Fatura Kavramı, Yasal Unsurları ve Faturanın İfa Safhasındaki Yeri
Vergi Usul Kanunu m. 229 uyarınca fatura; satılan mal veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı tutarı göstermek amacıyla satıcı veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye düzenlenen ticari belgedir. Aynı Kanun'un 230. maddesi uyarınca faturada asgari olarak düzenleme tarihi, seri ve sıra numarası, düzenleyenin ve müşterinin kimlik veya unvan bilgileri, iş adresleri, bağlı bulunulan vergi dairesi ile hesap numaraları, malın veya işin nevi, miktarı, fiyatı ve tutarı ile satılan malların teslim tarihi ve irsaliye numarasının yer alması zorunludur. Ticari işletmesi bağlamında mal satan, üreten, iş gören veya menfaat sağlayan tacirden diğer taraf fatura verilmesini ve bedel ödenmişse bunun faturada gösterilmesini isteyebilir. Fatura düzenlenebilmesi için taraflar arasında öncelikle geçerli bir sözleşme ilişkisinin kurulmuş olması gerekir. Fatura, sözleşmenin yapılmasından sonra düzenlenen ve sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili bir hesap pusulası niteliğinde olup taraflar arasındaki sözleşmeyi tek taraflı olarak değiştirecek mahiyette değildir.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 21Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/793, K. 2024/149Kaynağı aç
Faturaya İtiraz Prosedürü ve Karinenin Sınırları
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 21/2 uyarınca tebliğ edilen faturaya sekiz gün zarfında itiraz edilmemesi, belgenin içeriğinin kabul edildiği yönünde bir karine oluşturur. Ancak bu yasal sonucun doğabilmesi için faturayı düzenleyen tarafın ticari işletmesi kapsamında işlem yapan bir tacir sıfatını haiz bulunması zorunludur; dolayısıyla esnaf tarafından kesilen faturalara süresinde itiraz edilmemiş olması içeriğin onaylandığı neticesini vermez. Kanunda öngörülen bu kabul kuralı adi bir karine vasfı taşıdığından aksi her zaman kanıtlanabilir. Muhatabın sekiz günlük yasal sürede faturaya itiraz yöneltmesi durumunda ise faturadaki kayıtların gerçeğe uygunluğunu kanıtlama yükümlülüğü belgeyi düzenleyen tacire aittir.
Faturadaki Vade Farkı Kaydının Bağlayıcılığı ve İspat Yükü
Türk Ticaret Kanunu m. 21/2 uyarınca süresinde itiraz edilmeyerek kabul edilmiş sayılan unsurlar, yalnızca sözleşmenin yerine getirilmesi safhasına özgülenen ve faturada bulunması olağan görülen malın türü, miktarı ya da bedeli gibi temel hususları kapsar. Buna karşın, vadesinde gerçekleşmeyen ödemeler sebebiyle ana paraya ilave edilecek tutarları gösteren vade farkı şerhleri ifa safhasına ilişkin kabul edilmediğinden faturanın olağan kapsamı içinde değerlendirilmez. Baştaki sözleşme metninde yer almayıp sonradan tek taraflı iradeyle eklenen ve karşı tarafın yükümlülüklerini ağırlaştıran kayıtlar, süresinde itirazla karşılaşmasa bile faturanın olağan içeriğinden sayılamaz. Bu doğrultuda, faturanın olağan içeriği dışındaki kayıtlar yönünden itirazda bulunulmaması ispat külfetini tersine çevirmez ve faturaya tek taraflı dercedilen vade farkı kaydına itibar edilmesi mümkün olmaz.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2012/13114, K. 2013/9538Kaynağı aç
Vade Farkının Tanımı ve Hukuki Temeli
Vade farkı, yasal düzenlemelerde açıkça tanımlanmış bir kavram olmayıp enflasyonun ekonomi üzerindeki olumsuz etkisi karşısında yargı kararlarıyla uygulama bulmuş ve para borcunun ifasındaki gecikmeden zarar gören alacaklıyı koruma amacına yönelmiştir. Vade farkı; veresiye veya taksitle satışlarda ilk satış bedeline yani semene belirli oranlarda yapılan ilave olup vade tarihinden başlayarak fiilî ödeme tarihindeki mal ve hizmet bedeline ekleme yapılmasıyla ulaşılan miktarı ifade eder. Vade farkı talep edilebilmesi için taraflar arasında bu hususta yazılı bir sözleşme hükmü veya yerleşik bir uygulamanın yani teamülün bulunması şarttır. Vade farkı, başta sözleşme ilişkisi kurulurken ya da daha sonradan tarafların ortak iradeleriyle kararlaştırılabileceği gibi var olan ticari teamüller sonucu da ortaya çıkabilir. Vade farkının sözleşmede kararlaştırıldığı veya sürekli uygulama neticesinde sözleşmenin bir unsuru kabul edildiği hallerde alacaklı istemini sözleşmeye dayandırır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/901, K. 2018/402Kaynağı aç
Sözleşme Hükmü veya Ticari Teamülün Varlığına Göre Uygulama
Taraflar arasındaki yazılı sözleşmede vade farkı ödeneceğine ilişkin açık bir hüküm yer alıyorsa, sonradan tebliğ edilen vade farkı faturası borçluya yapılan bir ihbar vasfı taşır; bu nedenle sekiz günlük itiraz süresinin sessiz geçirilmesi neticeyi değiştirmeksizin vade farkı talep hakkı devam eder. Buna mukabil, tarafların yazılı mutabakatında vade farkına yer verilmemişse, akdin temel unsurlarından olan bedel tek yanlı beyanla başkalaştırılamayacağından, faturaya sekiz gün içinde karşı çıkılmamış olsa dahi alacaklı vade farkı isteyemez. Yazılı bir sözleşme bulunmamakla birlikte tarafların ticari ilişkisinde bu yönde yerleşik bir teamül teşekkül etmişse, tebliğ edilen faturaya sekiz gün boyunca itiraz edilmemesi halinde vade farkının uygulanması mümkün hale gelir.
Ticari Teamülün Tespiti ve Ayrı Fatura Düzenlenmesi İhtiyacı
Taraflar arasındaki sözleşmede vade farkına ilişkin açık bir hüküm yoksa vade farkı uygulanmasına ilişkin bir teamülün bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Vade farkı teamülünün tespiti için alacaklının tek taraflı olarak düzenlediği defter kayıtları yeterli olmayıp, borçlu tarafa ticari defter ve belgelerini sunması için usulüne uygun mehil verilerek defter ibrazı sağlanmalı, her iki tarafın defterleri, vade farkı faturalarının ödenip ödenmediği ve ödeme belgeleri bilirkişi aracılığıyla incelenmelidir. Öte yandan sözleşmede gecikme halinde gecikme farkı hesaplanarak faturasının düzenleneceği ve tahsil edileceği kararlaştırılmış olsa dahi, sözleşmede vade farkı muacceliyetinin fatura düzenlenmesi şartına bağlandığına dair açık bir ibare bulunmadığı takdirde vade farkı faturasının tanzim edilmemiş olması doğmuş bulunan vade farkı alacağının talep edilmesine engel oluşturmaz.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2017/3667, K. 2019/2053Kaynağı aç
Faturaya sekiz gün içinde itiraz edilmemesi vade farkı kaydını kesinleştirir mi?
Hayır, faturaya süresinde itiraz edilmemesi yalnızca faturanın olağan içeriğinde yer alan malın cinsi, yapılan işin adedi, türü ve bedeli gibi hususları kesinleştirir; faturaya tek taraflı konulan vade farkı kaydı faturanın olağan içeriğine dahil olmadığından itiraz edilmese dahi kabul edilmiş sayılmaz.
Esnafın düzenlediği faturaya süresinde itiraz edilmezse içerik kabul edilmiş sayılır mı?
Hayır, Türk Ticaret Kanunu m. 21/2 uyarınca faturaya sekiz gün içinde itiraz edilmemesi halinde içeriğin kabul edilmiş sayılması için faturayı düzenleyenin tacir olması zorunludur; esnafın gönderdiği faturaya itiraz edilmemesi içeriğin kabulü sonucunu doğurmaz.
Sözleşmede kararlaştırılan vade farkı için ayrıca fatura düzenlenmesi şart mıdır?
Sözleşme maddesinde vade farkı muacceliyetinin fatura düzenlenmesi koşuluna bağlandığına dair açık bir ibare bulunmadığı sürece, ayrıca vade farkı faturası düzenlenmemiş olması doğmuş bulunan vade farkı alacağının talep edilmesine engel teşkil etmez.
Sözlü sözleşmelerde gönderilen teyit mektubuna itiraz edilmemesinin sonucu nedir?
Sözlü olarak ya da teknik iletişim araçlarıyla kurulan sözleşmelerle yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan teyit mektubunu alan kişi, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itiraz etmezse mektubun sözleşmeye veya açıklamalara uygun olduğunu kabul etmiş sayılır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

