Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçunun Hukuki Çerçevesi
Görevi yaptırmamak için direnme suçu, kamu görevlisinin yürütmekte olduğu kamu görevini engellemek gayesiyle kendisine karşı cebir veya tehdit kullanılması hâlinde meydana gelir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 265/1 hükmüne göre bu eylemi gerçekleştiren kimse hakkında altı aydan üç yıla kadar hapis cezası tayin edilir. Ceza sorumluluğunun şahsiliği kapsamında bu fiilin faili tüzel kişiler olamaz; suç yalnızca gerçek kişiler tarafından icra edilebilir. Suçun oluşması için kamu görevlisine yöneltilen hareketlerin görev icrasını engelleme amacı taşıması ve cebir veya tehdit boyutuna ulaşması aranır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 265Kaynağı aç
engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan üç yıla kadar
hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Suçun yargı görevi yapan kişilere karşı işlenmesi halinde, iki yıldan
dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Suçun, kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle veya
birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte
biri oranında artırılır.
(4) Suçun, silahla ya da var olan veya var sayılan suç örgütlerinin
oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak işlenmesi halinde, yukarıdaki
fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(5) Bu suçun işlenmesi sırasında
kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi
durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
Kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanma
Yargıtay 18. Ceza Dairesi, E. 2018/3363, K. 2019/15355Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, hakaret
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1) Sanığın, olay tarihinde İcra Dairesine gelerek birlikte yaşadığı arkadaşına ait icra takibine ilişkin dosyayı incelemek istediğini söylemesi üzerine İcra Müdürü olan katılanın sanığın inceleme talebini icra dosyasını sadece tarafların ya da vekillerinin inceleyebileceği gerekçesiyle reddetmesi ve sanığa hitaben borcun ödenmemesi halinde evine hacze gelinebileceğini söylemesi nedeniyle katılana yönelik “sen bizim eve gelemezsin, haciz yapamazsın, delikanlıysan gel, gelirsen seni g….den şişlerim, borç namustur, borcunu ödemeyen şerefsizdir, ben eşyama sahip olurum, sahip olmayan da şerefsizdir” biçiminde sözler söylediği olayda; sanığın mahkemece hakaret kabul edilen “borç namustur, borcunu ödemeyen şerefsizdir, ben eşyama sahip olurum, sahip olmayan da şerefsizdir” şeklindeki sözlerinde katılana yöneltilmiş bir hakaret eylemi bulunmaması karşısında; sanığın beraati yerine yerinde görülmeyen gerekçeyle hakaret suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması, katılana yönelik “sen bizim eve gelemezsin, haciz yapamazsın, delikanlıysan gel, gelirsen seni g….den şişlerim” şeklindeki tehdit sözlerinin ise TCK'nın 265. maddesinde düzenlenen görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek, tehdit suçundan hüküm kurulması,
2) Kabule göre de;
a) Sanığa ek savunma hakkı verilmeden, iddianamede gösterilmeyen TCK'nın 106/1-1 cümlesinin uygulanması suretiyle CMK'nın 226/2. maddesine aykırı davranılması,
b) Sanık hakkında TCK'nın 53/1-b maddesinde yer alan hak yoksunluğunun, Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı doğrultusunda uygulanması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık …’ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye aykırı olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesi uyarınca cezayı aleyhe değiştirme yasağının gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 04/11/2019 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
TEHDİT SUÇU YÖNÜNDEN KARŞI OY
Olay:
19/06/2014 gün ve 2014/5750 sayılı iddianame ile …'ın TCK'nın 125/3-a-4, 265/1, 53 maddeleri uyarınca cezalandırılması için kamu davası açılmış ve 23/06/2014 tarihli karar ile iddianamenin kabulüne karar verilmiş.
Sanık 28/10/2014 günlü duruşmada, durumu öğrenmek için İcra dairesine gittiğini, resmi kayıtlarda borçlu olmadığı için dosyayı inceleyemeyeceğinin söylendiğini, asıl borçluyu çağırdığını, buna rağmen dosyanın gösterilmediğini, borcun nasıl ödeneceği konusunda akıl verildiğini, sinirlendiğini İcra Müdürüne "sıkıysa gel, eve haciz yap ve al g..nden şişlerim ve borç benim namusumdur sahip olmayan şerefsizdir, delikanlıysan gel" dediğini ifade etmiştir.
Sanık hakkında TCK 58 ve 106/1-1 "116/1-1 düzeltme yapılmış" maddesinin uygulanma ihtimali nedeniyle CMK 226 maddesi uyarınca ek savunma hakkı verildiği, sanığın savunmasını tekrar edip haksızlığa karşı koyduğunu, tahrik edildiğini belirtmiştir.
Müşteki 03/12/2014 günlü duruşmada iddianamede yazılı sözlerle ve yazılı olmayan sözlerle hakarete uğradığını, sanığın cezalandırılmasını istemiş ve davaya katılma talebinde bulunmuş CMY 237/1 maddesi uyarınca davaya katılmasına karar verilmiştir.
Tanık Handan Çulluk olay yerinde bulunduğu sırada bağrışma seslerini duyduğunu, sanığın müştekinin üzerine yürüdüğünü, tuttuklarını, sanığın "benim eşyalarımı alamazsın, benim evime hacze gelemezsin, şerefsiz" dediği ve müştekiye hitaben sinkaflı sözler söylediğini, müşteki "eğer alacıklı vekili talep ederse biz hacze geliriz, gelmek zorundayız" dediğini beyan etmiştir.
Tanık Gökhan Özcan İcra Müdürlüğünde bulunduğu sırada müştekinin borcun ödenmesini söylediğini, eğer ödenmez ise, talep olursa yine hacze geleceklerini söylediğini, sanığın sinirlenip eve hacze gelemeyeceklerini söyleyip bağırdığını, ayrıca sinkaflı sözler söylediğini, şerefsiz kelimesini müştekiye karşı kullandığını müştekinin üzerine yürüdüğünü vurmaya çalıştığını beyan etmiş ve bu sırada sanığın tanığa "şerefsizlik yapıyor" diye bağırması üzerine sanık duruşma salonundan çıkartılmış.
Yapılan yargılama sonrası, sanığın TCY 106/1, 53, 58, 125/3-a, 53, 58 maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiş (mahkeme görevi engelleme amacı bulunmadığını ancak görevle ilgili bir iş nedeniyle katılana yönelik hakaret ve tehdit eylemlerinde bulunulduğunu kabul etmiştir.)
Bursa 11. İcra Müdürlüğü 2014/5016 esas sayılı dosya ile ilgili 11/06/2014 tarihinde borçlu Nurdane İnci'nin adresine hacze gitmiş, borçluyla aynı evde kaldığını söyleyen … taşkınlık çıkarıp görevli avukata yönelik işlediği eylemler nedeniyle hakkında tutanak düzenlenmiş ve 2014/3012 sayılı soruşturma başlatılmıştır.
Karar 17/02/2015 tarihinde sanık tarafından temyiz edilmiş. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı kararın onanmasını talep etmiş. Yargıtay 18. Ceza Dairesi hakaret suçunun oluşmadığı, tehdit eyleminin TCK'nın 265/1. maddesine aykırılık oluşturduğu ve TCK'nın 106/1. maddesinin uygulanması sırasında ek savunma hakkı verilmeden hüküm kurulduğu gerekçeleri ile oy çokluğu ile hükümlerin bozulmasına karar vermiştir.
Yüksek Dairemizin hakaret suçu yönünden bozma kararına katılıyorum. Ancak tehdit eyleminin direnme suçunu oluşturduğu ve ek savunma hakkı verilmeden hüküm kurulduğu gerekçesiyle bozma düşüncesine katılmıyorum.
Nedenler: Birlikte yaşadığı borçlu ile icra dairesine gelen, dosyayı incelemek isteyen ve talebi kabul edilmeyince ve borcun ödenmesi konusunda öneriler yapılınca sinirlenen, talep olursa hacze gelirim diyen mağdurun hareketlerine kızan onu tehdit ve hakaret eden sanığın tehdit ve hakaret suçlarını işlediğini kabul ederek mahkeme cezalandırılmasına karar vermiştir.
Bu karar Yüksek 18. Ceza Dairesi tarafından hakaret suçunun oluşmadığı, tehdit eyleminin direnme suçunu oluşturduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Sorun icra memurunun o an için yaptığı görevi engelleyen cebir veya tehditin var olup olmadığı veya yakın zamanda memurun yetkisine haiz olduğu görevi engellemeye yönelik tehdit veya cebirin var olup olmadığı ile ilgilidir.
Dosyayı göstermediği, borcun ödenmesi için telkinde bulunduğu ve talep olursa yeniden hacze geleceğini söylediği için, icra memuruna kızıp tehdit eyleminin işlenmesi söz konusudur.
Görevi yaptırmamak için direnme suçu TCK'nın 265. maddesinde düzenlenmiştir.
Madde 265- (1) Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Suçun yargı görevi yapan kişilere karşı işlenmesi halinde, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Suçun, kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle veya birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır.
(4) Suçun, silahla ya da var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(5) Bu suçun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla cebir veya tehdit kullanılmasından söz edilmiştir. TCK'ya göre şiddet veya tehdit kullanmaktaki amaç bir kamu görevlisini belirli bir işi yapmaya zorlamak veya yapılan işe tepki olarak işlenmiş ise TCK'nın 265. maddesi uygulanmayacak, duruma göre koşulları varsa tehdit, yaralama suçlarına ilişkin hükümler uygulanacaktır.
Kamu görevlisine görevini yapmasını engellemeye yönelik hareket ister görev başlamadan kısa süre önce isterse başladıktan sonra yapılsın TCK'nın 265. maddesi uygulanacaktır.
Suçun oluşması için görevin engellenmesinin sonuç alması gerekmez, burada soyut tehlike suçu ve tipte belirli bir neticenin gerçekleşmesi aranmadığı için salt hareket suçu söz konusudur.
Bu suçta korunan hukuki yarar, kamu idaresi organlarının görevlerini herhangi bir engelle karşılaşmadan yerine getirmelerini sağlamak, başka bir ifadeyle devlete ait fonksiyonların ve bu fonksiyonu yerine getiren organların korunmasıdır.
Mağdur görevini yapmaması amacıyla cebir veya tehdit eylemlerine mağruz kalan kamu görevlisidir. Kamu görevlisi TCK 6/1-c maddesinde belirlenmiştir.
Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla eylemin işlenmesi gerekir. Kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek için yasalarla verilmiş bir görevin engellenmesi asıldır.
Eylemin kamu görevlisine karşı işlenmesi şarttır. Cebir veya tehdit görevin icrasına başlanmadan önce veya icraya başlandıktan sonra bitmeden engel olmak amacıyla yapılmalıdır. Görev bittikten sonra veya yapılan işe duyulan tepkiyle işlenen cebir veya tehdit eylemleri direnme suçunu oluşturmaz koşulları var ise başka suçları oluşturabilir.
Madde başlığında direnme sözcüğü kullanılmış ise de kamu görevlisine karşı cebir veya tehdit kullanmak suretiyle bu suç işlenebilir. Cebir kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli olmalıdır. Görevi engellemeye yönelik hareketin cebir veya tehdit niteliğinde ve kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemeye elverişli boyutta olması şarttır.
Cebir eşya üzerinde kullanılırsa direnme suçu oluşmaz.
Tehdit kamu görevlisine görevini yerine getirmesini engellemek amacıyla bir kötülüğe uğratılacağının bildirilmesidir. Kötülüğü uğratılacak kişi kamu görevlisi veya yakını olabilir. Tehdit eylemi kamu görevlisinin yüzüne karşı olmak zorunda değildir. Kamu görevlisine görevini yapmasını engellemek için tehdit içerikli sözlerin iletilmesi kastıyla işlenmesi ve iletilmesi halinde bu suç oluşabilir. (buraya gelir bu o işlemi yaparsa onu öldürürüm vb.)
Kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla hareket etmek için genel kast yeterlidir. Sanığın mağdurun kamu görevlisi olduğunu ve görevini yerine getirdiğini bilmesi ve bu görevin yapılmasını engellemek amacıyla hareket etmesi gerekir. Görevin yerine getirilmesini geciktirme veya yavaşlatmak amacıyla yapılan hareketler bu suçu oluşturmaz. Bu suçtaki amaç olası kastı devre dışı bıraktığı için bu suç olası kastla işlenemez.
Sonuç: İcra müdürü talep olmadığı taktirde haciz görevini yapamayacağı için başlayan veya başlama ihtimali olan bir görev söz konusu değildir. Alacaklının talep etmesi ve masrafları yatırması halinde haciz için icra memurunun yetkisi doğacaktır, koşula bağlı bir yetki doğmadan bu yetkinin engellenmeye çalışılması mümkün değildir.
a- Dosyanın gösterilmemesine, borcun ödenmesi konusunda nasihat verilmesine ve talep olursa hacze yeniden gelineceğinin bildirilmesine kızan ve bunların etkisiyle kamu görevlisini yaptığı bu eylemlerden ötürü tehdit eden sanığın hareketlerinin TCK'nın 106/1. maddesinde yazılı suçun unsurlarını oluşturduğu ve mahkemenin kabulünün doğru olduğu.
b- Ek savunma hakkı verilmediğine yönelik bozma düşüncesi yönünden, sehven TCK'nın 106/1. maddesi yazılırken, TCK'nın 116/1. maddesi yazılmış sanık tehdit suçu yönünden savunmasını yapmış ve sehven yazım hatası nedeniyle sanığa ek savunma hakkı verilmediği, savunmasının kısıtlandığı düşüncesine katılmıyorum.
Belirtilen nedenlerden ötürü tehdit suçundan Mahkeme'nin kurduğu hükmün onanması gerektiği düşüncesindeyim.
Direnme eyleminin varlığı kabul edilirken failin fiilinde cebir ve tehdit unsurlarının somut olarak nasıl gerçekleştiğinin yargısal denetime elverişli şekilde gerekçelendirilmesi gerekir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2015/3 Esas ve 2015/2377 Karar sayılı ilamında, sanığın görev yerini değiştirme yetkisi bulunmayan kolluk görevlilerine yönelik eylemlerinde direnme suçunun cebir ve tehdit unsurlarının ne suretle oluştuğu tartışılmadan kurulan mahkûmiyet hükmünü yetersiz gerekçe sebebiyle bozmuştur. Bu itibarla kamu görevinin ifasını önlemeye matuf somut cebir veya tehdit içermeyen fiillerde direnme suçu vücut bulmaz.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2015/3, K. 2015/2377Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Tebliğname No : KD – 2011/269487
Görevi yaptırmamak için direnme suçundan sanık D.. K.. hakkında yapılan yargılama sonunda, mahkumiyetine dair Ankara Batı 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen 08.03.2011 tarih ve 2010/904 Esas 2011/209 Karar sayılı hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 05.11.2014 gün ve 2013/42403 Esas 2014/31816 Karar sayılı kararıyla;
"Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Alkollü araç kullanıp kırmızı ışık ihlali yapan sanığa görevli polis memurları tarafından alkol testi yapılmak istenmesine karşın sanığın alkometreye üflemeyi kabul etmeyip “sizi doğuya sürdüreceğim” biçiminde sözler söylediği olayda; sanığın polis memurlarının görev yerini değiştirme yetkisi olmadığı gözetilip, görevi yaptırmamak için direnme suçunun cebir ve tehdit öğelerinin nasıl oluştuğu tartışılıp denetime olanak sağlayacak şekilde açıklanmadan yetersiz gerekçeyle hüküm kurulması,
Kanuna aykırı ve sanık D.. K.. müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA" oy çokluğu ile karar verilmiştir.
I- İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25/12/2014 gün ve 2011/269487 sayılı yazısı ile;
"İtiraza konu uyuşmazlığın, görevli memura direnme suçunda sanığın eylemleri sonucunda cebir ve tehdit öğesinin gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkindir.
Görevli memura etkin direnme suçunda korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır
Madde de düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil, görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır.
Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse, fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Tehdit fiili, kişinin ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu, bilinç ve irade özgürlüğünü ihlal eden bir olgudur. Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli, yeterli ve uygun olması gerekir. Ayrıca tehdidin somut olayda muhatap üzerinde etkili olması şart değildir. Bu nedenle mağdurun korkup korkmadığının araştırılması gerekmez.
Tehdit suçunun manevi öğesi genel kasttan ibaret olup suçun yasal tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek işlenmesini ifade eder. Olayda tasarlamanın varlığı aranmadığı gibi, saikin de önemi yoktur.
TCK 106/1-2cümle kapsamında bulunan Tehdit suçunun tanımı mal varlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceği ileri sürülerek tehditte bulunulması halidir.
5237 sayılı TCK 106/1-2cümle, failin, mağdura ait bulunun mal varlığına yönelik haksız ve büyük zarara uğratacağından bahisle, yapılan tehditi suç saymıştır. Eylemin korkutucu nitelikte bulunmasının bir önemi bulunmamaktadır.
TCK 106/1-2 cümlede yazılı hukuki konulardan biriside, " sair kötülüktür" bu ibarenin kabul edilen anlamının, mağdura yönelik gerçekleşen tehdit eyleminin, bireyin yaşamı, vücüt dokunulmazlığını, cinsel dokunulmazlığını ile mal varlığı dışında kalan belirsiz nitelikte bulunan hukuksal bir değere yönelik olarak gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Bu eylemi gerçekleştiren failin ileri sürdüğü korkutucu yada tedirgin edici nitelikteki eylemlerini gerçekleştirme yetkisinin bulunup bulunmadığının aranmamaktadır
Tehdidin mağdurun belli menfaatine yönelmiş olmasının bir önemi bulunmamaktadır. mağdurun huzurunun bozulması yeterlidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, maddi olayda, sanık D.. K..'ın kullandığı sevk ve idaresinde bulunan araçla seyir halindeyken ana yolda kırmızı ışık ihlali yaptığını belirleyen görevli trafik ekibi işlem yapmak üzere sanığı durdurmak için peşinden takip ettikleri ve bir süre sonra aracın önüne geçerek durdurdukları yasal işlem yapmak ve aynı zamanda alkol testi için alkol metreyi üfletmeye çalıştıkları sırada sanık D.. K..'ın karşı çıkarak üflemeye kabul etmediği ve taşkınlık yaptığı karakola götürülme girişimine de direndiği ve müşteki görevli polis memuruna "sizi doğuya sürdüreceğim" diyerek mukavemet arz eden sözler sarf etmek şeklindeki eyleminde, sanığın, görevlilere karşı sarf ettiği sözlerin .basit tehdit niteliğinde olduğu, tehdidin kamu görevlisine yöneltildikten sonra, belli bir ağırlıkta olması yada görevli memuru korkutup caydırıcı nitelikte olması konusunda yasada herhangi bir açıklık bulunmamaktadır TCK 265/1 maddesinde yazılı tehdit öğesinin gerçekleşmesi için, tehdit eyleminin nitelikli yada basit olmasının bir önemi bulunmamaktadır. Ayrıca sanığın polis memurlarının görev yerini değiştirme atama yapma yetkisi yada nüfuz gücünün bulunup bulunmadığının tespiti gerekmemektedir. bu itibarla sanık D.. K..ın, kırmızı ışık ihlali neticesinde, hakkında yasal işlem yapmak üzere aracını durdurdukları sırada sanığın " sizi doğuya sürdüreceğim" şeklinde basit nitelikte tehdit içeren sözlerle görevlilere karşı direnen sanığın eyleminin TCK 265/1 maddesinde yazılı görevli memura etkin direnme suçunu oluşturduğu gözetilmeden ve Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 05/11/2014 gün ve 2013/42403 Esas, 2014/31816 Karar sayılı kararıyla sanığın polis memurlarının görev yerini değiştirme yetkisi olmadığı gözetilip, görevi yaptırmamak için direnme suçunun cebir ve tehdit öğelerinin nasıl oluştuğu tartışılıp denetime olanak sağlayacak şekilde açıklanmadan yetersiz gerekçeyle hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı görülerek hükmün bozulmasına ilişkin verilen kararın kaldırılarak Ankara Batı 3 Asliye Ceza Mahkemesinin 08/03/2011 tarih ve 2010/904 Esas ve 2011/209 Karar sayılı ilamıyla verilen mahkumiyet kararının onanmasına, karar verilmesi istemiyle anılan karara itiraz edilmiştir.
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya kapsamına göre,
1-İtirazımızın KABULÜNE,
2-Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 05/11/2014 gün ve 2013/42403 Esas, 2014/31816 Karar sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
3-Ankara Batı 3 Asliye Ceza Mahkemesinin 08/03/2011 tarih ve 2010/904 Esas ve 2011/209 Karar sayılı mahkumiyet kararının ONANMASINA,
4-İtirazımız yerinde görülmediği takdirde dosyanın incelenmek üzere, Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmesi, itirazen arz ve talep olunur." isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü:
II- İTİRAZIN KAPSAMI
İtiraz, görevi yaptırmamak için direnme suçundan, sanık D.. K.. hakkında verilen mahkumiyet kararının bozulmasına dair, Dairemizin 05/11/2014 tarihli kararına ilişkindir.
III- KARAR
Dairemizin 05.11.2014 tarih ve 2013/42403 Esas 2014/31816 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazları yerinde görülmediğinden REDDİNE, 6352 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanunun 308. maddesinin 3. fıkrası gereğince itirazı incelemek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 29.01.2015 tarihinde, üye Necati Meran'ın itirazın kabulü gerektiği yönündeki görüşü ve oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY:
Görevliye direnme suçunun görevin yapılmasını engellemek amacıyla cebir ve tehdit eylemiyle oluşması, "seni sürdüreceğim" ifadesinin TCK'nın 106/1-son cümlesinde öngörülen "bir kötülük edeceğinden bahisle" tehdit biçiminde bir suç olarak öngörülmesi, bu suçun ve dolayısıyla görevliye direnme suçunun, unsurlarının, muhatapta bir tedirginlik ya da korkutma sonucunu doğurup doğurmamasına ya da hafiflik veya ağırlığına bakılmaksızın objektif olarak sözü edilen olguyu gerçekleştireceğini söylemekle oluşması karşısında; sanığın, polis memurlarını görevini engellemek amacına dayalı olarak sürdürmekle tehdit etmesinin görevliye direnme suçunu oluşturduğu gözetilmeden, "polislerin görev yerini değiştirme yetkisi bulunmadığından" suçun oluşmadığı gerekçesiyle verilen bozma içerikli sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.
Cezayı Ağırlaştıran Nitelikli Hâller
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 265 metninde direnme fiilinin yöneldiği merci ve suçta yararlanılan vasıtalar çerçevesinde cezada artırım öngörülen nitelikli hâller düzenlenmiştir. Suçun yargı görevi yapan kişilere karşı işlenmesi durumunda, TCK m. 265/2 uyarınca faile iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir. Kanun koyucu bu fıkrada cezanın temel sınırlarını yükselterek yargısal faaliyetin yürütülmesini güvence altına almayı hedeflemiştir.
Eylemin gerçekleştirilme tarzına göre uygulanacak diğer artırım oranları da kanunda kademeli olarak belirlenmiştir. TCK m. 265/3 uyarınca suçun, kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle sokması suretiyle veya birden fazla kişi tarafından birlikte icra edilmesi durumunda belirlenen ceza üçte biri oranında yükseltilir. Direnme fiilinin silahla yahut var olan veya var sayılan suç örgütlerinin korkutucu gücünden yararlanılarak gerçekleştirilmesi hâlinde ise TCK m. 265/4 gereğince ceza yarı oranında artırılır.
Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama ve Görev Araçlarının Kötüye Kullanımı
Kamu görevlisinin engellenmesi sırasında uygulanan cebir eyleminin belirli ağırlığa ulaşması özel içtima kuralına bağlanmıştır. TCK m. 265/5 gereğince, görevi yaptırmamak için direnme suçunun işlenmesi esnasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin vuku bulması hâlinde fail hakkında hem görevi yaptırmamak için direnme suçundan hem de ağırlaşmış kasten yaralama fiilinden ötürü ayrı ayrı cezalandırma yoluna gidilir.
Direnme veya kamu idaresine yönelik suçun bizzat bir kamu görevlisi tarafından görevinin sağladığı imkânlarla işlenmesi de cezanın ağırlaştırılması sonucunu doğurur. TCK m. 266/1 hükmü gereğince, görevi gereği zilyetliğinde bulunan araç ve gereçleri bir suçun icrasında kullanan kamu görevlisi hakkında, suçun yasal tanımında kamu görevlisi sıfatı kurucu unsur olarak yer almıyorsa tayin edilecek ceza üçte biri oranında artırılır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 266Kaynağı aç
gereçleri bir suçun işlenmesi sırasında kullanan kamu görevlisi hakkında,
ilgili suçun tanımında kamu görevlisi sıfatı esasen göz önünde bulundurulmamış
ise, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır.
İKİNCİ
BÖLÜM
Adliyeye
Karşı Suçlar
İftira
İçtima Kuralları, Ek Savunma İlkesi ve İcra İşlemlerindeki Tehditler
Direnme kastıyla gerçekleştirilen tek bir eylemin birden çok kamu görevlisine yönelmesi hâlinde zincirleme suç hükümleri tatbik edilir. Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2015/8809 Esas ve 2016/91 Karar sayılı ilamında ifade edildiği üzere, sanıkların görevli kamu personeline karşı görevlerini yaptırmamak amacıyla tek bir fiille cebir ve tehditte bulunmaları durumunda aynı neviden fikri içtima oluştuğundan TCK m. 43/2 yollamasıyla cezada artırım yapılması zorunludur. TCK m. 43/1 uyarınca bir suç işleme kararının icrası kapsamında tek bir fiille aynı suçun birden fazla kişiye karşı işlenmesi durumunda ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Failin işlediği tek bir fiille birden fazla farklı suçun gerçekleşmesine sebebiyet vermesi hâlinde ise TCK m. 44/1 uyarınca en ağır cezayı gerektiren suçtan sorumluluk doğar.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 43Kaynağı aç
zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir
cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır.
Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli
şekilleri, aynı suç sayılır. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/6 md.) Mağduru
belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.
(2) Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi
durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır.
(3) Kasten öldürme, kasten yaralama,
işkence ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz.[5]
Fikri içtima
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 44Kaynağı aç
oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan
dolayı cezalandırılır.
ÜÇÜNCÜ
KISIM
Yaptırımlar
BİRİNCİ
BÖLÜM
Cezalar
Cezalar
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2015/8809, K. 2016/91Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Tebliğname No : 15 – 2013/334870
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : Terme Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 31/01/2013
NUMARASI : 2006/387 (E) ve 2013/82 (K)
SANIKLAR : M.. B.., A.. B.., İ.. Y..
SUÇ : Görevi yaptırmamak için direnme, kamu malına zarar verme, hakaret
Hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından tüm sanıkların; kamu malına zarar verme suçundan ise sanık Mustafa’nın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık M.. B.. müdafii ile sanıklar A.. B.. ve İ.. Y.. tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü.
Somut olayda; sanık Mustafa’nın, ekip otosunda bulunan görevli polis memurlarına taşkın davranışlarda bulunması üzerine müdahaleye gelen ek takviye ekibindeki polis memurlarını gören A.. B..’ın diğer sanık Mustafa ile birlikte şikayetçiler M.. D.. ile M.. S..’ye saldırarak onları yaraladıkları, müdahale edilememesi nedeniyle karakola giden her üç sanığın polis memurlarına sinkaflı sözlerle hakaret edip ölümle tehdit ettikleri anlaşıldığından; sanıklardan Mustafa’nın eylemlerinin görevi yaptırmamak için direnme, hakaret ve kamu malına zarar verme; A.. B.. ve İ.. Y..’in eylemlerinin ise hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarını oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanıkların görevi yaptırmamak için direnme suçunun yasal tanımında yer alan ve hukuksal anlamda tek bir fiili oluşturan tehdit ve cebir şeklindeki davranışlarını, görevini ifa eden kamu görevlilerine karşı görevlerini yaptırmamak için gerçekleştirmiş olmaları nedeniyle aynı nev’iden fikri içtimaın koşulları gerçekleşmiş bulunduğundan, sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 43/2. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklardan A.. B..’ın kendisine haksız yere ceza verildiğine, kardeşine yapılan müdahale üzerine polisleri uyarmaktan başka bir eyleminin bulunmadığına, üzerine atılı suçları işlemediğine ve diğer sanıkların herhangi bir sebebe dayanmayan temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 11.01.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kovuşturma safhasında kanuni artırım maddelerinin uygulanabilmesi adil yargılanma ve savunma hakkının korunmasıyla doğrudan bağlantılıdır. Kamu davasına dayanak iddianamede TCK m. 43 hükmünün uygulanması yönünde talepte bulunulmamışsa, sanığa 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 226 uyarınca ek savunma imkânı tanınmadan zincirleme suç nedeniyle ceza artırımı yapılamaz; aksi uygulama savunma hakkının kısıtlanmasını teşkil eder.
Kamu görevlisinin yerine getirdiği resmî görevi önlemeye matuf tehdit içerikli ifadeler genel tehdit suçu kapsamından ayrılarak direnme suçunu oluşturur. Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2018/3363 Esas ve 2019/15355 Karar sayılı ilamında değerlendirildiği üzere, icra dairesi yetkilisinin haciz yapacağını bildirmesi karşısında icra müdürüne yönelik adrese gelinemeyeceği, haczin gerçekleştirilemeyeceği ve gelinmesi hâlinde fiziki zarar verileceği biçimindeki sözlü engellemelerin genel tehdit suçunu değil, TCK m. 265 uyarınca görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir.
Cezanın Belirlenmesi, Bireyselleştirilmesi ve Erteleme Kuralları
Somut olayda mahkûmiyet hükmü kurulurken TCK m. 61/1 çerçevesinde; suçun işleniş tarzı, yararlanılan araçlar, eylemin zaman ve mekânı, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen tehlike veya zararın ağırlığı ile failin kasta dayalı kusur derecesi ve saiki dikkate alınarak alt ve üst sınırlar arasında temel ceza tayin edilir. Ardından TCK m. 61/5 uyarınca temel ceza üzerinden sırasıyla teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, şahsi indirim sebepleri ve takdiri indirim nedenleri uygulanarak netice ceza hesaplanır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 61Kaynağı aç
a) Suçun işleniş biçimini,
b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları,
c) Suçun işlendiği zaman ve yeri,
d) Suçun konusunun önem ve değerini,
e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını,
f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını,
g) Failin güttüğü amaç ve saiki,
Göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın
alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler.
(2) Suçun olası kastla ya da bilinçli taksirle işlenmesi nedeniyle
indirim veya artırım, birinci fıkra hükmüne göre belirlenen ceza üzerinden yapılır.
(3) Birinci fıkrada belirtilen hususların suçun unsurunu oluşturduğu
hallerde, bunlar temel cezanın belirlenmesinde ayrıca göz önünde bulundurulmaz.
(4) Bir suçun temel şekline nazaran daha ağır veya daha az cezayı
gerektiren birden fazla nitelikli hallerin gerçekleşmesi durumunda; temel
cezada önce artırma sonra indirme yapılır.
(5) Yukarıdaki fıkralara göre belirlenen ceza üzerinden sırasıyla
teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı
ve cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebeplere ilişkin hükümler ile
takdiri indirim nedenleri uygulanarak sonuç ceza belirlenir.
(6) Hapis cezasının süresi gün, ay ve yıl hesabıyla belirlenir. Bir gün,
yirmidört saat; bir ay, otuz gündür. Yıl, resmi takvime göre hesap edilir.
Hapis cezası için bir günün, adlî para cezası için bir Türk Lirasının
artakalanı hesaba katılmaz ve bu cezalar infaz edilmez.
(7) (Ek: 29/6/2005 – 5377/7 md.)Süreli hapis cezasını gerektiren
bir suçtan dolayı bu madde hükümlerine göre belirlenen sonuç ceza, otuz yıldan
fazla olamaz.
(8) (Ek: 29/6/2005 – 5377/7 md.)
Adlî para cezası hesaplanırken, bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve
bireyselleştirilmesine yönelik artırma ve indirimler, gün üzerinden yapılır.
Adlî para cezası, belirlenen sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı
ödeyebileceği miktarın çarpılması suretiyle bulunur.
(9) (Ek: 6/12/2006 – 5560/1 md.) Adlî para cezasının seçimlik ceza
olarak öngörüldüğü suçlarda bu cezaya ilişkin gün biriminin alt sınırı, o suç
tanımındaki hapis cezasının alt sınırından az; üst sınırı da, hapis cezasının
üst sınırından fazla olamaz.
(10) Kanunda açıkça yazılmış olmadıkça cezalar ne artırılabilir, ne
eksiltilebilir, ne de değiştirilebilir.[18][19]
Takdiri indirim nedenleri
Sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının infazı cezanın ertelenmesi yoluyla yerine getirilebilir. TCK m. 51/1 gereğince iki yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm edilen kimsenin cezası mahkemece ertelenebilir; suçun işlendiği tarihte failin on sekiz yaşını ikmal etmemiş veya altmış beş yaşını tamamlamış bulunması hâlinde erteleme üst sınırı üç yıl olarak uygulanır. Erteleme hükmünün tatbiki için sanığın geçmişte kasıtlı bir suç dolayısıyla üç aydan fazla hapis cezası almamış olması ve duruşma sürecindeki pişmanlık durumuna göre tekrar suç işlemeyeceği hususunda mahkemede olumlu kanaatin doğması gerekir. Cezası ertelenen kişi hakkında TCK m. 51/3 uyarınca mahkûmiyet süresinden az olmamak koşuluyla bir yıldan üç yıla kadar denetim süresi öngörülür.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 51Kaynağı aç
hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. Bu sürenin üst
sınırı, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını
bitirmiş olan kişiler bakımından üç yıldır. Ancak, erteleme kararının verilebilmesi
için kişinin;
a) Daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına
mahkûm edilmemiş olması,
b) Suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık
dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması,
gerekir.
(2) Cezanın ertelenmesi, mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen
iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi
koşuluna bağlı tutulabilir. Bu durumda, koşul gerçekleşinceye kadar cezanın
infaz kurumunda çektirilmesine devam edilir. Koşulun yerine getirilmesi
halinde, infaz hâkimi kararıyla hükümlü infaz kurumundan derhal salıverilir.[9]
(3) Cezası ertelenen hükümlü hakkında, bir yıldan az, üç yıldan fazla
olmamak üzere, bir denetim süresi belirlenir. Bu sürenin alt sınırı, mahkûm
olunan ceza süresinden az olamaz.
(4) Denetim süresi içinde;
a) Bir meslek veya sanat sahibi
olmayan hükümlünün, bu amaçla bir eğitim programına devam etmesine,
b) Bir meslek veya sanat sahibi
hükümlünün, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra
eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına,
c) Onsekiz yaşından küçük olan hükümlülerin, bir meslek veya sanat
edinmelerini sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkanı da bulunan bir
eğitim kurumuna devam etmesine,
mahkemece karar verilebilir.
(5) Mahkeme, denetim süresi içinde hükümlüye rehberlik edecek bir uzman
kişiyi görevlendirebilir. Bu kişi, kötü alışkanlıklardan kurtulmasını ve
sorumluluk bilinciyle iyi bir hayat sürmesini temin hususunda hükümlüye öğütte
bulunur; eğitim gördüğü kurum yetkilileri veya nezdinde çalıştığı kişilerle
görüşerek, istişarelerde bulunur; hükümlünün davranışları, sosyal uyumu ve
sorumluluk bilincindeki gelişme hakkında üçer aylık sürelerle rapor
düzenleyerek infaz hâkimine verir.9
(6) Mahkeme, hükümlünün kişiliğini ve sosyal durumunu göz önünde
bulundurarak, denetim süresinin herhangi bir yükümlülük belirlemeden veya uzman
kişi görevlendirmeden geçirilmesine de karar verebilir.
(7) Hükümlünün denetim süresi içinde
kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, infaz
hâkiminin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi halinde; ertelenen cezanın
kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine infaz hâkimliğince karar
verilir.[10]
(8) Denetim süresi yükümlülüklere uygun veya iyi halli olarak geçirildiği
takdirde, ceza infaz edilmiş sayılır.
Adlî para cezası
Tekerrür, Görevli Mahkeme ve Dava Zamanaşımı
Geçmişte işlenen bir suçtan dolayı kurulan mahkûmiyet hükmü kesinleştikten sonra yasal süreler içinde yeni bir suçun icra edilmesi hâlinde TCK m. 58/1 uyarınca tekerrür hükümleri uygulanır; bu uygulamanın doğması için önceki cezanın tamamen infaz edilmiş bulunması şartı aranmaz. TCK m. 58/2 uyarınca tekerrür; önceki ceza beş yıldan fazla hapis mahkûmiyeti içeriyorsa infazdan itibaren beş yıl, beş yıl veya daha az hapis ile adlî para cezasına mahkûmiyet hâllerinde ise infazın ardından üç yıl geçtikten sonra işlenen suçlar bakımından uygulanamaz. Fiilin işlendiği sırada on sekiz yaşını doldurmamış çocukların işlediği suçlar yönünden ise TCK m. 58/5 gereği tekerrür hükümleri işletilmez.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 58Kaynağı aç
kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde, tekerrür hükümleri
uygulanır. Bunun için cezanın infaz edilmiş olması gerekmez.
(2) Tekerrür hükümleri, önceden işlenen suçtan dolayı;
a) Beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet halinde, bu cezanın
infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl,
b) Beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezasına mahkûmiyet
halinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl,
geçtikten sonra işlenen suçlar dolayısıyla uygulanmaz.
(3) Tekerrür halinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik
olarak hapis cezası ile adlî para cezası öngörülmüşse, hapis cezasına hükmolunur.
(4) Kasıtlı suçlarla taksirli suçlar ve sırf askerî suçlarla diğer suçlar
arasında tekerrür hükümleri uygulanmaz. Kasten öldürme, kasten yaralama, yağma,
dolandırıcılık, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile parada veya
kıymetli damgada sahtecilik suçları hariç olmak üzere; yabancı ülke
mahkemelerinden verilen hükümler tekerrüre esas olmaz.
(5) Fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişilerin
işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanmaz.
(6) Tekerrür halinde hükmolunan ceza,
mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilir. Ayrıca, mükerrir hakkında
cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.
(7) Mahkûmiyet kararında, hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz
rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı
belirtilir.
(8) Mükerrirlerin mahkûm olduğu cezanın infazı ile denetimli serbestlik
tedbirinin uygulanması, kanunda gösterilen şekilde yapılır.
(9) Mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra
denetimli serbestlik tedbirinin, itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi veya
örgüt mensubu suçlu hakkında da uygulanmasına hükmedilir.
Sınır dışı edilme
Tekerrürün hukuki sonuçları mahkûmiyet türünü ve cezanın çektirilme usulünü doğrudan etkiler. TCK m. 58/3 gereğince, tekerrür hâlinde sonraki suça ilişkin maddede seçimlik olarak hapis cezası ile adlî para cezası öngörülmüşse mahkemenin hapis cezasına hükmetmesi kanuni zorunluluktur. Ayrıca TCK m. 58/6 uyarınca tekerrür uygulanan sanık hakkında hükmolunan hapis cezası mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infaz edilir ve cezanın çektirilmesinin ardından hükümlü denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulur.
Görevi yaptırmamak için direnme suçu kanun gereği uzlaştırma kapsamında kalan suçlardan değildir; müştekilerle anlaşma sağlansa dahi kamu davası yürütülmeye devam eder. 5235 sayılı Kanun m. 11 ve 12 hükümleri uyarınca ağır ceza mahkemelerinin görev alanı dışındaki işlerde genel görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir; suçun suça sürüklenen çocuklar tarafından işlenmesi durumunda ise yargılama çocuk mahkemelerince gerçekleştirilir. Dava zamanaşımı bakımından TCK m. 66/1 hükümleri geçerli olup; kanunda beş yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıllık, beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezası öngörülen suç tiplerinde ise on beş yıllık zamanaşımı süresi uygulanır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 66Kaynağı aç
kamu davası;
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,
c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda
yirmi yıl,
d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda
onbeş yıl,
e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını
gerektiren suçlarda sekiz yıl,
geçmesiyle düşer.
(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını
doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup
da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin
geçmesiyle kamu davası düşer.
(3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller
itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur.
(4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun
kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları
gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır.
(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/8
md.) Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece
bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı
süresi yeni baştan işlemeye başlar.
(6) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs
halinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda
kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara
karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından
işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye
başlar.
(7) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış
müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların
yurt dışında işlenmesi halinde dava zamanaşımı uygulanmaz.
Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi
5235 sayılı ADLÎ YARGI İLK DERECE MAHKEMELERİ İLE BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YETKİLERİ HAKKINDA KANUN m. 11Kaynağı aç
üzere, sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan
dava ve işlere asliye ceza mahkemelerince bakılır.[8]
Ağır ceza mahkemesinin görevi
5235 sayılı ADLÎ YARGI İLK DERECE MAHKEMELERİ İLE BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YETKİLERİ HAKKINDA KANUN m. 12Kaynağı aç
Kanunların ayrıca görevli kıldığı
hâller saklı kalmak üzere, Türk Ceza Kanununda yer alan yağma (m. 148), irtikâp
(m. 250/1 ve 2), resmî belgede sahtecilik (m. 204/2), (…)[9] hileli iflâs (m. 161)
suçları, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dört, Beş, Altı ve Yedinci
Bölümünde tanımlanan suçlar (318, 319, 324, 325 ve 332 nci maddeler hariç) ve
12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun kapsamına giren
suçlar dolayısıyla açılan davalar ile ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet
hapis ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve
işlere bakmakla ağır ceza mahkemeleri görevlidir. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtayın
yargılayacağı kişilere ilişkin hükümler, askerî mahkemelerin görevlerine
ilişkin hükümler ile çocuklara özgü kovuşturma hükümleri saklıdır.
Diğer ceza mahkemelerinin görevleri
Görevi yaptırmamak için direnme suçunda görevli mahkeme hangisidir?
Bu suça ilişkin kamu davalarında görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir; failin fiil tarihinde çocuk olması hâlinde kovuşturma çocuk mahkemelerinde yürütülür.
Görevi yaptırmamak için direnme suçu uzlaşmaya tabi midir?
Hayır, görevi yaptırmamak için direnme suçu uzlaşma usulüne tabi suçlardan olmadığından taraflar arasında uzlaşma sağlansa bile soruşturma ve kovuşturma işlemlerine devam edilir.
Görevi yaptırmamak için direnme suçu tüzel kişilerce işlenebilir mi?
Hayır, görevi yaptırmamak için direnme suçu tüzel kişiler tarafından işlenemez; ceza yaptırımı yalnızca suçu icra eden gerçek kişilere uygulanır.
Direnme sırasında kasten yaralama meydana gelirse ayrıca ceza verilir mi?
Direnme fiilinin icrası esnasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda faile hem direnme suçundan hem de kasten yaralama hükümlerinden dolayı ceza verilir.
Görevi yaptırmamak için direnme cezasında tekerrür hükümleri nasıl işler?
Daha önce kasıtlı bir mahkûmiyeti kesinleşen kişinin bu suçu işlemesi hâlinde ceza mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infaz edilir; kanunda hapis veya para cezası seçimlikse hapis zorunlu kılınır ve infaz sonrası denetimli serbestlik uygulanır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

