7589 sayılı Kanunun 19. maddesiyle HMK m.107, 31 Temmuz 2026’da yürürlükten kaldırılmıştır. Bu tarihten önce açılan davalarda eski m.107 uygulanmaya devam eder; aşağıdaki belirsiz alacak açıklamaları bu eski dosyalarla sınırlıdır. Yeni davalarda kaldırılmış m.107’ye dayanılarak belirsiz alacak davası açılamaz. HMK m.109/4 kapsamında kısmi davada talep, aynı davada bir defaya mahsus, tahkikat sona erinceye kadar iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmadan artırılabilir; bu durumda artırılan kısımda zamanaşımı dava tarihinden kesilmiş sayılır. Ayrı ek dava ve yalnızca fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması bu artırım sonucu ile aynı değildir.
7589 sayılı Kanun, Madde 19Kaynağı aç
Haksız fiil, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu bir eylemle başkasına zarar vermesi neticesinde doğan borç ilişkisidir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren kişi bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren kişi de meydana gelen zararı gidermekle mükelleftir. Zarara uğrayan kişinin malvarlığındaki eksilmeyi veya manevi çöküntüyü gidermek adına açtığı dava ise haksız fiilden kaynaklı tazminat davası olarak adlandırılır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 49Kaynağı aç
Haksız Fiil Tazminatının Dört Temel Şartı
Haksız fiil sebebiyle tazminat sorumluluğunun doğabilmesi için mevzuatta öngörülen dört temel kurucu unsurun bir arada gerçekleşmesi zorunludur. Bu unsurlar hukuka aykırı bir fiilin varlığı, failin kusurlu bulunması, somut bir zararın doğmuş olması ve fiil ile zarar arasında illiyet (nedensellik) bağının kurulabilmesidir. Bu şartlardan tek bir tanesinin dahi ispatlanamaması durumunda açılan tazminat davası mahkemece reddedilir.
Failin gerçekleştirdiği eylemin bir hukuka uygunluk sebebine dayanması halinde hukuka aykırılık unsuru oluşmaz. Örneğin, haksız bir fiziki saldırıya uğrayan kişinin kendisini savunmak amacıyla meşru müdafaa sınırları içinde mukabelede bulunması sırasında saldırganın malına zarar vermesi durumunda, somut bir hasar meydana gelmiş olsa dahi fiil hukuka aykırı sayılmayacağından fail tazminatla sorumlu tutulamaz.
Zarar ile eylem arasındaki nedensellik bağının kesilmemiş olması da sorumluluğun şartlarındandır. Failin eylemi ile netice arasına mücbir sebep teşkil eden olağanüstü bir doğa olayının veya zarar görenin kendi ağır kusurunun girmesi halinde illiyet bağı kopar. Nedensellik bağının kesilmesi durumunda failin tazminat ödeme yükümlülüğü tamamen ortadan kalkar.
İspat Yükü ve Tazminat Türleri
Haksız fiile dayalı davalarda ispat yükü kural olarak zarar gördüğünü ileri süren davacıya aittir. Davacı taraf; hukuka aykırı fiili, meydana gelen fiili veya manevi zararı ve eylem ile zarar arasındaki nedensellik bağını ispatlamak zorundadır. Kusurun tespiti de somut olayın özelliklerine göre hakim tarafından değerlendirilir.
Haksız fiil mağduru, malvarlığında oluşan eksilmeler ile mahrum kaldığı kârı içeren maddi tazminat isteminde bulunabileceği gibi, olayın yol açtığı acı, keder ve elem sebebiyle manevi tazminat davası da ikame edebilir. Maddi tazminat mevcut ve yoksun kalınan kazanç kaybını kapsarken, manevi tazminat zenginleşme aracı olarak kullanılamaz.
31 Temmuz 2026’dan önce açılan ve eski HMK m.107’nin uygulanmasına devam edilen davalar bakımından: Zararın kapsam ve miktarının dava açılış tarihinde kesin olarak tespit edilemediği durumlarda, bilhassa bedensel zararlarda maddi tazminat istemi belirsiz alacak davası olarak açılabilir. Buna karşılık manevi tazminat talepleri niteliği gereği bölünemeyen ve sonradan artırılamayan alacak kalemlerinden olduğu için davanın başında kesin ve net bir tutar olarak talep edilmelidir.
Zamanaşımı Süreleri ve Rücu İlişkisi
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesi kapsamında haksız fiilden doğan tazminat istemleri, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 72Kaynağı aç
Tazminat talebine dayanak oluşturan eylem aynı zamanda ceza kanunlarında suç sayılan ve bu suç için kanunda daha uzun bir zamanaşımı süresi belirlenen bir fiil ise, Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesi doğrultusunda bu uzamış ceza zamanaşımı süresi tazminat davası bakımından da geçerli olur.
Birden fazla failin birlikte sorumlu olduğu haksız fiillerde rücu ilişkisi Türk Borçlar Kanunu'nun 73. maddesine tabidir. Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yıl ve her hâlde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Kendisinden tazminat ödemesi istenen kimse bu durumu birlikte sorumlu olduğu kişilere bildirmekle yükümlüdür; aksi takdirde zamanaşımı, bu bildirimin dürüstlük kurallarına göre yapılabileceği tarihte işlemeye başlar.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 73Kaynağı aç
Görevli ve Yetkili Mahkeme ile Arabuluculuk
Haksız fiilden kaynaklanan tazminat uyuşmazlıklarında genel görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Ancak uyuşmazlığın mahiyetine ve tarafların sıfatına göre görevli mahkeme farklılık gösterir. Şirketler arası ticari sır ihlali veya haksız rekabet gibi ticari uyuşmazlıklarda Asliye Ticaret Mahkemesi görevliyken, iş kazası sonucu meydana gelen cismani zararlarda İş Mahkemeleri görevlidir.
Yetkili mahkeme bakımından genel yetki kuralı çerçevesinde davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkili olduğu gibi, haksız fiilin meydana geldiği yer veya zararın gerçekleştiği yer mahkemesi de yetkili mahkemeler arasında yer alır.
Genel nitelikteki klasik haksız fiil uyuşmazlıklarında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması bir dava şartı teşkil etmez; doğrudan dava açılabilir. Fakat haksız fiil uyuşmazlığı ticari nitelik taşıyorsa veya bir iş kazasından kaynaklanıyorsa, dava açılmadan önce kanuni arabuluculuk sürecinin işletilmesi zorunlu dava şartıdır.
Ceza Yargılamasının Hukuk Davasına Etkisi ve Kararın İcrası
Haksız eylem aynı zamanda bir suça vücut veriyorsa ceza mahkemesinde yapılan yargılamanın neticesi önem arz eder. Ceza mahkemesi tarafından delil yetersizliğine dayalı olarak verilen beraat kararı hukuk hakimini bağlamaz; hukuk hakimi failin kusurunu serbestçe değerlendirebilir. Buna karşın ceza mahkemesinin eylemin fail tarafından işlenmediğini tespit etmesi veya meşru müdafaa benzeri hukuka uygunluk sebebinin varlığı gerekçesiyle kesin beraat hükmü kurması halinde, bu karar tazminat davasını bağlar ve hukuk davasının reddi gerekir.
Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasında ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kabul hükmünün icraya konulabilmesi için kararın kesinleşmesi şartı bulunmamaktadır. Davacı, istinaf veya temyiz kanun yolu süreçlerinin neticelenmesini beklemeksizin yerel mahkeme ilamını icra dairesi aracılığıyla doğrudan takibe koyabilir.
Haksız fiil tazminat davası açma süresi ne kadardır?
Tazminat istemi kural olarak zarar görenin zararı ve sorumluyu öğrendiği andan itibaren 2 yıl ve her hâlde eylemin üzerinden 10 yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar; eylemin suç teşkil etmesi ve ceza kanunlarında daha uzun bir süre öngörülmesi halinde uzamış ceza zamanaşımı süresi uygulanır.
Ahlaka aykırı fiille verilen zararlar tazmin ettirilebilir mi?
Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren kişi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Haksız fiil davasında arabuluculuğa başvurmak zorunlu mudur?
Genel haksız fiil olaylarında doğrudan dava açılabilir ve arabuluculuk zorunlu değildir; ancak haksız fiil ticari bir davaya vücut veriyorsa veya iş kazasından kaynaklanıyorsa dava açılmadan önce arabuluculuk sürecinin tamamlanması dava şartıdır.
Ceza mahkemesinin beraat kararı hukuk davasını bağlar mı?
Delil yetersizliğinden verilen beraat kararı hukuk hakimini bağlamaz; fakat eylemin fail tarafından işlenmediği veya meşru müdafaa gibi hukuka uygunluk sebebi bulunduğu tespitine dayanan beraat kararı hukuk mahkemesini bağlar.
Birlikte sorumlu kişilere karşı rücu zamanaşımı süresi ne kadardır?
Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu diğer kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her hâlde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak 10 yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

