Cari Hesap ve Fatura Alacaklarında İcra Takibi Süreci

by Avukat Erdal Ersoy
Cari Hesap ve Fatura Alacaklarında İcra Takibi Süreci

Fatura Alacaklarının Niteliği ve Faturaya İtiraz Usulü

Ticari işletmesi kapsamında mal satan, üreten, iş gören veya menfaat sağlayan tacirden, karşı taraf fatura düzenlenmesini ve bedeli ödenmişse bunun faturada gösterilmesini isteyebilir. Düzenlenen faturayı alan muhatap, faturayı aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde içeriğine itiraz etmezse faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Benzer biçimde, telefonla, telgrafla, herhangi bir iletişim vasıtasıyla veya sözlü olarak kurulan sözleşmelere dair beyanları doğrulayan teyit mektubunu alan taraf da sekiz gün içinde itirazda bulunmazsa mektubun sözleşmeye ya da açıklamalara uygunluğunu kabul etmiş addedilir. Fatura alacaklarında bağımsız işlemler veya birbirini izleyen edimlerin bedeli icra takibine konu edilir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 21Kaynağı aç
MADDE 21- (1) Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir. (2) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. (3) Telefonla, telgrafla, herhangi bir iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla ya da sözlü olarak kurulan sözleşmelerle yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan bir yazıyı alan kişi, bunu aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itirazda bulunmamışsa, söz konusu teyit mektubunun yapılan sözleşmeye veya açıklamalara uygun olduğunu kabul etmiş sayılır. 4. Ücret ve sözleşme cezasının indirilmesi

Fatura Alacağında Mal Teslimi ve İspat Külfeti

Ticari alım satıma dayalı fatura alacaklarının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine itiraz edilmesi üzerine açılan davada ispat yükü davacı alacaklıdadır. Alacaklı, takibe ve davaya konu ettiği malı teslim ettiğini kanıtlamakla yükümlüdür. Yalnızca fatura düzenlenmiş olması veya faturanın alacaklının ticari defterlerinde kayıtlı bulunması teslimin ve alacağın varlığını ispata tek başına yetmez. Faturada malı teslim alana ilişkin kimlik ve imzanın yer almaması, teslim tutanağı veya nakliye belgesi gibi tevsik edici kayıtların sunulamaması halinde teslim olgusu ispatlanamamış sayılır. Buna karşılık, fatura veya veresiye fişindeki teslim alan imzasının borçluya ait olduğunun belirlenmesi durumunda alacaklının alacaklı olduğu kabul edilir ve mal bedelinin ödendiğini ispat yükü borçluya geçer. Fatura ve teslim fişine teslim alan olarak imza atan kimse açığa atılan imzanın hukuki neticelerine katlanmak zorunda olup, belgenin anlaşmaya aykırı biçimde sonradan doldurulduğunu ispatlama yükümlülüğü de açığa imza atan tarafa aittir.

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2018/3155, K. 2019/5375Kaynağı aç
19. Hukuk Dairesi         2018/3155 E.  ,  2019/5375 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. – K A R A R – Davacı vekili, davacının, davalı borçludan 8.439,22 TL alacaklı olması nedeniyle, alacağın tahsili için takip yapıldığını, davalının ödeme emrine karşı itirazı üzerine icra takibinin durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, davalı borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkum olunmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacıya hiçbir borcu olmadığını, davacı hakkında Eşme Cumhuriyet Başsavcılığı makamına şikayette bulunduğunu, bu şikayeti üzerine Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesi'nce kamu davası açıldığını ve bu dava sonucunda alacaklı ve alacaklının oğlunun ceza aldıklarını, belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece, yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesi'nin gerekçeli kararı incelendiğinde dava konusu borç ve faturalara ilişkin bir iptalin yada imzaların zorla atıldığına ilişkin bir hüküm, bir tespitin olmadığının görüldüğü, davalı tarafın faturalara ilişkin olarak takibine karşı geçerli bir ödemenin olduğuna ilişkin yazılı bir belge veya kanıt sunmadığı davalının itirazlarının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir. Hüküm Dairemizin 2016/13806 esas ve 2017/3665 karar ve 10/05.2017 tarihli ilamıyla; “Dava ticari alım satımdan kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İspat külfeti davacı alacaklıda olup, takip ve dava konusu ettiği malı davalıya teslim ettiğini ispatlamakla yükümlüdür. Salt fatura düzenlenmiş olması alacağın varlığı için yeterli değildir. Diğer yandan takip dayanağı olarak gösterilen bir kısım “veresiye fişi” başlıklı belgelerdeki imzalarda davalı tarafından inkar edilmiştir. Bu imzalar yönünden de herhangi bir inceleme yapılmamıştır. Mahkemece bu yönler gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.” gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre, takibe konu faturadaki imzanın davalıya ait olup olmadığı yönünde bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve bilirkişi raporunda imzanın davalıya ait olduğu tespit edilmiş ise de öncelikle davacının iddiasını ispatlaması gerektiğinden rapor dikkate alınmayarak, takibe konu alacağın dayanağının fatura olması ve faturanın tek başına alacağın varlığını ispatlamaması karşısında davacının faturaya konu malın teslim edildiğini ispat etmesi gerektiği, davacı tarafa 14/11/2017 tarihli celsede malın teslim edildiğine dair delillerini sunması için kesin süre verildiği, ancak davacı tarafça ispata yarar bir delil sunmadığından iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davasının reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir Dava, 1 adet fatura ve 4 adet veresiye fişlerine dayalı olarak alacağın tahsiline yönelik icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar Dairemizce bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de bozma gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozma ilamında takip dayanağı "veresiye fişi" başlıklı belgelerdeki imzanın davalıya ait olup olmadığı yönünde bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği belirtilmiş, bu kez mahkemece 3 adet veresiye fişi üzerinde imza incelemesi yaptırılmış, bilirkişi tarafından yapılan inceleme sonucu, veresiye fişlerindeki imzaların davalının el ürünü olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda mahkemece, söz konusu veresiye fişlerindeki imzaların davalıya ait olması nedeniyle bu fişlerdeki mal miktarı ve cinsi karşılığı olan mal bedelinin bilirkişi aracılığıyla tespit ettirilerek bu miktar malın karşılığı bedeli yönünden davacının alacaklı olduğu, bu mallara ilişkin ödeme yapıldığının ispat yükünün davalıda bulunduğunun gözetilmemesi doğru olmadığı gibi yine icra takip talebinin dayanağı olan 10.12.2011 tarih ve 40131 seri nolu veresiye fişindeki imza yönünden de inceleme ve araştırma yapılmaması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 02/12/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2015/3484, K. 2015/8425Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2015/3484 E.  ,  2015/8425 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : YATAĞAN ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA) TARİHİ : 18/06/2014 NUMARASI : 2012/120-2014/244 Taraflar arasında görülen davada Yatağan Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/06/2014 tarih ve 2012/120-2014/244 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı adına eşi ve diğer çalışanları tarafından alışveriş yapıldığını, yapılan alışverişlerden alınan mallar haricinde müvekkilince işletilen iş makinesi ve araç tarafından yapılan işlerden dolayı 22 sefer nakliye hizmeti de verildiğini ve davalı ile yapılan sözlü anlaşma gereği seferin 150,00 TL+KDV olduğu kararlaştırıldığını, işin belgelenmesi ve faturalanmasının davalının yokluğunda eşi ile yapılıp, 31.12.2011 tarihli kredili mal satış fişi düzenlendiğini, davalı aleyhine faturaya dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı tarafından 22 sefer nakliye hizmeti alınmadığı ve fatura bedeli olarak elden ödenen 600,00 TL'nin fatura bedelinden düşülmediği belirtilerek kısmi itirazda bulunulduğunu oysa, davalı itirazının haksız olduğunu ileri sürerek, davalı itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, icra takibine konu faturaların düzenleme tarihinde değil, 25.01.2012 tarihinde müvekkiline tebliğ edildiğini, faturaların tebliği ile içeriklerinin gerçeği yansıtmadığını fark eden müvekkilinin süresi içerisinde faturaya itiraz ettiğini, hatta faturaların geç tebliği nedeniyle vergi cezası ödemek zorunda da kaldığını, takibe konu faturalar karşılığı olarak müvekkilinin 600,00 TL elden ödeme yaptığını ayrıca, 22 sefer nakliye hizmeti karşılığı 3.300,00 TL borç kalemi çıkartılmış ise de, müvekkilinin böyle bir hizmet almadığını zira, H. Köy'ünden Y. İlçesi'nde inşaatı devam eden H. H.I. düğün salonuna 22 sefer getirilen kumun ilgili inşaatın ihalesini kazanan dava dışı D. İnşaat Şirketi'den tahsili gerektiğini savunarak, davanın reddini ve kötüniyetli davacının %40 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, davalı aleyhine takip konusu faturaya dayalı olarak takip başlattığı, davalı tarafça fatura bedellerine ilişkin olarak 600,00 TL elden ödeme yapıldığı iddia edilmesine karşın ödemeye ilişkin delil sunulamadığı ayrıca, faturada belirtilen 22 sefer nakliye hizmetini almadığını da beyan etmiş ise de, gerek takip konusu faturalarda gerekse 31.12.2011 tarihli kredili mal satış fişinde eksiksiz teslim alan olarak davalının eşinin imzası bulunmakta olup, faturaya süresi içinde itiraz edilmediği, davalının, davacı ile aralarındaki ticari ilişkiyi, 22 sefer nakliye ücreti dışındaki fatura konusu diğer mallar ve hizmetleri aldığını kabul ettiği, davalı tarafça 22 sefer nakliye hizmeti almadığı, kredili mal satış fişindeki buna yönelik ücretin sonradan eklendiğini savunulmuş ise de, açığa atılan imzanın sonuçlarına katlanılması gerekmekte olup, fatura ve kredili mal satış fişinin sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ispat yükünün açığa imza atan tarafta olduğu ve davalının bunu ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, davalının icra takibine yaptığı kısmi itirazın iptaline ve takibin 6.569,35 TL asıl alacak miktarına takip tarihi itibariyle işleyecek değişen oranlarda avans faiziyle davalı taraftan tahsili şeklinde devamına, davalının işlemiş faiz miktarına ilişkin itirazının iptali talebinin reddine, itirazın iptaline karar verilen 3.900,00 TL'nin % 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin tashih talebinin reddine dair ek karara yönelik tüm, asıl karara yönelik aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Dava, faturaya dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davacı tarafça, davalı aleyhine %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesi talep edilmiş, mahkemece ise, %20 oranında tazminata hükmedilmiştir. Oysa, takip tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6352 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik öncesi 2004 sayılı İİK'nın 67/2 madde ve fıkrası uyarınca davalı aleyhine %40 icra inkar tazminatına hükmetmek gerekirken yanılgılı değerlendirme ile %20 oranında tazminata hükmedilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin tashih talebinin reddine dair ek karara yönelik tüm, asıl karara yönelik sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin asıl karara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile asıl kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 241,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 17/06/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2017/4384, K. 2019/5004Kaynağı aç
19. Hukuk Dairesi         2017/4384 E.  ,  2019/5004 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülmekte olan itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesinde yapılan yargılaması sonunda verilen kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi tarafından verilen istinaf taleplerinin esastan reddine ilişkin hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. – K A R A R – Davacı vekili, davacının davalıya 54.000,00 TL değerinde mal verdiğini, bedelini ödemediği için faturaya dayalı icra takibi başlattığını, davalının itiraz ederek takibi durdurduğunu, belirterek, davalının icra takibine yaptığı haksız itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine takibe konu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davalı ile davacı arasında dava konusu faturaya ilişkin ticari ilişkinin yaşanmadığını, malların teslim edilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, ispat yükünün davacıda olduğu, malların tesliminin yazılı belge ile ispatının gerektiği, tek başına faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olmasının teslimi ispata yeterli olmadığı, açıkça yemin deliline dayanılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, faturada malı teslim alana ilişkin herhangi bir bilgi ve imzanın bulunmadığı, malın teslim edildiğine ilişkin herhangi bir tutanak, kargo, nakliye belgesinin de olmadığı, faturanın tek başına alacağı ispatlamaya yeterli bir belge olmadığı, davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebi yönünden de takibin kötüniyetle yapıldığına dair delil olmadığı, tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle muhakeme hukukuna ve maddi hukuka uygun bulunan hükmün ONANMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 06/11/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Cari Hesap Sözleşmesi ve Bakiye Alacağı

Tarafların aralarındaki herhangi bir hukuki ilişkiden doğan alacaklarını tek tek istemekten vazgeçip borç ve alacak kalemlerine dönüştürmeleri ve hesap kesiminde çıkacak bakiye üzerinden talepte bulunabilmeleri cari hesap sözleşmesiyle düzenlenir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 89 hükmü gereğince bu sözleşmenin geçerliliği yazılı şekilde yapılması şartına bağlıdır. Gerçek bir cari hesap ilişkisinin varlığı halinde icra takibi münferit işlem kalemleri üzerinden değil, hesabın kesilmesi sonucunda ortaya çıkan bakiye üzerinden yürütülür.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 89Kaynağı aç
MADDE 89- (1) İki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesidir. (2) Bu sözleşme yazılı yapılmadıkça geçerli olmaz. B) Hükümleri I – Genel olarak

Cari Hesapta Bütünlük İlkesi ve Hesap Devreleri

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 97 gereğince cari hesaba geçirilen kalemler bölünmez bir bütün oluşturur; hesap kesilmeden önce taraflardan hiçbiri alacaklı ya da borçlu sayılamayacağı gibi, tarafların hukuki durumunu ancak sözleşme nihayetindeki hesap kesimi tayin eder. Sözleşme veya ticari teamüle göre kararlaştırılan devrelerin sonunda devre hesabı kapatılarak alacak ile borç kalemleri arasındaki fark saptanır. Hesap devresi belirlenmemişse her takvim yılının son günü hesabın kapatılma tarihi kabul edilir. Tespit edilen bakiyeyi gösteren cetveli alan taraf, aldığı tarihten itibaren bir ay içinde noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza içeren bir yazıyla itiraz etmediği takdirde bakiyeyi kabul etmiş sayılır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 94Kaynağı aç
MADDE 94- (1) Sözleşme veya ticari teamül uyarınca, belirli hesap devreleri sonunda devre hesabı kapatılır ve alacak ile borç kalemleri arasındaki fark belirlenir. (2) Hesap devresi hakkında sözleşme veya ticari teamül yoksa, her takvim yılının son günü taraflarca hesabın kapatılması günü olarak kabul edilmiş sayılır. Saptanan artan tutarı gösteren cetveli alan taraf, aldığı tarihten itibaren bir ay içinde, noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza içeren bir yazıyla itirazda bulunmamışsa, bakiyeyi kabul etmiş sayılır. 2. Faiz
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 97Kaynağı aç
MADDE 97- (1) Cari hesaba geçirilen alacak ve borç kalemleri ayrılmaz bir bütün oluşturur. Cari hesabın kesilmesinden önce taraflardan hiçbiri, alacaklı veya borçlu sayılamaz. Tarafların hukuki durumunu ancak sözleşmenin sonundaki hesabın kesilmesi belirler. C) Cari hesabın sona ermesi I – Genel olarak

Ödeme Emrine İtiraz ve Takibin Durması

İlamsız icra takibinde borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde itirazını dilekçeyle veya sözlü olarak icra dairesine bildirmek zorundadır. Borcun yalnızca bir kısmına itiraz edilmesi durumunda, borçlunun o kısmın cihet ve miktarını açıkça belirtmesi gerekir; aksi takdirde borca itiraz edilmemiş sayılır. Borçlunun yasal süresi içinde yaptığı geçerli itiraz icra takibini durdurur. Borcun bir kısmına itiraz edilmişse, takibe borçlunun kabul ettiği miktar üzerinden devam edilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 62Kaynağı aç
Madde 62 – (Değişik: 18/2/1965-538/33 md.) İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. (Değişik ikinci cümle: 17/7/2003-4949/13 md.) İtiraz, takibi yapan icra dairesinden başka bir icra dairesine yapıldığı takdirde bu daire gereken masrafı itirazla birlikte alarak itirazı derhal yetkili icra dairesine gönderir; alınmayan masraftan memur şahsen sorumludur. (Değişik fıkra: 17/7/2003-4949/13 md.) Takibe itiraz edildiği, 59 uncu maddeye göre alacaklının yatırdığı avanstan karşılanmak suretiyle üç gün içinde bir muhtıra ile alacaklıya tebliğ edilir. (Ek fıkra: 17/7/2003-4949/13 md.) Borçlu veya vekili, dava ve takip işlemlerine esas olmak üzere borçluya ait yurt içinde bir adresi itirazla birlikte bildirmek zorundadır. Adresini değiştiren borçlu yurt içinde yeni adres bildirmediği ve tebliğ memurunca yurt içinde yeni adresi tespit edilemediği takdirde, takip talebinde gösterilen adrese çıkarılacak tebligat borçlunun kendisine yapılmış sayılır. Borcun bir kısmına itiraz eden borçlunun o kısman cihet ve miktarını açıkca göstermesi lazımdır. Aksi takdirde itiraz edilmemiş sayılır. (Mülga dördüncü fıkra: 17/7/2003-4949/103 md.) Borçlu takibin müstenidi olan senet altındaki imzayı reddediyorsa, bunu itirazında ayrıca ve açıkça beyan etmelidir. Aksi takdirde icra takibi yönünden senetteki imzayı kabul etmiş sayılır. Borçluya, itiraz eylediğine dair bedava ve pulsuz bir belge verilir. 2 – İtiraz sebepleri:
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 66Kaynağı aç
Madde 66 – (Değişik: 18/2/1965-538/36 md.) Müddeti içinde yapılan itiraz takibi durdurur. İtiraz müddetinde değilse alacaklının talebi üzerine icra memuru takip muamelelerine alacağın tamamı için devam eder. Borçlu, borcun yalnız bir kısmına itirazda bulunmuşsa takibe, kabul ettiği miktar için devam olunur. Borçlu itirazında imzayı reddetmişse alacaklı derhal icra dairesinden tatbika medar imzaların celbini istiyebilir. 6 – İtirazın hükümden düşürülmesi:[26] a) İtirazın iptali:

İtirazın İptali Davası ve İcra İnkar Tazminatı

Takip talebine süresinde itiraz edilen alacaklı, itirazın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurarak genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptali davası açabilir. Yargılama neticesinde borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu, takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın istemiyle hükmolunan veya reddolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir. İtirazın iptali davası için kanunda gösterilen bir yıllık süreyi geçiren alacaklının ise genel hükümler dairesinde alacağını dava etme hakkı saklıdır.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 67Kaynağı aç
Madde 67 – (Değişik: 18/2/1965-538/37 md.) (Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/15 md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik: 9/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.[27] İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga dördüncü fıkra: 17/7/2003-4949/103 md.) Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra: 2/7/2012-6352/11 md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır. b) İtirazın kesin olarak kaldırılması:[28]

Haciz İsteme Süresi ve Dosyanın İşlemden Kaldırılması

Haciz isteme hakkı, ödeme emrinin borçluya tebliği tarihinden itibaren bir yıl geçmekle düşer. Takibe itiraz edilmesi veya dava açılması halinde, bu durumların ortaya çıkışından hükmün kesinleşmesine kadar geçen süre bir yıllık hesaba katılmaz. Haciz istemi yasal süresi içinde yapılmaz veya haciz talebi geri alındıktan sonra bu süre içinde yenilenmezse icra dosyası işlemden kaldırılır. Dosyanın işlemden kaldırılmasının ardından yeniden haciz talep edilebilmesi, alacaklının yenileme talebinin borçluya tebliğ edilmesine bağlı tutulmuştur.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 78Kaynağı aç
Madde 78 – (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) (Değişik birinci fıkra:22/7/2020-7251/49 md.) Ödeme emrindeki müddet geçtikten ve borçlu itiraz etmiş ise itirazı kaldırıldıktan sonra mal beyanını beklemeksizin alacaklı, haciz konmasını isteyebilir. Ancak, alacaklı dilerse haciz talebinde bulunmaksızın Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden, bu sisteme entegre bilişim sistemleri vasıtasıyla borçlunun mal, hak veya alacağını sorgulayabilir. Sorgulama sonunda Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi, varsa borçlunun mal, hak veya alacağının mahiyeti ve detayı hakkında bilgi verir ve bu durumda sistem üzerinden de haciz talep edilebilir. Bu takdirde icra dairesi, tespit edilen mal, hak veya alacağı elektronik ortamda haczeder. Sorgulama sonunda edinilen bilgiler hukuka aykırı olarak paylaşılamaz. Sorgulama ve haciz işlemlerinin yürütülebilmesi için kamu kurum veya kuruluşları ile 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 3 üncü maddesinde tanımlanan kredi kuruluşları ve finansal kuruluşlar, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi ile kendi sistemleri arasında entegrasyonu sağlar. Sorgulamanın tür, kapsam ve sınırı ile diğer hususlar Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir. (Değişik:6/6/1985-3222/9 md.) Haciz istemek hakkı, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren bir sene geçmekle düşer. İtiraz veya dava halinde bunların vukuundan hükmün katileşmesine kadar veya alacaklıyla borçlunun icra dairesinde taksit sözleşmeleri yapmaları halinde taksit sözleşmesinin ihlaline kadar geçen zaman hesaba katılmaz. Alacaklı isterse, haciz talebinin vukuuna dair bir vesika verilir. Bu vesika hiç bir harç ve resme tabi değildir. Haciz talebi kanuni müddet içinde yapılmaz veya geri alındıktan sonra bu müddet içinde yenilenmezse dosya muameleden kaldırılır. Yeniden haciz istemek, alacaklı tarafından vukubulan yenileme talebinin borçluya tebliğine mütevakkıftır. İlama müstenit olmayan takiplerde yenileme talebi üzerine yeniden harc alınır. Yenileme masraf ve harcları borçluya tahmil edilmez. 2 – Hacze başlama müddeti:
Faturaya sekiz gün içinde itiraz edilmezse ne olur?

Faturayı teslim alan kişi, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde içeriğine itiraz etmezse faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır.

Cari hesap sözleşmesi sözlü olarak kurulabilir mi?

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 89/2 uyarınca cari hesap sözleşmesi yazılı yapılmadıkça geçerli olmaz.

Ödeme emrine itiraz süresi ne kadardır?

Borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde itirazını icra dairesine dilekçeyle veya sözlü olarak bildirmek zorundadır.

Kısmi itiraz yapıldığında takip ne şekilde ilerler?

Borcun bir kısmına itiraz eden borçlu miktar ve ciheti açıkça belirtmişse yalnız itiraz edilen kısım durur, kabul edilen miktar yönünden takibe devam edilir.

İtirazın iptali davası açma süresi nedir?

Alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurarak itirazın iptali davası açabilir.

Faturanın ticari defterde kayıtlı olması teslimi ispatlar mı?

Salt faturanın bulunması veya defterlerde kayıtlı olması teslimi ispata yetmez; malın teslim edildiğinin irsaliye, tutanak veya teslim fişiyle tevsik edilmesi gerekir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu