İlamların İcrasında Genel Kural ve Kesinleşme İstisnası
Mahkeme kararlarının icra edilebilirliği kural olarak kanun yolu incelemelerinin sonuçlanmasına bağlı tutulmamıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 367. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, hükmün temyiz edilmiş olması kararın icrasını durdurmaz. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun icranın geri bırakılmasına ilişkin 36. maddesi saklı olup nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemez.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 367Kaynağı aç
Bu genel kuralın temel istisnası 6100 sayılı Kanun'un 367. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenmiştir. Düzenlemeye göre kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin mahkeme kararları kesinleşmedikçe yerine getirilemez ve icra olunamaz.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 36. maddesi gereğince ilama karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran borçlu; hükmolunan para veya eşyayı resmî bir mercie depo ettiğini ispat ederse, hükmolunan değerde icra mahkemesince kabul edilecek teminat gösterirse ya da borçlunun bunları karşılayacak malı mahcuz ise icra müdürü tarafından icranın geri bırakılması kararı alınması için uygun bir süre verilir. Bu süre ancak zorunluluk hâlinde uzatılabilir. Borçlunun Devlet olması veya adli yardımdan yararlanması durumunda teminat gösterme zorunluluğu aranmazken, nafaka hükümlerinde borçluya icranın geri bırakılması kararı alabilmesi amacıyla mehil verilemez.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 36Kaynağı aç
Haksız Rekabet Davalarında Talep Türleri ve Dava Ehliyeti
Haksız rekabet sebebiyle ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek kimseler, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 56. maddesinin 1. fıkrası uyarınca mahkemeden çeşitli taleplerde bulunabilir. Bu kapsamda fiilin haksız olup olmadığının tespiti, haksız rekabetin men'i, haksız rekabet sonucu ortaya çıkan maddi durumun ortadan kaldırılması, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesi ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise haksız rekabette etkili olan araçların ve malların imhası istenebilir. Kusur bulunması halinde zararın tazmini ile Türk Borçlar Kanunu'nun 58. maddesindeki şartların varlığında manevi tazminat talep edilebilir. Hâkim ayrıca davacının talebi doğrultusunda, davalının haksız rekabet sonucunda elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da tazminat olarak hükmedebilir.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 56Kaynağı aç
Türk Ticaret Kanunu'nun 56. maddesi belirli kişi ve kuruluşların açabileceği davaların kapsamını sınırlandırmıştır. Ekonomik çıkarları zarar gören ya da zarar tehlikesiyle karşılaşabilecek müşteriler anılan davaları açabilmekle birlikte, haksız rekabette etkili araçların ve malların imhasını talep edemezler. Ticaret ve sanayi odaları, esnaf odaları, borsalar, üyelerinin ekonomik menfaatlerini korumaya yetkili mesleki ve ekonomik birlikler ile tüzüklerine göre tüketicilerin ekonomik menfaatlerini koruyan sivil toplum kuruluşları ve kamusal nitelikteki kurumlar ise yalnızca fiilin haksızlığının tespiti, haksız rekabetin men'i ve maddi durumun ortadan kaldırılması davalarını açabilir.
Tespit ve Men Hükümlerinin İcra Kabiliyeti Ayrımı
Tespit hükümleri, bir eylemin haksız rekabet teşkil edip etmediğini ya da taraflar arasındaki hukuki durumu saptayan kararlardır. Bir olguyu belirlemekle yetinen ve muhatabına bir edim emretmeyen tespit hükümleri tek başına cebri icraya konu edilemez. Haksız rekabetin men'i kararları ise haksız eylemin durdurulmasına yönelik eda yükümlülüğü ihtiva ettiğinden ilke olarak icra edilebilir niteliktedir.
Türk Ticaret Kanunu'nun 56. maddesinin 4. fıkrası uyarınca, haksız rekabetin men'i ve maddi durumun ortadan kaldırılması talepleriyle borçlu aleyhine verilmiş olan hükümler, haksız rekabete konu malları doğrudan veya dolaylı olarak borçludan ticari amaçla elde etmiş olan üçüncü kişiler aleyhine de icra olunabilir. Bu hüküm yalnızca men ve maddi durumun ortadan kaldırılması kararlarına uygulanmakta olup tespit hükmünü kapsamamaktadır.
İlamın Bütünlüğü, Şahsın Hukuku Kapsamı ve Kesinleşme Koşulu
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 367. maddesinin 2. fıkrası kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararları kesinleşmeden yerine getirilemez saymaktadır. Kişilik haklarına tecavüz niteliğindeki eylemler ile haksız rekabetin önlenmesine ilişkin kararların bu kapsama dahil olduğu yargı kararlarında kabul edilmektedir; ancak bu genelleme doğrudan kanun metninde değil içtihatta yer almaktadır.
Aynı mahkeme ilamında hem haksız fiilin tespiti hem de haksız rekabetin men'i hükmü birlikte yer aldığında bu hükümlerin birbirinden ayrı değerlendirilmeyeceği ve ilamın tüm unsurlarıyla bir bütün olarak ele alınacağı yargı içtihadında benimsenmektedir. Bu yaklaşıma göre tespit ve men hükümlerini bir arada barındıran karar kesinleşmeden icraya konulamaz. Bu sonucun doğrudan mevzuat hükmünden değil yargısal yorumdan kaynaklandığı göz önünde bulundurulmalıdır.
Patent hakkına tecavüz ile haksız rekabetin tespiti ve men'ini birlikte içeren ilamlara ilişkin Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin E. 2014/9061, K. 2014/8377 sayılı kararında, söz konusu ilam Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 367. maddesinin 2. fıkrası kapsamında şahsın hukukuna ilişkin sayılmış ve kesinleşmeden icraya konulamayacağına hükmedilmiştir; kesinleşme şartı gerçekleşmeden yapılan takibin iptali gerektiği belirtilmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/9061, K. 2014/8377Kaynağı aç
Tazminat İçeren Karma İlamlarda Farklı Yaklaşım
Haksız rekabetin tespiti ve men'i hükmünün yanı sıra maddi ve manevi tazminata da hükmeden karma nitelikteki ilamlar için farklı bir değerlendirme söz konusu olabilmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2021/281, K. 2022/1937 sayılı kararında; haksız rekabetin tespit ve men'ine karar verilen, ayrıca maddi ve manevi tazminata hükmedilen bir ilamın tarafların şahsı ya da ailevi yapısıyla ilgili hukuki durumlarında değil malvarlığında değişiklik oluşturacak nitelikte olduğu sonucuna varılmış ve bu ilamın takibe konulabilmesi için kesinleşmesinin gerekmediğine hükmedilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2021/281, K. 2022/1937Kaynağı aç
Bu değerlendirme, ilamın tespit ve men unsurlarını tazminat yükümlülüğüyle birlikte içerdiği somut olaya ilişkindir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2014 tarihli kararında tespit ve men içeren ilamın kesinleşmeden icraya konulamayacağı kabul edilmişken, Hukuk Genel Kurulu'nun 2022 tarihli kararında tespit, men ve tazminatı birlikte içeren ilamın kesinleşme aranmaksızın takibe konulabileceği sonucuna varılmıştır. İki karar arasındaki bu farklılığın, büyük ölçüde ilamın içeriğine, özellikle tazminat hükmünün bulunup bulunmadığına bağlı olduğu anlaşılmaktadır; bununla birlikte konunun somut olay koşullarına göre değerlendirilmesi gerektiği belirtilmelidir.
Manevi tazminat hükmedilen ilamlarda da mahkemece kişilik hakkı ihlali nedeniyle bir miktar paranın ödenmesine karar verilmişse ve ilam tarafların malvarlığında değişiklik yaratıyorsa kesinleşme aranmaksızın icraya konulabileceği içtihatta kabul görmüştür.
Kanun koyucunun belirli ilamların kesinleşmeden infaz edilemeyeceğini öngörmesinin temel gerekçesi, bu kararların kanun yolu incelemesi sonucunda bozulması durumunda eski halin iadesinin son derece güç olacağı düşüncesine dayanmaktadır.
Vekalet Ücreti ve Yargılama Giderlerinin Asıl Hükme Bağlılığı
Kesinleşmeden icraya konulamayacak bir ilamda hüküm altına alınan vekalet ücreti ve mahkeme masrafları gibi kalemler eda niteliği taşımakla birlikte ilamın fer'isi durumundadır. İlamın yargılama giderine ve vekalet ücretine ilişkin bölümü, davanın kabulü ya da reddine ilişkin bölümüyle bir bütündür; bu kalemlerin infazı ancak bir bütün olarak ilamın kesinleşmiş olmasına bağlıdır. Dolayısıyla ilamın esasına ilişkin hüküm kısmı kesinleşmeden yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin kısım da icra takibine konu edilemez.
Bu kural, kesinleşme şartına tabi olan ilamlar bakımından geçerlidir. Hukuk Genel Kurulu'nun 2022 tarihli kararında ise tespit, men ve tazminat içeren ilamın kesinleşme aranmaksızın takibe konulabileceği kabul edildiğinden, böyle bir ilamda fer'i nitelikteki gider ve vekalet ücretinin de kesinleşme beklenmeksizin takibe konu edilebileceği sonucuna varılmıştır. Hangi sonucun uygulanacağı ilamın içeriğine ve niteliğine göre belirlenmektedir.
Kesinleşme Şartına Aykırılıkta Şikayet Yolu ve İcra Prosedürü
Kesinleşmeden icraya konulamayacak mahkeme kararlarının takibe konulması yasağı kamu düzenine ilişkindir. Bu sebeple borçlu tarafından icra mahkemesine yapılacak şikayet herhangi bir süreyle sınırlı olmayıp süresiz şikayete tabidir. İcra müdürünün de takip talebini incelerken kesinleşme şartının gerçekleşip gerçekleşmediğini re'sen gözetmesi ve kesinleşmemiş ilama dayanan takip talebini reddetmesi gerektiği içtihatta kabul edilmektedir.
Kesinleşme koşuluna tabi mahkeme kararlarının icra müdürlüğü nezdinde takibe konulabilmesi için ilam nüshasına kesinleşme şerhi işlenmesi ve icra dairesine bu şerhli belge ile başvurulması gerekir.
Yargılama devam ederken nihai kararın kesinleşmesi beklenmeden haksız rekabet fiilinin fiilen durdurulabilmesi amacıyla dava açılırken veya dava sırasında mahkemeden ihtiyati tedbir talep edilebilir. Hâkimin takdiriyle verilen ihtiyati tedbir kararları, ilk derece mahkemesi kararının kesinleşmesini beklemeden eylemin fiilen engellenmesine olanak sağlar.
Haksız rekabet davasında verilen tespit hükmü tek başına icraya konulabilir mi?
Hayır, tespit kararları yalnızca bir durumun veya eylemin haksızlığını belirleyip borçluya bir eda yükümlülüğü getirmediğinden tek başına cebri icraya konu edilemez.
Tespit ve men hükmü birlikte içeren ilamın icrası için kesinleşme şart mıdır?
Aynı ilamda hem tespit hem men hükmü yer aldığında bu iki hükmün birbirinden ayrı değerlendirilmeyeceği ve ilamın şahsın hukukuna ilişkin kabul edileceği yargı içtihadında benimsenmektedir; bu durumda kesinleşmeden icra takibi yapılamaz. Bununla birlikte ilam tazminat hükmü de içeriyorsa, içtihadın ilamın malvarlığını etkileme niteliğine göre farklı bir sonuca varabildiği göz ardı edilmemelidir.
Haksız rekabet ilamındaki vekalet ücreti ve giderler ayrı takibe konu edilebilir mi?
Kesinleşmeden icraya konulamayan bir karardaki vekalet ücreti ve yargılama giderleri ilamın fer'isi niteliğinde olduğundan, esas hüküm kesinleşmeden bu kalemler için ayrı bir takip başlatılamaz. Tazminat içeren ve kesinleşme aranmaksızın takibe konulabilen ilamlarda ise fer'i kalemlerin de aynı şekilde takibe konu edilebileceği kabul edilmektedir.
Kesinleşmemiş haksız rekabet ilamıyla takip yapılırsa nasıl itiraz edilir?
Kesinleşme şartına tabi ilamların takibe konulmasına karşı yapılacak şikayet kamu düzenine ilişkin olduğundan herhangi bir süreye bağlı değildir ve icra mahkemesine süresiz şikayet yoluyla başvurulabilir.
Haksız rekabet kararı kesinleşene kadar haksız eylem nasıl durdurulabilir?
Haksız rekabet teşkil eden fiilin nihai karar kesinleşmeden önce fiilen engellenebilmesi için dava açılırken veya yargılama sırasında mahkemeden ihtiyati tedbir kararı talep edilebilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

