Faturanın İspat Gücü ve Faturaya İtiraz Esasları

by Avukat Erdal Ersoy
Faturanın İspat Gücü ve Faturaya İtiraz Esasları

Fatura Düzenleme Hakkı ve Faturanın Tebliği

Ticari işletmesi bağlamında bir mal satan, üreten, iş gören veya menfaat sağlayan tacirden diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmişse bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 21/1). Faturanın tebliği herhangi bir şekil şartına bağlı tutulmamış olup yazılı veya sözlü olarak yapılabilir; muhatabın hazır olması durumunda elden verilmesi, hazır bulunmaması hâlinde ise herhangi bir yolla gönderilmesi mümkündür (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2015/5485, K. 2016/550).

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2015/5485, K. 2016/550Kaynağı aç
23. Hukuk Dairesi         2015/5485 E.  ,  2016/550 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında bir ticari ilişkinin mevcut olduğunu, müvekkili şirketin davalı tarafa kurmuş olduğu yazılım ve cihazların teknik desteğini verdiğini, verilen hizmetlere karşılık faturalar düzenlendiğini, bu faturaların bir kısmı ödenmekle birlikte ödenmeyen bakiye alacağın mevcut olduğunu, davalının ödemenin yapılması için uyarıldığını fakat bu uyarılardan bir sonuç alınamadığını, bunun üzerine …TL asıl alacağın tahsili için icra takibinin başlatıldığını, davalının icra takibine itirazı sonucu takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının kurduğu sistemin başından beri doğru çalışmadığını, sürekli aksaklıklar yaşandığını, bunların giderilmesi için yapılan ayıp ihtarlarının neticesiz kalması nedeniyle sözleşmenin feshedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının tanzim ettiği dört adet faturanın davalı hesaplarına işlendiği ve faturaların teslimine ilişkin bir ihtilaf olmadığı, davalı tarafından ilk önce keşide edilen ihtarnamede teknik sorunların ve destek hizmetindeki aksamanın giderilmesi aksi halde sözleşmenin feshedileceğinin bildirildiği, takiben yine davalı tarafından keşide edilen 25.10.2011 tarihli ihtarname ile sorunların giderilmemesi ve artması sebebiyle sözleşmenin tek taraflı feshedildiği, ödemenin durdurulduğu, ödenmiş olan bedellerin istirdadı ve verilen zararların giderilmesi için yasal yollara başvurulacağının belirtildiği, bu ihtarnamelerin noterden değil avukat tarafından tanzim edildiği, gönderilme ve tebliğ belgelerinin bulunmadığı, noter dışı ihtarname keşide edilmesi ile davalının ayıptan doğan haklarını kullanmış olduğunu kabul etmek olanağı bulunmadığı, ayıptan doğan sorumluluk için, davalının, ayıp türüne göre seçimlik haklarını, gerçekten o ayıbın bulunduğunu ve ardından da kanunda belirtilen sürelerde haklarını kullandığını kanıtlaması gerektiği, davacının takip tarihinde davalıdan… alacaklı olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalı itirazının, 5.562,76 TL alacak üzerinden iptaline, ana para tutarı üzerinden %40 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde …/… faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır.(Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir.Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir. Somut olayda davalının, davacı tarafından düzenlenen faturaları ticari defterlerine kaydetmiş olduğu, bu faturalara süresinde itiraz ve iade ettiğine ilişkin savunma ve delil ileri sürmediği, bu yönde temyiz itirazında da bulunmadığı dikkate alındığında, davacının alacağının varlığının HMK'nın 222. maddesi uyarınca ispatlanmış olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu durumda mahkemece,davacının takip konusu faturalara ilişkin alacağını ispatladığı gerekçesiyle yetinilerek karar verilmesi gerekirken, ayrıca ayıp ihbarının tartışılması doğru olmamış ise de, sonucu itibariyle doğru olan kararın, HUMK'nın 438/son maddesi uyarınca gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün gerekçesi değiştirilerek ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 08.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 21Kaynağı aç
MADDE 21- (1) Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir. (2) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. (3) Telefonla, telgrafla, herhangi bir iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla ya da sözlü olarak kurulan sözleşmelerle yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan bir yazıyı alan kişi, bunu aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itirazda bulunmamışsa, söz konusu teyit mektubunun yapılan sözleşmeye veya açıklamalara uygun olduğunu kabul etmiş sayılır. 4. Ücret ve sözleşme cezasının indirilmesi

Sekiz Günlük İtiraz Süresi ve Teyit Mektubu

Faturayı alan kimse, faturayı teslim aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde içeriği hakkında bir itirazda bulunmazsa fatura içeriğini kabul etmiş sayılır (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 21/2). Telefonla, telgrafla, herhangi bir iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla ya da sözlü olarak kurulan sözleşmelerle yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan bir teyit yazısını alan kişi de bunu aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itiraz etmediği takdirde, teyit mektubunun yapılan sözleşmeye veya açıklamalara uygun olduğunu kabul etmiş sayılır (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 21/3).

Faturaya itirazın, belgenin teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılması gerekmektedir; yapılan itirazın bu sekiz günlük süre içinde karşı tarafa varmış olması şart değildir (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2015/5485, K. 2016/550).

Adi Karine Niteliği ve Faturanın Olağan İçeriği

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 21/2 ve m. 21/3 hükümlerinde yer alan kabul düzenlemesi kesin delil teşkil etmeyip, aksi ispat edilebilen adi bir karinedir (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2015/5485, K. 2016/550). Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken olağan içerik hakkında geçerlilik taşır; faturanın olağan içeriği dışında kalan hususlar sekiz günlük sürenin geçmesiyle yazılı delil hâline gelmez (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2015/5485, K. 2016/550).

İspat Yükünün Yer Değiştirmesi

Faturaya itiraz için öngörülen sekiz günlük süre hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi niteliğinde değildir; bu süre yalnızca ispat yükünün taraflar arasında yer değiştirmesine hizmet eder (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2015/5485, K. 2016/550).

Faturaya sekiz günlük yasal süre içinde itiraz edilmesi durumunda, fatura içeriğinin taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olduğunu ispatlama külfeti faturayı düzenleyip veren tarafa aittir. Buna karşılık sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz yöneltilirse fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispatlama külfeti faturayı alan tarafa geçer; faturayı alan taraf bu külfeti her türlü delille yerine getirebilir (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2015/5485, K. 2016/550).

Sözleşme İlişkisinin Yokluğu ve Şekil Hükümleri

Taraflar arasında temel bir sözleşme ilişkisi bulunmuyorsa düzenlenen belge fatura niteliği kazanmaz. Bu belgenin icap olarak kabul edilmesi hâlinde dahi belgeye süresinde itiraz edilmemiş olması, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 21/2 anlamında faturanın ve içeriğinin kabulü sonucunu doğurmaz (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2015/5485, K. 2016/550).

Öte yandan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 18/3 hükmü uyarınca tacirler arasında diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshetmeye veya sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbar ve ihtarların noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla ya da güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemiyle yapılması zorunludur. Fatura tebliğinin herhangi bir şekle tâbi kılınmaması karşısında m. 18/3 kapsamındaki nitelikli şekil şartı kanunda sınırlı sayılan fesih, dönme ve temerrüt bildirimlerine özgüdür.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 18Kaynağı aç
MADDE 18- (1) Tacir, her türlü borcu için iflasa tabidir; ayrıca kanuna uygun bir ticaret unvanı seçmek, ticari işletmesini ticaret siciline tescil ettirmek ve bu Kanun hükümleri uyarınca gerekli ticari defterleri tutmakla da yükümlüdür. (2) Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. (3) Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır. (4) Tacir sıfatına bağlı olan diğer hükümler saklıdır. II – Özel olarak 1. Ticari iş karinesi

Mal Teslimi ve BA-BS Bildiriminin İncelenmesi

İrsaliyede teslim alan imzasının bulunmadığı ve faturanın açık fatura olarak düzenlendiği somut olayda, davacının davalıya mal teslim ettiğini usulüne uygun delillerle kanıtlama külfeti davacı satıcı üzerinde kabul edilmiştir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2014/11846, K. 2014/15110).

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2014/11846, K. 2014/15110Kaynağı aç
19. Hukuk Dairesi         2014/11846 E.  ,  2014/15110 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul 13. Sulh Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 08/04/2014 NUMARASI : 2012/1460-2014/353 Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. – K A R A R – Mahkemece davanın kabulüne yönelik olarak verilen 13/09/2011 tarihli ilk hüküm davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 05.07.2012 tarihli kararı ile bozulmuştur. Hükmüne uyulan 2012/3732 E.-2012/11268 Karar sayılı bozma ilamında "..Dava, mal satımı nedeniyle faturaya dayalı bakiye alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı malı teslim ettiğine ilişkin iddiasıyla ilgili fatura ve irsaliye sunmuş ise de irsaliyede teslim alan imzası bulunmadığı ve faturanın da açık fatura olarak düzenlendiği görülmüştür. Somut olayda ispat külfeti davacı üzerinde olup davacının davalıya mal teslim ettiğini usulüne uygun delillerle kanıtlaması gerekir. Mahkemece anılan bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.." denilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, takibe konu edilen miktar nazara alındığında, davacı tarafından davalıya mal teslim edildiğine ilişkin iddianın kesin delil ile ispatının zorunlu olduğu, davacının davalı tarafa mal teslim ettiğine ilişkin iddiasını yazılı delil ile, yazılı delili yok ise yemin delili ile ispat etmesi için süre verildiği, davacı tarafından bir kısım belgeler sunulduğu, ancak bu belgelerin mal teslimine ilişkin iddiayı ispat edemediği, davacının delil listesinde yemin deliline de dayandığı gözönünde bulundurularak davacı tarafa yemin hakkının hatırlatıldığı, ancak verilen kesin süre içerisinde davacı tarafça herhangi bir yemin metni hazırlanmadığı, tekbaşına faturanın mal teslimini ispat için yeterli olmadığı, davacının davalıya mal teslim ettiğine ilişkin iddiasını ispat edemediği gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece Dairemiz bozma kararına uyulduğu halde, bozma gerekleri tam olarak yerine getirilememiştir. Zira, hükmüne uyulan Dairemiz bozma kararında özetle, somut olay bakımından ispat külfetinin davacıda olduğu ve davacının davalıya mal teslim ettiğini usulüne uygun delillerle kanıtlaması gerektiği belirtilmiştir. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sırasında davacı vekili, Kağıthane Vergi Dairesi Müdürlüğü' nden dava konusu faturaya ilişkin BA-BS formlarının celbedilerek incelenmesini talep etmiştir. Bu durumda mahkemece davacının belirtilen bu delili üzerinde durulup, celp edilecek formların incelenmesi sonucunda davalı tarafın dava konusu faturayı ilgili vergi dairesine bildirmesi halinde, bu bildirimin fatura kapsamındaki malların teslim alınmış olduğunu göstereceği hususu gözetilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 14.10.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bununla birlikte, uyuşmazlık konusu faturanın davalı alıcı tarafından ilgili vergi dairesine BA-BS formlarıyla bildirilmiş olduğunun tespiti hâlinde, yapılan bu bildirim faturada gösterilen malların teslim alınmış olduğuna delil teşkil eder (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2014/11846, K. 2014/15110).

Faturaya itiraz süresi ne kadardır ve süre ne zaman başlar?

Faturaya itiraz süresi faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gündür; itirazın sekiz gün içinde yapılması yeterli olup bu süre içinde karşı tarafa varmış olması şart değildir.

Sekiz günlük süre geçtikten sonra faturaya itiraz edilebilir mi?

Sekiz günlük itiraz süresi hak düşürücü süre niteliğinde olmadığından süre geçtikten sonra da itiraz edilebilir; ancak bu durumda fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını her türlü delille ispatlama külfeti faturayı alan tarafa geçer.

Faturaya süresinde itiraz edilmemesi kesin delil oluşturur mu?

Faturaya sekiz gün içinde itiraz edilmemesi kesin delil oluşturmaz; söz konusu kabul kanunda öngörülen adi bir karinedir ve faturanın yalnızca olağan içeriği bakımından geçerlidir.

İmzasız irsaliye ve açık faturaya dayanan somut olayda ispat yükü kimdedir?

İrsaliyede teslim alan imzasının yer almadığı ve faturanın açık fatura olarak düzenlendiği somut olayda, malın teslim edildiğini usulüne uygun delillerle kanıtlama yükümlülüğünün davacı satıcıya ait olduğu kabul edilmiştir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu