Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti Suçu ile Cezası

by Avukat Erdal Ersoy
Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti Suçu ile Cezası

Göçmen kaçakçılığı ile insan ticareti, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda ayrı hükümlerle düzenlenen iki farklı suç tipidir. Göçmen kaçakçılığı fiili; doğrudan veya dolaylı maddi menfaat sağlama gayesiyle yasal olmayan yollardan bir yabancının ülkeye sokulması, ülkede kalmasının temin edilmesi yahut bir Türk vatandaşının veya yabancının yurt dışına çıkmasına imkân verilmesi suretiyle işlenir. İnsan ticareti suçu ise kişilerin zorla çalıştırılması, hizmet ettirilmesi, fuhşa sürüklenmesi, esarete tâbi kılınması veya organlarının temin edilmesi gayeleriyle cebir, tehdit, şiddet, nüfuz suiistimali, aldatma veya çaresizlikten faydalanarak ülkeye sokulması, çıkarılması, tedarik edilmesi, nakli, sevki ya da barındırılması fiilleriyle vücut bulur.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 79Kaynağı aç
Madde 79- (1) Doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddi menfaat
elde etmek maksadıyla, yasal olmayan yollardan;
a) Bir yabancıyı ülkeye sokan veya ülkede kalmasına imkan sağlayan,
b) Türk vatandaşı veya yabancının yurt dışına çıkmasına imkan sağlayan,
Kişi, beş yıldan
sekiz yıla kadar hapis ve bin günden onbin güne kadar adlî para cezası
ile cezalandırılır. (Ek cümle: 22/7/2010 – 6008/6 md.) Suç, teşebbüs
aşamasında kalmış olsa dahi, tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur.[29][30]
(2) (Ek fıkra: 22/7/2010 – 6008/6 md.) Suçun, mağdurların;
a) Hayatı bakımından bir tehlike oluşturması,
b) Onur kırıcı bir muameleye maruz bırakılarak işlenmesi,
hâlinde, verilecek ceza yarısından üçte ikisine kadar artırılır.
(3) (Değişik:6/12/2019-7196/56 md.) Bu suçun; birden fazla kişi
tarafından birlikte işlenmesi halinde verilecek ceza yarısına kadar, bir
örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde verilecek ceza yarısından bir
katına kadar artırılır.
(4) Bu suçun bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde,
tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
İnsan ticareti
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 80Kaynağı aç
Madde 80- (1) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/3 md.) Zorla
çalıştırmak, hizmet ettirmek, fuhuş yaptırmak veya esarete tâbi kılmak ya da
vücut organlarının verilmesini sağlamak maksadıyla tehdit, baskı, cebir veya
şiddet uygulamak, nüfuzu kötüye kullanmak, kandırmak veya kişiler üzerindeki
denetim olanaklarından veya çaresizliklerinden yararlanarak rızalarını elde
etmek suretiyle kişileri ülkeye sokan, ülke dışına çıkaran, tedarik eden,
kaçıran, bir yerden başka bir yere götüren veya sevk eden ya da barındıran
kimseye sekiz yıldan oniki yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para
cezası verilir.
(2) Birinci fıkrada belirtilen amaçlarla girişilen ve suçu oluşturan fiiller
var olduğu takdirde, mağdurun rızası geçersizdir.
(3) Onsekiz yaşını doldurmamış olanların birinci fıkrada belirtilen
maksatlarla tedarik edilmeleri, kaçırılmaları, bir yerden diğer bir yere
götürülmeleri veya sevk edilmeleri veya barındırılmaları hallerinde suça ait
araç fiillerden hiçbirine başvurulmuş olmasa da faile birinci fıkrada
belirtilen cezalar verilir.
(4) Bu suçlardan dolayı tüzel kişiler hakkında da güvenlik tedbirine hükmolunur.
İKİNCİ
KISIM
Kişilere
Karşı Suçlar
BİRİNCİ
BÖLÜM
Hayata
Karşı Suçlar
Kasten öldürme

Göçmen Kaçakçılığı Suçunun Şartları ve Temel Cezası

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 79. maddesinin birinci fıkrası gereğince, doğrudan doğruya veya dolaylı yoldan maddi kazanç elde etme maksadıyla, yasalara aykırı biçimde bir yabancıyı ülkeye sokan, yabancının ülkede kalmasını sağlayan ya da bir Türk vatandaşının veya yabancı kişinin yurt dışına geçişine imkân veren failler beş yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile bin günden on bin güne kadar adlî para cezasına çarptırılır.

Göçmen kaçakçılığı suçu bakımından kanun koyucu özel bir teşebbüs kuralı benimsemiştir. 5237 sayılı TCK m. 79/1 hükmü gereğince, icra hareketlerine başlanmış ancak eylem teşebbüs aşamasında kalmış olsa dahi fail hakkında suç tamamlanmış gibi ceza tayin edilir. Bu yasal düzenleme karşısında eylemin neticesiz kalması durumunda TCK m. 35 hükmünde düzenlenen genel teşebbüs indiriminden yararlanılamaz.

Yargıtay 18. Ceza Dairesi, E. 2015/4, K. 2015/108Kaynağı aç
18. Ceza Dairesi         2015/4 E.  ,  2015/108 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve üye olma, göçmen kaçakçılığı, resmi ve özel belgede sahtecilik, başkalarına ait kimlik bilgilerini kullanma
HÜKÜMLER : Sanıklar …,.hakkında göçmen kaçakçılığı suçundan mahkumiyet ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması,
Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik ve başkasına ait kimlik bilgilerini kullanma suçundan mahkumiyet,
Sanık … hakkında göçmen kaçakçılığı suçundan mahkumiyet,
Sanık … hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme, göçmen kaçakçılığı, resmi ve özel belgede sahtecilik suçlarından mahkumiyet,
Sanıklar …, hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme ile göçmen kaçakçılığı suçundan mahkumiyet,
Sanıklar …, hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma ve göçmen kaçakçılığı suçundan mahkumiyet,
TEMYİZ EDENLER : Cumhuriyet savcısı, sanıklar … ve … müdafileri ile sanıklar …, ve …
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
22.11.2012 tarihli temyiz dilekçesinin reddine dair karar sanık …’a 23.11.2012 tarihinde usulüne uygun tebliğ edilmiş olmasına karşın, sanığın 16.01.2013 tarihinde CMUK'nın 315/2. maddesinde öngörülen süreden sonra olan temyiz talebinin anılan Kanunun 317. maddesi gereğince REDDİNE,
Diğer sanıklar yönünden temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-Sanıklar …, Mır
Jafar Hosseını (…), … hakkında göçmen kaçakçılığı suçundan kurulan hükümlere ilişkin incelemede;
CMK’nın 231. maddesinin 5. bendi gereğince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar aynı maddenin 12. bendi uyarınca itiraza tabi olup temyizinin mümkün bulunmadığı anlaşıldığından, tebliğnameye uygun olarak, Cumhuriyet savcısının temyiz davası isteği hakkında bir KARAR VERMEYE YER OLMADIĞINA ve anılan hükümler yönünden dosyanın incelenmeksizin karar mahkemesine GERİ GÖNDERİLMESİNE,
2-Sanık … hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve göçmen kaçakçılığı ile sanıklar … ve … hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesinde;
Göçmen kaçakçılığı suçunu işlemek amacıyla kurulan örgütün yöneticisi olan sanık … hakkında TCK'nın 205/5. maddesi uyarınca örgütün faliyeti çerçevesinde işlenen tüm göçmen kaçakçılığı suçlarından mahkumiyet kararının verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanıklara yükletilen suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme, üye olma ve göçmen kaçakçılığı eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak;
5237 sayılı TCK'nın 53/1-(c) maddesinde yer alan hak yoksunluğunun kapsamı açısından anılan Kanun maddesinin 3. fıkrası hükmünün gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanıkların temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası tebliğnameye aykırı olarak, 5237 sayılı TCK'nın 53/1(c) maddesinde yer alan hak yoksunluğunun “sanıkların kendi altsoyu üzerindekilerle sınırlı olmak üzere” koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması biçiminde DÜZELTİLEREK başkaca yönleri Kanununa uygun bulunan hükümlerin, bu bağlamda ONANMASINA,
3-Sanıklar … ve … hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve göçmen kaçakçılığı, sanık … hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme, göçmen kaçakçılığı, resmi ve özel belgede sahtecilik, sanıklar … ve … hakkında ise göçmen kaçakçılığı suçlarından hükmolunan mahkumiyet hükümlerine ilişki temyizlere gelince;
a-Amaçlanan suçları işlemede kolaylık sağladığı için işlenmesi amaçlanan suçlar açısından hazırlık hareketi niteliğinde olan örgütün içinde yer alan faillerle örgüt arasında, örgütün idaresini kolaylaştıran ve örgütü ayakta tutup iş bölümü, süreklilik, disiplin gibi olguların sağlayıcısı olan hiyerarşik ilişkinin varlığının zorunlu olduğu, faillerin örgütteki konumlarına göre, yönetici veya üye olarak nitelendirilerek, örgütü sevk ve idare eden failin yönetici, örgütün amaçları doğrultusunda hiyerarşik yapısına dahil olan failin ise doğrudan örgüt üyesi olarak kabul edileceği nazara alındığında;
Oluş, iletişim tespit tutanakları ve tüm dosya kapsamına göre, sanıklar …, … ve …’ın göçmen kaçakçılığı suçunu işlemek amacıyla kurulmuş olan örgütü sevk ve idare ettiklerine ya da anılan örgütle organik bağ içerisinde olup hiyerarşik yapısına dahil olduklarına ve yine anılan örgütün faaliyeti kapsamında göçmen kaçakçılığı suçu işlediklerine dair kuşkudan uzak kesin ve inandırıcı kanıt elde edilemediği gözetilmeden, sanıklar … ve …’ın suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve göçmen kaçakçılığı suçlarından beraatleri yerine yazılı biçimde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
b-10.12.2010 tarihli bilirkişi raporu içeriği de dikkate alındığında … adına düzenlenmiş “schengen vizesi talep formu” ile “…Plastik San. ve Tic. Ltd. Şti Vergi Levhası”nın özel belge niteliğinde olduğu ve özel belgede sahtecilik suçunun da sahte belgelerin kullanılması ile oluşacağı nazara alındığında, 25.08.2010 günü… Cumhuriyeti Büyükelçiliği önünde dava konusu belgeleri kullanmadan yakalandığı anlaşılan sanık …’ın unsurları oluşmayan sahtecilik suçlarından beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
Aynı tarihte ele geçen dava konusu belgelerin farklı tarihlerde düzenlendiğine dair kanıt bulunmadığı ve bu nedenle TCK’nın 44. maddesi de gözetilerek sahtecilik suçundan bir kez mahkumiyet hükmü kurulması yerine yazılı biçimde iki kez mahkumiyet hükmü kurulması,
c-Dosya kapsamına göre, sanık … hakkında mahkumiyetine konu 30.07.2010 tarihli göçmen kaçakçılığı eylemi nedeniyle…. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/407 esasında, sanık … hakkında mahkumiyetine konu 23.07.2010 tarihli göçmen kaçakçılığı eylemi nedeniyle …. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/577 esasında ayrıca yargılamaların da yapıldığının, sanık … hakkında ise mahkumiyetine konu 30.09.2010 tarihli göçmen kaçakçılığı eylemi nedeniyle … Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/7963 sayılı hazırlık dosyası üzerinden soruşturmanın yürütüldüğünün anlaşılması karşısında, anılan dava ve soruşturmaların akıbeti araştırılarak aynı olaya ilişkin olup olmadığının belirlenmesi bakımından dosyaların aslı ya da onaylı sureti getirtilip incelendikten sonra mükerrer dava olup olmadığı araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma sonucu sanıklar … ve … hakkında göçmen kaçakçılığı suçundan yazılı biçimde mahkumiyet hükmü kurulması,
Kabule göre de;
Sanıklar … ve … hakkındaki göçmen kaçakçılığı suçlarının tarihi itibariyle, 25.07.2010 tarih ve 27652 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6008 sayılı Kanunun 6. maddesiyle değişik TCK'nın 79/1. maddesine eklenen cümle gereği sanıkların teşebbüs aşamasında kalan eylemlerinin tamamlanmış suç gibi cezalandırılmasının gerektiği gözetilmeden tayin olunan temel cezadan TCK'nın 35. maddesi uyarınca indirim yapılmak suretiyle sanıklar … ve … hakkında eksik ceza tayini,
Kanuna aykırı ve Cumhuriyet savcısı, sanıklar … müdafii ile sanıklar …, …, …, …’ın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 09/04/2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Göçmen Kaçakçılığı Suçunda Cezayı Artıran Haller

Suçun icrası sırasında mağdurların can güvenliğinin tehlikeye atılması yahut eylemin kişileri onur kırıcı bir muameleye maruz bırakacak şartlar altında gerçekleştirilmesi halinde verilecek ceza TCK m. 79/2 uyarınca yarısından üçte ikisine kadar artırılır.

Eylemin birden fazla kişi tarafından müştereken gerçekleştirilmesi durumunda verilecek ceza yarısına kadar artırılır. Suçun bir örgüt faaliyeti doğrultusunda işlenmesi durumunda ise ceza artırımı yarı oranından bir katına kadar uygulanır.

Göçmen kaçakçılığının bir tüzel kişinin faaliyetleri kapsamında işlenmesi halinde, TCK m. 79/4 uyarınca tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirleri uygulanır. Bunun yanında, görevi dolayısıyla tasarrufunda bulundurduğu araç ve gereçleri bu suçun icrasında kullanan kamu görevlileri hakkında, suçun temel kanuni tanımında kamu görevlisi sıfatı kurucu unsur veya ağırlatıcı sebep sayılmadığından, TCK m. 266/1 gereğince belirlenen ceza üçte bir oranında artırılır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 266Kaynağı aç
Madde 266- (1) Görevi gereği olarak elinde bulundurduğu araç ve
gereçleri bir suçun işlenmesi sırasında kullanan kamu görevlisi hakkında,
ilgili suçun tanımında kamu görevlisi sıfatı esasen göz önünde bulundurulmamış
ise, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır.
İKİNCİ
BÖLÜM
Adliyeye
Karşı Suçlar
İftira

İnsan Ticareti Suçu ve Yasal Yaptırımı

5237 sayılı Kanun'un 80. maddesinin birinci fıkrası uyarınca; kişileri zorla çalıştırmak, hizmet ettirmek, fuhuş yaptırmak, esarete tâbi kılmak ya da vücut organlarının alınmasını sağlamak amacıyla hareket eden failler cezalandırılır. Bu maksatlarla tehdit, baskı, cebir veya şiddet kullanarak, nüfuzu kötüye kullanarak, kandırarak yahut kişiler üzerindeki denetim imkânlarından veya çaresizlik durumlarından faydalanıp rızalarını temin ederek kişileri ülkeye sokan, yurt dışına çıkaran, tedarik eden, kaçıran, nakleden, sevk eden veya barındıran faile sekiz yıldan on iki yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adlî para cezası uygulanır.

İnsan ticareti suçunu meydana getiren amaçlar doğrultusunda fiiller işlendiğinde, mağdurun gösterdiği rıza hukuken geçersizdir; TCK m. 80/2 hükmü gereğince bu rıza suçun oluşumunu engellemez. Ayrıca TCK m. 80/4 uyarınca insan ticareti suçlarından dolayı tüzel kişiler hakkında da güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

On sekiz yaşını henüz tamamlamamış çocukların kanunda öngörülen sömürü maksatlarıyla tedarik edilmesi, kaçırılması, bir yerden başka bir yere götürülmesi, sevki veya barındırılması hallerinde; tehdit, cebir, aldatma veya çaresizlikten faydalanma gibi araç fiillere başvurulmamış olsa dahi fail TCK m. 80/3 uyarınca sekiz yıldan on iki yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

Fikri İçtima ve Görevli Mahkeme Kuralları

Tek bir fiil ile birden fazla farklı suçun meydana gelmesine sebebiyet verilmesi durumunda, 5237 sayılı Kanun'un 44. maddesinde düzenlenen farklı neviden fikri içtima kuralı uygulama alanı bulur. Fail bu kapsamda gerçekleşen suçlar arasında en ağır cezayı gerektiren hüküm uyarınca cezalandırılır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 44Kaynağı aç
Madde 44- (1) İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun
oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan
dolayı cezalandırılır.
ÜÇÜNCÜ
KISIM
Yaptırımlar
BİRİNCİ
BÖLÜM
Cezalar
Cezalar

Göçmen kaçakçılığı ile insan ticareti suçları şikâyete bağlı suçlar kapsamında yer almaz; cumhuriyet savcılıkları ile ceza mahkemelerince resen soruşturulur ve kovuşturulur. Göçmen kaçakçılığı suçunda yargılama yapma görevi asliye ceza mahkemesine aittir. İnsan ticareti suçunda ise ceza üst sınırının on yılı aşması sebebiyle görevli mahkeme ağır ceza mahkemesi olup yetkili mahkeme suçun işlendiği yer mahkemesidir.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesinin beşinci fıkrası gereğince, yargılama neticesinde sanık hakkında hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezası ise hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir. Bu kararın verilebilmesi CMK m. 231/6 uyarınca sanığın önceden kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunmasına, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda mahkemece kanaate varılmasına ve suç sebebiyle kamunun veya mağdurun uğradığı zararın tamamen giderilmesine bağlıdır. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti suçlarında öngörülen temel ceza alt sınırları dikkate alındığında, bu kurumun uygulanabilmesi yasal indirim nedenlerinin varlığı ile tayin edilecek nihai cezanın iki yıl veya altına düşmesi şartıyla mümkündür. CMK m. 231/12 uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı kural olarak istinaf kanun yoluna başvurulabilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 231Kaynağı aç
Madde 231 – (1) Duruşma sonunda, 232 nci maddede belirtilen
esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana
çizgileriyle anlatılır.
(2) Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve
süresi bildirilir.
(3) Beraat eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hâl varsa bu da
bildirilir.
(4) Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir.
(5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Sanığa
yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya
daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler
saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler
hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.
(6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;[77]
a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve
davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda
kanaate varılması,
c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade,
suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
gerekir.
(7) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Açıklanmasının
geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası
ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.
(8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl
süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında
kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına
karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin
belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak;
a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması hâlinde, meslek veya sanat
sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,
b) Bir meslek veya sanat sahibi olması hâlinde, bir kamu kurumunda veya
özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında
ücret karşılığında çalıştırılmasına,
c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek
hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine
getirmesine,
karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.
(9) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Altıncı
fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde;
sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık
taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.
(10) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15
md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli
serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde,
açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı
verilir.
(11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Denetim
süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine
ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak
mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu
değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz
edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının
ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir
mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz
edilebilir. İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir
değerlendirme yapabilir.
(12) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) 272 nci maddenin
üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri
bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye
mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde
hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı
kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece
mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi
hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm,
usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir.
(13) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir.
Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak
Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede
belirtilen amaç için kullanılabilir.
(14) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Bu maddenin hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, Anayasanın 174 üncü
maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlarla ilgili
olarak uygulanmaz.
Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar
Göçmen kaçakçılığı suçunda teşebbüs indirimi uygulanır mı?

Hayır, TCK m. 79/1 hükmü gereğince eylemin teşebbüs aşamasında kalması durumunda da suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunduğundan genel teşebbüs indirimi uygulanamaz.

İnsan ticareti suçunda mağdurun rızası suçu ortadan kaldırır mı?

Hayır, TCK m. 80/2 uyarınca kanunda sayılan maksatlarla girişilen fiillerde mağdurun rızası hukuken geçersiz sayılır.

Çocukların konu olduğu insan ticaretinde baskı veya cebir şart mıdır?

Hayır, on sekiz yaşını doldurmamış kişilerin kanuni maksatlarla sevk edilmesi, tedarik edilmesi veya barındırılması halinde cebir veya aldatma gibi araç hareketler kullanılmasa da suç oluşur.

Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti davalarında görevli mahkemeler hangileridir?

Göçmen kaçakçılığı suçunda yargılama görevi asliye ceza mahkemesine, insan ticareti suçunda ise ceza üst sınırı nedeniyle ağır ceza mahkemesine aittir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu