Hakaret Suçunun Hukuki Temeli ve Korunan Değer
Hakaret suçu, Türk Ceza Kanunu'nun 'Şerefe Karşı Suçlar' başlıklı sekizinci bölümünde 125 ile 131. maddeler arasında düzenlenmiştir. Bu suçla korunmak istenen hukuki değer kişinin onur, şeref ve haysiyetidir; birey hem kendi iç bütünlüğü bakımından hem de üçüncü kişilerin saygısını talep edebilme hakkı bakımından bu güvenceden yararlanır.
Hakaret suçunun mağduru yalnızca gerçek kişiler olabilir; tüzel kişilere karşı bu suçun işlenmesi mümkün değildir.
Suçun Oluşması için Gereken Unsurlar
Bir ifadenin hakaret suçunu oluşturabilmesi için sözlerin açıkça mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadı içermesi ya da sövme eylemini oluşturması gerekir. Her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici söz bu kapsamda değerlendirilemez.
Yargıtay 18. Ceza Dairesi, E. 2016/10761, K. 2018/7567Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede,başkaca nedenler yerinde görülmemiştir,
Ancak;
Hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir, bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kamu görevlileri veya sivil vatandaşa yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. Sanığın başka bir suçtan yargılandığı davada, duruşma düzenini bozduğu gerekçesiyle duruşma salonundan çıkartıldığı esnada mahkeme heyetine hitaben "beni nereye atıyorsunuz lan" şeklinde, kaba ifade niteliğindeki sözlerin, mağdurların onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, mahkumiyet kararı verilmesi,
Kanuna aykırı ve sanık …'ın temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 16/05/2018 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Adana Cumhuriyet Başsavcılığı 01/12/2011 gün ve 2011/11242 sayılı iddianame ile … hakkında 18/10/2011 tarihinde kurulu halinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret suçu nedeniyle TCK 125/3-a-5, 53 maddeleri gereğince cezalandırılmaları için kamu davası açmış.
Adana 5. Sulh Ceza Mahkemesi 24/09/2012 gün 2012/1939 sayılı kararı ile sanığın TCK 125/1-3-a, 43, 62, 53 maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar vermiştir.
Karar 02/11/2012 tarihinde sanık tarafından temyiz edilmiş.
Yargıtay 18. Ceza Dairesi 24/11/2015 gün 2015/11769 sayılı kararıyla sözlerin kaba söz olduğunu suç oluşturmadığını, kabule göre aleniyet unsurunun uygulanmaması, ek savunma verilmemesi, eksik ceza tayin nedeniyle hükmün bozulmasına karar vermiştir.
Adana 23. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonrası 08/03/2016 tarihinde 2016/50 esas ve 2016/178 sayılı kararıyla sanığın TCK 125/3a, 125/4, 43/2, 62/1, 58, CMK 326/son maddeleri gereğince mahkumiyetine karar verildiği.
Bu karar 14/03/2016 tarihinde sanık tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 18. Ceza Dairesi 16/05/2018 gün 2016/11761 esas ve 2018/7567 sayılı kararı ile eylemin suç oluşturmadığı belirtilerek hükmün bozulmasına oy çokluğuyla karar vermiştir.
Yüksek Dairenin bozma kararına katılmıyorum.
Nedenler:
İddianameye, mahkeme kararına ve Yargıtay bozmasına konu olan ve kabul edilen eylem "18/10/2011 tarihinde sanığın Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/62 esas sayılı dosyasında nitelikli cinsel saldırı ve yağma suçlarından tutuklu olarak yargılandığı sırada duruşma esnasında huzuru bozma ve müdahillere hakaret vari eylemlerde bulunup yargılamayı engellemeye çalıştığından salondan dışarı çıkartıldığı sırada "beni nereye atıyorsunuz lan" şeklindeki eylemleridir.
Sanık Adana Ağır Ceza Mahkemesinde cinsel saldırı ve yağma suçlarından yargılanırken duruşmada sergilediği tavırları nedeniyle salon dışına çıkartılırken aleni ortamda mahkeme heyetine hitaben söz konusu eylemi işlemiştir.
Hakaret suçu TCK 125. maddesinde tanımlanmıştır.
TCK 125 maddesi;
1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir.
2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.
3) Hakaret suçunun;
a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,
b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,
c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle, işlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.
4) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır.
5) Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır.
Maddenin birinci fıkrasında hakaret suçunun temel şekli, 3. ve 4. fıkralarında ise nitelikli halleri düzenlenmiş olup, madde gerekçesinde de "hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunun hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığıdır" şeklinde açıklama yapılmıştır.
TCK'nın soruşturma ve kovuşturma başlıklı 131. maddesinin birinci fıkrasında ise; "kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç" hakaret suçunun soruşturması ve kovuşturması, mağdurun şikayetine bağlıdır" hükmüne yer vermiştir. Buna göre TCK 131/1 maddesinde kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret dışında kalan hakaret suçlarının takibinin şikayete tabi olduğu açıkça ifade edilmiştir.
Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zaman, yer ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadı veya sövme fiilini oluşturmaması gerekmektedir.
Hakaret suçu serbest hareketli bir suç olup sözler, yazılar, çizim vb. hareketlerle işlenebilir. Bu suçun manevi unsuru genel kasttır, mağdurun sıfatı bilinerek hareket edilmelidir.
Hakaret suçları ifade özgürlüğünü sınırlayan hallerden bir tanesidir. Doğal haklardan kabul edilen ifade hürriyeti çoğulcu demokrasilerde vazgeçilmez ve devredilmez bir niteliğe sahiptir. İfade hürriyeti insanın özgürce fikirler edinebilme, edindiği fikir ve kanaatlerden dolayı kınanmama, bunların meşru yöntemlerle dışa vurabilme imkan ve özgürlüğüdür. Temel hak ve özgürlüklerden olan bu hak bir çok uluslararası belgeye, Anayasaya ve kanunları konu oluşturmuştur. Ancak ifade hürriyetinin sonsuz ve sınırsız olmadığı kısıtlı da olsa sınırlandırılmasının gerekeceği uluslararası ve ulusal alanda normlara konu edinmiştir. Uluslararası alanda İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 10/2. maddesinde "kullanılması görev ve sorumluluk yükleyen bu özgürlükler, demokratik bir toplumda, gerekli tedbirler niteliğinde olarak … başkalarının şöhret ve haklarının korunması … için Yasayla öngörülen bazı merasime, koşullara, sınırlamalara veya yaptırımlara bağlanabilir. "Anayasa'nın 26/2. maddesinde "bu hürriyetlerin kullanılması … başkalarının şöhret veya haklarının … korunması amacıyla sınırlanabilir". Söz konusu sınırlama veya müdahale için Yasal bir düzenleme, sınırlamanın meşru bir amacı ve nedenlerinin bulunması, sınırlamanın meşru amaçla orantılı ve önlemin demokratik toplum bakımından zorunlu olması gerekmektedir.
TCK 125/3-a maddesinde hakaret suçunun kamu görevlisine karşı işlenmesi halinde verilecek cezanın yaptırımı düzenlenmiş, TCK 6. maddesi kamu görevlisi deyiminden "kamusal faaliyetin yürütülmesine, atama veya seçilme yoluyla ya da her hangi bir suretle sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi" tanımlamıştır. Burada ki temel ölçüt kamusal bir faaliyetin olmasıdır. Mahkemede görevi yapan hakimlerin kamusal görev ifa ettiğinden tereddüt etmemek gerekir.
AİHM, Lesnik/Slovakya davasında kamu görevlilerinin görevlerini yerine getirirken hoşgörü göstermeleri gereken eleştiri sınırınını diğer insanlara göre daha geniş olduğu ancak kamu görevlilerinin siyasetçilerde olduğu gibi her türlü söylemlerini yakın denetime açtıkları anlamına gelmeyeceği üstelik görevlerini hakkıyla yerine getirmeleri için kamu güvenine sahip olmaları gerektiğini bunun ise kamu görevlisinin asılsız suçlamalara karşı korunmakla sağlanabileceğini vurgulamıştır.
AİHM, Schöpfer/İsviçre davasında ise davanın taraflarından biri olan avukatların yargı sistemine saygılı olması gerektiğini, avukatların hakim aleyhine aşırı abartılı ve hakaretvari dil kullanmamaları gerektiğini belirtmiştir.
Sonuç:
Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinde cinsel saldırı ve yağma suçlarından tutuklu sanık olarak yargılandığı duruşmada duruşmanın huzurunu bozan ve müdahillere hakaretvari eylemlerde bulunan, yargılamayı engellemeye çalışan ve salon dışına çıkartılmasına karar verilen …'ın bu sırada Mahkeme Heyetine hitaben onların toplum,adliye,meslektaşları içindeki ve duruşma salonundaki saygınlığını küçük düşüren, onurunu zedeleyen ve kamunun yargısal faaliyete güveninin dedikoduya malzeme olmasına ve zayıf düşmesine, toplumun adalet duygusunun bozulmasına neden olan bu eylemini mahkeme heyetini kücük düşürmek için ve hakaret etme kastıyla işleyen …'ın üzerine atılı kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret suçunu işlediği için hükmün onanması gerektiği düşüncesindeyiz.
Somut fiil veya olgu isnadının hakaret sayılabilmesi için mağdura yüklenen fiilin belirli olması şarttır. İsnat edilen olgunun belirleyici açıklıkta ortaya konması yeterli olup şahıs, biçim, konu, yer ve zaman unsurlarının tamamının aynı anda dile getirilmesi aranmaz. Öte yandan isnat edilen fiilin gerçek olup olmaması suçun oluşumu bakımından önem taşımaz; isnadın ispatı ayrı bir meseledir. Ayrıca bir kişiyi toplum nazarında küçük düşürmek amacıyla ona belli bir siyasi kanaat isnat edilmesi halinde de suç oluşabilir.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2013/13715, K. 2014/2293Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, Görevi yaptırmamak için direnme, Hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek ya da yakıştırmalarda bulunmak ya da sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Hakaret huzurda işlenebileceği gibi, gıyapta da işlenebilir. Gıyapta hakaretin cezalandırılabilmesi için, mağdurun yokluğunda en az ikiden fazla kişilerle ihtilat edilerek yani en az üç kişinin hakaret sözünü öğrenmiş olması kaydıyla hakaretin yapılması şarttır. Mağdur bu sayıya dâhil değildir. Mağdurun hazır olması halinde gıyapta hakaret den bahsedilemez. Kendileriyle ihtilat edilen kişilerin bir arada bulunmaları ve hakaret sözünü aynı anda öğrenmelerine gerek yoktur. İhtilat aktarma suretiyle gerçekleşmişse hakaret sözlerinin aynı ya da benzer olması
aranmalıdır. Fail sözlerini ikiden fazla kişiye söylemekte ya da daha çok kişinin duyabileceği bir yerde konuşmakta ve sözleri başkaları tarafından duyulabilmekte, failde bu durumun bilincinde ise ihtilat oluşmuştur.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265. maddesi ile düzenlenen;“Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil, görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse, fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeğe elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.03.2010 gün 9-259-47 sayılı kararında belirlendiği gibi, olayın gelişimi sırasında sanığın, cebir ve/veya tehdit kullandığı polis memuru olan müştekiler suçun mağduru, kamu idaresi ise suçtan zarar gören konumundadır. “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçunun 5237 sayılı TCK’nın “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar” başlıklı bölümünde düzenlenmiş olması da kamu görevlilerinin suçun mağduru olamayacakları anlamına gelmemektedir. Aksinin kabulü halinde, görevleri dışında kendilerine karşı cebir ve/veya tehdit kullanılması halinde işlenen bu suçların mağduru olacaklarında kuşku bulunmayan kişilerin, aynı suçlara görevlerinin ifası sırasında kamu görevlisi sıfatıyla maruz kaldıklarında ise suçun mağduru olmadıklarını ileri sürmek çelişkisine düşülecektir ki, bunun yasal bir dayanağı bulunmamaktadır.
Sanığın suçun yasal tanımında yer alan ve hukuksal anlamda tek bir fiili oluşturan davranışları, görevini ifa eden kamu görevlilerine karşı görevlerini yaptırmamak için gerçekleştirmiş olması nedeniyle aynı nevi’den fikri içtimaın koşulları gerçekleşmiş bulunduğundan, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 43/2. maddesinin uygulanması gerekmektedir.
Sanıkların, ihbar üzerine olay yerine gelen görevli polis memurları olan şikâyetçilerin ekip otosuna bindirmek istemelerine sinirlenerek alkolünde etkisi ile şikâyetçilere hitaben "siz kimsiniz lan bizi götüreceksiniz, sizin bize gücünüz yetmez şerefsizler, siz ancak dürzülerden para alırsınız" diyerek bağırmaya başladıkları ve şikâyetçileri itip tartaklamak suretiyle mukavemette bulundukları, temyiz talebinde bulunmayan sanıklardan …’in görevli polis memuru …’a yumruk attığı, şikâyetçi polis memurlarının zor kullanarak sanıkları ekip otosuna bindirdiği, sanıklardan …'ın bindiği ekip arabasının sol yan camına tekme vurmak suretiyle zarar verdiği, daha sonra sanıkların polis merkezine götürüldüğü, sanıklar polis merkezine getirildikten sonra taşkınlıklarına devam ettikleri, görevli polis memurlarını itip kalkmak suretiyle mukavemette bulundukları olayda,
1- Sanıklar hakkında hakaret suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2- Sanıklar hakkında görevi yaptırmamak için direnme ve ayrıca sanık … hakkında kamu malına zarar verme suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanıkların birden fazla kamu görevlisine direnmesine rağmen görevi yaptırmamak için direnme suçundan haklarında verilen cezadan TCK'nın 43. maddesi gereğince artırım yapılmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanıklar hakkında tayin olunan sonuç cezanın adli para cezası olması nedeniyle TCK'nın 58. ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106. ve 108. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; tekerrüre ilişkin kısmın hükümden çıkartılması suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 10.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda zamana, yere ve olayın koşullarına göre değişebilir. Hakaret yalnızca sözcük veya yazıyla gerçekleşmez; somut olayın koşullarına göre el işaretleri ve fiili davranışlar da bu suçu oluşturabilir.
Kastın varlığı bakımından genel kast yeterlidir; failin özel olarak hakarette bulunma amacıyla hareket etmiş olması aranmaz. Hakaret suçu taksirle işlenemez.
Hakaretin Mağdur Yokluğunda (Gıyapta) İşlenmesi
Mağdurun gıyabında gerçekleştirilen hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat edilerek işlenmesi zorunludur; mağdurun kendisi bu sayıya dahil değildir. İhtilat eden kişilerin aynı anda ve aynı yerde bulunmaları gerekmez; aktarma yoluyla gerçekleşmişse hakaret sözlerinin aynı ya da benzer olması aranır. Failin hakaret sözlerini ikiden fazla kişiye söylemesi ya da daha çok kişinin duyabileceği bir yerde konuşması ve bu durumun bilincinde olması halinde ihtilat koşulu gerçekleşmiş sayılır. Hakaretin mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde de TCK m. 125/1'deki ceza uygulanır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 125Kaynağı aç
edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden (…)[56]
veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi,
üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle
ihtilat ederek işlenmesi gerekir.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir
iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.
(3) Hakaret suçunun;
a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,
b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini
açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin
emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,
c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle,
İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.
(4) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/15 md.) Hakaretin alenen işlenmesi
halinde ceza altıda biri oranında artırılır.
(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/15 md.) Kurul hâlinde çalışan kamu
görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan
üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde
hükümleri uygulanır.
Mağdurun belirlenmesi
Suçun Basit Hali ve Cezası
Hakaret suçunun basit halinde öngörülen yaptırım üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır; hapis ve adli para cezası seçenek yaptırım olarak düzenlenmiş olup mahkeme ikisinden birini hükmeder.
Nitelikli Haller ve Ağırlaştırıcı Nedenler
TCK m. 125/3'e göre hakaret suçunun üç farklı biçimde işlenmesi halinde cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz. Bu nitelikli haller şunlardır: suçun kamu görevlisine görevinden dolayı işlenmesi; kişinin dini, siyasi, sosyal ya da felsefi inanç ve kanaatlerini açıklaması, değiştirmesi, yaymaya çalışması ya da mensup olduğu dinin emirlerine uyması nedeniyle işlenmesi; ya da kişinin mensup olduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden söz edilerek işlenmesi.
Hakaretin alenen işlenmesi, yani belirsiz sayıda kişinin hakaret içerikli sözü duymasına olanak sağlanması halinde verilecek ceza altıda bir oranında artırılır. Aleniyet için sözün fiilen duyulmuş olması aranmaz; failin bu olanağı yaratmış olması yeterlidir.
Kurul halinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi halinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Bu durumda zincirleme suça ilişkin hükümler uygulanır.
Mağdurun Adının Açıkça Belirtilmemesi
TCK m. 126 uyarınca, mağdurun ismi açıkça belirtilmemiş ya da isnat üstü kapalı geçiştirilmiş olsa bile, niteliği ve mağdurun şahsına yönelik bulunduğunda duraksanmayacak bir durum varsa hem isim belirtilmiş hem de hakaret açıklanmış sayılır.
İspat Hakkı
TCK m. 127, isnadın ispat edilebilmesi imkânını belirli koşullara bağlamaktadır. İsnat edilen ve suç oluşturan fiilin ispat edilmiş olması halinde faile ceza verilmez; hakaret edilen hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı varsa isnat zaten ispatlanmış sayılır. Bunun dışındaki hallerde ispat isteminin kabulü, ya isnat edilen fiilin doğru olup olmadığının anlaşılmasında kamu yararı bulunmasına ya da şikâyetçinin ispata rıza göstermesine bağlıdır. Öte yandan ispat edilmiş bir fiilden söz edilerek kişiye hakaret edilmesi halinde cezaya hükmolunur; ispat bu durumda hukuka uygunluk nedeni olarak işlemez.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 127Kaynağı aç
olması halinde kişiye ceza verilmez. Bu suç nedeniyle hakaret edilen hakkında
kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı verilmesi halinde, isnat ispatlanmış sayılır.
Bunun dışındaki hallerde isnadın ispat isteminin kabulü, ancak isnat olunan fiilin
doğru olup olmadığının anlaşılmasında kamu yararı bulunmasına veya şikayetçinin
ispata razı olmasına bağlıdır.
(2) İspat edilmiş fiilinden söz
edilerek kişiye hakaret edilmesi halinde, cezaya hükmedilir.
İddia ve savunma dokunulmazlığı
İddia ve Savunma Dokunulmazlığı
TCK m. 128 kapsamında, yargı mercileri veya idari makamlar önünde yapılan yazılı ya da sözlü başvuru, iddia ve savunmalar çerçevesinde kişilerle ilgili somut isnatlar ya da olumsuz değerlendirmelerde bulunulması cezalandırılmaz. Bunun için isnat ve değerlendirmelerin gerçek ve somut vakıalara dayanması ile uyuşmazlıkla bağlantılı olması zorunludur.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 128Kaynağı aç
yapılan yazılı veya sözlü başvuru, iddia ve savunmalar kapsamında, kişilerle
ilgili olarak somut isnadlarda ya da olumsuz değerlendirmelerde bulunulması
halinde, ceza verilmez. Ancak, bunun için isnat ve değerlendirmelerin, gerçek
ve somut vakıalara dayanması ve uyuşmazlıkla bağlantılı olması gerekir.
Haksız fiil nedeniyle veya karşılıklı hakaret
Haksız Fiil ve Kasten Yaralamaya Tepki Olarak İşlenen Hakaret
TCK m. 129, olayın koşullarına göre farklı sonuçlar doğuran üç ayrı düzenleme içermektedir. Hakaretin haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi halinde verilecek ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi cezadan tamamen vazgeçilebilir. Suçun kasten yaralama suçuna tepki olarak işlenmesi halinde faile ceza verilmez. Hakaret suçunun karşılıklı olarak işlenmesi halinde de olayın niteliğine göre taraflardan her ikisi ya da yalnızca biri hakkında ceza üçte birine kadar indirilebilir veya ceza vermekten vazgeçilebilir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 129Kaynağı aç
işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi, ceza
vermekten de vazgeçilebilir.
(2) Bu suçun, kasten yaralama suçuna
tepki olarak işlenmesi halinde, kişiye ceza verilmez.
(3) Hakaret suçunun karşılıklı olarak işlenmesi halinde, olayın
mahiyetine göre, taraflardan her ikisi veya biri hakkında verilecek ceza üçte
birine kadar indirilebileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.
Kişinin hatırasına hakaret
Kişinin Hatırasına Hakaret
TCK m. 130/1'e göre öldükten sonra bir kimsenin hatırasına en az üç kişiyle ihtilat edilerek hakaret edilmesi halinde üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur; hakaretin alenen işlenmesi cezayı altıda bir oranında artırır. Aynı maddenin ikinci fıkrası, bir ölünün ceset ya da kemiklerini kısmen veya tamamen alan ya da bunlar hakkında tahkir edici fiillerde bulunan kişiyi de üç aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya bırakmaktadır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 130Kaynağı aç
kişiyle ihtilat ederek hakaret eden kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya
adlî para cezası ile cezalandırılır. Ceza, hakaretin alenen işlenmesi halinde,
altıda biri oranında artırılır.
(2) Bir ölünün kısmen veya tamamen ceset veya kemiklerini alan veya ceset
veya kemikler hakkında tahkir edici fiillerde bulunan kişi, üç aydan iki yıla
kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Soruşturma ve kovuşturma koşulu
Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu (TCK m. 299)
Cumhurbaşkanına hakaret, TCK m. 299'da 'Devletin Egemenlik Alametlerine ve Organlarının Saygınlığına Karşı Suçlar' başlığı altında bağımsız bir suç tipi olarak düzenlenmiştir ve genel hakaret suçundan ayrı bir hukuki rejime tabidir. Bu suçun cezası bir yıldan dört yıla kadar hapistir; suçun alenen işlenmesi halinde verilecek ceza altıda bir oranında artırılır. Kovuşturma yapılabilmesi ise Adalet Bakanının iznine bağlıdır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 299Kaynağı aç
yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/35 md.) Suçun alenen işlenmesi
hâlinde, verilecek ceza altıda biri oranında artırılır.
(3) Bu suçtan
dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır.
Devletin egemenlik alametlerini aşağılama
Şikâyet Koşulu, Süresi ve Vazgeçmenin Sonuçları
TCK m. 131/1'e göre, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hakaret suçu hariç, hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması mağdurun şikâyetine bağlıdır. TCK m. 73'e göre şikâyete bağlı suçlarda yetkili kimse altı ay içinde şikâyette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Altı aylık şikâyet süresi, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar; ancak zamanaşımı süresini geçemez. Hakaret suçuna özgü ek bir kural olarak şikâyet süresi, her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez; bu ek sınır 7/11/2024 tarihli değişiklikle getirilmiştir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 131Kaynağı aç
hariç; hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikayetine
bağlıdır.
(2) Mağdur, şikayet etmeden önce ölürse, veya suç ölmüş olan kişinin
hatırasına karşı işlenmiş ise; ölenin ikinci dereceye kadar üstsoy ve altsoyu, eş
veya kardeşleri tarafından şikayette bulunulabilir.
DOKUZUNCU BÖLÜM
Özel
Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar
Haberleşmenin gizliliğini ihlal[57]
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 73Kaynağı aç
bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı
takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.
(2) Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan
kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. (Ek
cümle:7/11/2024-7531/14 md.) Ancak, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete
bağlı olan hakaret suçu bakımından şikâyet süresi, her ne suretle olursa olsun
fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez.
(3) Şikayet hakkı olan birkaç kişiden birisi altı aylık süreyi geçirirse
bundan dolayı diğerlerinin hakları düşmez.
(4) Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı
olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün
kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz.
(5) İştirak halinde suç işlemiş
sanıklardan biri hakkındaki şikayetten vazgeçme, diğerlerini de kapsar.
(6) Kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı
etkilemez.
(7) Kamu davasının düşmesi, suçtan zarar gören kişinin şikayetten
vazgeçmiş olmasından ileri gelmiş ve
vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış ise artık
hukuk mahkemesinde de dava açamaz.
(8) (Mülga: 6/12/2006 – 5560/45 md.)
Dava veya cezanın düşmesinin etkisi
Mağdur şikâyet etmeden önce ölmüşse ya da suç ölmüş olan kişinin hatırasına karşı işlenmişse, ölenin ikinci dereceye kadar üstsoy ve altsoyu, eşi veya kardeşleri şikâyette bulunabilir. Şikâyet hakkı olan birden fazla kişiden birinin altı aylık süreyi geçirmesi diğerlerinin haklarını düşürmez.
Şikâyete bağlı suçlarda, kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar görenin vazgeçmesi davayı düşürür; hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme ise cezanın infazına engel olmaz. İştirak halinde suç işlemiş sanıklardan biri hakkındaki şikâyetten vazgeçme diğerlerini de kapsar; ancak kanunda aksi yazılı olmadıkça vazgeçme, onu kabul etmeyen sanığı etkilemez.
Kamu davasının şikâyetten vazgeçme nedeniyle düşmesi halinde, failin aynı anda şahsi haklarından da açıkça vazgeçmiş olması koşuluyla hukuk mahkemesinde de dava açılamaz. Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hakaret ise şikâyete tabi olmadığından, şikâyetten vazgeçme ile soruşturma veya kovuşturma sona ermez.
Uzlaştırma
5271 sayılı CMK m. 253/3 uyarınca, hakaret suçu (TCK m. 125) soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile uzlaştırma kapsamı dışındadır; bu suçta uzlaştırma yoluna gidilemez. Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen başka bir suçla aynı mağdura karşı birlikte işlenmesi halinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz. Buna karşılık, önödeme kapsamına giren bir suçla uzlaştırma kapsamına giren bir suçun aynı mağdura karşı birlikte işlenmesi halinde uzlaştırma kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır; bu istisna 24/12/2025 tarihli değişiklikle getirilmiştir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 253Kaynağı aç
(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek
veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:
a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.
b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer
alan;[102]
1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88),
2. Taksirle yaralama (madde 89),
3. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Tehdit
(madde 106, birinci fıkra),
4. Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116),
5. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) İş ve çalışma hürriyetinin ihlali
(madde 117, birinci fıkra; madde 119, birinci fıkra (c) bendi),
6. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Hırsızlık
(madde 141),
7. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Güveni kötüye kullanma (üçüncü fıkra hariç, madde 155),[103]
8. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Dolandırıcılık
(madde 157),
9. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Suç eşyasının satın
alınması veya kabul edilmesi (madde 165),
10. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234),
11. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi
veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239),
suçları.
c) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Mağdurun
veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla,
suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis
veya adli para cezasını gerektiren suçlar.
(2) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç olmak
üzere; diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna
gidilebilmesi için, kanunda açık hüküm bulunması gerekir.
(3) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, cinsel
dokunulmazlığa karşı suçlarda, ısrarlı takip suçunda (madde 123/A) ve hakaret
suçunda (madde 125) uzlaştırma yoluna gidilemez. (Ek
cümle: 26/6/2009 – 5918/8 md.) Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu
kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması
hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz. (Ek cümle:24/12/2025-7571/24 md.)
Ancak önödeme kapsamına giren bir suç ile uzlaştırma kapsamına
giren bir suçun birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde uzlaştırma
kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır.[104][105][106][107]
(4) Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya
tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli
şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro
tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan
zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar
görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat
veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören,
kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren yedi gün içinde kararını
bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır. 106[108]
(5) Uzlaşma teklifinde bulunulması halinde, kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve
uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukukî sonuçları anlatılır.
(6) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan
adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura,
suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması
halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır.
(7) Birden fazla kişinin mağduriyetine veya zarar görmesine sebebiyet
veren bir suçtan dolayı uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, mağdur veya
suçtan zarar görenlerin hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir.
(8) Uzlaşma teklifinde bulunulması veya teklifin kabul edilmesi,
soruşturma konusu suça ilişkin delillerin toplanmasına ve koruma tedbirlerinin
uygulanmasına engel değildir.
(9) (Mülga: 24/11/2016-6763/34 md.)
(10) Bu Kanunda belirlenen hâkimin davaya bakamayacağı haller ile reddi
sebepleri, uzlaştırmacı görevlendirilmesi ile ilgili olarak göz önünde
bulundurulur.
(11) Görevlendirilen uzlaştırmacıya soruşturma dosyasında yer alan ve
Cumhuriyet savcısınca uygun görülen belgelerin birer örneği verilir. Uzlaştırma bürosu uzlaştırmacıya, soruşturmanın
gizliliği ilkesine uygun davranmakla yükümlü olduğunu hatırlatır.[109]
(12) Uzlaştırmacı, dosya içindeki belgelerin birer örneği kendisine
verildikten itibaren en geç otuz gün içinde uzlaştırma işlemlerini sonuçlandırır.
Uzlaştırma bürosu bu süreyi her defasında
yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez daha uzatabilir.
(13) Uzlaştırma müzakereleri gizli olarak yürütülür. Uzlaştırma
müzakerelerine şüpheli, mağdur, suçtan zarar gören, kanunî temsilci, müdafi ve
vekil katılabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenin kendisi veya
kanunî temsilcisi ya da vekilinin müzakerelere katılmaktan imtina etmesi
halinde, uzlaşmayı kabul etmemiş sayılır.
(14) Uzlaştırmacı, müzakereler sırasında izlenmesi gereken yöntemle
ilgili olarak Cumhuriyet savcısıyla görüşebilir; Cumhuriyet savcısı,
uzlaştırmacıya talimat verebilir.
(15) Uzlaşma müzakereleri sonunda uzlaştırmacı, bir rapor hazırlayarak
kendisine verilen belge örnekleriyle birlikte uzlaştırma
bürosuna verir. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde, tarafların imzalarını
da içeren raporda, ne suretle uzlaşıldığı ayrıntılı olarak açıklanır. (Ek
cümle: 24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırma bürosu
soruşturma dosyasını, raporu ve varsa yazılı anlaşmayı Cumhuriyet savcısına
gönderir.
(16) Uzlaşma teklifinin reddedilmesine rağmen, şüpheli ile mağdur veya
suçtan zarar gören uzlaştıklarını gösteren belge ile en geç iddianamenin
düzenlendiği tarihe kadar Cumhuriyet savcısına başvurarak uzlaştıklarını beyan
edebilirler.
(17) Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine
dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi
mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza eder.
(18) Uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna
gidilemez.
(19) Uzlaşma sonucunda şüphelinin
edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı
kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside
bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde, 171 inci maddedeki şartlar
aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı
verilir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının
ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde,
171 inci maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın, kamu davası açılır. (…)[110] Uzlaşmanın sağlanması
halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan
zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış
olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi
halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve
İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden
sayılır.[111]
(20) Uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan açıklamalar, herhangi bir
soruşturma ve kovuşturmada ya da davada delil olarak kullanılamaz.
(21) Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar
görenden birine ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarihten itibaren,
uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı ve en geç, uzlaştırmacının raporunu
düzenleyerek uzlaştırma bürosuna verdiği
tarihe kadar dava zamanaşımı ile kovuşturma koşulu olan dava süresi işlemez.
(22) (Değişik birinci cümle:
24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırmacıya Adalet
Bakanlığı tarafından belirlenen tarifeye göre ücret ödenir. Uzlaştırmacı
ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri, yargılama giderlerinden sayılır.
Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde bu giderler Devlet Hazinesi tarafından
karşılanır.
(23) Uzlaşma sonucunda verilecek kararlarla ilgili olarak bu Kanunda
öngörülen kanun yollarına başvurulabilir.
(24) (Değişik: 24/11/2016-6763/34 md.) Her Cumhuriyet başsavcılığı
bünyesinde uzlaştırma bürosu kurulur ve yeteri kadar Cumhuriyet savcısı ile
personel görevlendirilir. Uzlaştırmacılar, hukuk fakültesi mezunlarının yer
aldığı, Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen uzlaştırmacı listelerinden
görevlendirilir. Uzlaştırmacı, hazırladığı raporu, tutanakları ve varsa yazılı
anlaşmayı büroya gönderir. Uzlaştırma süreci sonunda soruşturma dosyaları,
uzlaştırma bürosunda görevli Cumhuriyet savcıları tarafından sonuçlandırılır.[112]
(25) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.)Uzlaştırmacıların nitelikleri,
eğitimi, sınavı, görev ve sorumlulukları, denetimi, eğitim verecek kişi, kurum
ve kuruluşların nitelikleri ve denetimleri ile uzlaştırmacı sicili,
uzlaştırmacılar ve eğitim kurumlarının listelerinin düzenlenmesi, Cumhuriyet
başsavcılığı bünyesinde kurulan uzlaştırma bürolarının çalışma usul ve
esasları, uzlaştırma teklifi ile müzakere usulü, uzlaştırma anlaşması ve
raporda yer alacak konular ile uygulamaya dair diğer hususlara ilişkin usul ve
esaslar, Adalet Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.
Mahkeme tarafından uzlaştırma
Yasama Dokunulmazlığı
Anayasa m. 83 kapsamında milletvekilleri, Meclis çalışmalarındaki oy ve sözleri ile Mecliste ileri sürdükleri düşünceler nedeniyle sorumlu tutulamazlar. Bu koruma, o oturumdaki Başkanlık Divanının teklifi üzerine Meclis başka karar almadıkça sözlerin Meclis dışında tekrarlanmasını ve açığa vurulmasını da kapsamaktadır.
Pişmanlık ve Ceza İndirimi
Hakaret suçunda etkin pişmanlık hükümleri uygulanmaz. Bununla birlikte TCK m. 62/1, fail yararına takdiri indirim nedenlerinin varlığı halinde cezadan belirli oranda indirim yapılmasına imkân tanımaktadır. Takdiri indirim nedenleri kararda gerekçeleriyle gösterilmek zorundadır. TCK m. 62/2'ye 12/5/2022 tarihli değişiklikle eklenen kurala göre ise failin duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şekli tutum ve davranışları takdiri indirim nedeni olarak dikkate alınamaz.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 62Kaynağı aç
varlığı halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine, müebbet hapis;
müebbet hapis cezası yerine, yirmibeş yıl hapis cezası verilir. Diğer cezaların
altıda birine kadarı indirilir.[20]
(2) Takdiri indirim nedeni olarak,
failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki
pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki
olası etkileri (…)[21] göz önünde bulundurulabilir. (Ek
cümle:12/5/2022-7406/1 md.) Ancak failin duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye
yönelik şeklî tutum ve davranışları, takdiri indirim nedeni olarak dikkate
alınmaz. Takdiri indirim nedenleri kararda gerekçeleriyle gösterilir.21
Mahsup
Sıkça Sorulan Sorular
Hakaret suçunda öngörülen ceza nedir?
Basit hakaret suçunun yaptırımı üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır; bu ikisi seçenek yaptırım olup mahkeme birini tercih eder. TCK m. 125/3'te sayılan hallerde, örneğin kamu görevlisine görevinden dolayı hakarette, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz. Cumhurbaşkanına hakaret suçunda (TCK m. 299) ceza bir yıldan dört yıla kadar hapistir.
Hakaret suçunda şikâyet süresi ne kadardır?
Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hakaret dışındaki hallerde suç şikâyete bağlıdır. TCK m. 73 uyarınca şikâyet süresi, şikâyet hakkı sahibinin fiili ve faili öğrenmesinden itibaren altı aydır ve zamanaşımı süresini aşamaz. Hakaret suçuna özgü ek sınır olarak şikâyet süresi, fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı hiçbir surette geçemez.
Gıyapta hakaret suçu nasıl oluşur?
Mağdurun yokluğunda işlenen hakaret, fiilin en az üç kişiyle ihtilat edilerek gerçekleştirilmesi koşuluna bağlıdır; mağdur bu sayıya dahil değildir. İhtilat eden kişilerin aynı anda ve aynı mekânda bulunmaları zorunlu olmayıp aktarma yoluyla gerçekleşmişse hakaret sözlerinin aynı ya da benzer olması aranır.
Tüzel kişiye hakaret suçu işlenebilir mi?
Hayır, hakaret suçunun mağduru yalnızca gerçek kişiler olabilir. Tüzel kişilere yönelik ifadeler bu suç kapsamında değerlendirilemez.
Cumhurbaşkanına hakaret suçunda kovuşturma nasıl başlar?
TCK m. 299/3 uyarınca, cumhurbaşkanına hakaret suçundan dolayı kovuşturma yapılabilmesi Adalet Bakanının iznine bağlıdır.
Her ağır eleştiri hakaret sayılır mı?
Hayır. Suçun oluşabilmesi için sözlerin mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek nitelikte somut bir fiil ya da olgu isnadı içermesi ya da sövme eylemini oluşturması gerekir. Ağır eleştiri veya rahatsız edici nitelikteki ifadeler bu eşiği karşılamaz.
Mahkeme ya da idare önündeki savunmada söylenen sözler hakaret sayılır mı?
TCK m. 128, yargı mercileri veya idari makamlar önünde yapılan başvuru, iddia ve savunmalar kapsamında kişiler hakkında somut isnat ya da olumsuz değerlendirmelerde bulunulmasını cezasız bırakmaktadır. Bunun için isnat ve değerlendirmelerin gerçek ve somut vakıalara dayanması ile uyuşmazlıkla ilgili olması zorunludur.
Karşılıklı hakaret durumunda her iki tarafa da ceza verilir mi?
TCK m. 129/3, karşılıklı hakaret halinde olayın niteliğine göre taraflardan her ikisi ya da yalnızca biri hakkında cezanın üçte birine kadar indirilebileceğini ya da ceza vermekten tamamen vazgeçilebileceğini öngörmektedir.
Şikâyetten vazgeçilirse dava düşer mi?
Şikâyete bağlı hakaret suçlarında, kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar görenin vazgeçmesi davayı düşürür; hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme ise cezanın infazına engel olmaz. Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hakaret şikâyete tabi olmadığından bu suçta vazgeçme soruşturma veya kovuşturmayı sona erdirmez.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

