Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Kapsamı ve Koruma Esasları

by Avukat Erdal Ersoy
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Kapsamı ve Koruma Esasları

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Amacı ve Temel Tanımlar

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu; ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema ürünlerini meydana getiren eser sahiplerinin, icracı sanatçıların, fonogram yapımcılarının, film yapımcılarının ve radyo-televizyon kuruluşlarının haklarını güvence altına almayı ve mevzuata aykırı kullanımlara karşı yaptırımları belirlemeyi amaçlar. Kanunda eser; sahibinin hususiyetini yansıtan ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema kategorilerinde değerlendirilen her türlü fikir ve sanat ürünü olarak tanımlanır. Bir bilgisayar programının arayüzüne veya ögelerine zemin oluşturan fikir ve ilkeler ise kanunen eser koruması kapsamına alınmaz.

Mevcut bir eserden yararlanılarak meydana getirilen, bu esere göre bağımsız nitelik taşımayan ve işleyenin hususiyetini yansıtan mahsuller işlenme eser olarak kabul edilir. Asıl eser sahibinin haklarına halel getirmemek şartıyla üretilen işlenmeler de eser niteliğindedir. Özgün eser üzerindeki haklar korunmak kaydıyla içeriği bir düşünce yaratıcılığı ile seçme ve düzenlemelerden oluşan antoloji ve ansiklopedi gibi yapılar derleme eser sayılır.

Eser Sahipliği, Alenileşme ve Hakların İdaresi

Hak sahibinin rızasıyla kamuya sunulan eser alenileşmiş sayılır; çoğaltılan nüshaların hak sahibinin rızasıyla satılması, dağıtılması ya da ticaret mevkiine sunulması suretiyle kamuya ulaştırılması halinde ise eser yayımlanmış kabul edilir. Yayımlanmış eser kopyalarında veya güzel sanat eserinin aslında adı yahut bilinen müstear adı yer alan kişi, aksi kanıtlanıncaya kadar eser sahibi sayılır. Sinema eserlerinde yönetmen, özgün müzik bestecisi, senaryo yazarı ve diyalog yazarı birlikte eser sahibidir; canlandırma tekniğiyle yapılan eserlerde animatör de bu ortak sahipler arasında bulunur. Sinema eserinde olağan biçimde adı yer alan gerçek veya tüzel kişi de aksi kanıtlanmadıkça filmin ilk tespitini yapan yapımcı kabul edilir.

Aralarındaki özel sözleşmeden veya yapılan işin mahiyetinden aksi anlaşılmadıkça memur, hizmetli ve işçilerin görevlerini yerine getirirken meydana getirdikleri eserler üzerindeki haklar, bunları çalıştıran veya tayin eden taraflarca kullanılır. Eser aslının mülkiyetine sahip olan kişi sözleşme hükümlerine göre tasarrufta bulunabilir; ancak eseri bozamaz, yok edemez ve hak sahibinin haklarına zarar veremez. Eser sahibinin vefatından sonra kanunda öngörülen yetkili yakınları, Kanunun 14, 15 ve 16 ncı maddelerinin üçüncü fıkralarında düzenlenen manevi hak koruma yetkilerini ölüm tarihinden itibaren yetmiş yıl boyunca kendi adlarına kullanabilirler.

Mali Haklar, Devir Esasları ve Sözleşme Şartları

Alenileşmiş bir eserden sahibine tanınan münhasır yararlanma yetkisi kanunda gösterilen mali haklarla sınırlıdır. Mali haklar birbirinden bağımsız olup birinin tasarrufu veya kullanılması diğerini etkilemez. Eserin aslını veya kopyalarını doğrudan, dolaylı, geçici ya da sürekli olarak herhangi bir yöntemle kısmen veya tamamen çoğaltma yetkisi eser sahibine aittir. Kiralama ve kamuya ödünç verme yetkisi saklı tutulmak kaydıyla, yayma hakkının kullanılması sonucu mülkiyeti devredilerek yurt içinde ilk satışı veya dağıtımı yapılan nüshaların yeniden satılması yayma hakkını ihlal etmez.

Mali haklara ilişkin sözleşme ve tasarrufların geçerli olabilmesi için yazılı yapılması ve işlem konusu hakların ayrı ayrı gösterilmesi şarttır. Henüz meydana getirilmemiş ya da tamamlanacak bir esere ilişkin tasarruf muameleleri batıldır; buna karşılık bu tür eserlere dair tasarruf taahhütleri geçerlidir. Eser sahibinin gelecekte üreteceği eserlerin bütününe veya belirli bir türüne yönelik taahhütleri, taraflardan her biri bildirim tarihinden bir yıl sonra geçerli olmak üzere feshedebilir. Eser tamamlanmadan önce eser sahibinin vefat etmesi, tamamlama yeteneğini yitirmesi ya da kusursuz imkânsızlık durumlarında taahhüt kendiliğinden son bulur. Aynı şekilde karşı tarafın iflas etmesi, devralınan mali hakları kullanmaktan acze düşmesi veya kusursuz imkânsızlık sebebiyle kullanmanın mümkün olmaması hallerinde de taahhüt kendiliğinden münfesih olur.

İleride çıkarılacak mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel mali hakların devrine veya kullandırılmasına yönelik sözleşmeler geçersizdir. Eser sahibi veya mirasçılarından mali bir hakkı ya da ruhsatı devralan kimse, bunların yazılı muvafakati olmadan söz konusu yetkiyi başkasına devredemez; işleme hakkının devrinde de aynı yazılı onay aranır. Aksi kararlaştırılmadıkça mali hak devri tercüme ve diğer işlenmeleri kapsamaz; eser aslı veya nüshalarının mülkiyetinin intikali de fikri hakların devrini içermez. Mali hakkı veya ruhsatı devre yetkili olmayan kişiden iktisap eden kişi iyiniyetli olsa dahi korunmaz; yetkisiz tasarrufta bulunan kimse ise karşı tarafın yetkisizliği bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispat edemedikçe doğan zararı tazminle yükümlüdür.

Eser sahibi veya mirasçıları mali hakları süre, coğrafi sınır ve içerik bakımından sınırlı veya sınırsız olarak devredebileceği gibi basit veya tam ruhsat şeklinde de bırakabilir. Kanun veya sözleşmeden aksi anlaşılmadıkça ruhsat basit sayılır; basit ruhsata hasılat kirası, tam ruhsata intifa hakkı kuralları tatbik edilir. Belirli bir amaç veya süre için devredilen mali hak veya ruhsat sürenin bitmesi veya gayenin kalkmasıyla hak sahibine geri döner; ancak devri sözleşmeyle yasaklanmış mali hakkı devralanın vefatı veya iflasında, hakkın kullanımı iktisap edenin şahsına bağlı olmadıkça bu dönüş uygulanmaz. Eser sahibi veya mirasçıları daha önce tesis ettikleri tasarrufları ihlal etmemek kaydıyla, resmi senet düzenlenmesi ve Resmî Gazete'de ilan şartıyla mali haklarından vazgeçebilirler. Mali haklar miras yoluyla intikal eder ve ölüme bağlı tasarruflara konu olabilir.

Kanuni Sınırlamalar, İstisnalar ve Özel Pay Hükümleri

Resmen ilan edilen ya da yayımlanan kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, yönetmelik, tebliğ, genelge ve yargı kararlarının çoğaltılması, yayılması, işlenmesi veya bunlardan yararlanılması serbesttir. Yayımlanmış bir eserin bütün eğitim ve öğretim kurumlarında, yüz yüze eğitim amacıyla, doğrudan veya dolaylı kazanç gayesi gütmeksizin temsili, eser ve eser sahibinin adının mutat şekilde açıklanması şartıyla mümkündür. Bütün fikir ve sanat eserlerinin kazanç amacı güdülmeksizin kişisel kullanıma mahsus çoğaltılması mümkün olmakla birlikte, bu faaliyet hak sahibinin meşru menfaatlerine haklı bir sebep olmaksızın zarar veremez ve eserden normal yararlanmaya aykırı düşemez.

Bilgisayar programını hukuka uygun edinen kişinin programı yüklemesi, çalıştırması, hataları düzeltmesi ve kullanımı için gerekli olduğu ölçüde bir adet yedekleme kopyası yapması sözleşmeyle engellenemez. Umumi yol, cadde ve meydanlara sürekli kalmak üzere yerleştirilen güzel sanat eserlerinin fotoğraf, resim veya grafikle çoğaltılması ve yayılması serbesttir; mimarlık eserlerinde bu yetki yalnız dış biçimle sınırlıdır. Alenileşmiş veya yayımlanmış yazılı ilim ve edebiyat eserlerinin engelliler için üretilmiş nüshası yoksa ticari gaye güdülmeksizin engellinin kullanımı amacıyla tek nüsha ya da ilgili eğitim kurumu, vakıf ve derneklerce kaset, CD veya Braille formatında çoğaltılıp ödünç verilmesi izne tabi değildir. Ancak bu engelli nüshaları ticarete konu edilemez, satılamaz, amacı dışında kullanılamaz ve üzerlerinde çoğaltım amacı ile hak sahiplerine ilişkin bilgilerin yer alması zorunludur.

Mimari eserler hariç olmak üzere güzel sanat eserlerinin asılları veya özgün kopyalarının ilk satışından sonra açık artırma veya mağaza gibi alanlarda yeniden satılması sırasında satış bedelleri arasında açık nispetsizlik bulunursa, satıcı bedel farkından eser sahibine veya ikinci dereceye kadar yasal mirasçıları ile sağ kalan eşine pay ödemekle yükümlüdür. Pay tarifesi bedel farkının yüzde onunu geçmemek üzere Cumhurbaşkanı kararında belirlenen oranlara göre tespit edilir ve kararda belirlenen bedeli aşmayan satışlar pay yükümlülüğünden muaftır. Satışın yapıldığı müessese sahibi satıcıyla birlikte müteselsilen sorumlu olup cebri satışlarda bu pay ancak diğer alacaklar ödendikten sonra verilir. Pay isteme hakkı satıştan itibaren beş yıllık zamanaşımına tabidir. Çoğaltma ve yayımı açıkça yasaklanmamış, kütüphane ve müzelerde bulunan yayımlanmamış veya alenileşmemiş eserler mali koruma süresi dolduğunda bulundukları kamu kurumlarına ait olur.

Henüz alenileşmemiş bir eserin müsvedde veya asılları, sinema eserleri dışındaki alenileşmemiş eser mali hakları ve mali hukuki işlemlerden doğan paradan başka alacaklar haciz veya rehin konusu yapılamaz. Buna karşılık alenileşmiş bir eserin müsveddesi veya aslı, yayımlanmış eserin çoğaltılmış kopyaları, eser sahibinin korunmaya değer manevi menfaatlerine zarar vermemek kaydıyla alenileşmiş eser mali hakları ve para alacakları cebri icra veya rehne konu edilebilir; bu konulara ilişkin rehin sözleşmesinin geçerliliği yazılı yapılmasına bağlıdır.

Meslek Birlikleri ve Toplu Hak Takibi Sistemi

Meslek birlikleri ve federasyonlar özel hukuka tabi tüzel kişilerdir; üyeleri sermaye koymak, kâr ve zarara veya hukuki mesuliyete katılmakla yükümlü tutulamaz. Kurulmuş en az iki meslek birliği federasyon oluşturabilir; aynı alanda birden fazla federasyon kurulamaz. Tip statülerde genel kurul, yönetim kurulu, denetleme kurulu, teknik-bilim kurulu ve haysiyet kurulu mecburi organ olarak düzenlenir. Eser sahipleri ve bağlantılı hak sahiplerinin kanunla korunan hakları yurt içinde yetkili meslek birlikleri dışında dernek ve benzeri kuruluşlarca takip edilemez. İlgili kanuni düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihte mevcut olan birliklerin altı ay içinde getirilen esaslara uyum sağlamaması durumunda kendiliğinden dağılmış sayılacağı hükme bağlanmıştır.

Ücretli veya ücretsiz girişi bulunan umuma açık mahaller eser, icra, fonogram, yapım ve yayınların kullanımı veya iletimi için hak sahiplerinden veya üyesi oldukları meslek birliklerinden sözleşmeyle izin almak ve mali hak ödemelerini yapmak zorundadır. Radyo-televizyon ve benzeri yayın kuruluşları opera, bale, tiyatro gibi sahneye konmuş eserlerle ilgili yayınlarında hak sahiplerinden önceden izin alır; sahneye konmuş eserler dışındakiler için ilgili alan meslek birlikleriyle sözleşme yaparak ödemeleri birliklere aktarır ve kullanım listelerini bildirir. Türkiye Radyo Televizyon Kurumu, Kanunun 41 inci maddesinin onuncu fıkrasının uygulanması bakımından, yayınlarında yer verdiği eser, icra, fonogram ve yapımları her üç ayda bir meslek birliklerince belirlenen yıllık tarifenin dörtte birini yatırmak suretiyle kullanabilir. Meslek birliği üyelerinin haklarının takibi birliğe verilen yetki belgesine göre yürütülür.

Meslek birlikleri temsil ettikleri eser, icra, fonogram, yapım ve üye bilgilerini Bakanlığa bildirmek, bu bildirimi üç ayda bir güncellemek ve hesaplarını yeminli mali müşavirlere onaylatmakla yükümlüdür. Radyo-televizyon yayınlarında bu işlemler bakımından Radyo ve Televizyon Üst Kurulu kayıtları esas alınır. Aynı sektördeki birlikler tarife ve sözleşme süreçlerinde birlikte hareket edebilir. Ortak tarifede kullanım oranlarının tespitinde uzlaşılamaması veya oranların bildirilmemesi halinde tespiti Bakanlıkça oluşturulacak komisyon yapar; tespit yapılıncaya kadar sözleşme yapan kullanıcılar ödemeleri gereken meblağı mahkemece belirlenen tevdi mahalline yatırır. Bu komisyon Bakanlık, Rekabet Kurumu ve ilgili meslek birlikleri temsilcilerinden kurulur; kararlarına karşı ihtisas mahkemesinde dava yolu açıktır. Bildirim yükümlülüklerini aksatan birliklerin dağıtım hesaplarına mahkemeden tedbir konulması talep edilebilir. İdari ve mali açıdan Bakanlık denetimine tabi olan meslek birlikleri görevlerini aksattığında yazılı uyarıya tabi tutulur; ikinci uyarıyı takip eden otuz gün içinde giderilmeyen hallerde veya mevzuata aykırılık tespiti halinde Bakanlık en geç üç ay içinde olağanüstü genel kurul yapmak üzere üyeleri davet eder; olağanüstü genel kurul yapılıncaya kadar birliğin iş ve işlemlerinde suiistimali görülenler tedbiren işten el çektirilir.

Bağlantılı Haklar, Bandrol Denetimi ve Özel Koruma Alanları

İcracı sanatçılar haklarını uygun bir bedel karşılığında sözleşmeyle yapımcıya devredebilirler; icranın orkestra veya koroda gerçekleştirilmesi durumunda yalnızca şefin, tiyatro grubunda ise yalnızca yönetmenin izni yeterlidir. Bir müteşebbisin girişimi ve sözleşmeyle yapılan icralarda müteşebbisin de izni aranır. Komşu hak sahipleri ile film yapımcılarının verdikleri izinlerin yazılı olması mecburidir. Fonogram yapımcıları tespitlerin çoğaltılması, dağıtılması, satılması, kiralanması ve kamuya iletilmesine izin verme veya yasaklama hakkına münhasıran sahiptir. Radyo-televizyon kuruluşları yayınlarının tespitine, iletimine, çoğaltımına ve dağıtımına karar verme salahiyetini haizdir. Fonogramlara kaydedilmiş icraların ve filmlerin umuma iletilmesi durumunda kullanıcılar eser sahiplerinin yanında icracı sanatçılara ve yapımcılara veya ilgili meslek birliklerine uygun bir bedel öder. İcracı sanatçıların hakları tespit tarihinden veya tespit yoksa ilk aleniyetten, yapımcıların hakları ilk tespitten, yayın kuruluşlarının hakları ise ilk yayından itibaren yetmiş yıl süreyle korunur.

Fikir ve sanat eserlerinin kamu düzeni, eğitim, bilimsel araştırma veya haber amacıyla kazanç gözetilmeksizin icrası ile radyo-televizyon programlarının kâr amacı güdülmeksizin kişisel kullanım için çoğaltılmasında komşu hak sahibi ve yapımcının yazılı izni aranmaz. Ancak bu serbesti hak sahibinin meşru menfaatlerine haklı sebep olmaksızın zarar veremez ve eserden normal yararlanmaya aykırı olamaz. Sinema ve müzik eserlerini içeren yapımlarda film ve fonogram yapımcıları hak ihdası taşımaksızın ispat kolaylığı amacıyla kayıt ve tescil yaptırmak zorundadır. Materyal ve çoğaltma cihazlarını ticari amaçla üreten veya ithal edenler imalat/ithalat bedeli üzerinden yüzde üçü geçmemek üzere belirlenen payı kesip ertesi ayın en geç yarısına kadar özel hesaba aktarır. Süreli yayın basan yerler dışında kalan materyal üretim, dolum ve çoğaltım yerleri Bakanlıkça sertifikalandırılır.

Musiki ve sinema eserlerinin çoğaltılmış kopyaları ile süreli olmayan yayınlara bandrol yapıştırılması zorunludur. Bandrol yükümlülüğüne aykırı veya bandrolsüz çoğaltıp satışa sunan, satan, dağıtan veya ticari amaçla satın alıp kabul eden kimseler bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır. Yasal olarak çoğaltılmış ve bandrollü nüshaların dahi yol, meydan, pazar, kaldırım, iskele ve köprü gibi yerlerde satışı yasak olup aykırılık Kabahatler Kanunu uyarınca idari yaptırıma bağlanır. Sahte bandrol üreten veya kullananlar üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasına çarptırılır. Yasal bandrolü başka esere uygulayanlara bir yıldan beş yıla kadar hapis ve bin beş yüz güne kadar adli para cezası, hileyle bandrol temin edenlere bir yıldan üç yıla kadar hapis, yetkisi olmayan kişilere bandrol temin edenlere ise iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası uygulanır.

İşaret, resim veya sesi bir alet üzerine tespit eden ya da ticari maksatlarla haklı olarak çoğaltan veya yayan kişi, üçüncü kişilerin aynı vasıtadan yararlanarak bunları çoğaltmasını veya yayımlamasını menedebilir; bu koruma eser niteliğinde olmayan fotoğraflar için de geçerlidir. Eser mahiyetinde olmasalar bile resim ve portreler tasvir edilenin, tasvir edilen vefat etmişse Kanunun 19 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen yakınlarının izni olmadan ölümden itibaren on yıl geçmedikçe teşhir edilemez. Ancak siyasi ve sosyal hayatta rol oynayan kimselerin resimleri, tören ve genel toplantıları gösteren görüntüler ile günlük haberlere ilişkin resimlerde bu onay aranmaz. Nitelik veya nicelik olarak esaslı yatırım yapılan veri tabanlarının içeriğinin izinsiz aktarılmasına veya topluma iletilmesine karşı veri tabanı yapımcısına aleniyet tarihinden itibaren on beş yıllık koruma sağlanır.

Hukuki Koruma, Cezai Yaptırımlar ve Yargılama Usulü

Mali veya manevi haklarına tecavüz tehlikesi bulunan hak sahibi, muhtemel ihlalin önlenmesini veya gerçekleşen ihlalin devam ya da tekrarının menedilmesini dava edebilir. Eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları yazılı izin almaksızın işleyen, çoğaltan, yayan, temsil eden ya da umuma iletenlerden, sözleşme yapılmış olması halinde talep edilebilecek bedelin veya rayiç bedelin en çok üç kat fazlası istenebilir. Mali hakları ihlal edilen hak sahibi ayrıca tecavüz edenin kusuru varsa genel hükümler dairesinde tazminat ve elde edilen kârın kendisine devrini talep edebilir; kâr istendiğinde 68 inci maddeye göre istenen bedel bu tutardan indirilir. Davacının iddiasını kuvvetlendiren yeterli delil sunması üzerine mahkemenin istediği izin belgelerini veya listeleri sunamayan kullanıcının eserleri haksız kullandığına karine doğar. İhtiyati tedbir kararlarında emre aykırılığın İcra ve İflas Kanununun 343 üncü maddesindeki cezai sonuçları doğuracağı belirtilir ve kesinleşen hükmün ilanını isteme hakkı üç ay içinde kullanılmazsa düşer.

Kanunun 71 ve 72 nci maddelerindeki suçlardan ötürü soruşturma ve kovuşturma yapılması şikâyete bağlıdır. Şikâyetin geçerliliği için hak sahiplerinin veya üyesi oldukları meslek birliklerinin haklarını kanıtlayan delilleri şikâyet süresi içinde Cumhuriyet başsavcılığına sunması zorunludur; aksi halde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Savcılık gerek görmesi halinde hukuka aykırı çoğaltıldığı iddia edilen eserlerin çoğaltılmasıyla sınırlı olarak faaliyetin durdurulmasına karar verebilir; bu karar yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur ve hâkim tarafından yirmi dört saat içinde onaylanmazsa hükümsüz kalır. İnternet ortamında hak ihlalinde hak sahibi öncelikle içerik sağlayıcısına başvurarak üç gün içinde ihlalin durdurulmasını talep eder; devamı halinde savcılık kanalıyla servis sağlayıcıdan hizmetin kesilmesi istenir ve ihlal durdurulduğunda hizmet yeniden sağlanır. Kanundan doğan hukuki ilişkiler ve ceza davalarında görevli mahkeme, Sınai Mülkiyet Kanununun 156 ncı maddesinin birinci fıkrasında belirtilen fikri ve sınai haklar hukuk ile ceza mahkemeleri, bu mahkemelerin kurulmadığı yerlerde ise sırasıyla asliye hukuk ve asliye ceza mahkemeleridir.

6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU m. 156Kaynağı aç
MADDE 156- (1) (Değişik:22/7/2020-7251/61 md.) Bu Kanunda öngörülen davalarda görevli mahkeme, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi ile fikri ve sınai haklar ceza mahkemesidir. Bu mahkemeler, Hâkimler ve Savcılar Kurulunun olumlu görüşü alınarak, tek hâkimli ve asliye mahkemesi derecesinde Adalet Bakanlığınca lüzum görülen yerlerde kurulur. Bu mahkemelerin yargı çevresi, il ve ilçe sınırlarına bakılmaksızın Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenir. Fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi kurulmamış olan yerlerde bu mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere, asliye hukuk mahkemesince; fikri ve sınai haklar ceza mahkemesi kurulmamış olan yerlerde bu mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere, asliye ceza mahkemesince bakılır. Bu dava ve işlere bakacak asliye hukuk ve asliye ceza mahkemeleri ile bu mahkemelerin yargı çevresi, il ve ilçe sınırlarına bakılmaksızın Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenir. (2) Kurumun bu Kanun hükümlerine göre aldığı bütün kararlara karşı açılacak davalarda ve Kurumun kararlarından zarar gören üçüncü kişilerin Kurum aleyhine açacakları davalarda görevli ve yetkili mahkeme, Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesidir. (3) Sınai mülkiyet hakkı sahibi tarafından, üçüncü kişiler aleyhine açılacak hukuk davalarında yetkili mahkeme, davacının yerleşim yeri veya hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yahut bu fiilin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesidir. (4) Davacının Türkiye’de yerleşim yeri bulunmaması hâlinde yetkili mahkeme, davanın açıldığı tarihte sicilde kayıtlı vekilin işyerinin bulunduğu yerdeki ve eğer vekillik kaydı silinmişse Kurum merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemedir. (5) Üçüncü kişiler tarafından sınai mülkiyet hakkı sahibi aleyhine açılacak davalarda yetkili mahkeme, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir. Sınai mülkiyet hakkı başvurusu veya sınai mülkiyet hak sahibinin Türkiye’de yerleşim yeri bulunmaması hâlinde, dördüncü fıkra hükmü uygulanır. Zamanaşımı
Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa göre işlenme eser nasıl tanımlanır?

İşlenme eser, başka bir eserden yararlanılarak vücuda getirilen, o esere göre bağımsız olmayan ve işleyenin hususiyetini taşıyan fikir ve sanat ürünüdür. Asıl eser sahibinin haklarına zarar getirmemek şartıyla işlenmeler kanunen eser kabul edilir.

Mali hak devir sözleşmelerinin geçerlilik şartları nelerdir?

Mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların geçerli sayılması için yazılı şekilde yapılması ve devre konu olan hakların sözleşmede ayrı ayrı gösterilmesi şarttır.

Henüz vücuda getirilmemiş eserlerin mali hakları devredilebilir mi?

Henüz meydana getirilmemiş veya tamamlanacak bir esere ilişkin tasarruf muameleleri batıldır; ancak bu eserlere ilişkin mali hak tasarruf taahhütleri hukuken geçerli kabul edilir.

Telif hakkı ihlal edilen hak sahibi hangi parasal taleplerde bulunabilir?

Hak sahibi, izinsiz çoğaltma, yayma veya umuma iletme fiillerinde sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını talep edebilir; ayrıca kusuru bulunan tecavüz edenden haksız fiil tazminatı ve elde edilen kârın devrini isteyebilir; kâr talep edildiğinde 68 inci madde uyarınca talep edilen bedel indirilir.

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunundan doğan davalarda görevli mahkeme hangisidir?

Bu Kanundan kaynaklanan hukuki uyuşmazlıklarda ve suçlarda görevli mahkeme, Sınai Mülkiyet Kanununun 156 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca fikri ve sınai haklar hukuk ve ceza mahkemeleri; bu mahkemelerin kurulmadığı yerlerde ise sırasıyla asliye hukuk ve asliye ceza mahkemeleridir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu