Fikri Mülkiyet Haklarının Korunması ve Cezai Sonuçları

by Avukat Erdal Ersoy
Fikri Mülkiyet Haklarının Korunması ve Cezai Sonuçları

Fikri mülkiyet, kişilerin yaratıcı çalışmaları üzerindeki sahiplik ve kontrol hakkıdır. Koruma; telif, patent, marka, endüstriyel tasarım ve ticari sır gibi farklı yollarla kurulabilir. Cezai sonuç ise her ihlalde kendiliğinden hapis değildir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, yazılı izin olmadan yapılan belirli kullanımları 71. maddede, bandrol yükümlülüğüne aykırı ticari fiilleri ise 81. maddede ayrı suçlar olarak düzenler. 71 ve 72. maddelerdeki suçlarda soruşturma ve kovuşturma şikâyete bağlıdır; bu bağlılık bandrol suçunun kovuşturma rejimine kendiliğinden taşınmaz.

5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU m. 71Kaynağı aç
Madde 71 – (Değişik: 23/1/2008-5728/138 md.) Bu Kanunda koruma altına alınan fikir ve sanat eserleriyle ilgili manevi, mali veya bağlantılı hakları ihlal ederek: 1. Bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı hak sahibi kişilerin yazılı izni olmaksızın işleyen, temsil eden, çoğaltan, değiştiren, dağıtan, her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma ileten, yayımlayan ya da hukuka aykırı olarak işlenen veya çoğaltılan eserleri satışa arz eden, satan, kiralamak veya ödünç vermek suretiyle ya da sair şekilde yayan, ticarî amaçla satın alan, ithal veya ihraç eden, kişisel kullanım amacı dışında elinde bulunduran ya da depolayan kişi hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur. 2. Başkasına ait esere, kendi eseri olarak ad koyan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasıyla cezalandırılır. Bu fiilin dağıtmak veya yayımlamak suretiyle işlenmesi hâlinde, hapis cezasının üst sınırı beş yıl olup, adlî para cezasına hükmolunamaz. 3. Bir eserden kaynak göstermeksizin iktibasta bulunan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasıyla cezalandırılır. 4. Hak sahibi kişilerin izni olmaksızın, alenileşmemiş bir eserin muhtevası hakkında kamuya açıklamada bulunan kişi, altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 5. Bir eserle ilgili olarak yetersiz, yanlış veya aldatıcı mahiyette kaynak gösteren kişi, altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 6. Bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı, tanınmış bir başkasının adını kullanarak çoğaltan, dağıtan, yayan veya yayımlayan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasıyla cezalandırılır. Bu Kanunun ek 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında bahsi geçen fiilleri yetkisiz olarak işleyenler ile bu Kanunda tanınmış hakları ihlâl etmeye devam eden bilgi içerik sağlayıcılar hakkında, fiilleri daha ağır cezayı gerektiren bir suç oluşturmadığı takdirde, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Hukuka aykırı olarak üretilmiş, işlenmiş, çoğaltılmış, dağıtılmış veya yayımlanmış bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı satışa arz eden, satan veya satın alan kişi, kovuşturma evresinden önce bunları kimden temin ettiğini bildirerek yakalanmalarını sağladığı takdirde, hakkında verilecek cezadan indirim yapılabileceği gibi ceza vermekten de vazgeçilebilir. 2. Teknolojik önlemleri etkisiz kılma:
5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU m. 75Kaynağı aç
Madde 75 – (Değişik: 23/1/2008-5728/140 md.) 71 ve 72 nci maddelerde sayılan suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılması şikâyete bağlıdır. Yapılan şikâyetin geçerli kabul edilebilmesi için hak sahiplerinin veya üyesi oldukları meslek birliklerinin haklarını kanıtlayan belge ve sair delilleri Cumhuriyet başsavcılığına vermeleri gerekir. Bu belge ve sair delillerin şikâyet süresi içinde Cumhuriyet başsavcılığına verilmemesi hâlinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Bu Kanunda yer alan soruşturma ve kovuşturması şikâyete bağlı suçlar dolayısıyla başta Millî Eğitim Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilileri olmak üzere ilgili gerçek ve tüzel kişiler tarafından, eser üzerinde manevi ve malî hak sahibi kişiler şikâyet haklarını kullanabilmelerini sağlamak amacıyla durumdan haberdar edilirler. Şikâyet üzerine Cumhuriyet savcısı suç konusu eşya ile ilgili olarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre elkoyma koruma tedbirinin alınmasına ilişkin gerekli işlemleri yapar. Cumhuriyet savcısı ayrıca, gerek görmesi hâlinde, hukuka aykırı olarak çoğaltıldığı iddia edilen eserlerin çoğaltılmasıyla sınırlı olarak faaliyetin durdurulmasına karar verebilir. Ancak, bu karar yirmidört saat içinde hâkimin onayına sunulur. Hâkim tarafından yirmidört saat içinde onaylanmayan karar hükümsüz kalır. C) Çeşitli hükümler: I – Görev ve ispat:[30]
5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU m. 81Kaynağı aç
Madde 81- (Değişik: 23/1/2008-5728/143 md.) Musiki ve sinema eserlerinin çoğaltılmış nüshaları ile süreli olmayan yayınlara bandrol yapıştırılması zorunludur. Ayrıca, kolay kopyalanmaya müsait diğer eserlerin çoğaltılmış nüshalarına da eser veya hak sahibinin talebi üzerine bandrol yapıştırılması zorunludur. Bandroller, Bakanlıkça bastırılır ve satılır. Bakanlıkça belirlenen satış fiyatı üzerinden meslek birlikleri aracılığı ile de bandrol satışı yapılabilir. Bandrol alınabilmesi için, bandrol talebinde bulunanın yasal hak sahibi olduğunu beyan eden bir taahhütnameyi doldurması zorunludur. Bakanlıkça tespit edilen diğer evrak ve belgelerle birlikte başvuru yapılır. Bakanlık, bu başvuru üzerine başka bir işleme gerek kalmaksızın on iş günü içinde bandrol vermek mecburiyetindedir. Beyana müstenit yapılan bu işlemlerden Bakanlık sorumlu tutulamaz. Bandrol yapıştırılması zorunlu nüshaların tespit edilmesi ve çoğaltılmasına ilişkin materyalleri üreten veya bu materyallerin dolum ve çoğaltımını yapan yerler, bu maddede belirtilen taahhütnamenin bir kopyasını almak, saklamak ve istendiğinde yetkili makamlara ibraz etmekle yükümlüdür. Bandrol yükümlülüğüne aykırı ya da bandrolsüz olarak bir eseri çoğaltıp satışa arz eden, satan, dağıtan veya ticarî amaçla satın alan ya da kabul eden kişi bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır. Bakanlık ile mülkî idare amirleri bandrollenmesi zorunlu olan nüshaların ve süreli olmayan yayınların, bandrollü olup olmadıklarını her zaman denetleyebilir. Gerekli görüldüğünde, mülkî idare amirleri re’sen veya Bakanlığın talebi ile bu denetimi gerçekleştirmek üzere illerde denetim komisyonu oluşturabilir. İhtiyaç hâlinde, bu komisyonlarda Bakanlık ve ilgili alan meslek birlikleri temsilcileri de görev alabilirler. Bu denetimler sırasında bu Kanunda koruma altına alınan hakların ihlal edildiğinin tespiti hâlinde 75 inci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca işlem yapılır. Bu Kanun kapsamında korunan, yasal olarak çoğaltılmış, bandrollü nüshaların da yol, meydan, pazar, kaldırım, iskele, köprü ve benzeri yerlerde satışı yasaktır. Bu yasağa aykırı hareket edenler, Kabahatler Kanununun 38 inci maddesinin birinci fıkrasına göre cezalandırılır. Bu maddede belirtilen hususların uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlık tarafından çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir. Sahte bandrol üreten, satışa arz eden, satan, dağıtan, satın alan, kabul eden veya kullanan kişi üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır. Bir eserle ilgili olarak usulüne uygun biçimde temin edilmiş bandrolleri başka bir eser üzerinde tatbik eden kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve binbeşyüz güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır. Yetkisi olmadığı hâlde, hileli davranışlarla bandrol temin eden kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Yetkisi olmayan kişilere bandrol temin eden kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır. (İptal onüçüncü fıkra: Anayasa Mahkemesinin 12/6/2020 tarihli ve E.:2019/74; K.:2020/29 sayılı Kararı ile) Bu Kanunda tanımlanan suçların bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, ilgili tüzel kişi hakkında Türk Ceza Kanununun tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. III. Eser sahibinin hakları ile bağlantılı hakların kapsamı ve süresi:[34]

Hakların kapsamı ve korumanın amacı

Bu haklar sanat, edebiyat, müzik, icatlar, markalar, tasarımlar ve diğer entelektüel emekler gibi fikri ve estetik değeri bulunan çalışmaları kapsar. Temel amaç, yaratıcıların emeklerinin karşılığını almasını sağlamaktır. Bu genel çerçeve, her çalışma için aynı tescil şartının veya aynı koruma süresinin bulunduğu anlamına gelmez.

Telif hakkı, edebi ve sanatsal eserin yaratıcısına ait olma ve yayımlanma haklarını korur; eserin kopyalanması, dağıtılması veya kamuya sunulmasına karşı koruma sağlar. Patent, yaratıcı buluşu belirli bir süre korur ve patent başvurusu, inceleme ile tescil süreçlerini içerir. Marka tescili, markanın kullanımını ve benzerliklerin engellenmesini sağlar; izinsiz kullanıma karşı yasal yaptırım öngörülür. Endüstriyel tasarım hakları ürünün görünüm ve şeklini, ticari sır ise bir şirketin özel bilgilerini koruma altına alır.

İhlalde gündeme gelebilecek sonuçlar

İhlal, başka bir kişi veya kuruluşun bu hakları izinsiz kullanması veya çalması anlamına gelir. Hak sahibi, çeşitli yollarla hakkını koruyabilir. Para cezası, tazminat, maddi ve manevi zararların giderilmesi ile tazminat miktarının belirlenmesi bu sonuçlar arasında sayılır. Korsanlık ve sahtecilik gibi suçlar için hapis cezası uygulanabilir. Bu anlatım, her ihlali hapis cezasına bağlayan genel bir kural değildir.

Ciddi ve kasıtlı bir ihlalde, korsanlık veya sahtecilik için hapis cezası uygulanabilir. Hak sahibi maddi ve manevi zararlarının giderilmesini, ayrıca ihlal edilen materyale erişimin engellenmesini talep edebilir. Yaptırım, ihlal edilen hakkın niteliğine ve kullanılan veya çalınan malzemenin değerine göre değişebilir. Bu değişebilirlik, belirli bir hesap yöntemi veya sabit bir ceza miktarı göstermez.

Koruma bakımından haklara saygının teşvik edilmesi, gerektiğinde cezai suçlar ve hukuki tazminatlar şeklinde yaptırım uygulanması ve dava ile tazminat taleplerini içeren hukuki süreçler gerekli önlemler arasında yer alır. Markanın izinsiz kullanımına karşı yasal yaptırım öngörülmesi de bu genel çerçevenin parçasıdır. Yaptırımın hapis, para cezası veya tazminat olması, ilgili hakkın düzenlendiği hükme göre belirlenir.

Eser kavramı ve bandrol

5846 sayılı Kanun’un 1/B maddesinin (a) fıkrasına göre eser, sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim, edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her türlü fikir ve sanat ürünüdür. Bandrol, Bandrol Uygulamasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 4. maddesinde, fikir ve sanat eserlerinin izinsiz çoğaltılmasının ve taklit edilmesinin önlenmesi amacıyla çoğaltılmış nüshalar ile süreli olmayan yayınların üzerine yapıştırılan güvenlik etiketi olarak tanımlanır. Etiket sökülünce parçalanır, yapıştırıldığı malzemenin özelliğini kaybettirir ve holografik özellikli olabileceği gibi dijital olarak da üretilebilir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2017/155, K. 2018/411Kaynağı aç
Ceza Genel Kurulu         2017/155 E.  ,  2018/411 K. "İçtihat Metni" Kararı Veren Yargıtay Dairesi : 19. Ceza Dairesi Mahkemesi : İZMİR 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Sayısı : 178-209 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na muhalefet suçundan sanık …'in aynı Kanun'un 5728 sayılı Kanun ile değişik 81/4, 5237 sayılı TCK'nın 62, 52/2, 53/1, 58/6-7 ve 54. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve müsadereye ilişkin İzmir 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesince verilen 11.07.2011 tarihli ve 561-227 sayılı hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 18.11.2013 tarih ve 8423-22169 sayı ile; "Sanığın izinsiz çoğaltılmış ve bandrolsüz CD/DVD satmak şeklindeki eylemi, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2005/7-67 Esas, 2005/97 Karar ve 19.07.2005 tarihli kararında da belirtildiği üzere 5846 sayılı yasanın 'manevi, mali veya bağlantılı haklara tecavüz' suçunu düzenleyen 71 ve 'bandrolsüzlüğü' düzenleyen 81. maddede tanımlanan suçları oluşturduğundan, sanık hakkında katılanlar vekilinin hak sahipliği belgeleri sunduğu ve katılan olarak kabul edildikleri anlaşıldığından 5846 sayılı yasanın 81/13. madde yollamasıyla sanık hakkında aynı yasanın 71. madde uyarınca hapis veya adli para cezasından birinin tercih edilerek hüküm kurulması gerekirken suç vasfında hata yapılarak sanığın yazılı şekilde 5846 sayılı yasanın 81/4. maddesi uyarınca hapis ve adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi" isabetsizliğinden, sonuç ceza bakımından kazanılmış hakkının saklı tutulması suretiyle bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan İzmir 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesince 27.03.2014 tarih ve 12-128 sayı ile; sanığın 5846 sayılı Kanun'un 5728 sayılı Kanun ile değişik 71/1, 81/13, 5237 sayılı TCK'nın 43/2-1, 62, 53/1, 58/6-7, 54/1 ve CMUK'nın 326/son maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve müsadereye karar verilmiş, hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 19. Ceza Dairesince 12.04.2016 tarih ve 34786-15027 sayı ile; "…1-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizin de benimsediği 08.04.2014 tarih 2013/7-591 Esas 2014/171 karar sayılı kararında açıklandığı üzere, bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçlarında suçun mağdurunun doğrudan eser sahipleri olmayıp toplum olduğu ve suça konu eserlerle ilgili olarak şikâyet bulunmasının da durumu değiştirmeyeceği cihetle; somut olayda TCK'nın 43/2. maddesinin uygulanma koşulları bulunmadığının gözetilmemesi, 2-Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiş ise de, 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı ile anılan maddenin bazı hükümlerinin iptal edilmiş olması nedeniyle yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,…" isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir. (2) numaralı bozma nedenine uyulmasına karar veren İzmir 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesince 06.06.2016 tarih ve 178-209 sayı ile; "…Fikri içtima kurallarına göre TCK'nın 44. maddesi uyarınca ceza tayin edilirken içtimaya dahil olan suçlardan en ağır cezayı gerektiren suç hangisi ise ona göre ceza tayin edilir. Ancak kanun koyucu burada en ağır cezayı içeren 5846 sayılı Kanun'un 81/4. maddesini değil, 81/4. maddedeki hapis cezasını yok etmeyecek şekilde 5846 sayılı Kanun'un 71/1. maddesine göre ceza verilmesini ve cezanın 5846 sayılı Kanun'un 81/13. maddesi uyarınca arttırılmasını öngörmüştür. Uygulanacak kanun maddesinin seçimini hâkime bırakmamıştır. Böylece TCK'nın 44. maddesinin nasıl uygulanacağını kendisi belirlemiş ve maddeye istisna getirmiştir. Bu yüzden içtimaen ceza tayin edilirken 5846 sayılı Kanun'un 71. maddesindeki seçimlik cezalardan para cezasının tercih edilmesi mümkün değildir. Çünkü; içtimaya dahil olan 5846 sayılı Kanun'un 81/4. maddesindeki yaptırımı olan hapis cezası yok edilemez. Mahkememiz bu yüzden hapis cezasını tercih etmiştir. Hukuksal düzenleme bölümünde belirtildiği gibi 5101 sayılı Kanun'la değişik 5846 sayılı Kanun'un 71/1. maddesinin ikinci cümlesi yayma suçunun temel şeklini düzenlemiştir. 5101 sayılı Kanun'la 5846 sayılı Kanun'un 81/4. maddesi yayma suçuna konu eserlerin aynı zamanda bandrole tabi olması hâlinde hapis cezası ile birlikte para cezası öngörmüştür. 81/4. madde basit yayma suçunun nitelikli hâlidir. Bandrolsüz yayma suçuna konu eserin faili bandrol yükümlüsü olup aynı zamanda 5846 sayılı Kanun'un 71. maddesindeki suçu da işlerse 5846 sayılı Kanun'un 81/13. maddesi uyarınca faile 71/1. maddeye göre ceza verilmesi ve cezanın 1/3 oranında arttırılması gerekecektir. 81/13. madde fikri içtima düzenlemesidir. Cezanın arttırılmasını gerektiren başka bir nitelikli hâldir. 81/4. maddeye konu suçun mağdurunun toplum olması 71/1. maddeye konu suçun mağdurunun da toplum anlamına gelmez. 71. maddedeki eylem manevi ve mali hak ihlalidir. Mali ve manevi hakkı ihlal edilenler o suçun mağdurudurlar. 71. maddenin kapsamında kalan suçun birden fazla mağduru bulunmaktadır. Onları temsil eden meslek birlikleri davaya katılmışlardır. TCK'nın 43. maddesinin uygulanmasında bir isabetsizlik yoktur…" şeklindeki gerekçe ile (1) numaralı bozma nedeni bakımından direnilmesine, sanığın önceki hükümdeki gibi cezalandırılmasına karar verilmiştir. Bu hükmün de, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.10.2016 tarihli ve 319462 sayılı “bozma” istemli tebliğnamesi üzerine, Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca 14.12.2016 tarih ve 1270-2024 sayı ile, 6763 sayılı Kanunun 36. maddesiyle değişik CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 19. Ceza Dairesince 22.02.2017 tarih ve 287-1498 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. TÜRK MİLLETİ ADINA CEZA GENEL KURULU KARARI Görüldüğü gibi Yargıtay 19. Ceza Dairesi ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağının belirlenmesine ilişkindir. İncelenen dosya kapsamından; 09.07.2009 tarihli olay tutanağına göre; ….Mahallesi ….Caddesi üzerinde bulunan Gece Pazarı isimli yere denetim amacıyla gelen İl Denetim Komisyonu üyelerinin Yenifoça Polis Merkezinde görevli polis memurlarıyla birlikte yaptıkları denetim sırasında pazar yerinin ortasında bulunan belediyeye ait alanda kurulu çadırın yanına geldikleri, çadırın girişine göre sol tarafında bulunan tezgâh üzerinde satışa hazır vaziyette korsan ve bandrolsüz CD'ler ile tezgâhın başında olan sanığı gördükleri, CD'leri kaç liraya sattığının sorulması üzerine film CD'lerini 2,5 TL, oyun CD'lerini 5 TL'ye sattığını beyan eden sanığın görevlilerce yakalandığı, tezgâhta bulunan 954 adet film CD'si, 78 adet film DVD'si, 37 adet Play Station 2 DVD'si, 41 adet bilgisayar oyunu ve 222 adet müzik CD'sinin muhafaza altına alındığı, Bilirkişi raporunda; incelen materyaller içerisinde, 77 adet DVD ve 938 adet VCD formatında film CD'si, 41 adet DVD üzerine kaydedilmiş bilgisayar üzerinde oynanabilen oyun CD'si, 37 adet DVD üzerine kaydedilmiş Play Station 2 oyun konsollarında oynanabilen oyun CD'si ile 217 adet Audıo ve 11 adet mp3 formatında müzik CD'si bulunduğu, CD'ler içerisinde yer alan eserlerin tamamının kaydedildikleri materyal, materyal üzeri baskısı, ambalajı ve kartoneti itibarıyla kopya olduklarının ve bandrollerinin bulunmadığının belirtilerek ürünlere ait listenin rapor ekinde sunulduğunun bildirildiği, Yerel mahkemece, bilirkişi listesinin bir örneğinin hak sahiplerinin davadan haberdar edilmeleri amacıyla Kültür ve Turizm Bakanlığına gönderilmesine karar verdiği, Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğünün 23.12.2010 tarihli yazısı ile; bilirkişi raporu ekindeki listede yer alan eser türleri dikkate alınarak TESİYAP, …, SEYAP, SETEM, SESAM, …, BSB, TOMEB, SESBİR, MÜYAP, MÜZİKBİR, MÜYABİR, MESAM, MSG, MÜYORBİR, BİYESAM isimli meslek birliklerine 23.12.2010 tarihinde bildirimde bulunulduğunun belirtildiği, Bilirkişi raporu ekindeki listede bulunan “Güneşi Gördüm” ve “Vicdan” isimli eserler ile ilgili Sinema Eserleri Meslek Birliği (…) vekilinin 12.01.2011, “Devrim Arabaları” isimli eserle ilgili olarak Film Yapımcıları Meslek Birliği (…) vekilinin 09.02.2011 tarihli dilekçeler ile şikâyetçi olduklarını ve katılma talepleri bulunduğunu bildirdikleri, hak sahipliğini gösterir belgeleri de dilekçeler ekinde dosyaya sundukları, Anlaşılmaktadır. Sanık, pazar yerinde korsan ve bandrolsüz CD satarken görevlilerce yakalandığını, atılı suçlamayı kabul ettiğini, Savunmuştur. Uyuşmazlığın isabetli bir çözüme kavuşturulabilmesi için, öncelikle konuyla ilgili "eser" ve "bandrol" kavramları, bandrol düzenlemesinin işlevi ile konuyla ilgili kanuni düzenlemeler üzerinde durulması gerekmektedir. Eser, 5846 sayılı Kanun'un 1/B maddesinin (a) fıkrasında; "sahibinin hususiyetlerini taşıyan ve ilim, edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleri", Bandrol ise, Bandrol Uygulamasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinde; "Fikir ve sanat eserlerinin izinsiz çoğaltılmalarının ve taklit edilmelerinin önlenmesi amacıyla; fikir ve sanat eserlerinin çoğaltılmış nüshaları ile süreli olmayan yayınların üzerine yapıştırılan, sökülmesi hâlinde parçalanan ve yapıştırıldığı malzemenin özelliğini kaybettiren nitelikte güvenlik şeridi içeren holografik özellikli bir güvenlik etiketi veya dijital olarak üretilen güvenlik etiketi" Şeklinde tanımlanmıştır. Bandrolün işlevi ise aynı Yönetmelik'in 1. maddesinde; "Eser ve hak sahiplerinin haklarının takip edilmesini sağlamak ve fikri hak ihlalleriyle mücadele etmek" olarak açıklanmıştır. Bandrol uygulaması ile fikir ve sanat eserlerinin izinsiz çoğaltılmalarının ve taklit edilmelerinin önlenmesi amaçlanmıştır. Gerçekten de bandrol uygulaması, yasal ve yasal olmayan ürünün daha kolay şekilde ayırt edilmesi ve yasal olmayan yollardan çoğaltılan ürünler ile mücadele amacıyla oluşturulmuş sistemin bir parçası olup eser ve hak sahiplerinin haklarının takip edilmesini sağlamak, mali haklara tecavüzü önlemek ve kontrol edebilmek açısından en etkili koruma yöntemleri arasında yer almaktadır. Ayrıca bandrol uygulaması, piyasada dolaşımda bulunan eserlerin kayıt altına alınmasını sağlaması bakımından eser nüshalarının sayısının bilinmesi ve kontrol altında tutulması suretiyle bandrole tabi eserlerin ekonomik getirilerinin belirlenmesi yönüyle de önemli bir işleve sahiptir. 5846 sayılı Kanun'un “Haklara tecavüzün önlenmesi” başlıklı 81. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları; “Musiki ve sinema eserlerinin çoğaltılmış nüshaları ile süreli olmayan yayınlara bandrol yapıştırılması zorunludur. Ayrıca, kolay kopyalanmaya müsait diğer eserlerin çoğaltılmış nüshalarına da eser veya hak sahibinin talebi üzerine bandrol yapıştırılması zorunludur. Bandroller, Bakanlıkça bastırılır ve satılır. Bakanlıkça belirlenen satış fiyatı üzerinden meslek birlikleri aracılığı ile de bandrol satışı yapılabilir. Bandrol alınabilmesi için, bandrol talebinde bulunanın yasal hak sahibi olduğunu beyan eden bir taahhütnameyi doldurması zorunludur. Bakanlıkça tespit edilen diğer evrak ve belgelerle birlikte başvuru yapılır. Bakanlık, bu başvuru üzerine başka bir işleme gerek kalmaksızın on iş günü içinde bandrol vermek mecburiyetindedir. Beyana müstenit yapılan bu işlemlerden Bakanlık sorumlu tutulamaz…" şeklindedir. 5846 sayılı Kanun'un 81. maddesinin birinci fıkrasında; bandrol uygulamasının kapsamı düzenlenirken musiki ve sinema eserlerinin çoğaltılmış nüshaları ile süreli olmayan yayınlara her koşulda, musiki ve sinema eserleri dışında kalan kolay kopyalanmaya müsait diğer eserlerin çoğaltılmış nüshalarına da eser veya hak sahibinin talebi üzerine bandrol yapıştırılması zorunluluğu getirilmiş, aynı maddenin ikinci fıkrasında ise bandrol alınmasının usulü düzenlenmiştir. 5846 sayılı Kanun'un 5728 sayılı Kanun'la değişik 81. maddesinin dördüncü fıkrasında; "Bandrol yükümlülüğüne aykırı ya da bandrolsüz olarak bir eseri çoğaltıp satışa arz eden, satan, dağıtan veya ticarî amaçla satın alan ya da kabul eden kişi bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır.", On üçüncü fıkrasında; "Bandrol yükümlülüğüne aykırılığın aynı eserle ilgili olarak 71 inci maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde tanımlanan suçla birlikte işlenmesi hâlinde, fail hakkında sadece 71 inci maddeye göre cezaya hükmolunur. Ancak, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır.", 5846 sayılı Kanun'un 5728 sayılı Kanun'la değişik "Manevi, mali veya bağlantılı haklara tecavüz" başlıklı 71. maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde ise; "Bu Kanunda koruma altına alınan fikir ve sanat eserleriyle ilgili manevi, mali veya bağlantılı hakları ihlal ederek: 1. Bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı hak sahibi kişilerin yazılı izni olmaksızın işleyen, temsil eden, çoğaltan, değiştiren, dağıtan, her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma ileten, yayımlayan ya da hukuka aykırı olarak işlenen veya çoğaltılan eserleri satışa arz eden, satan, kiralamak veya ödünç vermek suretiyle ya da sair şekilde yayan, ticarî amaçla satın alan, ithal veya ihraç eden, kişisel kullanım amacı dışında elinde bulunduran ya da depolayan kişi hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur." düzenlemelerine yer verilmiştir. Bu aşamada, 5846 sayılı Kanun'un 5728 sayılı Kanun'la değişik 71. maddesinin birinci fıkrasının (1) nolu bendinde ve 81. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan suçların konuları, unsurları, mağdurları, failleri ve bu suçlar ile korunmak istenilen hukuki değerlerin kısaca irdelenmesinde fayda bulunmaktadır. 5846 sayılı Kanun'un 5728 sayılı Kanun'la değişik 71. maddesinde düzenlenen "Manevi, mali veya bağlantılı haklara tecavüz" suçlarının maddi konusu suçun üzerinde gerçekleştiği fiziksel varlığı ifade eden eser, icra, fonogram veya yapımlar ile hukuka aykırı şekilde işlenen veya çoğaltılan eserler, hukuki konusu ise eser sahiplerinin manevi ve mali hakları ile bağlantılı haklarının korunmasıdır. 5846 sayılı Kanun'un 5728 sayılı Kanun'la değişik 71. maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde tanımlanan suçun unsurunu oluşturan seçimlik hareketler iki grup hâlinde düzenlenmiştir. Birinci grup seçimlik hareketler; eser, icra, fonogram veya yapımlar yönünden hak sahibi kişilerin yazılı izni olmaksızın "işlemek", "temsil etmek", "çoğaltmak", "değiştirmek", "dağıtmak", "her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletmek" ve "yayımlamak", ikinci grup seçimlik hareketler ise hukuka aykırı olarak işlenen veya çoğaltılan eserleri "satışa arz etmek, satmak, kiralamak veya ödünç vermek suretiyle ya da sair şekilde yaymak", "ticari amaçla satın almak", "ithal veya ihraç etmek", "kişisel kullanım amacı dışında elinde bulundurmak ya da depolamak" eylemleridir. Suçun mağduru ise, manevi, mali veya bağlantılı hakların sahibi olan kişi veya kişiler olup, Kanun'un 75. maddesi uyarınca bu suçtan soruşturma ve kovuşturma yapılması şikâyete bağlıdır. Manevi, mali veya bağlantılı haklara tecavüz suçunun faili açısından kanun koyucu herhangi bir sınırlama getirmemiş olup, bu suçun faili herkes olabilir. 5728 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikler sonucunda 5846 sayılı Kanun'un 81. maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen suçun maddi konusu ise; her koşulda bandrol yapıştırılması zorunlu olan sinema ve müzik eserlerinin çoğaltılmış nüshaları ve süreli olmayan yayınlar ile eser veya hak sahiplerinin talepleri üzerine bandrol yapıştırılması zorunlu olan kolay kopyalanmaya müsait diğer eserlerin çoğaltılmış nüshalarıdır. Suçun maddi konusu itibarıyla "Bandrol alınması zorunlu eserleri bandrol almaksızın çoğaltıp satışa arz etme, satma, dağıtma veya ticari amaçla satın alma ya da kabul etme" eylemlerinin suç olarak düzenlediği anlaşılmaktadır. Bu suç seçimlik hareketli bir suçtur. Kanun koyucu, suç oluşturan hareketleri iki grup hâlinde düzenlemiştir. İlk gruptaki hareket şekli; bandrol alınması zorunlu eserlerin bandrol alınmaksızın çoğaltılıp satışa arz edilmesi, satılması veya dağıtılmasıdır. İlk hareket şeklinin suç oluşturabilmesi için sadece çoğaltma eylemi yeterli değildir. Çoğaltılan eserin bandrolsüz olarak satışa arz edilmesi, satılması veya dağıtılması da gerekmektedir. Bu gruptaki seçimlik hareketler birden çok hareketli suç görünümündedir. İkinci gruptaki hareket şekli ise; başkası tarafından bandrol yükümlülüğüne aykırı davranılarak bandrolsüz olarak çoğaltılmış eser nüshalarının fail tarafından ticari amaçla satın alınması ya da kabul edilmesidir. Burada failin ayrıca çoğaltma hareketini gerçekleştirmesi veya bu harekete katılması zorunlu olmayıp, satın alan/kabul eden kimsenin cezalandırılabilmesi için "ticari amaç"la hareket etmesi gerekmektedir. Kişisel kullanım amacıyla yapılan satın alma/kabul etme eylemleri suç teşkil etmeyecektir. Bu gruptaki seçimlik hareketler ise serbest ve tek hareketli suç niteliğindedir. Suçun mağduru ise toplum yani kamudur. Kanun koyucunun, bandrol uygulamasıyla fikrî haklar dünyasının ekonomik yönünü gözeterek bandrol uygulamasına aykırı davranılmasını devletin mevzuat ile oluşturduğu idari düzene yönelik işlenmiş bir suç olarak düzenlemesi karşısında, bu suçlarda mağdurun doğrudan eser sahipleri olmayıp toplumu oluşturan bireyler olduğunun kabulü gerekmektedir. Öyle ki; eser sahipleri ve bağlantılı hak sahipleri dahi eserlerinin bandrolsüz nüshalar hâlinde satışını gerçekleştiremeyeceklerdir. Sahibinin izni ile yasal şekilde çoğaltılmış nüshalar, eser sahibi ya da yetki verdiği kişilerin bandrol talep etmelerinden ve nüshalara bandrol yapıştırılmasından sonra piyasaya sürülebilecektir. Nitekim öğretide de, bu suçlarda mağdurun toplumu oluşturan bireyler olduğu açıkça vurgulanmıştır (Yılmaz Yazıcıoğlu, Fikri Mülkiyet Hukukundan Kaynaklanan Suçlar, İstanbul, 2009, s.450-451; Kerim Çakır, Bandrol Yükümlülüğüne Aykırılık Suçları, Ceza Hukuk Dergisi, sayı 16, Ağustos 2011, s.159). Görüldüğü gibi, 5846 sayılı Kanun'un 5728 sayılı Kanun'la değişik 81. maddesinde hem eser sahiplerinin hakları korunmaya çalışılmış hem de devletin kayıt dışı ekonomi ile zarara uğraması engellenmek istenmiştir. Bu amaçla kanun koyucu fikir ve sanat eserleri için kamusal açıdan koruma mekanizması oluşturmuş ve bu mekanizmaya aykırı fiilleri de hukuka aykırı kabul ederek cezalandırma yoluna gitmiştir. Bu suçun yalnızca "eser sahibi" veya "hak sahibi" tarafından işlenebileceğinden bahisle suçun faili bakımından özgü (mahsus) suç olduğunu savunan görüşler bulunmakla birlikte öğretide ağırlıklı görüş suçun failinin eser sahibi dâhil herkes olabileceği yönündedir. Nitekim, Yargıtay Ceza Genel Kurulu 19.07.2005 tarihli ve 67-97 sayılı kararında "…5101 sayılı Kanunla değişik 5846 sayılı Kanunun 81. maddesinin dokuzuncu fıkrasının 1/b alt bendinde düzenlenen 'Bandrol almaksızın çoğaltma ve yayma' suçunun yalnızca bandrol alma hakkı bulunanların işleyebileceği bir suç olduğu, dolayısıyla eser veya bağlantılı hak sahipleri dışındaki kişilerin bu suçun faili olamayacakları" düşüncesiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan itirazın, '…Madde metninde bu tarz sınırlandırmayı haklı saydıracak ve suçun da sadece ve yalnız bandrol alma hak ve yetkisi bulunanlarca işlenebilecek 'özgü suç'lardan olduğunu gösterecek bir ifade bulunmaması,… bu tür tecavüzlerin failinin, öncelikle ve yoğunlukla 'hak sahibi olmayanlar' olacağından kuşku yoktur. Bu nedenledir ki bandrol temini ile asıl ve öncelikle hak sahibi olmayanlardan gelen mali hak tecavüzlerine karşı olanları korumak amacı güdüldüğü, korsan yayınların böyle bir onay belgesini temine olanakları olamayacağından öncelikle suçu işleyen durumuna düşeceğini kabul etmek gerekmektedir. Korunmak istenen değerlerin ancak bu yöntemle en üst seviyede korunabileceğine kuşku bulunmamaktadır." gerekçeleriyle suçun özgü suç olmadığına işaret etmiştir. Suç, eser sahibi veya eser sahibinden hakları devralan yasal hak sahibi ya da hak sahibi olmayan herhangi bir kişi tarafından bandrol alınması zorunlu eserin bandrol alınmaksızın çoğaltılıp satışa arz edilmesi, satılması ya da dağıtılması suretiyle işlenebilir. Yine bandrolsüz olarak çoğaltılıp satışa arz edilen, satılan ya da dağıtılan eseri ticari amaçla satın alan veya kabul eden kişiler de bu suçun faili olabilirler. 5846 sayılı Kanun'un 5728 sayılı Kanun'la değişik 81. maddesinin dördüncü fıkrasında sayılan ve suç oluşturan eylemlerin, bandrol alınması zorunlu eserler bakımından ister bandrol yükümlüsü olan (eser veya hak sahibi) kişiler isterse bandrol yükümlüsü olmayan kişiler tarafından gerçekleştirilmesinin mümkün olması, "bandrol yükümlülüğüne aykırı" ibaresinin "bandrolsüz" ifadesini de kapsayıcı nitelikte bulunması, madde metninde "bandrol yükümlülüğüne aykırı" ya da "bandrolsüz" şeklinde yazılan ibareler ile farklı fail gruplarına işaret edildiği şeklindeki bir sınırlandırmayı haklı saydıracak bir düzenleme bulunmadığı gibi 5846 sayılı Kanun'un 81. maddesinin dördüncü fıkrasında suç oluşturan eylemler sayıldıktan sonra bu eylemleri işleyen "…kişi" ifadesine yer verilmesi nedeniyle bu ifade şeklinin kanun koyucunun failde herhangi bir özellik aramadığını açıkça göstermesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, bu suçun özgü suç olmadığı ve herkes tarafından işlenebilecek bir suç olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, 5846 sayılı Kanun'un 5728 sayılı Kanun'la değişik 81. maddesinin on üçüncü fıkrasında özel bir içtima hükmüne yer verilerek, bandrol yükümlülüğüne aykırılığın aynı eserle ilgili olarak Kanun'un 71. maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde tanımlanan suçla birlikte işlenmesi hâlinde, fail hakkında sadece 71. maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi gereğince cezaya hükmolunacağı ancak verilecek cezanın üçte biri oranında artırılacağı hükme bağlanmıştır. Kanun koyucu, bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçu yanında eser sahiplerinin doğrudan zarar gördüğü durumlar için suç politikası gereği yasal olmayan yollardan çoğaltılan eserlerin yayılması ile mücadele amaçlı olarak bu türden bir artırım ile genel hükümlerdeki suçların içtimaından farklı bir düzenleme getirmiştir. Bununla birlikte, bu özel fikri içtima hükmünün uygulanmasının belirli koşulları bulunmaktadır. Birinci koşul, 5846 sayılı Kanun'un 81. maddesinde düzenlenmiş olan ve bandrol yükümlülüğüne aykırılık olarak nitelendirilebilecek bir suçun varlığıdır. İkinci koşul, bu suçun bir eser ile ilişkilendirilebilmesidir. Üçüncü koşul, bu suçun maddi konusunu oluşturan eser ile ilgili olarak 5846 sayılı Kanun'un 71. maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi kapsamında bir suçun işlenmesidir. Dördüncü koşul ise hak sahibi veya sahiplerinin şikâyette bulunmasıdır. 5846 sayılı Kanun'un 5728 sayılı Kanun'la değişik 71. maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde tanımlanan suç, aynı Kanun'un 75. maddesi uyarınca şikâyete tabi olduğundan hak sahibinin şikâyetçi olması gerekmekte olup, bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçuna konu eserin aynı zamanda şikâyete konu edilen eser ile aynı eser olması hâlinde bu özel içtima hükmünün uygulanması, şikâyetin bulunmadığı durumlarda ise özel içtima hükmü dikkate alınmayarak resen kovuşturmaya tabi olan 81. madde uyarınca uygulama yapılması gerekmektedir. Öğretide de, bandrol yükümlülüğüne aykırılık olarak nitelenebilecek bir suçun işlenmesi, bu suçun bir eserle ilişkilendirilebilmesi, suçun maddi konusunu oluşturan aynı eser ile ilgili olarak Kanun'un 71. maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi kapsamında bir suçun işlenmesi ve hak sahibi veya sahiplerinin şikâyette bulunması koşullarının birlikte gerçekleşmesi hâlinde 5846 sayılı Kanun'un 81. maddesinin on üçüncü fıkrasındaki özel içtima kuralının uygulanması gerektiği vurgulanmıştır (Levent Yavuz-Türkay Alıca-Fethi Merdivan, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Yorumu, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2014, s. 2876-2877). 5846 sayılı Kanun'un 5728 sayılı Kanun'la değişik 81. maddesinin dördüncü fıkrasında yaptırım olarak hapis cezasının yanında adli para cezasının öngörülmesi, aynı Kanun'un 71. maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde ise yaptırım olarak hapis veya adli para cezasının seçimlik ceza olarak düzenlenmiş olması nedeniyle, 5846 sayılı Kanun'un 5728 sayılı Kanun'la değişik 81. maddesinin on üçüncü fıkrasında yer alan özel içtima hükmü gereği aynı Kanun'un 71. maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi uyarınca hükmolunan ceza 1/3 oranında artırılsa dahi, failin seçimlik olarak öngörülmüş olan adli para cezası ile cezalandırılma ihtimali vardır. Diğer bir anlatımla, 5846 sayılı Kanun'un 81. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca hapis ve adli para cezası ile cezalandırılacak olan fail, hak sahibinin şikâyetçi olması durumunda aynı Kanun'un 81. maddesinin on üçüncü fıkrasında yer alan özel içtima hükmü göndermesiyle 71. maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi gereğince seçimlik cezalardan adli para cezası ile cezalandırılabilecektir. Somut olayda hâkimin, temel cezayı belirlerken 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesinin 1. fıkrası kapsamında yapacağı değerlendirme ile birlikte seçimlik cezanın tercihinde Anayasa'nın 2. maddesinde yer bulan hukuk devleti olmanın unsurlarından olan “hukuki güvenlik” ve Anayasa'nın 10. maddesinde yer alan ve aynı durumda olanların eşitliğini ifade eden "kanun önünde eşitlik" ilkelerini de gözetmesi, adli para cezasını tercih etmesi hâlinde, hakkında şikâyet olan failin hakkında şikâyet olmayan failden daha hafif ceza almış olacağı gerçeğinin farkında olması gerekmektedir. Uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözülebilmesi için "zincirleme suç" hükümleri üzerinde de durulmalıdır. 5237 sayılı TCK’da hâkim olan ilke gerçek içtima olduğundan, bunun sonucu olarak, "kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza" söz konusu olacaktır. Nitekim bu husus Adalet Komisyonu raporunda da; "Ceza hukukunun temel kurallarından birisi, ‘kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır' şeklinde ifade edilmektedir. Bunun istisnaları, suçların içtimaı bölümünde belirlenmiştir. Bu istisnalar dışında, işlenen her bir suçla ilgili olarak ayrı ayrı cezaya hükmedilecektir. Böylece verilen her bir ceza, bağımsızlığını koruyacaktır" şeklinde ifade edilmiştir. Bu kuralın istisnalarına ise, 5237 sayılı TCK’nın "suçların içtimaı" bölümünde, 42 (bileşik suç), 43 (zincirleme suç) ve 44. (fikri içtima) maddelerinde yer verilmiştir. 5237 sayılı TCK’nın “Zincirleme suç” başlıklı 43. maddesinin 1. fıkrasında; "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır" biçiminde zincirleme suç düzenlemesine yer verilmiştir. TCK'nın 43. maddesinin 2. fıkrasında; “Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır” denilmek suretiyle, zincirleme suçtan farklı bir müessese olan aynı nev’iden fikri içtima düzenlenmiş, tek fiil ile aynı suçun birden fazla kişiye karşı işlenmesi durumunda, fail hakkında bir cezaya hükmolunacağı, ancak bu cezanın TCK’nın 43/1. maddesine göre artırılacağı öngörülmüştür. TCK'nın 43. maddesinin 3. fıkrasında ise; "Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence, … ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz" düzenlemesi ile zincirleme suç ve aynı neviden fikri içtima hükümlerinin uygulanamayacağı suçlar belirtilmiştir. 5237 sayılı TCK'nın 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için; a- Aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi, b- İşlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması, c- Bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi gerekmektedir. TCK'nın 43/1. maddesinin düzenlemesinden anlaşılacağı üzere, zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı hâllerde aslında işlenmiş birden fazla suç olmasına karşın, fail bu suçların her birinden ayrı ayrı cezalandırılmamakta, buna karşın bir suçtan verilen ceza belirli bir oranda artırılmaktadır. Zincirleme suça ilişkin bu genel açıklamalardan sonra, öğretide "aynı neviden fikri içtima" olarak tanımlanan TCK'nın 43. maddesinin ikinci fıkrasının da değerlendirilmesi gerekmektedir. TCK'nın 43. maddesinin ikinci fıkrası; "Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır" hükmünü içermekte olup, zincirleme suçtan farklı bir müessese olan ve aynı neviden fikri içtima olarak kabul edilen bu durumda, fiil yani hareket tektir ve bu fiille aynı suç birden fazla kişiye karşı işlenmektedir. Burada, hareket tek olduğu için, fail hakkında bir cezaya hükmolunacağı, ancak bu cezanın Kanunun 43/1. maddesine göre artırılacağı öngörülmüştür. Ancak burada kastedilen, fiil ya da hareketin, doğal anlamda değil hukuki anlamda tek olmasıdır. Bazen suçların işlenmesi sırasında doğal olarak birden fazla hareket yapılmakta ise de, ortaya konulan bu davranışlar suçun kanuni tanımında yer alan hukuki anlamdaki "tek bir fiili" oluşturmaktadır. Örneğin; failin mağduru birden fazla yumruk ve tekme vurmak suretiyle yaralaması, yalan tanıklık yapan failin birden fazla beyanda bulunması, kasten öldürme fiilinin her biri tek başına öldürücü nitelikte beş bıçak darbesi ile işlenmesi gibi. Bazı suç tiplerinde ise, kanundaki tanımda belirtilen birbirinin alternatifi olan birden fazla hareketin gerçekleştirilmesiyle suç işlenebilmektedir. Öğretide "seçimlik hareketli suçlar" olarak isimlendirilen bu suç tiplerinde, sayılan seçimlik hareketlerin herhangi birisinin gerçekleştirilmesi suçun oluşumu açısından yeterlidir. Belirtilen seçimlik hareketlerden birkaçının ya da tamamının yapılması hâlinde de birden fazla suç değil, tek suç oluşacaktır. Ancak seçimlik hareketli suçtan söz edebilmek için kanunda sayılan seçimlik hareketlerin aynı konuya ilişkin olması gerekmektedir. (Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, İzzet Özgenç, Seçkin Yayınevi, 5. Bası, Ankara, 2010, s.155; Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Mahmut Koca-İlhan Üzülmez, Adalet Yayınevi, 5. Bası, Ankara, 2011, s.110.) 5237 Türk Ceza Kanunu'nda bazı suçlarda özel olarak aynı neviden fikri içtima hükmüne yer verilmiştir. Örneğin; belirsiz sayıda kişilerin sağlığını bozmak amacıyla ve bu amacı gerçekleştirmeye elverişli olacak surette radyasyona tabi tutulması hâlinde, radyasyon yayma suçunun temel şekline nazaran daha ağır ceza öngörülmüştür. (TCK 172/2) Bu suçlar için özel bir aynı neviden fikri içtima kuralı öngörülmüş olduğundan, ayrıca TCK'nın 43/2. maddesi uyarınca cezanın arttırılması yoluna gidilmeyecektir. Aynı neviden fikri içtimadan söz edilebilmesi için; 1- Hareket ya da fiilin hukuki anlamda tek olması, 2- Birden fazla suçun işlenmiş olması, 3- İşlenen birden fazla suçun "aynı suç" olması, 4- Bu suçların mağdurlarının farklı olması gerekmektedir. Bu dört şartın birlikte gerçekleşmesi durumunda, faile tek ceza verilecek, ancak bu ceza artırılacaktır. Örneğin; bir sözle birden çok kişiye karşı cinsel tacizde bulunulması, bir mektupla birden çok kişiye hakaret edilmesi, bir odada bulunan çok sayıda kişinin üzerine kapının kilitlenmesi suretiyle hürriyetlerinden yoksun kılınmaları, içerisinde beş kişiye ait cüzdanların bulunduğu çantanın çalınması, karşısındaki topluluğa hitaben failin "hepinizi öldüreceğim" demesi hâllerinde aynı neviden fikri içtima söz konusu olup, TCK'nın 43/2. maddesi uyarınca uygulama yapılması gerekmektedir. Yapılan bu açıklamalar doğrultusunda uyuşmazlığın çözümü açısından, bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçunun aynı anda birden çok eser konu edilerek işlenmesi durumunda TCK'nın 43/2. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçuna konu eser aynı zamanda hak sahibinden izin alınmadan çoğaltılmış ve yayılmış ise hak sahibinin de şikâyette bulunması hâlinde hem 5846 sayılı Kanun'un 5728 sayılı Kanun'la değişik 81. maddesinde hem de aynı Kanun'un 71. maddesinin 1. fıkrasının 1. bendinde düzenlenen suçları işlemiş olan fail hakkında 5846 sayılı Kanun'un 5728 sayılı Kanun'la değişik 81/13. maddesinde düzenlenen özel fikri içtima hükmü uyarınca aynın Kanun'un 71. maddesinin 1. fıkrası uyarınca cezaya hükmolunacak ve ceza 1/3 oranında artırılacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken husus; kanun koyucunun TCK'nın 44. maddesinde düzenlenen farklı nev'iden fikri içtima kuralından ayrılarak özel bir fikrî içtima düzenlemesi getirmiş olmasıdır. 5846 sayılı Kanun'un 5728 sayılı Kanun'la değişik 81/13. maddesi ile getirilen özel fikrî içtima hükmü olmasaydı hem 5846 sayılı Kanun'un 5728 sayılı Kanun'la değişik 81. maddesinin 4. fıkrasında hem de aynı Kanun'un 71. maddesinin 1. fıkrasının 1. bendinde düzenlenen suçları işlemiş olan ve işlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren fail hakkında TCK'nın 44. maddesi uyarınca en ağır cezayı gerektiren suç olan 5846 sayılı Kanun'un 5728 sayılı Kanun'la değişik 81/4. maddesi uyarınca cezaya hükmolunması gerekmesine karşın, bu özel içtima hükmü sebebiyle fail hakkında aynı Kanun'un 71. maddesinin 1. fıkrasının 1. bendi uyarınca cezaya hükmolunduktan sonra bu ceza üçte bir oranında artırılacaktır. 5846 sayılı Kanun'un 5728 sayılı Kanun'la değişik 81/13. maddesi ile aynı Kanun'un 71. maddesinin 1. fıkrasının 1. bendine yapılan bu yollamanın sadece cezanın belirlenmesine ilişkin olduğu, bu durumun suçun vasfında ve re'sen kovuşturmaya tabi bir suç olma niteliğinde bir değişiklik yaratmadığı, bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçunda mağdurun doğrudan eser sahipleri olmayıp toplumu oluşturan bireyler yani kamu olduğu, suçun konusunu birden çok eser nüshasının oluşturması ve birden çok şikâyetçinin bulunması hâllerinde dahi bu suçun mağduru yönünden bir değişikliğin söz konusu olmadığı, şikâyetten vazgeçme nedeniyle şikâyetçi kalmaması hâlinde 5846 sayılı Kanun'un 5728 sayılı Kanunla değişik 81. maddesindeki suç ile ilgili nasıl bir uygulama yapılacaksa bu uygulamaya dönülmesi durumunun da bunu açıkça gösterdiği, ayrıca mağduru toplum olan bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçu açısından TCK'nın 43/2. maddesinde ifade edilen "Aynı suçun birden fazla kişiye karşı" işlenmesi şartının gerçekleşmesinin mümkün olmadığı hususları dikkate alındığında, 5846 sayılı Kanun'un 5728 sayılı Kanun'la değişik 81/13. maddesi yollamasıyla 5846 sayılı Kanun'un 5728 sayılı Kanun'la değişik 71. maddesinin 1. fıkrasının 1. bendi uyarınca cezaya hükmolunan ve bu cezası üçte bir oranında artırılmak suretiyle özel içtima hükmü uygulanan fail hakkında ayrıca TCK'nın 43/2. maddesinin uygulanamayacağının kabulü gerekmektedir. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; İl Denetim Komisyonu görevlilerinin yaptıkları denetim sırasında, pazar yerinin ortasında bulunan belediyeye ait alanda kurulu çadırda hak sahiplerinin izni olmadan kopyalanmış ve bandrolsüz oldukları tespit edilen CD'lerin sanık tarafından satışının yapıldığını tespit ettikleri olayda; sanığın ikrarı, olay tutanağı ve dosya kapsamına göre eylemin sabit olduğunun, bilirkişi raporuna göre ele geçirilen CD'lerin tamamının bandrolsüz ve kopyalanmış olduklarının, hak sahipleri adına davaya katılan meslek birliği … ve …'ın sanıktan şikâyetçi olduklarının anlaşılması karşısında; bandrol yükümlülüğüne aykırılığın aynı eserle ilgili olarak 5846 sayılı Kanun'un 5728 sayılı Kanun'la değişik 71. maddesinin 1. fıkrasının 1. bendinde tanımlanan suçla birlikte işlenmesi hâlinde uygulanması gereken ve 5846 sayılı Kanun'un 5728 sayılı Kanun'la değişik 81/13. maddesinde düzenlenen özel fikri içtima hükmü uyarınca aynı Kanun'un 71. maddesine yapılan yollamanın sadece ceza yaptırımının belirlenmesine ilişkin olması, suçun vasfında ve re'sen kovuşturmaya tabi bir suç olma niteliğinde bir değişiklik meydana getirmemesi, bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçunda mağdurun doğrudan eser sahipleri olmayıp toplumu oluşturan bireyler yani kamu olması, suçun konusunu birden çok eser nüshasının oluşturması ve birden çok şikâyetçinin bulunması hâlinin de bu durumda bir değişikliğe neden olmaması ile mağdurunun kamu olduğu kabul edilen bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçu açısından TCK'nın 43/2. maddesinde ifade edilen "aynı suçun birden fazla kişiye karşı" işlenmesi şartının gerçekleşmesinin mümkün olmaması nedeniyle, sanık hakkında TCK'nın 43/2. maddesinin uygulanma şartlarının bulunmadığının kabulü gerekmektedir. Bu itibarla, diğer yönleri usul ve kanuna uygun olan yerel mahkemenin direnme kararına konu hükmünün, somut olayda TCK'nın 43/2. maddesinin uygulanma koşulları bulunmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususun 1412 sayılı CMUK'nın, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün görüldüğünden, hüküm fıkrasından; sanık hakkında TCK'nın 43/2. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkarılması, TCK'nın 62. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısımda yer alan “1 yıl 4 ay 20 gün” ibaresinin çıkarılarak yerine “1 yıl 1 ay 10 gün” ibaresinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmelidir. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; 1- İzmir 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin 06.06.2016 tarihli ve 178-209 sayılı direnme kararına konu hükmünün, somut olayda TCK'nın 43/2. maddesinin uygulanma koşulları bulunmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, Ancak, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususun 1412 sayılı CMUK'nın, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün görüldüğünden, hüküm fıkrasından; sanık hakkında TCK'nın 43/2. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkarılması ve TCK'nın 62. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısımda yer alan “1 yıl 4 ay 20 gün” ibaresinin çıkarılarak yerine “1 yıl 1 ay 10 gün” ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 2- Dosyanın, mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 09.10.2018 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

Aynı Yönetmelik’in 1. maddesine göre bandrolün işlevi, eser ve hak sahiplerinin haklarının takip edilmesini sağlamak ve fikri hak ihlalleriyle mücadele etmektir. 5846 sayılı Kanun’un 81. maddesine göre musiki ve sinema eserlerinin çoğaltılmış nüshaları ile süreli olmayan yayınlara bandrol yapıştırılması zorunludur. Kolay kopyalanmaya müsait diğer eserlerin çoğaltılmış nüshalarında bandrol, eser veya hak sahibinin talebi üzerine zorunlu olur.

Bandrolün verilmesi ve denetlenmesi

Bandroller Bakanlıkça bastırılıp satılır. Bakanlıkça belirlenen satış fiyatı üzerinden meslek birlikleri aracılığıyla da satılabilir. Başvuruda, bandrol talebinde bulunanın yasal hak sahibi olduğunu beyan eden taahhütnamenin doldurulması zorunludur. Bakanlıkça tespit edilen diğer evrak ve belgelerle başvuru yapılır. Bakanlık, bu başvuru üzerine başka bir işleme gerek kalmaksızın on iş günü içinde bandrol vermek zorundadır ve beyana dayalı işlemlerden sorumlu tutulamaz.

Bandrol zorunlu nüshaların çoğaltılmasına ilişkin materyalleri üreten veya bu materyallerin dolum ve çoğaltımını yapan yerler, taahhütnamenin bir kopyasını almak, saklamak ve istenildiğinde yetkili makamlara ibraz etmekle yükümlüdür. Bakanlık ile mülki idare amirleri, bandrollenmesi zorunlu nüshaların ve süreli olmayan yayınların bandrollü olup olmadığını her zaman denetleyebilir. Gerekli görülürse mülki idare amirleri resen veya Bakanlığın talebiyle illerde denetim komisyonu oluşturabilir; komisyonlarda Bakanlık ile ilgili meslek birliklerinin temsilcileri görev alabilir.

Denetimde Kanunda korunan hakların ihlal edildiği tespit edilirse 5846 sayılı Kanun’un 75. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca işlem yapılır. Kanun kapsamında korunan, yasal olarak çoğaltılmış ve bandrollü nüshaların yol, meydan, pazar, kaldırım, iskele, köprü ve benzeri yerlerde satışı da yasaktır. Bu yasağa aykırı hareket edenler Kabahatler Kanunu’nun 38. maddesinin birinci fıkrasına göre cezalandırılır. Maddede belirtilen hususların uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

Bandrol yükümlülüğüne aykırılık ve bağlantılı suçlar

5846 sayılı Kanun’un 81. maddesine göre bandrol yükümlülüğüne aykırı veya bandrolsüz olarak bir eseri çoğaltıp satışa arz eden, satan, dağıtan ya da ticari amaçla satın alan veya kabul eden kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır. Bu hükümde hapis ve adli para cezası birlikte öngörülmüştür.

Suçun ilk hareket grubunda yalnız çoğaltma yeterli değildir. Çoğaltılan eserin bandrolsüz olarak satışa arz edilmesi, satılması veya dağıtılması da gerekir. Başkası tarafından bandrolsüz çoğaltılmış nüshaları satın alan veya kabul eden kişinin cezalandırılması, ticari amaçla hareket etmesine bağlıdır. Kişisel kullanım amacıyla satın alma veya kabul etme suç oluşturmaz.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun E. 2017/155, K. 2018/411 sayılı kararına göre bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçunun mağduru doğrudan eser sahipleri değil, toplumu oluşturan bireyler, yani kamudur. Kanun koyucu bu aykırılığı, devletin mevzuatla oluşturduğu idari düzene yönelen bir suç olarak düzenlemiştir. Kurul, suçu yalnızca bandrol alma hakkı bulunanların işleyebileceği özgü bir suç kabul etmemiş; herkes tarafından işlenebilecek bir suç olduğunu belirtmiştir. Kararda bu kabulün aksini savunan görüşlerin bulunduğu da ifade edilmiştir.

Sahte bandrol üretmek, satışa sunmak, satmak, dağıtmak, satın almak, kabul etmek veya kullanmak üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası gerektirir. Usulüne uygun alınmış bandrolü başka eserde kullanmak, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve bin beş yüz güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır. Yetkisi yokken hileyle bandrol elde eden kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası alır. Bandrolü yetkisiz kişiye sağlayan ise iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.

Yazılı izin olmaksızın hak ihlali

5846 sayılı Kanun’un 71. maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi, eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı yazılı izin olmadan işleme, temsil etme, çoğaltma, değiştirme, dağıtma, umuma iletme ve yayımlamayı suç sayar. Aynı bent; hukuka aykırı nüshaları satışa çıkarmayı, satmayı, kiralamayı, ödünç vermeyi veya başka yolla yaymayı, ticari amaçla satın almayı, ithal ya da ihraç etmeyi ve kişisel kullanım dışında elde bulundurmayı veya depolamayı da kapsar. Yaptırım bir yıldan beş yıla kadar hapistir veya adli para cezasıdır; ikisi birlikte zorunlu değildir.

Aynı maddede başka fiiller de ayrı cezalarla düzenlenmiştir. Başkasına ait esere kendi eseri olarak ad koyan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılır. Bu fiil dağıtmak veya yayımlamak suretiyle işlenirse hapis cezasının üst sınırı beş yıl olur ve adli para cezasına hükmolunamaz. Bir eserden kaynak göstermeksizin iktibasta bulunan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılır.

Hak sahiplerinin izni olmaksızın alenileşmemiş bir eserin muhtevası hakkında kamuya açıklamada bulunan kişi altı aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Bir eserle ilgili yetersiz, yanlış veya aldatıcı mahiyette kaynak gösteren kişi de altı aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı tanınmış bir başkasının adını kullanarak çoğaltan, dağıtan, yayan veya yayımlayan kişi ise üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılır.

Kanun, ek 4. maddenin birinci fıkrasında sayılan fiilleri yetkisiz gerçekleştirenler ile hak ihlaline devam eden bilgi içerik sağlayıcılar için, daha ağır bir suç oluşmuyorsa, üç aydan iki yıla kadar hapis öngörür. Hukuka aykırı üretilmiş, işlenmiş, çoğaltılmış, dağıtılmış veya yayımlanmış eseri, icrayı, fonogramı ya da yapımı satışa sunan, satan veya satın alan kişi, kovuşturmadan önce bunları kimden aldığını bildirip yakalanmayı sağlarsa cezada indirim yapılabileceği gibi ceza da verilmeyebilir. Bu imkân hâkimin takdirine bağlıdır.

Şikâyet, elkoyma ve faaliyetin durdurulması

71. maddedeki suçun mağduru manevi, mali veya bağlantılı hak sahipleridir. 75. madde, 71 ve 72. maddelerdeki suçların soruşturma ve kovuşturmasını şikâyete bağlar. Şikâyetin geçerli olması, hak sahiplerinin veya üye oldukları meslek birliklerinin haklarını gösteren belge ve diğer delilleri Cumhuriyet başsavcılığına sunmasına bağlıdır. Bunlar şikâyet süresi içinde verilmezse kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.

Şikâyete bağlı suçlarda, başta Millî Eğitim Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilileri olmak üzere ilgili gerçek ve tüzel kişiler, eser üzerindeki manevi ve mali hak sahiplerinin şikâyet hakkını kullanabilmesi için onları durumdan haberdar eder. Şikâyet üzerine Cumhuriyet savcısı, suç konusu eşya hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre elkoyma koruma tedbirine ilişkin işlemleri yapar. Gerekli görürse, hukuka aykırı olarak çoğaltıldığı iddia edilen eserlerin çoğaltılmasıyla sınırlı olarak faaliyetin durdurulmasına da karar verebilir.

Çoğaltmayla sınırlı faaliyetin durdurulması kararı yirmi dört saat içinde hâkimin onayına sunulur. Hâkim tarafından yirmi dört saat içinde onaylanmayan karar hükümsüz kalır. Kanunda tanımlanan suçların bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde ilgili tüzel kişi hakkında Türk Ceza Kanunu’nun tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

Bandrol suçu ile 71. maddedeki suçun birlikte değerlendirilmesi

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun E. 2017/155, K. 2018/411 sayılı kararında özel içtima dört koşula bağlanmıştır: bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçunun bulunması, suçun bir eserle ilişkilendirilmesi, aynı eser bakımından 71. maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi kapsamındaki suçun işlenmesi ve hak sahibinin şikâyetçi olması. Kurulun incelediği uygulamada bu koşullar birlikte gerçekleşirse fail hakkında yalnız 71. madde üzerinden ceza belirlenir ve bu ceza üçte bir oranında artırılır.

Kurula göre şikâyet yoksa özel içtima uygulanmaz ve resen kovuşturulan 81. madde uyarınca işlem yapılır. Şikâyet varsa bandrol suçuna konu eser ile şikâyete konu eserin aynı olması gerekir. Kurul, 81/13 yoluyla 71. maddeye göre ceza belirlenmesini yalnız cezanın belirlenmesine ilişkin bir yollama saymış; bunun suçun vasfını ve resen kovuşturulma niteliğini değiştirmediğini kabul etmiştir.

Buna karşılık 5846 sayılı Kanun’un 81. maddesinin on üçüncü fıkrası, Anayasa Mahkemesinin 12/6/2020 tarihli ve E.:2019/74, K.:2020/29 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Bu nedenle 2018 tarihli karardaki içtima koşulları ile fıkranın iptali aynı dönemde uygulanacak tek bir kural gibi birleştirilemez. İptal, 71 ve 81. maddelerde ayrıca tanımlanan suçların ve cezaların varlığını ortadan kaldıran bir sonuç olarak bu metinde gösterilmemektedir.

Birden fazla nüsha ve aynı suçun birden fazla kişiye karşı işlenmesi

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, mağduru kamu kabul edilen bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçu bakımından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43/2. maddesinde yer alan aynı suçun birden fazla kişiye karşı işlenmesi şartının gerçekleşmesinin mümkün olmadığını kabul etmiştir. Birden fazla eser nüshası veya birden fazla şikâyetçi bulunması, bu suçta mağduru değiştirmez. Bu kabul, hak sahiplerinin izni olmadan kopyalanmış ve bandrolsüz CD satışına ilişkin uyuşmazlığa özgüdür; marka, patent veya başka bir fikri mülkiyet suçu için genel kurala dönüştürülemez.

Kurul, İzmir 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin 06.06.2016 tarihli ve 178-209 sayılı direnme hükmünü, Türk Ceza Kanunu’nun 43/2. maddesinin uygulanma koşulları bulunmadığı gerekçesiyle bozmuştur. Karar tarihi itibarıyla uygulanacak 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 322. maddesi uyarınca bu uygulamayı hükümden çıkararak hükmü düzelterek onamıştır. Düzeltme bu hüküm fıkrasına yöneliktir; ilk derece mahkemesinin diğer gerekçelerinin benimsendiği anlamına gelmez.

Deliller ve dava sürecinin genel akışı

İspat yükümlülüğü bulunan anlaşmazlıklarda delillerin doğru ve eksiksiz toplanması önemlidir. Hukuki süreçlerin izlenmesi, uzman danışmanlık alınması ve hukuki koruma başvurularının zamanında yapılması da gerekli görülen önlemlerdendir.

Hak sahibi, ihlali ortaya koyarak dava açıp açmayacağına karar verir. Dava açılırsa mahkeme uyuşmazlığı değerlendirir ve gerekli delilleri ister. Avukatlar arasındaki görüşmeler ve duruşmanın ardından hüküm kurulur. Hükmün kesinleşmesinde tarafların temyiz hakkı dikkate alınır. Bu sıra genel bir işleyiştir; görevli mahkemeyi, hak düşürücü süreyi veya temyiz merciini göstermez.

Sık sorulan sorular

Fikri mülkiyet hangi çalışmaları kapsar?

Sanat, edebiyat, müzik, icatlar, markalar, tasarımlar ve diğer entelektüel emekler bu kapsamda sayılır. Koruma türü eserin ifadesi, buluş, marka, tasarım veya ticari sır olmasına göre değişir.

Her ihlalde hapis cezası uygulanır mı?

Hayır. Hapis, ciddi ve kasıtlı korsanlık veya sahtecilik bakımından uygulanabilir bir sonuç olarak anlatılır. 5846 sayılı Kanun’da ise ancak maddede sayılan fiiller için belirli hapis yaptırımları öngörülmüştür.

Bandrolsüz eseri kişisel kullanım için almak suç mudur?

Hayır. Bandrolsüz çoğaltılmış nüshayı satın alan veya kabul eden kişinin cezalandırılması ticari amaçla hareket etmesine bağlıdır. Kişisel kullanım amacıyla satın alma veya kabul etme suç oluşturmaz.

71. maddedeki suçlar şikâyete bağlı mıdır?

Evet. 5846 sayılı Kanun’un 75. maddesine göre 71 ve 72. maddelerde sayılan suçlardan soruşturma ve kovuşturma şikâyete bağlıdır. Geçerli şikâyet için hakları kanıtlayan belge ve sair delillerin Cumhuriyet başsavcılığına verilmesi gerekir.

Faaliyetin durdurulması kararı ne zaman geçerliliğini yitirir?

Cumhuriyet savcısının çoğaltmayla sınırlı faaliyetin durdurulması kararı yirmi dört saat içinde hâkimin onayına sunulur. Hâkim tarafından yirmi dört saat içinde onaylanmayan karar hükümsüz kalır.

Bandrol suçunda birden fazla nüsha aynı suçu birden fazla kişiye karşı işlenmiş sayar mı?

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, mağduru kamu olan bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçunda Türk Ceza Kanunu’nun 43/2. maddesindeki birden fazla kişiye karşı işlenme şartının gerçekleşmediğini kabul etmiştir. Bu kabul bandrolsüz eser satışına ilişkin uyuşmazlıkla sınırlıdır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu