Fatura Alacağı İcra Takibi ve Alacağın Tahsili Süreci

by Avukat Erdal Ersoy
Fatura Alacağı İcra Takibi ve Alacağın Tahsili Süreci

Fatura Alacaklarında İcra Takibi ve Yetkili İcra Dairesi

Fatura alacağına dayalı icra takipleri genel yetki kurallarına tabidir ve takip borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesinde başlatılabilir. Ayrıca 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 50/1 uyarınca para veya teminat borçlarında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile uygulanır ve takibe esas olan sözleşmenin yapıldığı yer icra dairesi de takibe yetkilidir. Taraflar arasında geçerli bir yetki sözleşmesi bulunması durumunda sözleşmede belirlenen icra dairesinde de takip yapılabilir. İcra takibinde yetki itirazı, İcra ve İflas Kanunu m. 50/2-3 uyarınca esas hakkındaki itirazla birlikte ileri sürülür ve icra mahkemesince öncelikle incelenerek kesin karara bağlanır. İki icra mahkemesi arasında yetki uyuşmazlığı çıktığında usul kanunu hükümleri uygulanır.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 50Kaynağı aç
Madde 50 – (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir. Yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılır. İcra mahkemesi tarafından önce yetki meselesi tetkik ve kati surette karara raptolunur. İki icra mahkemesi arasında yetki noktasından ihtilaf çıkarsa Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 25 inci maddesi hükmü tatbik olunur. III. TATİLLER VE TALİKLER Tatiller: 1 – Bütün borçlular hakkında:

Fatura Düzenlenmesi ve Faturaya İtiraz Süresi

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin birinci fıkrasına göre, ticari işletmesi kapsamında mal satan, üreten, iş gören veya bir menfaat sağlayan tacirden karşı taraf, kendisine fatura verilmesini ve bedel ödenmişse bunun faturada gösterilmesini isteyebilir. Faturayı alan kişi, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde içeriğe itiraz etmemişse aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca bu içeriği kabul etmiş sayılır. Maddenin üçüncü fıkrası; telefon, telgraf, bir iletişim veya bilişim aracı, başka bir teknik araç ya da sözlü kurulan sözleşmelerdeki açıklamaları doğrulayan yazıyı alan kişinin, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itiraz etmemesi hâlinde teyit yazısının sözleşmeye veya açıklamalara uygun sayılacağını düzenler.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 21Kaynağı aç
MADDE 21- (1) Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir. (2) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. (3) Telefonla, telgrafla, herhangi bir iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla ya da sözlü olarak kurulan sözleşmelerle yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan bir yazıyı alan kişi, bunu aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itirazda bulunmamışsa, söz konusu teyit mektubunun yapılan sözleşmeye veya açıklamalara uygun olduğunu kabul etmiş sayılır. 4. Ücret ve sözleşme cezasının indirilmesi

Akdi İlişkinin ve Mal Tesliminin Senetle İspatı

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200. maddesinin birinci fıkrası, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı veya itfası için yapılan işlemlerde, işlemin yapıldığı andaki miktar ya da değer ikibinbeşyüz Türk Lirasını aşıyorsa ispatın senetle yapılmasını öngörür. Tutar veya değer sonradan ödeme ya da borçtan kurtulma sebebiyle bu eşiğin altına inse de senetsiz ispat yoluna gidilemez. Tanık ancak karşı taraf açıkça muvafakat ederse dinlenebilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 200Kaynağı aç
MADDE 200- (1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. (2) Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir. Senede karşı tanıkla ispat yasağı

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2017/4317 esas ve 2019/1085 karar sayılı ilamına konu olayda, faturaların konusunu oluşturan malların alıcıya teslim edildiği yazılı delille ortaya konulamamış; alacaklının kendi ticari defterlerinde karşı taraftan alacağının bulunmadığı da kayıtlı görülmüştür. Aynı olayda, alacaklının faturayı defterlerine ödenmiş olarak işlemesine rağmen takip başlatması kötü niyet olarak değerlendirilmiş ve asıl alacağın yüzde yirmisi oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesi sonucu yer almıştır.

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2017/4317, K. 2019/1085Kaynağı aç
19. Hukuk Dairesi         2017/4317 E.  ,  2019/1085 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. – K A R A R – Davacılar vekili, davacılar hakkında … İcra Müdürlüğünün 2012/239 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi yapıldığını, takibe konu faturalara konu ürünlerin davacıların murisi tarafından teslim alınmadığını ileri sürerek, davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine ve davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacıların murisi olan …’ a ait petrol istasyonunun üstünü kapatmak için alınan malzemelerin bedelinin ödenmemesi üzerine dava konusu faturalara dayalı icra takibi yapıldığını belirterek, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davaya konu faturaların içeriği olan malların alıcıya teslim edildiğinin davalı tarafından yazılı delille ispat edilemediği, davalının kendi ticari defterlerinde dahi davacıdan alacağı bulunmadığının kayıtlı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine ve davalının ticari defterlerine dava konusu faturayı ödenmiş olarak işlemesine rağmen takip başlatması nedeniyle kötü niyetli olduğu anlaşıldığından, asıl alacağın %20' si oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 21/02/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Kapalı Fatura Düzenlenmesi ve Ödeme Karinesi

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/17077 esas ve 2018/1738 karar sayılı ilamında ele alınan faturada imza alt kısımda bulunmasına rağmen kaşe olmadığı için belge kapalı fatura olarak nitelendirilmemiş ve bu nedenle alıcı lehine ödemeye dair bir karineden söz edilemeyeceği kabul edilmiştir.

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2016/17077, K. 2018/1738Kaynağı aç
19. Hukuk Dairesi         2016/17077 E.  ,  2018/1738 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi(Tic. Mah. Sıf.) Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. – KARAR – Davacı vekili, davalının, davacı aleyhine kapalı faturaya dayalı icra takibi başlattığını, kapalı faturanın bedeli tahsil olunmuş fatura olduğunu ileri sürerek, davacının faturadan dolayı borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili, dava konusu alacağın tahsil edilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalıdan satın aldığı buğday için düzenlenen 13/09/2013 tarihli faturada imza faturanın alt kısmında olmasına karşın kaşelenmediğinden kapalı fatura olarak nitelendirilemeyeceği, bu yönüyle davacı lehine ödeme konusunda bir karineden bahsedilemeyeceği, buna karşın söz konusu faturanın davacının defterinde peşin, davalının defterinde ise vadeli satış olarak kayıtlı bulunduğu ve birbirini doğrulamadığı, mülga 818 sayılı BK.'nun 182 ve 6098 sayılı TBK.'nun 207 md. gereğince satışın peşin olduğu asıl olup peşin satışa ilişkin karine bulunduğu, aksini iddia eden davalı alacaklının satışın peşin olmadığını ve ödemenin yapılmadığını yazılı delillerle ya da ticari defterler ile ispatlaması gerektiği, bu hususların tarafların ticari defterleri kapsamında davalı tarafça ispatlanamadığı, takibe konu alacağın ise ödenmiş olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş,hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle davaya konu faturanın kapalı olmasının peşin ödemeye karine teşkil etmiş olmasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 03/04/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Fatura Borcuna Karşılık Kambiyo Senedi Düzenlenmesi

Türk Borçlar Kanunu'nun 133. maddesi, var olan bir borcun yeni bir borç kurulmak suretiyle sona ermesini tarafların bu sonucu açıkça istemesine bağlar. Aynı madde, eldeki borç için kambiyo taahhüdü verilmesini, yeni bir alacak senedi düzenlenmesini veya yeni bir kefalet senedi verilmesini, yenileme iradesi ayrıca ve açıkça ortaya konmadıkça yenileme olarak kabul etmez. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/14978 esas ve 2018/1132 karar sayılı ilamında, borçlunun kambiyo senedi vermesi, taraflar yenilemeyi açıkça kararlaştırmadıkça borcun ödendiği anlamına gelmeyeceği; alacaklının, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla hem temel ilişkiye hem kambiyo senedine dayanabileceği belirtilmiştir.

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2016/14978, K. 2018/1132Kaynağı aç
19. Hukuk Dairesi         2016/14978 E.  ,  2018/1132 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi ( Tic. Mah. Sıf. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. – K A R A R – Davacı vekili, davacının faturaya dayalı alacağının tahsili için başlattığı icra takibine davalının kambiyo senedi verildiği gerekçesiyle itiraz ettiğini, kambiyo senedinin düzenlenmiş olmasının borcun yenilendiği anlamına gelmediğini, alacaklının faturaya dayalı icra takibi yapabileceğini, vadesi gelen kambiyo senedi nedeniyle başlatılan icra takibine davalı ödemede bulunduğundan bu miktar dışında kalan asıl alacak yönünden itirazın iptali ile takip konusu alacağın %20 ‘si oranında tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasındaki ilişkiye göre davalının davacıdan aldığı faturaları bono keşide ederek ödediğini, borcun kambiyo senetleriyle yenilendiğini ve takip yapılacaksa davacı tarafından yalnızca kambiyo senetlerine dayanarak takip yapılması gerektiğini, takibe konu faturalara ilişkin itirazdan sonra dava açılmadan önce ödeme yapıldığını belirterek, davanın reddine ve %20 oranında tazminata karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında yenileme sözleşmesi bulunduğuna yönelik yazılı veya sözlü belge olmadığı,bu nedenle kambiyo taahhüdünün ifa uğruna verildiğinin kabulü gerektiği, davacının temel borç ilişkisi ile yarışan paralel bir talep hakkı olduğu, fakat alt ilişkiden doğan talep hakkının kambiyo alacağının vadesine kadar uzatılmış durumda olduğu, bu nedenle kambiyo senedi dolayısıyla başvurma hakkı doğunca adi alacağını da talep edebileceği, kambiyo senetlerinin vade tarihi gelmeden faturaya dayalı muaccel olmayan alacak nedeniyle takip başlatıldığı gerekçesiyle davanın reddine ve takip haksız olup, kötü niyet sabit olmadığından tarafların tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. (1)Davalı vekili, katılma yoluyla hükmü temyiz etmiş olup, temyiz başvuru ve nispi harcını yatırmadığından temyiz isteminin reddine (2)Dava, faturaya dayalı alacak istemine ilişkin başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İtirazın iptali davası icra takibi ile sıkı sıkıya bağlıdır. Borçlu icra takibinde ödeme savunmasında bulunmuş olup takip ve dava konusu edilen fatura tutarını ödediğini kanıtlamakla zorunludur. Diğer yandan 6098 sayılı Yasa'nın 133/2. maddesi “ Özellikle mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması veya yeni bir alacak senedi ya da yeni bir kefalet senedi düzenlenmesi, tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça yenileme sayılmaz.” hükmünü içermektedir. Bu durumda davalının kambiyo senedi vermiş olması taraflar arasında açıkça borcun yenilenmesine ilişkin herhangi bir anlaşma bulunmadığı müddetçe borcun ödendiği anlamına gelmez. Alacaklı tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla hem temel ilişkide hem de kambiyo yoluyla alacağını talep edebilir. Bu durumda mahkemece davalının icra takip tarihinden önce yapmış olduğu ödemeler varsa alacağın takip tarihi itibariyle tespiti, takipten sonra dava tarihine kadar yapılan ödemeler yönünden dava açmakta hukuki yararı olmadığı, davadan sonra yapılan ödemelerin ise icra da infaz aşamasında dikkate alınacağı gözetilerek yeni bir bilirkişi ya da kurulundan rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yasa uygulamasında hata yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz isteminin reddine, (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 12/03/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 133Kaynağı aç
MADDE 133- Yeni bir borçla mevcut bir borcun sona erdirilmesi, ancak tarafların bu yöndeki açık iradesi ile olur. Özellikle mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması veya yeni bir alacak senedi ya da yeni bir kefalet senedi düzenlenmesi, tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça yenileme sayılmaz. II. Cari hesaplarda

İtirazın Giderilmesi ve Dava Yolları

İcra ve İflas Kanunu'nun 68. maddesinin birinci fıkrası, takibin dayanağı imzası ikrar edilmiş veya noterlikçe tasdik edilmiş bir borç ikrarını taşıyan senet ise ya da resmî dairelerin veya yetkili makamların yetkileri içinde ve usulüne uygun verdikleri makbuz veya belge ise, alacaklıya itirazın kendisine tebliğinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteme imkânı tanır. Aynı fıkraya göre bu süre içinde itirazın kaldırılması istenmezse yeniden ilamsız takip yapılamaz. Maddenin son fıkrası, itirazın kaldırılması isteminin esasa ilişkin sebeplerle kabulünde borçluyu, aynı sebeplerle reddinde ise alacaklıyı, karşı tarafın istemi üzerine yüzde yirmiden az olmayacak bir tazminata mahkûm eder.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 68Kaynağı aç
Madde 68 – (Değişik: 18/2/1965-538/38 md.) (Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/16 md.) Talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmî dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenitse, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu süre içerisinde itirazın kaldırılması istenilmediği takdirde yeniden ilâmsız takip yapılamaz. Borçlu itirazını varit gösterecek hiçbir belge ibraz edemezse icra mahkemesi itirazın kaldırılmasına karar verir. İtiraz birinci fıkrada gösterilen senet veya makbuz yahut belgeye müstenit ise itirazın kaldırılması talebi reddolunur. Borçlu murisine ait bir alacak için takibedilmekte olup da, terekenin borca batık olduğunu ileri sürerse bu hususta ilam getirmesi için kendisine münasip bir mühlet verilir. Bunun dışında itirazın kaldırılması talebinin kabul veya reddi için ileri sürülen iddia ve savunmalar bekletici mesele yapılamaz. (Değişik: 9/11/1988-3494/2 md.) Borçlunun gösterdiği belge altındaki imza alacaklı tarafından inkar edilirse hakim, 68/a maddesinde yazılı usule göre yaptığı inceleme neticesinde imzanın alacaklıya ait olduğuna kanaat getirdiği takdirde alacaklının itirazın kaldırılması talebini reddeder ve alacaklıyı sözü edilen belgenin taalluk ettiği değer veya miktarın yüzde onu oranında para cezasına mahkum eder. Alacaklı genel mahkemede dava açarsa bu para cezasının infazı dava sonuna kadar tehir olunur ve alacaklı bu davada alacağını ve imzanın kendisine ait olmadığını ispat ederse bu ceza kalkar. Alacaklı duruşmada bizzat bulunmayıp da imza vekili tarafından reddolunduğu takdirde vekil mütaakıp oturumda müvekkilini imza tatbikatı için hazır bulundurmaya veya masraflarını vererek davetiye tebliğ ettirmeye mecburdur. Kabule değer mazereti olmadan gelmiyen alacaklı borçlunun dayandığı belgede yazılı miktar hakkındaki itirazın kaldırılması talebinden vazgeçmiş sayılır. (Ek fıkra: 6/6/1985-3222/6 md.; Değişik: 9/11/1988-3494/2 md.) (Değişik birinci cümle: 17/7/2003-4949/16 md.) İtirazın kaldırılması talebinin esasa ilişkin nedenlerle kabulü hâlinde borçlu, talebin aynı nedenlerle reddi hâlinde ise alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine yüzde yirmiden  aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir.   Borçlu, menfi tespit ve istirdat davası açarsa, yahut alacaklı genel mahkemede dava açarsa, hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine sonuçlanan taraf için, daha önce hükmedilmiş olan tazminat kalkar.[29] c) İtirazın geçici olarak kaldırılması:[30]

İtirazın iptali davasında takip sonrası yapılan ödemelerin tarihi uyuşmazlığın sonucunu etkiler. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/14978 Esas ve 2018/1132 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, takipten sonra dava tarihine kadar yapılan ödemeler yönünden dava açmakta hukuki yarar bulunmaz; davadan sonra yapılan ödemeler ise icra infaz aşamasında dikkate alınır.

Temerrüt Faizi ve Faiz Oranının Belirlenmesi

Bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun m. 2/1 gereğince sözleşmeyle aksi kararlaştırılmadıkça yasal orana göre temerrüt faizi ödemekle yükümlüdür. Aynı kanunun 2/2 maddesi uyarınca Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı yasal orandan fazla ise, arada sözleşme olmasa bile ticari işlerde temerrüt faizi bu avans oranı üzerinden istenebilir. Söz konusu avans faiz oranı 30 Haziran günü önceki yılın 31 Aralık günündeki orandan beş puan veya daha çok farklılık gösterirse yılın ikinci yarısında bu oran geçerli olur. Temerrüt faizi oranının sözleşmede kararlaştırılmadığı durumlarda akdi faiz miktarı öngörülen miktarın üstünde ise, 3095 sayılı Kanun m. 2/3 gereği temerrüt faizi akdi faiz miktarından az olamaz.

3095 sayılı KANUNİ FAİZ VE TEMERRÜT FAİZİNE İLİŞKİN KANUN m. 2Kaynağı aç
Madde 2 – (Değişik : 15/12/1999 – 4489/2 md.) Bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1 inci maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı, yukarıda açıklanan miktardan fazla ise, arada sözleşme olmasa bile ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir. Söz konusu avans faiz oranı, 30 Haziran günü önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan avans faiz oranından beş puan veya daha çok farklı ise yılın ikinci yarısında bu oran geçerli olur. Temerrüt faizi miktarının sözleşmede kararlaştırılmamış olduğu hallerde, akdi faiz miktarı yukarıdaki fıkralarda öngörülen miktarın üstünde ise, temerrüt faizi, akdi faiz miktarından az olamaz. Mürekkep faiz

Zamanaşımı Süreleri ve Zamanaşımının Kesilmesi

Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi, başka bir hüküm bulunmadıkça alacakların on yıllık zamanaşımına bağlı olduğunu belirtir. 147. madde, bazı alacaklarda süreyi beş yıla indirir. Beş yıllık süre; kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi dönemsel edimler, otel, motel, pansiyon ve tatil köyündeki konaklama bedelleri, lokanta ve benzeri yerlerdeki yeme içme bedelleri ile küçük sanat işlerinden ve küçük çapta perakende satışlardan doğan alacaklar için öngörülmüştür. Maddenin devamında, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya ortaklıkla olan alacakları ile müdür, temsilci ve denetçilerin ortaklık veya ortaklarla arasındaki alacaklar da sayılır. Vekâlet, komisyon, acentalık ve simsarlık alacakları ile kanunda belirtilen istisna saklı kalmak kaydıyla eser sözleşmesinden doğan bazı alacaklar da beş yıllık zamanaşımına tabidir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 146Kaynağı aç
MADDE 146- Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. II. Beş yıllık zamanaşımı
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 147Kaynağı aç
MADDE 147- Aşağıdaki alacaklar için beş yıllık zamanaşımı uygulanır: 1. Kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi diğer dönemsel edimler. 2. Otel, motel, pansiyon ve tatil köyü gibi yerlerdeki konaklama bedelleri ile lokanta ve benzeri yerlerdeki yeme içme bedelleri. 3. Küçük sanat işlerinden ve küçük çapta perakende satışlardan doğan alacaklar. 4. Bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar. 5. Vekâlet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden, ticari simsarlık ücreti alacağı dışında, simsarlık sözleşmesinden doğan alacaklar. 6. Yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden doğan alacaklar. III. Sürelerin kesinliği

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 154 uyarınca borçlunun borcu ikrar etmesi, özellikle faiz ödemesi, kısmen ifada bulunması, rehin vermesi veya kefil göstermesi hâllerinde zamanaşımı kesilir. Alacaklının dava veya def'i yoluyla mahkemeye ya da hakeme başvurması, icra takibinde bulunması ya da iflas masasına müracaat etmesi durumunda da zamanaşımı kesintiye uğrar.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 154Kaynağı aç
MADDE 154- Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı kesilir: 1. Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse. 2. Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa. II. Birlikte borçlulara etkisi
Faturaya süresinde itiraz edilmemesinin hukuki sonucu nedir?

Faturayı alan kişi, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriğine itiraz etmezse Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bu içeriği kabul etmiş sayılır.

Fatura alacağı için icra mahkemesinden itirazın kaldırılması istenebilir mi?

Fatura İcra ve İflas Kanunu m. 68 anlamında borç ikrarını içeren kesin nitelikli bir belge sayılmadığından, takibe itiraz edilmesi hâlinde alacaklının icra mahkemesinde itirazın kaldırılması yoluna değil, genel mahkemede itirazın iptali davası yoluna başvurması gerekir.

Takip başlatıldıktan sonra yapılan ödemeler itirazın iptali davasında nasıl değerlendirilir?

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/14978 esas ve 2018/1132 karar sayılı ilamında, takip başladıktan sonra ve dava açılıncaya kadar gerçekleşen ödemeler bakımından alacaklının dava açmakta hukuki yararı görülmemiş; dava açıldıktan sonraki ödemelerin ise takip dosyasının infazı sırasında gözetileceği ifade edilmiştir.

Fatura borcuna karşılık kambiyo senedi verilmesi borcu sona erdirir mi?

Türk Borçlar Kanunu'nun 133. maddesi, eldeki bir borç için verilen kambiyo taahhüdünü, taraflar yenilemeyi açıkça istemedikçe yenileme kabul etmez. Ödeme sonucunun doğup doğmadığı ve temel ilişkiye başvurulup başvurulamayacağı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/14978 esas ve 2018/1132 karar sayılı ilamında ayrıca ele alınmış; açık bir yenileme anlaşması yoksa senedin verilmesinin borcu ödemiş saymayacağı, tahsilde tekerrür yaratılmamak şartıyla alacaklının temel ilişkiye de başvurabileceği belirtilmiştir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu