Alkollü Araç Kullanma: İdari ve Cezai Yaptırımlar

by Avukat Erdal Ersoy
Alkollü Araç Kullanma: İdari ve Cezai Yaptırımlar

Alkollü araç kullanmak, Türk hukukunda birbirinden bağımsız iki yaptırım düzenini harekete geçirebilir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK) sürücü belgesi geri alma ve idari para cezası öngörürken, Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 179/3 belirli koşulların oluşması hâlinde hapis cezasını devreye sokar. Bu iki sistem birbiri yerine geçmez; biri uygulandığında diğeri ortadan kalkmaz.

2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 48Kaynağı aç
Madde
48 – (Değişik: 24/5/2013 – 6487/19 md.)
Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış
olan sürücüler ile alkollü olan sürücülerin karayolunda araç sürmeleri yasaktır.
Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılıp
kullanılmadığı ya da alkolün kandaki miktarını tespit amacıyla, kollukça teknik cihazlar/test
kitleri kullanılır.[42]
Kişinin yaralanmalı veya ölümlü ya da
kollukça müdahil olunan maddi hasarlı trafik kazasına karışması hâlinde, ikinci
fıkrada belirtilen muayeneye tabi tutulması zorunludur. Teknik cihaz ile yapılan
ölçüme itiraz eden veya bu cihaz ile ölçüm yapılmasına müsaade etmeyen bu sürücüler,
en yakın adli tıp kurumuna veya adli tabipliğe veya Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık
kuruluşlarına götürülerek uyuşturucu veya uyarıcı madde ya da alkol tespitinde kullanılmak
üzere vücutlarından kan, tükürük veya idrar gibi örnekler alınır. Bu işlem bakımından
4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 75 inci maddesi hükümleri,
beşinci fıkrası hariç olmak üzere uygulanır.
Trafik kazası sonucunda kişinin ölmesi
veya teknik cihaza üfleyemeyecek kadar yaralanmış olması hâlinde, üçüncü fıkra hükümlerine
göre bu kişilerden kan, tükürük veya idrar gibi örnekler alınır.
Yapılan tespit sonucunda, 0.50 promilin
üzerinde alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sürücüler hakkında, fiili
bir suç oluştursa bile, 25.000 Türk lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgesi altı ay süreyle geri alınır. Hususi
otomobil dışındaki araçları alkollü olarak kullanan sürücüler bakımından promil
alt sınırı 0.21 olarak uygulanır. Alkollü olarak araç kullanma nedeniyle sürücü
belgesi geri alınan kişiye, son ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren geriye doğru
beş yıl içinde; ikinci defasında 50.000 Türk lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgeleri iki yıl süreyle, üç veya üçten
fazlasında ise, 150.000 Türk lirası idari
para cezası verilir ve sürücü belgeleri her seferinde beşer yıl süreyle geri alınır.
Sürücü belgelerinin herhangi bir nedenle geçici olarak geri alınmış olması hâlinde
belirtilen süreler, geçici alma süresinin bitiminde başlar.[43]
Yapılan tespit sonucunda,
1.00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca Türk
Ceza Kanununun 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır.
Hususi otomobil sürücüleri
bakımından 0.50 promilin, diğer araç sürücüleri bakımından 0.20 promilin üzerinde
alkollü olan sürücülerin trafik kazasına sebebiyet vermesi hâlinde, ayrıca Türk
Ceza Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.
(Değişik sekizinci fıkra:12/2/2026-7574/12
md.) Uyuşturucu veya uyarıcı
madde aldığı tespit edilen sürücülere 150.000 Türk lirası idari para cezası
uygulanır ve sürücü belgesi iptal edilir. Bu kişiler hakkında ayrıca Türk Ceza
Kanunu hükümleri uygulanır. Bu fıkra kapsamında sürücü belgesi iptal
edilenlerin tekrar sürücü belgesi alabilmeleri için sürücü kurslarına devam
etmeleri ve yapılan sınavlarda başarılı olarak motorlu taşıt sürücüsü
sertifikası almaları gerekir. Bu kişilerin sürücü kurslarında eğitime
başlayabilmeleri için; belgenin iptal edildiği tarihten itibaren en az beş yıl
geçmiş olması, bu Kanun kapsamında verilen idari para cezalarının tamamının
tahsil edilmiş olması, sürücülerin psiko-teknik değerlendirmeden geçmesi ve resmî
sağlık kurumlarından sürücülüğe engel hâli bulunmadığını gösteren sağlık kurulu
raporunun sürücü kursuna ibrazı zorunludur.
(Değişik dokuzuncu fıkra:12/2/2026-7574/12
md.) Uyuşturucu
veya uyarıcı maddelerin kullanılıp kullanılmadığının ya da alkolün kandaki
miktarının kolluk tarafından tespit edilmesi için ölçüm yaptırmayan sürücülere
150.000 Türk lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgesi beş yıl süreyle
geri alınır.
Sürücünün uyuşturucu veya uyarıcı madde
kullandığından şüphe edilmesi hâlinde 5271 sayılı Kanunun adli kolluğa ilişkin hükümleri
uygulanır.
Alkollü olarak araç
kullanması nedeniyle son ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren geriye doğru beş
yıl içinde sürücü belgeleri ikinci defa geri alınan sürücüler Sağlık Bakanlığınca,
usul ve esasları İçişleri, Millî Eğitim ve Sağlık bakanlıklarınca çıkarılacak yönetmelikte
gösterilen sürücü davranışlarını geliştirme eğitimine; üç veya üçten fazla geri
alınan sürücüler ise psiko-teknik değerlendirmeye ve psikiyatri uzmanının muayenesine
tabi tutulurlar.
(Değişik onikinci fıkra:12/2/2026-7574/12
md.) Sürücü belgelerinin geçici
geri alma ve iptal işlemleri bu Kanunun 6 ncı maddesinde sayılan görevliler
tarafından yapılır.
(Değişik onüçüncü fıkra:12/2/2026-7574/12
md.) Bu
madde hükümlerine göre geçici olarak geri alınan sürücü belgelerinin iade
edilebilmesi için ilgili kişi hakkında bu Kanun kapsamında verilen idari para
cezalarının tamamının tahsil edilmiş olması şarttır.
(Ek fıkra:12/2/2026-7574/12 md.) Beşinci veya dokuzuncu fıkraların
sürücülerce; 4925 sayılı Kanun, 5216 sayılı Kanun ve 5393 sayılı Kanun
kapsamında yük ve yolcu taşımacılığı yapılan araçları kullanırken son ihlalin
gerçekleştiği tarihten itibaren geriye doğru beş yıl içinde toplamda üç defa
ihlal edilmesi halinde sürücünün sürücü belgesi iptal edilir. Bu fıkra kapsamında
sürücü belgesi iptal edilenlerin tekrar sürücü belgesi alabilmeleri için sürücü
kurslarına devam etmeleri ve yapılan sınavlarda başarılı olarak motorlu taşıt
sürücüsü sertifikası almaları gerekir. Bu kişilerin sürücü kurslarında eğitime
başlayabilmeleri için; belgenin iptal edildiği tarihten itibaren iptal
nedenlerinde yer alan geri alma süreleri kadar zamanın geçmiş olması, bu Kanun
kapsamında verilen idari para cezalarının tamamının tahsil edilmiş olması,
sürücülerin psiko-teknik değerlendirmeden geçmesi ve resmî sağlık kurumlarından
sürücülüğe engel hâli bulunmadığını gösteren sağlık kurulu raporunun sürücü
kursuna ibrazı zorunludur.
Alkol, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin
tespiti için kullanılacak teknik cihazların/test kitlerinin sahip olacağı asgari koşullar ile diğer usul ve esaslar yönetmelikte
gösterilir.[44]
Taşıt
kullanma sürelerine uyma zorunluluğu:
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 179Kaynağı aç
Madde 179- (1) Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşımının
güven içinde akışını sağlamak için konulmuş her türlü işareti değiştirerek,
kullanılamaz hale getirerek, konuldukları yerden kaldırarak, yanlış işaretler
vererek, geçiş, varış, kalkış veya iniş yolları üzerine bir şey koyarak ya da
teknik işletim sistemine müdahale ederek, başkalarının hayatı, sağlığı veya
malvarlığı bakımından bir tehlikeye neden olan kişiye bir yıldan altı yıla
kadar hapis cezası verilir.
(2) Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat,
sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare
eden kişi, dört aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.[76]
(3) Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle
emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç
kullanan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır.
Trafik güvenliğini taksirle tehlikeye sokma

Promil Sınırları ve Temel İdari Yaptırımlar

KTK m. 48/1 uyarınca alkollü sürücülerin karayolunda araç sürmesi genel olarak yasaktır. İdari yaptırımın bağlandığı promil eşikleri araç türüne göre farklılaşır. Hususi otomobil sürücüleri için bu alt sınır 0,50 promildir; hususi otomobil dışındaki araçlar bakımından ise KTK m. 48/5 0,21 promil öngörmektedir. Karayolları Trafik Yönetmeliği m. 97'de ise diğer araç sürücüleri için 0,20 promil eşiği yer almaktadır; iki metin arasındaki bu fark, güncel resmi mevzuatın teyidini gerektirmektedir. KTK m. 48/5'e göre 0,50 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen hususi otomobil sürücüsüne idari para cezası verilir ve sürücü belgesi altı ay süreyle geri alınır.

8182 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK YÖNETMELİĞİ m. 97Kaynağı aç
Madde 97- (Başlığı
ile birlikte değişik:RG-19/2/2014-28918)
Uyuşturucu veya
uyarıcı maddeleri almış olan sürücüler ile kanlarındaki alkol miktarı 0.50
promilin üzerinde olan hususi otomobil sürücülerinin ve kanlarındaki alkol
miktarı 0.20 promilin üstünde olan diğer araç sürücülerinin karayolunda araç
sürmeleri yasaktır.
Trafik görevlilerince
sürücüler her zaman alkol kontrolüne tabi tutulabilirler. Uyuşturucu veya
uyarıcı madde kontrolü ise durumundan şüphe edilen sürücüler üzerinde yapılır.
Trafik görevlilerince
sürücülerin alkol oranlarının tespitinde aşağıdaki usul ve esaslar uygulanır:
a) Sürücülerin alkol
oranlarının tespitinde; tarih, saat ve ölçüm sonucu ile cihaza ait seri
numarasını gösterir çıktı verebilen ve kalibrasyon ayarı yapılmış teknik
cihazlar kullanılır.
b) Yapılan ölçüm
sonucunda yasal sınırların üzerinde alkollü olarak araç kullandığı tespit
edilen sürücüye 2918 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin beşinci fıkrasında
belirtilen miktarlarda idari para cezası verilerek, son ihlalin gerçekleştiği
tarihten itibaren geriye doğru beş yıl içinde sürücü belgeleri birinci
defasında altı ay, ikinci defasında iki yıl, üç veya üçten fazlasında ise her
seferinde beşer yıl süreyle geri alınır.
c) Teknik cihaz
kullanılmasını kabul etmeyen sürücüye 2918 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin
dokuzuncu fıkrasında belirtilen miktarda idari para cezası verilir ve sürücü
belgesi iki yıl süreyle geri alınır.
ç) Yasal sınırların
üzerinde alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sürücüler ile teknik
cihaz kullanılmasını kabul etmeyen ve bu nedenle hakkında işlem yapılan
sürücüler araç kullanmaktan men edilir.
d) Yapılan tespit
sonucunda 1,00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen ve 2918 sayılı
Kanunun 48 inci maddesine göre işlem yapılan sürücüler, haklarında ayrıca 5237
sayılı Türk Ceza Kanununun 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükümlerine göre
adli işlem yapılmak üzere mahalli zabıtaya teslim edilir.
e) 1,00 promilin
altında alkollü olmasına rağmen, alkolün etkisiyle emniyetli bir şekilde araç
sevk ve idare edemeyecek durumda olduğu tutanakla tespit edilen sürücü,
hakkında ayrıca 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 179 uncu maddesinin üçüncü
fıkrası hükümlerine göre adli işlem yapılmak üzere mahalli zabıtaya teslim
edilir.
f) Teknik cihazla
yapılan ölçüm sonucuna itiraz edilmesi durumunda tekrar ölçüm yapılmaz, yapılan
işlemlere itiraz 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 27 nci
maddesi kapsamında ilgili mahkemelere yapılır.
Trafik görevlilerince
sürücülerin uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığının tespitinde
aşağıdaki usul ve esaslar uygulanır:
a)(Değişik:RG-17/4/2015-29329)
Sürücülerin uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığı solunum
havası, tükürük veya benzeri biyolojik örnekler üzerinden teknik cihazla tespit
edilir. Tespit işlemi tek kullanımlık test kitleri ile yapılır. Bu kitlerle
beraber tarih, saat, ölçüm sonucu ve cihaza ait seri numarasını gösterir çıktı
verebilen test cihazları da kullanılabilir. Talep halinde test sonuç çıktısının
bir nüshası sürücüye verilir. Tespit için aranacak olan eşik değerleri, Adalet
Bakanlığı (Adli Tıp Kurumu) ve Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Emniyet
Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığınca müştereken belirlenir.
b)(Değişik:RG-17/4/2015-29329)
Teknik cihazla yapılan test sonucunda, uyuşturucu veya uyarıcı madde
kullandığı yönünde pozitif sonuç alınan sürücü, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi
Kanunu kapsamında uyuşturucu ya da uyarıcı madde kullanıp kullanmadığının
tespitinin yapılması amacıyla mahalli zabıtaya teslim edilir. Sürücü,
Cumhuriyet savcısının talimatıyla Ceza Muhakemesi Kanununun 75 inci maddesinin
birinci fıkrasında belirtilen usuller çerçevesinde vücudundan kan, tükürük veya
idrar gibi örnekler aldırılmak üzere en yakın adli tıp kurumuna veya adli
tabipliğe veya Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kuruluşlarına götürülür. Yapılan
tespit sonucunda uyuşturucu veya uyarıcı madde kullandığı tespit edilen sürücü
hakkında 2918 sayılı Kanun kapsamında işlem yapılması için mahalli zabıta tarafından
ilgili trafik kuruluşuna ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun ilgili hükümlerine
göre adli işlem yapılmak üzere adli birimlere bilgi verilir. Trafik
kuruluşunca, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullandığı tespit edilen sürücüye
2918 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin sekizinci fıkrasında belirtilen miktarda
idari para cezası verilerek, sürücü belgesi beş yıl süreyle geçici olarak geri
alınır.
c) Teknik cihaz
kullanılmasını kabul etmeyen sürücüye 2918 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin
dokuzuncu fıkrasında belirtilen miktarda idari para cezası verilerek sürücü
belgesi iki yıl süreyle geri alınır ve sürücü, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi
Kanunu kapsamında tespit yaptırılmak üzere mahalli zabıtaya teslim edilir.
Mahalli zabıta tarafından Cumhuriyet savcısının talimatına göre tespit
işlemleri yaptırılır. Yapılan tespit sonucunda uyuşturucu veya uyarıcı madde
kullandığı tespit edilenler hakkında ayrıca trafik görevlilerince 2918 sayılı
Kanunun 48 inci maddesinin sekizinci fıkrasında belirtilen miktarda idari para cezası
verilerek sürücü belgesi beş yıl süreyle geri alınır.
ç) Uyuşturucu veya
uyarıcı madde kullandığından şüphe edilen ancak teknik cihaz bulunmaması
nedeniyle trafik görevlilerince ölçüm yapılamayan sürücü 5271 sayılı Ceza
Muhakemesi Kanunu kapsamında tespit yaptırılmak üzere mahalli zabıtaya teslim
edilir. Mahalli zabıta tarafından Cumhuriyet savcısının talimatına göre tespit
işlemleri yaptırılır. Yapılan tespit sonucunda uyuşturucu veya uyarıcı madde
kullandığı tespit edilenlere ayrıca trafik zabıtasınca 2918 sayılı Kanunun 48
inci maddesinin sekizinci fıkrasında belirtilen miktarda idari para cezası
verilerek sürücü belgesi beş yıl süreyle geri alınır.
d) Uyuşturucu veya
uyarıcı madde kullandığı tespit edilen sürücüler ile teknik cihaz bulunmaması
ya da trafik görevlilerince ölçüm yapılmasının kabul edilmemesi nedenleriyle
mahalli zabıtaya teslim edilen sürücüler araç kullanmaktan men edilir.
Yaralanma veya ölümle
sonuçlanan kazalar ya da trafik görevlilerince el konulan maddi hasarlı trafik
kazasına karışan sürücülerin alkol oranları ile durumundan şüphe edilen
sürücülerin uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadıklarının
tespitinde aşağıdaki usul ve esaslar uygulanır:
a) Sürücülerin
uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığı ya da alkolün kandaki
miktarını tespit amacıyla, kollukça ikinci ve üçüncü fıkraların (a) bentlerinde
belirtilen teknik cihazlar kullanılır.
b) Yaralanma veya
ölümle sonuçlanan ya da trafik görevlilerince el konulan maddi hasarlı trafik
kazasına karışarak teknik cihazla alkol ve uyuşturucu ya da uyarıcı madde
kullanıp kullanmadığının tespitine yönelik ölçüm yapılmasına izin vermeyen
sürücülere 2918 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasında
belirtilen miktarda idari para cezası verilerek sürücü belgesi iki yıl süreyle
geri alınır. Ölçüm yapılmasına izin vermeyen ya da yapılan ölçüm sonucuna
itiraz eden sürücülerle ilgili olarak;
1)  Yaralanma
veya ölümle sonuçlanan trafik kazalarında sürücünün alkol ve uyuşturucu ya da
uyarıcı madde kullanıp kullanmadığının tespitinin yapılması amacıyla, sürücü
mahalli zabıta tarafından Cumhuriyet savcısına bilgi verilerek en yakın adli
tıp kurumuna veya adli tabipliğe veya Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık
kuruluşlarına götürülür ve uyuşturucu veya uyarıcı madde ya da alkol tespitinde
kullanılmak üzere vücutlarından kan, tükürük veya idrar gibi örnekler
aldırılır. Yapılan tespit sonucunda uyuşturucu veya uyarıcı madde kullandığı ya
da alkollü olduğu anlaşılanlar hakkında ayrıca 2918 sayılı Kanunun 48 inci
maddesinin eylemine uygun fıkrasından işlem yapılır.
2) Trafik
görevlilerince el konulan maddi hasarlı trafik kazalarında sürücünün alkol ve
uyuşturucu ya da uyarıcı madde kullanıp kullanmadığının tespitinin yapılması
amacıyla, Cumhuriyet savcısına bilgi verilerek sürücü trafik görevlileri
tarafından en yakın adli tıp kurumuna veya adli tabipliğe veya Sağlık
Bakanlığına bağlı sağlık kuruluşlarına götürülür ve uyuşturucu veya uyarıcı
madde ya da alkol tespitinde kullanılmak üzere vücutlarından kan, tükürük veya
idrar gibi örnekler aldırılır. Yapılan tespit sonucunda uyuşturucu veya uyarıcı
madde kullandığı ya da alkollü olduğu anlaşılanlar hakkında ayrıca 2918 sayılı
Kanunun 48 inci maddesinin eylemine uygun fıkrasından işlem yapılır.
3) Teknik cihazla
yapılan ölçüm sonucuna itiraz edilerek tespitin sağlık kuruluşlarında
yaptırılması halinde, her iki tespit arasındaki süre, teknik cihazla ölçüm
yapılmasına izin verilmemesi halinde ise kaza saati ile sağlık kuruluşunda
yapılan tespit saati arasındaki süre göz önünde bulundurularak sağlık
kuruluşunda yapılan tespit sonucuna ilk ölçümü yapan trafik kuruluşu tarafından
her bir saat için 0,15 promil eklenmek suretiyle alkol oranı belirlenir ve
çıkan sonuca göre işlem tesis edilir.
c) Trafik kazası
sonucunda sürücünün ölmesi veya teknik cihaza üfleyemeyecek kadar yaralanmış
olması hâlinde, sevk edildiği sağlık kuruluşunda vücudundan kan, tükürük veya
idrar gibi örnekler alınarak alkol veya uyuşturucu ya da uyarıcı madde kullanıp
kullanmadığı tespit edilir. Yapılan tespit sonucunda uyuşturucu veya uyarıcı
madde kullandığı ya da alkollü olduğu anlaşılanlar hakkında ayrıca eylemine
uygun 2918 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin ilgili fıkrasına göre işlem
yapılır.
ç) 0,50 promilin
üzerinde alkollü olduğu tespit edilen hususi otomobil sürücüleri ile 0,20
promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen diğer araç sürücüleri, trafik
kazasına sebebiyet vermeleri halinde haklarında 2918 sayılı Kanunun 48 inci
maddesine istinaden yapılacak işleme müteakip ayrıca 5237 sayılı Türk Ceza
Kanununa göre adli işlem yapılmak üzere mahalli zabıtaya teslim edilir.
Bu madde kapsamında
geçici olarak geri alınan sürücü belgelerinin iade edilmesi için 2918 sayılı
Kanunun 48 inci maddesinde belirtilen geri alma sürelerinin dolmuş olması, bu
Kanun kapsamında verilen idari para cezalarının tahsil edilmiş olması ve
gerekli diğer şartların sağlanmış olması zorunludur.
Geçici olarak geri
alınan sürücü belgesinin teslim edilebilmesi için 2918 sayılı Kanun hükümlerine
göre verilmiş idari para cezalarının tahsil edildiğine dair bilgilerin Gelir
İdaresi Başkanlığından elektronik sistemle alınabilmesi halinde belge ibrazı
zorunluluğu aranmaz.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Araç Kullanma
Sürelerine Uyma Mecburiyeti ve Denetleme Esasları
Araç Kullanma ve
Dinlenme Sürelerine Uyma Mecburiyeti ve Denetleme Esasları

Aday sürücü belgesine sahip olanlar için alkol alt sınırı, araç türüne bakılmaksızın 0,20 promil olarak belirlenmiştir. Aday sürücülerle diğer sürücüler arasındaki bu farklı eşiğin birbirinden farklı iki hukuki duruma karşılık geldiği ve hukuka aykırı olmadığı yönünde Danıştay tarafından yapılmış bir değerlendirme bulunmaktadır; ancak bu değerlendirme ihtiyatla aktarılmaktadır.

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2024/741, K. 2024/2349Kaynağı aç
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2024/741 E.  ,  2024/2349 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/741
Karar No : 2024/2349
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- …Valiliği
VEKİLİ: Av. …
2- … Bakanlığı
VEKİLİ: Hukuk Müşaviri …
3- … Bakanlığı
VEKİLİ: Av. …
4- … Bakanlığı
VEKİLİ: Hukuk Müşaviri …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 29/09/2023 tarih ve E:2020/3631, K:2023/4244 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Trafik denetimi sırasında alkolmetre ile yapılan ölçüme göre 0,70 promil alkollü olduğu tespit edilen davacının, aday sürücü belgesinin iptal edilmesine ilişkin … günlü Ankara Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü işlemi ile işlemin dayanağı olan Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin Ek 3. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendinde yer alan "….veya araç cinsine bakılmaksızın 0,20 promilin üzerinde alkollü olarak araç kullanıldığının tespit edilmesi…" ifadesinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 29/09/2023 tarih ve E:2020/3631, K:2023/4244 sayılı kararıyla;
Davalı Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın husumete ilişkin usuli itirazlarının yerinde görülmediği,
Anayasa'nın 2, 36. ve 125. maddesine; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesine, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 48. maddesi ve Ek 17. maddesine atıf yapılıp Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 97. maddesi ile dava konusu düzenlemeyi içeren Ek 3. maddesine yer verildiği,
Düzenleyici işlem yönünden; Davaya konu Yönetmelik kuralının dayanağı olan Yasa hükmünde, aday sürücü belgesinin iptaline ilişkin koşulların Yönetmelik ile düzenleneceğinin hükme bağlandığı ve ayrıntının idarece düzenlenmesine karar verildiği görülmekle Yönetmelik kuralının Yasa hükmüne aykırılık teşkil etmediğinin anlaşıldığı, Öte yandan; aday sürücülerle diğer sürücüler bakımından farklı alkol sınırı belirlenmesinin, birbirinden farklı iki hukuki duruma ilişkin olması karşısında hukuka aykırı bir yönü bulunmadığı görüldüğünden bu yönden de işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı;
Bireysel işlem yönünden;
2918 sayılı Kanun'un 48. maddesinde; rutin trafik denetiminde yapılacak alkol ölçümü yeterli kabul edildiği, kontrolü yapan trafik ekiplerine sürücünün ölçüm sonucunu kabul etmemesi halinde başkaca bir işlem yapma görevi ve ölçüm yapılan sürücü için itiraz usulüne yer verilmediği; ölümlü/ yaralanmalı veya maddi hasarlı trafik kazası halinde ise sürücülerin alkol ölçümünü kabul etmemesi halinde izlenecek yolun gösterildiği,
Anılan maddede bu şekilde bir ayrım yapılmış ise de, rutin trafik denetiminde yapılan ölçüm sonucunda kişinin bir sağlık kuruluşuna başvurmasını, tekrar ölçüm yapılmasını engeller nitelikte bir hükme yer verilmediği,
Nitekim, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 97. maddesinin 3. fıkrasının (f) bendinde de görevlilerce tekrar ölçüm yapılmayacağının belirtildiği, ancak kişinin kendi imkanlarıyla sağlık kuruluşuna başvurmasını engelleyen bir düzenleme yapılmadığı,
Bu itibarla; davacının, alkol ölçümünün doğru olmadığı yönündeki iddiasını ispatlama imkânının ortadan kaldırılmaması gerektiği, aksi yaklaşımın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesi kapsamında savunma hakkının ve Anayasa'nın 36. maddesinde yer alan hak arama hürriyetinin hukuka aykırı bir biçimde sınırlanması anlamını taşıyacağı,
Bu değerlendirmeler karşısında; davacının, kanındaki alkol oranının tespiti bakımından kendi imkânlarıyla yaptırdığı kan testinin değerlendirilmesinin gerektiği,
Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu'nca ortalama olarak kandaki alkol düzeyinin bir saatte 15 mg/dl (0,15 promil) azaldığının kabul edildiği,
17/04/2015 tarihli değişiklikle de farklı saatlerde yapılan iki ölçümün bulunması halinde; ikinci ölçüme her bir saat için 0,15 promil eklenmek suretiyle alkol oranının belirleneceğine ilişkin düzenlemenin Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesine eklendiği,
Davacının kanındaki alkol oranının tespiti için yapılan iki ölçüm arasında 100 dakika zaman farkı olduğu, bu zaman farkında davacının kanındaki alkol miktarının ortalama 0,25 promil azaldığının kabulünün zorunlu olduğu,
Denetim saatinden 100 dakika sonra hastanede yapılan kan testi ölçümüne göre davacının kanındaki alkol oranının "

Tekrar İhlâlde Artan Geri Alma Süreleri

KTK m. 48/5 ihlal sayısını, son ihlalin gerçekleştiği tarihten geriye doğru beş yıl içindeki tespitlere göre hesaplar. Bu hesaba göre birinci ihlâlde sürücü belgesi altı ay, ikinci ihlâlde iki yıl, üç veya daha fazla ihlâlde her seferinde beş yıl süreyle geri alınır. Sürücü belgesinin herhangi bir nedenle daha önce geçici olarak geri alınmış olması hâlinde bu süreler, o geçici işlemin bitiminde başlar.

Mevcut bir geri alma işleminin devam etmesi, yeni bir alkol tespitinden kaynaklanan geri alma yaptırımının uygulanmasını engellemez. Danıştay 8. Dairesi, E. 2004/4780, K. 2005/2206 sayılı ve oyçokluğuyla verilen kararında bu yaklaşımı benimsemiştir: KTK m. 48/5 kapsamındaki yaptırım, ihlalin sürücü belgesinin önceki geri alma süresinin devam ettiği bir dönemde gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılmaksızın, suçun kaçıncı defa işlendiği esas alınarak belirlenir. Kararda, aksi bir yorumun geri alma infaz edilirken gerçekleşen sonraki ihlâllere ikinci ya da üçüncü ihlâl yaptırımının hiçbir zaman uygulanamaması sonucunu doğuracağı vurgulanmıştır. Bu karar oyçokluğuyla verilmiş olup azınlık görüşü, temyiz gerekçesinin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 49/1'deki bozma nedenlerinden hiçbirine uymadığını ve ilk derece kararının onanması gerektiğini savunmuştur.

Danıştay 8. Daire, E. 2004/4780, K. 2005/2206Kaynağı aç
8. Daire         2004/4780 E.  ,  2005/2206 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No: 2004/4780
Karar No: 2005/2206
Temyiz İsteminde Bulunan : … Valiliği
Karşı Taraf : …
İstemin Özeti : Davacıya ait sürücü belgesinin, alkollü araç kullandığının ikinci kez tespit edildiği gerekçesiyle 2 yıl süreyle geri alınmasına yönelik 09.03.2003 günlü davalı idare işleminin iptali istemiyle açılan davada, davacının 13.02.2003 tarihinde 1. kez alkollü araç kullanmak suçundan 6 ay süreyle sürücü belgesinin geri alındığı, 09.03.2003 tarihinde ise aynı suçu yeniden işlemesi dolayısıyla sürücü belgesinin geri alınması süresinin dava konusu işlem ile iki yıl daha uzatıldığı, olayda davacının 09.03.2003 tarihinde alkollü olarak araç kullandığından, sürücü belgesi daha önce 13.02.2003 tarihinde alınmış olup, sürücü belgesinin bulunmadığı, başka bir anlatımla davacı, sürücü belgesi mevcut olmadan alkollü araç kullanma suçunu işlediğinden, eyleminin bu şekilde nitelendirilerek işlem yapılması gerekirken tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemi iptal eden … İdare Mahkemesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının; hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Yasanın 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir.
Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi … 'in Düşüncesi : İsteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı … 'nın Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
Uyuşmazlık, davacının alkollü araç kullandığı nedeniyle sürücü belgesinin 2 yıl süreyle geri alınmasına ilişkin işlemden doğmuştur.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun olay tarihinde yürürlükte olan 48. maddesinin 5. fıkrasında, yönetmelik ile belirtilen miktarın üzerinde alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sürücülerin 1. defada 6 ay, 2 defada 2 yıl, 3. defada 5 yıl süre ile sürücü belgelerinin ellerinden alınacağı kuralına yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden davacının 13.02.2003 tarihinde 1. kez Karayolları Trafik Yönetmeliğinde öngörülen sınırın üzerinde alkollü olarak araç kullanmak suçundan 6 ay süreyle sürücü belgesinin geri alındığı, bu yaptırımın infaz süresi dolmadan 09.03.2003 tarihinde aynı suçu yeniden işlemesi dolayısıyla sürücü belgesinin geri alınması süresinin dava konusu işlem ile iki yıl daha uzatıldığı anlaşılmaktadır.
Olaya tatbik edilen yukarıda anılan Yasa maddesinde, alkollü araç kullanma eyleminin sürücü belgesinin geri alma süresi içinde cereyan edip etmediğine bakılmaksızın, suçun kaçıncı defa işlendiği hususu gözetilerek müeyyide getirilmiştir. Aksi halde sürücü belgesinin geri alındığı süre içinde, yani ilk geri alma müeyyidesinin infaz süresi dolmadan 2. ya da 3. kez aynı ihlalin yapılması halinde, 2 ya da 3 kez alkollü araç kullanma suçundan işlem yapılması olanaksız hale gelir.
Bu itibarla tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmamakta olup, aksi yöndeki İdare Mahkemesi kararında isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle … İdare Mahkemesi kararının bozulmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine 12.05.2005 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Azlık Oyu (X) : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanması gerekeceği oyu ile karara katılmıyorum.

Cezai Sorumluluk: TCK m. 179/3

Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli biçimde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde olmasına rağmen araç kullanan kişi, TCK m. 179/3 uyarınca altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Bu suçun oluşup oluşmadığı değerlendirilirken kişinin alkol etkisiyle güvenli araç kullanamayacak hâlde olup olmadığının tespiti belirleyici bir rol oynar.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2017/971, K. 2019/653Kaynağı aç
Ceza Genel Kurulu         2017/971 E.  ,  2019/653 K.
"İçtihat Metni"
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 12. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Asliye Ceza
Sayısı : 31-105
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanık …'nın TCK'nın 179/2-3, 62, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 3 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin Adana 26. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 13.01.2015 tarihli ve 965-11 sayılı hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 02.12.2015 tarih ve 5167-18798 sayı ile;
"1- Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu raporlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; alkollü bir şekilde trafikte seyreden bir sürücünün alkol konsantrasyonu hangi seviyede olursa olsun bireysel farklılıklar göstermekle birlikte trafik güvenliği açısından değişen derecelerde risk oluşturabileceği, ancak bu durumun tehlike arz edecek düzeyde olup olmadığı, dolayısıyla sürücünün tesiri altında bulunduğu alkol seviyesinde araç kullanması hâlinde, güvenli sürüş yeteneğini kaybedip etmediği, bireyin o andaki sürüş ehliyetini belirleyebilecek dikkat, algı, denge, refleks, psikomotor ve nöromotor koordinasyon gibi nörolojik, nistagmus, akomadasyon, görme gibi oftalmolojik ve genel durumunun tespitine yönelik detaylı dahili muayenesine yönelik tıbbi verilerin değerlendirilmesi ile mümkün olabileceği, ancak böyle bir tespit yapılmamış olsa bile bireysel farklılıkları da elimine edebilecek şekilde 100 promilden yüksek olarak saptanan alkol düzeyinin, güvenli sürüş yeteneğini kaybettireceğinin, bilimsel olarak kabulü gerektiği, sanığın idaresindeki araçla olaydan yaklaşık 4 saat sonraki ölçüme göre 0,09 promil alkollü hâlde seyir hâlinde iken olaya konu kavşak mahallinden geçtiği sırada direksiyon hakimiyetini kaybederek karşı yol bölümüne geçerek, yavaşlamakta olan araçlara çarpması şeklinde meydana gelen olayda, Adli Tıp Kurumu uygulamalarında kan alkol düzeyinin 1 saatte % 15 mg azaldığı kabul edildiğinde, olay anında yaklaşık 0,69 promil alkollü olduğu dikkate alınarak, olayın tek başına alkolden kaynaklandığına ve sanığın güvenli araç kullanamayacağına ilişkin herhangi bir tespit bulunmaması karşısında, sadece alkol kullanılmış olmasının trafik güvenliğinin tehlikeye sokma suçundan mahkûmiyet için yeterli olmadığı ve sanığın unsurları oluşmayan suçtan beraati yerine yazılı gerekçeyle mahkûmiyetine hükmedilmesi,
2- Sanık hakkında TCK'nın 53. maddesi tatbik edilirken, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmî Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması," isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.
Adana 26. Asliye Ceza Mahkemesi ise 18.02.2016 tarih ve 31-105 sayı ile;
"…Sanığın 0.50 promil ile 100 promil oranında alkollü iken maddi hasarlı veya bunu aşan kaza yapması hâli, kazanın alkolün etkisi ile meydana geldiği hususunda somut bir tespitin yapılmasının zorunlu olduğu düşüncesinin, suç tarihi ve karar tarihi itibariyle yerinde olmadığı; zira, kanun koyucunun suç koyan, düzenleyen mevzuat hükümlerinin, lafzi yorumu aşan, çelişen yorumla, suç olmaktan çıkarılmasının, kanun koyucunun yasal düzenleme ile koyduğu amaçla çelişmektedir. 2918 s. Karayolları Trafik Kanunu'nun 24.05.2013-6487 S.K./19. maddesi ile değişik 48. maddesinin 6 ve 7. fıkralarında:
'Hususi otomobil sürücüleri bakımından 0.50 promilin, diğer araç sürücüleri bakımından 0.20 promilin üzerinde alkollü olan sürücülerin trafik kazasına sebebiyet vermesi hâlinde, ayrıca Türk Ceza Kanunu'nun ilgili hükümleri uygulanır.
Yapılan tespit sonucunda 1.00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanunu'nun 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır.'
Şeklindeki düzenleme, alkollü araç kullanma ile ilgili TCK'nın 179/3. maddesi nazara alındığında, sanık sürücünün 100 promilin üzerinde araç kullandığının anlaşılması ve durumun kollukça tespiti hâlinde, ortada soyut tehlike suçu bulunduğunda, suçun oluştuğunun kabulünün zorunlu olduğu; sanık sürücünün 50 ile 100 promil oranında alkollü iken kaza yapmadan yakalanması hâlinde, eylem suç teşkil etmeyecek ancak idari yaptırım verilecektir. Sanık sürücü, 50 ile 100 promil oranında alkollü iken kaza yapması hâlinde, dış alemde, maddi hasarlı ve/veya yaralamalı kaza meydana gelmiş ise sanık sürücünün alkolün etkisiyle kaza yaptığının kabulünün gerektiği; sanık sürücünün kazanın alkolün etkisiyle olmadığını, kendisinin dışında yolun özellikleri veya araçta meydana gelen bozukluklar sebebiyle kazanın meydana geldiğini ispat dışında suçtan kurtulması mümkün olmadığı; kanun koyucunun 2918 SK.m. 48/6. fıkradaki düzenlemesinin, sanığın 50 ile 100 promil alkollü iken kaza yaparak en az maddi hasarlı kazaya sebep olmuş ise, kazanın alkolün etkisiyle geldiğini karine olarak kabul ettiği; aksi düşüncenin kabulü hâlinde kanun koyucunun 24.05.2013-6487 S.K./19. madde ile değişik 2918 SK.m. 48. maddesinde yaptığı değişikliğin bir anlamı kalmayacağı zira bu maddede yapılan değişiklikten önce Yargıtay Özel Ceza Dairelerince TCK'nın 179/2-3. fıkralarındaki suçun oluşması için somut bir tehlikenin meydana gelerek, bu durumun tespiti ile ispat edilerek sübut bulması arandığından, bu maddedeki suçun soyut tehlike suçu olmadığı somut tehlike suçu olduğu belirtilerek uygulanmıştır. Bu çerçevede, sanığın sadece alkollü iken araç kullanırken yakalanması hâlinde veya aşırı hızla gitmesi, trafikte makas atarak, hatalı sollama yaparak gitmesi hâlinin bu maddedeki suçu oluşturmayacağı kabul edilmekte idi, mutlaka alkollü araç kullanmak suçunun oluşması için sanığın hem alkollü olması, hem de alkolün etkisinde iken alkol sebebiyle, kaza yapması, kazanın da alkol sebebiyle meydana geldiğinin tespiti ile ispatı aranmakta idi; kanun koyucu 24.05.2013-6487 S.K./19. madde ile değişik 2918 SK'nın 48. maddesinde yaptığı değişiklik sonrası, TCK'nın 179/3. maddesinin uygulamasını da değiştirerek, alkollü araç kullanmada, sanığın 50 ile 100 promil oranında alkollü iken kaza yapması hâlini, alkollü olarak kaza yapmasının karinesi, diğer bir ifade ile kazanın alkolün etkisi ile meydana geldiğinin ispatı olarak kabul ettiği düşünüldüğünden, Yargıtay 12. CD.'sinin, bozma kararının yerinde olmadığı," şeklindeki gerekçeyle önceki hükümde direnilmesine karar vermiştir.
Direnme kararına konu olan bu hükmün de sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15.04.2016 tarihli ve 136597 sayılı “Bozma” istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca 07.12.2016 tarih ve 604-925 sayı ile; 6763 sayılı Kanun'un 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 12. Ceza Dairesince 17.05.2017 tarih ve 136-4101 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun yasal unsurlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
26.09.2014 tarihli trafik tespit tutanağına göre; sanık …’nın 26.09.2014 tarihinde saat 21.20 sıralarında sevk ve idaresindeki 01 … 05 plaka sayılı aracıyla Mahfesığmaz Mahallesinde bulunan…Bulvarından Kenan Evren Bulvarı yönüne dönüş yaptığı sırada direksiyon hâkimiyetini kaybederek orta refüj üzerinden karşı yola geçip karşı yolda kırmızı ışıkta duran mağdur …’ın sevk ve idaresindeki 01 … 74 plaka sayılı aracın sol arka yan kısmına çarptığı, ardından sağa doğru savrularak kavşağa doğru yaklaşan ve durmak üzere olan mağdur …’nin sevk ve idaresindeki 01 .. 171 plaka sayılı aracın ön sağ kısmına çarptığı, sanığın Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 94/A-k maddesinde yer alan “Sürücülerin bölünmüş yollarda karşı yöndeki trafik için ayrılan yol bölümüne girmeleri yasaktır.” kuralını ihlal ettiği, olay nedeni ile sanığın aracında bulunan mağdurlar … ve …’in yaralandığı,
Kaza anından dört saat sonra düzenlenen alkolmetre ölçüm sonucuna göre, sanığın 0,09 promil alkollü olduğunun tespit edildiği,
Anlaşılmaktadır.
Mağdur …; olay tarihinde saat 21.30 sıralarında sevk ve idaresindeki araçla Kenan Evren Bulvarından Turgut Özal Bulvarına gitmek için…Bulvarına girdiğini, Hacı Nazım Turgut İlkokulu önünde kırmızı ışık yanması nedeniyle durduğunu, yolun karşı şeridinden ilerleyen sanığın sevk ve idaresindeki aracın hızla kayarak orta refüje çıktığını ve orta refüjden bulunduğu şeride geçerek aracının sol arka tekerine sağ ön tamponuyla çarptığını, çarpmanın etkisiyle aynı aracın kendi bulunduğu şeritte arkasından gelen başka bir aracın da ön tamponuna çarparak durduğunu,
Mağdur …; olay tarihinde saat 21.30 sıralarında sevk ve idaresindeki araçla Kenan Evren Bulvarından Turgut Özal Bulvarına gitmek için…Bulvarına girdiğini, Hacı Nazım Turgut İlkokulu önünde kırmızı ışık yandığı için yavaşladığı sırada yolun karşı şeridinden ilerleyen sanığın sevk ve idaresindeki aracın hızla kayarak orta refüje çıktığını ve orta refüjden bulunduğu şeride geçerek önündeki aracın sol arka tekerine sağ ön tamponuyla çarptığını, çarpmanın etkisiyle savrulan aracın kendi aracının ön tamponuna çarptığını,
Mağdur …; olay günü arkadaşı olan sanık ile evinde alkol aldıklarını, daha sonra sanığın kullandığı araçla dışarı çıktıklarını, arkadaşı mağdur …’i de aldıktan sonra seyir hâlindeyken Kenan Evren Bulvarından…Bulvarına girdiklerini, kendisinin sağ ön koltukta, mağdur …’in ise sağ arka koltukta oturduğunu, Damar Arıkoğlu Bulvarına girdikten sonra ilk ışıklardan tekrar Kenan Evren Bulvarına gitmek için dönüş yaptıkları sırada sağ taraftan bir araç geldiğini, sanığın hemen frene bastığını ancak direksiyon hâkimiyetini kaybederek orta refüje çıktığını, daha sonra da diğer şeritte bulunan araçla kafa kafaya çarpıştıklarını, kendisinin ve arkadaşı mağdur …’in yaralandığını,
Mağdur …; olay günü arkadaşı olan sanığın sevk ve idaresindeki araçta mağdur Armağan ile birlikte bulunduklarını, kendisinin sol arka koltukta mağdur Armağan’ın ise sağ ön koltukta oturduğu, Damar Arıkoğlu Bulvarına girdikten sonra ilk ışıklardan tekrar Kenan Evren Bulvarına gitmek için dönüş yaptıkları sırada sanığın direksiyon hâkimiyetini kaybederek orta refüje çıktığını, kafasını çarptığı için sonra ne olduğunu hatırlamadığını, kaza nedeniyle kendisinin ve arkadaşı mağdur Armağan'ın yaralandığını,
İfade etmişlerdir.
Sanık …; olay günü arkadaşları olan mağdurlar … ve Armağan ile birlikte bir miktar alkol aldığını, daha sonra birlikte kendisinin sevk ve idaresindeki araçla dışarı çıktıklarını, Kenan Evren Bulvarından Turgut Özal Bulvarına gitmek için…Bulvarına girdiğini, daha sonra ilk ışıklardan tekrar Kenan Evren Bulvarına dönüş yaptığı sırada sağ tarafından bir araç geldiğini gördüğünü, bu aracın kendi aracına çarpmaması için hızlanarak direksiyonu kırdığını ancak sonrasında direksiyon hâkimiyetini kaybederek refüje çıktığını, refüjden de diğer şeride geçip hareket hâlinde bulunan bir araca çarptığını, ardından bu aracın arkasından gelen araçla kafa kafaya çarpıştıklarını savunmuştur.
TCK’nın “Trafik güvenliğini tehlikeye sokma” başlıklı 179. maddesinin suç tarihi (26.09.2014) itibarıyla yürürlükte bulunan ikinci ve üçüncü fıkraları;
“…
Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare eden kişi, iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde olmasına rağmen araç kullanan kişi yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.” şeklinde düzenlenmiş olup 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle TCK’nın 179. maddesinin ikinci fıkrasına “idare eden kişi,” ibaresinden sonra gelmek üzere “üç aydan” ibaresi eklenerek madde son hâlini almıştır.
TCK’nın 179. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarının uygulanma şartları ise madde gerekçesinde,; "Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarının, kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare edilmesi, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Bu suçun oluşabilmesi için, aracın tehlikeli bir şekilde sevk ve idare edilmesi gerekir. Aracın sevk ve idaresinin salt trafik düzenine aykırılığı bu suçun oluşumuna neden olmayacaktır. Bu suçun oluşabilmesi için, aracın trafik düzenine aykırı olarak ve ayrıca kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde kullanılması gerekir. Bu bakımdan söz konusu suç, somut tehlike suçu niteliği taşımaktadır.
Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde olmasına rağmen araç kullanan kişinin cezalandırılması öngörülmüştür. Bu bakımdan, örneğin, uzun süre araç kullanmak dolayısıyla yorgun ve uykusuz olan kişilerin araç kullanmaya devam etmesi hâlinde de bu suçun oluştuğunu kabul etmek gerekir." şeklinde açıklanmıştır.
TCK'nın 179. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen suçun faili, alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde olmasına rağmen araç kullanan kişidir. Suçun oluşması için tek başına alkol veya uyuşturucu madde etkisinde araç kullanmak yeterli olmayıp ayrıca kişinin alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edip edemeyeceğinin, diğer bir deyişle güvenli araç kullanıp kullanamayacağının tespit edilmesi gerekmektedir (Ömer Metehan Aynural, Soyut Tehlike Bağlamında Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu (TCK 179/3), On İki Levha Yayıncılık, 1. Baskı, İstanbul, Mart 2018, s. 42-45).
TCK'nın 179 maddesinin üçüncü fıkrasında sözü edilen alkol, alkollü içki yapımında kullanılan alkol türü olan etanoldür (etil alkol). Promil ise, alınan alkolün 100 mililitre kandaki oranını miligram cinsinden gösteren ölçü birimidir. Alkolün ağırlığı, kanın ise hacmi dikkate alınarak kurulan orantı üzerinden kandaki alkolün promil cinsinden seviyesi belirlenir. Örneğin 0,40 promil, 100 mililitre kanda 40 miligram alkol bulunduğunu gösterir. Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulunca vücuda alınan etil alkolün kandaki seviyesinin ortalama olarak saatte 0,15 promil azaldığının tıbben bilindiği belirtilmektedir.
Bu aşamada 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 48. maddesinin suç tarihinden önce yürürlükte bulunan hâli ile suç tarihi itibarıyla yürürlükte olan hükümlerinin incelenmesinde fayda bulunmaktadır.
2918 sayılı Kanun'un suç tarihinden önce yürürlükte bulunan "Alkollü içki, uyuşturucu veya keyif verici maddelerin etkisi altında araç sürme yasağı" başlıklı 48. maddesi;
"Uyuşturucu veya keyif verici maddeleri almış olanlar ile alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin kara yolunda araç sürmeleri yasaktır.
Uyuşturucu veya keyif verici maddelerin cinsleri ile alkollü içkilerin etki dereceleri ve kandaki miktarlarını tespit amacıyla, trafik zabıtasınca teknik cihazlar kullanılır. Tespit usulleri ve muayene şartları, Sağlık Bakanlığının görüşüne uygun olarak hazırlanacak yönetmelikte düzenlenir.
Bu madde hükmüne uymayan sürücüler derhal araç kullanmaktan men olunur.
Toplu taşım araçlarında sigara içilemez. Sigara içenler hakkında 4207 sayılı Tütün Mamüllerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanun hükümleri uygulanır.
Yönetmelik ile belirtilen miktarların üzerinde alkollü araç kullandığı tespit edilen sürücülerin, suçun işlendiği tarihten itibaren geriye doğru beş yıl içinde; birinci defasında sürücü belgeleri altı ay süreyle geri alınır ve haklarında 265 300 000 lira para cezası uygulanır. İkinci defasında sürücü belgeleri iki yıl süreyle geri alınır ve haklarında 332 600 000 lira para cezası uygulanır ve bu sürücüler Sağlık Bakanlığınca, esas ve usulleri Sağlık ve İçişleri Bakanlıklarınca çıkarılacak yönetmelikte gösterilen sürücü davranışlarını geliştirme eğitimine tabi tutulurlar, eğitimi başarıyla tamamlayanların belgeleri süresi sonunda iade edilir. Üç veya üçten fazlasında ise, sürücü belgeleri beş yıl süreyle geri alınır ve altı aydan aşağı olmamak üzere hafif hapis cezası ile birlikte 532 600 000 lira hafif para cezası uygulanır. Ayrıca, psiko-teknik değerlendirme ve psikiyatri uzmanı muayenesine tabi tutulurlar. Bu değerlendirme ve muayene sonrasında uygun görülenlere, geri alma süresi sonunda sürücü belgeleri iade edilir. Psiko-teknik değerlendirme ve psikiyatri uzmanı muayenesinin yapılmasına dair esas ve usuller yönetmelikte gösterilir.
Uyuşturucu ve keyif verici maddeleri alarak araç kullananlara, eylemi başka bir suç oluştursa bile ayrıca, altı ay hafif hapis cezası ile birlikte 532 600 000 lira hafif para cezası uygulanır ve sürücü belgeleri süresiz olarak geri alınır," şeklinde iken 11.06.2013 tarihli ve 28674 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanun'un 19. maddesi ile 2918 sayılı Kanun'un 48. maddesinin başlığı “Alkol, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin etkisi altında araç sürme yasağı" olarak, metni de;
"Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış olan sürücüler ile alkollü olan sürücülerin karayolunda araç sürmeleri yasaktır.
Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılıp kullanılmadığı ya da alkolün kandaki miktarını tespit amacıyla, kollukça teknik cihazlar kullanılır.
Kişinin yaralanmak veya ölümlü ya da kollukça müdahil olunan maddi hasarlı trafik kazasına karışması hâlinde, ikinci fıkrada belirtilen muayeneye tabi tutulması zorunludur. Teknik cihaz ile yapılan ölçüme itiraz eden veya bu cihaz ile ölçüm yapılmasına müsaade etmeyen bu sürücüler, en yakın adli tıp kurumuna veya adli tabipliğe veya Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kuruluşlarına götürülerek uyuşturucu veya uyarıcı madde ya da alkol tespitinde kullanılmak üzere vücutlarından kan, tükürük veya idrar gibi örnekler alınır. Bu işlem bakımından 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 75 inci maddesi hükümleri, beşinci fıkrası hariç olmak üzere uygulanır.
Trafik kazası sonucunda kişinin ölmesi veya teknik cihaza üfleyemeyecek kadar yaralanmış olması hâlinde, üçüncü fıkra hükümlerine göre bu kişilerden kan, tükürük veya idrar gibi örnekler alınır.
Yapılan tespit sonucunda, 0.50 promilin üzerinde alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sürücüler hakkında, fiili bir suç oluştursa bile, 700 Türk Lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgesi altı ay süreyle geri alınır. Hususi otomobil dışındaki araçları alkollü olarak kullanan sürücüler bakımından promil alt sınırı 0.21 olarak uygulanır. Alkollü olarak araç kullanma nedeniyle sürücü belgesi geri alınan kişiye, son ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren geriye doğru beş yıl içinde; ikinci defasında 877 Türk Lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgeleri iki yıl süreyle, üç veya üçten fazlasında ise, 1.407 Türk Lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgeleri her seferinde beşer yıl süreyle geri alınır. Sürücü belgelerinin herhangi bir nedenle geçici olarak geri alınmış olması hâlinde belirtilen süreler, geçici alma süresinin bitiminde başlar.
Yapılan tespit sonucunda, 1.00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanununun 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır.
Hususi otomobil sürücüleri bakımından 0.50 promilin, diğer araç sürücüleri bakımından 0.20 promilin üzerinde alkollü olan sürücülerin trafik kazasına sebebiyet vermesi hâlinde, ayrıca Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.
Uyuşturucu veya uyarıcı madde aldığı tespit edilen sürücülere 3.600 Türk Lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgesi beş yıl süreyle geri alınır. Bu kişiler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanunu hükümleri uygulanır.
Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılıp kullanılmadığı ya da alkolün kandaki miktarım tespit amacıyla, kollukça teknik cihazlar kullanılmasını kabul etmeyen sürücülere 2000 Türk Lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgesi iki yıl süreyle geri alınır.
Sürücünün uyuşturucu veya uyarıcı madde kullandığından şüphe edilmesi hâlinde 5271 sayılı Kanunun adli kolluğa ilişkin hükümleri uygulanır.
Alkollü olarak araç kullanması nedeniyle son ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren geriye doğru beş yıl içinde sürücü belgeleri ikinci defa geri alınan sürücüler Sağlık Bakanlığınca, usul ve esasları İçişleri, Millî Eğitim ve Sağlık bakanlıklarınca çıkarılacak yönetmelikte gösterilen sürücü davranışlarını geliştirme eğitimine; üç veya üçten fazla geri alınan sürücüler ise psiko-teknik değerlendirmeye ve psikiyatri uzmanının muayenesine tabi tutulurlar.
Sürücü belgelerinin geçici geri alma işlemleri bu Kanunun 6 ncı maddesinde sayılan görevliler tarafından yapılır.
Bu madde hükümlerine göre geri alınan sürücü belgesinin iade edilebilmesi için; ilgili kişi hakkında trafik kurallarına aykırılık dolayısıyla bu Kanun hükümlerine göre verilmiş olan idari para cezalarının tamamının tahsil edilmiş olması; uyuşturucu veya uyarıcı madde alması nedeniyle sürücü belgesi geri alınanların ayrıca sürücü olmasında sakınca bulunmadığına dair resmi sağlık kurumlarından alınmış sağlık kurulu raporunun ibraz edilmesi şarttır.
Alkol, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin tespiti için kullanılacak teknik cihazların sahip olacağı asgari koşullar ile diğer usul ve esaslar yönetmelikte gösterilir.” şeklinde değiştirilmiş olup, maddenin altıncı fıkrasında, yapılan tespit sonucunda kandaki alkol miktarı 1,00 promilin üzerinde çıkan sürücüler hakkında TCK'nın 179. maddesinin üçüncü fıkrası hükümlerinin uygulanacağı, yedinci fıkrasında ise hususi otomobil sürücüleri bakımından 0,50 promilin, diğer araç sürücüleri bakımından 0,20 promilin üzerinde alkollü olan sürücülerin trafik kazasına sebebiyet vermeleri hâlinde, ayrıca TCK'nın ilgili hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.12.2018 tarihli ve 708-608 sayılı kararında da açıklandığı üzere 11.06.2013 tarihinde ve sonrasındaki dönemde gerçekleşen eylemler yönünden maddenin altıncı fıkrası uyarınca 1,00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında her hâlükârda, yedinci fıkrası uyarınca da 0,50 promilin üzerinde alkollü olan otomobil sürücüleri ile 0,20 promilin üzerinde alkollü olan diğer araç sürücülerinin ise trafik kazasına sebebiyet vermeleri hâlinde TCK’nın 179. maddenin üçüncü fıkrası kapsamındaki trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu oluşacaktır. 11.06.2013 tarihinden önceki dönemde gerçekleşen eylemlerde ise 0,30 promil ve altında alkollü olduğu tespit edilen sürücüler açısından aksi ispatlanmadığı sürece emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edecek durumda olduklarından suç oluşmayacak, 0,31-1,00 promil alkol tespit edilen kişilerin emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edip edemeyecek hâlde olup olmadıkları hususunun olaydan sonra en kısa sürede yapılacak ayrıntılı bir doktor muayenesiyle belirlenmesi gerekecek, bunun mümkün olmadığı hâllerde bu husus failin olay sırasındaki davranışları değerlendirilmek suretiyle belirlenebilecek, 1,01 promil ve üzerinde alkol tespit edilen kişilerin ise her koşulda emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde oldukları kabul edilecek ve bu kişiler açısından TCK’nın 179. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamındaki suç oluşacaktır.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Sanığın, 26.09.2014 tarihinde saat 21.20 sıralarında sevk ve idaresindeki 01 … 05 plaka sayılı aracıyla Mahfesığmaz Mahallesinde bulunan…Bulvarından Kenan Evren Bulvarı yönüne doğru dönüş yaptığı sırada direksiyon hâkimiyetini kaybederek orta refüj üzerinden karşı yola geçip aracının sol ön kısmıyla karşı yolda kırmızı ışıkta duran mağdur …’ın sevk ve idaresindeki 01 … 74 plaka sayılı araca çarptığı, ardından sağa doğru savrulup kavşağa yaklaşan ve durmak üzere olan mağdur …’nin sevk ve idaresindeki 01 .. 171 plaka sayılı aracın ön sağ kısmına çarpmak suretiyle maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet verdiği, kazadan dört saat sonra yapılan ölçüme göre 0,09 promil alkollü olduğu anlaşılan olayda;
Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Karayolları Trafik Kanunu'nun 48. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca 0,50 promilin üzerinde alkollü olan otomobil sürücülerinin trafik kazasına sebebiyet vermeleri hâlinde TCK'nın ilgili hükümlerinin uygulanacağının hüküm altına alınması, kazadan dört saat sonra yapılan ölçüme göre 0,09 promil alkollü olan, ancak adli tıp uygulamalarına göre alkolün kandaki seviyesinin ortalama olarak saatte 0,15 promil azaldığı gözetildiğinde sanığın kaza anında 0,69 promil alkollü olduğu sonucuna ulaşılması ve güvenli sürüş yeteneğini kaybetmiş olduğunu gösterir şekilde mağdurlar… ve…’ın araçlarına çarpmak suretiyle maddi hasarlı trafik kazasına neden olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığa isnat edilen, alkolün etkisiyle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde olmasına rağmen araç kullanmak suretiyle trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun unsurları itibarıyla oluştuğu kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme gerekçesi isabetli olduğundan uygulamanın denetlenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanığa atılı trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçununun yasal unsurlarının oluşmadığı görüşüyle karşı oy kullanmıştır.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Adana 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.02.2016 tarihli ve 31-105 sayılı hükmündeki direnme gerekçesinin İSABETLİ OLDUĞUNA,
2- Dosyanın, uygulamanın denetlenmesi için Yargıtay 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE,
12.11.2019 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

KTK m. 48/6, bu değerlendirmeye pratik bir eşik getirmiştir: 1,00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında idari yaptırıma ek olarak ayrıca TCK m. 179/3 hükümleri uygulanır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2017/971, K. 2019/653 sayılı kararında 11/06/2013 tarihinden sonraki olaylar bakımından 1,00 promilin üzerinde alkol tespiti hâlinde bu eşiğin uygulanacağını açıkça ortaya koymuştur. Bu sürücüler, adli işlem yapılmak üzere mahalli zabıtaya teslim edilir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2015/5277, K. 2015/18434 sayılı kararında 1,62 promil alkollü araç kullanan sanığın güvenli sürüş yeteneğini yitirdiğini kabul ederek beraat kararını bozmuştur. 1,00 promilin altında alkollü olmasına karşın alkolün etkisiyle emniyetli araç kullanamayacak durumda olduğu tutanakla tespit edilen sürücüler de Karayolları Trafik Yönetmeliği m. 97 uyarınca TCK m. 179/3 kapsamında adli işleme tabi tutulabilir; bu hükmün uygulanabilmesi için durumun tutanakla kayıt altına alınması şarttır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2015/5277, K. 2015/18434Kaynağı aç
12. Ceza Dairesi         2015/5277 E.  ,  2015/18434 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi : Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelendi gereği düşünüldü;
TCK’nın 179/3. maddesinde düzenlenen; alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle veya başka bir nedenle “emniyetli bir şekilde” araç kullanamayacak kişinin, bu halde araç kullanması suçu kasıtla işlenebilecek bir suçtur. Alkol ve uyuşturucu maddenin sırf kullanılmış olması bu suçun oluşması için yeterli olmamakla birlikte … İhtisas Kurulu raporlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; alkollü bir şekilde trafikte seyreden bir sürücünün alkol konsantrasyonu hangi seviyede olursa olsun bireysel farklılıklar göstermekle birlikte trafik güvenliği açısından değişen derecelerde risk oluşturabileceği, ancak bu durumun tehlike arz edecek düzeyde olup olmadığı, dolayısıyla sürücünün tesiri altında bulunduğu alkol seviyesinde araç kullanması halinde, güvenli sürüş yeteneğini kaybedip etmediği, bireyin o andaki sürüş ehliyetini belirleyebilecek dikkat, algı, denge, refleks, psikomotor ve nöromotor koordinasyon gibi nörolojik, nistagmus, akomadasyon, görme gibi oftalmolojik ve genel durumunun tespitine yönelik detaylı dahili muayenesine yönelik tıbbi verilerin değerlendirilmesi ile mümkün olabileceği, ancak böyle bir tespit yapılmamış olsa bile bireysel farklılıkları da elimine edebilecek şekilde 1,00 promilden yüksek olarak saptanan alkol düzeyinin, güvenli sürüş yeteneğini kaybettireceğinin, bilimsel olarak kabulü gerektiği, kaldı ki; olaydan önce, 11/06/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanunun 19. maddesi ile değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanuun’un “1.00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanununun 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır.” şeklindeki 48/6. maddesine göre 1,00 promilin üzerinde alkol veya uyuşturucu madde alınması sonrası araç kullanılmasının atılı suçun oluşması için yeterli olduğu anlaşılmakla;
İncelenen dosyada; 1.62 promil alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sanığın, güvenli sürüş yeteneğini kaybettiği ve dolayısıyla atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği halde, beraatine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA; 27.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

TCK m. 179/2 ise alkol bağlantısından bağımsız bir düzenleme içerir: Kara, deniz, hava veya demiryolu araçlarını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek biçimde sevk ve idare eden kişi dört aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2017/1416, K. 2018/2577 sayılı kararında, 1,53 promil alkollü araç kullanan ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan birden fazla sabıkası bulunan bir sanık hakkında kastın yoğunluğu, tehlikenin ağırlığı ve suçun işleniş biçimi gözetilerek TCK m. 61/1 kapsamında temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiğini saptamıştır. Bu tespit, aleyhe temyiz bulunmadığından ilgili davada bozma nedeni yapılmamış; kararın gerekçesinde yer almaktadır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2017/1416, K. 2018/2577Kaynağı aç
12. Ceza Dairesi         2017/1416 E.  ,  2018/2577 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma
Hüküm : TCK'nın 179/3-2, 62, 53, 58. maddeleri gereğince mahkumiyet
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelendi gereği düşünüldü;
Anayasa Mahkemesinin, TCK'nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilebileceği değerlendirilerek yapılan incelemede;
Olay günü 1.53 promil alkollü vaziyette araç kullanmak suretiyle trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu işlediği anlaşılan ve trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan birden çok sabıkası bulunan sanık hakkında, kastın yoğunluğu, tehlikenin ağırlığı, suçun işleniş biçimi nazara alınarak TCK'nın 61/1. maddesi uyarınca, temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, yine UYAP üzerinden temin edilen sanığa ait adli sicil kaydı ile dosyada mevcut adli sicil kaydı incelendiğinde, Urla Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2009/513-2010/399 sayılı, 15.09.2010 kesinleşme ve 24.07.2011 infaz tarihli, “trafik güvenliğini tehlikeye sokmak” suçundan 6 ay hapis cezasına ilişkin ilamın, infaz tarihi itibariyle 3 yıllık sürenin de dolmadığı göz önüne alındığında, daha ağır cezayı içermesi sebebiyle tekerrüre esas alınması gerekirken, yazılı şekilde yanlış ilamın tekerrüre esas alınması, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın, bir nedene dayanmayan temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA; 08.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaza Durumunda Taksir ve Bilinçli Taksir

KTK m. 48/7 uyarınca hususi otomobil sürücüleri bakımından 0,50 promilin, diğer araç sürücüleri bakımından 0,20 promilin üzerinde alkollü olan sürücülerin trafik kazasına sebebiyet vermeleri hâlinde idari yaptırıma ek olarak ayrıca TCK'nın ilgili hükümleri uygulanır. Kazadan kaynaklanan cezai sorumlulukta taksir ile bilinçli taksir ayrımı belirleyicidir: TCK m. 22/3 uyarınca kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın netice gerçekleşirse bilinçli taksir söz konusudur ve bu hâlde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 22Kaynağı aç
Madde 22- (1) Taksirle işlenen fiiller, kanunun açıkça belirttiği
hallerde cezalandırılır.
(2) Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir
davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek
gerçekleştirilmesidir.
(3) Kişinin öngördüğü neticeyi
istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır;
bu halde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.
(4) Taksirle işlenen suçtan dolayı verilecek olan ceza failin kusuruna
göre belirlenir.
(5) Birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda, herkes kendi
kusurundan dolayı sorumlu olur. Her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı
belirlenir.
(6) Taksirli hareket sonucu neden olunan netice, münhasıran failin
kişisel ve ailevi durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz
kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa ceza verilmez; bilinçli taksir
halinde verilecek ceza yarıdan altıda bire kadar indirilebilir.
Netice sebebiyle ağırlaşmış suç

Taksirle yaralama suçu kural olarak şikâyete bağlıdır. Ancak TCK m. 89/5 uyarınca suçun bilinçli taksirle işlenmesi hâlinde, birinci fıkra kapsamındaki yaralama hariç, şikâyet aranmaz. TCK m. 50/4 ise taksirli suçlardan hükmolunan hapis cezasının diğer koşulların varlığı hâlinde adli para cezasına çevrilebileceğini öngörmekte; bu imkânı bilinçli taksir hâlinde uygulanmayacağını açıkça belirtmektedir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 89Kaynağı aç
Madde 89- (1) Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya
sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, dört aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile
cezalandırılır.[45]
(2) Taksirle yaralama fiili, mağdurun;
a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli
zayıflamasına,
b) Vücudunda kemik kırılmasına,
c) Konuşmasında sürekli zorluğa,
d) Yüzünde sabit ize,
e) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,
f) Gebe bir kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına,
Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, yarısı oranında
artırılır.
(3) Taksirle yaralama fiili, mağdurun;
a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata
girmesine,
b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,
c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,
d) Yüzünün sürekli değişikliğine,
e) Gebe bir kadının çocuğunun düşmesine,
Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, bir kat artırılır.
(4) Fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması halinde, dokuz aydan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.[46]
(5) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/5 md.) Taksirle yaralama suçunun
soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak, birinci fıkra kapsamına
giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet
aranmaz.
İnsan üzerinde deney
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 50Kaynağı aç
Madde 50- (1) Kısa süreli hapis cezası, suçlunun
kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa
ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre;
a) Adlî para cezasına,
b) Mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale
getirme veya tazmin suretiyle, tamamen giderilmesine,
c) En az iki yıl süreyle, bir meslek
veya sanat edinmeyi sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkanı da bulunan
bir eğitim kurumuna devam etmeye,
d) Mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, belirli
yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanmaya,
e) Sağladığı hak ve yetkiler kötüye kullanılmak suretiyle veya
gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranılarak suç işlenmiş
olması durumunda; mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle,
ilgili ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınmasına, belli bir meslek ve
sanatı yapmaktan yasaklanmaya,
f) Mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle ve gönüllü olmak
koşuluyla kamuya yararlı bir işte çalıştırılmaya,
çevrilebilir.
(2) Suç tanımında hapis cezası ile adlî para cezasının seçenek olarak
öngörüldüğü hallerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adlî para cezasına
çevrilmez.
(3) Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm
olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte
onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm
edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı
seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.
(4) Taksirli suçlardan dolayı
hükmolunan hapis cezası uzun süreli de olsa; bu ceza, diğer koşulların varlığı
halinde, birinci fıkranın (a) bendine göre adlî para cezasına çevrilebilir.
Ancak, bu hüküm, bilinçli taksir halinde uygulanmaz.
(5) Uygulamada asıl mahkûmiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen adlî
para cezası veya tedbirdir.
(6) Hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet savcılığınca yapılan tebligata
rağmen otuz gün içinde seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmesine
başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesi halinde, infaz hâkimliği kısa
süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verir ve bu karar
derhal infaz edilir. Bu durumda, beşinci fıkra hükmü uygulanmaz.[7][8]
(7) Hükmedilen seçenek tedbirin hükümlünün elinde olmayan nedenlerle
yerine getirilememesi durumunda, infaz hâkimliğince tedbir değiştirilir.8
Hapis cezasının ertelenmesi

Ölçüm Usulü ve Promil Hesabı

Adli Tıp Kurumu uygulamalarında kan alkol düzeyinin saatte ortalama 0,15 promil azaldığı kabul edilmektedir. Karayolları Trafik Yönetmeliği m. 97'de ise yaralanmalı veya ölümlü kazalar ile trafik görevlilerince müdahil olunan maddi hasarlı kazalarda farklı saatlerde yapılan iki ölçüm bulunması ya da teknik cihaz ölçümüne izin verilmemesi hâlinde sağlık kuruluşunda yapılan tespit sonucuna her bir saat için 0,15 promil eklenmek suretiyle alkol oranının belirleneceği düzenlenmiştir. Alkol ölçümünde kullanılan teknik cihazların tarih, saat, ölçüm sonucu ve cihaz seri numarasını gösteren çıktı verebilmesi ve kalibrasyon ayarının yapılmış olması zorunludur.

Yaralanmalı veya ölümlü kazalar ile trafik görevlilerince müdahil olunan maddi hasarlı kazalarda teknik cihaz ölçümüne itiraz eden ya da müsaade etmeyen sürücüler, en yakın adli tıp kurumuna, adli tabipliğe veya Sağlık Bakanlığı'na bağlı sağlık kuruluşuna götürülerek kan, tükürük veya idrar örneği alınır. Bu kaza senaryolarında iki ölçüm arasındaki süre ya da teknik cihaz ölçümüne izin verilmemesi hâlinde, kaza saati ile sağlık kuruluşundaki tespit saati arasındaki süre gözetilerek sağlık kuruluşu ölçüm sonucuna her saat için 0,15 promil eklenir.

Sürücünün alkol ölçüm sonucuna itiraz etmesi hâlinde tekrar ölçüm yapılmaz; işleme itiraz Karayolları Trafik Yönetmeliği m. 97 ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m. 27 kapsamında ilgili mahkemeye taşınır. Danıştay Sekizinci Dairesi, kişinin kendi imkânlarıyla sağlık kuruluşuna başvurarak yaptırdığı kan testinin değerlendirmeye alınması gerektiği, aksi yaklaşımın savunma hakkı ile hak arama hürriyetini kısıtlayacağı yönünde bir değerlendirme yapmıştır; bu değerlendirme Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu'nun E. 2024/741, K. 2024/2349 sayılı kararıyla ilgili süreçte ortaya çıkmıştır.

Danıştay Danıştay 15. Daire Başkanlığı, E. 2015/6902, K. 2017/6744Kaynağı aç
Danıştay 15. Daire Başkanlığı         2015/6902 E.  ,  2017/6744 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONBEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2015/6902
Karar No : 2017/6744
Temyiz Eden (Davalı) :
Karşı Taraf(Davacı) :
İstemin Özeti : … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve … sayılı kararının hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.
Düşüncesi : Temyize konu İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce; gereği görüşüldü:
Dava; davacıya ait sürücü belgesinin alkolmetre cihazı ile yapılmak istenen ölçüme izin vermediğinden bahisle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 48/9. maddesi uyarınca iki yıl süreyle geçici olarak geri alınmasına ve davacıya idari para cezası verilmesine ilişkin 01.11.2014 tarih ve 1213, 756866 sayılı işlemlerin iptali istemiyle açılmıştır.
… İdare Mahkemesince; maddi hasarlı trafik kazasına karışan davacının diğer araç sahibi ile anlaşamaması üzerine durumu bildirmek üzere aradığı Polis 155 hattındaki memur ile tartıştığı, tartıştığı memuru şikayet etmek için gittiği Tophane Polis Merkezinde kendisine alkol muayenesi yapılmak istendiği ancak davacının alkolmetre cihazı ile yapılmak istenen ölçüme izin vermemesi üzerine dava konusu işlemlerin tesis edildiği, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanun'un 48/9. fıkrasında düzenlenen alkolün kandaki miktarını tespit amacıyla, kollukça teknik cihazlar kullanılmasını kabul etmeme fiili nedeniyle sürücü belgesinin geçici süre geri alınabilmesi düzenlemesinin sürücüler hakkında uygulananabileceği, aynı Kanun'un 3. maddesinde de sürücünün, karayolunda motorlu veya motorsuz bir aracı veya taşıtı sevk ve idare eden kişi olarak tanımlandığı, bu durumda davacının dava konusu işlemlerin tesis edildiği sırada sürücü sıfatını taşımadığı açık olduğundan, sürücü olduğundan bahisle tesis edilen dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Davalı idare anılan mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde sürücü; karayolunda, motorlu veya motorsuz bir aracı veya taşıtı sevk ve idare eden kişi olarak tanımlanmış olup, Kanunun yürürlükte bulunan 48. maddesinde 6487 sayılı Kanunla yapılan ve 11.06.2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren değişiklikle; uyuşturucu veya keyif verici maddeleri almış olanlar ile alkollü olan sürücülerin kara yolunda araç sürmelerinin yasak olduğu, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılıp kullanılmadığı ya da alkolün kandaki miktarını tespit amacıyla kollukça teknik cihazlar kullanılacağı, teknik cihazların sahip olacağı asgari koşullar ile diğer usul ve esasların yönetmelikte gösterileceği, kişinin yaralanmalı veya ölümlü ya da kollukça müdahil olunan maddi hasarlı trafik kazasına karışması hâlinde, ikinci fıkrada belirtilen muayeneye tabi tutulması zorunlu olduğu, teknik cihaz ile yapılan ölçüme itiraz eden veya bu cihaz ile ölçüm yapılmasına müsaade etmeyen bu sürücüler, en yakın adli tıp kurumuna veya adli tabipliğe veya Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kuruluşlarına götürülerek uyuşturucu veya uyarıcı madde ya da alkol tespitinde kullanılmak üzere vücutlarından kan, tükürük veya idrar gibi örnekler alınacağı, yapılan tespit sonucunda, 0.50 promilin üzerinde alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sürücüler hakkında, fiili bir suç oluştursa bile sürücü belgesinin altı ay süreyle geri alınacağı, bu kişilerin son ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren geriye doğru beş yıl içinde ikinci defa alkollü iken araç kullanmaları halinde ise sürücü belgelerinin iki yıl süreyle geri alınacağı, hususi otomobil dışındaki araçları alkollü olarak kullanan sürücüler bakımından promil alt sınırı 0.21 olarak uygulanacağı düzenlenmiş, anılan Kanun maddesinin 9. fıkrasında ise; "Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılıp kullanılmadığı ya da alkolün kandaki miktarını tespit amacıyla, kollukça teknik cihazlar kullanılmasını kabul etmeyen sürücülere 2000 Türk Lirası idari para cezası verileceği ve sürücü belgesinin iki yıl süreyle geri alınacağı" hükmüne yer verilmiştir.
19.02.2014 tarihli 28918 sayılı Resmi Gazete yayımlanarak yürürlüğe giren Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 97. maddesinde; "Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış olan sürücüler ile kanlarındaki alkol miktarı 0.50 promilin üzerinde olan hususi otomobil sürücülerinin ve kanlarındaki alkol miktarı 0.20 promilin üstünde olan diğer araç sürücülerinin karayolunda araç sürmeleri yasaktır. Trafik görevlilerince sürücüler her zaman alkol kontrolüne tabi tutulabilirler. Uyuşturucu veya uyarıcı madde kontrolü ise durumundan şüphe edilen sürücüler üzerinde yapılır. Trafik görevlilerince sürücülerin alkol oranlarının tespitinde aşağıdaki usul ve esaslar uygulanır: a) Sürücülerin alkol oranlarının tespitinde; tarih, saat ve ölçüm sonucu ile cihaza ait seri numarasını gösterir çıktı verebilen ve kalibrasyon ayarı yapılmış teknik cihazlar kullanılır. b) Yapılan ölçüm sonucunda yasal sınırların üzerinde alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sürücüye 2918 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin beşinci fıkrasında belirtilen miktarlarda idari para cezası verilerek, son ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren geriye doğru beş yıl içinde sürücü belgeleri birinci defasında altı ay, ikinci defasında iki yıl, üç veya üçten fazlasında ise her seferinde beşer yıl süreyle geri alınır. c) Teknik cihaz kullanılmasını kabul etmeyen sürücüye 2918 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasında belirtilen miktarda idari para cezası verilir ve sürücü belgesi iki yıl süreyle geri alınır. ç) Yasal sınırların üzerinde alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sürücüler ile teknik cihaz kullanılmasını kabul etmeyen ve bu nedenle hakkında işlem yapılan sürücüler araç kullanmaktan men edilir. (…) f) Teknik cihazla yapılan ölçüm sonucuna itiraz edilmesi durumunda tekrar ölçüm yapılmaz, yapılan işlemlere itiraz 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 27 nci maddesi kapsamında ilgili mahkemelere yapılır." kuralı yer almaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının aracıyla 01.11.2014 tarihinde maddi hasarlı trafik kazası yaptığı, kazada yaralama, ölüm veya kolluk müdahalesinin olmadığı, tarafların anlaşamaması üzerine Polis 155 hattını aradığı, ardından hatta tartıştığı memuru şikayet etmek amacıyla aracıyla önce … Polis Merkezine gittiği oradan da … Polis Merkezine yönlendirildiği, … Polis Merkezindeki memurun davacı ve aracından alkol kokusu aldığını ve davacının alkollü olduğu şüphesini … Polis Merkezine bildirdiği ve bu hususun tutanak altına alındığı, davacıya … Polis Merkezinde alkolmetre cihazı ile alkol ölçümü yapılmak istendiği ancak davacının reddettiği, bunun üzerine 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 48/9. maddesi uyarınca sürücü belgesinin iki yıl süreyle geri alınmasına ve idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemlerin tesis edildiği, bakılmakta olan davanın bu işlemlerin iptali istemiyle açıldığı anlaşılmaktadır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde sürücü, karayolunda motorlu veya motorsuz bir aracı veya taşıtı sevk ve idare eden kişi olarak tanımlanmış olup; uyuşmazlığın çözümü için somut olay kapsamında davacının bu tanıma uyup uymadığı ve trafik ekiplerince polis merkezinde iken/seyir halinde değilken davacıya alkol kontrolü yapılıp yapılamayacağı hususunun ilgili mevzuat kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Olayda, davacının sürücüsü olduğu araç ile 01.11.2014 tarihinde kollukça müdahil olunmayan maddi hasarlı trafik kazasına karıştığı, davacının Polis 155 hattını aradıktan sonra hatta tartıştığı memur şikayet etmek amacıyla … ve … Polis Merkezlerine aracını kullanarak gittiği hususunun gerek davacı beyanlarından gerekse görevli polis memurlarınca tutulan tutanaklardan anlaşılmaktadır. Buna göre davacının aracıyla trafik kazasına karışması ve aynı aracı kullanarak polis merkezine gitmesi nedeniyle işlem tesisi sırasında da Kanunun 3. maddesi uyarınca sürücü olarak değerlendirilmesi hususunda duraksama bulunmamaktadır. Ayrıca Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 97. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, sürücüler her zaman alkol kontrolüne tabi tutulabileceklerinden, görevli trafik ekibinin davacıya polis merkezinde alkolmetre cihazı ile muayene yapmasında da mevzuata aykırılık görülmemektedir.
Bu durumda, davacının işlem tesisi sırasında sürücü olarak kabulünün gerekeceğinden ve polis merkezinde alkolmetre cihazı ile yapılmak istenen alkol ölçümünü reddettiği hususunun da alkolmetre cihazından alınan ret çıktısı, davacının beyanları ve tutanaklar ile sabit olduğu anlaşıldığından, davacı hakkında tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Sonuç olarak; davanın reddine karar verilmesi gerekirken, dava konusu işlemi iptal eden İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyiz isteminin kabulü ile … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve … sayılı kararının BOZULMASINA, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine, 2577 sayılı Kanunun 18.06.2014 gün ve 6545 sayılı Kanunla eklenen Geçici 8. maddesinin 1. fıkrası ve 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16/11/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Temyize konu İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği görüşüyle aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Ölçümü Reddetmenin Yaptırımları

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 48/9, 27 Şubat 2026 tarihinde yürürlüğe giren 7574 sayılı Kanunla değiştirilmiştir. Alkol veya uyuşturucu ölçümü yaptırmayan sürücüye 150.000 Türk lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgesi beş yıl süreyle geri alınır. Karayolları Trafik Yönetmeliği m. 97/3-c'de yer alan iki yıllık ifade, kanundan önceki düzenleme dönemine ait veya kanunla çeliştiği ölçüde uygulanamayacak ikincil metin olarak okunmalıdır; yönetmelik kanun hükmünü daraltamaz. Somut olayda ihlal tarihi ve geçiş hükümleri ayrıca değerlendirilir. Yasal sınırın üzerinde alkollü olduğu tespit edilen veya teknik cihazla ölçüm yaptırmayan sürücüler ayrıca araç kullanmaktan men edilir.

Sürücü Belgesinin İadesi

KTK m. 48/13 uyarınca geçici olarak geri alınan sürücü belgelerinin iade edilebilmesi için ilgili kişi hakkında KTK kapsamında verilmiş tüm idari para cezalarının tahsil edilmiş olması zorunludur. Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanımı nedeniyle sürücü belgesi iptal edilenlerin yeniden belge alabilmesi ise ek koşullara bağlanmıştır: Belgenin iptal tarihinden itibaren en az beş yıl geçmesi, idari para cezalarının tamamının tahsil edilmesi, psiko-teknik değerlendirmeden geçilmesi, resmi sağlık kurulundan sürücülüğe engel hâl bulunmadığını gösterir rapor ibraz edilmesi ve sürücü kursuna devam edilerek sınavlarda başarılı olunması gerekmektedir.

İdari İşlemlere İtiraz ve Dava Açma

Alkollü araç kullanma nedeniyle tesis edilen idari işlemlere karşı idare mahkemesinde dava açma süresi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 7 uyarınca özel kanunda ayrı süre öngörülmeyen hâllerde altmış gündür. Dava açılmadan önce işlemin kaldırılması ya da değiştirilmesi için idareye başvurulması da mümkündür; başvurunun reddi veya zımni ret hâlinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvuru tarihine kadar geçen süre hesaba katılır (İYUK m. 11).

Danıştay 15. Daire, E. 2013/949, K. 2014/2079Kaynağı aç
15. Daire         2013/949 E.  ,  2014/2079 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONBEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2013/949
Karar No : 2014/2079
Temyiz Eden (Davalı): … Valiliği
Karşı Taraf (Davacı) : …
Vekili :Av….
İstemin Özeti : … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…; K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi : …
Düşüncesi : Temyize konu Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce gereği görüşüldü;
Dava; davacının sürücü belgesinin iadesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin 18.08.2009 tarih ve 62405 sayılı işlem ile davacının alkollü olarak araç kullandığından bahisle sürücü belgesinin 2 yıl süreyle geçici olarak geri alınmasına ilişkin 30.05.2007 tarihli işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesi'nce; 30.05.2007 tarihinde yapılan bir trafik kontrolünde … plakalı araç sürücüsünün kendisini … olarak beyan ettiği, yapılan ölçümde sürücünün 0,74 promil alkollü olduğunun saptandığı, bu tespite dayalı olarak davacının sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınması işleminin bilgisayar kayıtlarında başlatıldığı, 14.06.2007 tarihinde yapılan denetimde davacının sürücü belgesi geri alındığı halde akollü vaziyette araç kullandığının tespit edildiğinden bahisle verilen para cezasına karşı açılan davada, … Sulh Ceza Mahkemesinin … tarih ve Değ. İş: … sayılı kararı ile, 30.05.2007 tarihinde sürücü belgesi bilgilerinin başka şahıslar tarafından kullanıldığı gerekçesiyle idari para cezasının iptal edildiğinin anlaşıldığı, başka bir şahıs tarafından sürücü belgesinde davacı …'ya ait bilgilerin sahtecilik yoluyla kullanıldığı ve sürücü belgesi sahteciliği yapılmak yoluyla davacıya ait sürücü belgesinin geri alındığının belirlenmesi karşısında, davacı için ikinci kez alkollü halde iken araç kullanmak koşulunun gerçekleşmediği ve sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Davalı idare tarafından kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde, dava açma süresinin, özel yasalarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde, Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu belirtilmiş; 11. maddesinde de ise, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa, işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği; isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde, dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadar geçmiş sürenin de hesaba katılacağı hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; 30.05.2007 tarihinde yapılan bir trafik kontrolünde … plakalı aracı kullanan davacının 0,74 promil alkollü olduğundan bahisle sürücü belgesinin 2 yıl süreyle geçici olarak geri alınması yolunda işlem tesis edildiği, 14.06.2007 tarihinde yapılan denetimde davacının sürücü belgesi geri alındığı halde araç kullandığının tespit edildiğinden bahisle para cezası verildiği, bu işlemin iptali istemiyle açılan davada, … Sulh Ceza Mahkemesinin … tarih ve Değ. İş No: … sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, kararın içeriğinde, 30.05.2007 tarihinde davacının sürücü belgesi bilgilerinin muhtemelen başka şahıslar tarafından kullanıldığının, bu nedenle davacının 2918 sayılı Kanun'un 118. maddesinde düzenlenen, sürücü belgesi geri alındığı halde araç kullandığı tespit edilen kişiler kapsamında değerlendirilemeyeceğinin vurgulandığı, bu karar üzerine davacı tarafından 22.06.2009 tarihli dilekçesiyle davalı idareye başvurularak anılan karar uyarınca sürücü belgesinin iade edilmesinin istendiği, 28.08.2009 tarihinde tebliğ edilen dava konusu işlemle bu istemin reddedilmesi üzerine 26.10.2009 tarihinde bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
… Sulh Ceza Mahkemesi kararı davacı için yeni bir hukuki durum doğurduğundan, bu kararın tebliği üzerine davacının sürücü belgesinin geri alınması işleminin iptali istemiyle 60 gün içerisinde doğrudan dava açabileceği gibi, bu işlemin geri alınması istemiyle davalı idareye başvurarak verilecek cevap üzerine ya da başvurunun zımnen reddi üzerine dava açabilmesi de mümkündür.
Olayda, Sulh Ceza Mahkemesi kararının davacıya ne zaman tebliğ edildiği dosya içeriğinden anlaşılamamaktaysa da, en geç davalı idareye başvuru tarihinde bu karardan haberdar olunduğunun kabulü gerekmektedir.
Böylece; 22.06.2009 tarihinde anılan Mahkeme kararından haberdar olarak davalı idareye başvuran davacının, 21.08.2009 tarihinde başvurusunun zımnen reddedilmesi üzerine 60 gün içerisinde en geç 20.10.2009 tarihinde dava açması gerekirken, 26.10.2009 tarihinde açılan davada süreaşımı bulunmaktadır.
Bu durumda; davanın süreaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına geçilerek dava konusu işlemleri iptal eden İdare Mahkemesi kararında usul hükümlerine uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı Kanun'un 49/1-c maddesi uyarınca … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…; K:… sayılı kararının BOZULMASINA, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine, 2577 sayılı Kanunun 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20/03/2014 tarihinde esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğuyla karar verildi.
(X)KARŞI OY :2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesinde, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde idare mahkemelerinde altmış gün olduğu ve bu sürenin idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren başlayacağı belirtilmiştir.
Uyuşmazlıkta; dava konusu işlemin tesis edilmesinden sonraki bir duruma ilişkin olarak Sulh Ceza Mahkemesince verilen bir kararın dava açma süresine etki edip etmeyeceğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
Davacı tarafından sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin işlem öğrenilmekle birlikte süresi içinde idare mahkemesinde dava açma yoluna başvurulmadığı, sonradan verilen bir idari para cezası üzerine … Sulh Ceza Mahkemesine başvurulduğu, bu Mahkemece davacının alkollü olarak araç kullandığından bahisle sürücü belgesinin geri alınması sırasında, sürücü belgesine ilişkin bilgilerin muhtemelen başka bir kişi tarafından kullanılmış olduğunun belirtilmesi üzerine sürücü belgesinin iadesi istemiyle idareye başvurduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, sulh ceza mahkemesi tarafından yapılan tespit davacıya sürücü belgesinin geri alınması noktasında 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında yeni bir başvuru imkanı tanımadığı gibi, adli yargı yeri tarafından yapılan tespit de dava açma süresini yeniden canladırmayacağından, dava konusu işlemin öğrenilmesi üzerine 2577 sayılı Kanun'da öngörülen 60 günlük dava açama süresi içinde dava açılması yada 11. madde kapsamında idareye başvurulması gerekirken bu süreler geçirildikten sonra açılan davada süreaşımı bulunduğundan, mahkeme kararının bu gerekçeyle bozulması gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına gerekçe yönünden katılmıyoruz.

Danıştay 15. Dairesi, E. 2013/949, K. 2014/2079 sayılı kararında, sulh ceza mahkemesi kararının davacı için yeni bir hukuki durum doğurduğunu ve bu kararın tebliğinden itibaren altmış gün içinde idari işlemin iptali istemiyle doğrudan dava açılabileceğini çoğunluk görüşüyle kabul etmiştir; bununla birlikte çoğunluk, açılan davayı süreaşımı nedeniyle bozmuştur. Azınlık görüşü ise adli yargı kararının dava açma süresini yeniden canlandırmayacağını savunmuştur.

Sık Sorulan Sorular

İkinci kez alkollü araç kullanırsam sürücü belgesim ne kadar süreyle geri alınır?

KTK m. 48/5'e göre son ihlalin gerçekleştiği tarihten geriye doğru beş yıl içinde ikinci ihlâlde sürücü belgesi iki yıl süreyle geri alınır. Üç veya daha fazla ihlâlde bu süre her seferinde beş yıla çıkar. Belgeniz başka bir nedenle zaten geçici olarak geri alınmışsa yeni geri alma süresi, o işlem sona erdiğinde işlemeye başlar.

Birinci geri alma süresi bitmeden tekrar alkollü araç kullanırsam ne olur?

İkinci ihlâl, birinci geri alma süresinin devam edip etmediğine bakılmaksızın ayrı bir yaptırıma tabidir. KTK m. 48/5 ihlâl sayısını esas alır; ihlalin önceki geri alma süresinin infazı sırasında gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılmaz. Danıştay 8. Dairesi, E. 2004/4780, K. 2005/2206 sayılı kararında bu yaklaşımı oyçokluğuyla benimsemiştir; azınlık ise bozma koşullarının oluşmadığı görüşündeydi.

Alkollü araç kullanmak hapis cezasına yol açar mı?

KTK m. 48/6 uyarınca 1,00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında idari yaptırıma ek olarak TCK m. 179/3 kapsamında cezai işlem başlatılır; bu suçun cezası altı aydan iki yıla kadar hapistir. 1,00 promilin altında kalınsa bile alkolün etkisiyle güvenli araç kullanamayacak durumda olduğu tutanakla tespit edilen sürücüler de Karayolları Trafik Yönetmeliği m. 97 kapsamında değerlendirilebilir.

Alkol testini reddedersem ne olur?

KTK m. 48/9'a göre ölçümü reddeden sürücü araç kullanmaktan men edilir, 150.000 Türk lirası idari para cezası uygulanır ve sürücü belgesi beş yıl süreyle geri alınır. Karayolları Trafik Yönetmeliği m. 97/3-c'de iki yıllık ifade bulunması, 27 Şubat 2026'da yürürlüğe giren 7574 sayılı Kanunun beş yıllık açık hükmünü ortadan kaldırmaz; kanun ile yönetmelik çatışmasında kanun uygulanır. Eski ihlal tarihi bakımından geçiş ve lehe uygulama değerlendirmesi ayrıca yapılmalıdır. Yaralanmalı veya ölümlü kaza ile trafik görevlilerince müdahil olunan maddi hasarlı kaza durumlarında ölçümü reddeden sürücüler, en yakın adli tıp kurumuna veya sağlık kuruluşuna götürülerek biyolojik örnek alınabilir.

Alkollü araç kullanırken kaza yaparsam ceza nasıl değişir?

Hususi otomobil sürücüleri bakımından 0,50 promilin, diğer araç sürücüleri bakımından 0,20 promilin üzerinde alkollü olarak trafik kazasına sebebiyet verilmesi hâlinde ayrıca TCK'nın ilgili hükümleri uygulanır. Kaza sonucu yaralanma veya ölüm varsa bilinçli taksir hükümleri gündeme gelebilir; TCK m. 22/3 uyarınca bu hâlde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır. Bilinçli taksirle işlenen yaralamada, TCK m. 89/5'teki birinci fıkra kapsamındaki yaralama hariç olmak üzere şikâyet aranmaz. TCK m. 50/4 uyarınca bilinçli taksir hâlinde taksirli suçlara özgü adli para cezasına çevirme imkânı uygulanmaz.

Ticari araç veya kamyonet sürücüleri için alkol sınırı farklı mı?

Evet. Hususi otomobil dışındaki araçlar için KTK m. 48/5'te öngörülen idari yasak eşiği 0,21 promildir. Araç ruhsatında kullanım amacı yük nakli olarak kayıtlı bir kamyonetin sürücüsü bu kategoriye girer; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, E. 2015/3633, K. 2017/14 sayılı kararında (oyçokluğuyla) araç ruhsatındaki kullanım amacının esas alınacağını, kontrolde fiilen yük taşındığının ayrıca tespit edilmesinin gerekmediğini kabul etmiştir. Bu karar, işlem tarihinde yürürlükteki yönetmelik hükmüne dayanmaktadır.

Danıştay DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU, E. 2015/3633, K. 2017/14Kaynağı aç
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2015/3633 E.  ,  2017/14 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2015/3633
Karar No : 2017/14
Temyiz Eden (Davalı) :
Karşı Taraf (Davalı) :
İstemin Özeti : … İdare Mahkemesinin …. günlü, E:…., K:…. sayılı ısrar kararının, davalı İdare tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi :
Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava; davacının alkollü olarak araç kullandığından bahisle sürücü belgesinin 6 ay süreyle geri alınmasına ilişkin 24/04/213 günlü, 11158 sayılı işlem ile davacıya idari para cezası verilmesine ilişkin aynı günlü, 36565 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
… İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla; davacı tarafından kullanılan kamyonetin kullanım amacının hususi olduğu, ticari anlamda yük nakli yaptığı konusunda bir tespitin bulunmadığı, Yönetmeliğin ilgili hükmünün, alkollü araç sürme yasağının getirildiği araçların taksi veya dolmuş otomobil, minibüs, otobüs, kamyon gibi ticari anlamda taşımacılık hizmeti veren araçlarla ilgili olduğu, hususi araçları kapsamayacağı sonucuna varılmış olup, davacının alkolmetre ile yapılan ölçüm sonucunda 0,27 promil alkollü olduğunun tespit edildiği göz önüne alındığında, yasal sınır olan 0,50 promilin altında alkollü olduğu anlaşılan davacının, sürücü belgesinin 6 ay süre ile geri alınmasına ve 700,00-TL para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.
Anılan karar, Danıştay Onbeşinci Dairesinin 11/12/2014 günlü, E:2014/4147, K:2014/9559 sayılı kararıyla; Mahkemece, davacının kullandığı araçla ilgili olarak yük taşıdığına ilişkin bir tespitin bulunmadığı, bu sebeple yük taşıdığının kabul edilemeyeceği yönünde değerlendirme yapılmış ise de, söz konusu aracın yük taşıma amacıyla imal edilen araçlardan olduğu, araç bilgilerinde kullanım şeklinin yük taşımacılığı ve cinsinin kamyonet olduğunun belirtildiği, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 97. maddesinde yer alan, yük ve yolcu taşımacılığına münhasıran üretilmiş ya da bu amaçla kullanılan araçların alkollü içki kullanılmış olarak sürülemeyeceğine ilişkin düzenleme ve 2918 sayılı Kanun'da yapılan değişiklik ile hususi otomobil dışındaki araçların 0,21 promilin üstünde alkollü olarak kullanılamayacağı şeklindeki kural karşısında, bu tür araçların sürücülerine yönelik yapılan alkol kontrollerinde ayrıca o esnada yük veya yolcu taşımacılığı yapıldığının tespit edilmesine gerek bulunmadığı, bu durumda; dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte alkollü olarak sürülemeyecek araçlardan olan, 2918 sayılı Kanun'un 48. maddesinde yapılan değişikliğik ile de hususi otomobil olmayan ve 0,20 promil üzerinde alkollü olarak kullanılamayacağı belirtilen kamyonet türü aracı davacının 0,27 promil alkollü olarak kullandığı tespit edildiğinden, tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığından, dava konusu işlemleri iptal eden İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle bozulmuş ise de; İdare Mahkemesi, bozma kararına uymayarak ilk kararında ısrar etmiştir.
Davalı idare, … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı ısrar kararını temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir.
Dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan haliyle, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 48. maddesinde; uyuşturucu veya keyif verici maddeleri almış olanlar ile alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu, uyuşturucu veya keyif verici maddelerin cinsleri ile alkollü içkilerin etki dereceleri ve kandaki miktarlarını tespit amacıyla, trafik zabıtasınca teknik cihazlar kullanılacağı, tespit usulleri ve muayene şartlarının, Sağlık Bakanlığının görüşüne uygun olarak hazırlanacak yönetmelikte düzenleneceği, bu madde hükmüne uymayan sürücülerin derhal araç kullanmaktan men olunacağı, yönetmelik ile belirtilen miktarların üzerinde alkollü araç kullandığı tespit edilen sürücülerin, suçun işlendiği tarihten itibaren geriye doğru beş yıl içinde; birinci defasında sürücü belgelerinin altı ay süreyle geri alınacağı ve haklarında para cezası uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin, dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan haliyle 97. maddesinde ise; "b) Alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı; 1) Taksi veya dolmuş otomobil, minibüs, otobüs, kamyon, çekici gibi araçlarla kamu hizmeti, yük ve yolcu taşımacılığı yapan sürücüler ile resmi araç sürücüleri alkollü içki kullanmış olarak bu araçları süremezler. 2) Alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kanlarındaki alkol miktarı 0.50 promilin üstünde olanlar araç kullanamazlar." kuralı yer almaktadır.
Anılan düzenleme uyarınca, maddede sayılan, taksi veya dolmuş otomobil, minibüs, otobüs, kamyon, çekici gibi araçlarla kamu hizmeti, yük ve yolcu taşımacılığı yapan sürücülerin, kaç promil olduğu önemli olmaksızın, alkollü iken bu araçları sürmeleri yasaklanmış olup, Yönetmelik hükmünün, bu araçların trafikte arz ettiği öneme atfen, hiçbir şekilde alkollü olarak kullanılamayacağını düzenlemeyi amaçladığı sonucuna varılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; davacının aracının, araç ruhsatına göre, kapalı kasa kamyonet olduğu ve kullanım amacının "Yük Nakli-Hususi" olarak ruhsata işlendiği, davacının ise, 0,27 promil alkollü iken aracı kullandığının tespit edilmesi üzerine dava konusu işlemlerin kurulduğu anlaşılmaktadır.
Daire kararında da belirtildiği üzere, davacının kullandığı araçla yük taşındığına ilişkin bir tespitin bulunmaması, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinin b/1 bendinin olayda uygulanmaması sonucunu doğurmaz. Çünkü, söz konusu araç yük taşıma amacıyla imal edilen araçlardan olup, araç bilgilerinde kullanım şeklinin yük taşımacılığı ve cinsinin kamyonet olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle, araç ruhsatında yer alan bu bilgilere itibar edilmeyerek, bu tür araçların sürücülerine yönelik yapılan alkol kontrollerinde, ayrıca o esnada yük veya yolcu taşımacılığı yapıldığının tespit edilmesine gerek bulunmamaktadır.
Öte yandan, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin, 3. maddesinde, bir kazanç kaydı olmaksızın kullanılan taşıtlar, "hususi taşıt" olarak tanımlanmış olup, Yönetmeliğin 97. maddesinin b/1 bendinde belirtilen araçların ticari kazanç sağlama amacıyla kullanılmıyor olması, yani bu araçların "hususi" araçlar olması, bu araç sürücülerinin, 0,50 promile kadar alkollü araç kullanmasına izin verilen diğer araç sürücüleri arasında sayılması sonucunu da doğurmayacaktır. Nitekim, bu araçların, hususi olsun olmasın, alkollü olarak kullanılması Yönetmelik hükmü ile yasaklanmıştır.
Bu nedenle, dava konusu işlemin kurulduğu tarihte yürürlükte olan mevzuata göre, alkollü olarak sürülemeyecek araçlardan kamyonet türü aracın sürücüsü olan davacının aracını, 0,27 promil alkollü olarak kullandığı tespit edildiğinden, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık, anılan işlemleri iptal eden İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı ısrar kararının BOZULMASINA, dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16/01/2017 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile temyize konu ısrar kararının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.
Geri alınan sürücü belgesi nasıl iade alınır?

KTK m. 48/13 uyarınca geçici olarak geri alınan sürücü belgesinin iadesi için geri alma süresinin dolması ve KTK kapsamında verilmiş tüm idari para cezalarının tahsil edilmiş olması şarttır. Uyuşturucu kullanımı nedeniyle belgesi iptal edilenler için ek olarak en az beş yıllık bekleme süresi, psiko-teknik değerlendirme, sağlık kurulu raporu ve sürücü kursu sınavında başarı zorunludur.

İdari işleme itiraz için süre ne kadardır?

Alkollü araç kullanmaya bağlı idari işlemlere karşı idare mahkemesinde dava açma süresi, özel kanunda ayrı süre gösterilmemişse altmış gündür. Dava açılmadan önce idareye başvurulması da mümkündür; bu durumda başvurunun reddi üzerine süre yeniden işlemeye başlar ve başvuru tarihine kadar geçen süre hesaba dahil edilir. Ceza mahkemesinde verilen bir karar üzerine dava açma süresinin ne şekilde hesaplanacağı uyuşmazlıklara konu olabilmekte; Danıştay 15. Dairesi bu meseleyi E. 2013/949, K. 2014/2079 sayılı kararında oyçokluğuyla değerlendirmiş, çoğunluk ve azınlık görüşleri birbirinden farklı gerekçelere ulaşmıştır.

7574 sayılı Kanun m. 12, 35 — KTK m. 48 değişikliği ve yürürlükKaynağı aç
MADDE 12- 2918 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “teknik cihazlar” ibaresi “teknik cihazlar/test kitleri” şeklinde, beşinci fıkrasında yer alan “700 Türk Lirası” ibaresi “25.000 Türk lirası” şeklinde, “877 Türk Lirası” ibaresi “50.000 Türk lirası” şeklinde, “1.407 Türk Lirası” ibaresi “150.000 Türk lirası” şeklinde, sekizinci, dokuzuncu, onikinci ve onüçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, maddeye onüçüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş ve mevcut ondördüncü fıkrasında yer alan “teknik cihazların” ibaresi “teknik cihazların/test kitlerinin” şeklinde değiştirilmiştir. “Uyuşturucu veya uyarıcı madde aldığı tespit edilen sürücülere 150.000 Türk lirası idari para cezası uygulanır ve sürücü belgesi iptal edilir. Bu kişiler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanunu hükümleri uygulanır. Bu fıkra kapsamında sürücü belgesi iptal edilenlerin tekrar sürücü belgesi alabilmeleri için sürücü kurslarına devam etmeleri ve yapılan sınavlarda başarılı olarak motorlu taşıt sürücüsü sertifikası almaları gerekir. Bu kişilerin sürücü kurslarında eğitime başlayabilmeleri için; belgenin iptal edildiği tarihten itibaren en az beş yıl geçmiş olması, bu Kanun kapsamında verilen idari para cezalarının tamamının tahsil edilmiş olması, sürücülerin psiko-teknik değerlendirmeden geçmesi ve resmî sağlık kurumlarından sürücülüğe engel hâli bulunmadığını gösteren sağlık kurulu raporunun sürücü kursuna ibrazı zorunludur. Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılıp kullanılmadığının ya da alkolün kandaki miktarının kolluk tarafından tespit edilmesi için ölçüm yaptırmayan sürücülere 150.000 Türk lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgesi beş yıl süreyle geri alınır.” “Sürücü belgelerinin geçici geri alma ve iptal işlemleri bu Kanunun 6 ncı maddesinde sayılan görevliler tarafından yapılır. Bu madde hükümlerine göre geçici olarak geri alınan sürücü belgelerinin iade edilebilmesi için ilgili kişi hakkında bu Kanun kapsamında verilen idari para cezalarının tamamının tahsil edilmiş olması şarttır.” “Beşinci veya dokuzuncu fıkraların sürücülerce; 4925 sayılı Kanun, 5216 sayılı Kanun ve 5393 sayılı Kanun kapsamında yük ve yolcu taşımacılığı yapılan araçları kullanırken son ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren geriye doğru beş yıl içinde toplamda üç defa ihlal edilmesi halinde sürücünün sürücü belgesi iptal edilir. Bu fıkra kapsamında sürücü belgesi iptal edilenlerin tekrar sürücü belgesi alabilmeleri için sürücü kurslarına devam etmeleri ve yapılan sınavlarda başarılı olarak motorlu taşıt sürücüsü sertifikası almaları gerekir. Bu kişilerin sürücü kurslarında eğitime başlayabilmeleri için; belgenin iptal edildiği tarihten itibaren iptal nedenlerinde yer alan geri alma süreleri kadar zamanın geçmiş olması, bu Kanun kapsamında verilen idari para cezalarının tamamının tahsil edilmiş olması, sürücülerin psiko-teknik değerlendirmeden geçmesi ve resmî sağlık kurumlarından sürücülüğe engel hâli bulunmadığını gösteren sağlık kurulu raporunun sürücü kursuna ibrazı zorunludur.”

MADDE 35- Bu Kanunun; a) 28 inci maddesi 1/1/2027 tarihinde, b) Diğer maddeleri yayımı tarihinde, yürürlüğe girer.

Resmî kaynak

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu