HMK Madde 121 Belgelerin Birlikte Verilmesi

by Avukat Erdal Ersoy
HMK Madde 121 Belgelerin Birlikte Verilmesi

Dava Dilekçesine Belgelerin Eklenmesi Yükümlülüğü

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 121/1 uyarınca, dava dilekçesinde gösterilen ve davacının elinde bulunan belgelerin asıllarıyla birlikte, harç ve vergiye tabi olmaksızın davalı sayısından bir fazla düzenlenmiş örneklerinin veya sadece örneklerinin dilekçeye eklenerek mahkemeye verilmesi zorunludur. Mülga 1086 sayılı Kanun'un 180 inci maddesindeki düzenlemeye karşılık gelen bu hüküm ile davacının elinde bulunan belgelerin dava dilekçesi ekinde verilmesi esası düzenlenmiştir. Ayrıca 6100 sayılı Kanun m. 119/1-(f) gereğince, iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğinin de dava dilekçesinde gösterilmesi zorunludur.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 121Kaynağı aç
MADDE 121- (1) Dava dilekçesinde gösterilen ve davacının elinde bulunan belgelerin asıllarıyla birlikte harç ve vergiye tabi olmaksızın davalı sayısından bir fazla düzenlenmiş örneklerinin veya sadece örneklerinin dilekçeye eklenerek, mahkemeye verilmesi ve başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayıcı açıklamanın dilekçede yer alması zorunludur. Dava dilekçesinin tebliği
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 119Kaynağı aç
MADDE 119- (1) Dava dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur: a) Mahkemenin adı. b) Davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri. c) Davacının Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası. ç) Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin ve davacı vekilinin adı, soyadı ve adresleri. d) Davanın konusu ve malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, dava konusunun değeri. e) Davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri. f) İddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği. g) Dayanılan hukuki sebepler. ğ) Açık bir şekilde talep sonucu. h) Davacının, varsa kanuni temsilcisinin veya vekilinin imzası. (2) Birinci fıkranın (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan hususların eksik olması hâlinde, hâkim davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde dava açılmamış sayılır. Harç ve gider avansının ödenmesi[10][11]
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2014/11968, K. 2015/8785Kaynağı aç
6. Hukuk Dairesi         2014/11968 E.  ,  2015/8785 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Küçükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 26/05/2014 NUMARASI : 2013/286-2014/545 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava,kira alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, dava dilekçesinin usul yönünden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı müvekkilinin kiralanan taşınmazın yeni maliki olduğunu ve davalının alacağın tahsiline yönelik başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptalini talep etmiştir. Mahkemece, 6100 sayılı HMK 121. maddesi uyarınca dava dilekçesinde delil olarak bildirilen delilerin ibraz edilmediği, verilen kesin süreye de uyulmadığından davanın reddine karar verilmiştir. Davacı dava dilekçesinin deliller kısmında; ihtarname, eski malik ile akdedilen kira sözleşmesi, Küçükçekmece 3.İcra Müdürlüğü'nün 2013/1302 Esas sayılı icra takibi, Küçükçekmece 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2012/991 Esas sayılı dava dosyası ile her türlü delile dayandıklarını belirtmiştir. Mahkemece, 11.03.2014 tarihinde ''davacı vekiline takibe konu imzalı kira kontratını sunması için 2 haftalık kesin süre verilmesi aksi halde davanın HMK'nun 121 ve 119. maddesi gereğince reddolunacağının ihtar edilmesine'' şeklinde karar verilmiş, 26.5.2014 tarihinde kesin sürenin gereklerinin yerine getirilmediği, davaya dayanak kira sözleşmesinin ibraz edilmediğinden HMK 121.maddesi gereğince davanın reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK 119. maddesinde “dava dilekçesinde bulunması gereken hususlar belirtilmiş olup aynı maddenin 1. bendinin (f) fıkrasında; “davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıların sıra numarası altında açık özetlerinin belirtilmesi” gerektiği vurgulanmıştır. Aynı maddenin 2. bendinde ise buna uyulmamasının yaptırımı belirtilmiş olup mahkemece verilecek kesin sürede eksikliğin tamamlanmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği belirtilmiştir. HMK 121. maddesinde ise ''dava dilekçesinde delil olarak gösterilen ve davacının elinde bulunan belgelerin asılları ile birlikte harç ve vergiye tabii olmaksızın davalı sayısından bir fazla düzenlenmiş örneklerinin veya sadece örneklerinin dilekçeye eklenerek mahkemeye verilmesi veya başka yerden getirtilecek belge ve dosyalar için ise bunların bulunabilmesini sağlayıcı bilgi ve açıklamaların dava dilekçesinde yer alması zorunludur''hükmü yer almaktadır. Davanın dayanağı Küçükçekmece 3. İcra Müdürlüğü'nün 2013/1302 Esas sayılı icra dosyasıdır. Mahkemece yapılacak iş, davanın dayanağı takip dosyasının getirilip dava dilekçesinde gösterilen deliller toplanarak duruşma açılmak suretiyle işin esasına yönelik bir karar vermek iken yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir. Hüküm, bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 21.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Başka Yerlerden Getirtilecek Belgeler ve İcra Dosyaları

Başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayıcı açıklamanın dava dilekçesinde yer alması 6100 sayılı Kanun m. 121/1 gereğince zorunludur. Dava dilekçesinde davanın dayanağı olan icra takip dosyası ve sair deliller bildirilmişse, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2014/11968 Esas ve 2015/8785 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, dayanak takip dosyası getirtilip dava dilekçesinde gösterilen deliller toplanarak duruşma açılmalı ve işin esasına yönelik bir karar verilmelidir; deliller ibraz edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilemez.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 67/1 uyarınca, takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Kanunun 67 nci maddesi hükmü uyarınca, itirazın iptali için öngörülen bu bir yıllık süreyi geçiren alacaklının genel hükümler dairesinde alacağını dava etme hakkı saklıdır.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 67Kaynağı aç
Madde 67 – (Değişik: 18/2/1965-538/37 md.) (Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/15 md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik: 9/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.[27] İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga dördüncü fıkra: 17/7/2003-4949/103 md.) Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra: 2/7/2012-6352/11 md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır. b) İtirazın kesin olarak kaldırılması:[28]

Senet Fotokopileri, Belge Asılları ve İnkar Durumu

Usul hukuku anlamında bir senedin fotokopisi senet niteliğinde değildir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 121 ile davacıya tanınan, dava açarken delil olarak dayandığı senedin örneğini sunabilme hakkı, senedin aslının davacının elinde olmasına bağlıdır. Delil hükmü bulunmayan bir fotokopide yer alan imza ve yazıların sahte olduğunun iddia edilmesine ve üzerinde sahtelik incelemesi yaptırılmasına gerek yoktur. Belgenin sadece örneğinin mahkemeye verildiği durumlarda mahkeme kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine belgenin aslının verilmesini isteyebilir. 6100 sayılı Kanun m. 216/2 uyarınca belgenin aslını elinde bulunduran taraf, üçüncü kişi veya resmî makamlar, istenmesi hâlinde bunu mahkemeye vermek zorundadır. Aynı Kanun'un 219 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca ise taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmekle yükümlüdür.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2020/5185, K. 2021/3943Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2020/5185 E.  ,  2021/3943 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı, davalının görev sırasında mayın patlaması sonucunda malul kalması nedeniyle açılacak maddi manevi tazminat davasında kendisini temsil etmesi için vekalet verdiğini, sigorta şirketine ve … Bakanlığı'na başvurduğunu ardından … 1.İdare Mahkemesi 2008/2682 esas sayılı dosyası ile 200.000 TL maddi 100.000 TL manevi tazminat davası açtığını bu davanın yetkisizlik ile … İdare Mahkemesi'ne gönderildiğini ve burada yargılamaya devam olunduğunu, davalının gerekçe göstermeden 26.03.2015 tarihinde kendisini azlettiğini, azlin haksız olması nedeniyle aralarındaki 10.10.2008 tarihli avukatlık ücret sözleşmesi nedeniyle alacağın %30'u oranında akdi vekalet ücreti ve karşı yan vekalet ücreti alacağının muaccel hale geldiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarını saklı kalmak kaydıyla İdare mahkemesince 225.000 TL maddi tazminat nedeniyle 36.250 TL, 30.000 TL manevi tazminat nedeniyle 7.500 TL aynı kararda davalı lehine hükmedilen 20.800 TL karşı yan vekalet ücreti olmak üzere toplam 84.550 TL'nin azil tarihi olan 26.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, aralarında ücret sözleşmesi olmadığını, mesleğinin gerektirdiği şekilde özenli davranmadığını, gelişmeleri bildirmediğini, süreci uzattığını, davaları kendisinin takip ettiğini, fahiş ücret talep edildiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir. Mahkemece, görevsizlik kararı uyarınca davanın kabulüne 84.550 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Dava, haksız azil nedeniyle vekalet sözleşmesinden kaynaklanan ücret alacağının tahsiline ilişkindir. Davacı avukat, hukuki hizmetin karşılığı olarak aralarında yazılı bir avukatlık ücret sözleşmesinin bulunduğunu bildirmiş ve 10.10.2018 tarihli fotokopi sözleşme örneğini sunmuş davalı ise aralarında yazılı bir sözleşmenin bulunmadığını, imzanın kendisine ait olmadığını savunmuştur. Mahkemece, davalının azlinin haksız olduğu sözleşmedeki imzanın da davalının eli ürünü olduğu kabul edilerek sözleşme ve Avukatlık Kanunundaki sınırlandırmalar gözetilerek belirlenen miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş ise de, imza incelemesinin avukatlık ücret sözleşmesinin fotokopisi üzerinden yapıldığı anlaşılmakla hükme esas alınmasının hukuka uygun olduğundan bahsedilemez. Her şeyden önce bir senedin fotokopisi, usul hukuku anlamında "senet" değildir. HMK m.121 ile davacıya tanınan, dava açarken delil olarak dayandığı senedin örneğini sunabilme hakkı, senedin asılının davacının elinde olmasına bağlıdır. Zira örneği sunulan senedin mahkemece kendiliğinden ya da taraflardan birinin talebi üzerine incelenmesine gerek görülmesi halinde aslının mahkemeye ibraz edilmesi zorunludur (HMK m.216). Bu husus HMK'nın 219.maddesinde "taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar…" denilerek ayrıca belirtilmiştir. Belgedeki yazıyı ya da imzayı inkar etme, diğer bir değişle sahtelik iddiası (HMK m.208), esasında iddia edenin aleyhine delil hükmü bulunan bir belgenin hükümden düşürülmesi amacıyla yapılır. Bu nedenle, zaten delil hükmü bulunmayan bir fotokopide yer alan imza ve yazıların sahte olduğunun iddia edilmesine de üzerinde sahtelik incelemesi yaptırılmasına da gerek yoktur. İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Somut olayda davalı sözleşmeyi inkar ettiğine göre sözleşmenin varlığının ispatı bundan lehine sonuç çıkartan tarafa yani davacıya aittir. Mahkemece davacı tarafa sözleşmenin aslını sunması için kesin süre verilmeli bu süre içinde sözleşme aslı sunulamaz ise davacının iddiasını ispatlayamadığı yani yazılı sözleşmenin bulunmadığı kabul edilmeli; sunulur ise belge aslı üzerinde imza incelemesi yapılması için konusunda uzman bir bilirkişi tayin edilmelidir. Davacı, sözleşmenin aslını sunamaz yahut sunduğu halde imza incelemesinde imzanın davalıya ait olmadığı tespit edilirse davacının hak kazandığı akdi vekalet ücreti Avukatlık Kanunun 164/4.maddesinde yer alan oranlara göre belirlenmelidir. Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesinin dördüncü fıkrasında “Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde, değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarının incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilamın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir. Değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde ise avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır.” düzenlemesi getirilmiştir. İmzanın davalıya ait olması halinde ise anılan yasanın 4467 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten sonraki 164/2. Maddesindeki , “Yüzde yirmibeşi aşmamak üzere, dava veya hükmolunacak şeyin değeri yahut paranın belli bir yüzdesi avukatlık ücreti olarak kararlaştırılabilir.” Hükmü gözetilerek , taraflar arasındaki sözleşmede “dava miktarının %30’u” oranında avukatlık ücreti belirlenmesine ilişkin kararlaştırma, Yasada belirlenen %25 oranını aştığı için geçersiz olduğu kabul edilmelidir. Ne var ki aynı Yasanın 163/2. maddesinde ise “Avukatlık ücret tavanını aşan sözleşmeler, bu Kanunda belirtilen tavan miktarında geçerlidir….Avukatlık sözleşmesinin bir hükmünün geçersizliği, bu sözleşmenin tümünü geçersiz kılmaz.” Hükmü mevcut olduğundan, Yasada öngörülen %25 oranını aşan sözleşmenin, tavan miktarı olan %25 oranında geçerli olduğunun kabulü ile vekalet ücretinin de bu orana göre belirlenmesi gerekir. Şu halde mahkemece davacıya avukatlık ücret sözleşmesinin aslını sunması için kesin süre verilmesi davacının belge aslını sunup sunamamasına ve sunulması halinde imzanın davalıya ait olup olmamasına göre yukarıda açıklandığı şekilde hesaplama yapılarak bir karar verilmesi gerekirken belirtilen usul kurallarının göz ardı edilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz sebeplerinin reddine, 2.bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nın 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12/04/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 216Kaynağı aç
MADDE 216- (1) Belgenin sadece örneğinin mahkemeye verildiği durumlarda, mahkeme kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine belgenin aslının verilmesini de isteyebilir. (2) Belgenin aslını elinde bulunduran taraf, üçüncü kişi veya resmî makamlar, istenmesi hâlinde bunu mahkemeye vermek zorundadır. (3) Mahkeme, belge aslının verilmesi durumunda, belgenin saklanması için gerekli tedbirleri alır veya istendiğinde tekrar verilmek üzere belgeyi ibraz edene geri verebilir. (4) Taraflardan biri elindeki belgenin aslını mahkemeye verirse, bu belgenin geri verilmesini talep edebilir. Bu takdirde hâkim, belgenin aslının verilip verilmeyeceğine karar verir. Geri verilmesine karar verildiğinde, aslına uygun olduğu mahkeme mührü ve yazı işleri müdürünün imzasıyla onanmış örneği dosyaya konur. Belge aslının ibrazı usulü
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 219Kaynağı aç
MADDE 219- (1) Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir. (2) Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir. Tarafın belgeyi ibraz etmemesi

Davalı sözleşmeyi inkâr ettiğinde sözleşmenin varlığının ispatı bundan kendi lehine sonuç çıkaran davacıya aittir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2020/5185 Esas ve 2021/3943 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, mahkemece davacı tarafa sözleşmenin aslını sunması için kesin süre verilmeli; bu süre içinde sözleşme aslı sunulamazsa yazılı sözleşmenin bulunmadığı kabul edilmeli, sunulursa belge aslı üzerinde imza incelemesi yapılması için konusunda uzman bir bilirkişi tayin edilmelidir. 6100 sayılı Kanun m. 205/1 uyarınca mahkeme huzurunda ikrar olunan veya mahkemece inkâr edenden sadır olduğu kabul edilen adi senetler, aksi ispat edilmedikçe kesin delil sayılır. Kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen bir belgedeki yazı veya imzayı inkâr etmek isteyen taraf 6100 sayılı Kanun m. 208/1 uyarınca sahtelik iddiasında bulunmalıdır; aksi hâlde belge aleyhine delil olarak kullanılır. İşlemin temsilci aracılığıyla yapıldığı hâllerde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 40/1 çerçevesinde yetkili bir temsilci tarafından başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçları doğrudan doğruya temsil olunanı bağlar. Yabancı dilde yazılmış belgeye dayanan taraf ise 6100 sayılı Kanun m. 223 gereğince belgenin tercümesini mahkemeye sunmak zorunda olup, mahkeme kendiliğinden veya diğer tarafın talebi üzerine belgenin resmî tercümesini de isteyebilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 205Kaynağı aç
MADDE 205- (1) Mahkeme huzurunda ikrar olunan veya mahkemece inkâr edenden sadır olduğu kabul edilen adi senetler, aksi ispat edilmedikçe kesin delil sayılırlar. (2) Usulüne göre güvenli elektronik imza ile oluşturulan elektronik veriler, senet hükmündedir. (3) Hâkim, mahkemeye delil olarak sunulan elektronik imzalı belgenin, güvenli elektronik imza ile oluşturulmuş olup olmadığını resen inceler. İmza atamayanların durumu[21]
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 208Kaynağı aç
MADDE 208- (1) Taraflardan biri, kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen bir belgedeki yazı veya imzayı inkâr etmek isterse, sahtelik iddiasında bulunmalıdır; aksi hâlde belge, aleyhine delil olarak kullanılır. (2) Bir belgenin sahteliği iddia edildiğinde, belgenin mahkemeye verildiği tarih yazılıp mühürlenerek, saklanması için mahkemece gerekli tedbirler alınır. (3) Bir belgenin sahteliğini iddia eden kimse, bunu aynı mahkemede ön sorun şeklinde ileri sürebileceği gibi, bu konuda ayrı bir dava da açabilir. (4) Resmî bir senetteki yazı veya imzayı inkâr eden tarafın bu iddiası, ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabilir. Asıl davaya bakan hâkim, gerekirse bu konuda imza veya yazıyı inkâr eden tarafa, dava açması için iki haftalık kesin bir süre verir. Yazı veya imza inkârının sonucu
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 40Kaynağı aç
MADDE 40- Yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçları, doğrudan doğruya temsil olunanı bağlar. Temsilci, hukuki işlemi yaparken bu sıfatını bildirmezse, hukuki işlemin sonuçları kendisine ait olur. Ancak, karşı taraf bir temsil ilişkisinin varlığını durumdan çıkarıyor veya çıkarması gerekiyor ya da hukuki işlemi temsilci veya temsil olunandan biri ile yapması farksız ise, hukuki işlemin sonuçları doğrudan doğruya temsil olunana ait olur. Diğer durumlarda alacağın devri veya borcun üstlenilmesine ilişkin hükümler uygulanır. b. Temsil yetkisinin içeriği ve derecesi
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 223Kaynağı aç
MADDE 223- (1) Yabancı dilde yazılmış belgeye dayanan taraf, tercümesini de mahkemeye sunmak zorundadır. (2) Mahkeme kendiliğinden veya diğer tarafın talebi üzerine, belgenin resmî tercümesini de isteyebilir. Yabancı resmî belgelerin yetkili makamlar tarafından onaylanması zorunluluğu

Delil Gösterme Yükümlülüğü ve Ön İnceleme Aşaması

Dava dilekçesinde herhangi bir delile dayanılmamış olması veya nüfus kaydından başka herhangi bir delile dayanılmaması durumunda, sonradan delil listesi verilmesi ya da dayanılmayan delilin bildirilmesi için ön inceleme aşamasında süre tanınması sonuç doğurmaz; süresinde bildirilmeyen tanık beyanları ve deliller dikkate alınamaz. Buna karşılık taraflar dava ve cevap dilekçelerinde tanık deliline dayanmışlarsa, mahkemece usulüne uygun şekilde tanıklarını bildirmeleri için süre verilmeli ve bildirdikleri takdirde tanıkları dinlenmelidir.

Dilekçelerde eksik olan delillerin ve bu konudaki bilgilerin sunulması veya celbi için gerekli açıklamaların yapılması amacıyla ön incelemede kesin süre verilebilir. 6100 sayılı Kanun m. 140/5 uyarınca, 139 uncu madde uyarınca yapılan ihtara rağmen dilekçelerinde gösterdikleri belgeleri sunmayan veya belgelerin getirtilmesi için gerekli açıklamayı yapmayan tarafın bu delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilir. Ön inceleme duruşmasında vekilin mazereti kabul edilip duruşmanın başka bir güne bırakılmasına karar verildiğinde, 6100 sayılı Kanun m. 140/4 gereğince ön inceleme tamamlanmamış sayılır; bu durumda yasanın ön inceleme duruşmasında yapılmasını öngördüğü işlemler mahkemece yeniden belirlenen duruşma gününde tamamlanmalıdır. Tarafların hazır olmadığı ve mazeretin kabul edildiği oturumda tahkikat aşamasına geçilerek delil bildirme süresi verilmesi usule uygun değildir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 140Kaynağı aç
MADDE 140- (1) Hâkim, ön inceleme duruşmasında, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında karar verebilmek için gerekli görürse tarafları dinler; daha sonra, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder. (2) Uyuşmazlık konularının tespitinden sonra hâkim, tarafları sulh ve arabuluculuğun esasları, süreci ve hukuki sonuçları hakkında aydınlatarak sulhe veya arabuluculuğa teşvik eder; bu konuda sonuç alınacağı kanaatine varırsa, bir defaya mahsus olmak üzere yeni bir duruşma günü tayin eder.[16] (3) Ön inceleme duruşmasının sonunda, tarafların sulh veya arabuluculuk faaliyetinden bir sonuç alıp almadıkları, sonuç alamadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanakla tespit edilir. Bu tutanağın altı, duruşmada hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür. (4) Ön inceleme tek duruşmada tamamlanır. Zorunlu olan hâllerde bir defaya mahsus olmak üzere yeni bir duruşma günü tayin edilir. (5) (Değişik:22/7/2020-7251/14 md.) 139 uncu madde uyarınca yapılan ihtara rağmen dilekçelerinde gösterdikleri belgeleri sunmayan veya belgelerin getirtilmesi için gerekli açıklamayı yapmayan tarafın bu delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilir. İddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi
Dava dilekçesine eklenen belgeler harç veya vergiye tabi midir?

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 121/1 uyarınca dava dilekçesinde gösterilen ve davacının elinde bulunan belgelerin asıllarıyla birlikte davalı sayısından bir fazla düzenlenmiş örnekleri veya sadece örnekleri harç ve vergiye tabi olmaksızın mahkemeye verilir.

Senedin sadece fotokopisi mahkemede delil olarak yeterli midir?

Bir senedin fotokopisi usul hukuku anlamında senet niteliğinde değildir; Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 121 uyarınca örneğin sunulabilmesi senedin aslının davacının elinde bulunmasına bağlıdır ve delil hükmü bulunmayan fotokopi üzerinde sahtelik incelemesi yapılmasına gerek yoktur.

Dilekçede gösterilen belgeler verilen sürede sunulmazsa ne olur?

Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 140/5 uyarınca, 139 uncu madde uyarınca yapılan ihtara rağmen dilekçelerinde gösterdikleri belgeleri sunmayan veya belgelerin getirtilmesi için gerekli açıklamayı yapmayan tarafın bu delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu