Ceza Muhakemesinde Koruma Tedbirleri ve Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
Ceza Muhakemesinde Koruma Tedbirleri ve Şartları

Koruma tedbirleri her olayda kendiliğinden uygulanmaz. Tutuklama, kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller ve bir tutuklama nedeni bulunursa verilebilir; ölçüsüzse verilemez. Gözaltı, adli kontrol, arama, elkoyma ve akıl hastalığı yönünden gözlem ayrı şartlara bağlanmıştır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde sayılan kişiler, maddi ve manevi zararlarını Devletten isteyebilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 100Kaynağı aç
Madde 100 – (1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut
delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık
hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya
güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.[13]
(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini
uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde
bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda somut
delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama
nedeni var sayılabilir:[14]
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;[15]
1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78),
2. (Ek:6/12/2019-7196/58 md.)[16]
Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80)
3. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),
4.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Kasten yaralama (madde 86, fıkra
3, bent b, e ve f) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde 87),[17]
5. İşkence (madde 94, 95)
6. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),
7. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
8.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Hırsızlık
(madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149),
9. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
10. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma
(iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),
11. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308),
12. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309,
310, 311, 312, 313, 314, 315),
b) 10.7.1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer
Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.
c) 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin
(3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu.
d) 10.7.2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda
tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.
e) 21.7.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma
Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.
f) 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin
dört ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları.
g) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı
Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 33 üncü maddesinde sayılan suçlar.
h) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı
Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen
suçlar.
i) (Ek:12/5/2022-7406/9 md.) Kadına karşı işlenen kasten yaralama
suçu.
j) (Ek:12/5/2022-7406/9 md.) Sağlık kurum ve kuruluşlarında görev
yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen
kasten yaralama suçu.
k) (Ek:10/10/2024-7528/35 md.) Millî Eğitim Bakanlığına bağlı
resmî eğitim kurumlarında yönetici, öğretmen, usta öğretici, yabancı uyruklu
öğrencilerin eğitimine yönelik Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen
projelerde öğretici/öğretmen veya rehber danışman; özel öğretim kurumlarında
yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğretici olarak görev yapanlar ile
Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumları ve özel öğretim
kurumlarında ders ücreti karşılığı ders okutanlara ve diğer kamu kurum ve
kuruluşlarında görev yapan öğretmenlere karşı görevleri sırasında veya
görevleri sebebiyle işlenen kasten yaralama suçu.
(4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.) Sadece adlî para cezasını
gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç
olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda
tutuklama kararı verilemez.[18]
Tutuklama kararı
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 91Kaynağı aç
Madde 91 – (1) Yukarıdaki maddeye göre yakalanan kişi, Cumhuriyet
Savcılığınca bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınmasına
karar verilebilir. (Değişik ikinci cümle: 25/5/2005 – 5353/8 md.) Gözaltı
süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu
süre hariç, yakalama anından itibaren yirmidört saati geçemez.(Ek cümle:
25/5/2005 – 5353/8 md.) Yakalama yerine
en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilme için zorunlu süre oniki saatten
fazla olamaz.
(2) Gözaltına alma, bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve
kişinin bir suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığına
bağlıdır.[11]
(3) Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya
şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle; Cumhuriyet savcısı gözaltı süresinin, her
defasında bir günü geçmemek üzere, üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak
emir verebilir. Gözaltı süresinin uzatılması emri gözaltına alınana derhâl
tebliğ edilir.
(4) (Ek: 27/3/2015-6638/13 md.)[12]
Suçüstü hâlleriyle sınırlı olmak kaydıyla; kişi hakkında aşağıdaki
bentlerde belirtilen suçlarda mülki amirlerce belirlenecek kolluk amirleri
tarafından yirmi dört saate kadar, şiddet olaylarının yaygınlaşarak kamu
düzeninin ciddi şekilde bozulmasına yol açabilecek toplumsal olaylar sırasında
ve toplu olarak işlenen suçlarda kırk sekiz saate kadar gözaltına alınma kararı
verilebilir. Gözaltına alma nedeninin ortadan kalkması hâlinde veya işlemlerin
tamamlanması üzerine derhâl ve her hâlde en geç yukarıda belirtilen sürelerin
sonunda Cumhuriyet savcısına, yapılan işlemler hakkında bilgi verilerek
talimatı doğrultusunda hareket edilir. Kişi serbest bırakılmazsa yukarıdaki
fıkralara göre işlem yapılır. Ancak kişi en geç kırk sekiz saat, toplu olarak
işlenen suçlarda dört gün içinde hâkim önüne çıkarılır. Bu fıkra kapsamında
kolluk tarafından gözaltına alınan kişiler hakkında da gözaltına ilişkin
hükümler uygulanır.
a) Toplumsal olaylar sırasında işlenen cebir ve şiddet içeren suçlar.
b) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
1. Kasten öldürme (madde 81, 82), taksirle öldürme (madde 85),
2. Kasten yaralama (madde 86, 87),
3. Cinsel saldırı (madde 102),
4. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
5. Hırsızlık (madde 141, 142),
6. Yağma (madde 148, 149),
7. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
8. Bulaşıcı hastalıklara ilişkin tedbirlere aykırı davranma (madde 195),
9. Fuhuş (madde 227),
10. Kötü muamele (madde 232),
c) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununda yer alan
suçlar.
d) 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri
Kanununun 33 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen suçlar.
e) 10/6/1949 tarihli ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanununa dayanılarak ilan
edilen sokağa çıkma yasağını ihlal etme.
f) 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 3
üncü maddesinde belirtilen suçlar.
(5) Yakalama işlemine, gözaltına alma ve gözaltı süresinin uzatılmasına
ilişkin Cumhuriyet savcısının yazılı emrine karşı, yakalanan kişi, müdafii veya
kanunî temsilcisi, eşi ya da birinci veya ikinci derecede kan hısımı, hemen
serbest bırakılmayı sağlamak için sulh ceza hâkimine başvurabilir. Sulh ceza
hâkimi incelemeyi evrak üzerinde yaparak derhâl ve nihayet yirmidört saat
dolmadan başvuruyu sonuçlandırır. Yakalamanın veya gözaltına alma veya gözaltı
süresini uzatmanın yerinde olduğu kanısına varılırsa başvuru reddedilir ya da
yakalananın derhâl soruşturma evrakı ile Cumhuriyet Savcılığında hazır
bulundurulmasına karar verilir.
(6) Gözaltı süresinin dolması veya
sulh ceza hâkiminin kararı üzerine serbest bırakılan kişi hakkında yakalamaya
neden olan fiille ilgili yeni ve yeterli delil elde edilmedikçe ve Cumhuriyet
savcısının kararı olmadıkça bir daha aynı nedenle yakalama işlemi uygulanamaz.
(7) Gözaltına alınan kişi bırakılmazsa, en geç bu süreler sonunda sulh
ceza hâkimi önüne çıkarılıp sorguya çekilir. Sorguda müdafii de hazır bulunur.
Gözaltı işlemlerinin denetimi
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 109Kaynağı aç
Madde 109 – (1) (Değişik: 2/7/2012-6352/98 md.) Bir suç
sebebiyle yürütülen soruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklama
sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol
altına alınmasına karar verilebilir.
(2) Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde de, adlî kontrole ilişkin
hükümler uygulanabilir.
(3) Adlî kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla
yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir:
a) Yurt dışına çıkamamak.
b) Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli
olarak başvurmak.
c) Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde
meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol
tedbirlerine uymak.
d) Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve
gerektiğinde kaleme, makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek.
e) Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol
bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene
tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek.
f) Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir
defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği
üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak.
g) Silâh bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan
silâhları makbuz karşılığında adlî emanete teslim etmek.
h) Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim tarafından miktarı ve ödeme
süresi belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere
aynî veya kişisel güvenceye bağlamak.
i) Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adlî kararlar gereğince
ödemeye mahkûm edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence
vermek.
j) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Konutunu terk etmemek.
k) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Belirli bir yerleşim bölgesini terk
etmemek.
l) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Belirlenen yer veya bölgelere
gitmemek.
(4) (Ek: 25/5/2005 – 5353/14 md.)[22]
(Mülga: 2/7/2012-6352/98 md.) (Yeniden Düzenleme:14/4/2020-7242/15 md.) Maruz
kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu
koşullarında hayatını yalnız idame ettiremediği 13/12/2004 tarihli ve 5275
sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16 ncı maddesinin
üçüncü fıkrası uyarınca tespit edilen şüpheli ile gebe olan veya doğurduğu
tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadın şüphelinin tutuklanması yerine
adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir. Hakkında mahkûmiyet hükmü
verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna
başvurulmuş olması hâlinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren
ilk derece mahkemesi de adlî kontrol kararı verebilir.
(5) Hâkim veya Cumhuriyet savcısı (d)
bendinde belirtilen yükümlülüğün uygulamasında şüphelinin meslekî uğraşılarında
araç kullanmasına sürekli veya geçici olarak izin verebilir.
(6) Adlî kontrol altında geçen süre,
şahsî hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez. Bu hüküm,
maddenin üçüncü fıkrasının (e) ve (j) bentlerinde belirtilen hallerde
uygulanmaz. (Ek cümle:8/7/2021-7331/15 md.) Ancak, (j) bendinde
belirtilen konutunu terk etmemek yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın
mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır.[23]
(7) (Ek: 6/12/2006 – 5560/19 md.) Kanunlarda
öngörülen tutukluluk sürelerinin dolması nedeniyle salıverilenler hakkında adlî
kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.[24]
Adlî kontrol kararı ve hükmedecek merciler
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 116Kaynağı aç
Madde 116 – (1) Yakalanabileceği veya suç delillerinin elde
edilebileceği hususunda makul şüphe varsa; şüphelinin veya sanığın üstü,
eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir.[26]
Diğer kişilerle ilgili arama
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 127Kaynağı aç
Madde 127 – (1) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/16 md.) Hâkim
kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet
savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin
yazılı emri ile kolluk görevlileri, elkoyma işlemini gerçekleştirebilir.
(2) Kolluk görevlisinin açık kimliği, elkoyma işlemine ilişkin tutanağa
geçirilir.
(3) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/16 md.) Hâkim kararı olmaksızın
yapılan elkoyma işlemi, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur.
Hâkim, kararını elkoymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde
elkoyma kendiliğinden kalkar.
(4) Zilyedliğinde bulunan eşya veya diğer malvarlığı değerlerine
elkonulan kimse, hâkimden her zaman bu konuda bir karar verilmesini
isteyebilir.
(5) Elkoyma işlemi, suçtan zarar gören mağdura gecikmeksizin bildirilir.
(6) (Değişik: 25/7/2018-7145/15 md.) Askerî mahallerde yapılacak
elkoyma işlemi, Cumhuriyet savcısının nezaretinde askerî makamların katılımıyla
adlî kolluk görevlileri tarafından yerine getirilir. Gecikmesinde sakınca
bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle de askerî makamların
katılımıyla adlî kolluk görevlileri tarafından elkoyma işlemi yapılabilir.
Taşınmazlara, hak ve alacaklara elkoyma
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 74Kaynağı aç
Madde 74 – (1) Fiili işlediği yolunda kuvvetli şüpheler bulunan
şüpheli veya sanığın akıl hastası olup olmadığını, akıl hastası ise ne zamandan
beri hasta olduğunu ve bunun, kişinin davranışları üzerindeki etkilerini
saptamak için; uzman hekimin önerisi üzerine, Cumhuriyet savcısının ve müdafiin
dinlenmesinden sonra resmî bir sağlık kurumunda gözlem altına alınmasına,
soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından
karar verilebilir.
(2) Şüpheli veya sanığın müdafii yoksa hâkim veya mahkemenin istemi
üzerine, baro tarafından bir müdafi görevlendirilir.
(3) Gözlem süresi üç haftayı geçemez. Bu sürenin yetmeyeceği anlaşılırsa
resmî sağlık kurumunun istemi üzerine, her seferinde üç haftayı geçmemek üzere
ek süreler verilebilir; ancak sürelerin toplamı üç ayı geçemez.
(4) Gözlem altına alınma kararına karşı itiraz yoluna gidilebilir;
itiraz, kararın yerine getirilmesini durdurur.
(5) Bu madde hükmü, 223 üncü maddenin sekizinci fıkrası gereğince
yargılamanın durması kararı verilmesi gereken hâllerde de uygulanır.
Şüpheli veya sanığın beden muayenesi ve vücudundan örnek alınması
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 141Kaynağı aç
Madde 141 – (1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;
a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya
tutukluluğunun devamına karar verilen,
b) Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan,
c) Kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından
yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan,
d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii
huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,
e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında
kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,
f) Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük
sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece
para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan,
g) Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar
kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle
açıklanmayan,
h) Yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen,
i) Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen,
j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde
elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya
diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,
k) (Ek: 11/4/2013-6459/17 md.) Yakalama, adli kontrol veya
tutuklama işlemine karşı Kanunda öngörülen başvuru imkânlarından
yararlandırılmayan,50
l) (Ek:2/3/2024-7499/12 md.) Konutunu terk etmemek veya
uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak
amacıyla hastaneye yatmak dâhil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve
bunları kabul etmek şeklindeki adli kontrol yükümlülükleri uygulandıktan sonra
haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar
verilen,
Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.
(2) Birinci fıkranın (e), (f) ve (l) bentlerinde belirtilen kararları
veren merciler, ilgiliye tazminat hakları bulunduğunu bildirirler ve bu husus
verilen karara geçirilir.50
(3) (Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Birinci fıkrada yazan hâller
dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız
fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet
savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat
davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir.
(4) (Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Devlet, ödediği tazminattan dolayı
görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan
hâkimler ve Cumhuriyet savcılarına bir yıl içinde rücu eder.
Tazminat isteminin koşulları

Tutuklama kararı ve nedenleri

5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin birinci fıkrası, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller ile bir tutuklama nedenini birlikte arar. Bu iki unsur varsa şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. Hüküm kararı zorunlu kılmaz. Aynı fıkraya göre işin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiriyle ölçülü olmayan durumda tutuklama kararı verilemez.

100. maddenin ikinci fıkrası, bazı hâllerde bir tutuklama nedeninin var sayılabileceğini düzenler. Kaçma, saklanma veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular bu kapsamdadır. Şüpheli veya sanığın davranışlarının delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme ya da tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı girişiminde bulunma yönünde kuvvetli şüphe oluşturması da aynı fıkraya girer. Varsayılabilen neden, her olayda kesinleşmiş bir tutuklama sebebi yaratmaz.

Üçüncü fıkraya göre, fıkrada sayılan suçların işlendiği konusunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebepleri varsa tutuklama nedeni var sayılabilir. Bu da bir olanak olarak düzenlenmiştir.

Kaçak bakımından 248. maddenin beşinci fıkrası ayrı bir olanak tanır. 100 ve sonraki maddeler gereğince sulh ceza hâkimi veya mahkeme, kaçak hakkında yokluğunda tutuklama kararı verebilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 248Kaynağı aç
Madde 248 – (1) Kaçağın Cumhuriyet
savcısına başvurmasını veya duruşmaya gelmesini sağlamak amacıyla
Türkiye'de bulunan mallarına, hak ve alacaklarına amaçla orantılı olarak Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi veya
mahkeme kararıyla elkonulabilir ve gerektiğinde idaresi için kayyım atanır.
Elkoyma ve kayyım atama kararı müdafiine bildirilir.[88]
(2) Birinci fıkra hükmü;
a) Türk Ceza Kanununda tanımlanan;
1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78),
2. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80),
3. Hırsızlık (madde 141, 142),
4. Yağma (madde 148, 149),
5. Güveni kötüye kullanma (madde 155),
6. Dolandırıcılık (madde 157, 158),
7. Hileli iflas (madde 161),
8. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
9. Parada sahtecilik (madde 197),
10. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (madde 220),
11. Zimmet (madde 247),
12. İrtikâp (madde 250),
13. Rüşvet (madde 252),
14. İhaleye fesat karıştırma (madde 235),
15. Edimin ifasına fesat karıştırma (madde 236),
16. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 305, 306,
307, 308),
17. (Ek: 24/11/2016-6763/33 md.) Anayasal
Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313),
18. Silahlı örgüt (madde 314) veya bu örgütlere silah sağlama (madde
315),
19. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331,
333, 334, 335, 336, 337),
Suçları,
b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda
tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları,
c) Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında
tanımlanan zimmet suçu,
d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını
gerektiren suçlar,
e) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü
maddelerinde tanımlanan suçlar,
Hakkında uygulanır.
(3) Elkonulan mal, hak ve alacakların korunmasında, elkoymaya ilişkin
hükümler uygulanır. Tedbirlere ilişkin kararların özetinin bir gazetede ilânına
sulh ceza hâkimince veya mahkemece karar
verilebilir.[89]
(4) Kaçak yakalandığında veya kendiliğinden gelerek teslim olduğunda
elkoymanın kaldırılmasına karar verilir.
(5) Kaçak hakkında 100 üncü ve sonraki maddeler gereğince, sulh ceza
hâkimi veya mahkeme tarafından yokluğunda tutuklama kararı verilebilir.
(6) Sulh ceza hâkimi veya mahkeme
elkoymaya karar verdiğinde, kaçağın yasal olarak bakmakla yükümlü bulunduğu
yakınlarının alınan tedbirler nedeniyle yoksulluğa düşebileceklerini saptarsa,
bunların geçimlerini sağlamak üzere, elkonulan mal varlığından sosyal durumları
ile orantılı miktarda yardımda bulunulması konusunda kayyıma izin verir.[90]
(7) 246 ncı madde hükmü kaçaklar hakkında da uygulanır.
(8) Bu kararlara karşı itiraz edilebilir.
ÜÇÜNCÜ
BÖLÜM
Tüzel
Kişilerin Soruşturmada ve Kovuşturmada Temsili
Tüzel kişinin temsili

Tutuklama kararının verilemeyeceği hâller

100. maddenin dördüncü fıkrası, yalnızca adli para cezasını gerektiren suçlarda tutuklama kararı verilemeyeceğini belirtir. Vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suçlar hariç olmak üzere, hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda da tutuklama kararı verilemez.

Gözaltı kararı, süre ve başvuru

91. maddenin birinci fıkrası, gözaltı kararını önceki maddeye göre yakalanan kişiye bağlar. Bu kişi Cumhuriyet savcılığınca bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınmasına karar verilebilir. Gözaltı, tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve suçun işlendiği şüphesini gösteren somut delillerin varlığına bağlıdır.

Toplu olarak işlenen suçlarda delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu varsa Cumhuriyet savcısı gözaltı süresinin uzatılmasına yazılı emir verebilir. Her uzatma bir günü geçemez ve üç gün süreyle yapılabilir. Uzatma emri gözaltına alınana derhâl tebliğ edilir.

Suçüstü hâlleriyle sınırlı olmak üzere, fıkrada belirtilen suçlarda mülki amirlerce belirlenecek kolluk amirleri yirmi dört saate kadar gözaltı kararı verebilir. Şiddet olaylarının yaygınlaşarak kamu düzenini ciddi biçimde bozulmasına yol açabilecek toplumsal olaylar sırasında ve toplu işlenen suçlarda bu süre kırk sekiz saate kadar çıkabilir. Neden ortadan kalkınca veya işlemler tamamlanınca derhâl, her hâlde bu sürelerin sonunda Cumhuriyet savcısına bilgi verilir ve talimatına göre hareket edilir. Kişi serbest bırakılmazsa önceki fıkralar uygulanır.

Bu özel düzenlemede kişi en geç kırk sekiz saat, toplu olarak işlenen suçlarda dört gün içinde hâkim önüne çıkarılır. Aynı fıkra kapsamında kollukça gözaltına alınanlar hakkında da gözaltı hükümleri uygulanır.

Gözaltına alınan kişi bırakılmazsa, en geç maddede belirtilen süreler sonunda sulh ceza hâkimi önüne çıkarılıp sorguya çekilir. Sorguda müdafi de hazır bulunur. Bu sorgu hükmü, özel gözaltı düzenlemesinden ayrı olarak maddenin yedinci fıkrasında yer alır.

Yakalama işlemine, gözaltına almaya ve gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin Cumhuriyet savcısının yazılı emrine karşı sulh ceza hâkiminden serbest bırakılma istenebilir. Başvurabilecek kişiler yakalanan kişi, müdafii, kanuni temsilci, eş ya da birinci veya ikinci derecede kan hısmıdır.

Sulh ceza hâkimi incelemeyi evrak üzerinde yapar ve başvuruyu derhâl, nihayet yirmi dört saat dolmadan sonuçlandırır. Tedbiri yerinde görürse başvuruyu reddeder. Diğer sonuç, yakalananın derhâl soruşturma evrakıyla Cumhuriyet savcılığında hazır bulundurulmasına karar verilmesidir.

Gözaltı süresinin dolması veya sulh ceza hâkiminin kararı üzerine serbest bırakılan kişi, yakalamaya neden olan fiille ilgili yeni ve yeterli delil elde edilmedikçe ve Cumhuriyet savcısının kararı olmadıkça aynı nedenle yeniden yakalanamaz.

Tutuklama yerine adli kontrol

109. maddenin birinci fıkrasına göre, soruşturmada 100. maddedeki tutuklama sebepleri varsa şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrol altına alınmasına karar verilebilir. Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hâllerde de adli kontrol hükümleri uygulanabilir. Kanunlarda öngörülen tutukluluk süreleri dolduğu için salıverilenler hakkında da bu hükümler uygulanabilir.

Adli kontrol, bir veya birden fazla yükümlülüğü kapsayabilir. Yurt dışına çıkamama ile hâkimin belirlediği yerlere belirtilen sürelerde düzenli başvurma bunlar arasındadır. Hâkimin gösterdiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde mesleki uğraşlara ya da eğitime devam konusundaki kontrol tedbirlerine uyma da yükümlülük olarak öngörülebilir.

Şüpheli, her türlü taşıtı veya bunlardan bazılarını kullanamama ve gerektiğinde sürücü belgesini makbuz karşılığında kaleme teslim etme yükümlülüğüne tabi tutulabilir. Uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla hastaneye yatmak dâhil tedavi veya muayene tedbirlerini kabul etmek de adli kontrol kapsamındadır.

Parasal durum gözetilerek miktarı ve bir defada ya da taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenen bir güvencenin yatırılması istenebilir. Silah bulunduramama veya taşıyamama ve gerektiğinde silahların makbuz karşılığında adli emanete teslimi de yükümlülüklerdendir.

Suç mağdurunun haklarını güvenceye almak üzere, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkimin miktar ve ödeme süresini belirleyeceği paranın aynî veya kişisel güvenceye bağlanması uygulanabilir. Aile yükümlülüklerine ve nafakanın düzenli ödenmesine ilişkin güvence de aynı fıkrada ayrı bir yükümlülük olarak düzenlenmiştir.

Konutu terk etmemek, belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek ve belirlenen yer veya bölgelere gitmemek adli kontrol yükümlülükleri arasındadır. Taşıt kullanma yasağının uygulanmasında hâkim veya Cumhuriyet savcısı, şüphelinin mesleki uğraşlarında araç kullanmasına sürekli veya geçici izin verebilir. İzin yalnız taşıt kullanmaya ilişkin yükümlülük bakımındandır.

Ağır hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremediği, 5275 sayılı Kanun'un 16. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca tespit edilen şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrole karar verilebilir. Gebe olan veya doğumundan itibaren altı ay geçmemiş kadın şüpheli için de aynı olanak vardır.

Mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu hüküm için istinaf veya temyiz başvurusu yapılmışsa, hükmü veren ilk derece mahkemesi UYAP kayıtlarını inceleyerek adli kontrol kararı verebilir.

Adli kontrol altında geçen süre kural olarak şahsi hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilmez. Bu kural, üçüncü fıkranın tedavi veya muayene tedbirine ilişkin bendi ile konutu terk etmemeye ilişkin bendinde uygulanmaz. Konutu terk etmemek yükümlülüğü altında geçen her iki gün, mahsupta bir gün olarak dikkate alınır.

Arama ve elkoyma

116. maddenin birinci fıkrasına göre, yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği konusunda makul şüphe varsa şüphelinin veya sanığın üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir. Düzenleme şüpheli veya sanığa ilişkin aramayı kapsar.

Elkoyma hâkim kararıyla yapılabilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri yeterlidir. Savcıya ulaşılamıyorsa kolluk amirinin yazılı emri kullanılır. İşlemi kolluk görevlileri yapar ve açık kimlik elkoyma tutanağına geçirilir.

Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma yirmi dört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim kararını elkoymadan itibaren kırk sekiz saat içinde açıklamazsa elkoyma kendiliğinden kalkar. Zilyetliğindeki eşya veya diğer malvarlığı değerlerine el konulan kişi, hâkimden her zaman bu konuda karar verilmesini isteyebilir. İşlem, suçtan zarar gören mağdura gecikmeksizin bildirilir.

Askerî mahallerde elkoyma, kural olarak Cumhuriyet savcısının nezaretinde ve askerî makamların katılımıyla adli kolluk görevlilerince yapılır. Gecikmesinde sakınca varsa savcının yazılı emriyle de aynı katılımla yapılabilir.

Akıl hastalığı yönünden gözlem

74. madde, fiili işlediği yolunda kuvvetli şüphe bulunan şüpheli veya sanığın akıl hastası olup olmadığının, hastaysa ne zamandan beri hasta olduğunun ve hastalığın davranışlarına etkisinin saptanmasını düzenler. Uzman hekim önerisi ile Cumhuriyet savcısı ve müdafiin dinlenmesi gerekir. Resmî sağlık kurumunda gözleme soruşturmada sulh ceza hâkimi, kovuşturmada mahkeme karar verebilir.

Müdafi yoksa hâkim veya mahkemenin istemi üzerine baro bir müdafi görevlendirir. Gözlem süresi üç haftayı geçemez. Sürenin yetmeyeceği anlaşılırsa resmî sağlık kurumunun istemi üzerine, her seferinde üç haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir. Sürelerin toplamı üç ayı geçemez.

Gözlem altına alınma kararına itiraz edilebilir ve itiraz kararın yerine getirilmesini durdurur. 74. madde, 223. maddenin sekizinci fıkrası gereğince yargılamanın durması gereken hâllerde de uygulanır.

Kaçağın malvarlığına ilişkin tedbir

Kaçağın savcıya başvurmasını veya duruşmaya gelmesini sağlamak için Türkiye'de bulunan mal, hak ve alacaklarına elkoyma, amaçla orantılılık şartına bağlıdır. Karar, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi veya mahkeme tarafından verilir; gerektiğinde idare için kayyım atanır. Birinci fıkradaki bu olanak, maddenin ikinci fıkrasında ayrıca gösterilen suçlarla sınırlıdır. Elkoyma ve kayyım atama kararı müdafie bildirilir.

Kaçak yakalandığında veya kendiliğinden gelerek teslim olduğunda el koymanın kaldırılmasına karar verilir. El koyma sırasında, kaçağın bakmakla yükümlü olduğu yakınlarının tedbirler nedeniyle yoksulluğa düşebileceği saptanırsa kayyıma izin verilir. Yardım, el konulan malvarlığından ve sosyal durumlarıyla orantılıdır.

248. madde kapsamındaki kararlara karşı itiraz edilebilir.

Koruma tedbirinden doğan tazminat

141. maddenin birinci fıkrası, kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen kişileri kapsar. Kanuni gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmama, kanuni haklar hatırlatılmadan veya yararlanma isteği yerine getirilmeden tutuklanma ile kanuna uygun tutuklamaya rağmen makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmama ve bu sürede hüküm verilmeme ayrı ayrı sayılmıştır.

Kanuna uygun yakalama veya tutuklamadan sonra kovuşturmaya yer olmadığına ya da beraate karar verilen kişiler de kapsamdadır. Gözaltı ve tutukluluk süreleri hükümlülük süresinden fazla olanlar ile suç için kanunda öngörülen cezanın yalnız para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılanlar aynı fıkrada düzenlenmiştir.

Yakalama veya tutuklama nedenleri ve suçlamalar yazıyla, bu hemen olanaklı değilse sözle açıklanmayan kişi ile yakalanması veya tutuklanması yakınlarına bildirilmeyen kişi fıkrada yer alır. Arama kararının ölçüsüz gerçekleştirilmesi ayrı bir hâldir. Koşulları oluşmadan el koyma, malvarlığının korunması için gerekli tedbirin alınmaması, amaç dışı kullanma veya zamanında geri vermeme de düzenlenmiştir.

Yakalama, adli kontrol veya tutuklama işlemine karşı Kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmayan kişiler kapsamdadır. Konutu terk etmemek veya bağımlılıktan arınma amacıyla hastaneye yatmak dâhil tedavi ya da muayene tedbirlerinin uygulanmasından sonra kovuşturmaya yer olmadığına veya beraate karar verilen kişiler de sayılmıştır.

Birinci fıkrada sayılan kişiler maddi ve manevi her türlü zararlarını Devletten isteyebilir. (e), (f) ve (l) bentlerindeki kararları veren merciler, ilgiliye tazminat hakkı bulunduğunu bildirir ve bunu karara geçirir.

Birinci fıkradaki hâller dışında, soruşturma veya kovuşturma sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri dâhil hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının karar veya işlemleri nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir. Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket ederek görevini kötüye kullanan hâkimler ve Cumhuriyet savcılarına bir yıl içinde rücu eder.

Tazminat istemi, karar veya hükmün kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılabilir. Her hâlde kesinleşme tarihini izleyen bir yıl geçtikten sonra istemde bulunulamaz.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 142Kaynağı aç
Madde 142 – (1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine
tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme
tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.
(2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o
yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde
başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara
bağlanır. (Ek cümleler:2/3/2024-7499/13 md.) Ancak, 141 inci
maddenin birinci fıkrasının (e), (f) ve (l) bentleri kapsamındaki istemler
bakımından 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun
Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Bu
fıkra uyarınca 6384 sayılı Kanun kapsamında olmasına rağmen ağır ceza
mahkemesine yapılan istemler, Komisyona gönderilir. Ağır ceza mahkemesinin
görev alanına giren ve girmeyen istemler birlikte yapılmış ise ağır ceza
mahkemesi görev alanına girmeyen istemleri ayırmak suretiyle Komisyona
gönderir. Bu hâllerde ağır ceza mahkemesine yapılan istem tarihi esas alınır.
(3) Tazminat isteminde bulunan
kişinin dilekçesine, açık kimlik ve adresini, zarara uğradığı işlemin ve
zararın nitelik ve niceliğini kaydetmesi ve bunların belgelerini eklemesi
gereklidir.
(4) Dilekçesindeki bilgi ve belgelerin yetersizliği durumunda mahkeme,
eksikliğin bir ay içinde giderilmesini, aksi hâlde istemin reddedileceğini
ilgiliye duyurur. Süresinde eksiği tamamlanmayan dilekçe, mahkemece, itiraz
yolu açık olmak üzere reddolunur.
(5) Mahkeme, dosyayı inceledikten sonra yeterliliğini belirlediği dilekçe
ve eki belgelerin bir örneğini Devlet Hazinesinin kendi yargı çevresindeki
temsilcisine tebliğ ederek, varsa beyan ve itirazlarını iki hafta içinde yazılı
olarak bildirmesini ister.[51]
(6) İstemin ve ispat belgelerinin değerlendirilmesinde ve tazminat
hukukunun genel prensiplerine göre verilecek tazminat miktarının saptanmasında
mahkeme gerekli gördüğü her türlü araştırmayı yapmaya veya hâkimlerinden birine
yaptırmaya yetkilidir.
(7) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/20 md.) Mahkeme, kararını duruşmalı
olarak verir. İstemde bulunan ile Hazine temsilcisi, açıklamalı çağrı kâğıdı
tebliğine rağmen gelmezlerse, yokluklarında karar verilebilir.
(8) Karara karşı, istemde bulunan, Cumhuriyet savcısı veya Hazine
temsilcisi, istinaf yoluna başvurabilir; inceleme öncelikle ve ivedilikle
yapılır. (Ek cümleler:2/3/2024-7499/13 md.)
Karar yerinde görülmezse bölge adliye mahkemesince işin esası hakkında
karar verilir. Bölge adliye mahkemelerince bu fıkra uyarınca verilen kararlar
kesindir.
(9) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/144 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/139
md.) Tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince
hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödenir. Ancak, ödenecek miktar Tarifede sulh
ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır
ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla
olamaz.
(10) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/144 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/139
md.) Tazminata ilişkin mahkeme kararları, kesinleşmeden ve idari başvuru
süreci tamamlanmadan icra takibine konulamaz. Kesinleşen mahkeme kararında
hükmedilen tazminat ile vekâlet ücreti, davacı veya vekilinin davalı idareye
yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirimin yapıldığı
tarihten itibaren otuz gün içinde ödenir. Bu süre içinde ödeme yapılmaması
halinde, karar genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.
Tazminatın geri alınması

İstem kural olarak zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır. Bu mahkeme işlemle ilişkiliyse ve aynı yerde başka ağır ceza dairesi yoksa en yakın yer ağır ceza mahkemesi görevlidir. 141. maddenin birinci fıkrasının (e), (f) ve (l) bentlerindeki istemlerde 6384 sayılı Kanun hükümleri uygulanır. Bu kapsamdaki istem ağır ceza mahkemesine yapılmışsa Komisyona gönderilir ve istem tarihi esas alınır.

Dilekçede açık kimlik ve adres ile zarara uğranılan işlemin ve zararın nitelik ve niceliği yazılır; belgeler eklenir. Bilgi ve belgeler yetersizse mahkeme, eksikliğin bir ay içinde giderilmesini ve aksi hâlde istemin reddedileceğini duyurur. Süresinde tamamlanmayan dilekçe, itiraz yolu açık olmak üzere reddolunur.

Mahkeme, yeterli gördüğü dilekçe ve eklerin örneğini Devlet Hazinesinin yargı çevresindeki temsilcisine tebliğ eder. Varsa beyan ve itirazların iki hafta içinde yazılı bildirilmesi istenir. İstem ve ispat belgelerini değerlendirirken ve tazminat hukukunun genel prensiplerine göre miktarı saptarken gerekli gördüğü araştırmayı yapabilir veya hâkimlerinden birine yaptırabilir.

Mahkeme kararını duruşmalı verir. İstemde bulunan ile Hazine temsilcisinin her ikisi de açıklamalı çağrıya rağmen gelmezse yokluklarında karar verilebilir. Karara karşı istemde bulunan, Cumhuriyet savcısı veya Hazine temsilcisi istinaf yoluna başvurabilir. İnceleme öncelikle ve ivedilikle yapılır.

Karar yerinde görülmezse bölge adliye mahkemesi işin esası hakkında karar verir. Bu fıkra uyarınca verilen kararlar kesindir. Tazminata ilişkin mahkeme kararları kesinleşmeden ve idari başvuru süreci tamamlanmadan icra takibine konulamaz.

Kesinleşen karardaki tazminat, davacı veya vekilinin davalı idareye yazılı bildireceği banka hesabına, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde ödenir. Bu sürede ödeme yapılmazsa karar genel hükümler uyarınca infaz ve icra olunur.

Hastalık ve gebelikte infazın geri bırakılması

5275 sayılı Kanun'un 16. maddesinin birinci fıkrasına göre akıl hastalığına tutulan hükümlünün cezasının infazı geriye bırakılır. Hükümlü, iyileşinceye kadar Türk Ceza Kanunu'nun 57. maddesinde belirtilen sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınır. Bu kurumda geçen süreler cezaevinde geçmiş sayılır.

5275 sayılı CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA KANUN m. 16Kaynağı aç
Madde 16- (1) Akıl hastalığına tutulan hükümlünün
cezasının infazı geriye bırakılır ve hükümlü, iyileşinceye kadar Türk Ceza
Kanununun 57 nci maddesinde belirtilen sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına
alınır. Sağlık kurumunda geçen süreler cezaevinde geçmiş sayılır.
(2) Diğer hastalıklarda cezanın infazına, resmî sağlık kuruluşlarının
mahkûmlara ayrılan bölümlerinde devam olunur. Ancak bu durumda bile hapis
cezasının infazı, mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa
mahkûmun cezasının infazı iyileşinceye kadar geri bırakılır.
(3) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen geri bırakma kararı, Adlî Tıp
Kurumunca düzenlenen ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü
hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan rapor
üzerine, infazın yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca verilir. Geri bırakma
kararı, mahkûmun tâbi olacağı yükümlülükler belirtilmek suretiyle kendisine ve
yasal temsilcisine tebliğ edilir. Mahkûmun geri bırakma süresi içinde
bulunacağı yer, kendisi veya yasal temsilcisi tarafından ilgili Cumhuriyet
Başsavcılığına bildirilir. Mahkûmun sağlık durumu, geri bırakma kararını veren
Cumhuriyet Başsavcılığınca veya onun istemi üzerine, bulunduğu veya tedavisinin
yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca, sağlık raporunda belirtilen sürelere,
bir süre bulunmadığı takdirde birer yıllık dönemlere göre bu fıkrada yazılı
usule uygun olarak incelettirilir. İnceleme sonuçlarına göre geri bırakma
kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığınca, geri bırakmanın devam edip
etmeyeceğine karar verilir. Geri bırakma kararını veren Cumhuriyet
Başsavcılığının istemi üzerine, mahkûmun izlenmesine yönelik tedbirler,
bildirimin yapıldığı yerde bulunan kolluk makam ve memurlarınca yerine
getirilir. Bu fıkrada yazılı yükümlülüklere aykırı hareket edilmesi hâlinde
geri bırakma kararı, kararı veren Cumhuriyet Başsavcılığınca kaldırılır. Bu karara
karşı infaz hâkimliğine başvurulabilir.[2]
(4) Hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren
bir yıl altı ay geçmemiş bulunan kadınlar hakkında geri bırakılır. Çocuk ölmüş
veya anasından başka birine verilmiş olursa, doğumdan itibaren iki ay geçince
ceza infaz olunur.[3]
(5) (Ek: 24/1/2013-6411/3 md.) Kapalı ceza infaz kurumuna
girdikten sonra gebe kalanlardan koşullu salıverilmesine altı yıldan fazla süre
kalanlar ile eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli sayılanlar hakkında dördüncü
fıkra hükümleri uygulanmaz. Bu kişilerin cezasının dördüncü fıkrada öngörülen
kısmı, ceza infaz kurumlarında kendileri için düzenlenen uygun yerlerde infaz
olunur.
(6) (Ek: 24/1/2013-6411/3 md.) Maruz kaldığı ağır bir hastalık
veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame
ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike
oluşturmayacağı değerlendirilen mahkûmun cezasının infazı üçüncü fıkrada
belirlenen usule göre iyileşinceye kadar geri bırakılabilir.[4][5]
Çocuğunun hastalığı nedeniyle
kadın hükümlünün cezasının infazının ertelenmesi

Diğer hastalıklarda infaza, resmî sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde devam olunur. Hapis cezasının infazı mahkûmun hayatı için kesin tehlike oluşturuyorsa, bu durumda da infaz iyileşinceye kadar geri bırakılır.

Birinci ve ikinci fıkralardaki geri bırakma kararı, Adlî Tıp Kurumu raporu veya Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanenin sağlık kurulu raporunun Adlî Tıp Kurumunca onaylanması üzerine, infazın yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca verilir. Kararda yükümlülükler belirtilerek mahkûma ve yasal temsilcisine tebliğ edilir. Mahkûmun bulunacağı yer kendisi veya yasal temsilcisi tarafından ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilir.

Sağlık durumu, raporda belirtilen sürelere, süre yoksa birer yıllık dönemlere göre aynı usulle incelettirilir. İncelemeyi geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığı veya onun istemiyle bulunulan ya da tedavinin yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığı yaptırır. Devam edip etmeyeceğine karar veren makam, kararı vermiş olan Cumhuriyet Başsavcılığıdır.

Kararı veren Cumhuriyet Başsavcılığının istemi üzerine mahkûmun izlenmesine yönelik tedbirler, bildirimin yapıldığı yerdeki kolluk makam ve memurlarınca yerine getirilir. Üçüncü fıkradaki yükümlülüklere aykırı hareket edilirse geri bırakma kararı, kararı veren Cumhuriyet Başsavcılığınca kaldırılır. Bu karara karşı infaz hâkimliğine başvurulabilir.

Hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğumundan itibaren bir yıl altı ay geçmemiş kadınlar hakkında geri bırakılır. Çocuk ölmüş veya anasından başka birine verilmişse, doğumdan itibaren iki ay geçince ceza infaz olunur.

Dördüncü fıkradaki gebelik ve doğum sonrası geri bırakma, kapalı kuruma girdikten sonra gebe kalan herkese uygulanmaz. Koşullu salıverilmesine altı yıldan uzun süre kalanlar ile eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli sayılanlar bu kapsamın dışındadır. Onların cezasının aynı fıkrada öngörülen bölümü, kurumda kendileri için ayrılan uygun yerlerde çektirilir.

Ağır hastalık veya engellilik, tek başına infazı durdurmaz. Mahkûmun kurum koşullarında hayatını yalnız sürdürememesi ile toplum güvenliği yönünden ağır ve somut bir tehlike oluşturmayacağının değerlendirilmesi birlikte aranır. Bu iki şart varsa infaz, üçüncü fıkradaki usule göre iyileşinceye kadar geri bırakılabilir; hüküm bunu zorunlu kılmaz.

Sık sorulan sorular

Tutuklama için hangi şartlar aranır?

Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller ve bir tutuklama nedeni bulunmalıdır. Bu unsurlar gerçekleşse bile karar verilebilir; işin önemi ve beklenen ceza veya güvenlik tedbiriyle ölçülü değilse verilemez.

Hangi suçlarda tutuklama kararı verilemez?

Yalnız adli para cezasını gerektiren suçlarda tutuklama kararı verilemez. Vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç, hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda da verilemez.

Gözaltı hangi kişi hakkında verilebilir?

91. maddenin atıf yaptığı önceki maddeye göre yakalanan kişi Cumhuriyet savcılığınca bırakılmazsa gözaltına alınmasına karar verilebilir. Tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olması ve somut şüphe delili de gerekir.

Gözaltı süresi nasıl uzatılır?

Toplu işlenen suçlarda delil toplama güçlüğü veya şüpheli sayısının çokluğu varsa Cumhuriyet savcısı yazılı emirle süreyi uzatabilir. Her uzatma bir günü, toplam üç günü geçemez ve emir derhâl tebliğ edilir.

Serbest bırakılan kişi yeniden yakalanabilir mi?

Gözaltı süresinin dolması veya sulh ceza hâkiminin kararıyla serbest bırakılan kişi, aynı fiille ilgili yeni ve yeterli delil elde edilmedikçe ve Cumhuriyet savcısının kararı olmadıkça aynı nedenle yeniden yakalanamaz.

Adli kontrol hangi hâlde uygulanabilir?

Soruşturmada 100. maddedeki tutuklama sebepleri varsa tutuklama yerine adli kontrole karar verilebilir. Tutuklama yasağı öngörülen hâllerde ve kanundaki tutukluluk süreleri dolduğu için salıverilenler hakkında da uygulanabilir.

Konutu terk etmeme cezadan nasıl mahsup edilir?

Konutu terk etmemek yükümlülüğü altında geçen her iki gün, mahsupta bir gün sayılır. Adli kontrol süresinin mahsup edilmemesi kuralı, uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla hastaneye yatmak dâhil tedavi veya muayene tedbirinde ve konutu terk etmeme yükümlülüğünde uygulanmaz.

Hâkim kararı olmadan elkoyma ne zaman kalkar?

Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma yirmi dört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim kararını elkoymadan itibaren kırk sekiz saat içinde açıklamazsa elkoyma kendiliğinden kalkar.

Gözlem süresi en fazla ne kadardır?

Gözlem süresi üç haftayı geçemez. Sürenin yetmeyeceği anlaşılırsa resmî sağlık kurumunun istemiyle ek süre verilebilir; her ek süre üç haftayı ve toplam üç ayı geçemez.

Tazminat istemi hangi sürede yapılır?

İstem, karar veya hükmün kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde yapılabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu