Franchise Sözleşmelerinde No-Poach Hükümleri ve Geçerliliği

by Avukat Erdal Ersoy
Franchise Sözleşmelerinde No-Poach Hükümleri ve Geçerliliği

Franchise sözleşmelerinde yer alan çalışan ayartmama (no-poach) hükümleri; franchise verenin, franchise alanın veya aynı sistem içindeki bağımsız işletmelerin personellerinin işe alınmasını, kendilerine iş teklif edilmesini veya transfer edilmesini engelleyen sözleşme kayıtlarıdır. Bu kısıtlamalar, çalışanların işletmeler arasındaki serbest dolaşımını sınırlandırarak iş gücü piyasasındaki rekabet şartlarını doğrudan etkiler. 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan ya da dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikteki anlaşmalar hukuka aykırı ve yasaktır. Franchise ağları bakımından da istihdam piyasası bağımsız bir pazar niteliğinde kabul edilir ve çalışan hareketliliğine yönelik genel yasaklar rekabet hukuku denetimine tabidir.

4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 4Kaynağı aç
Madde 4 – Belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır. Bu haller, özellikle şunlardır: a) Mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kar gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tesbit edilmesi, b) Mal veya hizmet piyasalarının bölüşülmesi ile her türlü piyasa kaynaklarının veya unsurlarının paylaşılması ya da kontrolü, c) Mal veya hizmetin arz ya da talep miktarının kontrolü veya bunların piyasa dışında belirlenmesi, d) Rakip teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması, kısıtlanması veya piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerin boykot ya da diğer davranışlarla piyasa dışına çıkartılması yahut piyasaya yeni gireceklerin engellenmesi, e) Münhasır bayilik hariç olmak üzere, eşit hak, yükümlülük ve edimler için eşit durumdaki kişilere farklı şartların uygulanması, f) Anlaşmanın niteliği veya ticari teamüllere aykırı olarak, bir mal veya hizmet ile birlikte diğer mal veya hizmetin satın alınmasının zorunlu kılınması veya aracı teşebbüs durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın ya da hizmetin diğer bir mal veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da arz edilen bir mal veya hizmetin tekrar arzına ilişkin şartların ileri sürülmesi, Bir anlaşmanın varlığının ispatlanamadığı durumlarda piyasadaki fiyat değişmelerinin veya arz ve talep dengesinin ya da teşebbüslerin faaliyet bölgelerinin, rekabetin engellendiği, bozulduğu veya kısıtlandığı piyasalardakine benzerlik göstermesi, teşebbüslerin uyumlu eylem içinde olduklarına karine teşkil eder. Ekonomik ve rasyonel gerçeklere dayanmak koşuluyla taraflardan her biri uyumlu eylemde bulunmadığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir. Muafiyet

İş Gücü Piyasasında Rekabet ve 4054 Sayılı Kanun Kapsamı

Franchise alan işletmeler, kendi ticari faaliyetlerini sürdüren, personelini bizzat istihdam eden, çalışma koşullarını serbestçe kararlaştıran ve işletme riskini bağımsız biçimde üstlenen teşebbüslerdir. Bu doğrultuda franchise veren ile franchise alan arasında ürün veya hizmetin sunumuna ilişkin dikey bir sözleşme ilişkisinin bulunması, tarafların çalışan istihdamı pazarında rakip teşebbüs sayılmalarını engellemez. 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi uyarınca teşebbüslerin çıktı piyasasında aynı sektörde faaliyet göstermesi aranmaz; benzer nitelikteki iş gücünü istihdam etmek adına rekabet halinde bulunmaları iş gücü pazarında rakip sayılmaları için yeterlidir. Dolayısıyla aynı marka şemsiyesi altında yer alınması dahi franchise işletmeleri arasındaki istihdam rekabetini hukuken ortadan kaldırmaz.

Rekabet Kurumu tarafından kabul edilen İş Gücü Piyasalarındaki Rekabet İhlallerine Yönelik Kılavuz doğrultusunda, çalışan ayartmama anlaşmaları kural olarak amaç bakımından rekabet ihlali ve kartel niteliğinde değerlendirilmektedir. 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde düzenlenen mal veya hizmet piyasalarının bölüşülmesi ile her türlü piyasa kaynaklarının veya unsurlarının paylaşılması ya da kontrolü yasağı, emek ve istihdam piyasalarını da kapsamaktadır. Amaç bakımından ihlal nitelendirmesinde Rekabet Kurulunun her somut olayda ücretlerin fiilen düştüğünü, belirli bir personelin geçişinin engellendiğini veya piyasada ölçülebilir bir ekonomik zararın meydana geldiğini ayrıca ispatlaması zorunlu tutulmamaktadır.

Bir anlaşmanın varlığının ispatlanamadığı durumlarda 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi uyarınca piyasadaki fiyat değişmelerinin, arz ve talep dengesinin ya da teşebbüslerin faaliyet bölgelerinin rekabetin engellendiği, bozulduğu veya kısıtlandığı piyasalardakine benzerlik göstermesi, teşebbüslerin uyumlu eylem içinde olduklarına karine teşkil eder. Ekonomik ve rasyonel gerçeklere dayanan taraflar, uyumlu eylemde bulunmadıklarını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir.

Franchise Ağlarında Yatay Boyut ve Merkez-Kollar Koordinasyonu

Franchise verenin marka standartlarını belirlemesi, işletme süreçlerini denetlemesi veya operasyonel talimatlar vermesi, franchise alanları franchise verenin tek bir ekonomik bütünlüğü içerisine sokmaz. Bu nedenle franchise sözleşmelerine konulan personel istihdam yasakları, şirket içi düzenleme ya da grup içi tasarruf gerekçesiyle rekabet denetiminden muaf tutulamaz. Franchise sisteminde yer alan her işletme bağımsız bir teşebbüs vasfını korur.

Franchise verenin kendisine ait doğrudan işlettiği şubelerinin, restoranlarının veya hizmet noktalarının bulunması durumunda, franchise alanlarla doğrudan istihdam rekabeti içine girilmektedir. Böyle bir yapıda franchise verenin merkez çalışanlarının işe alınmasını yasaklaması, yalnızca dikey bir ağ yönetimi önlemi değil; iş gücü piyasasındaki yatay rakipler arasında çalışan paylaşımını sınırlayan bir anlaşma niteliği taşır. Bunun yanı sıra, merkezi bir sözleşme mekanizmasıyla tüm franchise alanların birbirlerinin personelini transfer etmesinin yasaklanması halinde, işletmeler arasında doğrudan temas bulunmasa dahi merkez-ve-kollar (hub-and-spoke) tipi bir koordinasyon riski doğar. İstihdam paylaşımının kurulmasına veya sürdürülmesine aracılık eden üçüncü taraflar da ihlalin tarafı olarak değerlendirilebilir.

Hükmün Niteliği ve Örtülü Kısıtlama Yöntemleri

Bir sözleşme maddesinin rekabet hukuku yönünden değerlendirilmesinde hükmün başlığına veya terminolojisine değil, çalışan hareketliliği üzerindeki gerçek veya muhtemel etkisine bakılır. Düzenlemenin personel koruma, çalışan transfer prosedürü veya etik istihdam ilkesi şeklinde adlandırılması hukuki denetimi etkilemez. Çalışana doğrudan iş teklif edilmesinin yasaklanması, işe alımın mevcut işverenin onayına veya yazılı iznine bağlanması ve yasağın işten ayrılmış eski çalışanları da kapsaması no-poach sınırlaması olarak kabul edilir.

Açık bir işe alma yasağı konulmamış olsa dahi, başka bir franchise işletmesinden çalışan alan tarafa gerçek eğitim maliyetleriyle orantısız ve caydırıcı derecede yüksek cezai şart veya transfer bedeli yüklenmesi, transferi fiilen imkânsız hâle getirebileceğinden iş gücü piyasasının dolaylı paylaşımı olarak değerlendirilebilir. Benzer şekilde, bir çalışanın başka bir franchise işletmesine başvurusunun mevcut işverene bildirilmesi, çalışanların paylaşılmasına veya transferin denetlenmesine hizmet ediyorsa 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi bakımından ihlal riski doğurur.

Yan Sınırlama Savunması ve Orantılılık Ölçütleri

Franchise sözleşmelerindeki bir no-poach hükmünün hukuka uygun bir yan sınırlama olarak kabul edilebilmesi için üç temel şartın birlikte bulunması gerekir. Hükmün asıl franchise anlaşmasıyla doğrudan ilgili olması, asıl anlaşmanın uygulanabilmesi bakımından objektif olarak gerekli bulunması ve süre, kişi, konu, taraf ile coğrafi kapsam yönünden orantılı olması zorunludur. Bu koşullardan birinin eksikliği halinde kısıtlama yan sınırlama vasfını kaybeder ve amaç bakımından rekabet ihlali olarak incelenir. Taraflarca güdülen meşru amaca gizlilik hükümleri veya ölçülü rekabet yasakları gibi piyasayı daha az sınırlayan hukuki araçlarla ulaşılabiliyorsa objektif gereklilik koşulu karşılanmamış sayılır; yan sınırlama koşullarının varlığını ispat yükü bu savunmayı ileri süren tarafa aittir.

Uygulamada süresi belirsiz bırakılan, franchise sözleşmesi bittikten sonra uzun süre yürürlükte kalan, görev ayrımı gözetmeksizin tüm çalışanları veya eski personeli kapsayan, gereğinden geniş coğrafi sınır belirleyen ve tamamen franchise verenin takdirine bırakılmış izin usulleri içeren maddeler orantılılık yönünden yüksek rekabet ihlali riski taşır. Rekabet Kurulunun 07.02.2019 tarihli ve 19-06/64-27 sayılı kararında, sözleşme sonrasına uzanan uzun süreli personel transfer yasakları ile objektif kritere dayanmayan yazılı izin mekanizmaları rekabet açısından sorunlu bulunmuş ve 4054 sayılı Kanun'un 9. maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde bu aksaklıkların giderilmesi talimatı verilmiştir.

Buna karşılık, genel iş ilanlarını ve personelin kendiliğinden yaptığı iş başvurularını engellemeyen, yalnızca somut eğitim yatırımı ve know-how aktarımı yapılmış kilit personelle sınırlı tutulan ve sözleşme süresini aşmayan aktif ayartmama yasakları yan sınırlama niteliği bakımından daha savunulabilir durumdadır. Buna rağmen, çalışan ayartmama anlaşmaları genel yapıları gereği rekabeti orantısız sınırlandırdığından ve ekonomik fayda sağlama ihtimalleri düşük görüldüğünden, 4054 sayılı Kanun'un 5. maddesinde yer alan bireysel muafiyet koşullarından kural olarak yararlanamaz.

Muafiyet Rejimi ve Rekabet Kurulunun Müdahale Yetkisi

4054 sayılı Kanun'un 5. maddesinin birinci fıkrası uyarınca teşebbüsler arası anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birliği kararlarının 4. madde yasaklamasından muaf tutulabilmesi için dört kanuni şartın birlikte bulunması gerekir. Bu şartlar; malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması, tüketicinin bundan yarar sağlaması, ilgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması ve rekabetin belirtilen amaçların elde edilmesi için zorunlu olandan fazla sınırlanmamasıdır. Kanun'un 5. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Rekabet Kurulu, bu şartların gerçekleşmesi halinde belirli konulardaki anlaşma türlerine grup olarak muafiyet tanıyan tebliğler çıkarabilir.

4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 5Kaynağı aç
Madde 5 – (Değişik birinci fıkra:16/6/2020-7246/1 md.) Aşağıda belirtilen şartların tamamının varlığı halinde, teşebbüsler arası anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birliği kararları 4 üncü madde hükümlerinin uygulanmasından muaftır: a) Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması, b) Tüketicinin bundan yarar sağlaması, c) İlgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması, d) Rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için zorunlu olandan fazla sınırlanmaması. (Ek ikinci fıkra:16/6/2020-7246/1 md.) İlgili teşebbüs veya teşebbüs birlikleri, 4 üncü madde kapsamındaki anlaşma, uyumlu eylem veya teşebbüs birliği kararının muafiyet şartlarını taşıdığının Kurul tarafından tespit edilmesi amacıyla Kuruma başvuruda bulunabilir. (Değişik fıkra: 2/7/2005-5388/1 md.) Muafiyet belirli bir süre için verilebileceği gibi, muafiyetin verilmesi belirli şartların ve/veya belirli yükümlülüklerin yerine getirilmesine bağlanabilir. Muafiyet kararları anlaşmanın ya da uyumlu eylemin yapıldığı veya teşebbüs birliği kararının alındığı yahut bir koşula bağlanmışsa koşulun yerine getirildiği tarihten itibaren geçerlidir. Kurul, birinci fıkrada gösterilen şartların gerçekleşmesi halinde, belirli konulardaki anlaşma türlerine bir grup olarak muafiyet tanınmasını sağlayan ve bunların şartlarını gösteren tebliğler çıkarabilir. Hakim Durumun Kötüye Kullanılması

İhlal tespiti halinde Rekabet Kurulu, 4054 sayılı Kanun'un 9. maddesinin birinci fıkrası uyarınca nihai kararında rekabetin yeniden tesisi için ilgililere davranışsal veya yapısal tedbirler bildirir. Getirilecek tedbirlerin ihlalle orantılı ve ihlalin etkili şekilde sona erdirilmesi için zorunlu olması şarttır. Yapısal tedbirlere ancak daha önce uygulanan davranışsal tedbirlerin sonuç vermediği durumlarda başvurulabilir ve yapısal tedbire uyum için teşebbüslere en az 6 ay süre tanınır. Ayrıca Kanun'un 9. maddesinin dördüncü fıkrası gereğince, telafisi imkânsız zararların doğmasını önlemek amacıyla nihai karara kadar geçici tedbir tesis edilmesi de mümkündür.

4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 9Kaynağı aç
Madde 9 – (Değişik birinci fıkra:16/6/2020-7246/3 md.) Kurul; ihbar, şikâyet ya da Bakanlığın talebi üzerine veya resen bu Kanunun 4 üncü, 6 ncı veya 7 nci maddelerinin ihlal edildiğini tespit ederse, ilgili teşebbüs veya teşebbüs birliklerine rekabetin tesisi için yerine getirilmesi ya da kaçınılması gereken davranışları ve teşebbüslerin belirli faaliyetlerini yahut ortaklık paylarını ya da mal varlıklarını devretmeleri şeklindeki yapısal tedbirleri nihai kararında bildirir. Davranışsal ve yapısal tedbirler, ihlalle orantılı ve ihlalin etkili biçimde sona erdirilmesi için gerekli olmalıdır. Yapısal tedbirlere ancak daha önce getirilen davranışsal tedbirlerin sonuç vermediği hallerde başvurulur. Davranışsal tedbirlerin sonuç vermediğinin nihai kararla tespit edilmesi halinde ilgili teşebbüs veya teşebbüs birliklerine yapısal tedbire uyması için en az 6 ay süre verilir. Meşru bir menfaati olan gerçek ve tüzelkişiler şikayette bulunabilir. Kurul, birinci fıkraya göre bir karar almadan önce ilgili teşebbüs veya teşebbüs birliklerine ihlale ne şekilde son vereceklerine ilişkin görüşlerini yazılı olarak bildirir. Kurul, nihai karara kadar ciddi ve telafi olunamayacak zararların ortaya çıkma ihtimalinin bulunduğu durumlarda, ihlalden önceki durumu koruyucu nitelikte ve nihai kararın kapsamını aşmayacak şekilde geçici tedbirler alabilir. Birleşme ve Devralmaların Kurula Bildirilmesi[2]

Hukuki Geçersizlik ve İdari Para Cezaları

4054 sayılı Kanun'un 56. maddesi uyarınca, Kanun'un 4. maddesine aykırı olan her türlü anlaşma ile teşebbüs birliği kararı geçersizdir ve bu anlaşmalardan doğan edimlerin ifası istenemez. Daha önce yerine getirilmiş edimlerin geçersizlik nedeniyle geri istenmesi hâlinde tarafların iade borcu Borçlar Kanunu'nun 63 ve 64. maddelerine tabidir; Borçlar Kanunu'nun 65. maddesi ise bu uyuşmazlıklara uygulanmaz. Öte yandan sözleşmenin bütünü bakımından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 27. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması diğerlerinin geçerliliğini kural olarak etkilemez; ancak bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa sözleşmenin tamamı kesin olarak hükümsüz sayılır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 27Kaynağı aç
MADDE 27- Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. Sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin geçerliliğini etkilemez. Ancak, bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, sözleşmenin tamamı kesin olarak hükümsüz olur. III. Aşırı yararlanma
4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 56Kaynağı aç
Madde 56 – Bu Kanunun 4 üncü maddesine aykırı olan her türlü anlaşma ile teşebbüs birlikleri kararı geçersizdir. Bu anlaşmalardan ve kararlardan doğan edimlerin ifası istenemez. Daha önce yerine getirilmiş edimlerin geçersizliği nedeniyle geri istenmesi halinde tarafların iade borcu Borçlar Kanununun 63 ve 64 üncü maddelerine tabidir. Borçlar Kanununun 65 inci maddesi hükmü bu Kanundan doğan ihtilaflara uygulanmaz. Tazminat Hakkı

4054 sayılı Kanun'un 16. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Kanun'un 4. maddesini ihlal eden teşebbüslere, Kurul tarafından saptanacak yıllık gayrisafi gelirlerinin yüzde 10'una kadar idari para cezası verilir. Teşebbüse idari para cezası verilmesi durumunda, Kanun'un 16. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca ihlalde belirleyici etkisi saptanan yönetici ve çalışanlara da teşebbüse uygulanan cezanın yüzde 5'ine kadar kişisel idari para cezası tatbik edilir. İdari para cezasının takdirinde ihlalin tekerrürü, süresi, teşebbüsün piyasa gücü, belirleyici etkisi ve ortaya çıkan zararın ağırlığı dikkate alınır; Kanun'un 16. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca aktif işbirliği yapan taraflara ceza verilmeyebilir veya cezada indirim uygulanabilir.

4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 16Kaynağı aç
Madde 16 – (Değişik: 23/1/2008-5728/472 md.) Kurul, teşebbüs niteliğindeki gerçek ve tüzel kişiler ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerine; a) Muafiyet ve menfi tespit başvuruları ile birleşme ve devralmalar için izin başvurularında yanlış ya da yanıltıcı bilgi veya belge verilmesi, b) İzne tabi birleşme ve devralmaların Kurul izni olmaksızın gerçekleştirilmesi, c) Kanunun 14 ve 15 inci maddelerinin uygulanmasında eksik, yanlış ya da yanıltıcı bilgi veya belge verilmesi ya da bilgi veya belgenin belirlenen süre içinde ya da hiç verilmemesi, d) Yerinde incelemenin engellenmesi ya da zorlaştırılması, hallerinden (a), (b) ve (c) bentlerinde belirtilenler için teşebbüsler ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin binde biri oranında, (d) bendinde belirtilenler için ise aynı şekilde saptanacak olan gayri safi gelirlerinin binde beşi oranında idarî para cezası verir. Ancak bu esasa göre belirlenecek ceza onbin Türk Lirasından az olamaz. Bu fıkranın (b) bendine göre idarî para cezası birleşme işlemlerinde tarafların herbirine, devralma işlemlerinde ise sadece devralana verilir. Yerinde incelemenin mahkeme kararı ile gerçekleştirilmesi, yerinde incelemenin engellenmesi ve zorlaştırılmasına ilişkin olarak bu Kanunda öngörülen idarî para cezasının uygulanmasını engellemez. Bu Kanunun 4, 6 ve 7 nci maddelerinde yasaklanmış davranışlarda bulunanlara, ceza verilecek teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde onuna kadar idarî para cezası verilir. Teşebbüs veya teşebbüs birliklerine üçüncü fıkrada belirtilen idarî para cezaları verilmesi halinde, ihlalde belirleyici etkisi saptanan teşebbüs veya teşebbüs birliği yöneticilerine ya da çalışanlarına teşebbüs veya teşebbüs birliğine verilen cezanın yüzde beşine kadar idarî para cezası verilir. Kurul, üçüncü fıkraya göre idarî para cezasına karar verirken, 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17 nci maddesinin ikinci fıkrası bağlamında, ihlalin tekerrürü, süresi, teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin piyasadaki gücü, ihlalin gerçekleşmesindeki belirleyici etkisi, verilen taahhütlere uyup uymaması, incelemeye yardımcı olup olmaması, gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel zararın ağırlığı gibi hususları dikkate alır. Kanuna aykırılığın ortaya çıkarılması amacıyla Kurumla aktif işbirliği yapan teşebbüs ya da teşebbüs birlikleri veya bunların yöneticileri ve çalışanlarına, işbirliğinin niteliği, etkinliği ve zamanlaması dikkate alınarak ve gerekçesi açık bir şekilde gösterilmek suretiyle üçüncü ve dördüncü fıkralarda belirtilen cezalar verilmeyebilir veya bu fıkralara göre verilecek cezalarda indirim yapılabilir. Bu maddeye göre verilecek idarî para cezalarının tespitinde dikkate alınan hususlar, işbirliği halinde para cezasından bağışıklık veya indirim şartları, işbirliğine ilişkin usul ve esaslar Kurulca çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir. Nispi İdarî Para Cezası[5]

Rekabet Kurulu, 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesi kapsamında görevlerini yerine getirirken teşebbüs ve teşebbüs birliklerinde yerinde inceleme yapabilir. Bu çerçevede defterler, fiziki ve elektronik ortam ile bilişim sistemlerinde tutulan her türlü veri ve belge incelenebilir, kopyaları ve fiziki örnekleri alınabilir, belirli konularda yazılı veya sözlü açıklama istenebilir ve mal varlıklarına ilişkin inceleme yürütülebilir. İlgililer istenen bilgi ve belgeleri vermekle yükümlü olup incelemenin engellenmesi veya engellenme olasılığı halinde inceleme sulh ceza hâkimi kararıyla yapılır; bu kapsamda teşebbüslerin insan kaynakları yazışmaları dahil elektronik verileri de denetim konusu olabilir.

4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 15Kaynağı aç
Madde 15 – Kurul, bu Kanunun kendisine verdiği görevleri yerine getirirken gerekli gördüğü hallerde, teşebbüs ve teşebbüs birliklerinde incelemelerde bulunabilir. Bu amaçla teşebbüslerin veya teşebbüs birliklerinin: a) (Değişik:16/6/2020-7246/4 md.) Defterlerini, fiziki ve elektronik ortam ile bilişim sistemlerinde tutulan her türlü verilerini ve belgelerini inceleyebilir, bunların kopyalarını ve fiziki örneklerini alabilir, b) Belirli konularda yazılı veya sözlü açıklama isteyebilir, c) Teşebbüslerin her türlü mal varlığına ilişkin mahallinde incelemeler yapabilir. İnceleme, Kurul emrinde çalışan uzmanlar tarafından yapılır. Uzmanlar incelemeye giderken yanlarında incelemenin konusunu, amacını ve yanlış bilgi verilmesi halinde idari para cezası uygulanacağını gösteren bir yetki belgesi bulundururlar. (Ek fıkra: 1/8/2003-4971/25 md.) İlgililer istenen bilgi, belge, defter ve sair vasıtaların suretlerini vermekle yükümlüdür. Yerinde incelemenin engellenmesi veya engellenme olasılığının bulunması durumunda sulh ceza hakimi kararı ile yerinde inceleme yapılır. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM İdari Para Cezaları İdarî Para Cezası[3][4]

Zarar Görenlerin Tazminat Hakları

4054 sayılı Kanun'un 57. maddesi uyarınca rekabeti engelleyen, bozan veya kısıtlayan eylem, karar veya anlaşmalar nedeniyle zarara uğrayanlar, uğradıkları her türlü zararın tazminini talep edebilir; zararın birden fazla kişinin davranışı sonucu doğması hâlinde sorumlular müteselsilen yükümlüdür. Kanun'un 58. maddesi uyarınca rekabetin sınırlanmasından etkilenen rakip teşebbüsler bütün zararlarının tazminini isteyebileceği gibi, zararın tarafların anlaşması, kararı veya ağır ihmalinden kaynaklandığı hâllerde hâkim, talep üzerine uğranılan maddi zararın ya da zarara neden olanların elde ettiği veya elde etmesi muhtemel kârların üç katı oranında tazminata hükmedebilir.

4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 57Kaynağı aç
Madde 57 – Her kim bu Kanuna aykırı olan eylem, karar, sözleşme veya anlaşma ile rekabeti engeller, bozar ya da kısıtlarsa yahut belirli bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu kötüye kullanırsa, bundan zarar görenlerin her türlü zararını tazmine mecburdur. Zararın oluşması birden fazla kişinin davranışları sonucu ortaya çıkmış ise bunlar zarardan müteselsilen sorumludur. Zararın Tazmini
4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 58Kaynağı aç
Madde 58 – Rekabetin engellenmesi, bozulması veya kısıtlanması sonucu bundan zarar görenler, ödedikleri bedelle, rekabet sınırlanmasaydı ödemekte olacakları bedel arasındaki farkı zarar olarak talep edebilirler. Rekabetin sınırlanmasından etkilenen rakip teşebbüsler, bütün zararlarının tazminini rekabeti sınırlayan teşebbüs ya da teşebbüslerden talep edebilir. Zararın belirlenmesinde, zarar gören teşebbüslerin elde etmeyi umdukları bütün karlar, geçmiş yıllara ait bilançolar da dikkate alınarak hesaplanır. Ortaya çıkan zarar, tarafların anlaşması ya da kararı veya ağır ihmalinin olduğu hallerden kaynaklanmaktaysa, hakim, zarar görenlerin talebi üzerine, uğranılan maddi zararın ya da zarara neden olanların elde ettiği veya elde etmesi muhtemel olan karların üç katı oranında tazminata hükmedebilir. İspat Yükü
Franchise sözleşmelerindeki no-poach maddeleri tamamen geçersiz midir?

Genel işe alma yasakları 4054 sayılı Kanun m. 4 kapsamında kural olarak geçersiz sayılmakla birlikte, somut know-how aktarımına dayanan, kilit personelle sınırlı ve sözleşme süresini aşmayan ölçülü aktif ayartmama hükümleri yan sınırlama olarak hukuka uygun bulunabilir.

Personel transferinin diğer işletmenin iznine tabi tutulması rekabet ihlali sayılır mı?

Evet, çalışan transferinin mevcut işverenin yazılı onayına bağlanması kısıtlamayı denetimden kurtarmaz; objektif ölçüt taşımayan ve takdire bağlı onay sistemleri iş gücü pazarının paylaşılması kapsamında değerlendirilir.

No-poach maddesinden zarar görenler tazminat talep edebilir mi?

4054 sayılı Kanun'un 57 ve 58. maddeleri uyarınca rekabeti kısıtlayıcı anlaşmalardan zarar gören kişiler zararlarının tazminini isteyebilir; zararın tarafların anlaşmasından veya ağır ihmalinden kaynaklanması ve kanuni şartların gerçekleşmesi hâlinde hâkim maddi zararın üç katına kadar tazminata hükmedebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu