Hesap Kullandırma, Dolandırıcılık ve Ceza İndirimi

by Avukat Erdal Ersoy
Hesap Kullandırma, Dolandırıcılık ve Ceza İndirimi

Banka hesabının, banka kartının veya bunlara ilişkin bilgilerin üçüncü kişiye kullandırılması, somut olayın koşulları ve dışa yansıyan irade birlikte değerlendirildiğinde dolandırıcılığa iştirak olarak kabul edilebilir. Cezanın belirlenmesinde etkin pişmanlık ve lehe kanun ilkesi ayrı ayrı değerlendirilir.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2025/4616, K. 2025/15798Kaynağı aç
11. Ceza Dairesi         2025/4616 E.  ,  2025/15798 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2025/3286 E., 2025/1474 K. SUÇ : Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararları TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ 1. … 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.04.2024 tarihli ve 2024/789 Esas, 2023/345 Karar sayılı kararı ile sanıklar … ve … haklarında kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 158/1-(L)-son, 158/3, 62/1, 52/2-4 ve 53/1 maddeleri uyarınca ayrı ayrı 6 yıl 17… gün hapis ve 347.500,00 TL cezası ile cezalandırılmalarına, taksitlendirmeye ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 17.07.2025 tarihli ve 2025/3286 Esas, 2025/1474 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı CMK’nın 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Sanık … Müdafiinin Temyiz Sebepleri Sanığın suça iştirakinin bulunmadığına, diğer sanıkların yaşları ve…’in …’da, …’in …'da ikamet etmesi sebebiyle 5237 sayılı TCK’nın 158/3. maddesinin uygulanma koşullarının oluşmadığına, sanığın kendisini banka görevlisi olarak tanıtmadığına, katılanı arayan kişinin asıl fail olduğuna, banka hesabını kullandırmakta suç kastı ile hareket etmediğine, zararın tespitinde 4.900,00 TL’lik miktar yerine 35.000,00 TL’lik miktardan sorumlu tutulmamasının hukuka aykırı olduğuna, temel cezanın gerekçesiz biçimde teşdiden belirlendiğine, sanığın beraatine karar verilmesi talebine ilişkindir. 2. Sanık … Müdafiinin Temyiz Sebepleri Sanığın …’da yaşadığına para çekilen ATM’nin ise …'da olduğuna, sanık lehine hiçbir delilin toplanmadığına, sanığın işaret ettiği kişilerin beyanlarının tespit olunmaması suretiyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, katılanı arayan kişinin ve para çeken kişinin sanık olmadığına, sanığın banka hesabının kullanılması nedeniyle herhangi bir menfaat elde etmediğine, katılanı dolandırmadığına, sanığın suç işleme kastıyla hareket etmediğine, IBAN bilgisini ne amaçla verdiğinin irdelenmediğine, sanığın herhangi bir menfaat elde etmediğine, silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine, sanığın beraatine karar verilmesi talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Sanıkların yargılama konusu suçu temyiz dışı sanık …'in de katılımıyla işledikleri, sanıklar İbrahim ve …'in banka kartlarını ve hesap bilgilerini üçüncü kişilere kiraladıklarını beyan ettikleri, sanıkların bu şekilde dışa yansıyan iradeleri ile suça fikir ve eylem birliği içinde iştirak ettiklerinin anlaşıldığı, katılanın her aşamada istikrarlı beyanları ile suç tarihinde kendisini bir kadının aradığını ifade ettiği, dava dosyasında mevcut bilirkişi raporuna göre suç tarihinde ATM cihazlarından üç kez nakit para çeken kişinin aynı kişi olduğu fakat sanıklardan biri olmadığının belirlendiği, bu hâli ile her bir sanığın, katılanı arayan kadın ve ATM'den para çeken üçüncü kişi ile birlikte fiili en az üç kişi ile birlikte işlediklerinin belirlendiği, banka kartlarını kiralayan sanıkların meydana gelen neticeye iştirak iradelerinin bulunduğu gözetilerek, sanıkların eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 158/3 maddesi kapsamında yer aldığı anlaşılmakla, Mahkemece sanıklar hakkında bahse konu artırım maddesinin de uygulanması suretiyle hüküm tesisinde bir isabetsizlik görülmediğinden, Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır. Yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiilin sanıklar tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezaların kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır. III. KARAR Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanıklar müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1 maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hükümlerde hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca … 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.12.2025 tarihinde karar verildi.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 168Kaynağı aç
Madde 168 – (Değişik: 29/6/2005 – 5377/20 md.) (1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs (…)[72] suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. (2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir. (3) Yağma suçundan dolayı etkin pişmanlık gösteren kişiye verilecek cezanın, birinci fıkraya giren hallerde yarısına, ikinci fıkraya giren hallerde üçte birine kadarı indirilir. (4) Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır. (5) (Ek: 2/7/2012 – 6352/84 md.) Karşılıksız yararlanma suçunda, fail, azmettiren veya yardım edenin pişmanlık göstererek mağdurun, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin uğradığı zararı, soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde kamu davası açılmaz; zararın hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilmesi halinde ise, verilecek ceza üçte birine kadar indirilir. Ancak kişi, bu fıkra hükmünden iki defadan fazla yararlanamaz. Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 7Kaynağı aç
Madde 7- (1) İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar. (2) Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur. (3) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/2 md.) Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır. (4) Geçici veya süreli kanunların, yürürlükte bulundukları süre içinde işlenmiş olan suçlar hakkında uygulanmasına devam edilir. Yer bakımından uygulama

