Belgede sahtecilik fiilleri kamu güvenini sarsan eylemler olarak ceza mevzuatında bağımsız suç tipleri şeklinde düzenlenmiştir. Sahteciliğin resmi veya özel belge üzerinde işlenmesi öngörülen hapis cezalarını ve suçun unsurlarını farklılaştırdığı gibi, yabancılar hukuku alanında yürütülen iş ve işlemlerde de sınır dışı etme kararı gibi idari yaptırımlara zemin oluşturabilmektedir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 204Kaynağı aç
bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi
belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır.
(2) Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak
düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren,
gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu
görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar
geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısı oranında
artırılır.
Resmî belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 207Kaynağı aç
gerçek bir özel belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren ve kullanan
kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Bir sahte özel belgeyi bu özelliğini bilerek kullanan kişi de
yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
Özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek
6458 sayılı YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU m. 54Kaynağı aç
sınır dışı etme kararı alınır:
a) 5237 sayılı Kanunun 59 uncu maddesi kapsamında
sınır dışı edilmesi gerektiği değerlendirilenler
b) Terör örgütü yöneticisi, üyesi, destekleyicisi veya çıkar
amaçlı suç örgütü yöneticisi, üyesi veya destekleyicisi olanlar
c) Türkiye’ye giriş, vize ve ikamet izinleri için yapılan
işlemlerde gerçek dışı bilgi ve sahte belge kullananlar
ç) Türkiye’de bulunduğu süre zarfında geçimini meşru olmayan
yollardan sağlayanlar
d) Kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı
açısından tehdit oluşturanlar
e) Vize veya vize muafiyeti süresini on günden fazla aşanlar
veya vizesi iptal edilenler
f) İkamet izinleri iptal edilenler
g) İkamet izni bulunup da süresinin sona ermesinden itibaren
kabul edilebilir gerekçesi olmadan ikamet izni süresini on günden fazla ihlal
edenler
ğ) Çalışma izni olmadan çalıştığı tespit edilenler
h) Türkiye’ye yasal giriş veya Türkiye’den yasal çıkış
hükümlerini ihlal edenler ya da bu hükümleri ihlale teşebbüs edenler[20]
ı) Hakkında Türkiye’ye giriş yasağı bulunmasına rağmen
Türkiye’ye geldiği tespit edilenler
i) Uluslararası koruma başvurusu
reddedilen, uluslararası korumadan hariçte tutulan, başvurusu kabul edilemez
olarak değerlendirilen, başvurusunu geri çeken, başvurusu geri çekilmiş
sayılan, uluslararası koruma statüleri sona eren veya iptal edilenlerden
haklarında verilen son karardan sonra bu Kanunun diğer hükümlerine göre Türkiye’de
kalma hakkı bulunmayanlar
j) İkamet izni uzatma başvuruları reddedilenlerden, on gün
içinde Türkiye’den çıkış yapmayanlar
k) (Ek: 3/10/2016-KHK-676/36 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7070/31 md.) Uluslararası
kurum ve kuruluşlar tarafından tanımlanan terör örgütleriyle ilişkili olduğu
değerlendirilenler.
(2) (Değişik:
3/10/2016-KHK-676/36 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7070/31 md.) Bu maddenin birinci fıkrasının (b),
(d) ve (k) bentleri kapsamında oldukları değerlendirilen uluslararası koruma
başvuru sahibi veya uluslararası koruma statüsü sahibi kişiler hakkında
uluslararası koruma işlemlerinin her aşamasında sınır dışı etme kararı
alınabilir.
Sınır dışı etme kararı alınmayacaklar
Yargıtay 17. Ceza Dairesi, E. 2015/26445, K. 2018/2419Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I)Sanık … hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Anayasa Mahkemesi'nin karar tarihinden sonra 24/11/2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08/10/2015 gün, 2014/140 Esas ve 2015/85 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin kararının infazda gözetilmesi olanaklı görülmüştür.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre, sanık …’in temyiz nedenleri yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,
2)Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
5237 sayılı TCK’nın “Resmi belgede sahtecilik” başlıklı 204. maddesi;
“(1)Bir resmî belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmî belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmî belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2)Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3)Resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısı oranında artırılır” şeklindedir.
Buna göre, resmi belgede sahtecilik suçu seçimlik hareketli bir suç olarak düzenlenmiş olup, resmi belgenin sahte olarak düzenlenmesi, gerçek bir resmi belgenin başkaları aldatacak şekilde değiştirilmesi veya sahte resmi belgenin kullanılması durumunda suç oluşacaktır.
Sahtecilik suçlarının hukuki konusu kamunun güveni olup, belgelerin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi, gerçek bir belgeye eklemeler yapılması, tamamen veya kısmen değiştirilmesi eylemlerinin kamu güvenini sarstığı kabul edilerek yaptırıma bağlanmıştır.
Öte yandan, resmî belgenin sahte olarak düzenlenmesi ya da gerçek bir resmi belgenin değiştirilmesi eyleminin sahtecilik suçunu oluşturabilmesi için, düzenlenen ya da değiştirilen belgenin gerçek bir belge olduğu konusunda kişiyi aldatıcı nitelikte olması gerekir. Aldatıcılık özelliği ya da başka bir ifadeyle iğfâl kâbiliyeti suçun temel unsuru olup, özel bir incelemeye tâbi tutulmadıkça gerçek olmadığı anlaşılamayan belge, sahte belge olarak kabul edilmelidir. Sahteciliğin kişileri aldatacak nitelikte (nesnel) bulunup bulunmadığı ve beş duyuyla ilk bakışta anlaşılabilir olup olmadığı şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir.
Ceza Genel Kurulu'nun 09.10.2012 gün ve 335-1804 ile 14.10.2003 gün ve 232-250 sayılı kararlarında da; muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin, aldatma yeteneğinin varlığını göstermeyeceği ve bu nedenle aldatma keyfiyetinin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği belirtilmiştir. Sahteciliğe konu olan belgenin aldatma yeteneğinin olup olmadığının tartışılması ve belirlenmesi öncelikle yargılamayı yürüten mahkemeye ait olup, hakim olayın çıkış, oluş ve akışını, düzenlenen belgelerle yapılan işlemleri göz önüne alarak, sahteciliğin kolaylıkla anlaşılıp anlaşılamayacağını bizzat belirlemeli ve sonucuna göre belgelerde aldatma yeteneği olup olmadığını takdir ve tespit etmelidir.
Mahkemece, belge aslı getirtilerek resmi belgede bulunması gereken başlık, sayı, tarih, imza, mühür gibi zorunlu öğeler incelenmeli, nesnel olarak aldatma gücü olup olmadığı belirlenmeli, tereddüt halinde ise; mahkemeye yardımcı olma ve aydınlatma bakımından konusunda uzman bilirkişinin görüşüne başvurulmalıdır.
Somut olayda, sanık hırsızlık suçundan yakalandığında müşteki … adına düzenlenmiş üzerinde kendi fotoğrafı bulunan sürücü belgesini kullandığı anlaşılmakla, sürücü belgesi açısından sahtecilik olgusunun belirlenmesi özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden, Emniyet Genel Müdürlüğü Antalya Kriminal Polis Labaratuvarının 04.09.2009 tarih ve BL6-2009/1158 uzmanlık raporu nazara alınıp gerek … ve gerekse sanık … adına düzenlenmiş sahih sürücü belgesi bulunup bulunmadığının resmi kurumlardan araştırılarak bu tür incelemenin öncelikle bünyelerinde grafoloji uzmanı bulunduran resmi kurumlar tarafından, mümkün olmadığında incelemenin grafoloji uzmanlarına yaptırılması gerekirken ve bununla birlikte yerel mahkemece söz konusu belgenin objektif olarak aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının tespiti açısından, dosyada bulunan aslının başlık, sayı, imza, mühür, tarih, imza şekil vb. yönlerden incelenmesi başta olmak üzere, diğer delillerin değerlendirilmesi ve bu değerlendirmenin gerekçeli karara da yansıtılması gerekirken, bu konuda yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak ve gerekçeli kararda sözkonusu belgenin aldatma yeteneğinin olduğuna ilişkin yeterli gerekçe gösterilmeksizin resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet hükmü kurulması yerinde görülmemekle eksik kovuşturma ile hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’in temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 28.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Resmi Belgede Sahtecilik Suçunun Unsurları ve Cezası
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204. maddesinin birinci fıkrasına göre; resmi bir belgenin sahte olarak tanzim edilmesi, mevcut ve gerçek bir resmi belgenin aldatma kabiliyeti bulunacak biçimde başkalarını yanıltacak şekilde tahrif edilmesi veya sahte resmi belgenin hukuki ilişkilerde kullanılması durumunda fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Bu fıkrada yer alan düzenleme, değiştirme ve kullanma eylemleri suçun oluşumu bakımından seçimlik hareketlerdir.
Kamu görevlisinin görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak tanzim etmesi, gerçek bir belgeyi aldatıcı şekilde değiştirmesi, gerçeğe aykırı belge düzenlemesi veya sahte resmi belgeyi kullanması hâlinde ise 5237 sayılı Kanun'un 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası uygulanır.
Kanun hükmü gereğince sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belgeler üzerinde sahtecilik yapılması halinde, Türk Ceza Kanunu'nun 204. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca verilecek ceza yarı oranında artırılır. Yabancılarla ilgili idari süreçlerde ibraz edilen pasaport, ikamet izin belgesi, çalışma izin kartı, sürücü belgesi veya noter senetleri resmi belge niteliğindeki temel evraklar arasında değerlendirilmektedir.
Özel Belgede Sahtecilik Suçu ve Kullanma Şartı
Resmi belge niteliği taşımayan ancak hukuki sonuç doğuran kira sözleşmesi, iş akdi, banka dekontu veya referans mektubu gibi evraklar özel belge sayılmaktadır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 207. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bir özel belgenin sahte olarak tanzim edilmesi veya aslı bulunan bir özel belgenin başkalarını aldatacak biçimde tahrif edilip kullanılması halinde faile bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir. Kanun koyucu bu fıkrada tanzim veya değiştirme eyleminin yanında belgenin kullanılmasını da suçun tamamlanması için zorunlu kılmıştır.
Sahte bir özel belgeyi bizzat oluşturmamış veya tahrif etmemiş olsa dahi, söz konusu belgenin sahte niteliğini bilerek kullanan kişi hakkında da 5237 sayılı Kanun'un 207. maddesinin ikinci fıkrası yollamasıyla aynı maddenin birinci fıkrasındaki ceza hükmü uygulanır.
Aldatma Kabiliyeti ve Delillerin İncelenmesi
Belgede sahtecilikten söz edilebilmesi için tanzim edilen veya tahrifata uğratılan evrakın nesnel olarak başkalarını aldatacak nitelikte bulunması aranır. Sahteliğin herhangi bir teknik incelemeye ihtiyaç kalmaksızın ilk bakışta açıkça anlaşılacak derecede kaba olması halinde belgenin hukuki varlığından ve suçun oluşumundan bahsedilemeyeceği savunulabilmektedir.
Yargılamada belgenin aldatma gücünün tespiti mahkemeye aittir; hâkim belge aslını celbederek başlık, sayı, imza ve mühür gibi zorunlu unsurları inceler ve tereddüt doğması halinde konunun uzmanı bilirkişiden görüş alır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 67. maddesi uyarınca düzenlenen bilirkişi raporu örnekleri duruşmada taraflara doğrudan verilebileceği gibi iadeli taahhütlü mektupla da gönderilebilir; ilgililere yeni inceleme talebi veya itiraz için süre tanınır. Taraflar ayrıca uzmanından bilimsel mütalaa alma imkânına sahip olmakla birlikte sadece bu sebeple ilave süre isteyemez.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 67Kaynağı aç
işlemleri ve vardığı sonuçları açıklayan bir raporu, kendisinden istenen
incelemeleri yaptığını ayrıca belirterek, imzalayıp ilgili mercie verir veya
gönderir. Mühür altındaki şeyler de ilgili mercie verilir veya gönderilir ve bu
husus bir tutanağa bağlanır.
(2) Birden çok atanmış bilirkişiler değişik görüşleri yansıtmışlarsa veya
bunların ortak sonuçlar üzerinde ayrık görüşleri varsa, bu durumu gerekçeleri
ile birlikte rapora yazarlar.
(3) (Değişik: 3/11/2016-6754/45 md.) Bilirkişi,
raporunda ve sözlü açıklamaları sırasında çözümü uzmanlığı, özel veya teknik
bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamaz; hâkim tarafından
yapılması gereken hukukî nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz.
(4) Bilirkişi tarafından düzenlenen rapor örnekleri, duruşma sırasında
Cumhuriyet savcısına, katılana, vekiline, şüpheliye veya sanığa, müdafiine veya
kanunî temsilciye doğrudan verilebileceği gibi; kendilerine iadeli taahhütlü
mektupla da gönderilebilir.
(5) Bilirkişi incelemeleri tamamlandığında, yeni bilirkişi incelemesi
yapılması veya itirazların bildirilmesi için istemde bulunabilmelerini sağlamak
üzere Cumhuriyet savcısına, katılana, vekiline, şüpheliye veya sanığa,
müdafiine veya kanunî temsilciye süre verilir. Bu kişilerin istemleri
reddedildiğinde, üç gün içinde bu hususta gerekçeli bir karar verilir.
(6) Cumhuriyet savcısı, katılan, vekili, şüpheli veya sanık, müdafii veya
kanunî temsilci, yargılama konusu olayla ilgili olarak veya bilirkişi raporunun
hazırlanmasında değerlendirilmek üzere ya da bilirkişi raporu hakkında,
uzmanından bilimsel mütalaa alabilirler. Sadece bu nedenle ayrıca süre
istenemez.
Duruşmada bilirkişinin açıklaması
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2017/13371, K. 2019/8265Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
1-Sanığın, sahte maaş bordrosu ve hizmet döküm belgesi ibraz ederek bankadan konut kredisi almak suretiyle özel belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında; dosyada mevcut suça konu üzerinde hizmet dökümü yazan imzasız bilgisayar çıktısının belge vasfını taşımadığı, suça konu maaş bordrosunun dosyada aslının bulunmadığı ve 22.07.2013-26.07.2013 tarihli bilirkişi raporlarının fotokopi belge esas alınarak düzenlendiği anlaşılmakla; sahte olduğu iddia edilen maaş bordrosu aslının temini ile belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdiri hakime ait olduğundan, suça konu belgenin duruşmada incelenmek suretiyle, özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması ve denetime olanak verecek şekilde belgenin dosya içerisine konulması, aldatma yeteneğinin ne şekilde gerçekleştiğinin gerekçeli kararda tartışılması, suça konu maaş bordrosu aslı üzerinde, maaş bordrosunda yer alan işyeri kaşesi üstündeki imzanın şirket yetkilisi ile sanığın eli ürünü olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması, belge aslının ele geçirilememesi halinde ise, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 tarih ve 232/250 sayılı kararında açıklandığı üzere, onaysız fotokopi niteliğinde olup suret belge özelliği taşımayan belgelerin hukuki sonuç doğurmaya elverişli nitelikte olmadığı ve aldatıcılık yeteneği bulunmayacağından özel belgede sahtecilik suçunun unsurları itibarıyla oluşmayacağı gözetilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması,
2- Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kast, Maddi Hata ve İştirak Hükümleri
Belgede sahtecilik suçları kasten işlenebilen fiillerdendir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 30. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen kimse kasten hareket etmiş sayılmaz; ancak bu hata dolayısıyla taksirli sorumluluk hali saklı tutulmuştur. Suçun nitelikli hallerinde hataya düşen fail bu hatasından yararlanır; ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait koşullarda ya da eyleminin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kimse de hata hükümlerinden faydalanır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 30Kaynağı aç
maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz. Bu hata
dolayısıyla taksirli sorumluluk hali saklıdır.
(2) Bir suçun daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli
hallerinin gerçekleştiği hususunda hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır.
(3) Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait koşulların
gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, bu hatasından
yararlanır.
(4) (Ek fıkra: 29/6/2005 – 5377/4 md.) İşlediği fiilin haksızlık
oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, cezalandırılmaz.
Yaş küçüklüğü
Suça iştirak bakımından Türk Ceza Kanunu'nun 37. maddesi uyarınca, suçun kanuni tanımındaki fiili birlikte gerçekleştirenlerin her biri fail olarak sorumlu tutulur; başkasını araç olarak kullanan dolaylı failler de fail sayılır ve kusur yeteneği olmayanları araç kılanların cezası üçte birden yarısına kadar artırılır. Kanunun 39. maddesi gereğince suç işlemeye teşvik eden, suç kararını kuvvetlendiren, yol gösteren veya icrayı kolaylaştıran yardım eden kişilerin cezası ise ağırlaştırılmış müebbet hapis yerine onbeş yıldan yirmi yıla, müebbet hapis yerine on yıldan onbeş yıla indirilir; diğer hallerde cezanın yarısı indirilir ancak bu durumda verilecek ceza sekiz yılı geçemez.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 37Kaynağı aç
gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur.
(2) Suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişi de fail
olarak sorumlu tutulur. Kusur yeteneği olmayanları suçun işlenmesinde araç
olarak kullanan kişinin cezası, üçte birden yarısına kadar artırılır.
Azmettirme
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 39Kaynağı aç
ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde, onbeş yıldan yirmi
yıla; müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde, on yıldan onbeş yıla kadar
hapis cezası verilir. Diğer hallerde cezanın yarısı indirilir. Ancak, bu durumda
verilecek ceza sekiz yılı geçemez.
(2) Aşağıdaki hallerde kişi işlenen suçtan dolayı yardım eden sıfatıyla
sorumlu olur:
a) Suç işlemeye teşvik etmek veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek
veya fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek.
b) Suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek veya fiilin
işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak.
c) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak
icrasını kolaylaştırmak.
Bağlılık kuralı
5237 sayılı Kanun'un 62. maddesi kapsamında fail lehine takdiri indirim nedenlerinin bulunması halinde; ağırlaştırılmış müebbet hapis yerine müebbet hapis, müebbet hapis yerine yirmibeş yıl hapis cezasına hükmedilirken diğer hapis cezalarında altıda bire kadar indirim yapılabilir. İndirim değerlendirmesinde failin geçmişi, sosyal ilişkileri, eylemden sonraki ve yargılama aşamasındaki pişmanlığı ile cezanın geleceğine olası etkileri gözetilebilir; failin duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışları takdiri indirim gerekçesi yapılamaz.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 62Kaynağı aç
varlığı halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine, müebbet hapis;
müebbet hapis cezası yerine, yirmibeş yıl hapis cezası verilir. Diğer cezaların
altıda birine kadarı indirilir.[20]
(2) Takdiri indirim nedeni olarak,
failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki
pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki
olası etkileri (…)[21] göz önünde bulundurulabilir. (Ek
cümle:12/5/2022-7406/1 md.) Ancak failin duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye
yönelik şeklî tutum ve davranışları, takdiri indirim nedeni olarak dikkate
alınmaz. Takdiri indirim nedenleri kararda gerekçeleriyle gösterilir.21
Mahsup
Dolandırıcılık Suçu ile Birlikte İşlenme ve Gerçek İçtima
Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp onun veya başkasının zararına kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 157. maddesi uyarınca bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasını gerektirir. Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılıkta ise Kanun'un 158. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca üç yıldan on yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 157Kaynağı aç
başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye
bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir.
Nitelikli dolandırıcılık
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 158Kaynağı aç
a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle,
b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak
suretiyle,
c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle,
d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi
parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması
suretiyle,
e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,
f) Bilişim sistemlerinin, banka veya
kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,
g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak
suretiyle,
h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden
kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin
kooperatifin faaliyeti kapsamında,
i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı
kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle,
j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir
kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla,
k) Sigorta bedelini almak maksadıyla,
l) (Ek: 24/11/2016-6763/14 md.) Kişinin,
kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı
olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi
suretiyle,
İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar
adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/19 md.; Değişik:
3/4/2013-6456/40 md.) Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan
hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan
elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.[71]
(2) Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı
sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak,
başkasından menfaat temin eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre
cezalandırılır.
(3) (Ek fıkra: 24/11/2016-6763/14 md.)
Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından
birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için
teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek
ceza bir kat artırılır.
Daha az cezayı gerektiren hal
Türk Ceza Kanunu'nun 158. maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi uyarınca, maddenin (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan nitelikli dolandırıcılık hallerinde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezası ise menfaatin iki katından az olamaz. Kamu görevlileriyle ilişkisi bulunduğundan ve hatırı sayıldığından bahisle belli bir işin görüleceği vaadiyle aldatarak menfaat temini de nitelikli haldir. Dolandırıcılığın üç veya daha fazla kişiyle birlikte işlenmesi cezayı yarı oranında, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi ise bir kat artırır.
Sahte bir belgenin dolandırıcılık veya başka bir suçun icrasında kullanılması durumunda tek ceza ile yetinilmez. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 212. maddesindeki açık düzenleme uyarınca; sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili diğer suçtan dolayı faile ayrı ayrı ceza verilir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 212Kaynağı aç
işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan
dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur.
BEŞİNCİ
BÖLÜM
Kamu
Barışına Karşı Suçlar
Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit
Yabancılar Hukukunda İkamet İptali ve Sınır Dışı Kararları
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 32. maddesi gereğince kısa dönem ikamet izni talebinde bulunan yabancının yasal kalış gerekçesini ileri sürerek belgelendirmesi, Kanun'un 7. maddesi kapsamına girmemesi, genel sağlık ve güvenlik standartlarına uygun barınma şartlarını taşıması, adres bilgilerini vermesi ve talep edilmesi halinde yetkili adli sicil belgesini sunması şarttır. Kanun'un 33. maddesi gereğince bu şartlardan birinin yerine getirilmemesi veya ortadan kalkması, iznin veriliş amacı dışında kullanılması ya da yabancı hakkında geçerli bir sınır dışı etme veya Türkiye'ye giriş yasağı kararının bulunması hallerinde ikamet izni verilmez, verilmişse iptal edilir ve süresi bitenlerin süresi uzatılmaz.
6458 sayılı YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU m. 32Kaynağı aç
verilmesinde aşağıdaki şartlar aranır:
a) 31 inci maddenin birinci fıkrasında sayılan gerekçelerden
biri veya birkaçını ileri sürerek talepte bulunmak ve bu talebiyle ilgili bilgi
ve belgeleri ibraz etmek
b) 7 nci madde kapsamına girmemek
c) Genel sağlık ve güvenlik standartlarına uygun barınma
şartlarına sahip olmak
ç) İstenilmesi hâlinde, vatandaşı olduğu veya yasal olarak
ikamet ettiği ülkenin yetkili makamları tarafından düzenlenmiş adli sicil
kaydını gösteren belgeyi sunmak
d) Türkiye’de kalacağı adres bilgilerini vermek
Kısa dönem ikamet izninin reddi, iptali veya
uzatılmaması
6458 sayılı YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU m. 33Kaynağı aç
izni verilmez, verilmişse iptal edilir, süresi bitenler uzatılmaz:
a) 32 nci maddede aranan şartlardan birinin veya birkaçının
yerine getirilmemesi veya ortadan kalkması
b) İkamet izninin, veriliş amacı dışında kullanıldığının
belirlenmesi
c) (Mülga: 28/7/2016-6735/27 md.)
ç) Hakkında geçerli sınır dışı etme veya Türkiye’ye giriş
yasağı kararı bulunması
(2) (Ek: 28/7/2016-6735/27 md.) İkamet izninin yurt dışında kalış
süresi bakımından iptaline ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.
Aile ikamet izni
6458 sayılı Kanun'un 54. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereğince Türkiye'ye giriş, vize ve ikamet izinleri için yapılan işlemlerde gerçek dışı bilgi ve sahte belge kullanan yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınır. Aynı fıkra uyarınca kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar ile ikamet izinleri iptal edilen yabancılar da sınır dışı kapsamındadır. Kanunun 54. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; terör veya çıkar amaçlı suç örgütü yöneticisi, üyesi ya da destekleyicisi olanlar ile kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı açısından tehdit oluşturan uluslararası koruma başvuru veya statü sahipleri hakkında da uluslararası koruma işlemlerinin her aşamasında sınır dışı etme kararı tesis edilebilir.
Yabancıların taraf olduğu ceza soruşturmalarında ve davalarında sahteliğin bilinmediğine ilişkin iddialar 5237 sayılı Kanun'un 30. maddesi kapsamında kastın tespiti bakımından incelenirken, idari otoriteler 6458 sayılı Kanun'un 54. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca iş ve işlemlerde gerçek dışı bilgi veya sahte belge kullanılmasını doğrudan sınır dışı etme kararı gerekçesi yapabilmektedir.
Resmi belgede sahtecilik ile özel belgede sahtecilik arasındaki fark nedir?
Resmi belgede sahtecilik suçunda resmi bir belgenin sahte düzenlenmesi, değiştirilmesi veya kullanılması halinde 5237 sayılı Kanun m. 204/1 uyarınca iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörülürken, kamu görevlisinin görevi kapsamındaki belgede bu fiilleri işlemesi m. 204/2 gereği üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Özel belgede sahtecilikte ise m. 207/1 gereğince sahte tanzim veya tahrif fiilinin cezalandırılması için belgenin ayrıca kullanılması şart olup hapis cezası bir yıldan üç yıla kadardır.
Sahte belgeyi bilmeden kullanan kişi cezalandırılır mı?
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 30. maddesinin birinci fıkrası gereğince fiilin icrası sırasında maddi unsurları bilmeyen kimse kasten hareket etmiş sayılmaz; ancak taksirli sorumluluk halleri kanunen saklıdır.
İkamet başvurusunda sahte belge sunulması sınır dışı edilmeye yol açar mı?
Evet, 6458 sayılı Kanun'un 54. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca giriş, vize ve ikamet işlemlerinde gerçek dışı bilgi veya sahte belge kullanan yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınır.
Sahte belge başka bir suçta kullanılırsa cezalar nasıl uygulanır?
Türk Ceza Kanunu'nun 212. maddesi uyarınca sahte bir belgenin başka bir suçun icrasında kullanılması durumunda fail hakkında hem sahtecilik suçundan hem de işlenen diğer suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmedilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

