Hisse devir sözleşmelerinde yer alan tazminat maddeleri, satıcı tarafından verilen beyan ve tekeffüllerin ihlaline karşı alıcıyı koruma ve işlemden doğabilecek risk ile sorumluluğu taraflar arasında paylaştırma amacı taşır. Borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi halinde borçlunun, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlü olduğunu düzenleyen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 112. maddesi, bu alandaki tazminat sorumluluğunun genel çerçevesini çizer.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 112Kaynağı aç
Tazminat Sorumluluğunun Kapsamı ve Satıcıların Sorumluluğu
Tazminat maddeleri, satıcının beyan ve tekeffüllerin ihlalinden doğan kayıplara karşı alıcıyı tazmin etmesini ve zararlardan ari tutmasını düzenler. Söz konusu zararların dolaylı zararları ve kâr kaybını kapsayıp kapsamayacağı ise tarafların sözleşmedeki mutabakatına bağlıdır.
İşlemde birden fazla satıcının bulunması halinde tüm satıcıların müşterek ve müteselsil sorumlu tutulması mümkün olduğu gibi, her bir satıcının devredilen şirketteki ortaklık payıyla orantılı olarak sorumlu kılınması da kararlaştırılabilir. Tazmin edilen taraf alıcı olabileceği gibi satışa konu şirketin kendisi de olabilir.
Parasal ve Zamansal Sorumluluk Sınırları
Hisse devir sözleşmelerinde satıcının toplam sorumluluğu çoğunlukla satış bedelinin belirli bir yüzdesiyle sınırlandırılır ve bu parasal üst limitlerin diğer taleplerle birleştiğinde tavanı aşmayacağı öngörülebilir. Buna karşılık, satıcının devir yetkisi ile hisselerin mülkiyeti ve geçerliliğine ilişkin temel taleplerde sorumluluk üst limiti genel olarak hisse devir bedelinin yüzde yüzü şeklinde belirlenir veya hiçbir sınırlamaya tabi tutulmaz.
Küçük uyuşmazlıkların kapsam dışı bırakılması amacıyla, herhangi bir talepten sorumluluk doğması için satış bedelinin genellikle yüzde 0,1'i ile yüzde 1,5'i arasında değişen asgari bir eşik tutar kararlaştırılabilir. Bu tutar aşılmadıkça satıcı sorumlu olmaz. Ayrıca tekil talepler asgari tutarı aşsa dahi alıcının talepte bulunabilmesi için taleplerin toplamına dayanan biriken tutar sınırlaması getirilebilir.
Zamansal sınırlamalarda ilk olarak alıcının talebe sebep olan durumu öğrenmesinden itibaren satıcıya bildirim yapması için genellikle 15 ila 30 günlük bir ihbar süresi belirlenir. Esasa ilişkin taleplerde genel beyanlar 18 ila 36 aylık sürelere bağlanırken, vergisel tekeffüllere dair talepler yasal zamanaşımı çerçevesinde çoğunlukla 6 yıl ile sınırlandırılır. Satıcının yetkisi, hisselerin mülkiyeti ve geçerliliğine yönelik talepler ise işlemin temelini teşkil etmesi sebebiyle herhangi bir zamansal sınırlandırmaya tabi tutulmaz.
Sorumluluk Sınırlarının İstisnaları ve Sorumsuzluk Halleri
Taraflar, satıcının sorumluluğunun sınırlandırılmasının belirli durumlarda uygulanmayacağını kararlaştırabilirler. Satıcının hileli eylemi veya kasıtlı yanlış ifadesinden kaynaklanan talepler, hisselerin mülkiyetiyle ilgili talepler ile kapanış öncesi gerçekleşen olay veya durumlardan doğan cezai ya da yasal para cezası yaptırımlarına ilişkin talepler bu istisnalara örnek olarak düzenlenebilir.
Buna mukabil, satıcının hiçbir şekilde sorumlu tutulamayacağı haller de sözleşmede açıkça kararlaştırılabilir. Kapanış sonrasında alıcının bizzat yaptığı fiil veya ihmaller, yeni vergiler dahil kapanış sonrası mevzuat veya yorum değişiklikleri, alıcının sözleşmesel borçlarını ihlal etmesi, satıcının alıcının talebi üzerine hareket etmesi, alıcıya veri odasında veya hesaplarda ifşa edilmiş hususlar ile şirket bilançosunda karşılık ayrılmış konular satıcının sorumsuzluk halleri arasındadır.
Zararın Azaltılması, Giderim ve Çifte Tazminat Yasağı
Alıcı, satıcıya talep yöneltmeden önce maruz kaldığı kayıp ve zararların önlenmesi veya azaltılması için makul olan tüm tedbirleri almak ve şirketin de bu önlemleri almasını sağlamakla yükümlü kılınabilir. İhlalin düzeltilebilir olduğu hallerde satıcı, masrafları kendisine ait olmak üzere belirlenen sürede durumu giderirse sorumluluktan kurtulur; bu halde alıcı ancak ihlalin giderilmemiş olması durumunda tazminat talebinde bulunabilir.
Aynı olay, olgu veya durumdan ötürü alıcının birden fazla kez tazmin edilmesi yasaktır. Satıcının tazminat ödemesi yapmasının ardından alıcı veya şirket üçüncü bir şahıstan ya da sigorta teminatından tazminat elde ederse, alıcı bu alacağını satıcıya devretmekle veya tahsil edilen ödemeyi satıcıya iade etmekle yükümlüdür.
Üçüncü Kişi Talepleri ve Devir Öncesi Sorumluluk Paylaşımı
Şirkete yöneltilen üçüncü şahıs taleplerinde alıcı satıcıya bildirimde bulunmakla ve satıcının yazılı ön izni olmaksızın herhangi bir sulh yapmamak veya sorumluluk kabul etmemekle yükümlü tutulabilir. Uyuşmazlığın karşı tarafa ihbar edilmesinin şart koşulduğu sözleşmelerde davanın usulünce ihbar edilmemesi halinde sorumlu tutulan taraf icra harç ve giderleri ile işlemiş faizden sorumlu tutulamaz.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2015/13517, K. 2016/7778Kaynağı aç
Devir öncesi döneme ait işlemlerden ve açılan tazminat davalarından kaynaklanan ödemelerde sorumluluk, devir sözleşmesinde benimsenen dönemsel sorumluluk paylaşımı hükümlerine göre belirlenir. Bu çerçevede önceki döneme ait eylem ve ilamlardan doğan ödemelerde sözleşmedeki kloz doğrultusunda devredene rücu edilmesi mümkündür.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2015/14340, K. 2016/9087Kaynağı aç
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/12612, K. 2018/6250Kaynağı aç
Rücu hakkı, başkasına ait borcu ifa eden tarafın malvarlığındaki eksilmeyi gidermeye dönük bir tazminat talebi niteliğindedir; bu sebeple faize dava tarihinden itibaren değil, ödemenin yapıldığı fiili tarihten itibaren hükmedilir. Öte yandan bir hisse devir veya satış sözleşmesinde borçların üçüncü bir kişi tarafından üstlenilmiş olması, devredilen şirketin tarafı olmadığı hisse devir sözleşmesi nedeniyle diğer sözleşmelerden doğan dönemsel haklarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2015/11579, K. 2016/9030Kaynağı aç
Üçüncü Kişinin Fiilini Üstlenme ve Garanti Sözleşmeleri
Şahsi teminat niteliğindeki garanti sözleşmeleri, garanti verenin bağımsız bir taahhütle zarar tehlikesini üzerine almasını ifade eder. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 128. maddesi uyarınca üçüncü bir kişinin fiilini başkasına karşı üstlenen kimse, bu fiilin gerçekleşmemesinden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Belirli bir süre için yapılan üstlenmelerde sürenin sonuna kadar yazılı başvuru yapılmaması halinde sorumluluğun sona ereceği kararlaştırılabilir. Taahhütte bulunan kişi kendi nam ve hesabına hareket ettiğinden fiili üstlenilen üçüncü kişi sözleşmenin tarafı sayılmaz; üçüncü kişinin alacaklıya borcu olmasa veya aralarındaki ilişki geçersiz olsa dahi taahhüt eden ortaya çıkan zarardan sorumlu olur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2021/933, K. 2022/389Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 128Kaynağı aç
Üçüncü kişinin fiilini taahhüt sözleşmesinin geçerliliği için taahhüt edenin fiil ehliyetine sahip olması aranırken, lehine taahhütte bulunulan tarafın temyiz kudretine sahip olması yeterlidir. İşlem yazılı şekil şartına tabi olmamakla beraber yazılı düzenleme tazmin borcunun kapsamının ispatı bakımından önem taşır. Taraflar üstlenilen fiilin gerçekleşmemesi halinde ödenecek tutarı önceden götürü tazminat olarak kararlaştırabilir; bu yöntem ispat yükünü ortadan kaldırdığı gibi sorumluluğun sınırlarını da belirler.
Şirket hisselerinin emaneten devredildiği ve iadesinin bağımsız bir taahhütnameyle garanti edildiği uyuşmazlıklarda, lehine taahhütte bulunulan taraf edimin gerçekleşmesini kendi kusuruyla engellerse garanti verene karşı tazminat sorumluluğu doğmaz ancak tazminat isteme hakkını kaybeder. Nitekim hisse sahibinin başvurusu ve tutumu neticesinde hisse bedellerinin idari makamlara ödenmesiyle iade hakkının sona erdiği ve cezai şart ile tazminatın istenemeyeceği yönünde değerlendirmeler bulunmakla birlikte; hisse mülkiyetinin üçüncü kişilerde kalmaya devam ettiği ve iade yükümünün yerine getirilmediği durumlarda sözleşmede öngörülen götürü tazminatın talep edilebileceği yönünde kararlar da mevcuttur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/129, K. 2019/541Kaynağı aç
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/13131, K. 2017/1769Kaynağı aç
Münhasır Hukuki Çare Klozları ve Emredici Kurallar
Hisse devir sözleşmelerinde alıcının yalnızca sözleşme hükümlerine dayanabileceği ve yasal diğer hukuki çarelere başvuramayacağı yönünde münhasır sorumluluk kayıtları düzenlenebilir. Ancak bu tür klozların bağlayıcılığı mutlak olmayıp uygulanacak hukukun emredici kuralları tarafların aksi yöndeki sözleşmesel anlaşmalarına rağmen geçerliliğini muhafaza eder.
Hisse devir sözleşmesinde belirlenen tazminat tavanı hangi hallerde aşılabilir?
Satıcının hileli eylemi veya kasıtlı yanlış ifadesinden kaynaklanan talepler, hisselerin mülkiyetine dair talepler ile kapanış öncesi olaylardan kaynaklanan cezai ve yasal para cezaları sorumluluk sınırlamalarının istisnası olduğundan tazminat tavanı bu durumlarda uygulanmaz.
Satıcı kâr kayıplarından ve dolaylı zararlardan kendiliğinden sorumlu mudur?
Satıcının dolaylı zararları ve kâr kaybını tazmin edip etmeyeceği kanunen zorunlu ve otomatik bir kural olmayıp bu kapsam tamamen tarafların sözleşmedeki açık mutabakatına bağlıdır.
Devir öncesi borçlar nedeniyle açılan rücu davasında faiz ne zamandan itibaren başlar?
Rücu hakkı malvarlığında meydana gelen kaybı gidermeye dönük bir tazminat talebi olduğundan, faize dava tarihinden itibaren değil malvarlığındaki eksilmenin fiilen gerçekleştiği ödeme tarihinden itibaren hükmedilir.
Düzeltilebilir bir ayıp veya ihlalde alıcı doğrudan tazminat isteyebilir mi?
İhlale yol açan durumun düzeltilebilir olduğu ve satıcı tarafından belirlenen sürede giderildiği hallerde satıcı sorumlu tutulmaz; alıcı bu durumda ancak ihlal düzeltilmemişse tazminat talebinde bulunabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

