Kamu görevlisinin görev nedeniyle uğradığı zarar idareden istenebilir. Bu istem için idari yargıda dava açılır. Zarar, idarenin kusurundan doğabileceği gibi mesleki riskin veya görev riskinin bulunduğu bir olayda idareye yüklenebilecek bir kusur olmasa da ortaya çıkabilir. Her iki durumda da görevlinin maddi ve manevi kaybının, idarenin mali sorumluluğu çerçevesinde karşılanması gerekir. Hangi esasın uygulanacağı, olayda kusurun bulunup bulunmadığına ve görev ile zarar arasındaki bağa göre belirlenir.
Mali sorumluluğun anayasal dayanağı
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinin son fıkrasına göre idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Danıştay 10. Dairenin 4.10.2001 tarihli, E. 2001/40, K. 2001/3396 sayılı kararının gerekçesinde de aynı hüküm yer alır. Ödeme yükümlülüğü, idarenin kendi eyleminden ve işleminden doğan zarara bağlanır. Görev sırasında oluşan kaybın kusur esasına mı yoksa risk esasına mı bağlanacağı, bu cümlenin ötesinde olayın niteliğine göre ayrıca değerlendirilir.
2709 sayılı TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI m. 125Kaynağı aç
Danıştay 10. Daire, E. 2001/40, K. 2001/3396Kaynağı aç
Anayasa'nın 125. maddesi, idarenin eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunu açık tutar. Kamu hizmetleriyle ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklarda milli veya milletlerarası tahkim yoluyla çözüm öngörülebilir. Milletlerarası tahkime ancak uyuşmazlık yabancılık unsuru taşıyorsa gidilebilir. Yüksek Askerî Şûranın terfi işlemleri ve kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma dışında kalan ilişik kesme kararlarına karşı yargı yolu açıktır. Yargı denetimi hukuka uygunlukla sınırlıdır; yerindelik denetimi yapılamaz. Yargı kararı, yürütme görevinin kanunda gösterilen biçim ve esaslara uygun yerine getirilmesini daraltamaz, idari bir eylem ya da işlem yerine geçemez ve takdir yetkisini ortadan kaldıramaz.
Hizmet kusuruna ilişkin iki ölçü
Hizmet kusuru için bir tanım, belirli bir kamu görevlisine yüklenebilen kişisel kusurdan doğmayan bozukluğu esas alır. Buna göre kamu hizmeti görülürken veya bu hizmet sebebiyle, hizmetin bizzat kuruluşunda, işleyişinde ya da teşkilatında görülen aksaklık, bozukluk, düzensizlik, eksiklik ve sakatlık hizmet kusurudur. Danıştay 10. Dairenin E. 2001/40, K. 2001/3396 sayılı bozma gerekçesi başka bir ölçü kullanır. Bu gerekçeye göre, yasalarla verilen kamu hizmetinin işlemesi için örgütü kurmak, personeli ve araç gereci hizmetin gereklerine uygun hazırlamakla yükümlü idare, hizmeti yürüten personelin görev sırasındaki eylem ve işlemine ilişkin kişisel kusurundan doğan zararın tazmininden sorumludur. Gerekçe, bu kişisel kusurun hizmet kusurunu oluşturacağını idare hukukunun bilinen ilkeleri arasında esas almıştır. İlk ölçü kişisel kusuru hizmet kusurunun dışında bırakır. İkinci ölçü, görev sırasında gerçekleşen kişisel kusuru hizmet kusuruna bağlar. İki ölçü yan yana durur ve bunlardan biri diğerinin yerine tek kesin tanım yapılmaz.
Kusursuz sorumluluk ve risk ilkesi
İdarenin davranışı ile meydana gelen zarar arasında nedensellik bağı varsa, kusur şartı aranmaksızın idarenin sorumlu tutulması kusursuz sorumluluk olarak adlandırılır. Bu sorumluluk iki ilkeye dayanır. Bunlar tehlike ilkesi, diğer adıyla risk sorumluluğu ile fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesi, yani kamu külfetleri karşısında eşitliktir.
Görevden kaynaklanan zararlarda idarenin sorumluluğu genellikle tehlike veya risk ilkesine dayandırılır. Genellikle kaydı, her görev zararının yalnız bu ilkeyle sonuçlanacağı anlamına gelmez. Kayıp, idarenin kusurundan da doğabilir. Özellikle mesleki riskin ve görev riskinin söz konusu olduğu durumlarda, idareye yüklenebilecek bir kusur bulunmasa da kamu görevlisinin maddi ve manevi kaybı ortaya çıkabilir. Kusurun bulunduğu durumda da kusurun bulunmadığı bu durumda da kaybın idarenin mali sorumluluğu çerçevesinde karşılanması gerekir.
Tehlike veya risk ilkesi, niteliği gereği tehlikeli ve riskli kamu hizmetinde görev alan kamu görevlisini kapsar. Görevi nedeniyle tehlikeye ve riske maruz kalan kamu görevlisi de bu kapsamdadır. Bu kişilerin anılan görevleri nedeniyle uğradıkları zararın, idarenin kusursuz sorumluluğu çerçevesinde idarece tazmin edilmesi gerekir.
Risk ilkesinin uygulanabildiği durumda idare, kusuru olmasa da oluşan zarardan sorumludur. Sorumluluğun asgari şartı, idari eylem yönünden ve görevden kaynaklanan zarar bakımından, görev ile zarar arasında illiyet bağının bulunmasıdır. Zararın kamu görevlisinin kendi davranışından veya üçüncü bir kişinin davranışından kaynaklanması illiyet bağını kesebilir. Bağın kesilmesi, idarenin sorumluluğunu kısmen veya tamamen ortadan kaldırabilir. Bu sonuç her davranışta kendiliğinden doğmaz.
Kolluk mensupları ve diğer kamu personeli
2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun, kolluk mensuplarının görevleri yüzünden uğradıkları zararların tazmin edilmesine yönelik düzenlemeler içerir. Kanunun kapsamına girmeyen kamu personelinin görev sebebiyle karşılaştığı kayıp ve zararlar da idarenin sorumluluğu içinde idare tarafından karşılanmalıdır. Kapsam dışındaki personel, bu nedenle tazmin isteminin dışında bırakılmaz.
2330 sayılı Kanun kapsamındaki ödemeler uğranılan zararı gidermeye yetmezse, kolluk mensuplarının da idarenin sorumluluğuna ilişkin genel hükümler çerçevesinde talepte bulunma ve dava açma hakkı vardır. İdarenin başvuru üzerine yaptığı ödemeler ile 2330 sayılı Kanun ve ilgili diğer mevzuat uyarınca yaptığı ödemeler yetersiz görüldüğünde tam yargı davası açılabilir. Mahkeme tazminat istemini karara bağlarken, idarece yapılan ödemeleri ve sağlanan mali ile sosyal hakları dikkate alır.
Zararın tespiti ve idareye başvuru
Görev nedeniyle uğranılan zarar için tam yargı davası açılır. Kamu görevlisi görevinden dolayı kayba uğradığında, oluşan zarar mümkünse önce resmi olarak tespit ettirilmelidir. Tespitin hemen yapılması mümkün değilse, yargılama sırasında mahkeme kararıyla da zarar tespiti yaptırılabilir.
Tazminat, zarara sebep olan olayın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl içinde ilgili idareden istenmelidir. İstem, her hâlde olayın üzerinden beş yıl geçmeden de yapılmış olmalıdır. Başvuru, her iki süre birlikte gözetilerek ilgili idareye yöneltilir.
İdare tazmin talebini kısmen veya tamamen reddederse dava yolu gündeme gelir. Cevap verilmemesi suretiyle oluşan zımni ret de aynı sonucu doğurur. Bu hâllerde dava açma süresi içinde görevli ve yetkili idare mahkemesinde tam yargı davası açılmalıdır.
Tam yargı davasında görev ve yetki
Tam yargı davalarında, aksi özel kanunlarda düzenlenmedikçe ve belirtilmedikçe, görevli mahkemeler idare mahkemeleridir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 36. maddesi, idari sözleşmelerden doğanlar dışında kalan tam yargı davalarında yetkili mahkemeyi sırasıyla düzenler. Sırada önce, zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili idari mahkeme gelir. Zarar bayındırlık ve ulaştırma gibi bir hizmetten veya idarenin herhangi bir eyleminden doğmuşsa, hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yer idari mahkemesi yetkilidir. Hizmet ve eylem örnekleri gibi ifadesiyle verilmiştir. Sıradaki diğer hâllerde yetkili mahkeme, davacının ikametgahının bulunduğu yer idari mahkemesidir. Görev zararının hangi basamakta kalacağı, zararın bir idari uyuşmazlıktan mı, belirli bir hizmet veya idari eylemden mi yoksa bunlar dışında bir hâlden mi doğduğuna bağlıdır.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 36Kaynağı aç
Karakolda silahla yaralanmaya uygulanan kusur ölçüsü
Danıştay 10. Dairenin E. 2001/40, K. 2001/3396 sayılı kararına konu olay, 22.7.1999 günü saat 17.30'da aynı karakolda gerçekleşmiştir. Resmi üniforma içindeki bir polis memuru, grup amirinin odasında tabancasıyla ateş etmiştir. Ateş, davacı polisin ve başka bir polis memurunun yaralanmasına, grup amirinin ise ölümüne sebep olmuştur. Ceza yargılamasında, ateş eden polis memurunun suçun işlendiği sırada ceza ehliyetini kaldıracak derecede paranoid şizofreni bulunduğu saptanmıştır. Ceza tertibine yer olmadığına ve akıl hastanesinde muhafaza ve tedavi altına alınmasına karar verilmiştir. Bu tespitler, anılan davanın maddi olayı ve ceza yargılamasındaki sonucuyla sınırlıdır.
İdare mahkemesi, ateş eden polis memurunun önceden tedavi gördüğüne veya karakolda huzursuzluk bulunduğuna dair kanıt olmadığını kabul etmiştir. Olayın o andaki psikolojik durumdan kaynaklandığı gerekçesiyle idarenin hizmet kusurundan söz edilemeyeceği sonucuna varmış ve davanın reddine karar vermiştir.
Danıştay 10. Daire, genel güvenliğin sağlanmasına ilişkin kamu hizmetini yürüten idarenin bu olayda tazmin sorumluluğunu gerekçede kabul etmiştir. Sorumluluk, hizmetin gereği gibi yürütülmesini sağlayacak personelin kişisel kusurundan doğan maddi ve manevi zararı kapsar. Daire, yaralanan polisin kendisi ile eşi ve çocuklarının duyduğu elem ve üzüntünün değerlendirilmesini gerekli görmüştür. Bu üzüntü için tatmin aracı olarak manevi tazminat verilmesi gerektiğini bozma gerekçesinde ifade etmiştir. İdare mahkemesinin ret gerekçesi dairece esas alınmamıştır.
Daire, temyiz istemini 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bularak kabul etmiştir. Madde, temyiz incelemesinde bozmayı üç sebeple düzenler: işe görev veya yetki dışında bakılması, kararın hukuka aykırı olması ve usul uygulanırken kararı etkileyebilecek nitelikte hata ya da eksiklik bulunması. İdare mahkemesi kararının bozulmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere mahkemeye gönderilmesine 4.10.2001 tarihinde oybirliğiyle hükmedilmiştir.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 49Kaynağı aç
Yetki kullanılırken işlenen kusur ve rücu davası
Anayasa'nın 129. maddesi, memurun ve diğer kamu görevlisinin yetkisini kullanırken işlediği kusurdan doğan tazminat davasını düzenler. Bu dava, görevliye rücu kaydıyla ve kanunun gösterdiği biçim ile şartlara uyularak yalnız idareye karşı açılabilir.
2709 sayılı TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI m. 129Kaynağı aç
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 19/12/2016 tarihli, E. 2016/13068, K. 2016/12322 sayılı kararı, idareye ait aracın devrilmesi sonucu yolcu olarak bulunan kişinin öldüğü bir olaya ilişkindir. Davacı idare, ölenin yakınlarına ödeme yapıldığını ve davalının kazada araç komutanı olduğunu ileri sürmüştür. Ödenen bedelin davalıdan rücuen tazminini talep etmiştir. Bu bölüm, karardaki davacı iddiasıdır. Daire, bu iddiayı kabul edip bedelin tahsiline hükmetmemiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2016/13068, K. 2016/12322Kaynağı aç
Bozma gerekçesine göre davalı, ölümle biten trafik kazasında araç komutanıdır. İdarece düzenlenen idari tahkikat raporunda, araç komutanının şoförün hız limitini aşmasına engel olmadığı belirtilmiştir. Daire, bu nedenle davalıya husumet yöneltilmesini doğru bulmuştur. Değerlendirme pasif husumetle sınırlıdır. Davalının kusuru sabit kabul edilmemiş ve rücu bedelinin tahsiline karar verilmemiştir.
Asliye hukuk mahkemesi, 12/04/2016 günlü kararla davayı pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddetmiştir. Yargıtay, mahkemenin işin esasına girmesini, davalının olaydaki kusurunu incelemesini ve diğer delilleri toplamasını gerekli görmüştür. Bu incelemeden sonra oluşa uygun bir karar verilmesi gerekirken pasif husumet yokluğu nedeniyle ret verilmesini bozma nedeni saymıştır. Temyiz edilen karar, 19/12/2016 gününde oybirliğiyle bozulmuştur. Kusur incelemesi ilk derece mahkemesine bırakılmıştır.
Sık sorulan sorular
Görev nedeniyle uğranılan zarar kimden istenir?
Zarar idareden istenir ve bu istem için idari yargıda dava açılır. İstem, idarenin mali sorumluluğu çerçevesinde ileri sürülür. Zarar idarenin kusurundan doğabileceği gibi, görev riskinde idareye yüklenebilecek kusur olmasa da ortaya çıkabilir.
İdareye başvuru için süre ne kadardır?
Başvuru, zarara sebep olan olayın öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde olay tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye yapılır. Süre içinde tazminat istenmesi gerekir.
Başvuru reddedilirse hangi dava açılır?
Kısmi ret, tam ret veya cevap verilmemesinden doğan zımni ret hâlinde tam yargı davası açılır. Dava, dava açma süresi içinde görevli ve yetkili idare mahkemesinde açılmalıdır.
Kusur bulunmazsa idare sorumlu olur mu?
Tehlike veya risk ilkesinin uygulanabildiği durumda idare, kusuru olmasa da sorumlu olabilir. Bunun asgari şartı görev ile zarar arasındaki illiyet bağıdır. Zarar görevlinin veya üçüncü kişinin davranışından doğmuşsa bu bağ kesilebilir ve sorumluluk kısmen veya tamamen kalkabilir.
Hizmet kusuru tek bir ölçüye mi bağlıdır?
Hayır. Bir ölçü, hizmetin kuruluşu, işleyişi veya teşkilatındaki ve belirli görevliye yüklenemeyen bozukluğu hizmet kusuru sayar. Danıştay 10. Dairenin anılan bozma gerekçesi ise görev sırasındaki kişisel kusuru hizmet kusuruna bağlar. Bu iki ölçü tek kesin tanıma indirgenmez.
Kolluk mensubuna yapılan ödeme dava hakkını kaldırır mı?
Hayır. 2330 sayılı Kanun kapsamındaki ödeme zararı karşılamaya yetmezse genel hükümler çerçevesinde talep ve dava hakkı sürer. Tam yargı davasında mahkeme, yapılan ödemeler ile sağlanan mali ve sosyal hakları tazminatı karara bağlarken dikkate alır.
Tam yargı davasında yetkili mahkeme neresidir?
İdari sözleşmelerden doğanlar dışındaki tam yargı davalarında yetkili mahkeme, 2577 sayılı Kanun'un 36. maddesindeki sıraya göre belirlenir. Zarar bayındırlık ve ulaştırma benzeri bir hizmetten ya da idarenin herhangi bir eyleminden doğmuşsa yetkili idari mahkeme, hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yer mahkemesidir. Diğer hâllerde davacının ikametgahındaki idari mahkeme yetkilidir.
Karakoldaki silahlı yaralanma davası nasıl sonuçlanmıştır?
Danıştay 10. Daire, idare mahkemesinin ret kararını bozmuş ve dosyayı yeniden karar verilmek üzere mahkemeye göndermiştir. Gerekçede idarenin maddi ve manevi zararı tazmin sorumluluğu ile manevi tazminat verilmesi gerektiği belirtilmiş, belirli bir tutara hükmedilmemiştir.
Araç komutanına açılan rücu davası kabul edilmiş midir?
Hayır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, pasif husumet yokluğu nedeniyle verilen usulden ret kararını bozmuştur. Kusurun incelenmesi ilk derece mahkemesine bırakılmış, rücu bedelinin tahsiline hükmedilmemiştir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