Basit dolandırıcılığın cezası

Türk Ceza Kanunu'nun 157. maddesinin birinci fıkrasına göre, hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp onun veya başkasının zararına olarak kendisine veya başkasına yarar sağlayan kişi bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 157Kaynağı aç
Madde 157- (1) Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir. Nitelikli dolandırıcılık

Nitelikli dolandırıcılık ve hesap kullandırmanın konumu

Türk Ceza Kanunu'nun 158. maddesi dolandırıcılığın nitelikli hâllerini düzenler. Maddenin birinci fıkrasının (l) bendi kapsamındaki hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı ise suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz. Bu alt sınır yalnızca (l) bendine özgü olmayıp (e), (f), (j) ve (k) bentlerini de birlikte kapsayan ortak bir çerçevedir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 158Kaynağı aç
Madde 158- (1) Dolandırıcılık suçunun; a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle, b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle, c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle, d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle, e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak, f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle, g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle, h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında, i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle, j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, k) Sigorta bedelini almak maksadıyla, l) (Ek: 24/11/2016-6763/14 md.) Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle, İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/19 md.; Değişik: 3/4/2013-6456/40 md.) Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.[71] (2) Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak, başkasından menfaat temin eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır. (3) (Ek fıkra: 24/11/2016-6763/14 md.) Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır. Daha az cezayı gerektiren hal

Yargıtay 11. Ceza Dairesinin E. 2025/4616, K. 2025/15798 sayılı hükmünde, banka kartlarını ve hesap bilgilerini üçüncü kişilere kiraladıklarını beyan eden sanıkların bu iradeleriyle suça fikir ve eylem birliği içinde katıldıkları kabul edilmiştir. Hesabın veya kartın kullandırılması her olayda kendiliğinden aynı sonucu doğurmaz; iştirak, somut olayda ortaya konan irade ve katkıyla belirlenir.

Yargıtay 11. Ceza Dairesinin E. 2023/185, K. 2023/367 sayılı dosyasında ilk derece mahkemesi, sanığın banka hesabını kullandırarak dolandırıcılık suçunun işlenmesini kolaylaştırdığını ve bu nedenle suça iştirak ettiğini kabul etmiştir. Aynı dosyada, sanığın hesabını kullandırdığı kişinin kimlik ve adres bilgilerini verememesi ile yüklü miktardaki havale için kendi hesabını kullandırmasına ilişkin değerlendirme, birden fazla işlem ve diğer somut tespitlerle birlikte ele alınan olaya özgüdür; genel bir kural niteliği taşımaz.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2023/185, K. 2023/367Kaynağı aç
11. Ceza Dairesi         2023/185 E.  ,  2023/367 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1915 E., 2022/1331 K. ŞİKÂYETÇİ : Mp Bıomedicals Asia Pasific Pte Ltd. SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, yokluğunda verilen kararın sanığın 28.04.2022 tarihli dilekçe ile istifa eden eski müdafi Av. … Sarı'ya tebliğinin usûlsüz olması nedeniyle, sanık müdafi Av. …'ın öğrenme üzerine 26.10.2022 tarihli temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.04.2022 tarihli ve 2022/54 Esas, 2022/123 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, aynı maddenin son fıkrası, 62, 52, 53 ve 63 üncü maddeleri uyarınca neticeten 6 yıl 3 ay hapis ve 1.500.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına hükmedilmiş, tutuklu olarak yargılanan sanığın hükmen tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir. 2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 10.06.2022 tarihli ve 2022/1915 Esas, 2022/1331 Karar sayılı kararı ile dosya üzerinden yapılan incelemede, sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddi ile sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir. 3. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.10.2022 tarihli ve 2022/54 Esas, 2022/123 Karar sayılı ek kararı ile sanığın infazının durdurulmasına karar verilmiş; UYAP üzerinden yapılan incelemede, sanığın aynı tarihte tahliye edildiği görülmüştür. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi, sanık açısından dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığına, sanığın suç kastının olmadığına, olayın ne şekilde gerçekleştiğinin yeterince aydınlatılmadığına, Mahkemenin gerekçesinin hatalı olduğuna, olayın gerçek faili olan Şeyşu isimli yabancı uyruklu kişi hakkında araştırma yapılmadığına, tanıkların dinlenmediğine, Selma Ünal isimli kişi ile ilgili dosyanın araştırılmadığına, sanığın elkonulan cep telefonunun incelenmediğine ve emanete alınan cep telefonu hakkında bir karar verilmediğine, eksik soruşturma yapıldığına ve sair hususlara ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1. Müşteki Singapur merkezli Mp Bıodemicals Asia Pasific Ltd isimli şirketin finansal sorumlusu olan Lim Tıong Ming Hendry'e, şirketin CEO'su olan Huanje Wang olduğu izlenimini veren kişi veya kişilerin gönderdikleri maillerde yer alan direktifler doğrultusunda şirket adına 126.774 Dolar para transferi yapılmasının istenildiği, yapılan yazışmalar üzerine ikna olan L.T.M. Hendry'nin onayı üzerine paranın sanığa ait Qnb Finansbank Şişli Şubesinde bulunan hesaba gönderildiği ve sanık tarafından çekildiği iddia ve kabul olunmuştur. 2. Sanık aşamalarda alınan savunmalarında; eski iş yerinde birlikte çalıştıkları, açık kimlik ve adres bilgilerini bilmediği, oturma izni olmadığı için banka hesabı açtıramadığını söyleyen Nijeryalı Şeyşu isimli arkadaşının kardeşlerinden para geleceğini söylemesi üzerine döviz hesabı açtırdığını, başlangıçta bu hesaba küçük miktarlarda paralar geldiğini, her seferinde paraları çekip Şeyşu'ya vererek harçlık aldığını, suç tarihinde yine arkadaşı Özkan Yetimova ile birlikte para çekmek için gittiğinde 126.774 Dolar yattığını öğrendiğini, bu paranın 126.000 Dolarlık kısmını da aynı şekilde Şeyşu'ya verdiğini, 3 gün sonra banka görevlilerinin kendisini arayarak parayı iade etmesini istediklerini, bu durumu arkadaşına haber verdiği halde yurtdışına gittiğini, daha sonra Türkiye'ye dönüp dönmediğini bilmediğini, bu kişinin Selma Ünal adlı başka bir kadını daha dolandırdığını öğrenmesi üzerine yakalatmak istediğini, fakat ulaşamadığını, bilgisayar kullanmayı doğru düzgün bilmediğini, Şeyşu isimli kişinin kendisini kandırdığını beyan ederek suçlamaları kabul etmemiştir. 3. Müşteki şirket vekilinin 23.12.2019 tarihli şikayet dilekçesi ekinde, suça konu maillere ait çıktılar ve bunların Türkçe tercümelerinin bulunduğu görülmüştür. 4. Sanığa ait Qnb Finansbank Şişli Şubesinde bulunan TR.. …. …. …. …. ..67 69 IBAN numaralı hesaba 26.02.2019-10.04.2019 tarihleri arasında farklı zamanlarda 3 kez 2000 Dolar ve 08.04.2019 tarihinde ise 126.774 Dolarlık para havalesi geldiği, bu paraların 1900 dolar ve 126.000 Dolar olarak çekildiği dosya içerisinde bulunan hesap ekstresinden anlaşılmıştır. 5. Büyükçekmece 1. Sulh Ceza Hakimliği'nin 23.11.2021 tarihli ve 2021/7823 D.İş sayılı kararı ile sanığın cep telefonlarına el konulmuş, 5271 sayılı Kanun'un 134 üncü maddesi gereğince imaj alınarak, bu dijital materyallerin çözümü yaptırılmıştır. Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Adli Bilişim Büro Amirliği'nin imaj alma ve inceleme raporu ile sanığın suça konu olayla ilgili olduğu düşünülen bir kısım mesajlaşmalarının dökümünün yapılarak dosyaya eklendiği tespit edilmiştir. 6. UYAP üzerinden yapılan incelemede, sanığın savunmasında belirttiği Selma Ünal isimli kişinin şikayeti üzerine başlatılan soruşturmada Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 03.09.2021 tarihli ve 2021/5114 Soruşturma, 2021/3012 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, bu dosyanın temyiz incelemesine konu dosya ile bir ilgisinin bulunmadığı görülmüştür. 7. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.04.2022 tarihli ve 2022/54 Esas, 2022/123 Karar sayılı kararı ile banka cevabi yazıları ve sanık savunmalarından anlaşıldığı üzere katılan şirket finansal sorumlusunun göndermiş olduğu paranın sanığa ait banka hesabına havale edilmiş olduğunun dosya kapsamı ile sabit olduğu, sanığın savunmalarında hesabına gelen parayı Şeyşu adlı arkadaşının isteği doğrultusunda çekerek ona teslim ettiği yönünde savunmada bulunmuş ise de; sanığın bu kadar yüklü miktarlı bir havalenin gelmesi için kendi hesabını kullandırmış olmasının ve bu şahsa dair açık kimlik ve adres bilgilerini dahi verememiş olmasının hayatın olağan akışına uygun düşmediği, kaldı ki sanığın savunması bir an için doğru kabul edilse dahi sanığın banka hesabını kullandırarak dolandırıcılık suçunun işlenmesini kolaylaştırmak suretiyle atılı suça iştirak etmiş olduğu, diğer taraftan savunmasında banka kartını kullandırması karşılığında Şeyşu adlı şahıstan belli bir komisyon aldığını ifade ederek atı suçlamayı tevil yollu ikrar ettiği, tüm bu hususlar hep birlikte değerlendirildiğinde sanığın kendisini suçtan kurtarmaya yönelik savunmalarına itibar edilmemiş olup, sanığın üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen dava konusunda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden Dosya kapsamına göre elde edilen deliller doğrultusunda; sanığın savunması, dosya içerisinde bulunan banka hesap ekstreleri, Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Adli Bilişim Büro Amirliği tarafından düzenlenen imaj alma ve inceleme raporu doğrultusunda atılı suçun sübutuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş; sanık müdafii tarafından bildirilen tanıkların dinlenmesinin sonuca etkili olmayacağı değerlendirilmiş; Selma Ünal isimli kişi ile ilgili soruşturma dosyasının temyiz incelemesine konu dosya ile bağlantılı olmadığı tespit edilmiş; sanığın elkonulan cep telefonuna ilişkin incelemelerin tamamlanması nedeniyle, Mahkemenin 16.11.2022 tarihli ek kararı ile sanığa iade edildiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin bu hususlara yönelik temyiz sebepleri reddedilmiştir. B. Diğer Temyiz Sebepleri Yönünden 1. Hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 81 inci maddesiyle yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 10.06.2022 tarihli ve 2022/1915 Esas, 2022/1331 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.02.2023 tarihinde karar verildi.

Bilerek vermeyen kişi bakımından değerlendirme

Hesabı bilerek ve haksız menfaat amacıyla vermemiş olan, örneğin hesabı çalınan ya da yanıltılarak bilgisi alınan kişiler bakımından iştirak kastının oluşup oluşmadığı ayrıca değerlendirilir. Bu kişiler için savunma ceza indirimi değil kastın yokluğuna dayanan beraat yönünde kurulabilir; kastın varlığı her dosyada mevcut delil durumuna göre mahkemece belirlenir.

Üç veya daha fazla kişiyle işleme artırımı

Türk Ceza Kanunu'nun 158. maddesinin üçüncü fıkrası, bu madde ile 157. maddedeki suçların üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde cezanın yarı oranında artırılacağını; suçun, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde ise cezanın bir kat artırılacağını düzenler.

Yargıtay 11. Ceza Dairesinin E. 2025/4616, K. 2025/15798 sayılı hükmünde, banka kartını kiralayan her sanığın katılanı arayan kişi ve ATM'den para çeken üçüncü kişiyle birlikte fiili en az üç kişiyle işlediği somut olarak belirlenmiştir. Bu tespite ve sanıkların neticeye iştirak iradesine dayanılarak eylem TCK m. 158/3 kapsamında görülmüştür. Söz konusu değerlendirme, üç kişi koşulunun somut belirlemeye bağlı olduğunu ortaya koymaktadır.

Aynı dosyada, kart kiralayan sanıklar hakkında kişinin kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması suretiyle dolandırıcılık yönünden TCK m. 158/1-(l) son kısım ile m. 158/3 uygulanmıştır. Hükümde ayrıca TCK m. 62/1, 52/2-4 ve 53/1 dikkate alınmış; mahkûmiyet Yargıtay tarafından onanmıştır.

Etkin pişmanlık indirimi

Türk Ceza Kanunu'nun 168. maddesinin birinci fıkrasına göre, suç tamamlandıktan sonra ve kovuşturma başlamadan önce fail, azmettiren veya yardım eden bizzat pişmanlık göstererek mağdurun zararını aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen giderirse verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.

Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre etkin pişmanlık kovuşturma başladıktan sonra fakat hüküm verilmeden önce gösterilirse verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir. Dördüncü fıkra, kısmen geri verme veya tazmin hâlinde bu hükümlerin uygulanabilmesi için ayrıca mağdurun rızasını arar.

Banka veya kredi kartına ilişkin ayrı etkin pişmanlık hükmü

Türk Ceza Kanunu'nun 245. maddesinin beşinci fıkrası, maddenin birinci fıkrası kapsamındaki fiiller bakımından Kanunun malvarlığına karşı suçlara ilişkin etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanacağını belirtir. Bu düzenleme maddenin birinci fıkrasındaki kartla bağlantılı fiillere yöneliktir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 245Kaynağı aç
Madde 245 – (Değişik: 29/6/2005 – 5377/27 md.) (1) Başkasına ait bir banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimse, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya kullandırtarak kendisine veya başkasına yarar sağlarsa, üç yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (2) Başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üreten, satan, devreden, satın alan veya kabul eden kişi üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (3) Sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlayan kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, dört yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (4) Birinci fıkrada yer alan suçun; a) Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin, b) Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlâtlığın, c) Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin, zararına olarak işlenmesi hâlinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz. (5) (Ek: 6/12/2006 – 5560/11 md.) Birinci fıkra kapsamına giren fiillerle ilgili olarak bu Kanunun malvarlığına karşı suçlara ilişkin etkin pişmanlık hükümleri uygulanır. Yasak cihaz veya programlar

Lehe kanunun ve kesinleşmiş hükümlerin durumu

Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesinin ikinci fıkrası, suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklıysa failin lehine olan kanunun uygulanıp infaz olunacağını düzenler. Hangi hükmün lehe sonuç doğurduğu, ilgili hükümler somut dosyada birlikte değerlendirilerek belirlenir.

Aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç olmak üzere infaz rejimine ilişkin hükümler derhal uygulanır.

Sık sorulan sorular

Hesabını veya kartını kullandıran kişi suç ortağı sayılır mı?

Her olayda kendiliğinden sayılmaz. Kartın veya hesap bilgilerinin üçüncü kişiye kiralandığının beyan edilmesi ve bu iradenin suça fikir ve eylem birliğini göstermesi iştirak kabulüne yol açabilir; değerlendirme somut olaydaki delil durumuna göre mahkemece yapılır.

Üç kişiyle işleme artırımının şartı nedir?

TCK m. 158/3'e göre 157 ve 158. maddedeki suçların üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde ceza yarı oranında artırılır. Bu koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği somut dosyada kimin, ne şekilde katıldığının tespitine bağlıdır.

Zararın giderilmesi hangi indirimi sağlar?

Suç tamamlandıktan sonra ve kovuşturma başlamadan önce zararın aynen geri verme veya tazminle tamamen giderilmesi verilecek cezanın üçte ikisine kadar indirilmesini sağlayabilir. Kovuşturma başladıktan sonra ve hükümden önce bu indirim cezanın yarısına kadardır. Kısmi giderimde ayrıca mağdurun rızası aranır.

Hesabı istemeye bağlı olarak vermemiş olan kişi ne yapmalıdır?

Hesabı çalınan ya da yanıltılarak bilgisi alınan kişiler bakımından iştirak kastının oluşup oluşmadığı ayrıca değerlendirilir. Bu durumdaki kişiler için savunma, ceza indirimi değil kastın yokluğuna dayanan beraat yönünde kurulabilir.

Sonradan yürürlüğe giren kanun farklıysa hangi hüküm uygulanır?

Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu