Hakaret Sayılmayan Sözlerin Ceza Hukukundaki Sınırı

by Avukat Erdal Ersoy
Hakaret Sayılmayan Sözlerin Ceza Hukukundaki Sınırı

Bir sözün hakaret suçunu oluşturması, kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek somut bir fiil veya olgu isnadına ya da sövme yoluyla bu değerlere saldırıya bağlıdır. Ağır, kaba veya rahatsız edici her ifade bu sonuca kendiliğinden varmaz. Sözün belirli bir kişiye yönelip yönelmediği ve söylendiği bağlam birlikte değerlendirilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 125Kaynağı aç
Madde 125- (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide
edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden (…)[56]
veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi,
üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle
ihtilat ederek işlenmesi gerekir.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir
iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.
(3) Hakaret suçunun;
a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,
b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini
açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin
emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,
c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle,
İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.
(4) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/15 md.) Hakaretin alenen işlenmesi
halinde ceza altıda biri oranında artırılır.
(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/15 md.) Kurul hâlinde çalışan kamu
görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan
üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde
hükümleri uygulanır.
Mağdurun belirlenmesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2012/30384, K. 2014/574Kaynağı aç
4. Ceza Dairesi         2012/30384 E.  ,  2014/574 K.
"İçtihat Metni"
Tebliğname No : 2 – 2011/148494
MAHKEMESİ : Fethiye 2. Sulh Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 10/01/2011
NUMARASI : 2010/670 (E) ve 2011/20 (K)
SUÇ : Hakaret
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kamu görevlileri veya sivil vatandaşa yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir.
Sanığın, aynı apartmanda oturan ve uzun süredir aralarında husumet bulunan katılanı kast ederek, “çingene süprüntü atmış” şeklindeki ifadelerinde geçen “Çingene” sözü, Türk Dil Kurumunun Güncel Sözlüğünde “Hindistan'dan çıktıkları söylenen, dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayan bir topluluk” olarak tarif edilmiş olup, sanığın “çingene” ifadesi ile halen ülkemizde kendilerini “roman” olarak nitelendiren ve Avrupa'dan Türkiye'ye göçetmiş vatandaşlarımızı kast etmesi karşısında; bu sözlerin katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle, hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, mahkumiyet kararı verilmesi,
Kanuna aykırı ve sanık G.. B.. müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 15/01/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Hakaret suçunun kanuni çerçevesi

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrası iki ayrı hareket biçimini kapsar. Birincisi, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etmektir. İkincisi, sövmek suretiyle aynı değerlere saldırmaktır. Bu fiiller için üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası öngörülmüştür.

Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi, fiilin en az üç kişiyle ihtilat edilerek işlenmesine bağlıdır. Buna karşılık fiil, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmişse birinci fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

Suçun kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi; kişinin dinî, siyasî, sosyal veya felsefî inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklaması, değiştirmesi, yaymaya çalışması ya da mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranması nedeniyle işlenmesi; veya kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.

Hakaret alenen işlendiğinde ceza altıda bir oranında artırılır. Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevleri nedeniyle hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Bu durumda zincirleme suça ilişkin hükümler uygulanır.

Eleştiri ile hakaret arasındaki ölçü

Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2012/30384 esas ve 2014/574 karar sayılı kararında, kamu görevlisine veya sivil kişiye yönelik her ağır eleştirinin ya da rahatsız edici her sözün hakaret kapsamında değerlendirilmemesi gerektiği belirtilmiştir. Sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek somut bir fiil veya olgu isnadı ya da sövme niteliği taşıması aranmıştır.

Kaba, nezaket dışı veya rahatsız edici her sözün hakaret suçunu oluşturduğu söylenemez. Değerlendirme somut olayın özelliklerine göre yapılır. Bir olayda hakaret boyutuna varmadığı kabul edilen ifade, başka bir olayda mağdurun onur, şeref ve saygınlığını objektif olarak rencide edecek biçimde kullanıldığında suçun unsurlarını oluşturabilir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2013/5577 esas ve 2014/20763 karar sayılı kararında, ileri sürülen bir düşünceyle bağlantısı bulunmayan ve esasında düşünce açıklaması niteliğinde görülemeyen sövme fiillerinin ifade özgürlüğünden yararlanamayacağı belirtilmiştir. Ağır eleştirinin hakaret boyutuna varmadığı kabulü, sövme niteliğindeki bu fiillere genellenemez.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2013/5577, K. 2014/20763Kaynağı aç
4. Ceza Dairesi         2013/5577 E.  ,  2014/20763 K.
"İçtihat Metni"
Tebliğname No : 2 – 2012/4596
MAHKEMESİ : Burdur 1. Sulh Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 25/10/2011
NUMARASI : 2010/1041 (E) ve 2011/809 (K)
SUÇ : Hakaret
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak,
Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı üzerindeki hakları olup, bu suçun oluşabilmesi için fiilin, gerçek bir kişinin belirtilen kişilik haklarını rencide edecek şekilde işlenmesi gerekmektedir. Hakaret suçu, Anayasanın 24 ila 30. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 9 ve 10. maddelerinde düzenlenen ifade hürriyetinin sınırlarını oluşturmaktadır. Suçu oluşturan eylem bakımından failin ifade hürriyeti, mağdur yönünden ise onur, şeref ve saygınlığı ile din, vicdan ve kanaat hürriyetine ilişkin temel kişilik hakları çatışmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü, sözü edilen karşılıklı hakların dengelenmesini gerektirmektedir. Ancak, ileri sürülen bir düşünceyle bağlantısı bulunmayan, esasında düşünce açıklaması vasfında da görülemeyen sövme niteliğindeki fiillerin ifade özgürlüğünden yararlanamayacağı açıktır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), içtihatlarında Sözleşme bağlamında ulusalüstü insan hakları hukukunu yorumlarken, kamu görevlilerinin görevlerini yerine getirirken fonksiyonlarını etkilemeyi ve saygınlıklarına zarar vermeyi amaçlayan aşağılayıcı saldırılara karşı korunmalarının zorunlu olduğunu (AİHM Busuioç-Moldova kararı, 2004, prg. 64), bununla birlikte görevlerini yerine getirirken icra ettikleri eylem ve sözlerine yönelik eleştirilere karşı daha fazla hoşgörü göstermeleri gerektiğini (bkz; AİHM Steur-Hollanda kararı, 2003, prg. 39) belirtmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ayrıca, fiil isnadına dayanmayan ve ispat gerektirmeyen değer yargılarından ibaret sözlerin sarsıcı olsa bile eleştiri hakkı ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebileceğini kabul etmektedir (bkz; AİHM Hriko- Slovakya kararı, 2004, prg. 40, 45; Jeruselam-Avusturya kararı, 2001, prg. 44; Sokolowski-Polonya kararı, 2005, prg. 47; Paturel-Fransa kararı, 2005, prg. 37; Harris/Boyle/Bates/Buckley, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Hukuku, Ankara 2013, sy.518-520).
İncelenen dosyada, sanığın internette sosyal paylaşım sitesi olan facebook’ta kendi profili altında forum sayfasında yazdığı yazıda “ Sevgili A.Y. abicim gerçekten güzel konuya değindin. Vizyonu olmayan kuş beyinlilerin belediye başkanlığı yapması doğru değildir. Şehri emin ünvanını sırtında taşıyanlar görevlerini yerine getiremediğinde gereğini yapma cesaretini gösteremiyorlar. Bir Isparta iline bakıyorsun 30-40 metrelik yollar açılmış, Burdur’a bakıyorsun k.ç içi yolumuz var ona da gerektiği gibi maalesef değer veren bir irade göremiyoruz. Vekiller acaba bu konuda bir yaz boyunca ne yaptılar merak ediyorum. Hani güçlü iktidar güçlü belediye diyenler vardı. Acaba ne oldu, ağıza yüze mi bulaştırıldı” biçimindeki siyasi bir kimliğe sahip Burdur Belediye Başkanı olan katılan hakkında söylenen sözlerin, söylenme amacı, yeri ve bağlamına göre sanığın bir belediye başkanının nasıl olması gerektiği, yaşadığı şehrin durumu ve belediye hizmetlerinin yetersiz olduğuna dair, hakaret boyutuna varmayan ağır eleştiri içeren düşünce ve kanaat açıklaması niteliğinde olduğu, buna göre hakaret suçunun oluşmadığı gözetilmeden, düşünce açıklama ve eleştiri hakkını kısıtlar nitelikteki yorumla ve kanuni olmayan gerekçe ile mahkumiyet kararı verilmesi,
Kanuna aykırı ve sanık Y.. K.. ve müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 09/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Sözün belirli bir kişiye yönelmesi

Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2012/25400 esas ve 2014/1014 karar sayılı kararında, “sinkaf ederim, böyle düzeni de, yeri de” şeklindeki sözlerin o olayda mağdurları hedef almadığı ve onların onur, şeref ve saygınlığına saldırı niteliğinde olmadığı gözetilmeden mahkûmiyet kurulması bozma nedeni sayılmıştır. Sonuç, bu sözlerin söz konusu olayda mağdurları hedef almadığı kabulüne bağlıdır.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2012/25400, K. 2014/1014Kaynağı aç
4. Ceza Dairesi         2012/25400 E.  ,  2014/1014 K.
"İçtihat Metni"
Tebliğname No : 4 – 2010/186291
MAHKEMESİ : Kırıkhan 1. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 21/01/2010
NUMARASI : 2009/220 (E) ve 2010/36 (K)
SUÇ : Hakaret
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanığın, babasının emniyet müdürlüğünde ifadesi alındığı sırada kendisinin dışarıda beklemesini isteyen mağdur polis memurlarına söylediği “sinkaf ederim, böyle düzeni de, yeri de” şeklindeki sözlerin mağdurları hedef almayıp onların onur, şeref ve saygınlıklarına yönelik bir saldırı niteliğinde olmadığı gözetilmeden, mahkumiyet kararı verilmesi,
Kanuna aykırı ve sanık M.. Ş..'in temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 16/01/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2012/31757 esas ve 2014/1432 karar sayılı kararında hakaret mağdurunun belirli veya belirlenebilir kişi olması zorunluluğuna işaret edilmiştir. Belirli ve sınırlandırılmamış bir kişi topluluğuna karşı söylenen sözlerin bu suç kapsamında değerlendirilemeyeceği belirtilerek, internette polis memurlarına ilişkin sözler nedeniyle kurulan hükümlülük bozulmuştur.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2012/31757, K. 2014/1432Kaynağı aç
4. Ceza Dairesi         2012/31757 E.  ,  2014/1432 K.
"İçtihat Metni"
Tebliğname No : 4 – 2012/179754
MAHKEMESİ : Ankara 1. Çocuk Mahkemesi
TARİHİ : 06/10/2009
NUMARASI : 2009/3 (E) ve 2009/697 (K)
SUÇ : Hakaret
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre mahkemede sanığın yeniden suç işlemeyeceği konusunda olumlu kanaat oluşmaması nedeniyle tebliğnamedeki 2 numaralı bozma düşüncesine iştirak edilmeyerek yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Hakaret suçunun mağdurunun, belirli veya belirlenebilir kişi olması zorunluluğunun bulunması, belirli ve sınırlandırılmamış kişi topluluğuna karşı söylenen sözlerin bu suç kapsamında değerlendirilemeyecek olması karşısında, sanığın Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün www.ankara.gov.tr internet adresine yazdığı “ya sizin bu polis memurlarınız ne kadar şerefsiz rüşvet yiyorlar yazık ya, sonrada tertemizsiniz, devlet vatandaşın hakkını yemezse terör falan olmaz size hayırlı mesailer” biçimindeki sözlerin sınırlandırılmamış ve belirlenmemiş kişi topluluğuna yönelik olduğundan hakaret suçunu oluşturmayacağı gözetilmeden, kanuni olmayan gerekçeyle hükümlülük kararı verilmesi,
2-Kabule göre de;
TCK'nın 125. maddesinin, seçenekli yaptırım içerdiği, aynı Kanunun 50/2. maddesine göre, suç tanımında hapis cezası ile adli para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hallerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu cezanın artık adli para cezasına çevrilemeyeceği gözetilmeden, sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi,
Kanuna aykırı ve sanık Ü.. L.. müdafiinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 14/01/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Unsurların oluşmadığı kabul edilen olaylar

Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2012/30384 esas ve 2014/574 karar sayılı kararında, “çingene süprüntü atmış” ifadesindeki “çingene” sözü, kararda açıklanan anlam ve yöneltilen kişiler bakımından değerlendirilmiştir. Bu çerçevede sözlerin katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmadığı ve hakaret unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle mahkûmiyet hükmü bozulmuştur.

Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2013/2054 esas ve 2014/12843 karar sayılı kararında, savunmanın bütünü içinde “sen ne biçim avukatsın, yalancısın” sözleri icra takibinin haksız olduğunu bildirmeye yönelik kabul edilmiştir. Bu kabul karşısında yasal olmayan gerekçeyle verilen mahkûmiyet hükmü bozulmuştur.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2013/2054, K. 2014/12843Kaynağı aç
4. Ceza Dairesi         2013/2054 E.  ,  2014/12843 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, hakaret
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
A-Tehdit suçuna ilişkin kararda öngörülen cezanın nitelik ve niceliğine göre, verildiği tarih itibariyle hükmün temyiz edilemez olduğu anlaşıldığından, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddeleri uyarınca sanık … müdafiinin tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE,
B-Hakaret suçundan kurulan hükme yönelik temyize gelince;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanığın savunması bir bütün olarak değerlendirildiğinde, alacaklı vekili olan katılan avukata karşı söylediği kabul edilen “sen ne biçim avukatsın, yalancısın” şeklindeki sözlerinin yapılan icra takibinin haksız olduğunu bildirmeye matuf olması karşısında, yasal olmayan gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi,
2-Kabule göre de, sanığın gözaltında geçirdiği sürenin TCK'nın 63. maddesi uyarınca cezasından mahsubuna karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı ve sanık … müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 21/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Ağır eleştiri kabul edilen olaylar

Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2013/5577 esas ve 2014/20763 karar sayılı kararında, belediye başkanı hakkındaki yazıda geçen “kuş beyinliler” ifadesini de içeren sözler; amacı, yeri ve bağlamı itibarıyla belediye başkanının nasıl olması gerektiğine, şehrin durumuna ve hizmetlerin yetersizliğine ilişkin ağır eleştiri niteliğinde görülmüştür. Hakaret suçunun oluşmadığı kabul edilerek mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.

Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 2015/11055 esas ve 2015/10949 karar sayılı kararında, “sen şizofren hastasısın, iki ruhlusun, doktora git bir an evvel sağlığına kavuş” sözleri katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta görülmemiş ve ağır eleştiri niteliğinde kabul edilmiştir. Unsurlar oluşmadan mahkûmiyet kurulması bozma nedeni yapılmıştır.

Yargıtay 18. Ceza Dairesi, E. 2015/11055, K. 2015/10949Kaynağı aç
18. Ceza Dairesi         2015/11055 E.  ,  2015/10949 K.
"İçtihat Metni"
Tebliğname No : 9 – 2013/294416
MAHKEMESİ : Kayseri(Kapatılan) 5. Sulh Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 11/06/2013
NUMARASI : 2012/424 (E) ve 2013/738 (K)
SUÇ : Hakaret
SUÇ TARİHİ : 17/12/2012
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
a) Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kamu görevlileri veya sivil vatandaşa yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. Somut olayda sanığın katılan Sinem Gönenli Toker'e hitaben söylediği ''sen şizofren hastasısın, iki ruhlusun, doktora git bir an evvel sağlığına kavuş'' şeklindeki sözlerinin, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, ağır eleştiri niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden kanuni olmayan ve yerinde görülmeyen gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi,
b) Kabule göre de; hakaret suçuna ilişkin özel hüküm olan ve daha lehe düzenlemeler içeren TCK'nın 129. maddesi yerine, aynı Kanunun genel tahrike dair 29. maddesinin uygulanması,
Kanuna aykırı ve sanık F.. Y.. müdafiinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 12.11.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Haksız fiile tepki ve karşılıklı hakaret

Türk Ceza Kanunu'nun 129. maddesinin birinci fıkrasına göre hakaret, haksız bir fiile tepki olarak işlenirse verilecek ceza üçte birine kadar indirilebilir veya ceza vermekten vazgeçilebilir. Bu sonuç zorunlu değildir ve haksız fiilin varlığına bağlıdır. Madde, hangi sözlerin hakaret sayılmayacağını belirlemez; suçun oluştuğu hâllerde cezaya ilişkin bir imkân tanır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 129Kaynağı aç
Madde 129- (1) Hakaret suçunun haksız bir fiile tepki olarak
işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi, ceza
vermekten de vazgeçilebilir.
(2) Bu suçun, kasten yaralama suçuna
tepki olarak işlenmesi halinde, kişiye ceza verilmez.
(3) Hakaret suçunun karşılıklı olarak işlenmesi halinde, olayın
mahiyetine göre, taraflardan her ikisi veya biri hakkında verilecek ceza üçte
birine kadar indirilebileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.
Kişinin hatırasına hakaret

Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre hakaret kasten yaralama suçuna tepki olarak işlenirse kişiye ceza verilmez. Bu cezasızlık, genel nitelikteki her haksız fiile tepki için değil, kasten yaralama suçuna tepki hâli için öngörülmüştür.

Hakaret karşılıklı işlenirse olayın mahiyetine göre taraflardan her ikisi veya biri hakkında ceza üçte birine kadar indirilebilir ya da ceza vermekten vazgeçilebilir. Her iki taraf hakkında birlikte uygulama zorunlu değildir.

Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 2015/11055 esas ve 2015/10949 karar sayılı kararında, mahkûmiyetin kabul edilmesi ihtimaline bağlı olarak, hakaret suçuna ilişkin ve daha lehe düzenlemeler içeren Türk Ceza Kanunu'nun 129. maddesi yerine genel tahrik hükmü olan 29. maddenin uygulanması ayrı bir bozma nedeni sayılmıştır. Bu değerlendirme asıl bozma nedeninin yerine geçmez.

Her kaba söz hakaret suçu mudur?

Hayır. Onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek somut fiil veya olgu isnadı ya da sövme yoluyla saldırı aranır; kaba veya rahatsız edici her söz suç oluşturmaz.

Gıyapta söylenen söz ne zaman cezalandırılır?

Mağdurun yokluğunda söylenen hakaretin cezalandırılabilmesi, fiilin en az üç kişiyle ihtilat edilerek işlenmesine bağlıdır.

Belirsiz bir gruba yönelik söz hakaret sayılır mı?

Hakaret mağdurunun belirli veya belirlenebilir kişi olması gerekir. Belirli ve sınırlandırılmamış kişi topluluğuna yönelik sözler bu suç kapsamında değerlendirilemez.

Bir olayda suç sayılmayan söz her zaman serbest midir?

Hayır. Aynı ifade başka bir olayda onur, şeref ve saygınlığı objektif olarak rencide edecek biçimde kullanılırsa hakaret suçunun unsurları oluşabilir.

Sövme ifade özgürlüğünden yararlanır mı?

Hayır. Bir düşünce açıklamasıyla bağlantısı bulunmayan ve düşünce açıklaması niteliği taşımayan sövme fiilleri ifade özgürlüğünden yararlanamaz.

Karşılıklı hakarette ceza mutlaka kalkar mı?

Hayır. Olayın mahiyetine göre taraflardan biri veya her ikisi için ceza üçte birine kadar indirilebilir ya da ceza vermekten vazgeçilebilir; bu sonuç takdirîdir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu