Grup şirketleri arasındaki borç verme, tek bir serbestlik veya yasak hükmüne bağlanmaz. Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verilmesi Türk Ceza Kanunu’nun 241 inci maddesinde cezalandırılır. Faizin istenebilmesi, Türk Borçlar Kanunu’nun 387 nci maddesinde tüketim ödüncünün ticari olup olmamasına göre ayrılır. Pay sahibinin kendi şirketine borçlanması Türk Ticaret Kanunu’nun 358 inci maddesindeki şartlara tabidir. İlişkili kişiler arasındaki ödünç, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 13 üncü maddesindeki transfer fiyatlandırması düzenine girer. Halka açık ortaklıklar ve kolektif yatırım kuruluşları bakımından Sermaye Piyasası Kanunu’nun 21 inci maddesindeki örtülü kazanç aktarımı yasağı ayrıca uygulanır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 241Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 387Kaynağı aç
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 358Kaynağı aç
5520 sayılı KURUMLAR VERGİSİ KANUNU m. 13Kaynağı aç
6362 sayılı SERMAYE PİYASASI KANUNU m. 21Kaynağı aç
Tefecilik suçunun unsurları ve ceza
Türk Ceza Kanunu’nun 241 inci maddesinin birinci fıkrası, kazanç amacıyla başkasına para ödünç verilmesini cezalandırır. Bu fiil için hapis cezası iki yıldan başlayıp altı yıla kadar uzanır; ayrıca beşyüz günden beşbin güne kadar adlî para cezası öngörülür. Madde metni, grup şirketi, hâkim şirket veya bağlı şirket ilişkisine dayanan bir istisna içermez. Şirketler arasındaki borç ilişkisi, işlemi bu nedenle kendiliğinden suç tanımının dışında bırakmaz; kazanç elde etme amacı ile başkasına ödünç verilmesi birlikte değerlendirilir.
Maddenin ikinci fıkrası, verilecek cezanın bir kat artırılmasını yalnızca suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâline bağlar. Fıkrada grup şirketi veya şirketler topluluğu kavramı yoktur. Şirketler arasındaki hukuki bağ, örgüt faaliyeti şartının yerine geçen bir ölçüt değildir.
Bir kez ödünç verme ve zincirleme suç
Yargıtay 15. Ceza Dairesinin E. 2015/9915, K. 2018/6260 sayılı kararında, suçun oluşması için bir kişiye ödünç para verilmesinin yeterli olduğu ve işin meslek hâline getirilip getirilmemesinin önem taşımadığı belirtilmiştir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin E. 2016/5192, K. 2018/4511 sayılı kararında da aynı ölçü ifade edilmiştir. Her iki karar bireysel tefecilik iddiasına ilişkindir ve grup şirketleri arasındaki borçlanmayı değerlendirmez.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2015/9915, K. 2018/6260Kaynağı aç
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2016/5192, K. 2018/4511Kaynağı aç
Yargıtay 15. Ceza Dairesinin anılan kararında, aynı kişiye değişik zamanlarda veya birden fazla kişiye faiz karşılığında para verilmesinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanacağı kabul edilmiştir. Somut olayda birden fazla kişiye faiz karşılığı para verilmesine rağmen Türk Ceza Kanunu’nun 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanmaması bozma sebebi sayılmıştır. Karar, tefecilik mahkûmiyetini bozmuştur.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, birden fazla kişiye ödünç verilmesinin tek suç olarak kabul edilemeyeceğini, buna karşılık zincirleme suçun mümkün olduğunu belirtmiştir. Bağlantılı dosyaların getirilmesi, birleştirme, hukuki kesinti ve teselsülün tartışılması ile tefecilik yönünden kolluk, icra ve gerektiğinde vergi incelemesi yapılmadan hüküm kurulması bozma nedenleri arasında gösterilmiştir. Kararın sonucu bozmadır; sanık hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet sonucu içermez.
Tüketim ödüncünde faizin istenmesi
Türk Borçlar Kanunu’nun 387 nci maddesi faizi, ödüncün ticari niteliğine göre ayırır. Ticari olmayan tüketim ödüncü sözleşmesinde faiz, taraflarca kararlaştırılmadıkça istenemez. Hüküm, faiz kararlaştırılmayan her ödünç ilişkisinde faiz alacağı doğduğu sonucunu vermez.
Ticari tüketim ödüncü sözleşmesinde faiz, taraflarca kararlaştırılmamış olsa bile istenebilir. Madde, bir şirketler grubundaki her finansman ilişkisini ticari tüketim ödüncü saymaz. Ticari nitelik ve sözleşmenin türü, maddede yapılan ayrıma göre belirlenir.
Pay sahibinin şirkete borçlanması
Türk Ticaret Kanunu’nun 358 inci maddesinin birinci fıkrasına göre pay sahipleri iki şart birlikte bulunmadıkça şirkete borçlanamaz: sermaye taahhüdünden doğan vadesi gelmiş borç ifa edilmiş olmalı ve şirketin serbest yedek akçelerle birlikte kârı geçmiş yıl zararlarını karşılayacak düzeyde olmalıdır. Yasak, bu şartların düzenlediği durumda pay sahibinin kendi şirketine borçlanmasına ilişkindir.
Madde, grup şirketlerinin birbirine borç vermesini ayrıca düzenlemez. Pay sahibi yasağının şartları gerçekleşmeden şirkete borçlanılabileceği veya grup içindeki başka bir şirkete borç verilmesinin bu maddeyle serbest bırakıldığı sonucu çıkarılamaz. Hüküm, belirtilen şartlar yokken pay sahibinin şirkete borçlanamayacağını gösterir.
Transfer fiyatlandırmasında ödünç işlemleri
Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre kurum, ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı bedel veya fiyat üzerinden mal ya da hizmet alım veya satımı yaparsa kazanç tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılmış sayılır. Bu sonuç, ilişkili kişi ve emsallere aykırılık şartlarına bağlıdır.
Aynı fıkrada alım, satım, imalat ve inşaat işlemleri, kiralama ve kiraya verme, ödünç para alınması ve verilmesi ile ikramiye, ücret ve benzeri ödemeyi gerektiren işlemler her hâl ve şartta mal veya hizmet alım ya da satımı olarak değerlendirilir. Ödünç işlemi bu nitelendirmeyle maddenin işlem kapsamına girer.
İlişkili kişi; kurumun kendi ortaklarını, kurumun veya ortaklarının ilgili bulunduğu gerçek kişi veya kurumu ve idare, denetim ya da sermaye bakımından doğrudan veya dolaylı olarak bağlı bulunan ya da nüfuzu altında bulundurduğu gerçek kişi veya kurumları kapsar. Ortakların eşleri, ortakların veya eşlerinin üstsoy ve altsoyu ile üçüncü derece dâhil yansoy hısımları ve kayın hısımları da ilişkili kişi sayılır.
Kazancın elde edildiği ülke vergi sisteminin Türk vergi sisteminin yarattığı vergilendirme kapasitesiyle aynı düzeyde imkân sağlayıp sağlamadığı ve bilgi değişimi gözetilerek Cumhurbaşkanınca ilan edilen ülke veya bölgelerde bulunan kişilerle yapılan bütün işlemler, ilişkili kişilerle yapılmış sayılır. Hangi ülke veya bölgelerin ilan edildiği bu hükümde gösterilmez.
İlişki doğrudan veya dolaylı olarak ortaklık kanalıyla oluşuyorsa örtülü kazanç dağıtımı kapsamı için en az yüzde 10 oranında ortaklık, oy veya kâr payı hakkı aranır. Ortaklık ilişkisi olmadan doğrudan veya dolaylı olarak en az yüzde 10 oy veya kâr payı hakkının bulunması da tarafları ilişkili kılar. Bu oranlar ilişkili kişiler bakımından topluca dikkate alınır.
Emsallere uygunluk, ilişkili kişiler arasında uygulanan fiyat veya bedelin böyle bir ilişki olmasaydı oluşacak fiyat veya bedele uygun olmasıdır. Bu ilkeye göre bulunan fiyat veya bedele ait hesaplamaların kayıt, cetvel ve belgelerinin ispat edici kâğıt olarak saklanması zorunludur. Fıkrada saklama süresi belirtilmez.
Kurum, ilişkili işlemde fiyat veya bedeli karşılaştırılabilir fiyat, maliyet artı, yeniden satış fiyatı ve işlemsel kâr yöntemlerinden işlemin mahiyetine en uygun olanını kullanarak tespit eder. Bu yöntemlerle emsal fiyata ulaşma olanağı yoksa işlemin niteliğine uygun olarak mükellefin belirleyeceği yöntem kullanılabilir.
Fiyat veya bedel yöntemi, mükellefin talebi üzerine Maliye Bakanlığı ile anlaşılarak belirlenebilir. Belirlenen yöntem, üç yılı aşmamak üzere anlaşmadaki süre ve şartlar içinde kesinlik taşır. Cumhurbaşkanı bu süreyi beş yıla kadar artırmaya yetkilidir. Yetkinin belirli bir olayda kullanıldığı hükümden anlaşılmaz.
Mükellef ve Bakanlık, belirlenen yöntemin zamanaşımına uğramamış geçmiş vergilendirme dönemlerine uygulanmasını sağlayabilir. Bunun için Vergi Usul Kanunu’nun pişmanlık ve ıslah hükümlerinin uygulanması mümkün olmalı ve anlaşma koşulları o dönemlerde de geçerli olmalıdır.
Transfer fiyatlandırması yoluyla tamamen veya kısmen örtülü dağıtılan kazanç, maddede aranan şartların gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kâr payı sayılır. Dar mükellefler bakımından bu tutar, ana merkeze aktarılan tutar sayılır.
Tam mükellef kurumlar ile yabancı kurumların Türkiye’deki işyeri veya daimi temsilcilerinin ilişkili kişi kapsamında yaptığı yurt içi işlemlerde kazancın örtülü dağıtıldığının kabulü, Hazine zararının doğmasına bağlıdır. Şart, hükümde belirtilen yurt içi işlemlere ilişkindir.
Hazine zararı, emsallere uygunluk ilkesine aykırı fiyat ve bedel nedeniyle kurum ile ilişkili kişiler adına tahakkuk ettirilmesi gereken her türlü vergi toplamının eksik veya geç tahakkuk ettirilmesidir. Tanım, belirtilen yurt içi ilişkili işlemlerdeki örtülü kazanç değerlendirmesine ilişkindir.
Transfer fiyatlandırması belgelendirmesi tam ve zamanında yapılmışsa, örtülü dağıtılan kazanç nedeniyle zamanında tahakkuk etmeyen veya eksik tahakkuk eden vergiler için vergi ziyaı cezası yüzde 50 indirimli uygulanır. Vergi Usul Kanunu’nun 359 uncu maddesinde yazılı fiillerle vergi ziyaına sebebiyet verilmesi bu indirimin dışındadır.
Cumhurbaşkanı, ilişkili kişi için aranan oranları gerçek kişiler, kurumlar, ortaklar veya payın edinim şekline göre topluca ya da ayrı ayrı yüzde 1’e kadar indirmeye, yüzde 25’e kadar çıkarmaya veya oran şartını kaldırmaya yetkilidir. Hüküm bir yetki tanır; yetkinin kullanılıp kullanılmadığı metinden görülmez.
Sermaye piyasasında örtülü kazanç aktarımı
Sermaye Piyasası Kanunu’nun 21 inci maddesinin birinci fıkrası, halka açık ortaklıklar ve kolektif yatırım kuruluşları ile bunların iştirak ve bağlı ortaklıklarını kapsar. Bu kuruluşların, yönetim, denetim veya sermaye bakımından ilişkili gerçek veya tüzel kişilerle emsal, piyasa teamülü, basiret ve dürüstlük ilkelerine aykırı farklı fiyat, ücret, bedel veya şart içeren anlaşma ya da uygulama yapması yasaktır. Yasak, işlem hacmi üretmek suretiyle kârın veya malvarlığının azaltılması ya da artışının engellenmesi yoluyla kazanç aktarılmasını da kapsar ve sayılan kuruluşlarla sınırlıdır.
Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre esas sözleşme veya iç tüzük çerçevesinde basiretli ve dürüst tacir gibi ya da piyasa teamülleri uyarınca kârı veya malvarlığını korumak veya artırmak için beklenen faaliyetlerin yapılmaması da örtülü kazanç aktarımı sayılır. Bu sonuç, anılan davranış yoluyla ilişkili gerçek veya tüzel kişilerin kârının ya da malvarlığının artırılması hâlinde doğar.
Halka açık ortaklıklar ve kolektif yatırım kuruluşları, ilişkili taraf işlemlerinin emsal, teamül, basiret ve dürüstlük ilkelerine uygun şartlarda yapıldığını belgelemek ve tevsik edici bilgi ve belgeleri en az sekiz yıl saklamak zorundadır. Aykırılığın tespit usul ve esaslarını Kurulun belirleyeceği düzenlenmiştir; bu usul madde metninde ayrıca gösterilmez.
Kurul kazanç aktarımını tespit ederse ilgili kuruluşlar, Kurulca belirlenecek süre içinde aktarılan tutarın kanuni faiziyle birlikte iadesini talep eder. Kazanç aktarılan taraflar da tutarı, talep süresinden ayrı olarak Kurulca belirlenecek süre içinde kanuni faiziyle birlikte iade etmek zorundadır.
Örtülü kazanç aktarımı yasağının ihlalinde Sermaye Piyasası Kanunu’nun 94 üncü ve 110 uncu maddeleri ile ilgili mevzuattaki hukuki, cezai ve idari yaptırımlar saklıdır. Bu yollama, anılan maddelerin içeriğini 21 inci maddenin metninde tekrarlamaz.
Sık sorulan sorular
Bir kişiye bir kez ödünç vermek tefecilik için yeterli midir?
Türk Ceza Kanunu’nun 241 inci maddesi kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para vermeyi cezalandırır. Yargıtay 15. Ceza Dairesinin E. 2015/9915, K. 2018/6260 sayılı kararı ile Yargıtay 5. Ceza Dairesinin E. 2016/5192, K. 2018/4511 sayılı kararında bir kişiye ödünç verilmesinin yeterli olduğu ve işin meslek hâline getirilmesinin önem taşımadığı belirtilmiştir. Kararlar bireysel olaylara ilişkindir.
Birden fazla kişiye faiz karşılığı ödünç vermek nasıl değerlendirilir?
Yargıtay 15. Ceza Dairesinin E. 2015/9915, K. 2018/6260 sayılı kararında aynı kişiye farklı zamanlarda veya birden fazla kişiye faiz karşılığında para verilmesinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Bu kararda tefecilik mahkûmiyeti bozulmuştur. Yargıtay 5. Ceza Dairesi de birden fazla kişiye vermenin tek suç sayılamayacağını, zincirleme suçun mümkün olduğunu ifade etmiş ve hükmü bozmuştur.
Ticari olmayan tüketim ödüncünde faiz istenebilir mi?
Türk Borçlar Kanunu’nun 387 nci maddesine göre ticari olmayan tüketim ödüncünde faiz, taraflarca kararlaştırılmadıkça istenemez. Ticari tüketim ödüncü sözleşmesinde ise faiz, kararlaştırılmamış olsa bile istenebilir.
Pay sahibi hangi şartlarda şirkete borçlanamaz?
Pay sahibi, sermaye taahhüdünden doğan vadesi gelmiş borcunu ifa etmeden şirkete borçlanamaz. Şirketin serbest yedek akçelerle birlikte kârı geçmiş yıl zararlarını karşılayacak düzeyde değilse borçlanma yine mümkün değildir. Bu sınır, Türk Ticaret Kanunu’nun 358 inci maddesinde pay sahibinin kendi şirketine borçlanması için düzenlenmiştir.
Ödünç işlemi her durumda örtülü kazanç dağıtımı sayılır mı?
Hayır. Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 13 üncü maddesinde ödünç para alınması ve verilmesi her hâl ve şartta mal veya hizmet alım ya da satımı sayılır. Kazancın örtülü dağıtılmış sayılması, işlemin ilişkili kişilerle ve emsallere aykırı bedel veya fiyat üzerinden yapılmasına bağlıdır.
Hazine zararı hangi yurt içi işlemlerde aranır?
Tam mükellef kurumlar ile yabancı kurumların Türkiye’deki işyeri veya daimi temsilcileri arasında ilişkili kişi kapsamında yapılan yurt içi işlemlerde örtülü dağıtımın kabulü Hazine zararının doğmasına bağlıdır. Hazine zararı, emsale aykırı fiyat ve bedel yüzünden kurum ile ilişkili kişiler adına doğması gereken vergi toplamının eksik veya geç tahakkuk ettirilmesidir.
Örtülü kazanç aktarımı yasağı hangi kuruluşları kapsar?
Yasak; halka açık ortaklıkları, kolektif yatırım kuruluşlarını ve bunların iştirakleri ile bağlı ortaklıklarını kapsar. İlişkili tarafla emsal, teamül, basiret ve dürüstlük ilkelerine aykırı şartlarda işlem yapılması veya işlem hacmi üretilmesi yoluyla kârın ya da malvarlığının azaltılması veya artışının engellenmesi yasaktır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

