileceğini açıkça öngördüğünden, hâkimin kanuni süreyi kısaltması mümkün değildir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin E.2018/7174, K.2018/16678 sayılı kararında bu ilke açıkça ortaya konulmuş; kanuni süresi içinde yapılan ıslaha değer verilerek karar verilmesinin yerinde olduğu ve bunun usul ekonomisine de uygun düştüğü vurgulanmıştır.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2018/7174, K. 2018/16678Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2018/7174 E.  ,  2018/16678 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA : ALACAK Davacı … ile davalı … San Tic. A.Ş. arasındaki davada … 2. İş Mahkemesi tarafından kesin olarak verilen 18.05.2017 gün ve 2016/45 E. 2017/108 K. sayılı kararının hukuka aykırı olduğu iddiası ile kanun yararına bozulması Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.07.2018 gün ve 2018/59480 sayılı tebliğnamesi ile istenilmekle, dosyadaki tüm belgeler okunup dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı iş yerinde 05/11/2014-24/11/2015 tarihleri arasında iplik temizleme işçisi olarak çalıştığını, iş akdinin 20/11/2015 tarihinde devamsızlık nedeniyle feshedildiğini, fesih işleminin yasaya uygun olmadığını, belirtilen dönemde devamsızlık tutanaklarının tutulmadığını, … iş Kurumu … İl Müdürlüğünün vermiş olduğu dilekçe sonucunda yapılan feshin haksız bulunduğunun tespit edildiğini, 31 günlük kıdem tazminatı ile 28 günlük ihbar tazminatı alacağı olduğunun tespit edildiğini iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı olmak üzere toplam 1.493,19 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı … San. Ve Tic. A.Ş. vekilinin verdiği cevap dilekçesinde özetle, davacının 18/11/2015 tarihinde mesai saati içinde iş yerini izinsiz ve mazeretsiz olarak terk ettiğini, takip eden günlerde de işe gelmediğini bu nedenle iş akdinin 4857 sayılı kanunun 25/2-g bendi gereğince feshedildiğini, davacı tarafından gönderilen 20/11/2015 tarihli noter ihtarname ile kıdem ve ihbar tazminatının ödenmesini talep ettiğini, davacının bu ihtarname ile geçerli bir mazereti bulunduğuna dair beyanda bulunmadığını, başka bir deyişle davacının devamsızlık yaptığını kabul ettiğini, fakat devamsızlık yaptığına ilişkin tutanak tutulmadığı gerekçesi ile işlemin hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle kıdem ve ihbar tazminatı talep ettiğini, davacının devamsızlık tutanakları tutulmaması nedeni ile talepte bulunmasının kötü niyetli olduğunu, sırf bu nedene dayalı olarak davacının kıdem ve ihbar tazminatı kazanamayacağını, davacının haklı nedene dayalı olarak işten çıkarıldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C) Yargılama Süreci ve Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davalı işverenin iş akdini haklı nedenle feshettiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davaya konu ihbar ve kıdem tazminatlarının kabulüne karar verilmiştir. Hüküm altına alınan miktar kesinlik sınırı altında kaldığından kesin olarak hüküm kurulmuştur. D) Kanun Yararına Bozma Başvurusu: Davalı vekili 24.07.2017 tarihli dilekçesi ile Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğüne başvurmuş ve kesin süre içinde yapılmayan ıslah işlemine değer verilerek karar verildiğini ileri sürerek kanun yararına bozma isteğinde bulunmuştur. Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü tarafından davalı vekilinin başvurusunu yerinde görülerek, talep Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iletmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.07.2018 gün ve 2018/59480 sayılı tebliğnamesi ile ''kesin süreden sonra yapılan ıslaha değer verilerek hüküm kurulmasının hatalı olduğu'' gerekçesi ile kanun yararına bozma talep edilmiştir. E) Gerekçe: 6100 sayılı HMK'nın 181. maddesinde "Kısmen ıslaha başvuran tarafa, ıslah ettiği usul işlemini yapması için bir haftalık süre verilir. Bu süre içinde ıslah edilen işlem yapılmazsa, ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir" şeklinde kurala yer verilmiştir. Düzenleme ile, ıslahın HMK'nın 177/2. maddesine göre duruşmada sözlü beyan üzerine yapıldığı hallere yönelik olarak ıslah edilen işlemlerin tamamlanması için bir haftalık kanuni süre öngörülmüştür. Başka bir anlatımla tutanağa geçmek suretiyle yapılmış olan ıslah işleminin tamamlanması için bir süre tanınmıştır. Tarafın ıslah edeceğini belirterek süre talep etmesi durumunda, sözü edilen maddenin uygulanması söz konusu olmaz. Somut uyuşmazlıkda, ilk derece mahkemesi tarafından davacı vekiline ıslah yapması için iki haftalık kesin süre verilmiş ve davacı vekili bu süreye uymamıştır. Daha sonra ve tahkikat sona ermeden ıslah yoluyla davaya konu ihbar ve kıdem tazminatı miktarları arttırılmıştır. Mahkemece kesin süre den sonra yapılan ıslaha değer verilerek arttırılmış miktarlar üzerinden ihbar ve kıdem tazminatlarının kabulüne karar verilmiştir. HMK'nın 177/1. maddesine göre ıslah, tahkikat tamamlanıncaya kadar her zaman yapılabileceğinden, hakimin kanuni süreyi kısaltması mümkün değildir. Bu nedenle kanuni süresi içinde yapılan ıslaha değer verilerek karar verilmesi yerinde olup, bu durum usul ekonomisine de uygundur. F) SONUÇ: Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesi tarafından kesin olarak verilen karar usul ve yasaya uygun olduğundan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, kararın bir örneğinin Resmî Gazetede yayınlanması için Adalet Bakanlığı'na gönderilmek üzere ilgili birime tevdiine 25.09.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bozma veya Kaldırma Kararından Sonra Islah

7251 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle HMK m. 177'ye eklenen ikinci fıkra, bozmadan sonraki ıslah imkânını düzenlemektedir. Bu hükme göre Yargıtay'ın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapmış olması koşuluyla tahkikat sona erinceye kadar ıslah yeniden yapılabilir. Bu imkânın doğabilmesi için ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin en az bir işlem gerçekleştirmiş bulunması şarttır.

7251 sayılı Kanun değişikliğinin yürürlüğünden önce yapılmış ve tamamlanmış ıslah işlemlerine bu yeni hükmün uygulanıp uygulanamayacağı konusunda yargı kararları arasında yorum farkı bulunmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E.2021/881, K.2022/1135 sayılı kararında, ıslah işleminin yapılmakla tamamlanmış bir usul işlemi niteliği taşıması nedeniyle ıslahın gerçekleştiği tarih itibarıyla yeni hükmün uygulanamayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Bu değerlendirmenin söz konusu değişiklikten önce tamamlanmış ıslah işlemlerini kapsadığı göz önünde bulundurulmalıdır; farklı somut olaylarda farklı sonuçların gündeme gelebileceği ihtimali mevcuttur.

Bozma Kararına Uymanın Sınırı

HMK m. 177/2'nin açık hükmü uyarınca, bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ıslah yoluyla ortadan kaldırılamaz. Kanun gerekçesi bu yasağın usuli kazanılmış hak gibi kurumları korumaya yönelik olduğunu açıklamaktadır.

Usuli kazanılmış hak, bir davada mahkemenin veya tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir haktır. Bu hakka ilişkin genel çerçeve kanunda açıkça düzenlenmemiş olmakla birlikte yargı uygulamasında ve öğretide kabul görmektedir. Geriye etkili kanun değişikliği, görev kuralına aykırılık, sonradan ortaya çıkan içtihadı birleştirme kararı, hak düşürücü süre ve kamu düzeni bu hakkın uygulama bulmayacağı istisnalar arasında sayılmaktadır.

Islahın Şekli ve Bildirim Zorunluluğu

HMK m. 177/3 uyarınca ıslah sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. Karşı taraf duruşmada hazır değilse ya da ıslah talebi duruşma dışında sunuluyorsa, bu yazılı talep veya tutanak örneğinin haber vermek amacıyla karşı tarafa bildirilmesi zorunludur. Bu bildirim yükümlülüğüne aykırı davranılması, yani duruşma dışında sunulan ıslah dilekçesinin karşı tarafa tebliğ edilmeden karar verilmesi, hukuki dinlenilme ve savunma hakkını ihlal eder. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin E.2023/2943, K.2025/2077 sayılı kararında davalıya tebliğ edilmeyen ıslah dilekçesi nedeniyle bu hakkın ihlal edildiği tespit edilmiş ve karar bozulmuştur.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/2943, K. 2025/2077Kaynağı aç
4. Hukuk Dairesi         2023/2943 E.  ,  2025/2077 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/79 D.İş, 2023/82 K. SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI :2022/İHK-66615 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2022/296054 İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının yolcu olarak bulunduğu ve davalı … tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 16.09.2014 tarihli trafik kazasında davacının yaralandığını ve maluliyet oluştuğunu belirterek fazlaya dair hakları saklı kalarak 10.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında ıslah yoluyla toplam talebini 142.097,60 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirkete usulüne uygun başvuru yapılmadığını, maluliyet raporunun mevzuata uygun olmadığını, talep edilen geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı giderinin teminat kapsamı dışında olduğunu, kazanın oluşumunda davacının yolcu olarak bulunduğu aracın asli kusurlu olduğunu, olayda davacının da müterafik kusuru bulunduğunu, hesaplanacak tazminattan indirim yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. -1- III.UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin tarihi ve sayısı yukarıda yazılı kararıyla; dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporlarına dayanılarak, talebin kabulü ile 142.097,60 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 24.06.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sigorta kuruluşundan tahsili ile başvurana ödenmesine ve davacı yararına maktu 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; itirazın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davalıya usulüne uygun başvuru yapılmadığını, maluliyet raporunun mevzuata uygun olmadığını, kusur raporu alınması gerektiğini, hesaplamanın PMF Yaşam Tablosuna göre yapılması gerektiğini ve davacının tazminat hakkı bulunmadığından davanın reddi gerektiğini belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalı … tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın yaptığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacının uğradığı sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 1.Davacı vekilince dosyaya ibraz edilen dilekçe kapsamından davanın kısmi dava olarak açıldığı anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Islahın zamanı ve şekli" başlıklı 177 nci maddesinde "(1) Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. (2) Islah, sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. Karşı taraf duruşmada hazır değilse veya ıslah talebi duruşma dışında yapılıyorsa, bu yazılı talep veya tutanak örneği, haber vermek amacıyla karşı tarafa bildirilir." düzenlenmesi yer almaktadır. Davacı tarafça dosyaya sunulan ıslah dilekçesinin, davalıya tebliğ edilmemesi ile HMK'nın 177/2 nci maddesine aykırı davranılmış, davalının hukuki dinlenilme ve savunma hakkı ihlal edilmiştir. Şu durumda; davacı vekili tarafından sunulan ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliği ile davalının hukuki dinlenilme hakkının kullanılmasına olanak verilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden, ıslah dilekçesi ile istenilen kısmı da kapsar şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın bozulması gerekmiştir. 2. Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. VI. KARAR 1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, 2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 10.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kısmi Islahta Süre ve Tamamlama Yükümlülüğü

Kısmen ıslaha başvuran tarafa, ıslah ettiği usul işlemini yapması için bir haftalık süre verilir. Bu süre içinde ıslah edilen işlem yapılmazsa ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir (HMK m. 181/1). Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin E.2024/13235, K.2025/44 sayılı kararında ise ıslah hakkını kullanan tarafa, ıslaha ilişkin usul işleminin tamamlanması bakımından HMK m. 181'de öngörülen bir haftalık kesin süre verilebileceği ve bu süre verilmeden karar kurulmasının isabetli olmadığı ortaya konulmuştur.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 181Kaynağı aç
MADDE 181- (1) Kısmen ıslaha başvuran tarafa, ıslah ettiği usul işlemini yapması için bir haftalık süre verilir. Bu süre içinde ıslah edilen işlem yapılmazsa, ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir. Kötüniyetli ıslah
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2024/13235, K. 2025/44Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2024/13235 E.  ,  2025/44 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/73 E., 2023/130 K. İstinaf incelemesinden geçmeden kesinleşen İlk Derece Mahkemesi kararının kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 18.07.2017-17.08.2020 tarihleri arasında davalı işveren … Süt Sanayi ve Gıda Maddeleri Ticaret AŞ'de (… Süt AŞ) gıda kalite mühendisi olarak çalıştığını, çalışmasını burada sürdürmüş olmasına rağmen sigorta kaydının diğer davalı … Kardeşler Gıda Temizlik Maddeleri Taşeronluk Taşıma Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (… Şirketi) üzerinden gösterildiğini, fesih tarihi itibarıyla aylık ücretinin net 3.450,00 TL olduğunu, davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini, müvekkilinin ücretinin bordrolarda asgari ücret olarak gösterildiğini, hafta içi 5 gün 08.00-18.00 ve hafta sonu da 1 gün 08.00-18.00 saatleri arasında çalıştığını, herhangi bir fazla çalışma ücreti ödenmemesine rağmen davalı asıl işverenin yılda birkaç defa bordrosunda fazla çalışma ücreti gösterdiğini, ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığını, karşılığı olan ücretin ödenmediğini, asgari geçim indirimi alacağının da ödenmediğini, toplamda 28 günlük yıllık izin hakkı bulunduğunu belirterek kıdem tazminatı ile fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, ücret, yıllık ücretli izin ve asgari geçim indirimi alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının asıl işveren davalı … Şirketi nezdinde 18.07.2017 tarihinden iş sözleşmesinin sonlandığı 17.08.2020 tarihine kadar kalite sistem sorumlusu olarak çalıştığını, davacının tüm ücret bordrolarını ihtirazı kayıt olmaksızın imzaladığını, ihtirazı kayıtsız olarak imzalanan ücret bordrolarının aksini ancak yazılı delil ile ispat edilebileceğini, davacının yaptığı işin yoğun bir çalışma gerektiren iş olmadığını, günlük çalışma süresi içerisinde tamamlanabilecek nitelikte işler olduğunu, fazla çalışması durumunda ise bu çalışma süreleri kayıt altına alınarak ücretinin kendisine ödendiğini, Şirkette fabrikaya giriş çıkışların kart/parmak izi sistemleri ile takip edildiğini, davacının işyerine girişinin ortalama sabah 08.45-09.00, işten çıkışının ortalama akşam 17.30-18.00 saatleri arasında olduğunu, ara dinlenme süreleri ile birlikte haftalık 45 saatlik bir çalışmanın söz konusu olmadığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde davacının çalışması durumunda bu çalışmalarının da bordrosuna yansıtılarak kendisine ödendiğini, iş sözleşmesini feshettiği tarihine kadar olan yıllık ücretli izinlerini eksiksiz kullandığını, işten ayrıldığı tarih itibarıyla kullanılmayan 7 günlük izin süresine ait yıllık izin ücretinin ise davacının banka hesabına ödendiğini, aylık imzalı ücret bordrolarında davacıya her ay ödenen ücreti içerisinde asgari geçim indirimi ücretinin de bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının asıl işveren davalı … Şirketi alt işveren davalı … Süt AŞ bünyesinde, aylık sigorta kayıtlarına göre 18.07.2017-17.08.2020 tarihleri arasında 3.366,02 TL giydirilmiş brüt ücretle çalıştığı, tüm dosya kapsamı ve dinlenen tanık beyanlarına göre ücretin eki niteliğinde olan fazla çalışma ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti gibi ücret alacakları ödenmeyen davacı tarafından iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği, fesihte kullandırıldığı ya da ücretinin ödendiği ispatlanamayan yıllık ücretli izin alacağına hak kazandığı, ispat yükü kendisinde olan davacı tarafın iş ve çalışma koşullarını bilen tanık beyanlarıyla davacının fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil çalışması olgularını ispatladığı, dosyada mevcut banka kayıtlarından davalı tarafça davacının ücret alacağının ödendiği anlaşıldığından ücret alacağı talebinin reddi gerektiği, davacıya ait bordro dökümlerinden davacının asgari geçim indirimi ücretinin tahakkuk ettirilerek ödendiği anlaşıldığından asgari geçim indirimi ücreti talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesi kararının taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 22.02.2024 tarihli kararı ile istinaf başvurularının miktar itibarıyla kesinlik nedeni ile reddine karar verilmiş olmakla; İlk Derece Mahkemesi kararı istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiştir. IV. KANUN YARARINA TEMYİZ A. Kanun Yararına Temyiz Sebepleri İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik olarak Adalet Bakanlığı kanun yararına temyiz isteminde; Mahkemece daha önce dilekçe ile ıslah hakkını kullanan davacıya ıslaha ilişkin usul işlemlerini tamamlayıp harcın ödenmesi bakımından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 181. maddesinde öngörülen bir haftalık kesin süre verilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kanun yararına bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ıslah harcının ikmali için davacıya süre verilmeden karar verilmesinin usule uygun olup olmadığı noktasındadır. 6100 sayılı Kanun'un "Islahın zamanı ve şekli" kenar başlıklı 177 nci maddesi şu şekildedir: "(1) Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. (2) (Ek: 22/7/2020 – 7251/18 md.) Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz. (3) Islah, sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. Karşı taraf duruşmada hazır değilse veya ıslah talebi duruşma dışında yapılıyorsa, bu yazılı talep veya tutanak örneği, haber vermek amacıyla karşı tarafa bildirilir." Aynı Kanun’un "Kısmen ıslah" kenar başlıklı 181. maddesi ise şu şekildedir: "(1) Kısmen ıslaha başvuran tarafa, ıslah ettiği usul işlemini yapması için bir haftalık süre verilir. Bu süre içinde ıslah edilen işlem yapılmazsa, ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir.” 6100 sayılı Kanun'un 177. maddesinde ıslahın zamanı ve şekli düzenlenmiştir. İlgili maddenin 1. fıkrasına göre kısmen ıslah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. Bilindiği gibi kısmen ıslah işleminin dilekçe ile veya duruşma sırasında yapılması zorunlu değildir. Bununla birlikte duruşma sırasında ıslah hakkını kullanan veya daha önce dilekçe ile ıslah hakkını kullanan taraf açısından ıslaha ilişkin usul işleminin tamamlanması, örneğin harcın ödenmesi bakımından 181. maddede öngörülen bir haftalık kesin süre verilebilir. Çünkü bu aşamada ıslah hakkı kullanılmış olup ıslaha ilişkin usul işleminin yapılması 181. maddedeki kesin süreye tabidir. Somut uyuşmazlıkta; davacı vekilinin katılımı ile yapılan 24.05.2023 tarihli duruşmada davacıya ıslah dilekçesi vermesi için 1 hafta kesin süre verilmesine dair ara karar oluşturulmuştur. Davacı vekili, 26.05.2023 tarihinde ıslah talebinde bulunarak dilekçe vermiş, ancak ıslah harcını ödememiştir. Mahkemece, ıslah hakkını kullanan davacıya ıslah harcını ödemesi için yasal 1 haftalık süre verilmeden, dava dilekçesinde yer alan tutarlar üzerinden hüküm tesisi isabetli değildir. Kanun yararına temyiz isteminin yukarıda açıklanan sebeplerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kanun yararına bozulması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Adalet Bakanlığının 6100 sayılı Kanun'un 363/1 hükmüne dayalı kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile kararın sonuca etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, Dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine,07.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Sık Sorulan Sorular

Islah ne zamana kadar yapılabilir?

Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir (HMK m. 177/1). Hâkimin tahkikatın bittiğini taraflara tefhim etmesinden sonra artık ıslah mümkün değildir. Sözlü yargılama aşamasına geçildikten sonra yapılan ıslah süresinde sayılmaz.

Bozmadan sonra ıslah yapılabilir mi?

Yargıtay bozma veya bölge adliye mahkemesi kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine dönerse ve ilk derece mahkemesi tahkikata ilişkin bir işlem yaparsa, tahkikat sona erinceye kadar ıslah yapılabilir (HMK m. 177/2). Ancak bozma kararına uyulmasıyla ortaya çıkan hukuki durum ıslahla değiştirilemez. Değişikliğin yürürlüğünden önce tamamlanmış ıslah işlemlerine bu hükmün uygulanıp uygulanamayacağı ise tartışmalıdır; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E.2021/881, K.2022/1135 sayılı kararı o tarihten önce tamamlanmış ıslah işlemleri bakımından yeni hükmün uygulanamayacağı sonucuna ulaşmıştır.

Islah sözlü yapılabilir mi?

HMK m. 177/3 uyarınca ıslah hem sözlü hem yazılı olarak yapılabilir. Karşı tarafın duruşmada hazır bulunmaması veya talebin duruşma dışında sunulması durumunda yazılı talep ya da tutanak örneğinin karşı tarafa bildirilmesi zorunludur.

Aynı davada birden fazla kez ıslah yapılabilir mi?

Hayır. HMK m. 176/2 uyarınca aynı davada taraflardan her biri ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir.

Hâkim ıslah için önceden süre belirlerse bu süre bağlayıcı mıdır?

Hayır. HMK m. 177/1 tahkikat devam ettiği sürece ıslaha imkân tanıdığından, hâkimin tahkikat tamamlanmadan önce taraflara ıslah yapmaları için belirlediği süre bu kanuni süreyi kısaltamaz. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin E.2018/7174, K.2018/16678 sayılı kararında kanuni süresi içinde yapılan ıslaha değer verilerek karar verilmesinin yerinde olduğu belirlenmiştir.

Islah dilekçesinin karşı tarafa tebliğ edilmemesi ne sonuç doğurur?

Duruşma dışında sunulan ıslah dilekçesinin karşı tarafa bildirilmeden karar verilmesi HMK m. 177/3'teki yükümlülüğe aykırılık oluşturur ve hukuki dinlenilme ile savunma hakkını ihlal eder. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin E.2023/2943, K.2025/2077 sayılı kararında bu aykırılık bozma sebebi sayılmıştır.

Feragat veya kabul beyanı ıslahla geri alınabilir mi?

Hayır. Feragat, kabul ve sulh gibi işlemler dava içinde yapılmış olsa bile ıslahla düzeltilemez; bu işlemler hem usul işlemi hem maddi hukuk işlemi niteliği taşıdıklarından ıslah yoluyla ortadan kaldırılmaları mümkün değildir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu