Karşı dava, davalının aynı yargılama içinde davacıya karşı bağımsız bir talepte bulunmasını sağlayan usul hukuku kurumudur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 132. maddesi, karşı davanın açılabilmesi için iki şartın birlikte gerçekleşmesini aramaktadır: asıl davanın açılmış ve hâlen görülmekte olması ile karşı davadaki talep ile asıl davadaki talep arasında takas ya da mahsup ilişkisinin bulunması yahut davalar arasında bağlantının mevcut olması.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 132Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/496, K. 2021/208Kaynağı aç
İki Temel Şart: Derdestlik ve Takas-Mahsup ya da Bağlantı
HMK m. 132/1 uyarınca karşı dava açılabilmesinin ilk şartı, asıl davanın açılmış ve hâlen görülmekte olmasıdır. İkinci şart ise davalar arasındaki maddi bağla ilgilidir: ya iki taraf arasında takas ya da mahsup ilişkisine konu edilebilecek bir durumun bulunması, ya da davalar arasında bağlantı mevcut olması gerekir.
Bağlantı kavramı, HMK m. 166/4 çerçevesinde, davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması hâlinde var sayılmaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/5392, K. 2024/5367 sayılı kararında da aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğan ve birbirine etkili olan davalar arasında bu anlamda bağlantının bulunduğunu kabul etmiştir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 166Kaynağı aç
Hukuki Yarar Şartı ve Savunma Yoluyla İleri Sürme
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/496, K. 2021/208 sayılı kararında, takas ya da mahsup ilişkisi bulunması ya da davalar arasında bağlantı bulunması hâllerinin her ikisinde de karşı dava açılmasında genel dava şartı olan hukuki yararın aranacağını benimsemiştir.
Hukuki yarar değerlendirmesinin somut bir yansıması olarak aynı HGK kararında, davalının alacağı davacının alacağından daha düşük kaldığında karşı dava yoluna başvurulmasında hukuki yarar bulunmadığı kabul edilmiştir; bu durumda davalının talebini asıl davada savunma olarak ileri sürmesi gerektiği belirtilmiştir. Savunma olarak ileri sürülebilecek hususların ayrı dava konusu yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.
Karşı Davanın Açılma Zamanı ve Usulü
Karşı dava, HMK m. 133/1 uyarınca cevap dilekçesiyle birlikte ya da esasa cevap süresi içinde ayrı bir dilekçe verilmek suretiyle açılır. Cevap süresi uzamışsa karşı dava uzatılan süre içinde açılabilir. Bu sürenin geçirilmesi hâlinde HMK m. 133/2 gereği mahkeme davaların ayrılmasına karar verir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/14637, K. 2015/12009 sayılı kararında, süresinden sonra açılan karşı davanın reddedilmesini bozma sebebi saymış ve ayrılarak yeni esasa kaydedilmesi gerektiğini ortaya koymuştur.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 133Kaynağı aç
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/14637, K. 2015/12009Kaynağı aç
Şartlar Gerçekleşmeden Açılan Karşı Dava: Ayrılma Kararı
HMK m. 132/2'ye göre, karşı dava açılabilmesinin şartları gerçekleşmeden karşı dava açılması hâlinde mahkeme, talep üzerine ya da resen, karşı davanın asıl davadan ayrılmasına ve gerekiyorsa dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine karar verir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/5392, K. 2024/5367 sayılı kararında, şartlar gerçekleşmese bile dava şartı yokluğundan ret yerine ayrılmasına karar verilmesi gerektiğini, davaların ayrılarak doğrudan reddedilmesinin usul ekonomisi ilkesine aykırı olduğunu belirtmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/5392, K. 2024/5367Kaynağı aç
Karşı Davaya Karşı Dava Açılamaz
HMK m. 132/3, karşı davaya karşı dava açılamayacağını kesin biçimde düzenlemektedir. Bu yasağın pratik bir yansıması şudur: asıl davadan ayrılarak yeni esasa kaydedilen eski bir karşı dava, bu aşamadan itibaren karşı dava niteliğini kaybeder. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/14637, K. 2015/12009 sayılı kararında, bu şekilde asıl davaya dönüşen bir davaya karşı yeni bir karşı dava açılmasına yasal engel bulunmadığını kabul etmiştir.
Asıl Davanın Sona Ermesinin Karşı Davaya Etkisi
HMK m. 134, asıl davanın herhangi bir sebeple sona ermesinin karşı davanın görülüp karara bağlanmasına engel oluşturmayacağını açıkça hükme bağlamaktadır. Bu düzenleme karşı davanın bağımsız dava niteliğini güvence altına almaktadır. HMK m. 118/1 uyarınca dava, dava dilekçesinin kaydedildiği tarihte açılmış sayılır; asıl davanın usulden reddedilmesi, usulüne uygun açılmış bir davanın bulunmadığı anlamına gelmez.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 134Kaynağı aç
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/6678, K. 2024/6433Kaynağı aç
Karşı Davanın Kimlere Karşı Açılabileceği
HMK m. 132, karşı davanın kimlere karşı açılabileceğine dair kısıtlayıcı bir düzenleme içermemektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/5392, K. 2024/5367 sayılı kararında bu noktayı açıkça vurgulamış; dava şartı yokluğundan ret kararı verilmesi yerine ayrılma kararı verilmesi gerektiğini, aksi yönde kurulan hükmün usul ekonomisi ilkesine aykırı olduğunu belirtmiştir. Bu kararın, karşı davanın yalnızca asıl davacıya yöneltilebileceği yönündeki geleneksel anlayışla nasıl bağdaştığı henüz HGK düzeyinde kesinlik kazanmamıştır.
Takas ve Mahsup: Karşı Dava ile Defi Arasındaki Ayrım
Takas talebi, karşı dava yoluyla ileri sürülebildiği gibi defi yoluyla da ileri sürülebilir. Takas bir defi niteliği taşıdığından, davada ileri sürülmedikçe hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınamaz. Mahsup ise alacaktan indirim yapılması anlamına gelir ve takasın maddi hukuk rejimiyle birebir örtüşmez. Cevap dilekçesinde takas ileri sürülmemişse, hâkim dosyadan davalının mukabil alacağının varlığını anlasa dahi takas gerekçesiyle hüküm kuramaz; zira kullanılmayan takas hakkı itiraz hakkı doğurmamaktadır. Mahsup itirazı bakımından ise Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/496, K. 2021/208 sayılı kararında, hâkimin dava dosyasına yansıyan belgelerden mahsup itirazının varlığını anladığı takdirde bunu resen dikkate alması gerektiğini benimsemiştir. Öte yandan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2016/14540, K. 2020/3246 sayılı kararında takas ve mahsubu birlikte defi olarak nitelendirmiş ve ileri sürülmedikçe kendiliğinden dikkate alınamayacağını belirtmiştir. Bu iki karar arasındaki yaklaşım farkı, mahsupla takasın usul hukuku rejimlerinin ne ölçüde ayrıştığı sorusunu açık bırakmaktadır.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2016/14540, K. 2020/3246Kaynağı aç
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2018/604, K. 2018/8654Kaynağı aç
Takas beyanının maddi hukuk koşulları 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 139. maddesinde düzenlenmektedir. Bu hükme göre, iki kişi karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş edimleri birbirine borçlu olduklarında her iki borç muaccel ise takas ileri sürülebilir; alacaklardan birinin çekişmeli olması bu hakkı ortadan kaldırmaz. Zamanaşımına uğramış bir alacak ise ancak takas edilebileceği anda henüz zamanaşımına uğramamış olması koşuluyla takasa konu edilebilir. TBK m. 143/1 uyarınca takasın gerçekleşmesi için borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirmesi yeterli olup mutlaka ayrı bir dava ya da karşı dava açılması gerekmez.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 139Kaynağı aç
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/16114, K. 2017/4393Kaynağı aç
Takas-mahsup definin esasa cevap süresi geçtikten sonra bildirilmesi, savunmanın genişletilmesi niteliği taşır. HMK m. 141/1, 22/7/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanun'la değiştirilmiş olup dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia veya savunma genişletilemez ya da değiştirilemez. Öte yandan HMK m. 141/2, iddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümlerini saklı tutmaktadır. Savunmanın bir dilekçeyle genişletildiği hâllerde, karşı taraf en geç dilekçenin tebliğini izleyen oturumda itiraz etmezse zımnen muvafakat etmiş sayılır.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 141Kaynağı aç
İş ilişkilerinde takas definin kapsamına ilişkin özel bir sınırlama TBK m. 144'te yer almaktadır: işçi ücretleri, işçinin rızası bulunmadan takas edilemez. Ancak bu sınırlama yalnızca ücret alacağına özgüdür; kıdem ve ihbar tazminatı alacağına karşı ileri sürülen takas defi bu yasağın kapsamına girmemektedir.
Karşı Davada Görevli Mahkeme
HMK m. 132/2, karşı davanın asıl davadan ayrılması gerektiğinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilebileceğini düzenlemektedir. Bu hükümden hareketle, karşı davada bağlantı nedeniyle asıl davaya bakan mahkemenin görevli olduğu kabul edilmektedir. Şartları sağlamayan karşı davanın ayrılması hâlinde ise dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi yoluna gidilebilecektir.
Sık Sorulan Sorular
Karşı dava açmak için hangi şartlar aranır?
HMK m. 132/1 uyarınca iki şart birlikte aranır: asıl davanın açılmış ve hâlen görülmekte olması ile karşı davadaki talep ile asıl davadaki talep arasında takas ya da mahsup ilişkisi bulunması ya da davalar arasında bağlantının mevcut olması. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/496, K. 2021/208 sayılı kararında, bu iki şarta ek olarak genel dava şartı olan hukuki yararın da aranacağını benimsemiştir.
Karşı dava ne zamana kadar açılabilir?
Karşı dava, HMK m. 133/1 gereği cevap dilekçesiyle birlikte ya da esasa cevap süresi içinde ayrı bir dilekçeyle açılabilir. Cevap süresi uzatılmışsa karşı dava uzatılan süre içinde de açılabilir. Bu süre geçirildikten sonra açılması hâlinde mahkeme davayı reddetmez; HMK m. 133/2 uyarınca ayrılmasına karar verir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/14637, K. 2015/12009 sayılı kararında, süresinden sonra açılan karşı davanın reddedilmesini bozma sebebi saymış ve ayrılarak yeni esasa kaydedilmesi gerektiğini ortaya koymuştur.
Karşı davaya karşı tekrar dava açılabilir mi?
HMK m. 132/3 gereği karşı davaya karşı dava açılamaz. Ancak asıl davadan ayrılarak yeni esasa kaydedilen eski bir karşı dava bu aşamadan itibaren karşı dava niteliğini kaybeder ve müstakil bir davaya dönüşür; Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/14637, K. 2015/12009 sayılı kararında bu tür bir davaya karşı yeni bir karşı dava açılmasının önünde yasal bir engel bulunmadığını kabul etmiştir.
Asıl dava düşerse karşı dava da düşer mi?
Hayır. HMK m. 134, asıl davanın herhangi bir sebeple sona ermesinin karşı davanın görülüp karara bağlanmasına engel oluşturmayacağını açıkça düzenlemektedir. Karşı dava bağımsız bir dava niteliği taşıdığından yargılaması sürdürülür.
Karşı dava şartları sağlanmıyorsa mahkeme ne yapar?
HMK m. 132/2 uyarınca mahkeme, talep üzerine ya da resen, karşı davanın asıl davadan ayrılmasına ve gerekiyorsa dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine karar verir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/5392, K. 2024/5367 sayılı kararında şartlar gerçekleşmese bile doğrudan dava şartı yokluğundan ret yerine ayrılmasına karar verilmesi gerektiğini, aksi tutumun usul ekonomisi ilkesine aykırı olduğunu belirtmiştir.
Takas talebini karşı dava yerine defi olarak ileri sürmek mümkün müdür?
Evet, takas talebi karşı dava yoluyla açılabileceği gibi defi yoluyla da ileri sürülebilir. Takas bir defi niteliği taşıdığından davada ileri sürülmesi gerekir. Takas-mahsup definin esasa cevap süresi geçtikten sonra bildirilmesi savunmanın genişletilmesi niteliği taşır; bu hâlde mahkemece dikkate alınabilmesi için karşı tarafın açık ya da zımni muvafakati aranır. HMK m. 141/2 kapsamında ıslah yoluna başvurulması da mümkündür.
Mahsup itirazı cevap dilekçesinde belirtilmezse hâkim resen dikkate alabilir mi?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/496, K. 2021/208 sayılı kararında, mahsup itirazının taraflarca açıkça ileri sürülmemesi hâlinde dahi hâkimin, dava dosyasına yansıyan belgelerden bu itirazın varlığını anladığı takdirde bunu resen dikkate alması gerektiğini kabul etmiştir. Öte yandan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2016/14540, K. 2020/3246 sayılı kararında takas ve mahsup birlikte defi olarak nitelendirilmiş ve ileri sürülmedikçe kendiliğinden dikkate alınamayacağı belirtilmiştir. Bu iki kararın mahsuba ilişkin yaklaşımı birbiriyle tam örtüşmemektedir; cevap dilekçesinde hiç ileri sürülmemiş takas bakımından ise hâkimin dosyadan mukabil alacağın varlığını anlasa dahi takas gerekçesiyle hüküm kuramayacağı, kullanılmayan takas hakkının itiraz hakkı doğurmadığı esasına dayanmaktadır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

