Haksız tutukluluk tazminatı, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kanunda gösterilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan ya da kanuna uygun tutuklanıp da hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatine karar verilen kişilerin uğradıkları maddi ve manevi zararları Devletten talep edebildikleri kanuni bir giderim yoludur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 141 çerçevesinde düzenlenen bu hak, ceza muhakemesinde tatbik edilen haksız koruma tedbirlerinin doğurduğu kayıpların karşılanmasını amaçlar. Birinci fıkradaki haller dışında kalan, soruşturma veya kovuşturma evresinde hakimler ve Cumhuriyet savcılarının işlemleri nedeniyle açılacak davalar da kişisel kusur ve haksız fiil dahil ancak Devlet aleyhine açılabilir. Devlet, görevini kötüye kullanan ilgililere ödediği tazminattan dolayı bir yıl içinde rücu hakkını kullanır.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 141Kaynağı aç
a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya
tutukluluğunun devamına karar verilen,
b) Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan,
c) Kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından
yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan,
d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii
huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,
e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında
kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,
f) Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük
sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece
para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan,
g) Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar
kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle
açıklanmayan,
h) Yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen,
i) Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen,
j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde
elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya
diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,
k) (Ek: 11/4/2013-6459/17 md.) Yakalama, adli kontrol veya
tutuklama işlemine karşı Kanunda öngörülen başvuru imkânlarından
yararlandırılmayan,50
l) (Ek:2/3/2024-7499/12 md.) Konutunu terk etmemek veya
uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak
amacıyla hastaneye yatmak dâhil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve
bunları kabul etmek şeklindeki adli kontrol yükümlülükleri uygulandıktan sonra
haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar
verilen,
Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.
(2) Birinci fıkranın (e), (f) ve (l) bentlerinde belirtilen kararları
veren merciler, ilgiliye tazminat hakları bulunduğunu bildirirler ve bu husus
verilen karara geçirilir.50
(3) (Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Birinci fıkrada yazan hâller
dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız
fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet
savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat
davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir.
(4) (Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Devlet, ödediği tazminattan dolayı
görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan
hâkimler ve Cumhuriyet savcılarına bir yıl içinde rücu eder.
Tazminat isteminin koşulları
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2021/7000, K. 2024/3Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
DAVA TARİHİ : 21.07.2017
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEMYİZ EDENLER : Davalı vekili, davacı vekili
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin 14.05.2019 tarihinde tebliği üzerine davalı vekilinin 20.05.2019 tarihinde verdiği dilekçesinde hükme ilişkin temyiz sebeplerini bildirerek katılma yolu ile temyiz isteminde bulunduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 21.07.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; Konya 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/4706 D.İş. Sayılı ve 08.11.2016 tarihli kararıyla "ölçülü olmadığı" gerekçesiyle kaldırılan, Konya 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/648 sayılı ve 11.10.2016 tarihli "tutuklama" kararı sebebiyle müvekkilin 11.10.2016-08.11.2016 tarihleri arasında haksız yere hürriyetinden mahrum bırakıldığı, 100.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 200.000,00 TL tazminatın davalı kurumdan, zararı doğrudan haksız gözaltı ve tutuklama tarihinden yürütülecek yasal faizi ile birlikte alınarak müvekkile ödenmesi ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı vekili 14.09.2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3. Konya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.12.2017 tarihli ve 2017/329 Esas, 2017/439 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 25.04.2019 tarihli ve 2018/787 Esas, 2019/1174 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 05.10.2021 tarihli, davalı vekilinin temyiz talebinin kesinlikten reddi, davacı vekilinin temyiz talebinin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz sebepleri
1.Hükmedilen maddi tazminat miktarının az olduğuna,
2. Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna,
İlişkindir.
Davalı vekilinin temyiz sebepleri
1. Davanın reddi gerektiğine,
2. Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarının fazla olduğuna,
İlişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü:
Yapılan soruşturma sonunda Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan 24.04.2017 tarihinde Kovuşturmaya Yer Olmadığına karar verildiği, bu dosyada davacı …'ın 29/09/2016-01/10/2016 tarihleri arasında gözaltında, 11/10/2016-08/11/2016 tarihleri arasında tutuklu olarak bulunduğu,
Kararın davacı yönünden 24/04/2017 tarihinde verildiği, şüpheliye yeni bir tebligat yapılmadığı ve davanın 21/07/2017 tarihinde ve süresinde açılmış olduğu,
Davacının haksız tutuklama tarihlerine konu sürenin başka bir cezasından mahsup edilmediğinin anlaşıldığı,
Davacı hakkında daha önceden tazminat konusunda başka bir mahkemece verilmiş tazminat kararı bulunmadığı ve davacıya Say2000i sisteminde herhangi bir ödeme kaydına rastlanmadığının bildirildiği,
Davacı hakkında tutuklu kaldığı süre zarfında yaptığı iş ile ilgili tüm kayıtlar ve sosyal ekonomik durum araştırması dikkate alınarak teknik bilirkişiden maddi zararı konusunda rapor aldırıldığı,
Davacının haksız tutuklu kaldığı süre içinde çalışamadığı ve bu nedenle maddi zararının bulunduğu, davacının göz altında ve tutuklu kaldığı süre içinde ve tahliye olmasından sonra çevresi tarafından hakir görüldüğü bu durumun davacının kişilik haklarına zarar verdiği, onun manevi olarak elem ve üzüntü duymasına neden olduğu,
Davacının Adliye Zabıt Katibi olduğu ve sonradan görevine dönerek tutuklu kaldığı günlere ilişkin maaşının tamamının kendisine ödendiğini beyan etmesi karşısında maddi zararının bu yönüyle söz konusu olmadığı, ancak hakkında soruşturma yapılan soruşturma dosyasında avukat olarak görev yapan müdafiine 3.600 TL avukatlık ücreti ödediği ve buna ilişkin makbuzun dosyamıza ibraz edildiği anlaşılmakla soruşturma aşamasındaki bu ödemenin yargılama söz konusu olmadığı için sanığa iade konusunda karar verebilecek bir mercii bulunmadığından bu hususun tazminat talebine konu edilebileceği ve maddi zarar olarak kabul edilerek sanığa ödenmesine karar verilmesi gerektiği, zarar miktarının soruşturma dosyasında avukata ödenmiş olan 3.600,00 TL olarak kabulü gerektiği,
Davacının ayrıca haksız tutuklama sebebiyle manen elem ve üzüntü duyduğu, bunun giderilmesi gerektiği anlaşılmakla manevi tazminatın zenginleşme aracı olmadığı, duyulan elem ve üzüntü ile orantılı olması gerektiği, davalı için de bir ceza niteliğine dönüşmemesi gerektiği şeklindeki kriterleri dikkate alınarak hak ve nesafet kuralları gereği manevi tazminata da hükmedilmesi gerekeceği,
Ayrıca Ceza Genel Kurulu 2004/1-177 E ve 2004/203 K sayılı kararında açıklandığı gibi davacının tazminat talebiyle birlikte faiz yürütülmesini de istediği durumlarda talebi ile bağlı kalınarak talebin aşılıp genişletilmesi mümkün olmadığından herhangi bir tarih belirtilmemişse bunun dava tarihinden itibaren olduğu kabul edilerek ve yahut açıkça dava dilekçesinde faizin haksız tutuklama tarihinden itibaren yürütülmesi talep edilmiş ise değerlendirmenin haksız fiil hükümlerine göre yapılarak tazminat hukukunun genel prensipleri gözetilerek artık bu talebin de kabul edilerek faizin talep doğrultusunda haksız tutuklama tarihinden itibaren yürütülmesinin hem maddi hemde manevi tazminat talepleri yönünden hukuka uygun olacağı, devletin sorumluluğunun bunu gerektireceği kanaatine varılmıştır.
Tüm bu değerlendirmeler ışığında davacı … için 3.600,00 TL maddi, 3.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınıp davacıya verilmesi gerektiği, ayrıca davacı vekili tarafından tazminatın haksız tutuklama tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödemesi talep edilmiş olmakla, haksız tutuklama tarihi olan 29/09/2016 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü:
''… 1-)Tazminat davasının dayanağı olan Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/22843 soruşturma, 2017/14385 karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar tarihinin 24/04/2017 olduğu, davacı vekili tarafından dava dilekçesine ekli olarak sunulan 3.600,00-TL. bedelli serbest meslek makbuzunun ise 03/07/2017 tarihli olup takipsizlik kararından sonra düzenlenmiş olduğu, bu nedenle de maddi tazminat kapsamına dahil edilemeyeceği gözetilerek, sadece soruşturma aşamasında kendisini vekil ile temsil ettiren davacı lehine kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde belirlenen 600,00-TL. vekalet ücretinin maddi zarar kapsamında ödenmesine karar verilmesi gerekirken, serbest meslek makbuzunda yazılı miktarın ödenmesine dair yazılı şekilde hüküm kurularak davacı yararına fazla maddi tazminata hükmolunması,
2-)Vekalet ücretine dayalı olarak kabul edilen maddi tazminata faizin serbest meslek makbuzunun düzenlendiği (ödemenin yapıldığı) 03/07/2017 tarihi yerine, hatalı değerlendirme ile ilk gözaltına alınma işleminin yapıldığı 29/09/2016 tarihinden itibaren yürütülmesine karar verilmesi,
3-)Davacının 29/09/2016 – 01/10/2016 tarihleri arasında gözaltında ve 11/10/2016 – 08/11/2016 tarihleri arasında da tutuklu kaldığı gözetilerek, gözaltında ve tutuklu kalınan her bir dönem için ayrı ayrı manevi tazminat takdiri ve faiz başlangıcının da buna göre tespiti gerekirken, anılan sürenin tamamı üzerinden tek bir manevi tazminata hükmolunması ve faizin de ilk haksız gözaltı işleminin gerçekleştiği 29/09/2016 tarihinden itibaren yürütülmesine karar verilmesi,
4-)25/08/2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 694 sayılı KHK'nin 144. maddesi ile 5271 sayılı CMK.nun 142. maddesine eklenen 9. fıkra uyarınca, hüküm altına alınan toplam tazminat miktarına göre davacı yararına hükmolunacak nispi vekalet ücretinin 792,00-TL. yerine hatalı kabul ile 3.960,00- TL. olarak fazla şekilde tayini,
Hukuka aykırı, davalı vekilinin istinaf istemi bu nedenle yerinde görüldüğünden, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu aykırılıklar Anayasanın 141/son. ve 6100 sayılı HMK.nun 353/1-b. maddeleri uyarınca düzeltilebilir nitelikte yanılgılar olduğundan, hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde maddi tazminat miktarı olarak yazılı "3.600,00" ile faiz başlangıcı olarak belirtilen "29/09/2016" ibarelerinin çıkartılması ve yerlerine sırası ile "600,00" ile "kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verildiği 24/04/2017" ibarelerinin yazılması; aynı bentte manevi tazminata ilişkin olarak yazılı "3.000,00-TL. manevi tazminatın 29/09/2016" ibaresinin çıkartılması ve yerine "200,00-TL. manevi tazminatın haksız gözaltı işleminin gerçekleştiği 29/09/2016 tarihinden itibaren, 2.800,00-TL. manevi tazminatın da haksız tutuklama işleminin gerçekleştiği 11/10/2016" ibaresinin yazılması; vekalet ücretine ilişkin (3) numaralı hüküm fıkrasında yer alan "3.960,00TL" ibaresinin çıkartılması ve yerine "770,00" ibaresinin yazılması sureti ile DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURULARININ ESASTAN REDDİNE, '' karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin esasını oluşturan Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/22843 soruşturma sayılı dosyası kapsamında davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 29.09.2016-01.10.2016 tarihleri arasında 2 gün gözaltında, 11.10.2016-08.11.2016 tarihleri arasında 28 gün tutuklu kaldığı, yapılan soruşturma sonunda 24.04.2017 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle davanın 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin 14.05.2019 tarihinde tebliği üzerine davalı vekilinin 20.05.2019 tarihinde verdiği dilekçesinde hükme ilişkin temyiz sebeplerini bildirerek katılma yolu ile temyiz isteminde bulunduğu anlaşıldığından tebliğnamedeki davalı vekilinin temyiz isteminin kesin nitelikte olduğu görüşüne iştirak edilmemiştir.
A.Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
A.1.Hükmedilen maddi tazminat miktarının az olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Davacının zabıt katibi olduğu, görevden uzaklaştırıldığı döneme ilişkin maddi zararlarının karşılanması talep edilmiş ise de davacının görevden uzaklaştırılması işleminin idari işlem niteliğinde olduğu, koruma tedbirlerinden kaynaklanmadığı anlaşıldığından bu hususa ilişkin olarak maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
A.2.Hükmedilen manevi tazminatın az olduğuna ilişkin temyiz istemi yönünden;
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklulukta kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti yapıldığından hükmedilen manevi tazminat miktarında hukuka aykırılık görülmemiştir.
B.Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
B.1.Davanın reddi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden;
5271 sayılı Kanun’un "Tazminat istemi" kenar başlıklı 141 inci maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;
…
e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,
…
Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.
…
Bu itibarla kanunda öngörülen yasal şartlar oluştuğundan davanın kısmen kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B.2.Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarının fazla olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Gerekçe bölümünün (A.1., A.2.) paragraflarında açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz sebebi reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 25.04.2019 tarihli ve 2018/787 Esas, 2019/1174 Karar sayılı kararında davacı vekili ve davalı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Konya 4.. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.01.2024 tarihinde karar verildi.
Tazminat İstenebilecek Haller ve Bildirim Yükümlülüğü
Ceza Muhakemesi Kanunu m. 141 hükmü gereğince, suç soruşturması ve kovuşturmasında kanundaki koşullar oluşmaksızın yakalanan, tutuklanan ya da tutukluluğunun devamına hükmedilen kişiler tazminat isteyebilir. Kanuna uygun yakalanıp tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına yahut beraate karar verilen kişiler de maddi ve manevi zararlarını isteyebilmektedir. Bununla birlikte, konutunu terk etmemek veya uyuşturucu, uyarıcı, uçucu madde ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla hastaneye yatmak dahil tedavi ve muayene tedbirlerine tabi olmak şeklindeki adli kontrol yükümlülükleri uygulandıktan sonra kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararı alan kişiler de tazminat kapsamındadır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 141 birinci fıkrasının (e), (f) ve (l) bentlerinde belirtilen hallere ilişkin kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararı veren merciler, ilgiliye tazminat hakları bulunduğunu bildirir ve bu husus verilen karara geçirilir.
Maddi ve Manevi Tazminatın Belirlenmesi
Tazminat taleplerinde maddi zarar; kişinin malvarlığında oluşan fiili azalmayı, kazanç kaybını ve masrafların karşılanmasını amaçlar. Manevi tazminat ise hürriyetten yoksun kalınması nedeniyle çekilen elem, keder, ıstırap ve ruhsal sıkıntıların giderilmesine yöneliktir. Fiilen infaz edilen tutukluluk süresinin tereddütsüz tespiti için tutuklama, gözaltı ve tahliye evrakı ile infaz kurumundaki infaz tarihleri incelenir. Tutuklu kalınan döneme ilişkin gelir kaybı hesabında tutukluluk süresindeki net asgari ücret dikkate alınabilmektedir. Yargılama söz konusu olmadığı için iade kararı verebilecek bir merci bulunmayan soruşturma evresinde şüphelinin müdafiine ödediği avukatlık ücreti de maddi zarar kapsamında talep edilebilir. Buna karşılık, kamu görevlisinin görevden uzaklaştırılması idari işlem niteliğinde olup koruma tedbirlerinden kaynaklanmadığından, bu tasarrufa dayalı maddi tazminat istemleri kabul edilmez.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2020/11845, K. 2022/2008Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Tazminat davasının dayanağı olan … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/235 Esas, 2013/387 karar sayılı dava dosyasının incelenmesinde; davacının kasten öldürme suçundan 17.02.2012-07.11.2013 tarihleri arasında 629 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 10.02.2016 tarihinde kesinleştiği, tazminat davasının CMK’nın 142/1. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı, Kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu,
Davacının dava dilekçesiyle 15.530 TL, ıslah yoluyla 203,95 TL maddi, 206.600 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesi talebine ilişkin söz konusu davada, yerel mahkemece 15.530 TL maddi, 21.000 TL manevi tazminatın tutuklama, 203,95 TL maddi tazminatın ise; ıslah tarihi olan 27.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine hükmedildiği anlaşılmakla,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre,
1-Tazminat talebinin dayanağı olan ceza dosyasında davacı hakkında düzenlenen gözaltı, tutuklama ve tahliyeye ilişkin tüm tutanak, müzekkere ve belgelerin Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde aslı ya da onaylı örnekleri dosya içine alınarak, tutuklama müzekkeresinin infaz edilip edilmediği, infaz edilmiş olması halinde infaz tarihleri ilgili ceza infaz kurumundan sorularak infaz edilen tutukluluk süresinin tereddüde mahal vermeyecek şekilde tespit edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
2-CMK'nın 144/1-a. maddesinin yürürlükten kaldırılması nedeniyle mahsup durumu tazminata engel oluşturmamakla birlikte, haklarında mahsup işlemi yapılmayan kişilerle tutukluluğu başka mahkumiyetinden mahsup edilenler arasındaki dengenin, hak ve nesafetin sağlanması gerektiği dikkate alınarak, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan araştırmada davacının 2015 yılından bu yana hükümlü olarak ceza infaz kurumunda bulunduğu ve davacı vekilince … Ağır Ceza Mahkemesinden mahsup edilmesi nedeniyle … Ağır Ceza Mahkemesince tazminatın dayanağı olan … 1. Ağır Ceza Mahkemesinden mahsup ve infaz bilgilerinin sorulduğu da değerlendirilerek davacının tutuklu kaldığı sürenin başka mahkumiyetinden mahsup edilip edilmediğinin araştırılması gerektiğinin gözetilmemesi,
3-Gerekçeli karar başlığında, dava türü olarak, "Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat'' yerine, ''Haksız tutuklama sebebiyle maddi ve manevi tazminat '' ibaresine yer verilmesi,
Kabule göre de;
4-Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nasafet ilkelerine uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, davacı lehine belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda az manevi tazminata hükmolunması,
5-Maddi tazminatın, davacının tutuklu kaldığı döneme ilişkin net asgari ücret üzerinden hesaplanan ‘’15.571,08’’ TL yerine, hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak bu miktarın üzerinde kalacak şekilde ‘’15.733,95’’ TL olarak tayin edilmesi suretiyle, davacı lehine fazla maddi tazminata hükmolunması,
6-Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 24.05.2019 tarih, 2017/8 Esas, 2019/3 Karar sayılı ilamında, “…bir miktar para alacağıın faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesinin talep edildiği kısmi davada, dava konusu miktarın ıslahla faiz talebi belirtilmeksizin arttırılması halinde, arttırılan miktar bakımından dava dilekçesindeki faiz talebine bağlı olarak faize hükmedileceği…” şeklindeki içtihadı birleştime dikkate alınarak davacının 19.04.2016 tarihli dava dilekçesinde hükmedilen tazminatlara tutuklama tarihinden yasal faize hükmedilmesi talep etmesine ve 27.05.2016 tarihli celsede sözlü olarak yaptığı ıslahta faiz talebi belirtilmemesine rağmen ıslah ile artırılan miktara ıslah tarihinden yasal faize hükmedilmesi,
Kanuna aykırı olup, davalı vekilinin ve davacı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 15.03.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Hükmedilecek manevi tazminatın belirlenmesinde kesin bir nesnel ölçüt bulunmamakla birlikte, davacının sosyal ve ekonomik durumu, isnat olunan suçun mahiyeti, tedbire yol açan olayın cereyan şekli, tutukluluk süresi ve kararın kesinleştiği tarihe kadar elde edilecek parasal değer gözetilir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi kararlarında belirtildiği üzere, takdir edilecek manevi tazminat hak ve nesafet ilkelerine uygun, hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak makul bir miktarda olmalıdır.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2014/7104, K. 2014/12918Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat
Hüküm : 4.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine.
Davacı vekilinin 22.02.2011 tarihli dilekçesi ile müvekkili davacının bir suç soruşturması nedeniyle tutuklu kaldığını, yapılan yargılama sonunda üzerine atılı suçtan beraatine hükmedildiğini belirterek CMK’nın 141. ve devamı maddeleri gereğince manevi tazminat istemine ilişkin açılan davanın mahkemece kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Tazminat davasının dayanağı olan Midyat Ağır Ceza Mahkemesinin, 2010/147 Esas – 2010/620 Karar sayılı ceza dava dosyasının incelenmesinde; sanığın (davacının) Cinsel istismar suçundan, 03.09.2009 – 03.11.2009 tarihleri arasında tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, hükmün temyiz edilmeksizin 23.12.2010 tarihinde kesinleştiği, tazminat davasının 22.02.2011 tarihinde, CMK’nın 142/1. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye açıldığı, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmış, manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı cinsel istismar suçunun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre, tazminat davasının kesinleştiği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak bir şekilde, hak ve nasafet kurallarına uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespit edildiğinden tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Bozmaya uyularak yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, davalı vekilinin davacının kendi kusuru ile tutuklanmasına neden olduğuna, tazminat miktarına ve eksik incelemeye ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün, isteme aykırı olarak ONANMASINA, 27.05.2014 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ;
Manevi tazminat davaları kişilik hakkını koruyan, haksız tecavüzün doğurmuş olduğu olumsuz sonuçlarını, yani zararın giderilmesini, telafi edilmesini amaçlar. Manevi tazminat davası için, kişilik haklarının ihlal edilmesi özellikle sosyal ve duygusal kişilik değerlerinin ihlali ve hukuka aykırı bir fiilin bulunması gerekir. Yakalanan veya tutuklanan kimsenin gerek aile gerek iş çevresinde itibarının sarsılması, aile, çocuk ve yakınları için tutukevinde hasret çekilmesi, kişinin tutuklanması nedeniyle ruhi sıkıntılar çekmesi, cezaevi şartları, buralarda duyduğu acı ve ızdıraplar kişinin manevi zararının giderilmesini gerekli kılar. Tutuklanan kimseye verilecek manevi tazminatın tespitinde; tutukluluk süresi, kişinin sosyal ve ekonomik yeri, üzerine yüklenen ve ceza kovuşturmasına konu olan suçun nitelik ve kapsamı göz önünde bulundurulmalıdır.
Bu açıklamalar ışığında, haksız yere yakalanan ya da tutuklanan kişinin çektiği acının karşılığı olarak manevi zarar ödenmesi gerektiği, bu zararın da her somut olay kendi şartları çerçevesinde değerlendirilerek belirlenmesi gereklidir.
Dosya kapsamı itibariyle, haksız yere 60 gün süreyle tutuklanan davacı beraat ettikten sonra aynı ilçede yaşamaya devam ettiği gibi, bir işyeri açarak da ticari hayatını sürdürmektedir, şu durumda tutuklamaya konu olan suç nedeniyle fazla miktarda manevi tazminat ödenmesini gerektirecek şekilde etkilenmediği de ortadadır, bu nedenlerle manevi tazminat miktarı belirlenirken objektif bir kriter olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre, özellikle tutuklamanın yapıldığı 03.09.2009 tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi suretiyle tazminat davasının kesinleştiği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değerin yaklaşık 6.000 TL olacağı ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak bir şekilde, hak ve nasafet kurallarına uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, 60 gün süreyle tutuklanan davacı için hükmedilen manevi tazminat miktarının bu ölçütlere uymayıp fazla tayin edildiğini düşündüğümüzden, sayın çoğunluğun manevi tazminatın yeterli olduğu yönündeki görüşüne iştirak etmiyoruz.
Dava dilekçesinde faizin açıkça haksız tutuklama tarihinden itibaren yürütülmesinin istendiği hallerde, haksız fiil ilkeleri uyarınca faiz tutuklama tarihinden başlatılabilir. Farklı koruma tedbirleri ile vekâlet ücreti gibi gider kalemlerinde ise faiz başlangıcı ilgili tedbir veya ödeme tarihine göre belirlenir. Faiz istemi içeren kısmi davada, ıslah dilekçesinde faiz ayrıca zikredilmemiş olsa dahi ıslahla artırılan miktar bakımından ilk dilekçedeki faiz talebine dayanılarak faize hükmedilir.
Dava Açma Süresi, Görev ve Usul Kuralları
Ceza Muhakemesi Kanunu m. 142/1 uyarınca tazminat istemi, kararın ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her halde kararın kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde yapılmalıdır. İstem kural olarak zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde, o yer mahkemesi işlemle ilişkili ve aynı yerde başka ağır ceza dairesi yoksa en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır. Ancak kanuna uygun tutuklanıp kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararı alanlar ile belirli adli kontrol tedbirlerine tabi tutulan kişilerin istemlerinde 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun uygulanır. Bu bentler kapsamında olmasına rağmen mahkemeye yapılan başvurular Tazminat Komisyonuna gönderilir. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren ve girmeyen talepler birlikte açılmışsa mahkeme görevsiz olduğu istemleri ayırarak Komisyona gönderir ve istemde ağır ceza mahkemesine yapılan ilk başvuru tarihi esas alınır.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 142Kaynağı aç
tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme
tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.
(2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o
yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde
başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara
bağlanır. (Ek cümleler:2/3/2024-7499/13 md.) Ancak, 141 inci
maddenin birinci fıkrasının (e), (f) ve (l) bentleri kapsamındaki istemler
bakımından 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun
Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Bu
fıkra uyarınca 6384 sayılı Kanun kapsamında olmasına rağmen ağır ceza
mahkemesine yapılan istemler, Komisyona gönderilir. Ağır ceza mahkemesinin
görev alanına giren ve girmeyen istemler birlikte yapılmış ise ağır ceza
mahkemesi görev alanına girmeyen istemleri ayırmak suretiyle Komisyona
gönderir. Bu hâllerde ağır ceza mahkemesine yapılan istem tarihi esas alınır.
(3) Tazminat isteminde bulunan
kişinin dilekçesine, açık kimlik ve adresini, zarara uğradığı işlemin ve
zararın nitelik ve niceliğini kaydetmesi ve bunların belgelerini eklemesi
gereklidir.
(4) Dilekçesindeki bilgi ve belgelerin yetersizliği durumunda mahkeme,
eksikliğin bir ay içinde giderilmesini, aksi hâlde istemin reddedileceğini
ilgiliye duyurur. Süresinde eksiği tamamlanmayan dilekçe, mahkemece, itiraz
yolu açık olmak üzere reddolunur.
(5) Mahkeme, dosyayı inceledikten sonra yeterliliğini belirlediği dilekçe
ve eki belgelerin bir örneğini Devlet Hazinesinin kendi yargı çevresindeki
temsilcisine tebliğ ederek, varsa beyan ve itirazlarını iki hafta içinde yazılı
olarak bildirmesini ister.[51]
(6) İstemin ve ispat belgelerinin değerlendirilmesinde ve tazminat
hukukunun genel prensiplerine göre verilecek tazminat miktarının saptanmasında
mahkeme gerekli gördüğü her türlü araştırmayı yapmaya veya hâkimlerinden birine
yaptırmaya yetkilidir.
(7) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/20 md.) Mahkeme, kararını duruşmalı
olarak verir. İstemde bulunan ile Hazine temsilcisi, açıklamalı çağrı kâğıdı
tebliğine rağmen gelmezlerse, yokluklarında karar verilebilir.
(8) Karara karşı, istemde bulunan, Cumhuriyet savcısı veya Hazine
temsilcisi, istinaf yoluna başvurabilir; inceleme öncelikle ve ivedilikle
yapılır. (Ek cümleler:2/3/2024-7499/13 md.)
Karar yerinde görülmezse bölge adliye mahkemesince işin esası hakkında
karar verilir. Bölge adliye mahkemelerince bu fıkra uyarınca verilen kararlar
kesindir.
(9) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/144 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/139
md.) Tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince
hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödenir. Ancak, ödenecek miktar Tarifede sulh
ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır
ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla
olamaz.
(10) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/144 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/139
md.) Tazminata ilişkin mahkeme kararları, kesinleşmeden ve idari başvuru
süreci tamamlanmadan icra takibine konulamaz. Kesinleşen mahkeme kararında
hükmedilen tazminat ile vekâlet ücreti, davacı veya vekilinin davalı idareye
yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirimin yapıldığı
tarihten itibaren otuz gün içinde ödenir. Bu süre içinde ödeme yapılmaması
halinde, karar genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.
Tazminatın geri alınması
Dilekçedeki bilgi ve belgelerin yetersizliği halinde mahkeme bir ay içinde eksikliğin tamamlanmasını bildirir; süresinde ikmal edilmeyen dilekçe itiraz yolu açık olmak üzere reddedilir. Yeterli görülen dilekçe ve ekleri Hazine temsilcisine tebliğ olunarak iki hafta içinde yazılı beyan ve itirazları istenir. Duruşmalı yapılan inceleme sonrasında verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir; bölge adliye mahkemesince bu kapsamda verilen kararlar kesindir. Hükmedilen tazminata ilişkin mahkeme kararları, kesinleşmeden ve idari başvuru süreci tamamlanmadan icra takibine konulamaz. Davalı idareye bildirilen banka hesabına otuz gün içinde ödeme yapılmazsa karar genel hükümlere göre infaz ve icra edilir.
Tazminat Talebinde Bulunamayacak Kişiler
Tazminata hak kazanmadığı halde sonradan yürürlüğe giren lehte kanun düzenlemesiyle durumu elverişli hale gelenler tazminat talebinde bulunamaz. Genel veya özel af, şikayetten vazgeçme ya da uzlaşma gerekçeleriyle kovuşturmaya yer olmadığına veya kamu davasının düşmesine karar verilen, davası ertelenen ya da durdurulan şahıslar da bu imkandan yararlanamaz. Kusur yeteneğinin bulunmaması sebebiyle hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilenler ile adli makamlar önünde gerçeğe aykırı beyan vererek suç işlediğini bildirip kendi gözaltı veya tutuklanmasına yol açan kişiler tazminat isteyemez.
Haksız tutukluluk tazminatında dava açma süresi ne kadardır?
Tazminat istemi, dayanak karar veya hükmün ilgilisine tebliğ edilmesinden itibaren üç ay ve her halde kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde ileri sürülmelidir.
Kanuna uygun tutuklanıp beraat edenler hangi mercie başvurmalıdır?
Ceza Muhakemesi Kanunu m. 142/2 uyarınca, kanuna uygun tutuklama sonrası verilen kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararlarına dayalı istemler bakımından 6384 sayılı Kanun çerçevesinde Tazminat Komisyonu yetkilidir ve mahkemeye yapılan bu tür başvurular Komisyona gönderilir.
Haksız tutukluluk tazminatı kararı ne zaman icraya konulabilir?
Tazminata dair mahkeme kararları kesinleşmeden ve idari başvuru süreci tamamlanmadan icraya konulamaz; bildirilen banka hesabına otuz gün içinde ödeme yapılmadığı takdirde genel icra hükümleri uygulanır.
Tazminat davasında faiz hangi tarihten itibaren işletilir?
Faiz başlangıcı talep edilen tazminat kalemine ve uygulanan tedbire göre belirlenir; manevi tazminatta gözaltı ve tutuklama tarihleri ayrı ayrı gözetilebilirken, vekâlet ücreti gibi maddi zararlarda ödeme tarihi dikkate alınır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

