Taşınır Malların Haczi, Kıymet Takdiri ve Satışı

by Avukat Erdal Ersoy
Taşınır Malların Haczi, Kıymet Takdiri ve Satışı

Taşınır haczi, borçluya ait, haczi kabil ve alacağın tahsiline elverişli ekonomik değeri bulunan mallar üzerinde yapılır. Haciz alacaklının talebiyle başlar; malın cinsi, niteliği ve tahmini değeri tutanağa yazılır. İlk değer çoğu zaman kaba bir tahmindir. Düşük değerli ev eşyasında bu takdir satışa esas kabul edilebilirken araç, profesyonel makine ve yüksek değerli taşınırda ayrıca bilirkişi incelemesi gerektiği anlatılmaktadır. Satış hacizden ayrıdır ve alacaklının satış talebine bağlıdır.

Taşınır mal ve haciz koşulları

Taşınır mal, bir yerden başka bir yere zarar görmeden taşınabilen eşya olarak ele alınır. Araç, makine, elektronik cihaz, mobilya, stok, menkul kıymet, para ve bazı alacak hakları bu kapsamda sayılır. İcra bakımından asıl ayrım, malın taşınabilir olmasından çok borçluya ait olması, haczi kabil bulunması ve tahsile hizmet edebilecek ekonomik değer taşımasıdır.

Hacizde icra memuru çoğu zaman zilyetlik karinesinden hareket eder. Borçlunun fiilî hâkimiyetindeki taşınırın borçluya ait olduğu varsayılır. Üçüncü kişi istihkak iddiasında bulunmadığı sürece mal borçlunun malvarlığına dâhil kabul edilerek haczedilebilir. Bu anlatım, haciz anındaki olağan hareket noktasıdır.

Haciz işleminin yürütülmesi

Taşınır haczi kural olarak alacaklının haciz talebiyle başlar. İcra dairesi, menkulün bulunduğu yerde haciz mahalline gider. İcra memuru malları tek tek sayar; cins, marka, model, varsa şasi veya motor numarası ile tahmini değeri tutanağa yazar. Muhafaza ve gerekirse yediemin konusunda da karar verir.

Memurun haciz sırasındaki ilk değerlemesi çoğu zaman kaba tahmindir. Özellikle düşük değerli ev eşyasında bu değerin satışa esas olabilecek nitelikte kabul edildiği belirtilir. Araçlar, profesyonel makineler ve yüksek değere sahip taşınırlar için ise çoğu zaman ayrıca bilirkişiyle değer tespiti gerektiği ifade edilir.

Haczi sınırlanan taşınırlar

Haczedilemeyecek taşınırlar örneklenirken borçlu ve ailesinin zorunlu ev eşyaları, mesleğin icrası için zorunlu bazı araç ve gereçler, çalışma gücünü doğrudan etkileyen protez gibi kişisel kullanım eşyaları, ücretin belli bir kısmı ve bazı sosyal yardım ödemeleri sayılır. Bu sayım örnek niteliğindedir.

Yasa gereği haczedilemeyecek veya satışına izin verilmeyecek bir taşınırın kıymet takdirine konu edilmesi hukuka aykırı olabilir. Özellikle mesleğin icrası için zorunlu olan bazı araç ve gereçler bu kapsamda anılır. Böyle bir işlem şikâyet, işlemin iptali ve gerekirse tazminat sonucunu doğurabilir. Bu nedenle değer biçmeden önce haczedilebilirlik denetlenmelidir.

Değerin ne zaman ve kim tarafından belirleneceği

Taşınırlarda değer tespiti çoğu zaman haciz sırasında veya hacizden kısa süre sonra yapılır. Motorlu araçlarda piyasa dalgalanmaları, kasko değerleri ve ikinci el piyasası dikkate alınabilir. Ticari makine ve özel üretim cihazlarda bilirkişi raporu düzenlenebilir. Düşük değerli ev eşyasında ise icra memurunun takdiri çoğu kez yeterli görülebilir.

Yüksek bedelli veya teknik özellikli taşınırlarda bilirkişi, alacaklının ya da borçlunun talebi üzerine veya icra memurunun kendiliğinden takdiriyle atanabilir. Bilirkişi; emsal satışlar, sıfır fiyatlar, amortisman ve piyasa koşullarını dikkate alarak güncel rayiç bedeli gösteren kıymet takdir raporu hazırlar.

Kıymet takdir belgesinde aranan açıklık

Kıymet takdir belgesinin uygulamada malın ayrıntılı tanımını, yıpranma, hasar ve çalışır olup olmadığı yönünden fiziksel durumunu, piyasa koşullarını, kullanılan değerleme yöntemini ve tahmini satış değerini barındırması anlatılır. Yöntem olarak emsal karşılaştırma, maliyet bedeli veya gelir yaklaşımı anılabilir. Belgenin açık, çelişkisiz ve gerekçeli olması da bu anlatımın parçasıdır.

Araç, makine, stok ve ev eşyası

Motorlu araç değerlemesinde model yılı, marka, segment, kilometre, hasar kayıtları, değişen veya boyalı parçalar, ikinci el emsalleri ve varsa kasko değeri dikkate alınır. Bilirkişi raporlarında kasko değerinin belirli oranda iskonto edilerek satışa esas kıymet olarak yazılması sık görülebilir.

Ticari makine ve demirbaşta satın alma tarihi, ilk maliyet, teknolojik eskime, yedek parça ve servis imkânı ile sektördeki talep dikkate alınır. Makine çalışır durumda olsa bile piyasada rağbet görmüyor veya yedek parçası bulunmuyorsa hurda değeri üzerinden takdir gerekebilir. Bu sonuç her makine için zorunlu bir kural değildir.

Stoklar kategori bazında sınıflandırılabilir. Birim başına emsal piyasa değeri belirlenir ve toplam değer, birim değerin adetle çarpılmasıyla hesaplanır. Moda, teknoloji veya gıda gibi zamanla değeri değişebilen stoklarda, haciz anındaki kıymet takdiri ilerleyen zamanda gerçeklikten uzaklaşabilir.

Kullanılmış mobilya, beyaz eşya ve elektronik cihazların ikinci el değeri genellikle düşüktür. Bir kısmı, taşınma ve muhafaza masrafını bile karşılamayacak bedelle satılabilmektedir. Bu nedenle icra dairelerinin ev eşyası haczini pratik gerekçelerle sınırlı tutmaya çalıştığı ve bu mallarda memur takdirinin çoğunlukla yeterli, bilirkişinin ise istisnaî görüldüğü belirtilir. Bu eğilim, haczedilmezlik kuralının kendisi değildir.

Kıymet takdirine karşı başvuru

Kıymet takdiri yardımcı bir işlem olmakla birlikte ihale bedelini etkilediği için sonuç doğurucu sayılır. Bariz hata veya hakkaniyete açık aykırılıkta taraflara şikâyet ya da itiraz imkânı tanındığı belirtilir.

İcra ve İflas Kanunu m. 128/a-1 ilk cümlesine göre, kıymet takdirinin tebliğ edildiği ilgililer raporu düzenleten icra dairesinin bulunduğu yer icra mahkemesinde, tebliğden itibaren yedi gün içinde şikâyet edebilir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2016/29111 esas, 2016/24783 karar sayılı kararı bu süreyi bir taşınmaz ihalesinde esas almıştır.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2016/29111, K. 2016/24783Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2016/29111 E.  ,  2016/24783 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: 1-İşin niteliği bakımından temyiz tetkikatının duruşmalı olarak yapılmasına. HUMK'nun 438 ve İİK'nun 366. maddeleri hükümleri müsait bulunmadığından bu yoldaki isteğin reddi oybirliğiyle kararlaştırıldıktan sonra işin esası incelendi: 2-Şikayetçi hissedarın icra mahkemesine başvurusunda; kıymet takdirine itirazı üzerine daha önce yapılan yargılamada itirazının reddedildiğini, yeniden kıymet takdiri yapılması gerektiğini ileri sürerek 03/05/2016 tarihli taşınmaz ihalesinin feshini talep ettiği, mahkemece, ihale usulüne uygun olduğundan bahisle şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. İİK'nun 128/a-l. maddesi ilk cümlesine göre, kıymet takdirinin tebliğ edildiği ilgililer, raporun tebliğinden itibaren yedi gün içinde raporu düzenleten icra dairesinin bulunduğu yerdeki icra mahkemesinde şikayette bulunabilirler. Kıymet takdirine itiraz üzerine verilen karar kesin nitelikte olmakla birlikte, anılan hükümler ihalenin feshi aşamasında incelenebilir (HGK'nun 17.03.1999 tarih – 1999/12-161 E.- 148 K. sayılı kararı). Şikayetçinin, satışın iptali talebi ile birlikte açtığı kıymet takdirine itiraz davasının … 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 02/07/2015 tarih ve 2014/1464 E.- 2015/757 K. sayılı ilamı ile, "ayrıca açılmış bir kıymet takdiri davası bulunmadığı" gerekçesiyle reddine karar verildiği görülmektedir. Her ne kadar kıymet takdiri raporuna itiraz üzerine verilen kararlar İİK'nun 128/a-son maddesi gereğince kesin ise de, ihalenin feshi şikayetlerine ilişkin yargılamada denetlenmesi mümkün olup, somut olayda kıymet takdirine süresinde itiraz edildiği halde istem sadece satışın iptali talebi yönünden incelenerek, açılmış bir kıymet takdiri davası bulunmadığı gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmesi yerinde değildir. Böyle bir durumda satışa esas alınan kıymet takdirinin gerçeğe uygun olup olmadığının mahkemece araştırılması ve incelenmesi gerekmektedir. O halde mahkemece; fesih nedeni olarak ileri sürülen kıymet takdirine itiraza ilişkin olmak üzere konusunda uzman bilirkişiler refakate alınarak keşif yapılmak suretiyle, kıymet takdirine itiraz davasında taşınmazlar ile ilgili yapılan kıymet takdiri tarihi itibariyle tespit edilecek değerlerin, ihalede esas alınan muhammen bedellerin üzerinde olması halinde ihalenin feshine karar verilmesi, muhammen bedellerin altında olması halinde ise İİK'nun 134/8. maddesine göre zarar unsuru oluşmayacağından ihalenin feshi isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Şikayetçinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01.12.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Satış talebi, ilan ve ihale

Haczedilen taşınırın satışa çıkarılması alacaklının satış talebine bağlıdır. Hacizden itibaren belirli süre içinde satış istenmezse haciz düşebilir. Satış talebi üzerine icra dairesi değer tespitinin güncelliğini ve yeterliliğini gözden geçirir; gerek görürse yeni kıymet takdiri yaptırabilir.

Satış ilanında malın cinsi, nitelikleri ve varsa teknik özellikleri, haciz dosyası bilgileri, muhammen bedel, ihale tarihi, saati, yeri ve katılma şartları açıkça yazılır. Muhammen bedelin çok yüksek veya çok düşük olması katılımı, tahsilatı ve ihalenin feshi riskini etkileyebilir.

Taşınır ihalesi genellikle açık artırma usulüyle yapılır. Muhammen bedelin belirli bir oranının altındaki tekliflerin kabul edilip edilmeyeceği ilgili mevzuata ve somut olaya göre belirlenir. Yeterli katılım sağlanmaz veya makul bir bedele ulaşılmazsa satış ertelenebilir ya da yenilenebilir.

Satıştan sonra yalnızca ucuza satıldığı ileri sürülmesi, ihalenin feshi için yeterli görülmez. Usule aykırılık ve ihaleye katılımı engelleyen ciddi eksiklikler de aranır. Değer tespitine süresinde itiraz edilmemişse bu nokta tek başına fesih gerekçesi olmayabilir. Açık orantısızlık ise bazı hâllerde hakkaniyet gerekçesiyle müdahaleyi gündeme getirebilir. Bu ihtimaller genel ve kesin bir fesih kuralına dönüştürülemez.

Taşınmaz ihalelerinde kıymet ve fesih

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2016/29111 esas, 2016/24783 karar sayılı kararında kıymet takdirine itiraz üzerine verilen karar kesin nitelikte olsa da bu hususların ihalenin feshi aşamasında incelenebileceği kabul edilmiştir. Dosyada süresinde yapılan kıymet itirazının, yalnızca ayrı bir kıymet takdiri davası bulunmadığı gerekçesiyle reddi hatalı görülmüş; satışa esas kıymetin gerçeğe uygunluğunun mahkemece araştırılması gerekli sayılmıştır. Uyuşmazlık taşınmaz ihalesine ilişkindir.

Aynı kararda, kıymet tarihi itibarıyla belirlenecek değerler ihaledeki muhammen bedellerin üzerindeyse ihalenin feshine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Değerlerin muhammen bedellerin altında kalması hâlinde ise İcra ve İflas Kanunu m. 134/8 uyarınca zarar unsuru oluşmayacağından fesih isteminin reddi gerektiği ifade edilmiştir. Daire, şikâyeti reddeden ilk derece kararını bu nedenle bozmuş ve kararı oybirliğiyle vermiştir. Bozma, ihalenin daire tarafından feshedildiği anlamına gelmez.

İcra ve İflas Kanunu m. 128/a-2, kesinleşen kıymet takdirinin yapıldığı tarihten itibaren iki yıl geçmedikçe yeniden kıymet takdiri istenemeyeceğini düzenler. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2016/20035 esas, 2016/25187 karar sayılı kararında satışın, kıymet takdirinin esas alındığı tarihten iki yıl sonra yapılmasının başlı başına fesih sebebi sayıldığı ve sürenin, sonradan kesinleşmesi kaydıyla kıymet takdirinin yapıldığı tarihten başladığı belirtilmiştir. İki yıllık süre kamu düzenine ilişkin görülmüş ve mahkemece resen dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Karar bir taşınmaz ihalesine ilişkindir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2016/20035, K. 2016/25187Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2016/20035 E.  ,  2016/25187 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı-borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Şikayetçi borçlu icra mahkemesine başvurarak taşınmaz ihalesinin feshini talep etmiş, mahkemece istemin reddine hükmedilmiştir. İİK'nun 128/a-2. maddesinde; "Kesinleşen kıymet takdirinin yapıldığı tarihten itibaren iki yıl geçmedikçe yeniden kıymet takdiri istenemez" hükmüne yer verilmiştir. HGK'nun 26/02/1992 gün ve 92/70-130 sayılı kararında; satışın, kıymet takdirinin esas alındığı tarihten iki sene sonra yapılmasının başlı başına ihalenin feshi sebebi sayılacağı benimsenmiştir. Ayrıca kararda iki yıllık sürenin başlangıcının, bilahare kesinleşmesi kaydı ile kıymet takdirinin yapıldığı tarih olduğu açıkça vurgulanmıştır. Bu husus kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece re'sen nazara alınmalıdır. Somut olayda, şikayete konu taşınmazla ilgili olarak icra müdürlüğünce 31.03.2013 tarihinde kıymet takdirinin yapıldığı, bilirkişilerin 01.04.2013 tarihli raporlarını ibraz ettikleri, kıymet takdirine itiraz üzerine … 5. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2013/578 E. sayılı dosyasında alınan 24.09.2013 tarihli bilirkişi raporunda, taşınmazın arsa değerinin, 31.03.2013 tarihi itibariyle belirlendiği, ancak mahkemece 24.09.2013 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alındığı oysa ihale 20.08.2015 tarihinde yapılmış olup hükme esas alınması gereken 31.03.2013 tarihinden itibaren iki yıllık sürenin geçtiği görülmüştür (HGK 20.01.2016 T. 2015/12-3325E- 2016/25K.). O halde şikayete konu ihale, kesinleşen kıymet takdirinin yapıldığı 31.03.2013 tarihinden itibaren iki yıldan fazla süre geçtikten sonra gerçekleştiğinden mahkemece, ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddine hükmedilmesi isabetsizdir. SONUÇ : Davacı-borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12/12/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bu dosyada kıymet takdiri 31.03.2013 tarihinde yapılmış, ihale 20.08.2015 tarihinde gerçekleşmiştir. İki yıldan fazla süre geçtiği için ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken ret hükmü bozulmuştur. Daire fesih hükmü kurmamış, ilk derece hükmünü bozmuştur.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2017/5746 esas, 2018/1498 karar sayılı kararında, kıymet takdiri tarihinde inşaatın devam ettiği saptaması ile sonraki tutanak arasındaki çelişki, ihale konusu taşınmazın esaslı vasıflarında hata olarak kabul edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin ret kararı bozulmuş; ilk derece sonucu doğru görülerek gerekçenin düzeltilmesi ve şikâyetin kabulü yönünde yeniden hüküm kurulması gerektiği belirtilmiştir. Daire ihaleyi kendisi feshetmemiş, dosyayı Bölge Adliye Mahkemesine göndermiştir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2017/5746, K. 2018/1498Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2017/5746 E.  ,  2018/1498 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : …Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi ihale alıcısı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : İhale alıcısı icra mahkemesine başvurusunda; kıymet takdirine ilişkin bilirkişi raporunda, taşınmazın yapımına dair işlerin devam ettiğine ilişkin ifadenin gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek ihalenin feshini talep etmiş, … İcra Hukuk Mahkemesi'nin 02.09.2016 tarih ve 2016/27-61 sayılı kararı ile; ihale konusu bağımsız bölümün de içinde bulunduğu sitedeki binaların yapımının tamamlanıp tamamlanmayacağı belli olmamasına rağmen inşaatın devam ettiğinin ilanda belirtildiği, bu durumun esaslı vasıflarda hata niteliğinde olduğu gerekçesiyle ihalenin feshine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı takip alacaklısının istinaf kanun yoluna başvurusu üzerine, …Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi'nin 21.02.2017 tarih ve 2017/194-224 sayılı kararı ile; kıymet takdirine yönelik keşifte, binaların inşaatının devam ettiğinin tespit edildiği, kıymet takdir raporunun da bu doğrultuda hazırlandığı, satış ilanının da kıymet takdiri raporundaki duruma göre düzenlendiği, dolayısıyla şikâyetçi ihale alıcısının iddiasının ihale konusu taşınmazın esaslı niteliklerinde hata olarak değerlendirilemeyeceği belirtilerek istinaf başvurusunun kabulü ile ihalenin feshi isteminin reddine karar verildiği görülmektedir. Somut olayda, ihale konusu taşınmazın da içinde bulunduğu sitedeki binaların yapımına devam edildiğine dair tespitin 25.05.2015 tarihli kıymet takdir raporuna dayandığı, ancak … İlçe Jandarma Komutanlığı’nca tanzim edilen 16.06.2016 tarihli tutanakta, site inşaatının yaklaşık iki yıldan beri devam etmediğinin saptandığı, bu durumda, kıymet takdir tarihi itibariyle site inşaatının devam ettiğine dair saptamanın gerçeği yansıtıp yansıtmadığı hususunda tereddüt hasıl olduğu anlaşılmakla, bu durumun, ihale konusu taşınmazın esaslı vasıflarında hata niteliğinde olduğunun kabulü gerekmektedir. Buna göre; İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi yerinde olmamakla birlikte, sonucu itibariyle kararın doğru olduğu anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesince, bir üst paragrafta açıklanan gerekçe doğrultusunda şikayetin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinin düzeltilerek HMK'nun 353/1.b.2. maddesi uyarınca yeniden esas hakkında hüküm tesis edilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir. SONUÇ : Şikayetçi ihale alıcısının temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/2. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 19/02/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2022/12839 esas, 2023/524 karar sayılı dosyasında ilk derece mahkemesi, yeniden belirlenen değerin muhammen bedelle aynı olması ve zarar şartının gerçekleşmemesi nedeniyle davayı hukuki yarar yokluğundan usulden reddetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, usulünce yapılıp kesinleşen kıymet takdirinden sonra kıymet itirazının ihalenin feshi aşamasında incelenemeyeceğini belirtmiş; Daire bu kararı onamıştır. Onama, bu dosyadaki gerekçeyi 2016/29111 esas, 2016/24783 karar sayılı dosyanın yerine geçecek tek sonuç hâline getirmez. İki olay farklıdır ve aynı konuda tek bir sonuç çıkarılmaz.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/12839, K. 2023/524Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2022/12839 E.  ,  2023/524 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki taşınmaz ihalesinin feshi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddi ile işin esasına girilmemiş olduğundan davacı aleyhine para cezasına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın davacı borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince borçlunun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi borçlu tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı borçlu vekili dava dilekçesinde; satış ilanında satış bedeli 800.000 TL olarak belirtilmesine rağmen ihale bedeli en düşük 910.000 TL olarak başlatıldığını, gerekçe olarak alacaklı bankanın ipotek bedeli ve satış masraflarının 910.000 TL olduğunun belirtildiğini ancak bu durumun satış ilanında belirtilmediğini, bu hususun usul ve yasaya aykırı olduğunu, ihalenin yapılacağı yerde görevli memur ihalenin başladığını, ihaleye katılacak olanların duyacağı bir şekilde seslenmediğini, Covid-19 salgını sebebiyle ihale salonuna ihaleye girmek isteyen herkesin alınmadığını ileri sürerek 20.08.2021 tarihinde yapılan ihalenin feshini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı alacaklı vekili cevap dilekçesinde; ihalenin usulüne uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ihale alıcısı vekili cevap dilekçesinde; ihalenin usulüne uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı dava dilekçesinde taşınmazın değerine itiraz etmiş, ihaleden önce kıymet takdirinin tebliğinden itibaren süresinde taşınmazın değerine de itiraz ettiği ve … 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/82 Esas, 2021/75 Karar sayılı kararı ile taşınmazın değerinin 800.000,00 TL olarak belirlendiği göz önüne alınarak taşınmazda yeniden kıymet takdiri yapılmasına karar verildiği, mahkemece aldırılan bilirkişi raporuna göre taşınmazın değerinin 800.000,00 TL olduğu, bu bedelin ihalede esas alınan muhammen bedel ile aynı olduğu ve zarar şartının gerçekleşmediği gerekçesi ile davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddi ile işin esasına girilmemiş olduğundan davacı aleyhine para cezasına hükmedilmesine yer olmadığına, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı borçlu vekili ve davalı ihale alıcısı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı borçlu vekili; dava dilekçesini tekrarla mahkeme kararının kaldırılması ile ihalenin feshine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ihale alıcısı vekili; müvekkil oldukça kalabalık ve hatta biraz da karışık bir ortam olması nedeniyle tam olarak kim veya kimler tarafından söylendiğini tam olarak hatırlayamamakla birlikte, satış bedelini ihalenin kesinleşmesinden sonra yatırılacağını ifade edildiğini, bu nedenle ihale feshi davası açıldığını duyduğunda kalan satış bedelin yatırmadığını, yatırmak için ihalenin kesinleşmesini beklediğini, daha sonra taşınmazın tekrar satışa çıkarıldığını öğrendiğini, hak kaybına yaşadığını İki ihale arasında çok kısa süre olmasına rağmen ihale bedelleri arasında izahı mümkün olmayan fark oluşmuştur. İki ihale bedeli arasında fahiş sayılabilecek fiyat farkı müvekkilin katıldığı ilk ihalede yaşanan olumsuzlukların sonucu olduğu düşünülmektedir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazın muhammen bedelin üzerinde satılması nedeni ile olayda zarar unsurunun gerçekleşmediği, her ne kadar davacı tarafından taşınmazın değerinin düşük belirlendiği ileri sürülmüş ve mahkemece kıymet takdiri yönünden keşif yapılarak hüküm kurulmuş ise de, davacı tarafından süresinde kıymet takdirine itiraz edildiği, … 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/82 Esas sayılı dosyası ile kıymet takdirinin 800.000 TL olarak belirlenmiş olduğu, mahkemece yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporunda isabetsizlik bulunmadığı, bu sebeple eldeki dosyada İlk Derece Mahkemesince yeniden keşif yapılmasına gerek bulunmadığı gibi usulünce yapılıp kesinleşen kıymet takdirinden sonra davacının kıymet takdirine itirazının artık ihalenin feshi aşamasında incelenmesinin mümkün olmadığı, covit nedeniyle ihaleye katılımın az olmasının fesada ilişin bir iddia olmadığı gibi, İİK 134/2 maddesinde sayılan sebeplerden olmaması nedeniyle ihalenin feshi davasında incelenmesinin mümkün olmadığı, gerekçesi ile tarafların istinaf başvurusunun HMK'nın 353-(1)-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı borçlu vekili; istinaf dilekçesini tekrarla Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, … 1li, Konyaaltı liçesi, 3782 Ada, 2 Parsel, Arapsuyu Mahallesi 1.Kat 6 Numaralı Bağımsız Bölüm sayılı taşınmazın 20.08.2021 tarihli ihalesinin feshi isteğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 134 vd madde hükümleri, 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 2004 sayılı Kanun'un 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Taşınır haczi hangi mallarda yapılabilir?

Borçluya ait, haczi kabil ve alacağın tahsiline elverişli ekonomik değeri bulunan taşınırlarda haciz yapılabilir. Araç, makine, stok, menkul kıymet, para ve bazı alacak hakları bu kapsamda sayılabilir.

Üçüncü kişi malın kendisine ait olduğunu söylemezse ne olur?

İstihkak iddiası yoksa borçlunun fiilî hâkimiyetindeki taşınır, çoğu zaman borçluya ait kabul edilerek haczedilebilir. Bu varsayım her olayda mutlak bir kural olarak anlatılmamıştır.

Her taşınır için bilirkişi zorunlu mudur?

Hayır. Düşük değerli ev eşyasında icra memurunun ilk takdiri satışa esas kabul edilebilir. Araç, profesyonel makine ve yüksek değerli taşınırda ise çoğu zaman ayrıca bilirkişi incelemesi gerektiği belirtilir.

Kıymet takdirine hangi süre içinde şikâyet edilir?

İcra ve İflas Kanunu m. 128/a-1 ilk cümlesine göre tebliğden itibaren yedi gün vardır. Bu süreyi uygulayan Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2016/29111 esas, 2016/24783 karar sayılı kararı bir taşınmaz ihalesine ilişkindir.

Ucuz satış tek başına ihaleyi bozar mı?

Hayır. Yalnızca ucuza satıldığı iddiası yeterli görülmez; usule aykırılık ve katılımı engelleyen ciddi eksiklikler de aranır. Süresinde değer itirazı yapılmamışsa bu nokta tek başına fesih gerekçesi olmayabilir; açık orantısızlık bazı hâllerde mahkemenin müdahalesini gündeme getirebilir.

İki yıllık kıymet süresi hangi kararda fesih sebebi sayılmıştır?

İcra ve İflas Kanunu m. 128/a-2, kesinleşen kıymet takdirinden itibaren iki yıl geçmedikçe yeniden kıymet takdiri istenemeyeceğini düzenler. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2016/20035 esas, 2016/25187 karar sayılı kararı, iki yılı aşan satışı bir taşınmaz ihalesinde başlı başına fesih sebebi sayarak ret hükmünü bozmuştur.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu