HMK Madde 412: Tahkim Sözleşmesinin Tanımı ve Şekil Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
HMK Madde 412: Tahkim Sözleşmesinin Tanımı ve Şekil Şartları

Tahkim sözleşmesi, tarafların sözleşme veya sözleşme dışı bir hukuki ilişkiden doğmuş ya da doğabilecek uyuşmazlıkların tamamını veya bir kısmını hakem ya da hakem kuruluna götürme konusunda vardıkları anlaşmadır (HMK m. 412/1). HMK'nın tahkime ilişkin hükümleri (m. 407–444), yabancılık unsuru içermeyen ve tahkim yeri Türkiye olarak belirlenen uyuşmazlıklara uygulanır; yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar bu kısmın kapsamı dışında kalır (HMK m. 407).

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 407Kaynağı aç
MADDE 407- (1) Bu Kısımda yer alan hükümler, 21/6/2001 tarihli ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanununun tanımladığı anlamda yabancılık unsuru içermeyen ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği uyuşmazlıklar hakkında uygulanır. Tahkime elverişlilik

Tahkim Sözleşmesinin Kapsamı ve Konusu

HMK m. 412/1, tahkim sözleşmesinin konusunu oldukça geniş tutmaktadır: taraflar arasındaki asıl sözleşmeden doğan uyuşmazlıklar kadar, sözleşme dışı hukuki ilişkilerden kaynaklanabilecek uyuşmazlıklar da tahkim yoluna taşınabilir. Üstelik anlaşma, uyuşmazlığın henüz doğmamış olması hâlinde de kurulabilir; taraflar gelecekte ortaya çıkabilecek ihtilafları önceden tahkime bırakmayı kararlaştırabilir.

Tahkim Şartı ve Bağımsız Tahkim Sözleşmesi

HMK m. 412/2'ye göre tahkim anlaşması iki ayrı yapıda kurulabilir: asıl sözleşmenin içine yerleştirilen bir tahkim şartı olarak ya da asıl sözleşmeden tamamen bağımsız, ayrı bir sözleşme olarak. Kanun, bu iki seçenek arasında bir tercih hiyerarşisi kurmamaktadır; her ikisi de eşit ölçüde geçerli yollardır.

Yazılı Şekil Şartı ve Karşılanma Yolları

Tahkim sözleşmesi yazılı şekle tabidir (HMK m. 412/3). Kanun, bu şartın hangi yollarla karşılanmış sayılacağını açıkça düzenlemiştir: taraflarca imzalanmış yazılı bir belge, taraflar arasında teati edilen mektup, telgraf, teleks ya da faks yoluyla yapılan yazışma ve elektronik ortama geçirilmiş anlaşmalar bu yolların başında gelir. Bunlara ek olarak, dava dilekçesinde yazılı bir tahkim sözleşmesinin varlığının ileri sürülmesine davalının cevap dilekçesinde itiraz etmemesi de yazılı şekil şartını karşılamaya yeterlidir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/285, K. 2025/569Kaynağı aç
6. Hukuk Dairesi         2025/285 E.  ,  2025/569 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi(İlk Derece) SAYISI : 2024/6 E., 2024/6 K. Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı (tahkim yargılaması davalısı) vekili dava dilekçesinde özetle; tahkim davacısı Lale Mefruşat Sanayi Ticaret ve Pazarlama …….,Şirketi'nin 06.02.2023 tarihinde lateks charm 2.547,00 m kumaş sipariş verdiğini, yapılan imalatın kararlaştırılan sürede teslim edildiğini buna rağmen vadesinde ödeme yapılmadığını, cari hesap uyarınca 12.804,00 USD alacaklı olduklarını, alacağın geciken her ay için vade farkı ile tahsilini talep ederek tahkim yoluna başvurduğunu, öncelikle tahkim anlaşmasının varlığı, geçerliliği, içeriği, kapsamı veya uygulanmasına ilişkin her türlü hususa itiraz ettiklerini eksik ve hatalı hakem kararının iptalini talep ettiklerini, ileri sürerek öncelikle usul ve maddi hukuk kurallarına açıkça aykırılık teşkil eden hakem kararının iptaline karar verilmesini, dava ile ilgili her türlü yargılama gideri, harç, masraf ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; davacının esasa ilişkin iddialarının incelenemeyeceğini, HMK'nın m. 439. uyarınca, hakem kararına karşı iptal davasında ileriye sürülebilecek hususların sınırlı sayıda olduğunu beyan ederek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasındaki sözleşmede sözleşmeden doğacak uyuşmazlıkların seri tahkim kurallarına göre ve tek hakem kararıyla çözüleceğinin kararlaştırıldığı, buna göre ISTAC Divan'ı tarafından atanan hakem tarafından yapılan yargılama sonucu bir karara varıldığı, uyuşmazlığa uygulanacak hukuk kurallarının tespiti ve tahlili ile delillerin değerlendirilmesi yetkisinin hakeme ait olduğu, hakem kararının esasının yerinde olup olmadığı, hakemin hukuku doğru uygulayıp uygulamadığı gibi hususların hakem kararının iptali istemli davada tartışma konusu yapılamayacağı, hakemin, davacının (tahkim yargılaması davalısının) temerrüde ve ayıba ilişkin savunmalarına yönelik hukuki tespit ve takdirinin yerinde olup olmadığının iptal davası kapsamında incelenemeyeceği, dava konusu hakem heyeti kararı bakımından 6100 sayılı HMK'nın 439/2. maddesinde öngörülen iptal nedenlerinin oluşmadığı gerekçesiyle davacının, ISTAC'IN 2023/DA-1150 numaralı ve 28.06.2024 tarihli hakem heyeti kararının iptali talebinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili tarafından dava dilekçesi tekrar edilmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, tahkim (hakem) kararının iptali istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Ayrıca HMK'nın 412/3 maddesi gereğince tahkim sözleşmesinin yazılı olarak yapılması gerekir. Ancak tahkim sözleşmesinin taraflarca imzalanmış yazılı bir belgeye, taraflar arasında teati edilen mektup, telgraf, teleks, faks gibi bir iletişim aracına veya elektronik ortama geçirilmiş olması durumunda da yazılılık şartının gerçekleştiği kabul edilir. Davaya konu olayda da şirket çalışanı tarafından yapılan mail yazışmalarının şirket yetkilisi tarafından da mail kopyalama yoluyla görüldüğü ve yazışmaların benimsenerek ticari ilişkinin sürdürüldüğü dikkate alındığında artık bu durumun şirket yetkilisinin yazışmaların tarafı olmadığı yönünde ileri sürülmesi Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralına da aykırılık teşkil edeceğinden davacı tarafın temyiz itirazları yerinde görülmeyerek kararın onanması uygun bulunmuştur. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken temyiz harcın mahsubu ile fazla yatırılan miktarın davacıya iadesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 372. maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

HMK m. 412/3 ayrıca yollama yoluyla tahkim sözleşmesi kurulmasına da imkân tanımaktadır: tarafların asıl sözleşmelerini, içinde tahkim şartı bulunan başka bir belgeye atıfla tamamlamaları ve bu atfın söz konusu belgeyi sözleşmenin bir parçası hâline getirmeye yönelik olması hâlinde, geçerli bir tahkim sözleşmesi kurulmuş kabul edilir.

Elektronik Yazışmalar ve Dürüstlük Kuralı

HMK m. 412/3, elektronik ortama geçirilmiş anlaşmayı yazılı şekil şartını karşılayan yollardan biri olarak saymaktadır. Ticari ilişkilerde e-posta gibi elektronik iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte, tahkim sözleşmesinin bu yolla kurulup kurulmadığına ilişkin değerlendirme somut olayın koşullarına göre yapılmaktadır. TMK m. 2, herkesin haklarını kullanırken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğunu ve bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasının hukuk düzeni tarafından korunmayacağını hükme bağlamaktadır. Şirket çalışanı tarafından yürütülen e-posta yazışmalarının şirket yetkilisi tarafından kopyalanarak izlendiği ve bu yazışmalar benimsenerek ticari ilişkinin sürdürüldüğü koşullarda, sonradan yazışmaların tarafı olmadığının ileri sürülmesi TMK m. 2'deki dürüstlük kuralıyla bağdaşmayabilir. Bu değerlendirme somut olayın özelliklerine bağlıdır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 2Kaynağı aç
Madde 2 – Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. II. İyiniyet

Ayrılabilirlik İlkesi

HMK m. 412/4, tahkim sözleşmesine karşı iki itirazın ileri sürülemeyeceğini açıkça düzenlemektedir: asıl sözleşmenin geçerli olmadığı iddiası ve tahkim sözleşmesinin henüz doğmamış bir uyuşmazlığa ilişkin olduğu itirazı. Bu düzenleme, taraflardan birinin asıl sözleşmenin geçersizliğini gerekçe göstererek tahkim yargılamasından kaçınmasının önüne geçmektedir.

Yargılama Sırasında Tahkim Anlaşması

Taraflar, mahkemede açılmış bir dava sürerken tahkim yoluna başvurmayı kararlaştırabilirler. HMK m. 412/5, bu durumu özel olarak düzenlemiş ve mahkemenin dava dosyasını ilgili hakem veya hakem kuruluna göndereceğini hükme bağlamıştır.

Tahkim İtirazının Mahkemede İleri Sürülmesi

Tahkim sözleşmesi kapsamındaki bir uyuşmazlık için mahkemede dava açılmışsa karşı taraf, HMK m. 413/1 uyarınca tahkim ilk itirazında bulunabilir. Tahkim sözleşmesi hükümsüz, tesirsiz veya uygulanması imkânsız değilse mahkeme bu itirazı kabul ederek davayı usulden reddeder. Tahkim itirazının ileri sürülmesi, tahkim yargılamasının başlatılmasına ya da sürdürülmesine engel teşkil etmez (HMK m. 413/2).

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 413Kaynağı aç
MADDE 413- (1) Tahkim sözleşmesinin konusunu oluşturan bir uyuşmazlığın çözümü için mahkemede dava açılmışsa, karşı taraf tahkim ilk itirazında bulunabilir. Bu durumda tahkim sözleşmesi hükümsüz, tesirsiz veya uygulanması imkânsız değil ise mahkeme tahkim itirazını kabul eder ve davayı usulden reddeder. (2) Tahkim itirazının ileri sürülmesi, tahkim yargılamasına engel değildir. İhtiyati tedbir ve delil tespiti

Tahkim itirazı HMK kapsamındaki ilk itirazlar arasında yer almaktadır. Cevap dilekçesi verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır; durum ve koşullara göre bu sürede cevap hazırlanmasının çok zor ya da imkânsız olduğu hâllerde mahkeme, davalının talebi üzerine bir defaya mahsus en fazla bir aylık ek süre tanıyabilir (HMK m. 127). Cevap dilekçesi verildikten sonra, cevap süresi henüz dolmamış olsa dahi ilk itirazlar artık öne sürülemez (HMK m. 131).

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 127Kaynağı aç
MADDE 127- (1) Cevap dilekçesini verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Ancak, durum ve koşullara göre cevap dilekçesinin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor yahut imkânsız olduğu durumlarda, yine bu süre zarfında mahkemeye başvuran davalıya, cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve bir ayı geçmemek üzere ek bir süre verilebilir. Ek cevap süresi talebi hakkında verilen karar taraflara derhâl bildirilir.[13] Süresinde cevap dilekçesi verilmemesinin sonucu
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 131Kaynağı aç
MADDE 131- (1) Cevap dilekçesinin verilmesinden sonra, cevap süresi dolmamış olsa bile ilk itirazlar ileri sürülemez. Karşı dava açılabilmesinin şartları

Süresi içinde cevap dilekçesi vermeyen davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır (HMK m. 128). Tahkim sözleşmesinin varlığının dava dilekçesinde ileri sürüldüğü durumlarda, davalının cevap dilekçesinde buna itiraz etmemesi HMK m. 412/3 uyarınca yazılı şekil şartının karşılandığı sonucuna yol açabilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 128Kaynağı aç
MADDE 128- (1) Süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır. Cevap dilekçesinin içeriği

Sözleşmenin Devri ve Tahkim Şartının Geçişi

TBK m. 205'e göre sözleşmenin devri, devreden ile devralan ve sözleşmede kalan taraf arasında yapılan; devredenin bu sözleşmeden doğan taraf olma sıfatıyla birlikte bütün hak ve borçlarını devralana geçiren bir anlaşmadır. Sözleşmede kalan diğer tarafça önceden verilen izne dayanan veya sonradan onaylanan anlaşma da sözleşmenin devri hükümlerine tabidir; kanundan doğan halefiyet hâlleri ile diğer özel hükümler saklıdır. Devrin geçerliliği ise devredilen sözleşmenin tabi olduğu şekle bağlıdır. Asıl sözleşme içinde yer alan bir tahkim şartının devir hâlindeki durumu bu çerçevede değerlendirilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 205Kaynağı aç
MADDE 205- Sözleşmenin devri, sözleşmeyi devralan ile devreden ve sözleşmede kalan taraf arasında yapılan ve devredenin bu sözleşmeden doğan taraf olma sıfatı ile birlikte bütün hak ve borçlarını devralana geçiren bir anlaşmadır. Sözleşmeyi devralan ile devreden arasında yapılan ve sözleşmede kalan diğer tarafça önceden verilen izne dayanan veya sonradan onaylanan anlaşma da, sözleşmenin devri hükümlerine tabidir. Sözleşmenin devrinin geçerliliği, devredilen sözleşmenin şekline bağlıdır. Kanundan doğan halefiyet hâlleri ile diğer özel hükümler saklıdır. B. Sözleşmeye katılma

Milletlerarası Tahkim ile İç Tahkim Arasındaki Uygulama Ayrımı

HMK'nın tahkim hükümleri yabancılık unsuru içermeyen ve tahkim yeri Türkiye olan uyuşmazlıklara uygulanır (HMK m. 407). Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar için ise 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu devreye girer; bu kanunun 4. maddesi tahkim anlaşmasının tanımını, şeklini ve geçerliliğini düzenlemektedir. Söz konusu hüküm de tahkim anlaşmasının yazılı yapılmasını aramakta ve yazılı şekil şartının karşılanma yollarını saymaktadır. Asıl sözleşmenin bir parçası hâline getirilmek amacıyla tahkim şartı içeren bir belgeye yollama yapılması hâlinde de geçerli bir tahkim anlaşması kurulmuş sayılır (Milletlerarası Tahkim Kanunu m. 4/2). Asıl sözleşmenin geçersizliği ve henüz doğmamış uyuşmazlığa ilişkin itirazlar da bu kanun kapsamında ileri sürülemez (Milletlerarası Tahkim Kanunu m. 4/4). Milletlerarası tahkim anlaşmasının geçerliliği, tarafların anlaşmaya uygulanmak üzere seçtiği hukuka; hukuk seçimi yoksa Türk hukukuna göre belirlenir (Milletlerarası Tahkim Kanunu m. 4/3). İki düzenleme arasındaki yapısal benzerlik dikkat çekmekle birlikte, hükümler arasındaki tam örtüşme ayrıca değerlendirilmelidir.

4686 sayılı MİLLETLERARASI TAHKİM KANUNU m. 4Kaynağı aç
Madde 4 – Tahkim anlaşması, tarafların, sözleşmeden kaynaklansın veya kaynaklanmasın aralarında mevcut bir hukukî ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tümünün veya bazılarının tahkim yoluyla çözülmesi konusunda yaptıkları anlaşmadır. Tahkim anlaşması, asıl sözleşmeye konan tahkim şartı veya ayrı bir sözleşme ile yapılabilir. Tahkim anlaşması yazılı şekilde yapılır. Yazılı şekil şartının yerine getirilmiş sayılması için, tahkim anlaşmasının taraflarca imzalanmış yazılı bir belgeye veya taraflar arasında teati edilen mektup, telgraf, teleks, faks gibi bir iletişim aracına veya elektronik ortama geçirilmiş olması ya da dava dilekçesinde yazılı bir tahkim anlaşmasının varlığının iddia edilmesine davalının verdiği cevap dilekçesinde itiraz edilmemiş olması gerekir. Asıl sözleşmenin bir parçası hâline getirilmek amacıyla tahkim şartı içeren bir belgeye yollama yapılması hâlinde de geçerli bir tahkim anlaşması yapılmış sayılır. Tahkim anlaşması, tarafların tahkim anlaşmasına uygulanmak üzere seçtiği hukuka veya böyle bir hukuk seçimi yoksa Türk hukukuna uygun olduğu takdirde geçerlidir. Tahkim anlaşmasına karşı, asıl sözleşmenin geçerli olmadığı veya tahkim anlaşmasının henüz doğmamış olan bir uyuşmazlığa ilişkin olduğu itirazında bulunulamaz. Mahkemede tahkim itirazı ve anlaşması
Tahkim sözleşmesi sözlü olarak yapılabilir mi?

Hayır. HMK m. 412/3, tahkim sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmasını ya da en azından yazılı şekil şartını karşılayan bir yolla ortaya çıkmasını aramaktadır. Taraflarca imzalanmış belge, mektup, telgraf, teleks, faks veya elektronik ortama geçirilmiş anlaşma bu yolların başında gelir. Salt sözlü anlaşma, kanunun öngördüğü şekli karşılamamaktadır.

Asıl sözleşme geçersizse tahkim şartı da geçersiz hale gelir mi?

HMK m. 412/4, asıl sözleşmenin geçerli olmadığı itirazının tahkim sözleşmesine karşı ileri sürülemeyeceğini açıkça hükme bağlamaktadır. Aynı fıkra, tahkim sözleşmesinin henüz doğmamış bir uyuşmazlığa ilişkin olduğu itirazını da kapsam dışında tutmaktadır.

Mahkemede dava açıldıktan sonra tahkim itirazı ileri sürülebilir mi?

Evet. HMK m. 413/1'e göre tahkim sözleşmesi kapsamındaki bir uyuşmazlık için mahkemede dava açılmışsa karşı taraf tahkim ilk itirazında bulunabilir. Cevap dilekçesi verildikten sonra, cevap süresi henüz dolmamış olsa dahi ilk itirazlar artık ileri sürülemez (HMK m. 131).

Tahkim itirazı kabul edilirse mahkeme ne yapar?

Tahkim sözleşmesi hükümsüz, tesirsiz veya uygulanması imkânsız değilse mahkeme tahkim itirazını kabul eder ve davayı usulden reddeder (HMK m. 413/1). Tahkim itirazının ileri sürülmesi, tahkim yargılamasının aynı anda yürütülmesine engel değildir (HMK m. 413/2).

E-posta yazışmasıyla tahkim sözleşmesi kurulabilir mi?

HMK m. 412/3, elektronik ortama geçirilmiş anlaşmayı yazılı şekil şartını karşılayan yollardan biri olarak saymaktadır. Somut olayda e-posta yazışmalarının şirket yetkilisi tarafından izlendiği ve yazışmalar benimsenerek ticari ilişkinin sürdürüldüğü durumlarda, sonradan yazışmaların tarafı olmadığının ileri sürülmesi TMK m. 2'deki dürüstlük kuralıyla bağdaşmayabilir. Bu değerlendirme her somut olayın koşullarına göre ayrıca yapılmalıdır.

Tahkim şartı içeren bir belgeye sözleşmede atıf yapmak yeterli midir?

HMK m. 412/3'e göre, asıl sözleşmenin bir parçası hâline getirilmek amacıyla tahkim şartı içeren bir belgeye yollama yapılması hâlinde geçerli bir tahkim sözleşmesi kurulmuş sayılır. Yollamanın bu amaca yönelik olması belirleyicidir.

İç tahkim ile milletlerarası tahkim arasındaki temel fark nedir?

HMK'nın tahkim hükümleri, yabancılık unsuru içermeyen ve tahkim yeri Türkiye olan uyuşmazlıklara uygulanır (HMK m. 407). Bu kısmın kapsamı dışında kalan yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar için 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu uygulanır. Milletlerarası tahkimde anlaşmanın geçerliliği ayrıca tarafların seçtiği hukuka, hukuk seçimi yoksa Türk hukukuna göre belirlenir (Milletlerarası Tahkim Kanunu m. 4/3).

Cevap dilekçesi verilmezse tahkim itirazı hakkı kaybedilir mi?

Süresi içinde cevap dilekçesi vermeyen davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır (HMK m. 128). İlk itirazlar ise cevap dilekçesiyle birlikte ileri sürülmelidir; cevap dilekçesi verildikten sonra ilk itiraz hakkı kullanılamaz (HMK m. 131). Bu iki hükmün tahkim itirazı açısından nasıl uygulanacağı, her somut olayın koşullarına göre ayrıca değerlendirilmesi gereken bir meseledir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu