Firar ve İzin Tecavüzü Suçu ile Cezası

by Avukat Erdal Ersoy
Firar ve İzin Tecavüzü Suçu ile Cezası

Firar ve İzin Tecavüzü Suçunun Tanımı ve Unsurları

1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 66. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre kıtasından veya görevi icabı bulunmak zorunda olduğu yerden izinsiz olarak altı günden fazla uzaklaşan askeri şahıslar firar suçunu işlemiş olur ve haklarında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmedilir. Aynı fıkranın (b) bendinde düzenlenen izin tecavüzü suçunda ise izin, istirahat veya hava değişimi alarak görev yerinden ayrılan askeri personelin, geri dönmeye mecbur olduğu günden itibaren mazeretsiz olarak altı gün içinde birliğine gelmemesi aranır; bu eylem de bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Kanunun aradığı altı günlük sürenin tamamlanmasıyla adli suç oluşur.

Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/11452, K. 2023/346Kaynağı aç
7. Ceza Dairesi         2021/11452 E.  ,  2023/346 K. "İçtihat Metni" Firar suçundan sanık …'nün, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 66/1-a maddesi gereğince 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Erciş 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/10/2018 tarihli ve 2018/220 esas, 2018/407 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 25.03.2020 tarihli kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07.04.2020 tarihli ve KYB. 2020-40580 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu. Mezkür ihbarnamede; 1)1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun "Firar ve Cezası" başlıklı 66. maddesinin konuya ilişkin 1. fıkrasının, " 1) Aşağıda yazılı askeri şahıslar bir yıldan üç yıla kadar hapsolunur: a) Kıt'asından veya görevi icabı bulunmak zorunda olduğu yerden izinsiz olarak altı günden fazla uzaklaşanlar, b) Kıt'asından veya görevini yapmakta olduğu yerden izin, istirahat veya hava değişimi alarak ayrılanlardan, dönmeye mecbur bulundukları günden itibaren altı gün içerisinde özürsüz olarak gelmeyenler," şeklinde düzenlendiği, Benzer bir olay nedeniyle Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 21/02/2018 tarihli ve 2018/1895 esas, 2018/1101 karar sayılı ilâmında yer alan, “1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 66. maddesinde düzenlenen firar ve izin tecavüzü suçlarının, Anayasa Mahkemesinin 11/04/2012 tarihli, 2011/111 Esas ve 2012/56 sayılı, Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 01/04/2004 tarihli, 2004/66 Esas ve 2004/61 sayılı Kararları ile Askeri Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı gibi mütemadi (kesintisiz) suçlardan olup, suçun temadinin başladığı ve sona erdiği süreçte işlendiği, kıt'asından veya görevi icabı bulunmak zorunda olduğu yerden izinsiz olarak altı günden fazla uzaklaşmak suretiyle işlenen firar suçu ile kıt'asından veya görevini yapmakta olduğu yerden izin, istirahat veya hava değişimi alarak ayrılanlardan, dönmeye mecbur oldukları günden itibaren altı gün içerisinde özürsüz olarak gelmemek suretiyle işlenen izin tecavüzü suçunun yakalanma ya da birliğine katılma ile son bulduğu, dolayısıyla bu suçlarda temadinin sona erdiği bir başka anlatımla kesintinin gerçekleştiği yer mahkemesinin yetkili olduğu…” şeklindeki açıklamalar karşısında, kıt'asından veya görevini yapmakta olduğu yerden izin alarak ayrılanlardan, dönmeye mecbur oldukları günden itibaren altı gün içerisinde özürsüz olarak gelmemek suretiyle işlenen izin tecavüzü suçunun yakalanma ya da birliğine katılma ile son bulacağı nazara alındığında, Dosya kapsamına göre; sanığın Kara Kuvvetleri Komutanlığı Erciş 108'inci Topçu Alay Komutanlığı emrinde piyade er olarak görevli bulunduğu sırada 14/01/2018 tarihinden itibaren 10+4 gün kanuni izin aldığı, yasal sürenin bitimi olan 28/01/2018 tarihine kadar teslim olmadığı, 05/02/2018 tarihinden itibaren firari sayılan sanığın 14/06/2018 tarihinde kolluk kuvvetlerince yakalanarak sorgusunun yapıldığı olayda, sanığın eyleminin 1632 sayılı Kanun'un 66/1-b maddesinde düzenlenen izin tecavüzü suçunu oluşturduğunun gözetilmemesinde, 2)Kabule göre de; Erciş Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından adı geçen sanık hakkında düzenlenen 24/05/2018 tarihli iddianamede suç olarak firarın sevk maddesinde yer almadığı, 14/06/2018 tarihli oturumda sanığa 1632 sayılı Kanun'un 66/1-a maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmeden sanık hakkında firar suçundan mahkumiyet hükmü kurulduğu anlaşıldığından, Esas No : 2021/11452 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 226. maddesindeki "Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez." şeklindeki düzenlemeye aykırı davranılmak suretiyle, ek savunma hakkı tanınmadan firar suçundan sanığın mahkumiyetine karar verilemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki hususlar yerinde görüldüğünden, Erciş 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.10.2018 tarih ve 2018/220 Esas, 2018/407 Karar sayılı kararının CMK'nun 309/4 maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 12.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
1632 sayılı ASKERİ CEZA KANUNU m. 66Kaynağı aç
Madde 66 – (Değişik: 14/6/1989-3574/2 md.) 1) Aşağıda yazılı askeri şahıslar bir yıldan üç yıla kadar hapsolunur: a) Kıt'asından veya görevi icabı bulunmak zorunda olduğu yerden izinsiz olarak altı günden fazla uzaklaşanlar, b) Kıt'asından veya görevini yapmakta olduğu yerden izin, istirahat veya hava değişimi alarak ayrılanlardan, dönmeye mecbur bulundukları günden itibaren altı gün içerisinde özürsüz olarak gelmeyenler, 2) Aşağıda yazılı hallerde hapis cezası iki yıldan aşağı olamaz. a) Suçlu, silah, mühimmat ve bunların teçhizat veya nakil vasıtalarından ve hayvanlardan birini veya ordu hizmetine tahsis edilen herhangi bir şeyi beraberinde götürmüş ise; b) Suçlu hizmet yaparken kaçmış ise; c) Suçlu mükerrir ise; 3) Seferberlikte bu maddede yazılı mehiller yarıya indirilir. Yabancı memlekete firar edenlerin cezaları:

Firar ve izin tecavüzü suçları süreklilik gösteren, diğer bir deyişle mütemadi suç niteliğindedir. Eylemin hukuka aykırılığı, uzaklaşma veya mazeretsiz dönmeme süresinin kanunda öngörülen süreyi doldurmasıyla başlar ve failin yakalanması, kendi iradesiyle kıtasına dönmesi ya da eylemi sonlandırma amacıyla yetkili mercilere müracaat etmesi anına kadar devam eder.

Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E. 2020/1793, K. 2021/3834Kaynağı aç
19. Ceza Dairesi         2020/1793 E.  ,  2021/3834 K. "İçtihat Metni" Firar suçundan sanık …'ın, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 66/1-A maddesi gereğince 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/02/2019 tarihli ve 2018/834 Esas, 2019/198 sayılı kararı, Aynı sanığın aynı suçtan 1632 sayılı Kanun’un 66/1-A maddesi gereğince 1 yıl 6 ay hapis ile cezalandırılmasına ilişkin Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/02/2019 tarihli ve 2018/882 Esas, 2019/199 sayılı kararı, Aynı sanığın aynı suçtan 1632 sayılı Kanun’un 66/1-A maddesi gereğince 1 yıl 6 ay hapis ile cezalandırılmasına dair Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/02/2019 tarihli ve 2018/916 Esas, 2019/197 sayılı kararı, Aynı sanığın izin tecavüzü suçundan 1632 sayılı Kanun’un 66/1-B, 73 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62. maddeleri gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/09/2019 tarihli ve 2019/416 Esas, 2019/853 sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 21/01/2020 gün ve 94660652-105-38-11141-2019-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekinde bulunan dava dosyaları Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30/01/2020 tarih ve 2020/12627 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu. Anılan ihbarnamede; "Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği nazara alınarak yapılan incelemede, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun "Firar ve Cezası" başlıklı 66. maddesinin konuya ilişkin 1. fıkrasının, " 1) Aşağıda yazılı askeri şahıslar bir yıldan üç yıla kadar hapsolunur: a) Kıt'asından veya görevi icabı bulunmak zorunda olduğu yerden izinsiz olarak altı günden fazla uzaklaşanlar, b) Kıt'asından veya görevini yapmakta olduğu yerden izin, istirahat veya hava değişimi alarak ayrılanlardan, dönmeye mecbur bulundukları günden itibaren altı gün içerisinde özürsüz olarak gelmeyenler," şeklinde düzenlendiği, Benzer bir olay nedeniyle Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 21/02/2018 tarihli ve 2018/1895 esas, 2018/1101 karar sayılı ilâmında yer alan, “1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 66. maddesinde düzenlenen firar ve izin tecavüzü suçlarının, Anayasa Mahkemesinin 11/04/2012 tarihli, 2011/111 Esas ve 2012/56 sayılı, Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 01/04/2004 tarihli, 2004/66 Esas ve 2004/61 sayılı Kararları ile Askeri Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı gibi mütemadi (kesintisiz) suçlardan olup, suçun temadinin başladığı ve sona erdiği süreçte işlendiği, kıt'asından veya görevi icabı bulunmak zorunda olduğu yerden izinsiz olarak altı günden fazla uzaklaşmak suretiyle işlenen firar suçu ile kıt'asından veya görevini yapmakta olduğu yerden izin, istirahat veya hava değişimi alarak ayrılanlardan, dönmeye mecbur oldukları günden itibaren altı gün içerisinde özürsüz olarak gelmemek suretiyle işlenen izin tecavüzü suçunun yakalanma ya da birliğine katılma ile son bulduğu, dolayısıyla bu suçlarda temadinin sona erdiği bir başka anlatımla kesintinin gerçekleştiği yer mahkemesinin yetkili olduğu…” ve Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 01/07/2019 tarihli ve 2019/1501 esas, 2019/10303 karar sayılı ilâmında yer alan "…Askerî Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ile de ortaya konulduğu üzere, firar ve izin tecavüzü gibi süreklilik gösteren (mütemadi) suçlarda, failin yakalanması, birliğine dönmesi veya bu amaçla resmî mercilere müracaat etmesi hâllerinde suç tamamlanmakta, bundan sonraki kaçma eylemleri ayrı bir suçu oluşturmaktadır. Ancak, katılma veya resmî mercilere müracaat hâllerinde suçun tamamlandığının kabulü için, failin eylemini sonlandırmak iradesiyle hareket etmiş olması gerekmekte, bir başka vesileyle bu eylemlerin yapılmış olmasının, devam etmekte olan suçu sonlandırmayacağı kabul edilmektedir" şeklindeki açıklamalar karşısında, firar ve izin tecavüzü suçlarının temadi eden suçlardan olduğu ve failin kendiliğinden birliğine dönmesiyle (iradi olarak) veya yetkili makamlarca yakalanmasıyla (irade dışı) ya da bulunduğu yerdeki bir askerî makama veya resmi bir kuruluşa birliğine dönmek maksadıyla dehalet etmesiyle (iradi olarak) temadinin son bulacağı, ancak suçun tamamlandığının kabulü için, failin eylemini sonlandırmak iradesiyle hareket etmiş olmasının arandığı, Dosyalar kapsamına göre; sanığın Kars 14'üncü Mekanize Piyade Tugay Konutanlığı emrinde er olarak görevli bulunduğu sırada 22/11/2016 tarihinde saat 10:00'da kışla tel örgülerinden sivil kıyafetli olarak atlayarak firar ettiği, sanığa 10:30'da firar mesajı çekilmesine rağmen yasal süreni bitimi olan 29/11/2016 tarihine kadar teslim olmadığı, 22/11/2016 tarihinden itibaren firari olan sanığın 02/01/2017 tarihinde kolluk kuvvetlerince yakalanarak birliğine sevk edildiği bildirilmesine rağmen katılış yapmadığı, yakalama emri çıkarılması için dosyası hazırlandığı ve 19/04/2017 tarihinde yeniden kolluk kuvvetlerince yakalanarak birliğine sevk edilmesine rağmen yeniden katılış yapmadığı, sonrasında sanığın 22/11/2017 tarihinde tekrar kolluk kuvvetlerince yakalandığı ve 22/11/2017 tarihinde askerlik şubesi tarafından 1 gün yol izni verilerek 24/11/2017 tarihinde birliğe katılması bildirilmesine rağmen katılmadığı ve 01/12/2017 tarihinde firari sayıldığı olayda, Sanığın 22/11/2016 tarihindeki eyleminden ötürü firar suçundan Kars Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 02/10/2017 tarihli ve 2017/3672 soruşturma, 2017/1981 esas, 2017/1061 sayılı iddianame üzerine açılan kamu davasının Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/834 esasına kaydedildiği, 22/11/2016 tarihinden itibaren firari olan sanığın 02/01/2017 tarihinde kolluk kuvvetlerince yakalanarak birliğine sevk edildiği bildirilmesine rağmen katılış yapmadığı eyleminden dolayı firar suçundan Kars Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 09/09/2017 tarihli ve 2017/3585 soruşturma, 2017/1862 esas, 2017/986 sayılı iddianame üzerine açılan kamu davasının Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/882 esasına kaydedildiği, Sanığın 19/04/2017 tarihinde yeniden kolluk kuvvetlerince yakalanarak birliğine sevk edilmesine rağmen yeniden katılış yapmadığı eyleminden ötürü firar suçundan Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 27/03/2018 tarihli ve 2018/16104 soruşturma, 2018/4819 esas, 2018/3828 sayılı iddianame üzerine açılan kamu davasının Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/416 esasına kaydedildiği, Sanığın 22/11/2017 tarihinde askerlik şubesi tarafından 1 gün yol izni verilerek 24/11/2017 tarihinde birliğe katılması bildirilmesine rağmen katılmadığı eyleminden ötürü izin tecavüzü suçundan Kars Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 09/02/2018 tarihli ve 2018/236 soruşturma, 2018/349 esas, 2018/229 sayılı iddianame üzerine açılan kamu davasının Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/916 esasına kaydedildiği, Bu haliyle sanığın birliğine katılma veya resmî mercilere müracaat hâlinin bulunmadığı, sanığın dehalet kastı taşımaksızın her bir eyleminin yakalanmakla son bulduğu gözetildiğinde, sanığın temadi eden eylemleri yönünden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43/1. maddesinde yer alan ''Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır.'' şeklindeki düzenleme uyarınca, dosyaların birleştirilerek zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde her eylem için ayrı ceza tayininde isabet görülmediği” gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla, Gereği görüşülüp düşünüldü; Askerî Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ile de ortaya konulduğu üzere, firar ve izin tecavüzü gibi süreklilik gösteren (mütemadi) suçlarda, failin yakalanması, birliğine dönmesi veya bu amaçla resmî mercilere müracaat etmesi hâllerinde suç tamamlanmakta, bundan sonraki kaçma eylemleri ayrı bir suçu oluşturmaktadır. Ancak, katılma veya resmî mercilere müracaat hâllerinde suçun tamamlandığının kabulü için, failin eylemini sonlandırmak iradesiyle hareket etmiş olması gerekmekte, bir başka vesileyle bu eylemlerin yapılmış olmasının, devam etmekte olan suçu sonlandırmayacağı kabul edilmektedir (Dairemizin 01/07/2019 gün ve 2019/1501-10303 E.K, 2019/1513-10302 E.K sayılı; (Kapatılan) Askerî Yargıtay Daireler Kurulunun 28.4.2016 tarihli ve 2016/14-31 E.K.; 23/06/2016 gün ve 2016/42-57 E.K,; 07.11.2013 tarihli ve 2013/109-107 E.K.; 23/06/2016 gün ve 2016/42-57 E.K, 22.3.2012 tarihli ve 2012/43-42 E.K.; 16.3.2006 tarihli ve 2006/63-64 E.K.; 19.11.2004 tarihli ve 2004/171-152 E.K.; 20.2.2003 tarihli ve 2003/11-9 E.K. sayılı ilamları da aynı doğrultudadır). Somut olayda ise katılma veya resmî mercilere müracaat hâlinin bulunmadığı, sanığın dehalet kastı taşımaksızın her bir eyleminin yakalanmakla son bulduğu, dolayısıyla sanık hakkında TCK'nin 43. maddesinin uygulanma şartlarının oluşmadığı; kaldı ki kanun yararına bozma istemine konu edilen Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/09/2019 tarihli ve 2019/416 Esas, 2019/853 Karar sayılı kararının izin tecavüzü eylemi nedeniyle verilen ve itiraz edilmemek suretiyle kesinleşen 5 ay hapis cezasına havi hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar olduğu, bu kararın itiraza tabi olup, CMK'nin 231/8. maddesi gereğince beş yıl denetim süresinin olduğu, CMK'nin 231/10. maddesine göre denetim süresi içinde yeni bir suç işlemeyen sanık hakkında açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verileceği, aynı Kanunun 231/11. maddesine göre ise denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlenmesi halinde mahkemece açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanacağı, Ceza Genel Kurulunun 17/01/2017 gün ve 2013/5-438; 2017/16 sayılı Kararında da işaret edildiği üzere, açıklanması geri bırakılan hükmün ileride açıklanarak hukuken varlık kazanması halinde, davaya konu eylemler arasında zincirleme suç hükümleri bakımından mahkemece değerlendirme yapılabileceği anlaşılmakla; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 30/03/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Suçun Faili ve Düzenli Hizmet Bağı Şartı

Firar suçu özgü bir askeri suç niteliğinde bulunduğundan yalnızca kanunun askeri şahıs saydığı kişiler tarafından işlenebilir. Failin suça konu kesintisiz eylemi devam ettiği esnada veya eylemin öncesinde askerlik sıfatı sona ermişse firar suçu oluşmaz. Dolayısıyla askerlik sıfatı taşımayan kişilerin bu suçtan cezai sorumluluğu bulunmamaktadır.

Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu'nun 115. maddesi uyarınca Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde görev yapan sivil memurlar firar suçunun faili olamazlar. Bunun yanında askerlik yükümlülüğü altına girmemiş olan askeri öğrenciler de bu suçun faili kabul edilmez.

7179 sayılı Askeralma Kanunu kapsamında askerlik şubesince sevki yapıldığı halde birliğine hiç katılmadan uzaklaşan yükümlüler hakkında firar suçu değil, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 63. maddesinde yer alan bakaya suçu meydana gelir. Firar suçunun varlığı için kişinin birliğine fiilen katılması ve bu yolla askeri hizmetle arasında düzenli bir bağ kurulmuş olması zorunludur.

1632 sayılı ASKERİ CEZA KANUNU m. 63Kaynağı aç
Madde 63 – 1 – (Değişik: 31/3/2011-6217/4 md.) Barışta, 25/6/2019 tarihli ve 7179 sayılı Askeralma Kanununun 24 üncü maddesi uyarınca haklarında verilen idarî para cezası kesinleştikten sonra söz konusu Kanunun 23 üncü maddesinde belirtilen mazeretlerden birisi bulunmaksızın,[17] a) Yoklama kaçaklarından birlikte (…)[18] yoklamaya tabi oldukları doğumluların yurt genelinde normal sevk yılı içindeki son kafilesi gönderilmiş bulunanlar için, son kafilenin gönderilmesi tarihinden, b) Bakaya kalanlar için, bakaya kaldıkları tarihten, c) İhtiyat erattan çağrılıp da birlikte işleme tabi olduğu kişiler gönderilmiş bulunanlar için, en son gönderilme tarihinden, d) Yoklama kaçağı, saklı veya bakaya olup olmamasına bakılmaksızın askerlik şubesince sevk edildiği kıtasına katılmayan veya geç katılanlar için, kendilerine tanınan kanuni yol süresinin bitiminden, itibaren dört ay içinde gelenler altı aya kadar, yakalananlar iki aydan altı aya kadar; dört aydan sonra bir yıl içinde gelenler iki aydan bir yıla kadar, yakalananlar dört aydan bir yıla kadar; bir yıldan sonra gelenler dört aydan iki yıla kadar, yakalananlar altı aydan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. 2 – (Değişik: 15/6/1942-4257/1 md.) Seferberlikte birinci fıkrada yazılı olanlarla ruhsatlılardan sevk gününün bitmesinden itibaren yedi gün içinde gelenler bir aydan bir seneye, elde edilenler dört aydan iki seneye kadar, yedi günden sonra üç ay içinde gelenler iki seneden aşağı olmamak üzere elde edilenler üç seneden aşağı olmamak üzere hapis, üç aydan sonra kendiliğinden gelenler beş seneden az olmamak üzere ağır hapis, elde edilenler ölüm cezasına mahkum edilirler. Az vahim hallerde ölüm cezası yerine müebbet veya on seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezası verilir ve diğer hallerde gösterilen cezalar yarıya indirilir. Çağırılıpta gelmiyen yedek subaylar, yedek astsubaylar ve askeri memurların cezaları:[19]

Düzenli hizmet bağının kurulabilmesi için failin askerlik yapmaya elverişli olması gerekir. Fiilin işlendiği tarih itibarıyla askerliğe elverişsiz olduğu belirlenen veya askerliğe elverişli bulunmadığına ilişkin resmi sağlık raporu alan kişiler bakımından askeri hizmetle geçerli bir bağ kurulamayacağından firar suçu teşekkül etmez.

Cezayı Artıran Nitelikli Haller ve Seferberlik

1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 66. maddesinin ikinci fıkrasına göre belirli nitelikli hallerin varlığında hapis cezası iki yıldan aşağı olamaz. Failin silah, mühimmat ve bunların teçhizatını, nakil vasıtalarını, hizmete ait hayvanları veya ordu hizmetine özgülenmiş herhangi bir eşyayı kaçarken beraberinde götürmesi bu ağırlatıcı nedenlerden biridir.

Failin askeri bir hizmeti yürütmekte olduğu sırada kaçması veya mükerrir olması durumlarında da verilecek hapis cezasının alt sınırı iki yıl olarak tatbik edilir. Bununla birlikte 1632 sayılı Kanun'un 66. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca seferberlik durumunda maddede yazılı olan tüm mehil süreleri yarı yarıya indirilir.

Firar ile Kısa Süreli Kaçma Disiplinsizliği Arasındaki Ayrım

6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu'nun 19. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 26. maddesi gereğince, kıtasından veya görev yerinden yedi günü aşmayacak ve bu süre içinde kendiliğinden gelecek şekilde kaçmak veya mesaiye gitmemek, erbaş ve erler yönünden hizmet yerini terk etmeme cezası verilmesini gerektiren kısa süreli kaçmak disiplinsizliğidir. Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 2021/23344 Esas ve 2022/14486 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, bu sınırlar içinde kalan eylemler adli firar suçunu oluşturmaz ve beraat kararı verilmesini gerektirir.

Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/23344, K. 2022/14486Kaynağı aç
7. Ceza Dairesi         2021/23344 E.  ,  2022/14486 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; 1) 31.07.2014-19.08.2014 tarihleri arasındaki firar suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde; Gerekçeli karar başlığında sanığın tutuklulukta geçirdiği sürelerin gösterilmemesi mahallinde ikmali mümkün eksiklik olarak görülmüştür. Kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında uygulama maddesi olan TCK'nun 50/1-a maddesi yerine TCK'nun 50. maddesinin gösterilmesi, yine hapisten çevrili adli para cezasının bir gün karşılığının belirlenmesi sırasında uygulama maddesi olan TCK'nun 52/2. maddesinin gösterilmesi gerekirken TCK'nun 52.maddesinin gösterilmesi suretiyle CMK'nun 232/6. maddesine aykırı davranılması, Yasaya aykırı ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 322. maddesi gereğince; hükmün 5. fıkrasında yer alan "TCK nun 50 ve 52" ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine gelmek üzere ''TCK'nun 50/1-a ve 52/2" ibaresinin eklenmesi ve sair kısımların aynen bırakılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, II)28.06.2014-09.07.2014 tarihleri arasındaki firar suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde; Dosya kapsamına göre, sanığın rahatsızlığı nedeniyle sevk edildiği Kasımpaşa Asker Hastanesine gitmek üzere 28.06.2014 tarihinde birliğinden ayrıldığı, Çanakkale ile İstanbul illeri arasında tanınması gerekli bir günlük yol süresi sonunda 29.06.2014 tarihinde Hastaneye müracaat etmesi gerekirken Kasımpaşa Asker Hastanesi tarafından gönderilen belgelere göre 02.07.2014 tarihinde Hastaneye müracaat ettiği, aynı gün Hastanedeki işlemlerinin tamamlandığı, İstanbul-Çanakkale arasında bir günlük yol süresi de dikkate alındığında 04.07.2014 tarihine kadar birliğine katılması gerekirken katılmadığı ve 09.07.2014 tarihinde kendiliğinden Birliğine katılış yaptığı olayda; sanığın gecikmeli de olsa 02.07.2014 tarihinde Kasımpaşa Asker Hastanesine başvurmakla dehalet kastını gösterdiği, bu nedenle firar suçunun temadisinin 02.07.2014 tarihinde sona erdiğinin kabul edilmesi gerektiği, dolayısıyla ASCK’nın 66/1-a maddesinde öngörülen gün unsurunun somut olayda gerçekleşmediği ve sanığın 30.06.2014-02.07.2014 ve 04.07.2014-09.07.2014 tarihleri arasında birliğinden uzak kalmak şeklinde gerçekleşen eylemlerinin 16.2.2013 tarihli ve 28561 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 31.1.2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu'nun "Kıtasından veya görev yerinden yedi günü aşmayacak ve bu süre içinde kendiliğinden gelecek şekilde kaçmak veya mesaiye gitmemek" şeklinde tanımlanan ve aynı Kanunun 19/1-b ve 26’ncı maddelerinde, erbaş ve erler yönünden disiplin kurulları tarafından "Hizmet yerini terk etmeme" cezası verilmesini gerektiren "Disiplinsizlik" hâli olarak yaptırıma bağlandığı anlaşıldığından, atılı suçtan dolayı sanığın beraatına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi, Yasaya aykırı ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20.10.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
6413 sayılı TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ DİSİPLİN KANUNU m. 19Kaynağı aç
MADDE 19 – (1) Hizmet yerini terk etmeme cezasını gerektiren disiplinsizlikler şunlardır: a) Emre itaatsizlik: Kasıtlı olarak hizmete ilişkin bir emri tam yapmamak ya da değiştirerek veya sınırını aşmak suretiyle yapmaktır. b) Kısa süreli kaçmak: Kıtasından veya görev yerinden yedi günü aşmayacak ve bu süre içinde kendiliğinden gelecek şekilde kaçmak veya mesaiye gitmemektir. c) İzin süresini geçirmek: İzin, istirahat veya hava değişimi süresini yasal veya kabul edilebilir bir mazereti olmaksızın altı günü aşmayacak ve bu süre içinde kendiliğinden gelecek şekilde geçirmektir. ç) Hizmete mahsus eşyaya zarar vermek: Harp malzemesini veya hizmete tahsis edilmiş bir askeri eşyayı; kasıt, ihmal veya tedbirsizlik sonucu kaybetmek veya hasara uğramasına sebebiyet vermektir. d) Hediye istemek veya borç almak: Maiyetinden veya astlarından hediye istemek veya her ne şekilde olursa olsun borç almaktır. e) Maiyetinin disiplinsizliği hakkında soruşturma yapmamak: Maiyeti tarafından işlenen bir disiplinsizliği öğrenmesine rağmen ceza vermeme takdir yetkisinin bulunduğu hâller dışında kasten disiplin soruşturması yapmayarak disiplinsizliği örtbas etmektir. f) Asta kötü muamele yapmak: Astına, askeri usul ve kurallar dışında kötü davranmak, eziyet amacıyla hizmetini lüzumsuz yere güçleştirmek veya başkaları tarafından kötü muamelede bulunulmasına müsamaha göstermektir. g) Nöbet talimatına aykırı hareket etmek: Maddi bir zarar doğmasına sebebiyet vermeyecek şekilde, ilgili mevzuat kapsamındaki nöbet görevlerini yaparken, nöbet yerini terk etmek veya belirlenmiş ve tebliğ edilmiş olan nöbet talimatındaki kurallara aykırı hareket etmektir. ğ) Hoşnutsuzluk yaratmak: Çalıştığı mesai ortamında söz veya fiilleri ile hizmetin yerine getirilmesini olumsuz yönde etkilemektir. h) Tahrik: Asker kişileri, amirlerine veya üstlerine karşı itaatsizliğe, saygısızlığa, mukavemet göstermeye veya müessir fiil işlemeye tahrik veya teşvik etmektir. ı) Sarhoşluk: Tıbbi raporla ispatlanmak veya gizlenemeyecek derecede olmak şartıyla, göreve sarhoş gelmek veya görevdeyken alkollü içki içmektir. i) Kumar oynamak: Askeri mahâl içinde kumar oynamaktır. j) Yasak edilen malzemeyi bulundurmak: Kıta, karargâh ve kurumlarda ya da görev esnasında bulundurulması veya kullanılması emirle yasak edilen cep telefonu, bilgisayar, radyo, teyp, fotoğraf makinesi gibi görüntü, ses ve benzeri verileri ve bilgileri kaydeden, depolayan veya ileten her türlü cihaz ve aletler ile aksamlarını bulundurmak veya kullanmaktır. k) İzinsiz üyelik: Meslek kuruluşları, dernek ve vakıf üyelikleri ile spor kulüplerinin faal üyeliklerine izin almaksızın girmektir. l) Disiplin cezasının yerine getirilmesine karşı gelmek: Yetkili kişi veya organlar tarafından verilen disiplin cezalarının, idari yaptırımların veya disiplinsizlik nedeniyle verilen görev ve sorumlulukların gereğinin yerine getirilmesine karşı çıkmak ve bu kapsamda yapılması zorunlu olan görev ve yükümlülükleri tam olarak yerine getirmemektir. m) Kavga etmek: Meşru savunmaya ilişkin şartlar saklı kalmak kaydıyla, askeri mahâl içerisinde, fiilen birisine vurmaktır. n) (Ek:12/6/2024-7517/51 md.) Askerî kimliğini, görev veya faaliyetlerini izinsiz açıklamak: Eyleminin daha ağır bir disiplin suçunu oluşturma durumları hariç olmak üzere kendisinin veya başka bir askerî personelin, askerî kimliğini, görev veya faaliyetleri kapsamında askerî bilgi, belge, konum bilgisi veyahut bunlardan herhangi birini içeren resim, yazı, fotoğraf, ses kaydı, video gibi görsel ve işitsel materyalleri, Millî Savunma Bakanlığınca yetki verilen durumlar hariç, radyo, televizyon, internet, sosyal medya, gazete, dergi, kitap ve diğer tüm medya araçları ile her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim araçları vasıtasıyla yayınlamak veya açıklamaktır. Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasını gerektiren disiplinsizlikler

6413 sayılı Kanun'un 19. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine göre de izin, istirahat yahut hava değişimi süresini kabul edilebilir bir mazereti bulunmaksızın altı günü aşmayacak ve kendiliğinden dönecek şekilde geçirmek hali izin süresini geçirmek disiplinsizliği teşkil eder. Kanundaki süre hudutları aşılmadığı ve kendiliğinden dönüş gerçekleştiği sürece adli ceza sorumluluğu doğmaz.

Görevli bulunduğu birlikten sağlık gerekçesiyle hastaneye sevk edilen askeri personelin sevk tarihine kıyasla gecikmeli şekilde sağlık kuruluşuna başvurması, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 2021/23344 Esas ve 2022/14486 Karar sayılı ilamına göre kaçma iradesini sonlandırma kastını (dehalet kastı) gösterir. Hastaneye resmi başvuruyla birlikte firar suçunun temadisi kesintiye uğrar ve uzak kalınan müddet kanuni sınırları aşmıyorsa eylem adli firar vasfını kazanmaz.

Dehalet Kastı ve Zincirleme Suç Değerlendirmesi

Firar ve izin tecavüzü suçlarında eylemin son bulması için failin yakalanması veya kıtasına dönmesi ya da bu amaçla resmi mercilere bizzat başvurması gerekir. Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 2020/1793 Esas ve 2021/3834 Karar sayılı ilamı uyarınca, resmi makamlara başvurunun suçu sona erdirmesi için failin kaçış iradesini ortadan kaldırma kastıyla (dehalet kastı) hareket etmesi şarttır. Başka amaçlarla veya tesadüfi işlemler vesilesiyle yapılan müracaatlar temadiyi sona erdirmez.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43. maddesinin birinci fıkrası, bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi halinde tek bir cezaya hükmedilip cezanın artırılmasını öngörür. Ancak sanığın dehalet kastı taşımaksızın her bir eyleminin kollukça yakalanmakla sonlandığı durumlarda kesinti gerçekleşip yeni bir suç başlayacağından zincirleme suç hükümleri uygulanamaz ve her kaçış ayrı suç sayılır. Öte yandan Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 2020/1793 Esas ve 2021/3834 Karar sayılı ilamına göre, evvelce hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen bir dosyanın denetim ihlali sebebiyle ileride açıklanarak hukuki varlık kazanması halinde iki eylem arasında zincirleme suç koşullarının bulunup bulunmadığı mahkemece değerlendirilebilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 43Kaynağı aç
Madde 43- (1) Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/6 md.) Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır. (2) Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır. (3) Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz.[5] Fikri içtima

Soruşturma İzni, Görevli ve Yetkili Mahkeme

1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun Ek 15. maddesi uyarınca asker kişilerin işledikleri askeri suçların soruşturulması izne tabidir. Yetkili merciden usulünce soruşturma izni temin edilmeden asker kişi hakkında firar suçundan soruşturma yürütülemez.

Askeri mahkemelerin kapatılmasının ardından firar suçuna ilişkin kamu davalarına bakmakla görevli mahkemeler asliye ceza mahkemeleridir. 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca askeri suçlarda dava ve cezanın düşmesi hususlarında Türk Ceza Kanunu hükümleri uygulanmakta olup temel ceza aralığına göre firar suçunda dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır.

1632 sayılı ASKERİ CEZA KANUNU m. 49Kaynağı aç
Madde 49 – (Değişik: 11/12/1935 – 2862/4 md.) Aşağıdaki fıkralarda yazılı hükümler mahfuz olmak üzere askeri suçlarda dava ve cezanın düşmesi hususlarında Türk Ceza Kanununun birinci kitabının 9 uncu babı hükümleri tatbik olunur. A) (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 28/3/2013 tarihli ve E.: 2012/143, K.: 2013/48 sayılı Kararı ile.) B) Hıyanet cürümlerile maznun ve mahkum olanlar hakkıda müruru zaman yoktur. C) (Ek : 14/6/1989 – 3574/1 md.) Sırf askeri suçlarda Türk Ceza Kanununun 119 uncu maddesi hükümleri uygulanmaz. Cezanın nasıl arttırılacağı:

Mütemadi suçlarda yetki kuralı temadinin bittiği yere göre tespit edilir. Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 2021/11452 Esas ve 2023/346 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, firar ve izin tecavüzü suçlarında failin yakalandığı ya da kendi iradesiyle kıtasına teslim olduğu yer mahkemesi davaya bakmakla yetkilidir.

İzin Tecavüzü Niteliği ve Ek Savunma Usulü

Birlik veya görev yerinden yasal izin alarak ayrılan ve dönmesi gereken tarihten itibaren mazeretsiz altı gün geçmesine rağmen kıtasına katılmayan personelin eylemi firar suçunu değil, 1632 sayılı Kanun'un 66. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan izin tecavüzü suçunu meydana getirir. Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 2021/11452 Esas ve 2023/346 Karar sayılı ilamı gereğince eylemin hukuki vasfının bu maddeye göre tespiti zorunludur.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 226. maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık, suçun hukuki vasfının değişmesi ihtimalinde haberdar edilip ek savunması alınmadıkça iddianamedeki sevk maddesinden gayrı bir hükümle mahkum edilemez. İddianamede izin tecavüzü olarak gösterilen eylem hakkında sanığa ek savunma tanınmaksızın firar suçundan mahkumiyet kurulması bozmayı gerektirir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 226Kaynağı aç
Madde 226 – (1) Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez. (2) Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır. (3) Ek savunma verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması için süre verilir. (4) (Değişik:14/11/2024-7532/16 md.) Yukarıdaki fıkralarda yazılı bildirimler, sanığa ve varsa müdafie yapılır. Müdafii sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır. Sanığın dosyada var olan son adresine bildirim yapılamaması veya bildirime rağmen duruşmaya gelmemesi halinde müdafie yapılan bildirimler yeterli kabul edilir. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Karar ve Hüküm Müzakereye katılacak hâkimler

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması ve Kanun Yolları

1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun Ek 17. maddesi gereğince 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kuralları askeri suç ve cezalar hakkında da geçerlidir. Bununla birlikte sırf askeri bir suçtan ötürü altı ay veya daha fazla süreli hapis cezasına hükmedilmesi, fiilin disiplini ağır biçimde bozması veya birliğin emniyetini, muharebe hazırlığını zafiyete uğratması yahut fiilin savaş veya seferberlik hallerinde işlenmesi durumlarında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemez.

1632 sayılı ASKERİ CEZA KANUNU m. Ek Madde 17Kaynağı aç
Ek Madde 17 – (Ek:24/6/2021-7329/7 md.) 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, aşağıdaki hâller hariç askerî suç ve cezalar hakkında da uygulanır: A) Sırf askerî bir suçtan dolayı altı ay veya daha fazla süreli hapis cezasına hükmedilmesi. B) Fiilin, disiplini ağır şekilde ihlal etmesi veya birliğin güvenliğini tehlikeye düşürmesi ya da birliğin muharebe hazırlığını veya etkinliğini zafiyete uğratması ya da büyük bir zarar meydana getirmesi. C) Fiilin savaş veya seferberlikte işlenmesi. Uygulanacak hükümler:

5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin onuncu fıkrasına göre beş yıllık yasal denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği takdirde davanın düşürülmesi gerekir. Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 2021/5907 Esas ve 2021/18168 Karar sayılı kararı doğrultusunda, önceki mahkumiyete ait hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmesinden itibaren beş yıllık deneme süresi bittikten sonra işlenen yeni bir firar suçu sebebiyle eski hüküm açıklanamaz; önceki dava hakkında düşme kararı verilmelidir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 231Kaynağı aç
Madde 231 – (1) Duruşma sonunda, 232 nci maddede belirtilen esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana çizgileriyle anlatılır. (2) Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir. (3) Beraat eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hâl varsa bu da bildirilir. (4) Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir. (5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder. (6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;[77] a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir. (7) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez. (8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak; a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması hâlinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine, b) Bir meslek veya sanat sahibi olması hâlinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına, c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine, karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur. (9) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Altıncı fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde; sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir. (10) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir. (11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz edilebilir. İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir değerlendirme yapabilir. (12) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir. (13) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir. (14) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Bu maddenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, Anayasanın 174 üncü maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlarla ilgili olarak uygulanmaz. Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/5907, K. 2021/18168Kaynağı aç
7. Ceza Dairesi         2021/5907 E.  ,  2021/18168 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : 1632 sayılı Kanuna muhalefet HÜKÜM : Hükümlülük Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Sanık … hakkında Kara Kuvetleri Komutanlığı … Komutanlığı Erzincan Askeri Mahkemesinin 21.05.2013 tarih 2013/198 Esas, 2013/79 no'lu kararı ile 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 66/1-b, TCK'nun 62. maddesi uyarınca neticeten verilen 10 ay hapis cezasının CMK'nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, itiraz edilmeksizin kesinleşen bu karara müteakip, bu kere dosyaya yanlış anlam verilerek …. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.05.2018 tarih 2017/369 Esas, 2018/365 Karar sayılı dosyası ile yine aynen CMK'nun 231. maddesinin tatbiki usulsüz olup, yok hükmünde sayılması gerekeceği, Bu durumda, Sanık hakkında CMK'nun 231 maddesi gereğince HAGB kararı verilen Erzincan Askeri Mahkemesinin 21.05.2013 tarihli 2013/198 Esas, 2013/79 Karar sayılı kararının Mayıs 2013 tarihinde kesinleşmesini müteakip CMK'nun 231/11 maddesinde 5 yıllık deneme süresi geçtikten sonra … Asliye Ceza Mahkemesinin 31.01.2020 tarih 2019/648 Esas, 2020/104 Karar no'lu ilamına konu firar suçunu da 30.07.2019 tarihinde işlediği düşünüldüğünde, Mahkemece CMK'nun 231/10. maddesi uyarınca düşme kararı verilmesi gerektiği halde hükmün açıklanmasına karar verilmesi, Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Sanığa tebliğ edilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında usulsüz tebligat yapılmışsa karar kesinleşmiş sayılamaz. Kesinleşme gerçekleşmediği için yasal denetim süresi başlamaz ve bu süreçte işlendiği ileri sürülen firar eylemi dayanak yapılarak açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması yoluna gidilemez.

Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 2021/23344 Esas ve 2022/14486 Karar sayılı ilamına göre, kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesinde Türk Ceza Kanunu'nun 50/1-a maddesinin, adli para cezasının bir gün karşılığının belirlenmesinde ise 52/2. maddesinin açıkça gösterilmesi gerekmekte olup yalnızca genel maddelerin belirtilmesi kanuna aykırıdır. İstinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde hukuka aykırılık bulunması halinde ise 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozma yoluna başvurulabilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 309Kaynağı aç
Madde 309 – (1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.[144] (2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir. (3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar. (4) Bozma nedenleri: a) 223 üncü maddede tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkeme, gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verir. b) Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilir. Bu hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz. c) Davanın esasını çözüp de mahkûmiyet dışındaki hükümlere ilişkin ise, aleyhte sonuç doğurmaz ve yeniden yargılamayı gerektirmez. d) Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder. (5) Bu madde uyarınca verilen bozma kararına karşı direnilemez. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının kanun yararına başvurması
Firar suçu nedir ve cezası ne kadar süreli hapistir?

Firar suçu, askeri şahsın görevli olduğu yerden izinsiz şekilde altı günden fazla uzak kalmasıyla işlenir. Askeri Ceza Kanunu'nun 66/1-a maddesi uyarınca ceza bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıdır.

İzin tecavüzü suçu hangi hallerde oluşur?

İzin, istirahat veya hava değişimi ile birliğinden ayrılan personelin izin süresinin bittiği tarihten sonra altı gün içinde mazeretsiz olarak dönmemesi halinde Askeri Ceza Kanunu m. 66/1-b uyarınca bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülen izin tecavüzü suçu oluşur.

Firar suçunda zamanaşımı süresi kaç yıldır?

Askeri Ceza Kanunu'nun 49. maddesinin Türk Ceza Kanunu zamanaşımı hükümlerine yollaması ve suçun ceza aralığı uyarınca firar suçunda dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır.

Firar suçunda soruşturma izni alınması şart mıdır?

Evet, Askeri Ceza Kanunu'nun Ek 15. maddesi uyarınca asker kişilerin askeri suçlarına ilişkin soruşturmalar izne tabidir ve yetkili makamdan soruşturma izni alınması yasal bir zorunluluktur.

Firar suçu davalarına hangi mahkeme bakar?

Askeri mahkemelerin kapatılmasının ardından firar davalarına bakmakla görevli mahkemeler asliye ceza mahkemeleridir. Firarın son bulduğu yer mahkemesi yetkilidir.

Firar suçunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir mi?

Askeri Ceza Kanunu'nun Ek 17. maddesi uyarınca askeri suçlarda kural olarak bu karar verilebilir; ancak sırf askeri suçtan altı ay ve üzeri hapis cezası verilmesi veya fiilin seferberlikte işlenmesi hallerinde geri bırakma kararı uygulanamaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu