Hatalı Düzenlenen İcra Emrinin İlamlı Takipte Sonucu

by Avukat Erdal Ersoy
Hatalı Düzenlenen İcra Emrinin İlamlı Takipte Sonucu

İlamlı takipte icra emri, taşınır tesliminde İcra ve İflas Kanunu m. 24’te, para borcu veya teminat ilamında ise m. 32’de gösterilen unsurları taşımalıdır. Kanunun mahkemeye bıraktığı hususlar dışında, kanuna aykırı veya olaya uygun olmayan işlem icra mahkemesine şikâyet edilebilir. Şikâyet kabul edilirse işlem bozulur veya düzeltilir; memurun sebepsiz yapmadığı ya da geciktirdiği işin yapılması emrolunur.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 16Kaynağı aç
Madde 16 – (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere İcra ve İflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır. Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman şikayet olunabilir. Şikayet üzerine yapılacak muameleler:
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 17Kaynağı aç
Madde 17 – Şikayet icra mahkemesince, kabul edilirse şikayet olunan muamele ya bozulur, yahut düzeltilir. Memurun sebepsiz yapmadığı veya geciktirdiği işlerin icrası emrolunur. Yargılama usulleri:
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 24Kaynağı aç
Madde 24 – (Değişik: 18/2/1965-538/14 md.) Bir taşınırın teslimine dair olan ilam icra dairesine verilince icra memuru bir icra emri tebliği suretiyle borçluya yedi gün içinde o şeyin teslimini emreder. İcra emrinde; alacaklı ve borçlunun ve varsa mümesillerinin adları ve soyadları ile şöhret ve yerleşim yerleri hükmü veren mahkemenin ismi ve hükmolunun şeyin neden ibaret olduğu, ilamın tarih ve numarası ve icra mahkemesinden veya istinaf veya temyiz yahut iadei muhakeme yoliyle ait olduğu mahkemeden icranın geri bırakılması hakkında bir karar getirilmedikçe cebri icraya devam olunacağı yazılır.[13] Borçlu, bu emri hiç tutmaz veya eksik bırakır ve hükmolunan taşınır veya misli yedinde bulunursa elinden zorla alınıp alacaklıya verilir. Yedinde bulunmazsa ilamda yazılı değeri alınır. Vermezse ayrıca icra emri tebliğine hacet kalmaksızın haciz yoliyle tahsil olunur. Taşınır malın değeri, ilamda yazılı olmadığı veya ihtilaflı bulunduğu takdirde, icra memuru tarafından haczin yapıldığı tarihteki rayice göre takdir olunur.[14] Hükmolunan taşınırın değeri, borsa veya ticaret odalarından, olmıyan yerlerde icra memuru tarafından seçilecek bilirkişiden sorulup alınacak cevaba göre tayin edilir. İlgililerin bu hususta icra mahkemesine şikayet hakları vardır. (Mülga yedinci fıkra: 14/1/2011-6103/41 md.) Çocuk teslimi:
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 32Kaynağı aç
Madde 32 – (Değişik: 18/2/1965-538/16 md.) Para borcuna veya teminat verilmesine dair olan ilam icra dairesine verilince icra memuru borçluya bir icra emri tebliğ eder. Bu emirde 24 üncü maddede yazılanlardan başka hükmolunan şeyin cinsi ve miktarı gösterilir ve nihayet yedi gün içinde ödenmesi ve bu müddet içinde borç ödenmez veya hükmolunan teminat verilmezse icra mahkemesinden veya istinaf veya temyiz yahut iadei muhakeme yolu ile ait olduğu mahkemeden icranın geri bırakılmasına dair bir karar getirilmedikçe cebri icra yapılacağı ve bu müddet içinde 74 üncü madde mucibince mal beyanında bulunması ve bulunmazsa hapis ile tazyik olunacağı, mal beyanında bulunmaz veya hakikata muhalif beyanda bulunursa hapis ile cezalandırılacağı ihtar edilir.[18][19] (Ek fıkra: 2/7/2012-6352/7 md.) Yabancı devlet aleyhine başlatılan ilamlı icra takiplerine ilişkin icra emrinde uluslararası andlaşmalar saklı kalmak kaydıyla, borçlu devlete ait olan mallar hakkında cebri icra yapılabileceği hususu ayrıca ihtar edilir. İcranın geri bırakılması:

Taşınır teslimine ilişkin icra emri

Bir taşınırın teslimine dair ilam icra dairesine verilince icra memuru, borçluya bir icra emri tebliğ ederek yedi gün içinde o şeyin teslimini emreder. Bu düzenleme para borcuna değil, taşınır teslimine ilişkin ilamlı icraya yöneliktir.

Taşınır teslimi emrinde alacaklı ve borçlunun, varsa temsilcilerinin adları ve soyadları ile şöhret ve yerleşim yerleri yazılır. Hükmü veren mahkemenin ismi, hükmolunan şeyin neden ibaret olduğu, ilamın tarih ve numarası da gösterilir. İcra mahkemesinden, istinaf veya temyizden ya da yargılamanın iadesi yoluyla ait olduğu mahkemeden icranın geri bırakılması kararı getirilmedikçe cebri icraya devam olunacağı belirtilir.

Borçlu teslim emrini hiç tutmaz veya eksik bırakır ve hükmolunan taşınır ya da onun misli yedinde bulunursa, taşınır elinden zorla alınıp alacaklıya verilir. Bu sonuç, taşınır teslimine ilişkin ilamlı icra bakımından düzenlenmiştir.

Hükmolunan taşınır borçlunun yedinde bulunmazsa ilamda yazılı değeri alınır. Borçlu bu değeri vermezse, ayrıca icra emri tebliğine gerek kalmaksızın haciz yoluyla tahsil olunur.

Para ve teminat ilamındaki içerik

Para borcuna veya teminat verilmesine dair ilam icra dairesine verilince icra memuru borçluya bir icra emri tebliğ eder. Bu emirde m. 24’te yazılı unsurlara ek olarak hükmolunan şeyin cinsi ve miktarı gösterilir.

Borçluya, en çok yedi gün içinde borcu ödemesi veya hükmolunan teminatı vermesi ihtar edilir. Bu süre içinde borç ödenmez veya teminat verilmezse, icra mahkemesinden, istinaf veya temyizden ya da yargılamanın iadesi yoluyla ait olduğu mahkemeden icranın geri bırakılması kararı getirilmedikçe cebri icra yapılacağı yazılır.

Aynı süre içinde İcra ve İflas Kanunu m. 74 uyarınca mal beyanında bulunulması da ihtar edilir. Beyanda bulunulmamasının hapisle tazyik olunacağı, mal beyanında bulunulmaması veya gerçeğe aykırı beyanda bulunulması hâlinde ise hapisle cezalandırılacağı belirtilir.

Yabancı devlet aleyhine başlatılan ilamlı takipte, uluslararası andlaşmalar saklı kalmak kaydıyla, borçlu devlete ait mallar hakkında cebri icra yapılabileceği hususu icra emrinde ayrıca ihtar edilir.

Şikâyetin şartı ve sonucu

İcra ve iflas dairelerinin yaptığı işlemler, kanunun çözümünü mahkemeye bıraktığı hususlar dışında, kanuna aykırı olmaları veya olaya uygun bulunmamaları nedeniyle icra mahkemesine şikâyet edilebilir. Şikâyet, işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi gün içinde yapılır.

Bir hakkın yerine getirilmemesi veya sebepsiz sürüncemede bırakılması hâlinde şikâyet, yedi günlük süreye bağlı olmaksızın her zaman yapılabilir. Bu imkân, öğrenmeden itibaren işleyen süreye bağlı şikâyetten ayrıdır.

Şikâyet icra mahkemesince kabul edilirse şikâyet konusu işlem bozulur veya düzeltilir. Memurun sebepsiz yapmadığı veya geciktirdiği işlerin yapılması emrolunur.

İcra mahkemesinde inceleme

İcra mahkemesine sunulan işler ivedi işlerden sayılır ve bu işlerde basit yargılama usulü uygulanır.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 18Kaynağı aç
Madde 18 – (Değişik: 18/2/1965-538/11 md.) (Değişik birinci fıkra: 2/7/2012-6352/6 md.) İcra mahkemesine arzedilen hususlar ivedi işlerden sayılır ve bu işlerde basit yargılama usulü uygulanır. Şu kadar ki, talep ve cevaplar dilekçe ile olabileceği gibi icra mahkemesine ifade zaptettirmek suretiyle de olur. (Değişik üçüncü fıkra: 17/7/2003-4949/4 md.) Aksine hüküm bulunmayan hâllerde icra mahkemesi, şikâyet konusu işlemi yapan icra dairesinin açıklama yapmasına ve duruşma yapılmasına gerek olup  olmadığını  takdir eder; duruşma yapılmasını uygun gördüğü takdirde ilgilileri en kısa zamanda duruşmaya çağırır ve gelmeseler bile gereken kararı verir. Duruşma yapılmayan işlerde icra mahkemesi, işin kendisine geldiği tarihten itibaren en geç on gün içinde kararını verir. Duruşmalar, ancak zorunluluk hâlinde ve otuz günü geçmemek üzere ertelenebilir. MÜDDETLER Başlaması ve bitmesi:

Talep ve cevaplar dilekçeyle yapılabileceği gibi, icra mahkemesine sözlü beyanın zapta geçirilmesi suretiyle de yapılabilir.

Aksine hüküm bulunmayan hâllerde icra mahkemesi, işlemi yapan icra dairesinin açıklama yapmasına ve duruşma yapılmasına gerek olup olmadığını takdir eder. Duruşmayı uygun görürse ilgilileri en kısa zamanda çağırır; gelmeseler bile gereken kararı verir. Duruşma yapılmayan işlerde karar, işin mahkemeye geldiği tarihten itibaren en geç on gün içinde verilir. Duruşma ancak zorunluluk hâlinde ve otuz günü geçmemek üzere ertelenebilir.

Hüküm fıkrası ve tavzih sınırı

Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 297/2 uyarınca hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, her talep hakkında verilen hüküm ile taraflara yüklenen borçlar ve tanınan haklar sıra numarası altında gösterilir. Gösterim açık olmalı, şüphe ve tereddüt uyandırmamalıdır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 297Kaynağı aç
MADDE 297- (1) Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar: a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini. b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini. c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri. ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini. d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını. e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi. (2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Hükmün yazılması

Hüküm yeterince açık değilse, icrasında tereddüt uyandırıyorsa veya birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa taraflardan her biri, icra tamamlanıncaya kadar hükmün açıklanmasını ya da tereddüt veya aykırılığın giderilmesini isteyebilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 305Kaynağı aç
MADDE 305- (1) Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. (2) Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez. Hükmün tamamlanması

Tavzih, hüküm fıkrasında taraflara tanınan hakları ve yüklenen borçları sınırlandıramaz, genişletemez ve değiştiremez.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin E. 2016/14485, K. 2017/3847 sayılı kararında icra mahkemesinin görevi, ilamın hüküm fıkrasının aynen uygulanmasını denetlemek olarak açıklanmıştır. Kararda, infaz edilecek kısmın yorum yoluyla değiştirilemeyeceği ve buna ilave yapılamayacağı belirtilmiştir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2016/14485, K. 2017/3847Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2016/14485 E.  ,  2017/3847 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Şikayet Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Borçlu vekili, icra vekalet ücreti ve ilamın asıl alacak yönünden eda hükmü içermemesi nedeniyle asıl alacak yönünden takibin iptalini istemiş, Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne, icra emrinin 39.807,75 TL asıl alacak, 829,80 vekalet ve yargılama gideri alacağı, 914,34 işlemiş faizi olmak üzere toplam 41.551,89 TL olarak düzeltilmesine karar verilmiş, hüküm borçlu vekilince temyiz edilmiştir. Hukuk Genel Kurulu'nun 08.10.1997 tarih ve 1997/12-517 Esas, 1997/776 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, "İlamların infaz edilecek kısmı hüküm bölümüdür. Diğer bir anlatımla, hükmün içeriğinin aynen infazı zorunludur." İcra mahkemesi, ilamın hüküm fıkrasının aynen uygulanmasını denetlemekle görevli olup, ilamın infaz edilecek kısmını yorum yolu ile değiştiremez, ilavelerde bulunamaz. 2004 sayılı İİK'nun 17. maddesi “ Şikayet icra mahkemesince, kabul edilirse şikayet olunan muamele ya bozulur, yahut düzeltilir. Memurun sebepsiz yapmadığı veya geciktirdiği işlerin icrası emrolunur.” hükmünü içermektedir. Şikayete konu, icra emri incelendiğinde toplam 48.488,82 TL alacak belirlendikten sonra, icra emrinin 3 nolu bendinin sol alt kısmında "Borcunuzu Hemen Öderseniz" başlığı ile yeni bir hesaplama yapılmıştır. Yapılan bu hesaplamanın İcra İflas Kanunu'nda yeri yoktur. Ancak bu durum icra emrinin ya da takip talebinin iptalini gerektirmez. Alacaklı tarafından başlatılan ilamlı takipte, takibe dayanak yapılan Ankara 3. Vergi Mahkemesi’nin 2015/1034 Esas 2015/2108 Karar sayılı ilamında, ‘‘ Davanın kabulüne, dava konusu işlemin iptali ile, ödenen tutarın yasal faiziyle iadesine, aşağıda dökümü yapılan 79,80 TL yargılama gideri ile 750,00 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine’’ hükmedildiği, borçluya gönderilen icra emrinde 39.807,75 TL asıl alacak, 7.832,86 TL faiz, 79,80 TL yargılama gideri, 1,77 TL faiz, 750,00 TL vekalet ücreti, 16,64 TL faizi olmak üzere 48.488,82 TL alacağın tahsilinin talep edildiği, ayrıca borcunuzu hemen öderseniz bölümünde; 4.262,82 TL icra vekalet ücreti, 2.239,74 TL harç, 17,40 TL masraf da dahil toplam 55.008,78 TL’nin talep edildiği anlaşılmaktadır. Takibe dayanak yapılan Vergi Mahkemesi ilamı dava konusu işlemin iptaline ilişkin olup, hüküm fıkrasında likit bir alacak bulunmamakta ve eda hükmü içermemektedir. Bu hali ile ilam, gerekçe esas alınarak eklentileri olan yargılama gideri ve vekalet ücreti dışında asıl alacak için ilamlı icra takibine konu edilemez. Yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda, İcra Mahkemesi'nce takibin asıl alacak ve faizi ile icra emrinde yer almaması gereken "Hemen Öderseniz Borç Tutarı" başlıklı bölümünden taleple bağlı kalınarak icra vekalet ücreti kısmının iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir. SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme hükmünün yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde iadesine 20.03.2017 tarihinde oybirliği ile karar verilmiştir. NE

Hüküm fıkrasının kapsamını aşan takip

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin E. 2018/2300, K. 2018/5970 sayılı kararında, somut olayda protokolde yer alan artış hükmünün hüküm fıkrasına yazılmadığı ve infazın hüküm bölümüyle sınırlı kalması gerektiği kabul edilmiştir. Bu nedenle artırılarak bulunan aylık nafaka ile buna bağlı asıl alacak ve ferilerinin istenemeyeceği sonucuna varılmış, şikâyetin reddi kararı bozulmuştur. Karar bir bozma kararıdır ve incelenen ilamın kapsamıyla sınırlıdır.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2018/2300, K. 2018/5970Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2018/2300 E.  ,  2018/5970 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı tarafından borçlu aleyhine başlatılan ilamlı takipte borçlu icra mahkemesine başvurusunda; takip dayanağı ilamda nafakanın arttrılmasına dair bir hüküm olmamasına rağmen, takipte 2013, 2014, 2015 yılı işlemiş nafakaların ve devam eden nafakanın arttrılmış miktar üzerinden talep edildiğini, artışın ve arttırılmış miktar üzerinden işlemiş faizlerin ve işleyecek nafaka miktarının ilama aykırı olması nedeniyle takibin ve icra emrinin iptalini talep etmiştir. Mahkemece dayanak ilama konu boşanma davasında sunulan boşanma protokolünde artış hükmünün bulunduğu, bu protokolün mahkemece onaylandığı gerekçesiyle protokol kapsamında nafakanın arttırılmış miktardan talep edilebileceğinden şikayetin reddine karar verilmesi üzerine ;hüküm borçlu tarafından temyiz edilmiştir. Hukuk Genel Kurulu'nun 06.02.2013 tarih 2012/12-603 Esas, 2013/211 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere "İlamların infaz edilecek kısmı hüküm bölümüdür. Diğer bir anlatımla, hükmün içeriğinin aynen infazı zorunludur." İcra Mahkemesi, ilamın hüküm fıkrasının aynen uygulanmasını denetlemekle görevli olup, gerek icra dairesi ve gerekse icra mahkemesi ilamın infaz edilecek kısmını yorum yolu ile belirleyemez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 08.10.1997 gün ve E:1997/12-517, K:1997/776; 22.03.2006 gün ve E:2006/12-92, K:2006/85; 25.06.2008 gün ve E:2008/12-451, K:2008/453; 03.03.2010 gün ve E:2010/12-124, K: 2010/110 sayılı ilamları) Somut olayda; takip dayanağı boşanma ilamında ''dava tarihinden kararın kesinleşmesine kadar tedbir, kesinleşmeden sonra iştirak nafakası olarak devam etmek üzere müşterek çocuk için aylık 1400,00 TL nafaka takdirine ''karar verilmiş, takipte ise 2012 Nisan ayından itibaren aylık 1400,00 TL üzerinden, 2013 yılı nafakasının aylık 1540,00 TL'den, 2014 yılı nafakasının 1694,00 TL 'den, Haziran 2015 yılı ve devam eden aylar nafakasının ise aylık 1863,00 TL üzerinden talep edildiği görülmektedir. Takip konusu ilama konu anlaşmalı boşanma davasında tarafların sundukları boşanma protokolünün 8.bendinde müşterek çocuk için aylık 1400 TL iştirak nafakasına hükmedildiği, 9. bendinde ise iştirak nafakasının her yıl % 10 arttırılacağının kararlaştırıldığı, maddi manevi tazminat, yoksulluk nafakası taleplerinin olmadığı, müşterek çocuğun velayetinin anneye verilerek baba ile şahsi ilişki günlerinin belirlendiği görülmekte ise de; protokolde belirtilen nafakanın artış hükmü dışındaki tüm hususların hükme bağlandığı, nafaka artış hükmünün ise ilamın hüküm bölümüne yazılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda ilamların aynen infaz edileceği, İcra Mahkemesi'nin ilamın hüküm fıkrasını yorum yoluyla değiştiremeyeceği,ilamın hüküm kısmında müşterek çocuk için aylık 1400,00 TL nafakaya hükmedildiği, protoldeki artış hükmünün ilama bağlanmadığı, protokolün hüküm fıkrasına göre sınırlandırıldığı, hüküm bölümüyle sınırlı olarak infaz yapılacağından %10 artış oranı uygulanarak bulunan aylık nafaka miktarının talep edilemeyeceğinin kabulü gerekir. O halde Mahkemece, aylık 1400,00 TL üzerinde nafaka talep edilebileceği kabulü ile %10 artış hükmüne göre ile istenilen asıl alacak ve fer'ileri yönünden icra emrinin iptali ve devam eden aylar nafakasının da 1400,00 TL olarak talep edilebileceğinden bu miktar üzerindeki kısmın iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06/06/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin E. 2016/14485, K. 2017/3847 sayılı kararında dayanak vergi mahkemesi ilamı, dava konusu işlemin iptaline ilişkindir. Hüküm fıkrasında likit bir alacak bulunmadığı ve eda hükmü içermediği kabul edilmiştir. İlam, gerekçe esas alınarak yargılama gideri ve vekalet ücreti dışında asıl alacak yönünden ilamlı icraya konu edilemez. Yerel mahkemenin kararı bu nedenle bozulmuştur; sonuç, o ilamın kapsamıyla sınırlıdır.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin E. 2014/11103, K. 2015/10694 sayılı kararında, yalnızca ilama aykırı kısımlardan söz edilerek hangi kısımların iptal edildiği gösterilmeyen hüküm, şikâyet talebi bakımından verilen sonucu açıklamadığı ve infazda zorluk doğurduğu için yetersiz görülmüştür. Temyiz itirazları kısmen kabul edilmiş, diğer itirazlar o aşamada incelenmemiş ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 297/2’ye uygun hüküm kurulmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/11103, K. 2015/10694Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2014/11103 E.  ,  2015/10694 K. "İçtihat Metni" İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Şikayet Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: K A R A R Şikayet eden borçlu vekili, İcra Mahkemesi'ne başvurusunda; vekil edeni aleyhine başlatılan takibe dayanak ilamda müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğu ve hükmedilen manevi tazminattan sorumlu olmadığı halde icra emrinin bu hususlar gözetilmeden ilama aykırı şekilde düzenlendiğini ileri sürerek icra emrinin iptalini istemiş. Mahkemece şikayetin kabulüne, icra emri ve takibin ilama aykırı kısımları yönünden iptaline karar verilmesi üzerine; hüküm, alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. HMK'nun 297/2. maddesi hükmü gereğince yargılama sonunda verilen kararda taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde açıkça gösterilmesi gerekir. Mahkemece verilen kararda "Şikayetin kabulü ile Anadolu l.İcra Müdürlüğü'nün 2013/4514 Esas sayılı dosyasında ilama aykırı düzenlenen icra emri ve takibin ilama aykırı kısımları yönünden iptaline" şeklinde hüküm kurulduğu, şikayet dilekçesindeki taleple ilgili olarak neye karar verildiğinin, hangi kısımların iptal edildiğinin belirtilmediği görülmektedir. Hüküm bu haliyle açık olmadığı gibi, şüphe ve tereddüt uyandıracak, infazda zorluk çıkaracak şekildedir. Hukuk Genel Kurulu'nun 08.10.1997 tarih ve … E.- …. K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, ilamların infaz edilecek kısmı hüküm bölümüdür. Diğer bir anlatımla hüküm içeriğinin aynen infazı zorunludur. İlamın infaz edilecek kısmı yorum yoluyla belirlenemez. Bu nedenle hüküm fıkrasının hiçbir tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça yazılması zorunludur. Bu durumda Mahkemece, 6100 sayılı HMK'nun 297/2. maddesine uygun olarak tesis edilmiş bir hüküm bulunmadığından kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 11.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Temyiz, kesinleşme ve icranın geri bırakılması

Temyiz kural olarak kararın icrasını durdurmaz. İcra ve İflas Kanunu’nun icranın geri bırakılmasına ilişkin m. 36 hükmü saklıdır. Nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemez.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 367Kaynağı aç
MADDE 367- (1) Temyiz, kararın icrasını durdurmaz. İcra ve İflas Kanununun icranın geri bırakılmasıyla ilgili 36 ncı maddesi hükmü saklıdır. Nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemez. (2) Kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez. Kötüniyetle temyiz

Kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez. Bu kural, hükümde sayılan karar türleriyle sınırlıdır.

İlama karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran borçlu, hükmolunan para veya eşyanın resmî bir mercie depo edildiğini ispat ederse icra müdürü kendisine uygun bir süre verir. Aynı süre, icra mahkemesince kabul edilecek taşınır rehni, esham, tahvilat, taşınmaz rehni veya muteber banka kefaleti gösterilmesi ya da borçlunun hükmolunan para ve eşyayı karşılayacak malının haczedilmiş olması hâlinde de verilir. Süre, takibin yapıldığı yer icra mahkemesinden icranın geri bırakılması kararı alınması içindir ve ancak zorunluluk hâlinde uzatılabilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 36Kaynağı aç
Madde 36 – (Değişik: 2/3/2005 – 5311/5 md.) İlâma karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran borçlu, hükmolunan para veya eşyanın resmî bir mercie depo edildiğini ispat eder yahut hükmolunan para veya eşya kıymetinde icra mahkemesi tarafından kabul edilecek taşınır rehni veya esham veya tahvilât veya taşınmaz rehni veya muteber banka kefaleti gösterirse veya borçlunun hükmolunan para ve eşyayı karşılayacak malı mahcuz ise icranın geri bırakılması için takibin yapıldığı yer icra mahkemesinden karar alınmak üzere icra müdürü tarafından kendisine uygun bir süre verilir. Bu süre ancak zorunluluk hâlinde uzatılabilir.[22] Borçlu, Devlet veya adlî yardımdan yararlanan bir kimse ise teminat gösterme zorunluluğu yoktur. (Değişik üçüncü fıkra:24/11/2021-7343/5 md.) Ücreti ilgililer tarafından verilirse icra mahkemesince icranın geri bırakılması hakkındaki karar, hükmü veren mahkemeye ve icra dairesine en uygun vasıtalarla bildirilir. Nafaka hükümlerinde böyle bir süre verilemez. Bölge adliye mahkemesince başvurunun haklı görülmesi hâlinde teminatın geri verilip verilmeyeceğine karar verilir. Yargıtayca hükmün bozulması hâlinde borçlunun başvurusu üzerine, bozmanın mahiyetine göre teminatın geri verilip verilmeyeceğine bozma sonrası esası inceleyecek mahkemece kesin olarak karar verilir.[23] Bölge adliye mahkemesince başvurunun kesin olarak esastan reddine karar verilmesi veya Yargıtayca hükmün onanması hâlinde alacaklının istemi üzerine başkaca işleme gerek kalmaksızın teminata konu olan para alacaklıya ödenir. Mal ve haklar ise, malın türüne göre icra dairesince paraya çevrilir. (Ek cümle:24/11/2021-7343/5 md.) Bölge adliye mahkemesinin başvurunun esastan reddine ilişkin kararına karşı temyiz yolunun açık olması hâlinde, temyiz yoluna başvurma süresinin dolmasına kadar icranın geri bırakılması kararının etkisi devam eder. İlâm alacaklısının teminat üzerinde rüçhan hakkı vardır.[24] Haciz veya iflas istemek yetkisi:

Borçlu Devlet veya adlî yardımdan yararlanan bir kimse ise teminat gösterme zorunluluğu yoktur. Nafaka hükümlerinde icranın geri bırakılması için böyle bir süre verilemez.

Ücreti ilgililer tarafından verilirse, icra mahkemesinin icranın geri bırakılmasına ilişkin kararı hükmü veren mahkemeye ve icra dairesine en uygun vasıtalarla bildirilir.

Bölge adliye mahkemesi başvuruyu haklı görürse teminatın geri verilip verilmeyeceğine karar verir. Yargıtay hükmü bozarsa borçlunun başvurusu üzerine, teminatın akıbetine bozmanın mahiyetine göre bozma sonrası esası inceleyecek mahkeme kesin olarak karar verir.

Bölge adliye mahkemesinin başvuruyu kesin olarak esastan reddetmesi veya Yargıtayın hükmü onaması hâlinde, alacaklının istemi üzerine başkaca işleme gerek kalmaksızın teminata konu para alacaklıya ödenir. Mal ve haklar, malın türüne göre icra dairesince paraya çevrilir. İlam alacaklısının teminat üzerinde rüçhan hakkı vardır.

Bölge adliye mahkemesinin esastan ret kararına karşı temyiz yolu açıksa, icranın geri bırakılması kararının etkisi temyiz yoluna başvurma süresi dolana kadar devam eder.

İcra işlemlerinin durması ve eski hâle dönülmesi

Bir ilamın bölge adliye mahkemesince kaldırılması veya temyizen bozulması, icra işlemlerini olduğu yerde durdurur.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 40Kaynağı aç
Madde 40 – (Değişik birinci fıkra: 2/3/2005-5311/7 md.) Bir ilâmın bölge adliye mahkemesince kaldırılması veya temyizen bozulması icra muamelelerini olduğu yerde durdurur. (Değişik ikinci fıkra: 2/3/2005-5311/7 md.) Bir ilâm hükmü icra edildikten sonra bölge adliye mahkemesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kesin bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski hâline iade olunur. Ancak üçüncü şahısların hüsnü niyetle kazandıkları haklara halel gelmez. Umumi hükümler:

İlam hükmü icra edildikten sonra bölge adliye mahkemesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulur ve aleyhine takip yapılan kişinin hiç veya o kadar borcu olmadığı kesin bir ilamla belirlenirse, ayrıca hükme gerek kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski hâline iade olunur. Eski hâle iade, borcun bulunmadığına ilişkin bu kesin ilam şartına bağlıdır.

İcra ve İflas Kanunu m. 40 kapsamındaki eski hâle iade, üçüncü kişilerin iyiniyetle kazandıkları haklara zarar vermez.

Kanunun ikinci babındaki hükümlere aykırı olmayan diğer hükümler, ilama dayalı takiplerde de uygulanır.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 41Kaynağı aç
Madde 41 – Kanunun bu ikinci babında yazılı hükümlere mugayir olmıyan diğer hükümleri ilama müstenit takiplerde de cereyan eder. ÜÇÜNCÜ BAP İlamsız takip I. TAKİBİN MUHTELİF TARZLARI: Para borcu ve teminat için takip:

Sık sorulan sorular

Hatalı icra emrine karşı süre ne kadardır?

Kanuna aykırılık veya olaya uygun bulunmama nedeniyle şikâyet, işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi gün içinde yapılır. Hakkın yerine getirilmemesi veya sebepsiz sürüncemede bırakılması hâlinde şikâyet süreye bağlı değildir.

Şikâyet kabul edilirse işlem ne olur?

Şikâyet kabul edilirse şikâyet konusu işlem bozulur veya düzeltilir. Memurun sebepsiz yapmadığı veya geciktirdiği işlerin yapılması emrolunur.

Para ilamında ödeme süresi nasıl ihtar edilir?

Borçluya en çok yedi gün içinde ödeme veya teminat verme ihtarı yapılır. Bu süre içinde yerine getirilmezse, icranın geri bırakılması kararı getirilmedikçe cebri icra yapılacağı yazılır.

Taşınır teslim edilmezse ne yapılır?

Borçlu teslim emrini hiç tutmaz veya eksik bırakır ve hükmolunan taşınır ya da misli yedinde bulunursa, taşınır elinden zorla alınıp alacaklıya verilir. Yedinde bulunmazsa ilamda yazılı değer alınır; verilmezse ayrıca icra emri tebliğine gerek kalmaksızın haciz yoluyla tahsil olunur.

Hüküm açık değilse ne istenebilir?

Hüküm yeterince açık değilse, icrasında tereddüt uyandırıyorsa veya birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa taraflar, icra tamamlanıncaya kadar hükmün açıklanmasını ya da tereddüt veya aykırılığın giderilmesini isteyebilir. Tavzih, hüküm fıkrasındaki hak ve borçları sınırlayamaz, genişletemez ve değiştiremez.

Temyiz ilamın icrasını kendiliğinden durdurur mu?

Temyiz kural olarak kararın icrasını durdurmaz; İcra ve İflas Kanunu m. 36 saklıdır. Nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemez.

İcranın geri bırakılması için hangi güvence aranır?

İlama karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran borçlunun para veya eşyayı resmî mercie depo ettiğini ispat etmesi, icra mahkemesince kabul edilecek teminatı göstermesi ya da karşılayacak malının haczedilmiş olması hâlinde icra müdürü uygun bir süre verir. Devlet veya adlî yardımdan yararlanan borçlu teminat göstermek zorunda değildir; nafaka hükümlerinde bu süre verilmez.

Hangi kararlar kesinleşmeden yerine getirilemez?

Kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu