Görev Nedeniyle Maruz Kalınan Zararlarda İdarenin Sorumluluğu

by Avukat Erdal Ersoy
Görev Nedeniyle Maruz Kalınan Zararlarda İdarenin Sorumluluğu

Kamu görevlisinin görev nedeniyle uğradığı zarar idareden istenebilir. Bu istem için idari yargıda dava açılır. Zarar, idarenin kusurundan doğabileceği gibi mesleki riskin veya görev riskinin bulunduğu bir olayda idareye yüklenebilecek bir kusur olmasa da ortaya çıkabilir. Her iki durumda da görevlinin maddi ve manevi kaybının, idarenin mali sorumluluğu çerçevesinde karşılanması gerekir. Hangi esasın uygulanacağı, olayda kusurun bulunup bulunmadığına ve görev ile zarar arasındaki bağa göre belirlenir.

Mali sorumluluğun anayasal dayanağı

2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinin son fıkrasına göre idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Danıştay 10. Dairenin 4.10.2001 tarihli, E. 2001/40, K. 2001/3396 sayılı kararının gerekçesinde de aynı hüküm yer alır. Ödeme yükümlülüğü, idarenin kendi eyleminden ve işleminden doğan zarara bağlanır. Görev sırasında oluşan kaybın kusur esasına mı yoksa risk esasına mı bağlanacağı, bu cümlenin ötesinde olayın niteliğine göre ayrıca değerlendirilir.

2709 sayılı TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI m. 125Kaynağı aç
Madde 125 – İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. (Ek hüküm: 13/8/1999-4446/2 md.) Kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde bunlardan doğan uyuşmazlıkların milli veya milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesi öngörülebilir. Milletlerarası tahkime ancak yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar için gidilebilir. (…) (Ek cümle: 7/5/2010-5982/11 md.) (…)[68] Yüksek Askerî Şûranın terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma hariç her türlü ilişik kesme kararlarına karşı yargı yolu açıktır. İdari işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirim tarihinden başlar. (Değişik birinci cümle: 7/5/2010-5982/11 md.) Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez. İdari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir. Kanun, olağanüstü hallerde, (…)[69] seferberlik ve savaş halinde ayrıca milli güvenlik, kamu düzeni, genel sağlık nedenleri ile yürütmenin durdurulması kararı verilmesini sınırlayabilir. İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. C. İdarenin kuruluşu 1. Merkezi idare
Danıştay 10. Daire, E. 2001/40, K. 2001/3396Kaynağı aç
10. Daire         2001/40 E.  ,  2001/3396 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2001/40 Karar No : 2001/3396 Temyiz Eden (Davacılar) : … Vekili : … Karşı Taraf (Davalı) : İçişleri Bakanlığı – ANKARA İstemin Özeti : … … Merkez Polis Karakolunda polis memuru olarak görev yapan davacılardan …'ın karakolda polis memuru arkadaşlarından …'in tabancayla ateş etmesi sonucu yaralanması ve tedavi sırasında duyulan elem ve üzüntüden dolayı toplam 13 milyar lira manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açılan dava sonucunda, … İdare Mahkemesince davanın reddi yolunda verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın temyizen incelenip bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir. D.Tetkik Hakimi : … Düşüncesi : Polis memuru olarak görev yapan davacının aynı karakolda görev yapan diğer bir polis memuru tarafından yaralandığı anlaşılmaktadır. İdarenin, yasalarla verilen kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi için örgütü kurmak, personel, araç ve gereci hazırlamakla yükümlü olduğu tartışmasızdır. Genel güvenliğin sağlanması hizmetinin yürütülmesini sağlayan personelinin görevi sırasında yaptığı eylem ve işlemlere ilişkin kişisel kusurun hizmet kusurunu oluşturacağı ve idarenin bu zararların tazmini ile sorumlu tutulacağı idare hukuku ilkesi gereğidir. Davacının görevi sırasında idarenin ajanı tarafından yaralandığı dikkate alındığında personelin kişisel kusuru sonucu meydana gelen zararın idareye hizmet kusuru ilkesi gereği tazmin yükümlülüğünü getireceğinden, davacıların manevi tazminat taleplerinin bu doğrultuda değerlendirilmesi gerekirken idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen idare mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı : … Düşüncesi : İdari hizmetlerin görülmesi sırasında görev ile ilgili genel külfetler dışında kamu görevlilerinin uğradıkları zararların eylem ile zararlı sonuç arasında nedensellik bağının bulunması koşuluyla objektif sorumluluk esaslarına göre hizmetin sahibi idarelerce tazmini gerekir. Aksi halde, bu hizmetlerin yürütülmesi sırasında oluşan zararların bir veya birkaç kişiye yükletilmesi söz konusu olur ki; buna da ne eşitlik, ne de hakkaniyet ve nasafet kuralları izin verir. Nitekim, T.C. Anayasası'nın 125.maddesi son fıkrası ve 2577 sayılı Yasa'nın 2.maddesinin 1.bendi (b) fıkrası hükümlerine göre ayrıca kusur şartı aranmadığından zararın objektif sorumluluk esasına göre hizmetin sahibi idarece karşılanması gerekir. Bu durumda, olay ile zarar arasında nedensellik bağının bulunması tazmin borcunun doğması için yeterlidir. Dava ve temyiz dosyasının incelenmesinden; … … Merkez Polis Karakolunda polis memuru olarak görev yapan davacılardan …'ın, karakolda 22.7.1999 tarihinde meydana gelen ve polis memuru arkadaşlarından …'in bilinmeyen bir sebeple tabancayla ateş etmesi sonucu yaralandığı açık bulunduğundan, davacıların bu yüzden uğradıkları zararlarına karşılık tazminata hükmedilmesi gerekmektedir. Karakolda görev yapan başka bir polis memurunun psikolojik durumundan kaynaklanan ve idarenin hizmet kusuru bulunmadığı olayda idareyi manevi tazminat ödemekle yükümlü tutmaya olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır. Belirtilen nedenle, davacıların temyiz isteminin kabulüyle, temyize konu İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince gereği düşünüldü: Dava, aynı karakolda görev yaptığı bir meslektaşının ateş etmesi sonucu davacılardan …'ın yaralanmasından ve tedavisi sırasında duydukları elem ve üzüntüden dolayı kendisi için 4.000.000.000.-TL. eşi için 3.000.000.000.-TL. ve çocukları için toplam 6.000.000.000.-TL. manevi tazminatın olayın meydana geldiği tarihten itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle açılmıştır. İdare mahkemesince, davalı idarenin ağır hizmet kusurundan sözedebilmek için idarenin sanık polis memurunun psikolojik bir rahatsızlığının olduğunu bilmesi ve bilerek aktif polis olarak istihdam etmesi ve görev yaptığı karakolda ölüm ve yaralama olayı ile sonuçlanabilecek bir huzursuzluğun intikal etmiş olması gerektiği, ancak dosyadaki bilgi ve belgelere göre sanık polis memurunun önceden tedavi gördüğüne yada karakolda huzursuzluk bulunduğuna dair bir kanıtın olmadığı, tamamen sanık polis memurunun o anki psikolojik durumundan kaynaklanan olaydan dolayı idarenin hizmet kusurundan söz etmeye olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacılar, hukuka uygun olmadığı iddiasıyla anılan idare mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedirler. Dava dosyasının incelenmesinden, davacıyla aynı karakolda görevli polis memurunun resmi üniformalı olarak 22.7.1999 tarihinde saat 17.30'da grup amirinin odasında tabancayla ateş etmek suretiyle davacı … ile birlikte bir başka polis memurunun yaralanmasına, grup amirinin ölümüne sebebiyet verdiği, ceza yargılaması sırasında Adli Tıp Kurumunca yapılan incelemede sanık polisin suçun işlendiği sırada ceza ehliyetini kaldıracak derecede paranoid şizofren olduğu saptandığından ceza tertibine yer olmadığına ve akıl hastanesinde muhafaza ve tedavi altına alınmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Anayasanın 125.maddesinin son fıkrasında, "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." hükmü yer almıştır. Yasalarla kendilerine verilen kamu hizmetinin işlemesini sağlayacak örgütü kurmak, personel ve araç gereci hizmet gereklerine uygun şekilde hazırlamakla yükümlü olan idarenin, hizmeti yürüten personelinin görevi sırasında yaptığı eylem ve işlemlere ilişkin kişisel kusurunun hizmet kusurunu oluşturacağı ve zararın tazminiyle sorumlu tutulacağı, idare hukukunun bilinen ilkelerindendir. Polis memuru olan davacının karakolda bir başka polis memurunun tabancayla ateş etmesi sonucu yaralandığı, bu halde, genel güvenliğin sağlanmasına ilişkin kamu hizmetini yürüten davalı idarenin, bu hizmetin gereği gibi yürütülmesini sağlayacak personelinin kişisel kusuru sonucu uğranılan maddi ve manevi zararı tazmin sorumluluğu bulunduğu açıktır. Bu durumda, davacılardan …'ın yaralanması nedeniyle kendisi ve diğer davacılar eşi ve çocuklarının duyduğu elem ve üzüntü değerlendirilerek bir tatmin aracı olarak manevi tazminat verilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı Yasanın 49.maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının bozulmasına yeniden karar verilmek üzere dosyanın anılan mahkemeye gönderilmesine 4.10.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Anayasa'nın 125. maddesi, idarenin eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunu açık tutar. Kamu hizmetleriyle ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklarda milli veya milletlerarası tahkim yoluyla çözüm öngörülebilir. Milletlerarası tahkime ancak uyuşmazlık yabancılık unsuru taşıyorsa gidilebilir. Yüksek Askerî Şûranın terfi işlemleri ve kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma dışında kalan ilişik kesme kararlarına karşı yargı yolu açıktır. Yargı denetimi hukuka uygunlukla sınırlıdır; yerindelik denetimi yapılamaz. Yargı kararı, yürütme görevinin kanunda gösterilen biçim ve esaslara uygun yerine getirilmesini daraltamaz, idari bir eylem ya da işlem yerine geçemez ve takdir yetkisini ortadan kaldıramaz.

Hizmet kusuruna ilişkin iki ölçü

Hizmet kusuru için bir tanım, belirli bir kamu görevlisine yüklenebilen kişisel kusurdan doğmayan bozukluğu esas alır. Buna göre kamu hizmeti görülürken veya bu hizmet sebebiyle, hizmetin bizzat kuruluşunda, işleyişinde ya da teşkilatında görülen aksaklık, bozukluk, düzensizlik, eksiklik ve sakatlık hizmet kusurudur. Danıştay 10. Dairenin E. 2001/40, K. 2001/3396 sayılı bozma gerekçesi başka bir ölçü kullanır. Bu gerekçeye göre, yasalarla verilen kamu hizmetinin işlemesi için örgütü kurmak, personeli ve araç gereci hizmetin gereklerine uygun hazırlamakla yükümlü idare, hizmeti yürüten personelin görev sırasındaki eylem ve işlemine ilişkin kişisel kusurundan doğan zararın tazmininden sorumludur. Gerekçe, bu kişisel kusurun hizmet kusurunu oluşturacağını idare hukukunun bilinen ilkeleri arasında esas almıştır. İlk ölçü kişisel kusuru hizmet kusurunun dışında bırakır. İkinci ölçü, görev sırasında gerçekleşen kişisel kusuru hizmet kusuruna bağlar. İki ölçü yan yana durur ve bunlardan biri diğerinin yerine tek kesin tanım yapılmaz.

Kusursuz sorumluluk ve risk ilkesi

İdarenin davranışı ile meydana gelen zarar arasında nedensellik bağı varsa, kusur şartı aranmaksızın idarenin sorumlu tutulması kusursuz sorumluluk olarak adlandırılır. Bu sorumluluk iki ilkeye dayanır. Bunlar tehlike ilkesi, diğer adıyla risk sorumluluğu ile fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesi, yani kamu külfetleri karşısında eşitliktir.

Görevden kaynaklanan zararlarda idarenin sorumluluğu genellikle tehlike veya risk ilkesine dayandırılır. Genellikle kaydı, her görev zararının yalnız bu ilkeyle sonuçlanacağı anlamına gelmez. Kayıp, idarenin kusurundan da doğabilir. Özellikle mesleki riskin ve görev riskinin söz konusu olduğu durumlarda, idareye yüklenebilecek bir kusur bulunmasa da kamu görevlisinin maddi ve manevi kaybı ortaya çıkabilir. Kusurun bulunduğu durumda da kusurun bulunmadığı bu durumda da kaybın idarenin mali sorumluluğu çerçevesinde karşılanması gerekir.

Tehlike veya risk ilkesi, niteliği gereği tehlikeli ve riskli kamu hizmetinde görev alan kamu görevlisini kapsar. Görevi nedeniyle tehlikeye ve riske maruz kalan kamu görevlisi de bu kapsamdadır. Bu kişilerin anılan görevleri nedeniyle uğradıkları zararın, idarenin kusursuz sorumluluğu çerçevesinde idarece tazmin edilmesi gerekir.

Risk ilkesinin uygulanabildiği durumda idare, kusuru olmasa da oluşan zarardan sorumludur. Sorumluluğun asgari şartı, idari eylem yönünden ve görevden kaynaklanan zarar bakımından, görev ile zarar arasında illiyet bağının bulunmasıdır. Zararın kamu görevlisinin kendi davranışından veya üçüncü bir kişinin davranışından kaynaklanması illiyet bağını kesebilir. Bağın kesilmesi, idarenin sorumluluğunu kısmen veya tamamen ortadan kaldırabilir. Bu sonuç her davranışta kendiliğinden doğmaz.

Kolluk mensupları ve diğer kamu personeli

2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun, kolluk mensuplarının görevleri yüzünden uğradıkları zararların tazmin edilmesine yönelik düzenlemeler içerir. Kanunun kapsamına girmeyen kamu personelinin görev sebebiyle karşılaştığı kayıp ve zararlar da idarenin sorumluluğu içinde idare tarafından karşılanmalıdır. Kapsam dışındaki personel, bu nedenle tazmin isteminin dışında bırakılmaz.

2330 sayılı Kanun kapsamındaki ödemeler uğranılan zararı gidermeye yetmezse, kolluk mensuplarının da idarenin sorumluluğuna ilişkin genel hükümler çerçevesinde talepte bulunma ve dava açma hakkı vardır. İdarenin başvuru üzerine yaptığı ödemeler ile 2330 sayılı Kanun ve ilgili diğer mevzuat uyarınca yaptığı ödemeler yetersiz görüldüğünde tam yargı davası açılabilir. Mahkeme tazminat istemini karara bağlarken, idarece yapılan ödemeleri ve sağlanan mali ile sosyal hakları dikkate alır.

Zararın tespiti ve idareye başvuru

Görev nedeniyle uğranılan zarar için tam yargı davası açılır. Kamu görevlisi görevinden dolayı kayba uğradığında, oluşan zarar mümkünse önce resmi olarak tespit ettirilmelidir. Tespitin hemen yapılması mümkün değilse, yargılama sırasında mahkeme kararıyla da zarar tespiti yaptırılabilir.

Tazminat, zarara sebep olan olayın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl içinde ilgili idareden istenmelidir. İstem, her hâlde olayın üzerinden beş yıl geçmeden de yapılmış olmalıdır. Başvuru, her iki süre birlikte gözetilerek ilgili idareye yöneltilir.

İdare tazmin talebini kısmen veya tamamen reddederse dava yolu gündeme gelir. Cevap verilmemesi suretiyle oluşan zımni ret de aynı sonucu doğurur. Bu hâllerde dava açma süresi içinde görevli ve yetkili idare mahkemesinde tam yargı davası açılmalıdır.

Tam yargı davasında görev ve yetki

Tam yargı davalarında, aksi özel kanunlarda düzenlenmedikçe ve belirtilmedikçe, görevli mahkemeler idare mahkemeleridir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 36. maddesi, idari sözleşmelerden doğanlar dışında kalan tam yargı davalarında yetkili mahkemeyi sırasıyla düzenler. Sırada önce, zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili idari mahkeme gelir. Zarar bayındırlık ve ulaştırma gibi bir hizmetten veya idarenin herhangi bir eyleminden doğmuşsa, hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yer idari mahkemesi yetkilidir. Hizmet ve eylem örnekleri gibi ifadesiyle verilmiştir. Sıradaki diğer hâllerde yetkili mahkeme, davacının ikametgahının bulunduğu yer idari mahkemesidir. Görev zararının hangi basamakta kalacağı, zararın bir idari uyuşmazlıktan mı, belirli bir hizmet veya idari eylemden mi yoksa bunlar dışında bir hâlden mi doğduğuna bağlıdır.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 36Kaynağı aç
Madde 36 – İdari sözleşmelerden doğanlar dışında kalan tam yargı davalarında yetkili mahkeme, sırasıyla: a) Zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili, b) Zarar, bayındırlık ve ulaştırma gibi bir hizmetten veya idarenin herhangi bir eyleminden doğmuş ise, hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yer, c) Diğer hallerde davacının ikametgahının bulunduğu yer. İdari mahkemesidir. Vergi uyuşmazlıklarında yetki:[28]

Karakolda silahla yaralanmaya uygulanan kusur ölçüsü

Danıştay 10. Dairenin E. 2001/40, K. 2001/3396 sayılı kararına konu olay, 22.7.1999 günü saat 17.30'da aynı karakolda gerçekleşmiştir. Resmi üniforma içindeki bir polis memuru, grup amirinin odasında tabancasıyla ateş etmiştir. Ateş, davacı polisin ve başka bir polis memurunun yaralanmasına, grup amirinin ise ölümüne sebep olmuştur. Ceza yargılamasında, ateş eden polis memurunun suçun işlendiği sırada ceza ehliyetini kaldıracak derecede paranoid şizofreni bulunduğu saptanmıştır. Ceza tertibine yer olmadığına ve akıl hastanesinde muhafaza ve tedavi altına alınmasına karar verilmiştir. Bu tespitler, anılan davanın maddi olayı ve ceza yargılamasındaki sonucuyla sınırlıdır.

İdare mahkemesi, ateş eden polis memurunun önceden tedavi gördüğüne veya karakolda huzursuzluk bulunduğuna dair kanıt olmadığını kabul etmiştir. Olayın o andaki psikolojik durumdan kaynaklandığı gerekçesiyle idarenin hizmet kusurundan söz edilemeyeceği sonucuna varmış ve davanın reddine karar vermiştir.

Danıştay 10. Daire, genel güvenliğin sağlanmasına ilişkin kamu hizmetini yürüten idarenin bu olayda tazmin sorumluluğunu gerekçede kabul etmiştir. Sorumluluk, hizmetin gereği gibi yürütülmesini sağlayacak personelin kişisel kusurundan doğan maddi ve manevi zararı kapsar. Daire, yaralanan polisin kendisi ile eşi ve çocuklarının duyduğu elem ve üzüntünün değerlendirilmesini gerekli görmüştür. Bu üzüntü için tatmin aracı olarak manevi tazminat verilmesi gerektiğini bozma gerekçesinde ifade etmiştir. İdare mahkemesinin ret gerekçesi dairece esas alınmamıştır.

Daire, temyiz istemini 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bularak kabul etmiştir. Madde, temyiz incelemesinde bozmayı üç sebeple düzenler: işe görev veya yetki dışında bakılması, kararın hukuka aykırı olması ve usul uygulanırken kararı etkileyebilecek nitelikte hata ya da eksiklik bulunması. İdare mahkemesi kararının bozulmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere mahkemeye gönderilmesine 4.10.2001 tarihinde oybirliğiyle hükmedilmiştir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 49Kaynağı aç
Madde 49 – (Değişik: 18/6/2014-6545/22 md.) 1. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay; a) Kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onar. b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar. 2. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay; a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması, sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozar. 3. Kararların kısmen onanması ve kısmen bozulması hâllerinde kesinleşen kısım Danıştay kararında belirtilir. 4. Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır. 5. Temyize konu edilen kararı veren ya da karara katılan hâkim aynı davanın temyiz incelemesinde görev alamaz. Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem:

Yetki kullanılırken işlenen kusur ve rücu davası

Anayasa'nın 129. maddesi, memurun ve diğer kamu görevlisinin yetkisini kullanırken işlediği kusurdan doğan tazminat davasını düzenler. Bu dava, görevliye rücu kaydıyla ve kanunun gösterdiği biçim ile şartlara uyularak yalnız idareye karşı açılabilir.

2709 sayılı TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI m. 129Kaynağı aç
Madde 129 – Memurlar ve diğer kamu görevlileri Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlüdürler. Memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez. (Değişik üçüncü fıkra: 7/5/2010-5982/13 md.) Disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz. Silahlı Kuvvetler mensupları ile hakimler ve savcılar hakkındaki hükümler saklıdır. Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir. Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında işledikleri iddia edilen suçlardan ötürü ceza kovuşturması açılması, kanunla belirlenen istisnalar dışında, kanunun gösterdiği idari merciin iznine bağlıdır. E. Yükseköğretim kurumları ve üst kuruluşları 1. Yükseköğretim kurumları

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 19/12/2016 tarihli, E. 2016/13068, K. 2016/12322 sayılı kararı, idareye ait aracın devrilmesi sonucu yolcu olarak bulunan kişinin öldüğü bir olaya ilişkindir. Davacı idare, ölenin yakınlarına ödeme yapıldığını ve davalının kazada araç komutanı olduğunu ileri sürmüştür. Ödenen bedelin davalıdan rücuen tazminini talep etmiştir. Bu bölüm, karardaki davacı iddiasıdır. Daire, bu iddiayı kabul edip bedelin tahsiline hükmetmemiştir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2016/13068, K. 2016/12322Kaynağı aç
4. Hukuk Dairesi         2016/13068 E.  ,  2016/12322 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 22/07/2015 gününde verilen dilekçe ile alacak istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine dair verilen 12/04/2016 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili, … Bakanlığına ait … plakalı aracın hakkındaki dava tefrik edilen …'in sevk ve idaresinde iken davalı …'ın araç komutanı olarak bulunduğunu, aracın devrilmesi sonucunda yolcu olarak bulunan …'ün öldüğünü, ölenin yakınları tarafından açılan tazminat davası sonucunda ölenin yakınlarına ödeme yapıldığını, davalının bahse konu kazada müvekkili Bakanlığın tazminat ödemesine sebebiyet verdiğini belirterek ödenen bedelin rücuen tazminine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı … davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir. Rücuya konu olayın oluş şekline göre davalının ölümle biten trafik kazasında araç komutanı olduğu ve davacı kurum tarafından düzenlenen idari tahkikat raporunda araç komutanının şoförün hız limitini aşmasına engel olmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalıya husumet yöneltilmesi doğrudur. Mahkemece işin esasına girilerek davalının hadisedeki kusur durumu incelenip diğer deliller de toplandıktan sonra oluşa uygun bir karar verilmesi gerekirken davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen kararın, yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA 19/12/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bozma gerekçesine göre davalı, ölümle biten trafik kazasında araç komutanıdır. İdarece düzenlenen idari tahkikat raporunda, araç komutanının şoförün hız limitini aşmasına engel olmadığı belirtilmiştir. Daire, bu nedenle davalıya husumet yöneltilmesini doğru bulmuştur. Değerlendirme pasif husumetle sınırlıdır. Davalının kusuru sabit kabul edilmemiş ve rücu bedelinin tahsiline karar verilmemiştir.

Asliye hukuk mahkemesi, 12/04/2016 günlü kararla davayı pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddetmiştir. Yargıtay, mahkemenin işin esasına girmesini, davalının olaydaki kusurunu incelemesini ve diğer delilleri toplamasını gerekli görmüştür. Bu incelemeden sonra oluşa uygun bir karar verilmesi gerekirken pasif husumet yokluğu nedeniyle ret verilmesini bozma nedeni saymıştır. Temyiz edilen karar, 19/12/2016 gününde oybirliğiyle bozulmuştur. Kusur incelemesi ilk derece mahkemesine bırakılmıştır.

Sık sorulan sorular

Görev nedeniyle uğranılan zarar kimden istenir?

Zarar idareden istenir ve bu istem için idari yargıda dava açılır. İstem, idarenin mali sorumluluğu çerçevesinde ileri sürülür. Zarar idarenin kusurundan doğabileceği gibi, görev riskinde idareye yüklenebilecek kusur olmasa da ortaya çıkabilir.

İdareye başvuru için süre ne kadardır?

Başvuru, zarara sebep olan olayın öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde olay tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye yapılır. Süre içinde tazminat istenmesi gerekir.

Başvuru reddedilirse hangi dava açılır?

Kısmi ret, tam ret veya cevap verilmemesinden doğan zımni ret hâlinde tam yargı davası açılır. Dava, dava açma süresi içinde görevli ve yetkili idare mahkemesinde açılmalıdır.

Kusur bulunmazsa idare sorumlu olur mu?

Tehlike veya risk ilkesinin uygulanabildiği durumda idare, kusuru olmasa da sorumlu olabilir. Bunun asgari şartı görev ile zarar arasındaki illiyet bağıdır. Zarar görevlinin veya üçüncü kişinin davranışından doğmuşsa bu bağ kesilebilir ve sorumluluk kısmen veya tamamen kalkabilir.

Hizmet kusuru tek bir ölçüye mi bağlıdır?

Hayır. Bir ölçü, hizmetin kuruluşu, işleyişi veya teşkilatındaki ve belirli görevliye yüklenemeyen bozukluğu hizmet kusuru sayar. Danıştay 10. Dairenin anılan bozma gerekçesi ise görev sırasındaki kişisel kusuru hizmet kusuruna bağlar. Bu iki ölçü tek kesin tanıma indirgenmez.

Kolluk mensubuna yapılan ödeme dava hakkını kaldırır mı?

Hayır. 2330 sayılı Kanun kapsamındaki ödeme zararı karşılamaya yetmezse genel hükümler çerçevesinde talep ve dava hakkı sürer. Tam yargı davasında mahkeme, yapılan ödemeler ile sağlanan mali ve sosyal hakları tazminatı karara bağlarken dikkate alır.

Tam yargı davasında yetkili mahkeme neresidir?

İdari sözleşmelerden doğanlar dışındaki tam yargı davalarında yetkili mahkeme, 2577 sayılı Kanun'un 36. maddesindeki sıraya göre belirlenir. Zarar bayındırlık ve ulaştırma benzeri bir hizmetten ya da idarenin herhangi bir eyleminden doğmuşsa yetkili idari mahkeme, hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yer mahkemesidir. Diğer hâllerde davacının ikametgahındaki idari mahkeme yetkilidir.

Karakoldaki silahlı yaralanma davası nasıl sonuçlanmıştır?

Danıştay 10. Daire, idare mahkemesinin ret kararını bozmuş ve dosyayı yeniden karar verilmek üzere mahkemeye göndermiştir. Gerekçede idarenin maddi ve manevi zararı tazmin sorumluluğu ile manevi tazminat verilmesi gerektiği belirtilmiş, belirli bir tutara hükmedilmemiştir.

Araç komutanına açılan rücu davası kabul edilmiş midir?

Hayır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, pasif husumet yokluğu nedeniyle verilen usulden ret kararını bozmuştur. Kusurun incelenmesi ilk derece mahkemesine bırakılmış, rücu bedelinin tahsiline hükmedilmemiştir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu