Finansal Yardım Yasağı ve Kaldıraçlı Devralmalar

by Avukat Erdal Ersoy
Finansal Yardım Yasağı ve Kaldıraçlı Devralmalar

Finansal Yardım Yasağının Kapsamı ve Amacı

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 380/1 uyarınca bir anonim şirketin kendi paylarının iktisap edilmesi amacıyla başka bir kişiyle yaptığı ve konusu avans, ödünç veya teminat verilmesi olan hukuki işlemler batıldır. Kanun koyucu bu düzenlemeyle şirket sermayesinin pay iktisabının finansmanında kullanılmasını engellemeyi ve yönetim kurulunun pay sahipliği yapısına müdahale etmesinin önüne geçmeyi amaçlar. Düzenleme kapsamında somut zarar tehlikesi esas alınmış olup şirketin pay iktisabına yönelik avans, ödünç ve teminat işlemleri şirket malvarlığında fiilen bir kayba yol açmasa ve hatta şirket lehine avantajlı koşullar içerse dahi yasak kapsamına girer.

İstinaf Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2021/1958, K. 2023/1851Kaynağı aç
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2021/1958 Esas 2023/1851 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2021/1958 KARAR NO : 2023/1851 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/07/2021 NUMARASI : 2019/285 Esas 2021/495 Karar DAVACI : VEKİLİ : DAVALILAR : DAVA : Alacak (Anonim Şirket Hisse Devrine İlişkin Protokolden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 31/05/2019 KARAR TARİHİ : 21/12/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/01/2024 Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirketler arasında imzalanan protokol ile müvekkilinin davalı şirketlerde bulunan %33,33 oranındaki hisselerinin 92.750,00 TL karşılığında dava dışı … ve … üzerine devredileceği, devir işleminin dava dışı … adına kayıtlı olan taşınmazın banka ipoteğinin kaldırılmasına müteakip yapılacağı, 92.750,00 TL hisse bedelinin Ağustos 2018'den başlamak üzere 7.500,00 TL eşit taksitlerle 8 ayda ödeneceği, kalan 32.750,00 TL'nin ise dava dışı … Inş. Turizm ve Gıda ile … Sitesi projelerinin bakiyelerinin ödenmesi doğrultusunda ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalı … … A.Ş. tarafından müvekkiline 4 taksit olan toplam 30.000,00 TL ödeme yapıldığını, kalan 4 taksitin ödenmediğini, dava dışı … İnş. Turizm ve Gıda ile … Sitesi projelerinin bakiyelerinin de ödenip ödenmediğinin bilinemediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalması kaydıyla şimdilik 30.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında talebini toplam 62.750,00 TL olarak ıslah etmiştir. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu sözleşmede taraf sıfatı bulunmayan müvekkillerine husumet yönetilmeyeceğini, protokolde müvekkil şirket kaşelerinin ilgilisi olarak bulunduğu için basıldığını, kaşelerin müvekkillerine satıcı sıfatı yüklemediğini, müvekkillerinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davalı ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda, davalılara ait ticari defter ve Ankara Ticaret Odası kayıtlarına göre davacının davalı şirketteki hisselerinin 30/06/2018 tarihi itibariyle dava dışı … ve …’ne devrinin gerçekleştiği, dava konusu hisse devir protokolüne göre davacının hisselerini … ve …’ne devretmesi bedelinin 92.750,00 TL olduğu, devir bedelinin 60.000,00 TL'sinin Ağustos 2018 ayından başlamak üzere sekiz eşit taksitte ödeneceği, kalan 32.500,00 TL'nin ise dava dışı … İnş. Turizm ve Gıda ile … Sitesi projelerinin bakiyelerinin ödenmesi doğrultusunda ödeneceğinin belirlendiği, Ağustos 2018 ayından başlamak üzere sekiz eşit taksitte ödenecek olan 60.000,00 TL'nin 30.000,00 TL'sinin ödendiği, taksitli alacaklardan 30.000,00 TL'sinin ödenmediği, kalan 32.750,00 TL'nin dava dışı … Sitesinden tahsil edilmiş olduğu, dolayısıyla davacıya ödeme şartının gerçekleştiği, davacının dava tarihi itibariyle 62.500,00 TL alacağının tahsil edilebilir hale geldiği, faiz talebinde bulunulmuş ise de Ağustos 2018 tarihinden sonraki ödenme vadelerinin taraflarca belirli hale getirilmediği, davacı tarafından davalıya bakiye tutarın ödenmesi yönünden her hangi bir ihtarname gönderilmediği, davacının temerrüt tarihinden itibaren faiz talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 62.750,00 TL'nin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının hisselerini sattığı kişilere davasını yöneltmemesi sebebi ile dava dışı kişiler tarafından davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının bilinemediğini, ödeme yapılıp yapılmadığına ilişkin bilgilerin de sözleşmenin akit taraflarında olacağından müvekkilinin eldeki davada taraf sıfatı bulunmadığını, davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, sözleşmede taraf sıfatı bulunmayan müvekkillerine dava açılmasının hukuken mümkün olmadığını, her iki müvekkilinin kendi şirketlerinde hissedar/malik olabilmesinin söz konusu olmadığını, hisse satışı amacıyla dava konusu hisse devri satışı sözleşmesinin tarafı olamayacağını, mahkemece dosyaya sunulan deliller, bilgi ve belgelerin doğru bir şekilde değerlendirilmediğini, alınan bilirkişi raporunda müvekkillerin dava konusu sözleşmelere taraf olmadığını dolayısı ile söz konusu sözleşme hükümleri ile bağlı olmadığının değerlendirilmediğini, bu kapsamda itirazlarının tüm yargılama boyunca dikkate alınmadığını, kararın gerekçesinde söz konusu protokolde … ve …'nin imzasının bulunmadığının yer aldığını, davaya konu protokol üzerinde …'nun imzasının bulunduğunu, mahkemece bu hususun göz ardı edildiğini, dava konusu protokolde müvekkilinin kaşelerinin ilgilisi olarak bulunduğu için basıldığını, müvekkillerinin satıcı sıfatı bulunmadığını, malik sıfatı bulunmayan müvekkillerinin hisse satışı gerçekleştirmesinin hukuken mümkün olmadığını, müvekkiline herhangi bir borç yüklenemeyeceğini, davaya konu alacağın belirlendiği sözleşmenin … A.Ş. ve … Sitesinden tahsilat yapılması koşuluna bağlandığını, bilirkişi raporu ile … A.Ş.'den tahsilat yapılmadığı tespit edilmesine rağmen bu hususun göz ardı edildiğini, yalnızca … Sitesinden alınan tahsilat sebebi ile ödenebilir hale geldiği tespit edilerek karar verildiğini, … Şirketinin müvekkillerine borcunun tamamını ödemediğini, sözleşmede belirlenen koşul gerçekleşmemesine rağmen hayali ödeme varmış gibi alacağın muaccel hale geldiğinin tespit edilmesinin hukuk düzeni ile bağdaşmadığını, dava konusu protokolün şarta bağlı olarak yapıldığını, dolayısıyla … Şirketinden alacağın tamamının tahsil edilememiş ve … Şirketinden mevcut alacağın tahsil edilmemiş olması nedeniyle protokolde yer alan şartın gerçekleşmediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; faiz konusunda mahkeme tarafından herhangi bir karar verilmediğini, açılan davada dava dilekçesinin sonuç kısmında ticari bir alacak olmasından kaynaklı olarak temerrüt tarihinden işleyecek ticari avans faizinin talep edildiğini, davalılar davanın açılmasıyla temerrüte düştüğünü belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; anonim şirket hisse devir protokolünden kaynaklanan hisse bedeli alacağının tahsili istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davalı şirketlerin imzası sirkülerleri, davalı şirketlerin ana sözleşmesi, davalı… A.Ş.'nin 15/06/2018 tarihli yönetim kurulu kararı, davalı … … A.Ş'nin 10/01/2018, 15/06/2018 tarihli yönetim kurulu kararları, 03/07/2018 tarihli protokol, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabı, yargılama aşamasında mali müşavir ve hukukçu bilirkişi heyetinden alınan 03/02/2020 tarihli rapor, banka dekontları dosya içerisinde yer almaktadır. Davalı şirketlerin ana sözleşmelerinden davalı … … A.Ş.'nin kurucu ortağının …, davalı… … A.Ş.'nin kurucu ortağının … (davacı), … (dava dışı) olduğu anlaşıldığı gibi, davalı şirketlerin imza sirküsünden yetkililerinin dava dışı … olduğu anlaşılmıştır. Davaya dayanak 03/07/2018 tarihli protokolde davacının imzasının yanı sıra davalı şirketlerin kaşeleri ve kaşeler üzerinde ve her iki kaşeye isabet edecek şekilde atılı tek imza, iki adet şahit imzasının bulunduğu, protokolde davacının davalı şirketlerdeki %33,33'lük hisselerini 92.750,00 TL bedel karşılığında … ve …'ye devredeceği, devir işleminin … adına kayıtlı taşınmazın banka ipoteğinin kaldırılmasına müteakip yapılacağı, 92.750,00 TL hisse bedelinin Ağustos 2018'den başlamak üzere 7.500,00 TL'lik eşit taksitlerle 8 ayda ödeneceği, kalan 32.750,00 TL'lik kısmın … İnşaat Tur. ve Gıda ile … Sitesi projelerinin bakiyelerini ödemeleri doğrultusunda ödeneceği hükme bağlanmıştır. Davalı… A.Ş.'nin 15/06/2018 tarihli yönetim kurulu kararıyla, devreden …'un (davacı) 80 payını devralan … (dava dışı), 85 payını devralan …'ye (dava dışı) devrettiği, hisse devirleri neticesinde 50.000,00 TL olan şirket sermayesinin 250 hisse karşılığında …'ye, 250 hisse karşılığında …'ya ait olduğu ve tamamının ödenmiş olduğu belirtilerek devirlerin kabulüne ve pay defterine işlenmesine karar verilmiştir. Davalı … … A.Ş'nin 10/01/2018 tarihli yönetim kurulu kararıyla, devreden …'nun (dava dışı) 165 payını devralan …'a (davacı), 165 payını devralan …'ye (dava dışı) devrettiği, hisse devirleri neticesinde 50.000,00 TL olan şirket sermayesinin 165 hisse karşılığında …'ye, 170 hisse karşılığında …'ya, 165 hisse karşılığında …'a ait olduğu ve tamamının ödenmiş olduğu belirtilerek devirlerin kabulüne ve pay defterine işlenmesine karar verildiği görülmüştür. Davalı … … A.Ş'nin 15/06/2018 tarihli yönetim kurulu kararıyla da, devreden …'un (davacı) 80 payını devralan … (dava dışı), 85 payını devralan …'ye (dava dışı) devrettiği, hisse devirleri neticesinde 50.000,00 TL olan şirket sermayesinin 250 hisse karşılığında …'ye, 250 hisse karşılığında …'ya ait olduğu ve tamamının ödenmiş olduğu belirtilerek devirlerin kabulüne ve pay defterine işlenmesine karar verilmiştir. Davalı … A.Ş. tarafından davacıya hisse devri ödemesi açıklamasıyla 31/08/2018 tarihinde 7.500,00 TL, 28/09/2018 tarihinde 7.500,00 TL, 31/10/2018 tarihinde 7.500,00 TL, 03/12/2018 tarihinde 7.500,00 TL ödendiği banka dekontlarıyla sabittir. Yargılama aşamasında davalı şirketlerin ticari defterleri incelenerek bilirkişi heyetinden alınan raporda, davacı …'un davalı şirketlerdeki hisselerinin dava dışı … ve …'ye şirket kayıtlarında aktarıldığı, bu işlemin sonucunda davalı şirketlerin ticari defterlerinde davacıya ait kayden bir hissenin kalmadığı, …'a ait hisselerin … ve …'ne devirlerinin davalı şirketler tarafından kabul edildiği ve pay defterine geçirilmesine karar verildiği, hisse devir sürecinin TTK'ya uygun olarak da tamamlandığı, davalı … A.Ş.'nin kayıtlarında davacıya 4 adet 7.500,00 TL, toplamda 30.000,00 TL havale ile ödeme yapıldığı, ancak bu havalelerin davalı şirketlerin ortakları adına ödeme yapıldığı, bu ödemelerin davalı… A.Ş.'nin ortaklarına olan borcundan mahsup edildiği, davacı adına herhangi bir borç ya da alacak kaydı yapılmadığı, davalı şirketlerden… A.Ş. kayıtlarında ise davacıya ilişkin herhangi bir ödeme kaydı ya da borç alacak kaydının olmadığı, davalı şirketlerin kayıtlarında ya da dava dosyasında ödenen 30.000,00 TL'nin dışında bir ödemeye rastlanılmadığı, dava konusu devir protokolünde yazılı olan 92.750,00 TL hisse devir bedelinin 62.750,00 TL'sinin ödenmediği, dava konusu protokole göre 2018 Ağustos ayından itibaren sekiz eşit taksitte ödeneceği belirtilmiş ise de ödeme vadelerinin belirsiz olduğu, dolayısıyla faiz hesabına esas alınacak tarihlerin bilinemediği, davacı tarafından davalılar adına ihtarname gönderildiğine dair bir belgenin dava dosyasına sunulmadığı, ödenmeyen bu devir bedelinin 32.750,00 TL'sinin ise davalı şirketlerin müşterisi konumunda olan dava dışı … A.Ş. ve … Sitesi'nden olan alacaklarının tahsil şartına bağlandığı, yapılan incelemelerde davalılardan … A.Ş.'nin dava dışı … AŞ'den olan 59.000,00 TL alacağının şüpheli alacak olarak varlığını koruduğu, davalılardan… A.Ş.'nin dava dışı … Sitesi'nden olan 38.918,85 TL'nin tahsil edildiği ve dava dışı …'dan bir alacağının kalmadığı, bu durumda dava konusu protokol hükümlerine göre davacının 32.750,00 TL alacağının da ödenebilir hale geldiği, davacının dava konusu protokole göre dava tarihi itibarıyla ödenmeyen 62.500,00 TL hisse devir alacağı bulunduğu tespit edilmiştir. Davacı yan davalı anonim şirketlerde bulunan hisselerini akdedilen protokol kapsamında dava dışı … ve …'ye devrettiğini, hisse devir bedelinin davalılar tarafından ödeneceğini, 30.000,00 TL ödendiği halde bakiye kısmın ödenmediğini iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında davacının davalı şirketlerin hissedarı olduğu, şirketlerde bulunan hisselerini dava dışı … ve …'ye devrettiği, hisse devirlerinin anonim şirket yönetim kurullarınca kabul edilerek pay defterlerine işlenmesine karar verildiği, davalı … A.Ş. tarafından davacıya hisse devri ödemesi açıklamasıyla toplam 30.000,00 TL ödeme yapıldığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, taraflar arasında akdedilen protokol uyarınca davacının davalı şirketlerdeki hisselerini protokolde belirtilen kişilere devretmesi nedeniyle hisse devir bedelinin tahsilini davalılardan talep edip edemeyeceği, talep edebilecek ise dava tarihi itibarıyla hisse devrine ilişkin protokolden kaynaklanan bir alacağı bulunup bulunmadığı, alacak var ise miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır. Davalılar vekilinin istinaf itirazı incelendiğinde, TTK'nun kanuna karşı hile başlıklı 380. maddesinde "(1) Paylarının iktisap edilmesi amacıyla, şirketin başka bir kişiyle yaptığı, konusu avans, ödünç veya teminat verilmesi olan hukuki işlemler batıldır. Bu butlan hükmü, kredi ve finans kurumlarının işletme konuları içine giren işlemlere ve şirketin veya onun bağlı şirketlerinin çalışanlarına, şirketin paylarını iktisap edebilmeleri için, avans, ödünç ve teminat verilmesine ilişkin hukuki işlemlere uygulanmaz. Ancak, bu istisnai işlemler, şirketin, kanuna ve esas sözleşmesine göre ayırmak zorunda bulunduğu yedek akçeleri azaltıyor veya 519 uncu maddede düzenlenen yedek akçelerin harcanmalarına ilişkin kuralları ihlal ediyor ve şirketin 520 nci maddede öngörülen yedek akçeyi ayırmasına imkân bırakmıyorsa, geçersizdir. 2) Ayrıca, şirket ile üçüncü kişi arasında yapılmış bulunan ve bu kişiye, şirketin kendi paylarını; şirketin, şirkete bağlı bir şirketin veya şirketin paylarının çoğunluğuna sahip olduğu şirketin hesabına alma hakkı tanıyan ya da böyle bir yükümlülük öngören bir düzenleme, eğer bu payları şirket alsaydı işlem 379 uncu maddeye aykırı kabul edilecek idiyse batıldır." hükmünü içermektedir. Anılan hükümden anlaşılacağı üzere anonim şirketin paylarının iktisabı amacıyla başkasıyla yaptığı konusu avans, ödünç ve teminat olan işlemler batıldır. Doktrinde madde hükmünde yer alan avans, ödünç ve teminat işlemini de kapsamayan yasaktan söz ederken genel olarak finansal destek verme yasağı ibaresi kullanılmıştır. Kanun koyucu anılan hüküm ile şirketin paylarını iktisap edecek kişiye destek olmasını engellemek istemiş, maddede sayılan işlemler bakımından somut zarar tehlikesi kabul edilmiştir. Maddede sayılan işlemler şirket mal varlığında somut olarak, fiilen zarar oluşturmasa, hatta şirket için avantajlı koşullarda içerse yasak kapsamına girecektir. Amaç genel olarak şirket mal varlığını korumanın yanında yönetim kurulunun pay sahipliği yapısına müdahalesinin önlenmesidir. Madde hükmü şirketin bütün mal varlığını korumayı amaçlamaktadır. Dolayısıyla yüksek miktarda mal varlığına sahip şirketlerin paylarının iktisabı amacıyla önemsiz miktarda ödünç veya teminat vermesi dahi anılan hükmün ihlal edilmesi sonucunu doğuracaktır (Dr. Murat Gürel, Anonim Şirketin Kendi Paylarının İktisabı Amacıyla Finansal Destek Verme Yasağı (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 380.1), Ankara 2014, s:129 vd.). Yukarıda yapılan açıklamadan anlaşılacağı üzere TTK'nun 380/1. maddesi uyarınca anonim şirketin paylarının iktisabı amacıyla başkasıyla yaptığı konusu avans, ödünç ve teminat olan işlemler batıldır. İşbu davaya dayanak olup, taraflar arasında akdedilen 03/07/2018 tarihli protokol ile de, davacının davalı şirketlerdeki hisselerini dava dışı üçüncü kişilere devretmesi nedeniyle hisse devir bedelinin davalı şirketler tarafından ödenmesi kararlaştırılmıştır. Protokol TTK'nun 380/1 maddesindeki finansal yardım yasağına aykırı olup, batıldır. Mahkemece yargılamanın her aşamasında bu hususun gözetilmesi gerekir. Bu durumda mahkemece, davacının TTK'nun 380/1. maddesi uyarınca batıl olan protokole dayalı olarak davacının dava dışı üçüncü kişilere devrettiği hisse bedelini davalı anonim şirketlerden talep edemeyeceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir. Davalılar vekilinin istinaf itirazları kapsamında yapılan değerlendirme ile ilk derece mahkemesinin davanın kabulü kararında isabet görülmediğinden davacı vekilinin faize yönelik istinaf itirazının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında isabet görülmediğinden davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; A)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 269,85 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 210,55 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, B)1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/07/2021 tarih 2019/285 Esas 2021/495 Karar sayılı kararının HMK'nun 353/1-b.2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Davanın REDDİNE, 4-Alınması gereken 269,85 TL karar ilam harcının peşin alınan 512,33 TL harç ile 559,28 TL ıslah harcından mahsubu ile fazla alınan 801,76 TL'nin talep halinde davacıya iadesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalıların vekille temsil edildiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 7-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 8-Gider avansının kullanılmayan kısmının talep halinde yatırana iadesine, C)1-Davalı… … A.Ş. tarafından yatırılan 1.075,00 TL istinaf karar harcının talep halinde anılan davalıya iadesine, 2-Davalı … … A.Ş. tarafından yatırılan 1.075,00 TL istinaf karar harcının talep halinde anılan davalıya iadesine, 3-Davalıların istinaf aşamasında yargılama gideri olarak yapılan (162,10×2=) 324,20 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 32,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 356,20 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalılar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 21/12/2023 Başkan – Üye – Üye – Zabıt Katibi – Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

Finansal yardım yasağı, Türk Ticaret Kanunu m. 379 hükmünde yer alan ivazlı pay iktisabına dair onda birlik sermaye eşiğine tabi değildir. Yüksek malvarlığına sahip şirketlerin kendi paylarının iktisabı amacıyla önemsiz miktarda dahi olsa ödünç veya teminat vermesi yasağın ihlali sonucunu doğurur. Yasakta belirtilen başka kişiler ifadesi pay sahiplerini, şirket çalışanlarını, yönetim kurulu üyelerini ve üçüncü kişileri kapsayacak biçimde uygulanır.

Kaldıraçlı Devralma İşlemlerinin Finansal Yardım Yasağı Karşısındaki Durumu

Kaldıraçlı devralma yönteminde hedef şirketin satın alınmasında kullanılan finansman nihai olarak yine hedef şirketin malvarlığı ve gelirlerinden karşılandığından Türk Ticaret Kanunu m. 380 hükmünde düzenlenen finansal yardım yasağı bu devralma işlemlerini yasaklamaktadır. Yasağın uygulanabilmesi için iktisap edilen payların finansal yardımı sağlayan hedef şirket tarafından ihraç edilmiş olması gerekir; finansmanı gerçekleştiren şirket ile iktisaba konu payları ihraç eden şirket aynı değilse bu yasak uygulanmaz.

Finansman işlemlerinin pay iktisabından önce veya sonra gerçekleştirilmiş olması hükmün tatbiki bakımından önem taşımaz; taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmasa dahi amaç birliğinin varlığı yasağın uygulanması için yeterlidir. Hedef şirket tarafından sağlanan teminatın nakdi, ayni veya şahsi nitelikte olması da sonucu değiştirmez. Buna karşılık payları devralan kişinin bizzat edindiği paylar üzerinde kredi kuruluşları lehine rehin tesis etmesi finansal yardım yasağının kapsamında değerlendirilmez.

Türk Ticaret Kanunu m. 380 düzenlenirken Avrupa Birliği İkinci Yönergesi'nin 2006 öncesi katı metni dikkate alınmıştır. Avrupa Birliği hukukunda 2006/68/AT sayılı Direktif ile adil piyasa koşulları, yönetim kurulu raporu ve genel kurul onayı gibi koşullar altında finansal yardımı mümkün kılan esneklikler benimsenmişken bu mekanizmalar Türk Ticaret Kanunu düzenlemesine aktarılmamıştır.

Yasağa Aykırılığın Hukuki Sonuçları ve Geçersizlik

Finansal yardım yasağına aykırılık halinde kanun gereği yalnızca avans, ödünç veya teminattan ibaret olan finansman işlemi batıldır. Bu kapsamda borçlandırıcı işlemin geçersiz, tasarruf işleminin ise geçerli kabul edildiği yaklaşımda dahi ifa edilen edimlerin geri verilmesi gerekir. Örneğin şirketin, paylarının üçüncü kişi tarafından iktisap edilmesi amacıyla bankadan temin edilen krediye kefil olması halinde kefalet sözleşmesi geçersiz sayılır ve şirketin sorumluluğuna başvurulamaz.

Türk Ticaret Kanunu m. 380/1 uyarınca, ortağın şirketteki paylarını üçüncü kişilere devretmesi karşılığında devir bedelinin bizzat şirket tarafından ödenmesinin kararlaştırıldığı protokoller finansal yardım yasağına aykırı olup batıldır. Yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözetilmesi gereken bu butlan sebebiyle, şirket aleyhine hisse devir bedelinin tahsili amacıyla açılan alacak davalarının reddi gerekir.

Finansman işleminin geçersiz olması gerçekleşen pay devrinin geçerliliğini kendiliğinden ortadan kaldırmaz; pay iktisabı kendi şartlarına bağlı olarak geçerliliğini korur. Bununla birlikte Türk Ticaret Kanunu m. 385 uyarınca, 379 ilâ 381. maddelere aykırı biçimde iktisap edilen veya rehin olarak alınan payların iktisap veya kabul tarihinden itibaren en geç altı ay içinde elden çıkarılması veya üzerlerindeki rehnin kaldırılması zorunludur. Ayrıca Türk Ticaret Kanunu m. 380/2 gereğince, şirket ile üçüncü kişi arasında yapılan ve bu kişiye şirketin kendi paylarını şirket, bağlı şirket veya paylarının çoğunluğuna sahip olduğu şirket hesabına alma hakkı ya da yükümlülüğü tanıyan düzenlemeler, bizzat şirket alsaydı 379. maddeye aykırı sayılacak idiyse batıldır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 380Kaynağı aç
MADDE 380- (1) Paylarının iktisap edilmesi amacıyla, şirketin başka bir kişiyle yaptığı, konusu avans, ödünç veya teminat verilmesi olan hukuki işlemler batıldır. Bu butlan hükmü, kredi ve finans kurumlarının işletme konuları içine giren işlemlere ve şirketin veya onun bağlı şirketlerinin çalışanlarına, şirketin paylarını iktisap edebilmeleri için, avans, ödünç ve teminat verilmesine ilişkin hukuki işlemlere uygulanmaz. Ancak, bu istisnai işlemler, şirketin, kanuna ve esas sözleşmesine göre ayırmak zorunda bulunduğu yedek akçeleri azaltıyor veya 519 uncu maddede düzenlenen yedek akçelerin harcanmalarına ilişkin kuralları ihlal ediyor ve şirketin 520 nci maddede öngörülen yedek akçeyi ayırmasına imkân bırakmıyorsa, geçersizdir. (2) Ayrıca, şirket ile üçüncü kişi arasında yapılmış bulunan ve bu kişiye, şirketin kendi paylarını; şirketin, şirkete bağlı bir şirketin veya şirketin paylarının çoğunluğuna sahip olduğu şirketin hesabına alma hakkı tanıyan ya da böyle bir yükümlülük öngören bir düzenleme, eğer bu payları şirket alsaydı işlem 379 uncu maddeye aykırı kabul edilecek idiyse batıldır. c) Yakın ve ciddi bir kaybın önlenmesi
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 385Kaynağı aç
MADDE 385- (1) 379 ilâ 381 inci maddelere aykırı bir şekilde iktisap edilen veya rehin olarak alınan paylar, iktisapları veya rehin olarak kabulleri tarihinden itibaren en geç altı ay içinde elden çıkarılır ya da üzerlerindeki rehin kaldırılır. h) Sermayenin azaltılması

Kanuni İstisnalar ve Yedek Akçe Sınırları

Türk Ticaret Kanunu m. 380/1 iki alanda finansal yardım yasağına istisna getirmiştir. Kredi ve finans kurumlarının işletme konuları içine giren işlemler yasaktan muaf tutulmuştur; ancak bu istisna sağlanan finansmanın yalnızca kuruluşun kendi paylarının iktisabında kullanılması haliyle sınırlıdır. İkinci istisna ise şirketin, kendi veya bağlı şirketinin çalışanlarına şirket paylarını iktisap edebilmeleri amacıyla avans, ödünç veya teminat vermesidir. Şirket yönetiminin ele geçirilmesini önlemek amacıyla üst düzey yöneticiler bu istisnadan yararlanamaz.

İstisnaların geçerli olabilmesi için yapılan işlemlerin şirketin kanuna ve esas sözleşmeye göre ayırmak zorunda olduğu yedek akçeleri azaltmaması, Türk Ticaret Kanunu m. 519'daki genel kanuni yedek akçelerin harcanmasına ilişkin kuralları ihlal etmemesi ve şirketin 520. maddede öngörülen yedek akçeyi ayırmasına imkân tanıması gerekir. Genel kanuni yedek akçe sermayenin veya çıkarılmış sermayenin yarısını aşmadığı takdirde sadece zararların kapatılması, işlerin iyi gitmediği zamanlarda işletmeyi devam ettirme veya işsizliğin önüne geçmeye elverişli önlemler için kullanılabilir; ancak bu sınırlama, başlıca amacı başka işletmelere katılmaktan ibaret olan holding şirketler hakkında uygulanmaz.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 519Kaynağı aç
MADDE 519- (1) Yıllık kârın yüzde beşi, ödenmiş sermayenin yüzde yirmisine ulaşıncaya kadar genel kanuni yedek akçeye ayrılır. (2) Birinci fıkradaki sınıra ulaşıldıktan sonra da; a) Yeni payların çıkarılması dolayısıyla sağlanan primin, çıkarılma giderleri, itfa karşılıkları ve hayır amaçlı ödemeler için kullanılmamış bulunan kısmı, b) Iskat sebebiyle iptal edilen pay senetlerinin bedeli için ödenmiş olan tutardan, bunların yerine verilecek yeni senetlerin çıkarılma giderlerinin düşülmesinden sonra kalan kısmı, c) Pay sahiplerine yüzde beş oranında kâr payı ödendikten sonra, kârdan pay alacak kişilere dağıtılacak toplam tutarın yüzde onu, genel kanuni yedek akçeye eklenir. (3) Genel kanuni yedek akçe sermayenin veya çıkarılmış sermayenin yarısını aşmadığı takdirde, sadece zararların kapatılmasına, işlerin iyi gitmediği zamanlarda işletmeyi devam ettirmeye veya işsizliğin önüne geçmeye ve sonuçlarını hafifletmeye elverişli önlemler alınması için kullanılabilir. (4) İkinci fıkranın (c) bendi ve üçüncü fıkra hükümleri, başlıca amacı başka işletmelere katılmaktan ibaret olan holding şirketler hakkında uygulanmaz. (5) Özel kanunlara tabi olan anonim şirketlerin yedek akçelerine ilişkin hükümler saklıdır. 2. Şirketin iktisap ettiği kendi pay senetleri için ayrılan yedek akçe ve yeniden değerleme fonları
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 520Kaynağı aç
MADDE 520- (1) Şirket, iktisap ettiği kendi payları için iktisap değerlerini karşılayan tutarda yedek akçe ayırır. Bu yedek akçeler, anılan paylar devredildikleri veya yok edildikleri takdirde iktisap değerlerini karşılayan tutarda çözülebilirler. (2) Yeniden değerleme fonu ile ilgili mevzuat uyarınca pasifte yer alan diğer fonlar, sermayeye dönüştürüldükleri ve yeniden değerlendirilen aktifler amorti edildikleri veya devredildikleri takdirde çözülebilirler. II – Şirketin isteği ile ayırdığı yedek akçe 1. Genel olarak

Pay iktisabına ilişkin genel çerçeveyi oluşturan Türk Ticaret Kanunu m. 379 uyarınca bir şirket, kendi paylarını esas veya çıkarılmış sermayesinin onda birini aşacak miktarda ivazlı olarak iktisap edemez ve rehin olarak kabul edemez. Bu tür işlemler için genel kurulun yönetim kurulunu en çok beş yıl için yetkilendirmesi, pay bedellerinin tümünün ödenmiş olması ve işlem sonrası net aktifin sermaye ile dağıtılamaz yedek akçelerin toplamını karşılaması gerekir. Ana şirketin paylarının yavru şirket tarafından iktisabında da bu şartlar uygulanır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 379Kaynağı aç
MADDE 379- (1) Bir şirket kendi paylarını, esas veya çıkarılmış sermayesinin onda birini aşan veya bir işlem sonunda aşacak olan miktarda, ivazlı olarak iktisap ve rehin olarak kabul edemez. Bu hüküm, bir üçüncü kişinin kendi adına, ancak şirket hesabına iktisap ya da rehin olarak kabul ettiği paylar için de geçerlidir. (2) Payların birinci fıkra hükmüne göre iktisap veya rehin olarak kabul edilebilmesi için, genel kurulun yönetim kurulunu yetkilendirmesi şarttır. En çok beş yıl için geçerli olacak bu yetkide, iktisap veya rehin olarak kabul edilecek payların itibarî değer sayıları belirtilerek toplam itibarî değerleriyle söz konusu edilecek paylara ödenebilecek bedelin alt ve üst sınırı gösterilir. Her izin talebinde yönetim kurulu kanuni şartların gerçekleştiğini belirtir. (3) Birinci ve ikinci fıkralardaki şartlara ek olarak, iktisap edilecek payların bedelleri düşüldükten sonra, kalan şirket net aktifi, en az esas veya çıkarılmış sermaye ile kanun ve esas sözleşme uyarınca dağıtılmasına izin verilmeyen yedek akçelerin toplamı kadar olmalıdır. (4) Yukarıdaki hükümler uyarınca, sadece, bedellerinin tümü ödenmiş bulunan paylar iktisap edilebilir. (5) Yukarıdaki fıkralarda yer alan hükümler, ana şirketin paylarının yavru şirket tarafından iktisabı hâlinde de uygulanır. Pay senetleri borsada işlem gören şirketler hakkında, Sermaye Piyasası Kurulu şeffaflık ilkeleri ile fiyata ilişkin kurallar yönünden gerekli düzenlemeleri yapar. b) Kanuna karşı hile
Hedef şirketin paylarını devralan kişi bu payları kredi kuruluşuna rehnedebilir mi?

Devralan kişinin iktisap ettiği payları kredi kuruluşlarına teminat olarak göstermesi veya bu paylar üzerinde rehin tesis etmesi Türk Ticaret Kanunu m. 380 kapsamındaki finansal yardım yasağına girmez.

Finansal yardım yasağına aykırı bir hisse devir protokolü mahkemece kendiliğinden dikkate alınır mı?

Türk Ticaret Kanunu m. 380/1 gereğince finansal yardım yasağına aykırı sözleşmeler batıl olduğundan mahkemelerce yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözetilir.

Şirket üst düzey yöneticileri çalışanlara tanınan finansal yardım istisnasından yararlanabilir mi?

Şirket yönetiminin ele geçirilmesini önlemek amacıyla üst düzey yöneticiler çalışanlara sağlanan pay iktisabına yönelik finansal yardım istisnası kapsamı dışında bırakılmıştır.

Finansal yardım yasağına aykırılık halinde pay iktisabı kendiliğinden geçersiz olur mu?

Finansal yardım yasağına aykırılık yalnızca avans, ödünç veya teminat niteliğindeki finansman işlemini batıl kılar; gerçekleşen pay iktisabı kendi koşullarına göre geçerliliğini korumakla birlikte Türk Ticaret Kanunu m. 385 uyarınca bu payların altı ay içinde elden çıkarılması gerekir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu