HMK’da Basit Yargılama Dilekçelerinin Verilmesi

by Avukat Erdal Ersoy
HMK'da Basit Yargılama Dilekçelerinin Verilmesi

Basit yargılama usulünde dava, dava dilekçesiyle açılır ve davaya cevap da dilekçeyle verilir. Cevap süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Bu süre içinde dilekçeyi hazırlamanın çok zor veya imkânsız olduğu durumlarda mahkeme, yine aynı süre içinde başvuran davalıya bir kez ve en fazla iki haftalık ek süre verebilir. Taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi veremez.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 317Kaynağı aç
MADDE 317- (1) Dava açılması ve davaya cevap verilmesi dilekçe ile olur. (2) Cevap süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Ancak mahkeme durum ve koşullara göre cevap dilekçesinin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor yahut imkânsız olduğu durumlarda, yine bu süre zarfında mahkemeye başvuran davalıya, cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek bir süre verebilir. Ek cevap süresi talebi hakkında verilen karar taraflara derhâl bildirilir.[36] (3) Taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi veremezler. (4) Dava ve cevap dilekçeleri yönetmelikte belirlenecek formun doldurulması suretiyle de verilebilir. Delillerin ikamesi

Davanın ve cevabın dilekçeyle verilmesi

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 317. maddesinin birinci fıkrası, basit yargılama usulünde hem davanın açılmasını hem de davaya cevap verilmesini dilekçeye bağlar. Bu kural, sözlü bir bildirimle dava açılmasını veya cevabın dilekçesiz tamamlanmasını öngörmez. Dava ve cevap dilekçeleri, ayrıca yönetmelikte belirlenecek bir formun doldurulması yoluyla da verilebilir. Form, dilekçe yoluna eklenen bir seçenektir; maddede formun içeriği ayrıca sayılmaz.

İki haftalık cevap süresi

Cevap süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Sürenin başlangıcı, dilekçenin düzenlendiği veya mahkemeye verildiği tarihe değil, davalıya yapılan tebliğe bağlanmıştır. Madde, bu iki haftanın hangi hâllerde kendiliğinden uzayacağını ayrıca düzenlemez.

Ek sürenin birlikte aranan şartları

Mahkeme, durum ve koşullara göre cevap dilekçesinin iki hafta içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olduğunu görürse ek süre verebilir. Davalının bu süre içinde mahkemeye başvurması gerekir. Verilecek süre bir defaya özgüdür, iki haftayı geçemez ve cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlar. Ek süre kararı taraflara derhâl bildirilir. Bildirimin hangi yöntemle yapılacağı ve bildirimin ayrıca hangi sonuçları doğuracağı bu hükümde açıklanmaz.

Ek süre, iki haftalık sürenin genel bir uzatması değildir. Çok zorluk veya imkânsızlık, süre içinde başvuru, sürenin bir defayla ve iki haftayla sınırlı olması ile sürenin cevap süresinin bitiminden işlemesi birlikte aranır. Bu şartlardan birinin bulunması, maddenin diğer şartlarını ortadan kaldırmaz.

Cevaba cevap ve ikinci cevap yasağı

Kanun'un 317. maddesinin üçüncü fıkrasına göre taraflar cevaba cevap dilekçesi veremez ve ikinci cevap dilekçesi de veremez. Hüküm, bu yasağın hangi istisnalarla aşılabileceğini 317. madde içinde ayrıca saymaz.

Cevap dilekçesi ve savunmanın değiştirilmesi yasağı

Aynı Kanun'un 319. maddesinin birinci fıkrası, iddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağını davanın açılmasına bağlar. Savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı ise cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar. Bu, 317. maddedeki dilekçe ve süre kuralından ayrı bir hükümdür; cevap dilekçesinin mahkemeye verildiği an, savunma yönünden yasağın başlangıcıdır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 319Kaynağı aç
MADDE 319- (1) İddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı dava açılmasıyla; savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar. Ön inceleme ve tahkikat

Vesayet işinde tebligat ve temyiz sonucu

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2017/7944 esas ve 2018/439 karar sayılı kararının gerekçesinde, vesayet işinin çekişmesiz yargı işi olduğu ve niteliğine uygun düştüğü ölçüde basit yargılama usulünün uygulanacağı belirtilmiştir. Aynı gerekçede 317. madde, davalıya tebligat yapılmasını öngören hüküm olarak anılmıştır. Bu anlatım, vesayet istemine ilişkin temyiz gerekçesine özgüdür ve 317. maddenin bütün davalar bakımından yalnızca tebligattan ibaret olduğu sonucu doğurmaz.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2017/7944, K. 2018/439Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2017/7944 E.  ,  2018/439 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Vesayet Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Dava dilekçesinde, davacı … vekili, …'ın TMK'nun 408. maddesi gereği kısıtlanarak vasi tayini istemiş; Mahkemece, duruşma yapılmadan ve kısıtlı adayı dinlenmeden dosya üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 408. maddesi kapsamında vesayet altına alınma istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK.nun 33. maddesi uyarınca, olayları açıklamak taraflara, hukuki niteleme hakime aittir. Vesayete ilişkin hükümler kamu düzenine ilişkindir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 382/2b-19. maddesinde vesayet işlerinin çekişmesiz yargı işi olduğu, 385. maddesinde niteliğine uygun düştüğü ölçüde basit yargılama usulünün uygulanacağı, 317. maddesinde ise, davalıya tebligat yapılması gerektiği düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 320-1 maddesinde: “Mahkeme, mümkün olan hallerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir.” hükmü öngörülmüştür. Mahkemece, bu madde hükmü gözetilerek, dosya üzerinden karar verilmişse de, varılan sonucun maddenin yanlış yorumlanmasından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Öncelikle belirtmek gerekir ki; anılan maddeye göre, duruşma yapmadan karar verilebilmesi için, hukuken bunun mümkün olması gerekir. Başka bir anlatımla, ancak hukukun cevaz verdiği hallerde duruşma açmadan dosya üzerinden karar verilebilir. (Örneğin ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları gibi) veya kanunun duruşma açılmadan dosya üzerinden karar verilmesinde hakime takdir hakkı tanındığı hallerde dosya üzerinden karar verilebilir. (Örneğin İİK.nun 17-18. maddelerinde öngörülen şikayet başvurusu gibi) Kanunun açıkça duruşma açılarak yargılama yapılmasını emrettiği hallerde dosya üzerinden karar verilemez. Bilindiği üzere HMK.nun Hukuki Dinlenme Hakkı başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Hukuki dinlenme hakkının gereği olarak, taraflar duruşmaya çağrılmadan hüküm verilememesi, Anayasa'nın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur. Aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının da en önemli unsurudur. Gerçekten savunma hakkını güvence altına alan T.C. Anayasa’nın 36. maddesi ile 6100 sayılı HMK'nun 27. maddesinde açıkça belirtildiği üzere, mahkemece taraf, dinlenmek ve savunması alınmak üzere kanuni şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesi mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenlerle, mahkemece duruşma açılması gerekirken, dosya üzerinden inceleme yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Diğer yandan, Türk Medeni Kanunu'nun 408. maddesinde, yaşlılığı, sakatlığı, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat eden her erginin kısıtlanmasını isteyebileceği hükme bağlanmıştır. Dosya kapsamından kısıtlı adayı …'ın yargılama sırasında dinlenilmediği, kısıtlanmak isteyip istemediğinin sorulmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece kısıtlı adayının dinlenerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, kısıtlı adayının beyanı alınmadan karar verilmesi de hatalı olmuş, kararının bu sebeple de bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Davacının temyiz itirazlarının kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 16.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Aynı kararda davacının temyiz itirazları kabul edilmiş ve usul ile yasaya uygun bulunmayan hüküm bozulmuştur.

Sık sorulan sorular

Basit yargılamada dava nasıl açılır?

Dava dilekçe ile açılır. Davaya verilecek cevap da dilekçe ile olur. Dava ve cevap dilekçesi, yönetmelikte belirlenecek form doldurularak da verilebilir.

Cevap süresi ne zaman başlar?

Cevap süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren başlar ve iki haftadır.

Ek cevap süresi nasıl verilir?

Dilekçenin iki haftada hazırlanması çok zor veya imkânsızsa, davalı bu süre içinde başvurabilir. Mahkeme bir defaya özgü ve iki haftayı geçmeyen ek süre verebilir. Süre, cevap süresinin bitiminden itibaren işler ve karar taraflara derhâl bildirilir.

Cevaba cevap dilekçesi verilebilir mi?

Hayır. Basit yargılama usulünde taraflar cevaba cevap dilekçesi veremez ve ikinci cevap dilekçesi de veremez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu