Hakaret Suçu ve Kişilik Haklarının Korunması
Bireyin onur, şeref ve toplum içindeki saygınlığını zedeleyecek nitelikte somut bir fiil ya da olgu isnat edilmesi veya sövme yoluyla kişiliğine saldırılması hakaret suçunu vücuda getirir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu fiili işleyenler hakkında üç aydan iki yıla kadar hapis ya da adlî para cezası öngörülmektedir; mağdurun yokluğunda işlenen fiillerin cezalandırılması için eylemin asgari üç kişiyle ihtilat edilerek gerçekleşmesi şarttır. Hakaret teşkil eden söz ve davranışların mağduru hedef alan sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti vasıtasıyla iletilmesi halinde de aynı temel ceza tatbik edilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 58. maddesinin birinci fıkrası gereğince, bu tür haksız eylemlerle kişilik hakkı zedelenen kişi, uğradığı manevi zararın giderimi amacıyla mahkemeden uygun bir manevi tazminat talebinde bulunabilir. Kanunun aynı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hâkim, nakden tazminat yerine veya bu tazminatın yanında tecavüzü kınayan bir karar vermek ve bu kararın ilan edilmesini kararlaştırmak gibi diğer telafi biçimlerine de hükmedebilir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 125Kaynağı aç
edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden (…)[56]
veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi,
üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle
ihtilat ederek işlenmesi gerekir.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir
iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.
(3) Hakaret suçunun;
a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,
b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini
açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin
emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,
c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle,
İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.
(4) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/15 md.) Hakaretin alenen işlenmesi
halinde ceza altıda biri oranında artırılır.
(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/15 md.) Kurul hâlinde çalışan kamu
görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan
üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde
hükümleri uygulanır.
Mağdurun belirlenmesi
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 58Kaynağı aç
manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini
isteyebilir.
Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim
biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı
kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.
4. Ayırt etme gücünün
geçici kaybı
Suçun icrasındaki ağırlatıcı nedenler ceza miktarının artırılmasını gerektirir. Eylemin kamu görevlisine görevinden ötürü yöneltilmesi, mağdurun dini, siyasi, felsefi inanç ve kanaatlerini açıklaması ya da mensup olduğu dinin gereklerine uymasından dolayı gerçekleştirilmesi veya inancına ait kutsal değerlere saldırılması durumunda cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz. Hakaretin aleni biçimde işlenmesi öngörülen yaptırımı altıda bir nispetinde artırırken; heyet halinde vazife gören kamu görevlilerine görevleri nedeniyle hakaret edilmesi durumunda eylem kurulu teşkil eden tüm fertlere karşı işlenmiş addedilerek zincirleme suç kuralları işletilir.
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kurumunun Şartları ve Hükümleri
Ceza yargılamasında sanık hakkında neticeten tayin olunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis cezası yahut adlî para cezasından ibaret olması vaziyetinde mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılması yoluna gidilebilir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesinin beşinci fıkrası doğrultusunda, eşya veya kazanç müsaderesine ilişkin tedbirler ayrık tutulmak suretiyle, bu karar sanık bakımından hiçbir hukuki netice meydana getirmez. Söz konusu karara karşı aynı maddenin on ikinci fıkrası gereği istinaf mercilerine itirazen başvurulması mümkündür.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 231Kaynağı aç
esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana
çizgileriyle anlatılır.
(2) Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve
süresi bildirilir.
(3) Beraat eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hâl varsa bu da
bildirilir.
(4) Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir.
(5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Sanığa
yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya
daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler
saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler
hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.
(6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;[77]
a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve
davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda
kanaate varılması,
c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade,
suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
gerekir.
(7) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Açıklanmasının
geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası
ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.
(8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl
süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında
kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına
karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin
belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak;
a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması hâlinde, meslek veya sanat
sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,
b) Bir meslek veya sanat sahibi olması hâlinde, bir kamu kurumunda veya
özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında
ücret karşılığında çalıştırılmasına,
c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek
hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine
getirmesine,
karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.
(9) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Altıncı
fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde;
sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık
taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.
(10) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15
md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli
serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde,
açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı
verilir.
(11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Denetim
süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine
ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak
mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu
değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz
edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının
ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir
mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz
edilebilir. İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir
değerlendirme yapabilir.
(12) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) 272 nci maddenin
üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri
bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye
mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde
hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı
kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece
mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi
hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm,
usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir.
(13) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir.
Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak
Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede
belirtilen amaç için kullanılabilir.
(14) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Bu maddenin hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, Anayasanın 174 üncü
maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlarla ilgili
olarak uygulanmaz.
Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar
Mahkemenin bu müesseseyi tatbik edebilmesi için sanığın geçmişinde kasten işlenmiş bir suçtan kesinleşmiş mahkûmiyetinin bulunmaması, duruşmadaki tavırları ve şahsi özellikleri değerlendirilerek ileride yeniden suç işlemeyeceği yönünde olumlu kanaat edinilmesi ve eylemle mağdur veya kamuda doğan maddi eksikliğin aynen iade, eski duruma getirme veya tazmin yollarıyla bütünüyle bertaraf edilmesi aranır. Kararın kesinleşmesiyle başlatılan beş yıllık denetim müddeti içerisinde fail hakkında kasıtlı yeni bir suç sebebiyle tekrar açıklanmanın geri bırakılmasına karar verilemez. Beş yıllık sürenin kasten yeni bir cürüm irtikap edilmeksizin ve yüklenen denetim yükümlülüklerine sadık kalınarak tamamlanması halinde mahkeme açıklanması ertelenen mahkûmiyet hükmünü ortadan kaldırarak ceza davasının düşmesine karar verir.
HAGB Kararının Manevi Tazminat Davasındaki Hukuki Değeri
Ceza yargısında verilen kararlar ile hukuk yargılaması arasındaki ilişki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesinde tayin edilmiştir. Hukuk hâkimi haksız fiil sorumlusunun kusurlu davranıp davranmadığını veya temyiz kudretine haiz bulunup bulunmadığını karara bağlarken ceza kanununun sorumluluk normlarıyla bağlı sayılmayacağı gibi ceza mahkemesince verilmiş beraat hükmüyle de bağlı tutulamaz. Benzer şekilde ceza yargıcının kusur dağılımına ya da meydana gelen zararın kapsamına dair tespit ve kanaatleri hukuk hâkiminin bağımsız değerlendirmesini kısıtlamaz.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 74Kaynağı aç
gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun
sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından
verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.
Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın
belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.
II. Tazminat hükmünün
değiştirilmesi
5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca kurulan hükmün sanık açısından hiçbir hukuki netice doğurmayacağı açıkça belirtildiğinden, bu nitelikteki bir karar kesin hüküm gücünde bir mahkûmiyet sayılmaz ve Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi çerçevesinde hukuk yargılamasında bağlayıcı bir kabul oluşturmaz. Nitekim Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2017/2801 Esas ve 2017/4714 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, ceza mahkemesince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı hukuk hâkimini bağlamadığından, hukuk mahkemesince bağımsız delil incelemesi ve olgu tespiti yapılmaksızın yalnızca bu kararın varlığına dayanılarak manevi tazminat sorumluluğuna hükmedilmesi hukuka uygun düşmez.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2017/2801, K. 2017/4714Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalılar … ve … aleyhine 27/05/2014 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 05/03/2015 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Davalı …’un temyiz itirazları yönünden;
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı …’un yerinde bulunmayan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Diğer davalı …’un temyiz itirazları yönünden;
Dava, hakaret eylemlerine dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karar, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, olay tarihinde davalı … Senem Kuş’un taziye evinin bahçesinde kendisine hakaret etmesi nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının kişilik haklarına saldırı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava konusu olay sebebiyle davalı, davacıya yönelik hakaret suçunu işlediği gerekçesi ile yargılanmış ve … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/533 esas, 2014/657 karar sayılı ilamı ile 2 ay 27 gün hapis cezası ile cezalandırılması yoluna gidilmiş ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, anılan karar itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir.
CMK’nun 231/5. maddesi uyarınca; “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder.” Ceza mahkemesinin hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile sonuçlanan kararı, kesinleşmiş bir mahkumiyet niteliğinde olmadığı gibi, TBK’nun 74. maddesi anlamında hukuk hakimi yönünden bağlayıcılığı yoktur.
Ceza dosyasının incelenmesinde, ceza mahkemesince hangi ifadelerin hakaret suçunu oluşturduğu, davalının leh ve aleyhine tanık beyanlarının hangisine üstünlük tanındığı, hangi tanık beyanına neden itibar edildiği de tartışılmadan, genel ifadelerle davalının cezalandırılmasına karar verilmiştir. Olayın akabinde sıcağı sıcağına Savcılık soruşturmasında alınan ilk tanık ifadeleri ve yargılama sırasında dinlenen tanık ifadelerinin birlikte değerlendirilmesinde, davalı …’un davacıya yönelik hakaret mahiyetinde söz ve davranışının varlığının sübut bulmadığı anlaşılmaktadır. Yukarıda anılan kanun hükmü gereği, açıklanması geri bırakılan mahkumiyet hükmünün, hukuk hakimi yönünden bağlayıcılığı da yoktur.
Şu halde, mahkemece yukarıda açıklanan olgular gözetilerek davalı … yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi ile davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olması doğru olmamış ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Temyiz edilen kararın yukarıda (2) numaralı bentte gösterilen nedenlerle davalı … yararına BOZULMASINA, davalı …’un temyiz itirazlarının ise ilk bentte gösterilen nedenlerle reddine ve davalı …'tan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 18/09/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2017/2801 Esas ve 2017/4714 Karar sayılı ilamında, ceza kararında hangi ifadelerin hakaret suçunu oluşturduğu ile tanık beyanlarından hangisine neden üstünlük tanındığı tartışılmamışsa ve ilk soruşturma ile yargılama sırasında alınan tanık beyanlarının birlikte değerlendirilmesine göre hakaret mahiyetinde söz ve davranış sübut bulmamışsa, açıklanması geri bırakılan mahkûmiyet hükmünün hukuk hâkimi yönünden bağlayıcılığı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Manevi Tazminat Davasında Zamanaşımı ve Uzamış Ceza Süresi
Kişilik haklarına yönelik haksız fiillerden doğan tazminat istemlerinde zamanaşımı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesinde kurala bağlanmıştır. Bu madde gereğince manevi tazminat davası, zarara uğrayanın zararı ve tazminatla mükellef olan şahsı öğrendiği günden başlayarak iki yılda ve her koşulda fiilin vuku bulduğu tarihten itibaren on yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ne var ki tazminata vücut veren haksız fiil ceza yasalarında daha uzun süreli bir zamanaşımına tâbi bir suç niteliği taşıyorsa, hukuk mahkemesinde görülecek tazminat davasında da bu uzamış ceza zamanaşımı süresi tatbik edilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 72Kaynağı aç
yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin
işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak,
tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren
bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.
Haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa zarar
gören, haksız fiilden doğan tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile, her
zaman bu borcu ifadan kaçınabilir.
II. Rücu isteminde
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca azami beş yıla kadar hapis cezası veya adlî para cezasını icap ettiren eylemlerde kamu davası sekiz yıllık sürenin dolmasıyla ortadan kalkar. Hakaret suçunun yaptırımı iki yıla kadar hapis veya adli para cezasından ibaret bulunduğundan, bu fiile uygulanan ceza zamanaşımı süresi sekiz yıldır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2016/12827 Esas ve 2016/12073 Karar sayılı ilamında teyit edildiği üzere, hakaret eylemine dayalı manevi tazminat istemlerinde Türk Ceza Kanunu'nun 125 ve 66. maddeleri mucibince sekiz yıllık uzamış ceza zamanaşımı dikkate alınmalıdır; davanın genel iki yıllık süre esas alınarak zamanaşımından reddedilmesi bozma yaptırımını gerektirir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2016/12827, K. 2016/12073Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :….
Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine …. gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen 06/04/2016 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, hakaret yoluyla kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı; davalı ile komşu olduklarını, aralarında önceye dayalı husumet bulunduğunu, olay günü de yanından geçerken arabasının camını açarak kendisine hakaret ettiğini, bu durumun kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu iddia ederek, uğranılan zararın tazmini isteminde bulunmuştur.
Davalı, cevap dilekçesiyle istemin zamanaşımından ve esastan reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, manevi tazminat davalarında zamanaşımının haksız fiil tarihinden itibaren iki yıl olduğu, fail ve fiilin öğrenilmesinden itibaren iki yıl içerisinde davanın açılması gerektiği, davacının talebine konu olayın 18/03/2010 tarihinde gerçekleştiği, davanın 06/11/2015 tarihinde açıldığı, davacının haksız fiil sebebiyle manevi tazminat talebine ilişkin davasının zamanaşımına uğramış olduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan BK'nın 60/2. maddesinde (TBK.72) tazminat isteminin, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı süresini öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuş olması halinde bu zamanaşımı süresinin uygulanacağı düzenlenmiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 125. maddesinde bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişinin, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılacağı düzenlenmiştir. Aynı Yasa 66. maddesinde ise hakaret suçu yönünden dava zamanaşımı süresi sekiz yıl olarak belirlenmiştir.
Davaya konu olayda; haksız fiil 18/03/2010 tarihinde gerçekleşmiş olup, olay sebebiyle davalı hakkında ….. Mahkemesi'nin ….. esas sayılı dosyasında kamu davası açılmış, yapılan yargılama sonunda …. cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
Şu halde; yukarıda belirtilen yasa maddeleri gereği davacının haksız fiil tarihinden itibaren sekiz yıl içinde tazminat davası açma hakkı vardır. Mahkemece, davanın esastan incelenerek bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile istemin zamanaşımından reddi doğru olmamış, bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 12/12/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 66Kaynağı aç
kamu davası;
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,
c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda
yirmi yıl,
d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda
onbeş yıl,
e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını
gerektiren suçlarda sekiz yıl,
geçmesiyle düşer.
(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını
doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup
da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin
geçmesiyle kamu davası düşer.
(3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller
itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur.
(4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun
kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları
gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır.
(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/8
md.) Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece
bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı
süresi yeni baştan işlemeye başlar.
(6) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs
halinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda
kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara
karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından
işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye
başlar.
(7) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış
müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların
yurt dışında işlenmesi halinde dava zamanaşımı uygulanmaz.
Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi
Ceza zamanaşımı süresinin belirlenmesinde kanunda suç için tayin olunan cezanın üst sınırı ölçü alınır; seçimlik ceza yaptırımı öngörülen fiillerde hapis cezası üst sınırı değerlendirmeye dahil edilir. Türk Ceza Kanunu'nun 66. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca bu süre; tamamlanmış fiillerde icranın bittiği tarihten, teşebbüs aşamasında kesilen durumlarda son icra hareketinin gerçekleştirilmesinden, kesintisiz suçlarda hukuka aykırılığın sona erdiği andan ve zincirleme eylemlerde ise son suçun tamamlanmasından itibaren işlemeye başlar.
Yetkili Mahkeme ve Manevi Tazminat Tutarının Belirlenmesi
Hakaret eylemi sebebiyle kişilik değerleri zedelenen davacı, dava açacağı yargı çevresini belirlerken usul hukuku kuralları doğrultusunda birden fazla yetki seçeneğini kullanabilir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2016/3335 Esas ve 2016/6146 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, haksız fiile uğrayan kişi davasını kendi yerleşim yerindeki mahkemede açabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde yahut saldırının vuku bulduğu yer mahkemesinde de açma hakkına sahiptir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2016/3335, K. 2016/6146Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 14/07/2015 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; yetkisizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine dair verilen 08/01/2016 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, mahkemenin yetkisizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalının hakaret ve tehdit eylemlerinde bulunduğunu ve bu nedenle kişilik haklarının saldırıya uğradığını belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı, yetki itirazında bulunmuş, yetkili mahkemenin, … Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, davalının yerleşim yerinin …. olduğu gerekçesiyle, yetki nedeniyle dava dilekçesinin reddine, dosyanın yetkili ve görevli … Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Dosya kapsamından davacının yerleşim yerinin İstanbul/Pendik olduğu anlaşılmaktadır.
Türk Medeni Kanunu’nun 25/son maddesine göre; davacı, kişilik haklarının korunması için kendi yerleşim yeri veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde dava açabilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 16. maddesine göre ise; haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer, ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Şu durumda, dava konusu olayda, kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddia edildiğinden zarar gören, davayı kendisinin veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde veya haksız eylemin meydana geldiği yer mahkemesinde açabilir. Bu seçeneklerden herhangi birini kullanmak, bu tür davalarda davacıya tanınmış bir haktır.
Somut olayda davacı, bu seçimlik hakkını kendi yerleşim yeri mahkemesinde kullanmıştır. Bu hakkı kullanmanın yasal dayanağı da yukarıda belirtilmiştir. Bu bakımdan işin esası incelenerek karar vermek gerekirken, yasa hükümlerine aykırı olarak yetkisizlik kararı verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 05/05/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Manevi tazminat miktarının tayininde hâkim somut hadisenin özelliklerine uygun düşen bir denge arayışında bulunmalıdır. Takdir edilecek parasal miktarda tarafların sosyal ve ekonomik konumları, hakaret oluşturan sözlerin ağırlığı ile bu saldırının mağdurun iç dünyasında ve toplum nezdinde yarattığı tesirler birlikte nazara alınır.
Ceza yargılamasındaki HAGB kararı hukuk mahkemesini bağlar mı?
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki sonuçlarını askıya aldığından ve kesinleşmiş mahkûmiyet sayılmadığından, Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereği hukuk mahkemesi yönünden bağlayıcı değildir.
Hakaret sebebiyle manevi tazminat davası kaç yılda zamanaşımına uğrar?
Hakaret fiili Türk Ceza Kanunu'nun 66. maddesinde sekiz yıllık ceza davası zamanaşımına bağlandığından, Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesindeki uzamış ceza zamanaşımı kuralı uyarınca tazminat davası da sekiz yıllık süreye tâbidir.
Hakarete uğrayan kişi manevi tazminat davasını nerede açabilir?
Mağdur; davasını kendi ikametgâhının bulunduğu yerdeki asliye hukuk mahkemesinde, davalının ikametgâh mahkemesinde veya hakaret fiilinin işlendiği yer mahkemesinde ikame edebilir.
Hukuk hâkimi sadece HAGB kararına bakarak manevi tazminata karar verebilir mi?
Hayır, hukuk hâkimi ceza mahkemesinin HAGB kararı ile bağlı olmaksızın, haksız fiilin gerçekleşip gerçekleşmediğini ve sarf edilen ifadelerin ağırlığını dosyadaki deliller ve tanık beyanları ışığında müstakil olarak tetkik etmekle yükümlüdür.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

